Azize Tereza Latin Katolik Kilisesi, Ulus Kardeşler sokakta bulunmaktadır.Hıristiyan Okulların Kardeşleri yönetimindeki Aziz Clement Fransız Koleji 1915 yılında burada bulunuyordu. Aynı zamanda burası eski Ermeni semtine de yakındı. Ne yazık ki; 1916 yılındaki büyük yangın sırasında kolej ve bütün semt çevresi yandı. Kolejden sadece 1 sur ve Fransızca öğreten rahiplerin büyük çalışmaları sonucu kardeşler ismi kaldı. 1928’de bu eski kolejin arsasına zemin katında Fransa Büyükelçiliği Kançılaryasını, birinci katında Büyükelçilik salonunun içerisinde küçük bir şapeli barındıran bir bina inşa edildi. İlk yıllarda Fransa Konsolosu burada oturdu, daha sonra 1962 yılına kadar dairelerini küçük bir Fransız okuluna devretti.


Burası gerçekten tarihi bir bina, fakat binanın en önemli parçası birinci katında bulunan ve 2002 yılında bütünüyle restore edilen şapeldir. Şapeldeki 10 büyük vitray, beklediğimiz İnsanoğlunun yüceliği için bir ışık banyosu veriyor. Koro bölümünün sütununun üzerindeki büyük yuvarlak vitray, çevresindeki mozaikler yoluyla oluşmuş olan tüm enerjiyi topluyor.

Kapadokya kiliselerinden bir yapan Fransız artist Hervè Vital, mobilyaları ve Koro bölümünün bütününü tasarladı ve oluşturdu. Ana mozaiğin sağ tarafında iki büyük kral; Mesih'in onun soyundan geleceği vaat edilen Davut ve Kutsal Tapınağı yapan Süleyman tasvir edilmiştir, bu iki büyük kral bizlere bakmamız için, solda mezardan çıkarak, diriliş ışığına çağıran İsa’nın eline uzanan Adem ve Havva’yı işaret ediyor (yuvarlak mavi düzlem dünyayı temsil etmektedir. Yuvarlak betimleme ortadaki vitrayda iki yanı da kucaklar biçimde devam etmekte, ayrıca yaşamın statik değil dinamik olduğunu anlatmaktadır. Yukarı doğru rengin açılması ise karanlıklardan aydınlığa çıkışı betimler). Adem ve Havva'nın ayakları dibindeki karanlık onların mezarlarını tasvir etmektedir. Burada İsa Kutsal cumada acı çeken kişi değil, ölüm karşısında zafer kazanmış kişidir. Ölüm yenilmiştir. İki büyük kral, Tanrıya olan itaatsizlikleri ile ölümü getiren Adem ve Havvanın, yaşamın ışığı İsa'ya doğru uzanan hallerini göstererek, tüm yüceliği ölümü yenerek günaha karşı zafer kazanan İsa Mesih'e vermektedirler. Mesih cehennemin kapılarını çiğniyor, haçı, insanlığı cehennemden kurtararak dirilişinin ışığına götürüyor (parçalanan cehennemin kapıları, Haçın altında çapraz olarak betimlenmiştir. Kırmızı bölümler ise insanların Haç ile kurtuldukları cehennemin ateşini simgeler) Güneş batarken şapelde bulunma şansına sahip olursanız vitraylar üzerinde binlerce kıvılcımın ışıldadığını görebilir ve yaşamın ışığı olanının çağrısını hissedebilirsiniz.


Sol tarafta kollarında Çocuk İsa ile Kutsal Bakire, sağ tarafta bir elinde İncil’i tutan ve diğeriyle kutsayan Mesih bulunuyor. Bu iki mozaiğin oldukça yumuşak renkleri, kilisenin aydınlık renkleri ile tam bir bütünlük sağlıyor. İki sahının mozaiklerinin her birinin önünde birer sabit mumluk müminlerin umutlarına ve dualarına eşlik eden küçük ışıkları kabul ediyor.

Koro alanının sunağı, kürsüsü ve zemini Marmara’nın damarlı mermerindendir. Kutsal Kasenin saklandığı, mermer kapağının üzerine bir haçın işlendiği dolap koro bölümünün sütunun içinde yer alıyor. Koro bölümünün ahenkli renklerdeki mozaikleri, pastel sarı renkteki sütun yoluyla açıkça görülüyor ve yan sahınların zeminini süsleyen diğer görkemli iki mozak tarafından çerçeveleniyor.Madeleine Diener tarafından yapılmış haçın kalbinde Efkaristiya gizemi anlatılıyor. açık iki parmakla, iki tabiatın (Tanrı ve insan) dirilmiş İsa Mesih’in bedeni ile birleşmesi, diğer üç parmakla, Kutsal Üçlü Birlik ifade edilmektedir.

Eski Ahitteki kurbanları hatırlamak için sütun başlıkları 4 er koç başı ile süslenmiş, sütunları inceltmek için yukarıdan aşağıya yiv olukları yapılmıştır.Ekmek ve şarap ile Yeni Ahit’in kurbanın kutlanmasını hatırlamak için tavan köşeleri buğday ve üzüm salkımları ile süslenmiş.

Koro bölümünden dönüşte giriş kapısının üzerinde Aziz Yuhanna ve Mesih İsa’nın bulunduğu etkileyici, büyük, yuvarlak son yemek vitrayı ziyaretçilerin dikkatini çekiyor.


