4 Sayfadan 1. 123 ... SonSon
Toplam 35 sonuçtan 1 ile 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Allah'a Nasıl Dost Olunur

    Allaha nasıl dost olunur

    Hadisi şerif



    Ebu Hureyre radıyallahu anhudan rivayet edildiğine göre;
    Resulullah sallallahu aleyhi vesellem; “Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:” dedi:

    “Her kim (ihlâs ile bana kulluk eden) bir dostuma düşmanlık ederse ben de ona karşı harp ilan ederim. Kulum kendisine farz kaldığım şeylerden, bence daha sevimli herhangi bir şeyle bana yakınlık kazanamaz. Kulum bana (farzlara ilâveten işlediği) nafile ibadetlerle durmadan yaklaşır, nihayet ben onu severim. Kulumu sevince de (adeta) ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden her ne isterse onu mutlaka veririm, bana sığınırsa onu korurum.”
    Kaynak: Buhari, Rikak 38.

    Hadisin önemi

    Allahu Teâlâ, dostlarını sevgi ve himayesine almıştır. Onlara herhangi birinin bir kötülük yapmasından da onları korur. Bu hadisi kutsî, dünya ve ahirette, Allah’ın dost ve sevgililerinin kimler olduğunu beyan etmektedir. Bunun için bu hadisi kutsî Allah dostlarını anlatmakta çok önemli sayılmıştır.

    Tuhî bu hadis için şöyle demiştir: “Bu hadisi kutsî, Allah yoluna girip Allah’ın marifet ve muhabbetine ulaşmada asıldır. Aynı zamanda iman gibi kalbî farzların, İslam gibi bedenî farzların ve her ikisinin birleşiminden meydana gelen ihsan, ahlak ve tasavvufta, bu hadisi kutsî esas alınır. Zaten Cibril Hadisi’nde de bu konu izah edilmiştir. İhsan tabiri, Allah yolunda manevi yürüyüş yapan saliklerin; zühd hayatı, ihlâs, samimiyet ve her an Allah’ın murakabe ve gözetimi altında oldukları mülahazası gibi makamları ihtiva ve ifade etmektedir.”

    Açıklamalar

    Yalnızca Allah’a güvenen, O’nu dost edinen, o nedenle dünyevi herhangi beklentileri olmayan, bütün varlığıyla Allah’a yönelmiş, her hal ve davranışlarında Allah’ın Resulünün sünnetini benimsemiş kişilere “velî” denir. Veli, salih kişi demektir.

    Sürekli Allah ile olduğunun şuuruyla hareket eden ve amel yapan kimse anlamına da gelir. “Evliya” da “veliler” anlamına gelir ki, “veli”nin çoğuludur.

    Böyle bir kişiye bu iyi halinden, ibadet ehli oluşundan, iyi Müslümanlığından dolayı düşmanlık etmek, onun, inanıp gereğince yaşadığı esaslara ve onları koyan Allah’a düşmanlık etmek demektir.

    Allah Teâlâ, kendi dostlarına düşmanlık edenlere harp ilan edeceğini bildirmektedir. Bundan dolayı, mücahedeyi hayat tarzı olarak benimsemiş insanlara, bu hallerinden dolayı düşmanlık etmek, Allah Teâlâ’nın düşmanlığını karşısında bulmaktır. Böyle bir durumda kimin muvaffak olacağı bellidir.

    Faiz yiyenler de…

    Allahu Zülcelâl, Kuran-ı Kerîm’de sadece faiz yiyenlere harp ilân edeceğini bildirmiştir. (Bakara; 279) Bu hadisi kutside de dostlarından herhangi birine düşmanlık edenlere karşı harp açacağını duyurmaktadır. Bu, her iki fiilin son derece büyük bir günah olduğunu göstermesi açısından çok önemlidir.

    Faiz yemekle, Allah dostlarına düşman olmak dışında, işleyene Allah Teâlâ’nın harp ilan ettiği başkaca bir günah yoktur. O halde her iki konuda da çok dikkatli olmak gerekmektedir. Zira Allah ile harbe kalkışanın, asla iflah olmayacağı bellidir.

