2 Sayfadan 1. 12 SonSon
Toplam 12 sonuçtan 1 ile 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    natilyus81

    alevilik inancı

    Aleviler Allah'i tanirlar. Hazreti Muhammed'in son peygamber olduguna, Hazreti Ali`nin ise veliligine inanirlar.

    Bu inançlarini, "Ya Allah, ya Muhammed, ya Ali" üçlemesiyle dile getirirler.

    Ancak ibadet sekilleri farklidir. Ornegin ramazan ayinda degil, muharrem ayinda oruç tutarlar. Orucu bir ay boyunca degil, 12 gün tutarlar. Ibadetlerini gece ve özellikle kisin yaparlar.

    Bunun nedenini, Rum Suresi'nin 20'nci ve 7'nci ayetiyle açiklarlar: "Rabbin senin gecenin üçte ikisinde, bazen de gecenin yarisinda, bazen de üçte birinde senile beraber bulunan bir toplulukla birlikte ibadet ettigini bilir. Çünkü senin gündüz uzun uzun islerin vardir".
    Aleviler peygamber olarak kimi kabul ederler?

    Aleviler Hz. Muhammed´i peygamber olarak kabul ederler.

    Aleviler bütün peygamberler bağlıdırlar.

    Son peygamber olan Hz. Muhammed´e bağlılıkları ve inançları sonsuzdur.

    Bazı iftiralar sonucu Alevilerin Hz. Muhammed´i peygamber olarak kabul etmedikleri düşüncesi oluştu. Bu tamamen Alevi inancına terstir. Hz. Muhammed, Alevilerin inandıkları, bağlandıkları peygamberdir.


    ALEVİLİKTE NAMAZ

    Öncelikle namaz kelimesinin manasına bakmak gerek.
    Namaz Farsçadan dilimize geçmiştir. Arapça salah anlamına gelmektedir.
    Salah ise dua, niyaz anlamına gelmektedir.
    Kuran’da ise şekilsel namazın kaç rekat olacağı hangi duaların okunacağı yazmamaktadır.
    Kur’an’da 80 küsur yerde “secde” ve 264 yerde “dua” ibadeti faaliyeti geçmektedir ki, Aleviler de bu faaliyetleri “Niyaz” olarak yapmaktadırlar.
    Nisa suresi 103. ayette şöyle yazar “Allah’ı ayaktayken, otururken ve yan yatarken zikredin”
    Buradan açıkça belli ki Allah’ı anmanın şekli ve şemali yoktur.

    Aleviler Cemlerde halka namazı kılarlar. Burada zaten Kuran_ı Kerimde yazan secde,niyaz,ruku kelimeleri uygulanır.

    . Alevilerde kıble insanın cemalidir, kıyam salavat ile ayağa doğrulmadır, kıraat ise Kur’an sure ve ayetlerinin duvaz ve nefeslerle diz üstü gelinerek saz eşliğinde okunmasıdır. Rükû’ya varma, Secde’ye inme, Sücûd yere niyaz, alın koyma, çapraz el bağlama, boyun bükme gibi vücud ritüellerini; Alevi cem ibadetinin her safhasında görmek mümkündür. Bu ibadet biçimine: “Halka Namazı” denir. Aleviler, Ayn-i Cem’de “Allah...Allah !” ya da “Huu...Huu... !” nidalarıyla yakarırlar ki; bu davranış biçimselliği, Araf Suresi 55. Ayeti’ne dayanmaktadır. Bu Sure de şöyle emredilmektedir: “Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin...” Bu toplu tapınma ve yakarmalar sonrasın da; canlar duazlar ve deyişler çalınıp söylenirken “için için” dua ederler ve huşu içinde sağa sola hafifçe salınırlar, ellerini dizlerinin üstüne öne doğru sürerek çekerler.
    Bu satırlardan belli olunacağı gibi Cemlerinde halka namazı sırasında Kuranda geçen ruku,secde kelimelerini uygulamaktadırlr...


    Alevilikte Oruç


    Alevilerde Muharrem Orucu vardır.

    Kuran-ı Kerim'de
    Andolsun tan yerinin ağırma vaktine, on geceye” Fecr Suresi, 1, 2

    Bu ayet Muharrem orucuyla ilgilidir ve 10 gün olduğu aşikar şekilde bellidir..Ama bizler 12 İmamlar adıan bir güne tamamlamak için 12 gün tuttarız hatta bazılarımız Masum-u Paklar içinde 3 gün daha tutarlar ve 15 gün olur.

    Yine Kuran’da: “Ey iman sahipleri! Oruç sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi, sizin üzerinize de yazılmıştır. Bu sayede korunmanız umulmaktadır”Bakara Suresi, 183

    Bu ayetlede Hz. Muhammet'ten öncede bu orucun tutulduğunu söylüyor.

    Hz. Nuh tufandan kurtulunca 10 gün oruç tutmuştur.
    Yunus balığın karnından çıkınca 10 gün oruç tutmuştur.
    Hz. Adem eşiyle buluştuğunda 10 gün oruç tutmuştur.

    Hz. Muhammed Emevilerin zulmünden kurtulmak için Medine’ye hicret etti. Medine’ye sağ salim dönmesinin şükranlığı olarak on gün oruç tuttu ve aşure pişirdi.

    İşte bu nedenlerle aleviler Muharrem orucu tutarlar Ramazan ayında ise tam bir sayı belirtilmediği için Kadir gecesi de dahil olmak üzare 3 gün oruç tutarlar.

