Bilinmesi gereken şeylerden biri de, Yüce Allah'ın şu buyruğudur:
"De ki, Allah'ı seviyorsanız, bana uyunuz, işte o zaman Allah da sizi sever". (3 Al-i İmran/31)
Seleften bir grup şöyle derler:
"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında bir topluluk Allah'ı sevdiklerini iddia etttiler, bunun üzerine Allah bu ayeti indirdi. Allah, kendisini sevmenin Peygamberi sevmeyi gerektirdiğini ve peygambere uymanın Allah'ın kulu sevmesini gerektirdiğini belirtmiştir. Bu sevgi, Yüce Allah'ın kendisini sevdiğini iddia eden kişileri imtihan ettiği bir sevgidir. Şüphesiz bu konuda şüpheler ve iddialar çok olur.
Onun için Zinnun Mısrî'nin, yanında Allah'ı sevmekten söz edenlere "Bu konuyu kapatınız ki insanlar duymasınlar ve iddia etmesinler" dediği rivayet edilir." (Risaletu'l-Kuşeyriyye (2/622)
Bazıları şöyle der:
- Yalnız sevgi ile Allah'a ibadet eden zındık olur,
- Yalnız korku ile ibadet eden Haricilerden(Harurilerden)olur,
- Yalnız ümit (reca')ile ibadet eden Mürcie'den olur,
Sevgi, korku ve ümit (reca') ile ibadet eden, muvahhit mümin olur.
Çünkü Allah korkusu yönlendirmezse, soyut sevgide nefisler alabildiğine açılır ve heveslerine daldıkça dalar. Onun için yahudiler ve hıristiyanlar:
"Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" (5 Maide/18) dediler.
Sevgi iddia edenlerin şeriata muhalefetleri, sadece korku ile ibadet edenlerin muhalefetinden çok daha fazladır. Onun için şu ayetlerde sevgi ve korku bir arada yeralmıştır:
"Onlara: "İşte bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun buyruklarına riayet eden; görmediği Rahman'dan korkan, Allah'a yönelmiş bir kalple gelen sizlere, hepinize söz verilen yerdir. Oraya esenlikle girin; işte sonsuzluk günü budur" denir." (50 Kâf/32-34)
Sünnet konusunda kitap yazan şeyhler, Allah korkusu olmadan sadece sevgiden çokça söz eden ve ona dalan kişilerden uzak durmayı inançları arasında sayarlardı. Çünkü bu, tasavvufçulardan kitlelerin içine düştüğü bir bozukluktur. Bunlarda meydana gelen inanç ve amel bozukluğu, kitlelerin tasavvuf yolunu tümden inkar etmesini gerektirmiştir. Böylece insanlar iki sınıf olmuştur:
1 - Bir sınıf, fıkıh ve kelam ehlinden bazılarında olduğu gibi, tasavvuf yolunun hak ve batıl yönlerinin bulunduğunu itiraf eder,
2 - bir sınıf da hak ve batıl olarak tümünü birden inkar eder.
Doğru olan, tasavvufta olsun, başkasında olsun, Kur'an'a ve sünnete uygun olanı kabul etmek, tasavvufta olsun, başkasında olsun Kur'an'a ve sünnete aykırı olanı inkar etmektir.
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
"De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın..." (3 Al-i İmran/31
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şeriatına ve sünnetine zahirde ve batında uymak, Allah'ın sevmesini gerektirir. Nitekim onun yolunda cihad etmek, dostlarına dost ve düşmanlarına düşman olmak, bu sevginin hakikatidir.
Hadiste şöyle belirtilir:
"İman kulplarının en sağlamı, Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir." (Ahmed (1/89), Mecmau'z-Zevaid'de: Senedinde Leys b. Ebî Selim vardır ve çoğunluğa göre zayıftır, denilir. Hakim (3/79) Bkz: Sahihu Camiu's-Sağîr (2/343), Silsiletu'l-Ehadîsu's-Sahîha (1728)
Yine:
"Kim Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için verir, Allah için vermezse, imanını tamamlamış olur."buyurdu. (Ebû Dâvûd (5/60), Ahmed (3/438) Tirmizî (4/87)
Muhabbet davasında bulunanların (Allah'a sevgi iddia edenlerin) birçoğu; sünnete uyma, iyiliği emretme, kötülüğü yasaklama ve Allah yolunda cihad etme konusunda başkalarından daha uzaktır.
Bununla beraber sevgi tarikatı için, onun başkasından daha mükemmel olduğunu iddia ederler. Çünkü iddiasına göre sevgi tarikatında gayrete gelmek ve Allah için kızmak yoktur. Halbuki bu, Kur'an ve sünnetin söylediğine aykırıdır.
Hadiste şöyle gelmiştir:
"Kıyamet günü Allah şöyle buyurur:
"Benim yüceliğim için birbirini sevenler nerededir, gölgemin dışında gölgenin bulunmadığı bugün onları gölgemde gölgelendireceğim." (Müslim (4/1988), Darimî (2/312), Malik (2/952) Ahmed (2/237)
"Benim yüceliğim için birbirini sevenler " sözü, o kişilerin Allah karşısında kalplerinde besledikleri yüceliği, onun için birbirlerini sevmesini, kalplerinde iman zayıf olduğu için Allah'ın ölçülerini gözetmeyenlerin aksine, Allah'ın ölçülerini koruduklarını belirtir.
Bunlarla ilgili hadiste şöyle denir:
"Benim için birbirini sevenleri sevmem hak oldu, benim için bir araya gelenleri sevmem hak oldu, benim için birbirini ziyaret edenleri sevmem hak oldu, benim için mallarını sarfedenleri sevmem hak oldu." (Malik (954), Ahmed (5/229), Hakim (4/169), Şeyhayn'ın şartları üzerine sahihtir, der.)
Birbirini Allah için sevenlerle ilgili hadisler çoktur.
Buhârî ve Müslim, Ebu Hureyre'den şöyle rivayet eder:
"Gölgesi dışında hiçbir gölgenin bulunmadığı günde Allah yedi kişiyi gölgesinde gölgelendirir; Bunlar:
- Adaletli devlet başkanı,
- Allah'a ibadet ederek yetişen genç,
- Camiden çıktıktan sonra tekrar camiye gelinceye kadar kalbi camilere bağlı olan adam,
- Birbirini Allah için seven, onun için bir araya gelen ve ayrılan iki adam,
- Sağ elinin verdiğini sol eli duymayacak kadar verdiği sadakayı gizli veren kişi,
- Tenhada Allah'ı anarak gözleri yaşaran adam,
- Makam / asalet ve güzellik sahibi bir kadın kendisine beraber olmayı teklif ettiğinde "Ben alemlerin Rabbi Allah'tan korkarım" diye red eden adam".(Buhârî (2/142), Müslim (2/715), Tirmizî (4/24): Hadis hasen-sahihtir, der. Malik (2/952), Nesâî (8/222), Ahmed (2/439)