Şapelin ışığı sütunların yan tarafındaki vitraylara bağlıdır. Bu vitrayların altısı, 1914 yılında D.P. Dagrant tarafından Bordeaux’da yapılmıştır. Eski İzmir Fransız Koleji’nin şapelindeydiler ve bu okulun 1920’de kapanması üzerine Kadıköy’de muhafaza edildiler. 1952’de şu an bulundukları yerlerine monte edildiler. Seriyi tamamlamak için aynı stilde diğer dört vitray Floransa’da yapıldı ve aynı zamanda kiliseye monte edildi.

Kilisemizden

1- KÜRSÜ : Allah'ın sözlerinin okunduğu yerdir. Üzerine “Kutsal Kitap” veya Ayin kitabı konur.

2-SUNAK MASASI : Kilisenin en önemli yeridir, çünkü orada Ayin kutlanır. Herkesin görebilmesi için genelde bir kaide üzerindedir. Sunak masası, imanlıları etrafında toplayan Mesih İsa’yı temsil eder. Çok özel olan bu alana, kutsallığı nedeniyle gösterilmesi gereken saygı gereği, Rahiplerin izni olmaksızın yaklaşılmaz. Kilisemizdeki Sunak Masası ve Kürsü mermerleri içerisinde, şehit bir azizimize ait, Roma'dan getirilen kutsal emanetler bulunmaktadır.


3- ODA: Kiliseye bitişik olan ve mukaddes eşyaların muhafaza edildiği odadır. Rahipler Ayin giysilerini burada giyerler. Bu odalara sadece Rahipler ve onların izin verdiği kişiler girebilirler. Aynı zamanda bu odada itiraf sakramenti alınmaktadır. Dolayısı ile bu odalara daha önceden izin almaksızın girilmemesi gerekmektedir.


4- HAÇ: Hristiyanların işaretidir. İsa’nın bizim için öldüğünü hatırlatır. Yeni ve ebedi yaşamın sembolüdür.


5- KUTSAL DOLAP: Takdis edilmiş ekmeğin yani Efkaristiya’nın muhafaza edildiği yerdir. Özellikle hastalara dağıtılmak üzere burada tutulur. Kutsal Dolabın önünden geçerken diz çökmek veya eğilmek gerekir. Çünkü orada Mesih İsa vardır. Kutsal Ekmek burada bulundukça, dolabın yanında bir ışık yanar. Kutsal dolabı sadece Rahipler açarlar.

6- GİRİŞ KAPISI: Normal bir evin kapısından çok daha büyüktür. Herkes, vaftiz olmayanlar dahil, herkes Allah’ın evine girebilir.


7- SALON: Hristiyanların toplandığı geniş odadır. Burada toplanarak tek bir aile meydana getirirler.


8- KUTSAL SU: Genelde giriş kapısının yanında bulunur. Vaftizde kullanılan takdis edilmiş sudur. Hıristiyanlar kiliseye girerken parmaklarını bu suya batırıp haç işaretlerini yaparlar.


9- VİTRAYLAR: Çoğu kere Kutsal Kitap, İncil veya Azizlerin hayatından kesitleri gösterirler. Hıristiyan olmanın ne demek olduğunu anlamamıza yardım ederler.

10- MUMLAR : Mumlar erken dönemlerden beri Kilise hizmetlerinde yer almıştır.Diğer birçok eşya gibi mumlar da Kilise tarafından kabul edilmiş ve hatta dinsel törenlerde de kendine yer bulmuştur. Şunu da unutmamak gerekir ki dinsel törenlerde bulunan birçok öge, örneğin müzik, ışıklar, bitki dekorasyonu, çanlar, örtüler vs birçok inançta yer almaktadır. Aziz Jerome, mumun, İsa Mesih’in bakire bir anneden doğan bedenini temsil etmenin en uygun yolu olduğunu belirtmiştir. Buradan yola çıkarak da mum fitilinin İsa Mesih’in ruhunu ve alevin de İsa Mesih’in bedenini ve ruhunu kapsayarak Tanrısallığını temsil ettiğini belirtmiştir. Böylece büyük Paskalya mumu da İsa Mesih’in “Gerçek Işık” olduğunu bizlere göstermektedir. Vaftizde ise katekümenin mumu vaftiz babası tarafından yakılır ve ona verilir; Paskalya mumu aleviyle yakılan bu mum, Mesih İsa’nın, dine yeni katılan kişiyi aydınlattığı anlamındadır. Bu sayede vaftiz olan kişiler, İsa Mesih’te “dünyanın ışığı” durumuna gelmiş olurlar. Küçük mumlar ise Mesih’i kendi hayatında her zaman hatırlamak için çaba gösteren her Hıristiyan’ı sembolize etmektedir. Mumlar, Missa ayinin de önemli bir parçasıdır; öyle ki mumların rüzgar nedeniyle sönmesi ihtimali varsa fenerler tarafından korunmalıdırlar. Çok sayıda mum ve lamba kullanımı, Paskalya Arifesinin öne çıkan özelliğidir ve bu özellik neredeyse Havarisel döneme kadar gidebilmektedir. Mumlar aynı zamanda azizlerin resimlerinin, heykellerinin ya da kemiklerinin bulunduğu kutuların önünde de yakılabilir. Bu durum inananların, o kişilere özel bir sadakatle bağlı olduklarını da göstermektedir. Bizlerin yüreği de yanan mumlar gibi Mesih’in sevgisiyle yanmalıdır.