    Önce farzlar…

    Allah’a yakın olmanın Allah katında en makbul yolu, Allah’ın emrettiği farzları yerine getirmektir. Kul, yapmakta olduğu farzlara ilave olarak yapacağı nafilelerle Allah’a yakınlıkta mesafe alabilir. Ancak farzları ihmal edip nafilelerle meşgul olmak, insanı kesinlikle böyle mutlu bir sonuca götürmez.

    Önce farzları, sonra da nafileleri işlemeye devam eden Müslüman, sürekli mücahede içinde olan insan demektir. Bu ısrar ve devamlılık neticede, Allah Teâlâ’nın rıza ve sevgisini kazandırır. Allah Teâlâ bir kulunu sevince de artık o kul, en büyük ve yegâne desteği elde eder.

    Onun her işi düzgün olur. Tüm organları, görevlerini isabetle yerine getirir. Allah’ın yardımı ve hidayeti her işinde görülür. İstekleri yerine getirilir. Korunmayı dilerse tehlikenin boyutu ne olursa olsun, Allah Teâlâ onu korur. Çünkü seven, sevdiğini yardımsız bırakmaz.

    Rivayet edildiğine göre Ömer b. Hattab radıyallahu anhu şöyle demiştir: “Amellerin en üstün olanı, Allah’ın farzlarını yerine getirmek, haramlardan sakınmak ve Allah katında niyetinde sadık ve samimi olmaktır.”

    Kulu Allah’a yaklaştıracak bedenî ibadetlerin en büyüğüne gelince hiç şüphesiz ki bu namazdır. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Hayır! Ona uyma! Allah’a secde et (ve yalnızca O’na) yaklaş!” (Alâk; 19)

    Peygamberimiz; “Kulun Allah’a (manen) en yakın olduğu an secde halidir.” buyurmuştur. Devlet başkanlarının halkını adaletle yönetmesi, aile reisinin de aile fertleri arasında adil davranması, kulu Allah’a yaklaştıran farzlardandır.

    Bu hadisi kutsîde, Allah’ın kulunu sevdiğine işaret sayılan birkaç husus sıralanmaktadır. Öncelikle bir kulun farz olan görevlerine ek olarak, nafile ibadetlerle Allah’a yakınlık kazandığı ve sonunda Allah’ın sevgisine ulaştığı belirtilmektedir. Demek ki, farz ve nafilelerde devamlılık göstermek, Allah’ın sevgisini kazanmaya vesile olmaktadır.

    Allah Dostları kimlerdir?


    Veliler, Allah’a samimiyetle itaat eden seçkin kullardır. Allahu Teâlâ Kuranı Kerim’de, bunları iman ve takva sıfatıyla beyan etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de. Onlar iman edip de takvaya ermiş olanlardır.” (Yunus; 62-63)

    Ayeti kerimede de beyan edildiğine göre, Allah dostluğu için birinci esas iman, ikinci esas da takvadır.

    Bu durum, insanların Allah’ın dostluğuna girip o dostluğun güvencesinde emin ve mutlu yaşamaları için insanlara geniş bir kapı açmaktadır. Artık insanlar bu kapıdan girecek, ihlâs ve itaat derecelerinde ilerleyip bu ümmetin hayırda öncü olanlarının makamına ulaşacaklardır.
    Allah’a dostlukta en yüksek dereceye sahip olanlar peygamberlerdir. Bunlar her türlü günah ve hatadan korunmuş, masum ve Allah tarafından mucizelerle teyit edilmiş insanlardır.

    Peygamberlerden sonra Allah’a dostlukta en yüksek olanlar Allah Resulünün Ashabıdır. Onlar, Kur an ve Sünnet’le amel ederek bu dereceyi elde etmişlerdir. Onlardan sonraki tüm asırlardan günümüze kadar, Allah ile dostluk kuranlar, hep Kur an ve Sünnetle amel ederek bunu elde etmişlerdir.