    Ve sadece yememekle içmemekle oruç tutmazlar. Göz orucu vardır:Kimseye kötü gözle bakmamak için
    Dil orucu vardır: yalan söylememek kimsenin kalbini kırmamk için
    Zihin orucu vardır: fitnelik fesatlık düşünmemek için..


    Alevilerde Abdest

    Aleviler abdest almaz gibi bir saçmalık bulunmaktadır. Tıpkı mum söndü olayı gibi tamamen alevileri karalamak için uydurulmuş bir saçmalıktır.
    Alevilikte Halka Namazı için ön şartlardan biri "abdest" almaktır. Ceme katılacak her kişi önceden kendi vücut temizliğini yapmak zorundadır. Yapılan bu temizlik abdest almayla özdeştir. Bu temizlenmede ayağını yıkarken "ayaklarımla kötü yola gitmeyeceğim" diye niyet eden kişi, ellerini yıkarken "elini harama uzatmayacağına", ağzını yıkarken "dili ile kötü söz söylemeyeceğine", yüzünü yıkarken "kimseye kötü gözle bakıp, yüz kızartıcı bir suç işlemeyeceğine" niyet eder.
    Alevilikte ibadet biçimi olan cemlerde ise oniki hizmet sahibinden biri olan "ibrikçi" nin döktüğü su ile ellerinin sadece parmaklarını yıkama şeklinde gerçekleşen sembolik anlamda abdest alınmaktadır ki, bu abdest tutulan niyetlerin toplum huzurunda teyid edilmesi anlamını ifade eder. Alınan bu abdestte amaç ahlaksal arınma ve iç temizliğinin sağlanmasıdır.

    Her Alevi-Bektaşi senede bir, dede ve köy halkının katılımı ile gerçekleşen "Baş Okutma" cem töreni ile toplumdan rızalık alıp, "yol'un" yasakladığı suçları işlemeyeceğini toplum ve dede huzurunda teyid eder. Talibin "yunması", "yıkanması" ve "manen temizlenip arınması" anlamına gelen bu abdeste alevilikte "Yıl Abdesti" adı verilir. Yıl Abdesti; Sünni inanç mensuplarında olduğu gibi tuvalete çıkmak, eşiyle birlikte olmak gibi durumlarda bozulmamakta, ancak abdest alınırken tutulan niyetlerden birinde zaafa uğrayarak (zina, hırsızlık, adam öldürme vb.) inancın yasakladığı suçlardan birini işlemesi durumunda, inanç mensubunun "düşkün" ilan edilerek cezalandırılması sureti ile bozulmaktadır. Fiziki temizlik Halka Namazı için esas olmakla birlikte cemlerde alınan abdestte fiziki bir temizlenmeden çok, manevi anlamda bir arınma ve iç temizliğinin gerçekleştirilmesinin amaçlandığı görülmektedir.


    kızılbaş

    Kızılbaşlık Aleviliğin diğer adıdır.. Sünni kesimlerce Alevilere genellikle Kızılbaş denir..
    Bir rivayete göre Peygamber bir savaşta yaralanır ve HZ Alide Peygamberin kanı yere akmasın diye Peygamberin kanını alıp başından aşağıya akıtır...
    Diğer bir rivayete göre de HZ Alinin ordusu Kızılbaşlık takarmış..
    Diğer rivayet ise Safevi Kızılbaşlarının ve önderlerinin Kızılbaşlık takmasıdır...

    Osmanlı ise Alevilere çok eski zamanlarda '' Işıklar ''
    Daha sonraki zamanlarda ise '' Rafıziler ve Kızılbaşlar '' demiştir..





  2. #2
    Suzie

    Alevilikte Cenaze Töreni

    ALEVİ-BEKTAŞİ İNANCINDA CENAZE HİZMETLERİ



    1- HAK DÖŞEĞİNE KONULMASI

    Bir can ruhunu Hakk'a teslim ettiğinde o an en yakınında bulunan bir kimse, " Ya Hak,Muhammet,Ali Şefaatinden mahrum eyleme " diye tekbir getirerek Hakk'a yürüyen Can'ın gözlerini kapatır.

    Temiz bir bez , mendil ya da tülbent ile çenesini bağlar. Elbiseleri çıkarılarak, bir çarşafa sarılıp "Rahat döşeğe-Hak döşeğine" bırakılır. Elleri yanlarına düzgün bir şekilde uzatılır. Her iki ayak baş parmakları bir bezle birbirine bağlanır. Sırt üstü yatırılan mevtanın üzeri tamamen kapanacak şekilde temiz bir çarşafla ya da bezle örtülür.

    2- YIKAMA

    Hakk'a yürüyen can, teneşire büyük bir dikkat, saygı ve özenle taşınır. Bu sırada bir gülbank okunur. " Ber Cemal-i Muhammed, Şah-ı velayet, İmam Ali, İmam Hasan, Şah Hüseyini Pir bilene verelim candan salavat.( Bu sırada orada bulunan canlar salavat getirirler)


    Dede: " Hakk'tan geldik, hakk'a gidiyoruz. Can kıblesine döndük, Yüce Tanrım Hakk'a yürüyen Can senin aşığındır. Sen Canansın O da Can'dır. Şimdi Can bedeni terk etti. Bedeni toprağa dönecek don değiştirecek. Canı ruhu ise sana dönecek. Mürşidimiz Muhammed, Pirimiz Ali, Ehl-i beyt'in yüzü suyu hürmetine sana dönen bu Canı sancağının altına alasın, saklayasın, bekleyesin. GERÇEĞE HÜÜ." diye gülbank verir.

