Toplam 5 sonuçtan 1 ile 5 arası gösteriliyor
  1. #1

    Bilinçaltı Kontrol ve Yönetimi

    Bilinçaltımızı kontrol etmemiz mümkün mü?



    http://www.uzmantv.com/bilincaltimiz...emiz-mumkun-mu

    Bilinçaltı denilen şey tam olarak nedir, nasıl çalışır, hayatımızı nasıl yönetir?

    Bilinçaltımızı kontrol edebilir miyiz ve cevabı evetse bu kontrol sayesinde neler yapabiliriz, bilinçaltımızı yönetmemiz ne işimize yarar?

    Gelin şimdi birlikte bu soruların cevaplarını arayalım! Öncelikle bilinçaltının kontrol edilebildiği bu gün kesinleşmiş bir gerçektir ve inanın abartmıyorum, bir insanın bilinçaltını kontrol ederek, ona bir başka insanı öldürtebilir ve sonrasında o öldürttüğünüz insanı o kişiye tamamiyle unutturabilirsiniz bile!

    Günümüzde zaten bu ve buna benzer örnekler malesef yaşanmakta ve bizler farkında olmadan yönlendirilmekteyiz!

    Yine aynı şekilde bilinçaltı yönetimiyle imkansız olduğunu düşündüğünüz bir çok şeyi yapabilir, başarabilir yada hayatınızı cehenneme çevirebilirsiniz! Hastaysanız bu sizin seçiminizdir ve bunu bilinçaltı sağlamıştır, zenginseniz yine aynı şey tamamiyle geçerlidir. Hayattan nefret ediyorsanız ve her şey sizin gözünüze berbat görünüyorsa yine sizin seçiminiz ve düşünceleriniz doğrultusunda bunu bilinçaltı yapar! Mesela Çekim Yasası ve benzer akımları uyguladınız ama başarısız olduysanız gözden kaçırdığınız en önemli ayrıntıdır bilinçaltı, çünkü 25 yaşına geldiğinizde bunca yıllık olumsuz inançlarınızı, bir kaç gün olumlu düşünerek değiştiremezsiniz! Bu en fazla görülen hatalarda biridir. Bilinçaltı farklı isimlerle de bilinir, bilinç dışı, alt benlik, üst benlik bunlardan bir kaçı sadece ama yaygın ismiyle dilimizde bilinçaltı diye bilinen bu sonsuz derinliği keşfetmeye başladıkça hayatı da aynı oranda daha iyi ve mükemmel yaşayacağınızı size garanti ediyorum!

    Şimdi buyrun bir kaç ile devam edelim...

    Bölüm 1 Bilinçaltı nedir?



    Altbilinç teriminin anlamdaşı... Gerçekte bilinç süreçleri olmadıkları halde bilinç süreçleri üstünde etkisi bulunan ruhsal süreçler'i dilegetiren altbilinç ya da bilinçaltı deyimi, diyalektik felsefeyle idealist felsefeler açısından başka anlamlar taşıdığı gibi çeşitli yerli ve yabancı sözlüklerde çeşitli tanımlarla açıklanmaktadır. İdealist felsefeler onu, bilinç eşiğini aşamayan eksik algıların biriktiği bilinçdışı bir bölge saymışlardır. Öyle ki, Alman düşünürü Leibniz'in bulanık algı (Os. idrakatı müpheme, Fr. Perception obscure) adını verdiği bu eksik algıların bıraktığı bilinçdışı izler bu bölgede toplanıyor ve zaman zaman bilinci etkiliyordu. Bu bölge, esrarlı bir bölgeydi ve bilinmesi olanaksız izlerle doluydu.

    Bir zaman sonra Avusturyalı hekim Freud bu bölgenin sırlarını çözmeye çalışacaktı. Kimi sözlükcülerin güçsüzce bilinç (Os. Zayıfça şuûr, Fr. Faiblement conscient) deyimiyle dile getirdikleri bu bölge, Freudcülere göre unutulmuş ya da törebilimsel baskılarla bilincin dışına atılmış anı ve isteklerin gizlendiği bir bölgedir. Bu bölgedekiler bilince çıkmak için çabalarlar ve insanı hasta ederler. Kimi sözlükçüler onu belli belirsiz edindiğimiz bilinç deyimiyle tanımlamaktadırlar. Kimi sözlükçüler de eşikaltı (Os. Mâdûnüşuûr, Fr. Subliminal) deyimiyle anlamdaş sayarlar (Örneğin Bk. Cuvillier, Nouveau Vocabulaire Philosophique, Paris 1967, s. 178).