    Çünkü iman ve takva olmaksızın ve özellikle Peygamberimiz sallallahu aleyhi veselleme tabi olmadan, onun çizmiş olduğu yoldan yürümeden, bütün söz ve işlerinde peygambere uymadan Allah ile dostluk kurmak, muhakkik ulemanın beyanına göre asla mümkün değildir.

    Günahları terk farzdır

    Allah Teâlâ kullara günahlarını terk etmelerini farz kılmış, yasak sınırlarını aşıp masiyet işleyenleri hem dünyada hem de ahirette cezalandıracağını haber vermiştir.

    Bu manada masiyetleri (günah ve isyanları) terk etmek hadisi kutsîdeki “kulum kendisine farz kıldığım şeylerden, bence daha sevimli herhangi bir şeyle bana yakınlık kazanamaz.” sözünün kapsamına girmektedir.

    Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Size herhangi bir şeyi emrettiğimde, onu gücünüz yettiği ölçüde yerine getiriniz. Size bir şey yasakladığım zaman da kesinlikle ona yaklaşmayınız.”

    İbn Recep bu hadisi kutsînin açıklamasında, “Bütün masiyetler, Allah ile savaşmaktır” demektedir.

    Hasan b. Âdem’inde; “Ey insan! Senin Allah ile savaşmaya gücün yeter mi? Çünkü Allah’a asi olan, Allah ile savaş yapıyor demektir.” dediği nakledilmiştir. Ancak günah ne kadar büyük ve çirkin olursa savaş da o nispette şiddetli olur. Bunun için Allah Teâlâ faiz yiyen ve yol kesenleri, Allah ve Resulü ile savaş yapanlar olarak nitelendirmiştir. Çünkü bunların kullara zulümleri, yeryüzündeki fitne ve fesatları pek büyüktür.

    Nafilelerle Allah’a yaklaşmak


    Allah katında bu yakınlık ve sevgi, ancak farzları eda etmek, nafile ibadetlere devam etmek, haram ve yasaklardan sakınmakla mümkündür. Bu da kula, Allah’ın sevgisini kazandırır. Allah bir kulu sevince onu salih amel, zikir ve ibadetle meşgul eder. Sonuçta kul, Allah’a yakınlık kazanıp Allah katında manevî bir paye elde eder.

    Nafile ibadetler arasında kulu Allah’a yaklaştıran en büyük sebeplerden biri de manasını düşünüp anlayarak çok çok Kur’an okumak ve dinlemektir.

    Tirmizî’nin Ebu Umame’den rivayet ettiğine göre Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyuruyor: “Kul Kur’an okumak gibi başka hiçbir şeyle Allah’a yaklaşamaz.” Sevenlere göre sevgilinin sözünden daha tatlı hiçbir şey olamaz. Sevgilinin sözü, onların kalplerinin lezzeti ve en büyük arzularıdır.

    İbn Mesut şöyle demiştir: “Kuran’ı seven, Allah ve Resulünü de sevmiştir. Allah’ı çokça zikretmek de nafile ibadetlerin en büyüklerindendir.” Allah Tealâ şöyle buyuruyor: “Öyleyse siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizi anayım.” (Bakara;152)

    Allah dostunda Muhabbetullah

    Allah dostunun, Allah’ın sevgisine mazhar olmasının eseri, hadisi kutsîdeki “Ben kulumu sevince (adeta) onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum.” ifadelerinde anlatılmaktadır. Bu hadisin bazı rivayetlerinde “Ben onun düşünen kalbi ve konuşan dili olurum.” İfadelerine de yer verilmiştir.

    İbn Recep bu ifadelerden maksadın ne olduğunu şu şekilde açıklamaktadır: “Farz ve nafile ibadetlerle Allah’a yaklaşmaya çalışanı, Allah kendisine yaklaştırır. Ve onu iman derecesinden ihsan derecesine yükseltir. Artık bu insan kalp huzuru içinde, sanki Allah’ı görüyor gibi tam bir murakabe ile Allah’a ibadet eder. Kalbi, Allah’ın marifet, muhabbet, azamet ve heybeti ile dolu, Allah ile sıcak dostluk kurarak, ona âşık olur.