    Bu dualar, gülbanklar verilirken mevtanın üzerine iki kat ya da kalın bir "stil bezi" örtülür. Bu bezin kalın ya da iki kat örtülmesinin sebebi vücudun iç kısmını ve avret yerlerini göstermemesi amaçlıdır. Önce avret yerleri yıkanır ve bir pamuk ya da bezle tıkanır. Yıkama esnasında akıntı olmasına karşı tedbir olarak öncelikle bu işlem yapılmalıdır. Sonra vücudunun üst kısmından başlayarak, vücudunun her bölümünde ayrı eldiven ve singer kullanarak bol sabunlu ılık suyla iyice yıkanır. ( 4 takım eldiven ve singer gereklidir!) Yıkama esnasında mevtanın erkek ise erkek müsahibi, kadın ise bayan müsahibi yıkamaya yardımcı olur.

    Bu aşamadan sonra müsahibi varsa öncelikle müsahibinden başlamak üzere en yakın akraba ve arkadaş dost, komşular sırası ile mevtayı ziyaret eder, bir miktar su dökerler. ( Can suyu)

    Yıkama bittikten sonra mevta üst tarafı temiz bir havlu ile, alt tarafı ayrı bir havlu ile başı da ayrı bir havlu ile kurulanır. Cenazenin sarılacağı kefen bezinin altına sargı bezleri (ayaklarına , beline ve boynuna gelecek şekilde) önceden yerleştirilir. Üzerine sargı bezi açılır. Cenaze bu sargı bezinin üzerine sırt üstü yatırılır.

    Erkek kefeni üç parçadır. Ahiret gömleği, eteklik ve sargıdan oluşur. Kadın kefen ise 4 parçadır. gömlek, eteklik, sargıya ilaveten baş örtüsü ve göğüs örtüsü bezi bulunur.

    Sargı bezinin üzerine yatırılmış olan mevtaya Ahiret gömleği giydirilir. ardından eteklik sarılır. Sonra sargı bezi her iki taraftan vücudu iyice saracak şekilde, baş ve ayaklar görünmeyecek şekilde sarılır. Baş ve ayak uçlarından ve belinden bağlanır. Bu bağlar mevta kabire konulduğunda çözülür.
    Kefenleme işleminde önemli bir kural ise kefen bezinin mevtanın kendi kazancından sağlanması ilkesidir. Mevta kefene konulduktan sonra yüzü açılır. Akraba , komşu ve yolculamaya gelenler iseğe bağlı olmak üzere, Hakk'a yürüyen Can'ı son kez görürler. Ziyaret esnasında gözyaşı dökülmez, ziyaret sonucu kefenin başı da kapatılır.


    3- HELALLİK ALINMASI

    Hakk'a yürüyen Can'ı uğurlamaya gelenlerden "Helallik" alınır. Bu Helallik töreni hem Hakk'a yürüyen Can 'ın evinin önünde, hem de Cenaze töreninin yapılacağı yerde alınır. Buna Alevi- Bektaşi inancında " Helallik Meydanı" da denir.


    Hakk'a yürüyen can, evinin önünde uygun yükseklikte bir yere konur. Dede helallik isterken diğer canlar cemlerde olduğu gibi yarım ay biçiminde ayaklar mühürlenerek ve eller göğüste çapraz bir vaziyette dar duruşuna geçerler. Çünkü dar duruşu bir teslimiyettir.

    Dede " Hakk'a yürüyen ( erkek ya da bayan adı ile anılarak) ......... Can'ı nasıl bilirdiniz?" diye sorar. Canlar " İyi bilirdik, Hak Muhammed Ali, dondan dona , Candan Cana taşısın." derler.


    Ardından Dede " Ey canlar, Hakk'ı hakikatı özünde gören, bu yüzden En-el hak diyen, 72 millete bir nazarla bakıp, eline , diline , beline sahip olmayı kendisine ilke edinen, dini sevgi, kabesi insan, kitabı bilim, mazlumun yanında, zalimin karşısında yer alan ve şimdi Hakk'a yürüyen bu can (bu yol eri, ya da bacısı) sizin içinizde yeyip içti, sizlerle yaşadı. Belki de hak yedi, şimdi göçtü, hakk'a yürüdü.
    Bu can üzerinde maddi , manevi hakkınız olabilir, varsa helal ediyormusunuz? diye sorar. Canlar "Helal ediyoruz" derler.


    Bu soru üç kez tekrarlanır. Her defasında Helal ediyoruz cevabı alınır. Ardından Dede " Hakkımız varsa helal ediyoruz diyen canlardan Hak Muhammed Ali razı olsun der. Sonra Dede duaya başlar...

    "Ya Hakk, ya Muhammed, ya Ali. Yücelerden yüce tanrım. Can kıblesine döndük, sana yalvarıyoruz, sana yakarıyoruz. Hepimiz senden geldik, sana döneceğiz. Hakk'a yürüyen bu ............... can, yönünü sana çevirmiş, sana dönüyor. Seni Hakk bilen, Hz. Muhammedi mürşid bilen, Hz. Ali'yi Pir bilip, Ehl-i Beyte gönülden bağlı olan bu Canı, İmam Hasan, İmam Hüseyin aşkına bağışla.


