Beynimize doğru sorular sormak

Beynimiz, hangi soruyu sorarsak o soruyu cevaplandırır. Eğer yanlış bir soru sorarsak yanlış cevaplar alırız. Doğru sorular sorarsak doğru cevaplar alırız. Çünkü beyin, bir bilgisayar gibi çalışır. Siz hangi programı açarsanız o programı çalıştırır.


Örneğin; olumsuz herhangi bir durum yaşadık. Diyelim ki, sınavlarda istediğimiz başarıyı gösteremedik, arkadaşlarımızla ya da anne babamızla üzücü bir tartışma yaptık, bir çöküntü veya hayal kırıklığı yaşadık.


Bu durum karşısında ne yapacağız?


İşte burası çok önemli ve aslında insanların depresyona giriş ya da depresyondan kurtulma noktasıdır.


Hani bazı bina girişlerine yazarlar ya: Dikkat burada kapan var.” Gerçekten de burada kapan vardır.


Kapan, beynimize yanlış soruyu sormaktır. Yanlış soruyu sorarsanız yanlış cevaplar gelir ve siz kendi elinizle kapana kapılmış olursunuz.


Bu “kapan soru” şudur: “Niçin böyle oldu? Niye bu benim başıma geldi?” Bu durumda, gerçekten kapana yakalanırsınız çünkü beynimiz hemen işleme geçer ve niçin sorusunun onlarca sebebini getirir karşınıza. Aslında bu durumda, soruna odaklandınız ve burada çözüm yoktur.


Beyin, kapatma düğmesi olmayan bir bilgisayar gibidir. Siz boş durursunuz ama o hiç boş durmaz. Ve genellikle de boş bulunduğu zaman ne yapacağı pek bilinmez. Tehlikelidir bu tür boşluklar. Bu nedenle beyin sağlığı açısından, insanların yalnız bir evde yaşamalarını çok tehlikeli buluyoruz.


Şimdi biz beynimize “niçin” sorusunu sorduk ve bunun cevabı mutlaka gelecektir.


Niçin sorusunun onlarca cevabı gelir.


Bizler bir tanesini alırız.


Hayır, o doğru cevap ya da sebep değildir.


Bir diğerini alırız. Yok canım bu da değildir.


Bir diğeri, bir diğeri... uzar gider.....


Ya da sebeplerden birini alırız, üzerinde saatlerce, günlerce, haftalarca düşünürüz.... günler haftalar aylar böyle geçer….


O konuya saplandınız ve patinaj yapmaya başladınız.


Pekiyi sorun, bu kadarla bitiyor mu?


Hayır, bitmiyor tam tersine yeni başladık.


Bir konuya bozuk plak gibi takılarak patinaj yapmaya başlarsanız çok önemli bir sürece giriyorsunuz demektir ve genellikle bu sürecin farkına varmazsınız.


Zihninizde sorun gitgide büyür, büyür ve büyür... başka bir şey daha olur.


Sorun büyüdükçe siz de sorun karşısında küçülmeye başlarsınız?


Ne mi oldu?


Sorunu artık aşılması mümkün olmayan, imkansız, halledemeyeceğiniz bir engel gibi görmeye başladınız.


Hani gün görmüş dediğimiz tecrübeli insanlar söylerler ya “Sen de çok büyültüyorsun. Bu kadar abartma”


Gerçekten de sorun söyledikleri hale gelmiştir. Aslında bu sorunu zihnimizde kendimiz büyülttük. Sorunun kendisi o kadar da büyük değil. Zihnimizdeki gözlerimize büyüteçleri biz taktık. Mikrobik şeyler bu süreçten sonra dev gibi görünmeye başladı.


Aslında yaptığımız yanlış, temel olarak geçmişe takılmaktır. Geçmişteki yaşadığımız sorunlar, bizi çepeçevre sarmıştır ve geleceğe umutla bakacak gözlerimize perde olmuştur.


Bu konuda söylenmiş şu sözler çözümü bize ne kadar güzel gösteriyor:


“Batan güneşe ağlayacağına güneş yeniden doğduğunda neler yapacağını düşün.”


“İnsanlar kapanan kapılara o kadar uzun bakarlar ki yeni bir kapının açıldığını bile görmezler”


Oysa, hayatlarında her hangi bir problemi aşan insanlar, hep kendilerini o problemden daha büyük ve daha güçlü gören insanlardır. Aşamayan insanlar ise rüzgara kapılmış yaprak gibi kendilerini problemin akışına bırakır ve problemi kendilerinden daha büyük ve güçlü görürler. Kaynakwh:


Sonuç önceden bellidir: Nur topu gibi bir depresyonumuz olmuştur.


Oysa yanlış soruyu sorduğumuz için çözümü bulmamız mümkün değildir. Çözümü bulmak için beynimize doğru soruyu sormamız gerekiyor..


Doğru soru sorabilmek doğru sonuçlara ulaştırır.


Nasıl başarabilirim?


Nasıl halledebilirim?


Nasıl kurtulabilirim?


Nasıl çözebilirim?


Nasıl daha mutlu olabilirim?


Nasıl daha çok kendime güvenebilirim?


Nasıl daha huzurlu olabilirim?


Çözüm, bu soruların cevaplarında yatar çözüm.


Bu doğru soruları beynimize yönelttiğimizde, beynimiz hemen çözümleri ortaya koyar. Hem de cömertçe…


İstemediğiniz kadar çözüm vardır onda, kullanabilirsek.


Cevaplar zihnimizde akar: Kaynakwh:


Rahat olursan, kendine güvenirsen, olumlu olursan, neşeli olursan, cesur olursan, günde 4 saat çalışırsan, her şeyi bir tarafa bırakırsan, tamamen hedefine odaklanırsan, televizyonu ve interneti bırakırsan, derslerden uzaklaştıran arkadaşlardan ayrılırsan, kendine ve başkalarına hayır demeyi öğrenirsen....


Bizler, çözüm önerilerinden pratik olan çözümleri hemen uygulamaya başlarız. Çünkü, çözüme odaklandık.


Ancak çözüme odaklanırsanız çözümü bulursunuz.


Göreceksiniz; sizi hiç kimse tutamayacak o zaman. Harika bir başlangıç yapmış olacaksınız.


Aslında umuda odaklandınız. Ne mutlu size…


Sınava hazırlanıyorsanız, mutlaka çeşitli zorluklar yaşacaksınız.


Çünkü, hayat başarı ve mutluluğu hiç kimseye kendi vermez. Onları hayattan sizin almanız gerekir ve başarı merdivenlerini eliniz cebinizde çıkamazsınız.


Başarı, hep ter kokar. Bununla birlikte, şunu hiç bir zaman unutmayın; ister okulda okuyor olun, isterseniz önemli bir sınava hazırlık döneminde olun; evet çok fedakarlık yapıyorsunuz, gecenizi gündüzünüze katıyor çalışıyorsunuz, uykusuz kalıyor, bitkin düşüyorsunuz, büyük zorluklar aşıyor, yoğun stresler yaşıyorsunuz ama, bütün bunları her kes yaşıyor, herkes sizinle aynı sıkıntıları, zorlukları, stresleri yaşıyor ve bir çok kimse bu zorlukları, engelleri, sıkıntıları aşabiliyor, başarabiliyor ve kazanıyor siz de aşabilirsiniz, siz de başarabilir ve kazanabilirsiniz.


Sizin hiç kimseden farkınız yok.


EFTAL ORHAN