    Nihayet kulun kalbindeki bu derin marifet ve basiret, gönül gözüyle kendisi tarafından da müşahede edilir. Kalp Allah’ın azameti ile dolunca, bu durum kalpten Allah’tan başkasını siler götürür. Kalpte, kulun nefsi arzularını düşünmek gibi bir şey kalmaz.

    Bu kul, Mevla’nın istek ve iradesinden başka bir şey istemez. Artık bu kul, sadece Allahu Zülcelal’in zikrini konuşur, onun emri ile hareket eder, konuşmasında, dinlemesinde, bakmasında ve tutmasında hep Allah ile beraberdir. İşte hadisi kutsî’deki “Ben onun işiten kulağı, gören gözü olurum” gibi ifadelerinden maksat budur.

    Yani bundan, Allah’ın varlıklara hulul edip girmesi yahut onlarla birleşmesi gibi manalar kast etmek doğru değildir.
    Şevkânî şöyle demiştir: “Hadisi kutsîdeki bu ifadelerden maksat, bu uzuvlara Allah’ın nurunun ulaşıp hidayet yollarını göstermesi ve bunlardan masiyet ve günah bulutlarını bertaraf etmesidir.”

    Allah’ın dostuna düşmanlık!

    Veli bir kul, kendi tedbir ve planlarını bir yana bırakarak, tamamen Allah’a teslim olmuş, kendi nefsi için intikam almayıp işi Allah’ın takdirine bırakmıştır.

    Dünyada, Allah dostu veli bir kula eziyet eden hiçbir insan için bu kişinin malına, canına yahut evladına bela gelmedi diye, Allah’ın intikamından kurtulmuş olacağına hüküm vermemelidir. Çünkü bela, buna benzer daha başka konularda da gelebilir.

    Mesela din konusunda bir musibet gelebilir ve Allah korusun, bir veliye eziyet etmek, o kişinin ahirete imansız gitmesine sebep olabilir. Allahu Zülcelâl, hepimizi böyle bir duruma düşmekten muhafaza eylesin. (Âmin)

    Not: Bu yazının hazırlanmasında, İmam Nevevî Hazretlerinin “Hadislerle İslam” isimli eserinden faydalanılmıştır.





  2. #2
    Allah razı olsun Fatma_nur

  3. #3
    Nafile ibadetler arasında kulu Allah’a yaklaştıran en büyük sebeplerden biri de manasını düşünüp anlayarak çok çok Kur’an okumak ve dinlemektir.

    Çok güzel bir paylaşım kardeşim Allah razı olsun...

  4. #4
    baybora
    وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَم يَكُن لَّهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُن لَّهُ وَلِيٌّ مِّنَ الذُّلَّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا
    Ve kulil hamdu lillâhillezî lem yettehız veleden ve lem yekun lehu şerîkun fîl mulki ve lem yekun lehu veliyyun minez zulli ve kebbirhu tekbîrâ(tekbîren).
    Diyanet İşleri : “Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve âcizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ile yücelt.
    Abdulbaki Gölpınarlı : Ve de ki: Hamd Allah'a ki oğul edinmemiştir kendisine ve saltanatta, tasarrufta ortağı yoktur ve âciz olmadığından yardımcıya da ihtiyâcı yoktur ve pek büyük bil, onu, büyüklüğünü de bildir.
    Sanirim bu size yeterlidir.Allah dost edinmez onun dosta ihtiyaci yoktur o Sameddir.

  5. #5
    Alıntı baybora Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَم يَكُن لَّهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُن لَّهُ وَلِيٌّ مِّنَ الذُّلَّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا
    Ve kulil hamdu lillâhillezî lem yettehız veleden ve lem yekun lehu şerîkun fîl mulki ve lem yekun lehu veliyyun minez zulli ve kebbirhu tekbîrâ(tekbîren).
    Diyanet İşleri : “Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve âcizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ile yücelt.
    Abdulbaki Gölpınarlı : Ve de ki: Hamd Allah'a ki oğul edinmemiştir kendisine ve saltanatta, tasarrufta ortağı yoktur ve âciz olmadığından yardımcıya da ihtiyâcı yoktur ve pek büyük bil, onu, büyüklüğünü de bildir.
    Sanirim bu size yeterlidir.Allah dost edinmez onun dosta ihtiyaci yoktur o Sameddir.
    Konuya ne kadar vakıf olduğun belli demek Allah c.c. dost edinmez o zaman aşağıdaki ayette yalanmı söylüyor....?