    Bismişah...Allah Allah... Hakk Muhammed Ali, On iki İmam, Pirimiz , Üçler , beşler yediler, Ondört masum-u Pak'lar, On yedi kemerbestler, Kırklar, Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli aşkına bağışla. Hakk'a yürüyen, Can'ın geride kalan yakınlarına, yol kardeşlerine, sabretme gücü ve sağlıklar ihsan eyle , Burada bulunan bütün can'ların geçmişlerinin ruhu şad eyle.

    Ya Hakk.. Hepimize Hakk Muhammed Ali diyerek don değiştirme nasip eyle. Hakkın huzurunda Dem-i Ali, Sırr-ı Nebi, Pirimiz üstadımız Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli ve tüm yol erenlerinin ve gerçeklerin demine devranına hüü diyelim, verelim candan salavat... der.

    Salavat: (Allahume salli ala seyyidina Muhammed ve ala Ali seyyidina Muhammed. La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah, Aliyyül Veliyullah, Mürşid-i Kamilullah,)
    Bu gülbank ile HELALLİK alınmış olur. Helallik meydanı töreni biter.

    4- CENAZE TÖRENİ (CENAZE MEYDANI)

    Helallik Gülbangı'nın ardından Cenaze töreni (ya da Meydanı) başlar. cenaze törenine gelen canların Cem törenine gelir gibi, tertemiz yıkanmış olmaları gerekir.

    Cenaze Musalla taşına konur. Canlar cenazenin ardında yarım ay biçiminde toplanırlar. Dede ise cenazeyi önüne alarak canları karşısına alır ve cemal cemale Ayn-i Cem de olduğu gibi tören başlar.

    (Alevi-Bektaşi geleneği bugün sünni anlayışla uygulanmaktadır.)

    Cenaze töreninde kadın erkek yanyana safa durur.(Artık sünnilerin bile cenaze törenlerinde kadın- erkek yan yana saf durmaktadırlar.) Canlar ellerini çapraz bir şekilde göğsünde buluştururlar. Cem töreninde olduğu gibi ayaklar mühürlenip "Dar" durumuna geçerler. Alevi- Bektaşi erkanı böyle olması gerekirken bugün sünni anlayışın uygulamaları yapılmaktadır.


    Cenaze töreni ‘’Hakk Ya Muhammed Ya Ali’’ tekbiri ile başlar. Bu tekbir söylenirken başlar yukarıya kaldırılır.( Alevi- Bektaşi inancında asıl olarak " Allahuekber" diye tekbir yoktur, sonradan törenlere bir şekilde eklenmiştir. (İmam-ı Cafer Cenaze töreninin secdesi ve rukusu olmadığı için namaz olmadığını belirtmiştir.)

    Dede cenazenin baş kısmında durarak tekbirden sonra duaya başlar. Bismişah... Ya Hakk, Ya Muhammed, Ya Ali.

    Yüce tanrım, Hakk'a yürüyen ............. can için durduk sana duaya.Yüzümüzü döndük Kıble-i Beytullah'a. Uyduk Hakk ,Muhammed, Ali ve On iki İmama...

    Yücelerden yüce Ya Hakk. Can Kıblesine döndük. Düşündük , yaradılanı gördük, yaradana inandık , yaradanı İnsan-ı Kamil'de bulduk. En- el Hakk olduk,

    Bağışla bizi Ya Hakk. Sana yürüyen , sana uçan , sana doğru uğurladığımız, sana doğru yolculadığımız bu Can'ı bağışla.


    Bilenler bildikleri bir duayı okusun, bilmeyenler Hak Muhammed Ali aşkına salavat getirsin... der.

    Dede: "Ya Hakk, Ya Muhammed, Ya Ali " der. Bu söz söylenirken başlar yukarıya doğru kaldırılır.

    " Hakikat abdestini aldık . Günahımız sevabımız boynumuzda niyaza geldik . Medet mürvet Şahım darına durmaya geldik.


    Ezelden seyrettik biz bu alemi, Güneş doğmadan, ay doğmadan, Aydan günden ezelden.Bu mülke biz gelmiş gitmiş idik ezelden . Günahlarımızı, sevaplarımızı bir mizanda tartmış idik ezelden. Konağımız ışıktır, handan ezelden. Cananı gördük hoş olduk, Özümüzü tanıdık yol olduk. Ana rahmine düştük kandan ezelden. GERÇEĞE HÜ. MÜMİN E YA ALİ...



    Dede : Ya Hakk, Ya Muhammed, Ya Ali...

    Bu can Hakk'a yürüdü. Kainatın temsilcisi idi. Hakk ile buluştu, yaradana kavuştu. Yeni bir dona , yeni bir cana , bin bir cana karıştı.

    Bu can ölmeden evvel binlerce kez ölmüş , binlerce kez de dirilmiş idi. Şimdi bu can başka bedenlerde yeniden dirilecek, bu canın bedeni canlı cansız her şeye sinecek.Kainat durdukça yaşayacak bu can canan içinde. Gerçeğe hü Mümine Ya Ali...

    Dede: Ya Hakk, Ya Muhammed, Ya Ali...

    Dostlar, bu Can Hakk'a yürüdü. Ruhu ortada kaldı. . Hakk'a teslim olan bedendir. Ona bedensiz kalmanın acısını çektirmeyelim. Yaşadığınız müddetçe Hakk'a yürüyen bu canın ruhunu, özünüzde yaşatabilir misiniz? Bu soruyu üç kez tekrarlayan dede 3 kez "İsteriz" cevabını aldıktan sonra : Hak Muhammed Ali sizlerden razı olsun. dilekleriniz, dualarınız, Hak Muhammed Ali'nin gönül defterine kaydedilsin. Her daim dile gelsin. GERÇEĞE HÜ MÜMİNE YA ALİ.

    SELAMLAMA

    Tekbirden sonra sağa dönerek SELAM OLSUN HAKK'IN HUZURUNA VARANLAR. denir bu esnada sol el aşağıya sarkıtılır. Sonra sola dönerek " SELAM OLSUN GERÇEĞE HÜ DİYE DUA EDENLER" der ve sağ el de aşağıya sarkıtılır.


    Sağa sola selam verildikten sonra dede " Rıza-i Lillah için Hakk'a yürüyen bu can için, bildiğiniz bir duayı yapın der. ( Bilenler bildikleri bir duayı, bilmeyenler Hak Muhammed Ali'ye salavat getirir.)

    Böylece Cenaze töreni sona erer.


    5- MEZARA KOYMA

    Daha sonra Hakk'a yürüyen can mezara konur. Üzeri yarım çatı şeklinde kapatılır.Bu sırada dede GÜLBANK VERİR.


    " Ey sonsuz keremli Yüce tanrım. Divanına geldik, darına durduk. Ya Hakk...Dualarımızı, Muhammed Mustafa aşkına, Aliyyel Murteza aşkına, On İki İmamlar aşkına kabul eyle...


    Ya Hakk... Kusurlarımıza bakma, Gönlümüze kin, kibir, gammazlık, garezlik, hasetlik sokma. Kalbimizi kara, yüzümüzü yara etme. Hastalarımıza şifa, detlerimize deva eyle.


    Ya Hakk... Görünür , görünmez kazadan, beladan, şerden, münkirden, nursuzdan, pirsizden, yolsuzdan bizleri koru. Bizlerden doğacak zümreyi İnsan-ı Kamil eyle Ehli-beyt davasının gönül erlerinden eyle. Ya Hakk... Evlat isteyene evlat, nimet isteyene nimet, kısmet isteyene kısmet nasip eyle. Ya Hakk... Gökten hayırlı rahmet, yerden hayırlı bereket ihsan eyle. Ya Hakk...Don değiştiren, Hakk'a yürüyen ana - baba, konu - komşu, çoluk - çocuk, kimsesi olmayan , mezar taşı dahi belli olmayanların gönül defterine kaydeyle ya Hakk...Yücelerden yüce Ya Hakk...


    Okuduğumuz gülbankları, duaları Nebilerin, Velilerin Muhammed Ali'nin gönül defterine kaydeyle ya Hakk. Ya Hakk, Kerbela'da biat etmeden canını verenlerin ruhlarına hediye eyledik, kabul eyle ya Hakk.On İki İmamın, Ehl-i Beyt'in gönül defterine kaydeyle ya Hakk. Ya Hakk... Muhammed Ali yolunda can verenlerin, çilesini çekenlerin aziz ruhlarına hediye eyledik gönül defterlerine kaydeyle ya Hakk... İnsanlığa ışık tutanların, Hallac-ı Mansurların, Seyyit Nesimilerin, Pir Sultanların ve insanlık yolunda,hak yolunda, halk yolunda can veren şehitlerin ruhuna hediye eyledik, gönül defterine kaydeyle ya Hakk...


    Hakk'a yürüyen , sana doğru uçan, sana doğru yolculadığımız .............Can'ın gönül defterine kaydeyle ya Hakk...


    Bu gülbanktan sonra Dede, son olarak hazırda bulunan canlara bildikleri bir duayı okumalarını öğütler ve cenaze töreni biter.( Cenaze törenlerinde Fatiha okunması mecburiyeti yoktur. İmam Cafer Buyruğu, bilinen bir duayı, genellikle salavat getirmeyi, ve On İki İmam'ın adını sayıp bilinen bir dua ile söylenmesini öğütler.)


    Dede bu tören sonrasında Hakk'a yürüyen Can'ın evine hane halkı ve yakın akrabalarını toplar. Hakk'a yürüyen Can'ın vasiyeti varmıdır? diye sorar. Borcu var mıdır? diye sorar. Var ise dedenin huzurunda açıklanır. Borcu varsa ödeme şekli kararlaştırılır. Rızalık alınır. Cenaze töreni ardından katılanlara lokma verilir.Cenaze evine birkaç gün komşular tarafından yemek verilir, ev işleri yapılır.