    E lâ inne evlîyâ allâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne). 10 - 62

    Açın gözünüzü! Allah'ın dostları üzerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar.


    Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne). 10 - 63

    Onlar ki, iman etmişler ve Allah'a karşı gelmekten sakınmışlardır.



  6. #6
    Fatma-Nur kardeşim emeğine sağlık Allah razı olsun. Allah'a dost olmak için ona kul olmaktan başka yol yoktur vesselam.

  7. #7
    Eline,güzel yüreğine sağlık canım..Allah Razı Olsun..

  8. #8
    Fatma_nur çok güzel yazmışsın,sağol Bende birşey ilave etmek istiyorum, bu aslında kulun gayretinden çok Rabbimizin dilemesiyle oluyor,Rabbim hepimize dilesin aminnn

  9. #9
    Alıntı kuzguncuk Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Fatma_nur çok güzel yazmışsın,sağol Bende birşey ilave etmek istiyorum, bu aslında kulun gayretinden çok Rabbimizin dilemesiyle oluyor,Rabbim hepimize dilesin aminnn
    Canım kardeşim. Evet Rab dilemese hiç birşey olmaz. bu konuda sanırım tüm iman edenler hem fikirdir. Yanlış şuda var ki Kul Cenabı Rabbil Aleminin kendisine vermiş olduğu cüzi iradesini Kul olma yönünde ne denli kullanırsa Cenabı Rabbul Alemin de kuluna o denli yaklaşır. Kul kendi halini değiştirmediği sürece Rabbül Alemin de kulunu değiştirmez vesselam.

  10. #10
    Alıntı mina306 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Canım kardeşim. Evet Rab dilemese hiç birşey olmaz. bu konuda sanırım tüm iman edenler hem fikirdir. Yanlış şuda var ki Kul Cenabı Rabbil Aleminin kendisine vermiş olduğu cüzi iradesini Kul olma yönünde ne denli kullanırsa Cenabı Rabbul Alemin de kuluna o denli yaklaşır. Kul kendi halini değiştirmediği sürece Rabbül Alemin de kulunu değiştirmez vesselam.
    Cüz-i İrade elbette Allahın yaratışının bir mükemmelliği , Meşiyeti içerisinde bize sunduğu akıl ile mükellef kıldığı bir lütfudur,Yalnız elbetteki şu yöndende bakmak lazım eğer Allah dilememişse kul zaten bu yöne yönelmemekte ,gözleri görmemekte hidayete ermemiştir çünki ,hidayette Allahın dilemsinde olan birşey..

    Ama elbetteki kul gayretkar olması lazım, adımlarını artırdıkça Allahın ona yaklaştığını unutmaması lazım iradesi burda tecelli eder kula zaten ,Kul ne isterse hayır yada şer Allah elbetteki yaratır,en güzeli hayır istemektir.ALLAH hayır isteyenlerden eylesin,gayretkarlardan eylesin ...amin vesselam



4 Sayfadan 1. 123 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Ayetel Kürsinin Müvekkiline Nasıl Sahip Olunur?
    Konuyu Açan: kAi, Forum: Havas & Hüddam.
    Cevap: 38
    Son Mesaj : 31-Ara-2009, 12:45
  2. nasil Haci olunur ?..
    Konuyu Açan: Göktürk, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 26-Kas-2008, 14:52
  3. Dekoltesiz Nasıl Çekici Olunur?
    Konuyu Açan: Daphne, Forum: Kadın Moda.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 26-Şub-2008, 19:48
Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin yazdıkları kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.

Sitemizdeki yazılar telif hakları ile korunmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz ©estanbul.com