    Hüseyin Gazi Metin
    Dede


    Alıntı

  3. #3
    Feraya
    Hayirli sabahlar,
    siteyi tesadüfen buldum ve kayit olali pek uzun zaman olmuyor. Vakit buldukcada yazilari okumaya calisiyorum. Simdiye kadar burada hic yazmadim. Fakat simdi tesekkür etmek daha dogrusu takdir etmek icin yazmak istedim. Alevilik hakkinda cok öz ve güzel bir aciklama yapmissiniz. Ön yargilarimizdan ve bunlarla alakali korkularimizdan ancak bilgilenerek kurtulabiliriz. Ne acidirki asirlardir ayni topraklari, ayni kültürü ve hatte ayni dili ve tarihi paylastigimiz halde, kendi dindaslarimizi öcü gibi görmüs ve cok haksizliklara ugratmisiz. Ben kendi sahsima sunlari belirtmek istiyorum: benim sahsi görüsüme göre din (hangisi olursa olsun) hic kimsenin ve hic bir grubun vs. tekelinde degildir!!! Müslüman (Allah´a teslim olan demektir) ve bu kelimenin anlamina göre, kendini Rabbine (TEK KUDRET) teslim etmis inanmis olan her insan sonuc itibariyle benim icin müslümandir. Kurani Kerimde öbür dinler gibi parcalanmayin, bölük bölük olmayin diye ikaz ediyor. Ama bildigimiz gibi müslümanlarin daha dogrusu islami kabul edenlerin bir kismi, daha peygamber efendimizin (s.a.v)nasi bile sogumadan ayirimciliga, yani bölünmeye baslamistir. Geldigimiz noktayi hepimiz görüyoruz ve halazir bu bölünme yüzünden kanlarin döküldügüne sahidiz (Irak, Iran..), maalesef! Sahsim icin bir seyi itiraf etmek istiyorum: benim bütün ailem hem anne hem baba tarafi tamamen sünni ve bende bundan 10 sene evveline kadar soruldugunda kendim icin sünniyim diyordum. 10 yildir artik soruldugunda "benim dinim islam ve sadece müslümanim, herhangi bir meshebim yok!" diyorum. Tahmin edebileceginiz gibi bu aciklamamdan sonra cok cirkin saldirilarada maruz kaldigim oluyor. Ama konu bu degil ve zaten benide pek irgalamiyor. Hesap verecegim mevki bellidir. Kimsenin iznine veya tasdigine gerek duymuyorum. Her zaman fikir tartismalarina acigim. Fakat fikir tartismalari nedense bir cok insanlar tarafindan daha basindan tek bir amacla sürdürülüyor "benim görüsüm dogrudur ve kabul et!"
    Beni en cok kahreden ne biliyormusunuz? Bir gün bile Kurani Kerimi eline alipta bir kere bile türkcesinden okumadan ahkam kesen insanlar. Halazir "arapca dua etmezsen Allah kabul etmez" deyen insanlar var. NE ACI!!!
    Neyse cok fazla uzattim. Ellerinize ve yüreginize saglik. Insaallah hepimiz önce insan olabilmenin ne büyük seref oldugunun bilincine varabiliriz. Zaten bu serefin bilincine vardiktan sonra, Allah´a varan yollarda sen ben kavgasi olmadan ilerlememize hic bir engel kalmayacaktir. Einstein ne demis? "Hic bir sey bilmedigimi biliyorum!"
    Zira herseyi gercek manasiyla sadece YARATEN bilir ve biz onun bildirdigi kadarini hazmetmeye tüm gücümüzle ugrasmakla yükümlüyüz... (sadece nacizane fikrim)
    Herkesin (biraz gec oldu) mübarek mevlid kandilini kutlar, Allah´tan tüm yaratilanlara hayirlara vesile olmasini dilerim.
    Feraya

  4. #4
    natilyus81
    tşk ederimmbu yazıyı okuyup biraz olsun alevilikle ilgili önyargıları en aza indirebiliyorsam ne mutlu bana..

  5. #5
    Kuranda ayet var ama Ramazana erişen o ayda oruç tutsun diye, hani sonsuz bağlılık Muhammed'e ?? Çok çelişik bu durumlar, daha neler vardır kim bilir...

    Namazın nasıl kılınacağını Peygamberimiz öğretmiştir... 4 Hak mezheb diye devam eder bu sözler ama yeter sanırım bu kadar

  6. #6
    elos02
    Dün başlatmış olduğum alevilikle ilgili açıklamalara katkıda bulunduğunuzdan dolayı Natilyus81 ve Suzie teşekkür ediyorum. umarım bilinçlenmek adına işe yarar da bazı önyargılar ortadan kalkar...
    sevgilerimle..

  7. #7
    Feraya
    Alıntı Seyyar Diyari Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kuranda ayet var ama Ramazana erişen o ayda oruç tutsun diye, hani sonsuz bağlılık Muhammed'e ?? Çok çelişik bu durumlar, daha neler vardır kim bilir...

    Namazın nasıl kılınacağını Peygamberimiz öğretmiştir... 4 Hak mezheb diye devam eder bu sözler ama yeter sanırım bu kadar

    Evet namazin seklini peygamberimiz belirlemistir fakat 4 hak mezhep diye bir sözle devam etmez, cünkü peygamber efendimiz zamaninda mezhep diye bir sey söz konusu bile degildi. Mezhep okul anlamina gelir ve ilk kurulan mezhep yanilmiyorsam peygamber efendimizin ölümünden 250-300 sene sonra kurulmustur.
    Feraya

  8. #8
    Alıntı Feraya Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Evet namazin seklini peygamberimiz belirlemistir fakat 4 hak mezhep diye bir sözle devam etmez, cünkü peygamber efendimiz zamaninda mezhep diye bir sey söz konusu bile degildi. Mezhep okul anlamina gelir ve ilk kurulan mezhep yanilmiyorsam peygamber efendimizin ölümünden 250-300 sene sonra kurulmustur.
    Feraya
    Mezheb: Hizb kelimesinden türer ve Hizb, ayrılma, sapma, taraf olma anlamındadır. İslam'ın öğrenilmesindeki güçlüklerden ve çıkan anlaşmazlıklardan dolayı ortaya çıkmışlar diye biliyorum. 4 Hak mezheb diye bişey de vardır ayrıca

  9. #9
    Yunus Emre 77

    Lightbulb

    Abbas TAN : Dört Kapı - Kırk Makam
    Alevilikte tanrıya ulaşmanın yolu insana olan sevgi ve ibadet etmektir. Bu ibadet tanrının ihtiyacı olduğu için değil, tatmin olmak içindir.
    Dört kapı deyince Şeriat, Tarikat, Hakikat, Marifet'tir. Kırk makam bu dört kapının içerisinde sayılmaktadır.
    Şeriat; henüz olgunlaşmamış,inancı ve din kurallarını yeterince bilmeyen insanların topluma zarar vermemesi için din kuralları içerisinde eğitilmesi.
    Tarikat; Dış engellemelerden kurtularak kendi istek ve arzuları doğrultusunda, iyilikleri esirgemeden yaşama dönemidir.
    Marifet; Eğitim seviyesini yükseltmek, düşünce ve duygularıyla yaşamak,inançta tanrısal sırlara ermek.
    Hakikat ; İnançsal anlamda en yüksek mertebeye ulaşmak, kendisini hakla bütünleşmiş olarak görmek.
    Hacı Bektaşi Veli bir söyleşinde Dört kapıdan bahsederken ;
    Kul, Tanrı’ya Kırk Makamda erer, ulaşır,dost olur. Bu makamların onu Şeriatın içinde, onu Tarikatın içinde, onu Hakikatın içinde, onuda Marifetin içindedir."
    Dört Kapı, İnsanın yaşamında Hak’ka ulaşma için verdiği manevi uğraşıda birer aşama olduğu söylenir.
    Şeriat Makamları :
    1. İman etmek,
    2. İlim irfan öğrenmek,
    3. İbadet etmek,
    4. Kötülüklerden uzaklaşmak,
    5. Ailesine faydalı olmak,
    6. Çevreye ve topluma zarar vermemek,
    7. Yol önderinin emirlerine uymak,
    8. Şefkatli olmak,
    9. Temizliğe önem vermek,
    10. Zararlı işlerden sakınmak.

    Tarikat Makamları :
    1. Tevbe etmek,
    2. Mürşidin öğütlerine uymak,
    3. Temiz giyinmek,
    4. İyilik yolunda mücadele vermek,
    5. İnsana hizmet etmeyi sevmek,
    6. Haksızlıktan korkmak,
    7. Ümidi yitirmemek,
    8. İbret almak,
    9. Cömert olmak,paylaşımcı olmak,
    10. Özünü fakir görmek.
    Marifet Makamları :
    1. Eline-diline-beline (edep),
    2. Bencillik,kin ve nefretten uzak olmak,
    3. Perhizkarlık,
    4. Sabırlı ve kanaatkar,
    5. Utanmak(Haya),
    6. Cömertlik,
    7. İlim sahibi olmak,
    8. Hoşgörü sahibi,
    9. Özünü bilmek,
    10. Ariflik.
    Hakikat Makamları:
    1. Alçak gönüllü olmak,
    2. Kimsenin ayıbını görmemek,
    3. Yapabileceği hiçbir iyiliği esirgememek,
    4. Allah’ın yarattıklarını sevmek,
    5. İnsanlar arasında ayrım yapmamak,
    6. Birliğe yönelmek ve yöneltmek,
    7. Gerçeği gizlememek,
    8. Mana’yı bilmek,
    9. Sırrı öğrenmek,
    10. Allah’ın varlığına ulaşmak.

    Dört kapıyı Mehmet Yaman, "Alevilik" adlı kitabında farklı değerlendirmiştir.
    Şeriat, anadan doğmak.
    Tarikat; ikrar vermek.
    Marifet ; nefsini bilmek.
    Hakikat ; Hakk’ı özünde bulmak. gibi tarif etmektedir.
    Bazı yazarlara göre ;
    Şeriat ; Hz. Muhammed devri.
    Tarikat ; Hz.Ali ve Hacı Bektaşi Veli dönemi.
    Marifet ; Bilimin ve fennin geliştiği yeni çağ.
    Hakikat ; İnsanlığın mutluluğa ve kesin barışa ulaşacağı devirdir.
    Dört Kapı farklı bir şekilde de tarif edilmektedir.
    Şeriat : İlkokul.
    Tarikat : Ortaokul
    Marifet : Lise
    Hakikat : Üniversite.
    Dört kapıyı anlayabilmek için Aleviliği kabullenmek ve yolu benimsemek gerekir. Alevi inanç ve ibadetini yukarıda saydığım gibi temelden başlayarak öğrenmek yaşayarak öğrenmek gerekir.
    Bütün bunları yaşarken biraz da bilimsel bakıldığında Dört kapının çok daha farklı bir tarifi ile karşılaşırsınız.
    İnsanın hatta canlının yaşayabilmesi için mutlaka Hava,su,ateş ve toprağa ihtiyaç vardır. Bunların tamamını Alevilik bir arada tutarak yaşamaktadır ve bunun adına da Dört Kapı diyoruz.
    Şeriat : Hava
    Tarikat : Su
    Marifet : Ateş
    Hakikat : Toprak.
    Alevilikte sadece Dört kapı Kırk makam değil, Üçler de farklı değerlendirilir.
    Üçler :
    Allah – Muhammed – Ya Ali
    Hak – Muhammed – Ali
    Tanrı – Doğa – İnsan
    Dün – Bugün – Yarın.
    Aleviler bu üçlüyü ayrı ayrı değerlendirilmez, üçünü bir bilirler. Yukarıda yazdığımın tersine "Hak Muhammed Ali" diyerek ifade ederler. Üçü birdir. Üç ayrı varlıktan bahsedilmez. Olayı başka bir boyuttan ele aldığımızda bu üçlü yaratıcılığın birer simgedir. Üçüde doğurgandır. Yaratıcıdır.
    İnançsal boyutu ile değerlendirildiğinde;
    Allah yaratıcıdır.
    Doğa yaratıcıdır.
    İnsan yaratıcıdır.
    İşte bu açıdan bakıldığında bunları biri birinden ayırt etmezler.
    Elbette Alevi İnanç önderleri ve Bilim adamları bu konuda yeterli açıklama yapmamışlardır.
    Özellikle Aleviliğin Dört kapı anlayışının içerisindeki Marifet ve Hakikat yeterince açıklanmamıştır ve bunu bir sır olarak kabul etmişlerdir.
    Bunun gizlenmesinin gerekçelerini öğrenmeden önce Aleviliğin Şeriat ve Tarikat anlayışını en ince detayına kadar öğrenilmesi gerekir.
    Yine bu konuları anlayabilmek için.
    Ali’yi hak bilip
    Hakkı Ademde görmenin
    ne olduğunu kabullenmek gerekir.
    Abbas TAN
    ALEVİ HABER AJANSI - 17 Mayıs 2008 ( ALINTIDIR)
    Yukarda kırmızıyla işaretlediğim yazıların eğer doğru olduğuna inanılıyor, bu doğrultuda yaşanılıyor ve bu Kur an ın batıni yönüdür deniliyorsa kendilerine diyebileceğim tek şey İHLAS SURESİNİ TEKRAR TEKRAR OKUYUP orada rabbimizin bize buyurduğu üzere
    112-İHLAS:
    1 - De ki; O Allah bir tektir.
    2 - Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir
    3 - Doğurmadı ve doğurulmadı
    4 - O 'na bir denk de olmadı.
    ayetlerini doğru olarak anlayıp inançlarını tekrar gözden geçirmeleridir. Tabii eğer ahirette hüsrana uğrayanlardan olmak istemiyorlarsa .

    Selam ile.

  10. #10
    Muhabbetci
    Alıntı Yunus Emre 77 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yukarda kırmızıyla işaretlediğim yazıların eğer doğru olduğuna inanılıyor, bu doğrultuda yaşanılıyor ve bu Kur an ın batıni yönüdür deniliyorsa kendilerine diyebileceğim tek şey İHLAS SURESİNİ TEKRAR TEKRAR OKUYUP orada rabbimizin bize buyurduğu üzere
    112-İHLAS:
    1 - De ki; O Allah bir tektir.
    2 - Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir
    3 - Doğurmadı ve doğurulmadı
    4 - O 'na bir denk de olmadı.
    ayetlerini doğru olarak anlayıp inançlarını tekrar gözden geçirmeleridir. Tabii eğer ahirette hüsrana uğrayanlardan olmak istemiyorlarsa .

    Selam ile.
    Bende sana vahdeti vücutu bir okumani tavsiye ederim.. O zaman nerden esinlendigini anlarsin bu tür yazinin


    Muhyiddin ibn el- Arabi’den :

    “Apaçık görünen şeylerle Tanrıya varılamadığı için peygamberler Hakkın temsilcileridir.”
    “Hayır yanlış söyledim; temsil edenle temsil edileni iki sanırsın güzel değil çirkin bir zan olur bu.”
    “Surete taptıkça iki görünür sana, suretten kurtulanın gözünde bir olur.”
    “Mutlak Varlık fiil köküne benzetilirse âlem bütünüyle masdardan türemiş kipler, zamanlar ve isimlerdir.”
    “Türemiş örnekler zinciri nasıl fiil kökünden uzak olmazsa baktığın her şey de Hakk’tır.”
    (Nakş El - Füsus Şerhi, Ribat Yayınları 1981, Muhyiddin ibn el-arabi, şerheden, İsmail Ankaravi, Hazırlayan İlhan Kutluer, sayfa, 12 - 14 - 15 den alıntılar).



2 Sayfadan 1. 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Spiritüel Bir Yaratici Olmak Için Belli Basli 5 Inanç
    Konuyu Açan: Daphne, Forum: Spiritüalizm.
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 17-May-2012, 09:33
  2. Alevilik
    Konuyu Açan: MALCOLMX, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 17
    Son Mesaj : 13-Mar-2011, 13:57
  3. Sâbiî İnancı (Mandaizm)
    Konuyu Açan: Siber_Keşiş, Forum: Diğer Din ve İnanışlar.
    Cevap: 12
    Son Mesaj : 23-Haz-2009, 20:01
  4. Günlerin Uğursuzluğu İnancı
    Konuyu Açan: Mohikan, Forum: Diğer Din ve İnanışlar.
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 12-Şub-2008, 23:58
  5. İslamiyet İnancı Hakkında Bir Kaç Soru
    Konuyu Açan: Kuranes, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 31
    Son Mesaj : 30-Eki-2007, 22:35
Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin yazdıkları kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.

Sitemizdeki yazılar telif hakları ile korunmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz ©estanbul.com