    Buna karşı Alman düşünürü Schopenhauer onu bilinmesi olanaksız bilinç temeli olarak tanımlar, daha açık bir deyişle, düşünüre göre bilinci bu bilinmesi olanaksızlar yönetmektedir. Oysa bilinçaltının ya da altbilincin bilinemeyecek hiç bir yanı yoktur. Herhangi bir olguyu algıladığımızda onunla birlikte ve onunla ilişkili olarak bir takım yan olgular da algılarız, ama ne onların üstünde durur ve ne de dile getiririz. Bu yan olgular, temel olguyla ilişkili olduklarından, temel olgu üstündeki faaliyetlerimizde kimi zaman etken olurlar. Ya da önceden bildiğimiz, ama bu anda düşünmediğimiz öyle şeyler vardır ki bu andaki temel düşüncemizi, onunla ilişkili oldukları için, etkilerler. Altbilinç ya da bilinçaltının bütün esrarı bundan ibarettir.

    Bilinç dışı, Sigmund Freud'un psikanaliz kuramında geliştirilmiş bir kavramdır. Buna göre, Bilinç yapısı ikili bir nitelik taşır, yani görülen bilinç hallerinin gerisinde çok daha derinde ve görünmez bir bölgede işleyen baska bir yapı daha sözkonusudur. Bu bölgenin adı bilincdışıdır ve bilinc durumunu etkileyen asıl olarak bu yapıdır. Freud'un bilinçaltı ile ilgili imgelemeyi güçlendiren bir yorumu vardır.Freud bilinci okyanustaki buzdağına benzetir. Suyun altında kalan kısım bilinçaltı, su üzerinde kalan kısım bilinçtir.Bu yoruma göre bilinçaltıyla ilgili araştırma ve sentezlerde bulunmuştur. Bilinçaltının rüyalarla açığa çıkacağını savunmuş ve hastalarıyla örneklendirmiştir.

    Bunun yanında birde "toplumsal bilinçaltı" yada "kollektif bilinç" isimleriyle bilinen bir olgu daha vardır. Gelin sıkılsanızda bu değerli bilgileri yıllarını ve servetlerini harcayan insanlardan öğrenelim. Askeri alanlardan tutunda bilim ışığı altında araştıran bilim adamlarından, sonra istihbarat örgütlerine ve iş dünyasının bu bilgileri nasıl el üstünde tutarak kullandıklarına hep bieraber şahit olalım!..

    Genetik köklerde bulunan etmenlerin kitle psikolojisini belirlemesi etrafa sinen enerjinin birbirinden ayrı bireylerde ve ayrı mekân ve zamanlarda benzer dışavurumlar ve düşünsel yönelişlerde bulunmaya iten etkileri, özellikle sanatçılar. Kitlenin ruhunu ve yönelimlerini hissederek yaptıkları üretimlerde dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar benzer dışavurumlarla ortaya koyarlar, bu toplumsal bilinçaltının bir sonucudur.

    (Wikipedia ları)


    Bölüm 2 Bilinçaltına Dair Örnekler

    Burada sizlere iki farklı hikaye sunmak istiyorum...

    KADIN ERKEK VE PARA

    Pek çok evlilik bu konu üzerinde tartışmalara sahne olmuştur. Para kazanan hanımlar için ilişkiler her zaman problemlidir. Özellikle de kadın, erkekten daha fazla kazanıyorsa?

    Pek çok danışanım bu konuda benden yardım istemişti. Size bir tanesinin öyküsünü anlatmak istiyorum. Kadın genç ve güzel. Adam yakışıklı. Dışarıdan bakıldığında harika bir evlilikleri var. 2 tane de dünya güzeli çocuk yapmışlar. Gel gelelim, son dönemde kadının yüzünden düşen bin parça oluyor. En yakın arkadaşları bile sebebini bilmiyor.

    Okul yıllarında tanışıyorlar. Hemen birbirlerine aşık oluyorlar. Uzun bir flört döneminden sonra mezun oluyorlar ve kadın hemen iş buluyor. Maaşlı olarak fazla risk almadan çalışmayı tercih ediyor. Delikanlı ise kendi işini kuracak kadar cesaretli davranıyor. İlk dönemde çok yüksek gelir elde ediyor. Mutlulukları perçinleniyor. Delikanlı kendine afili bir araba alıyor. Fırsat buldukça geziyorlar.

    Genç kadın, adamın rahatlıkla para harcamasından çok memnun oluyor. Çünkü baba evinde yıllarca biraz fazla tutumlu olmak zorunda kalmış. Oysa delikanlı öyle değil. Genç kadına en güzel hediyeleri almaktan çekinmiyor. Pahalı lokallerde eğleniyorlar. Sonunda günün birinde, evlenme kararı alıyorlar.

    Allah?ın emri Peygamber?in kavli ile dünya evine girdiklerinde, birkaç yıl her şey mükemmel gidiyor. 2 güzel çocuk yapıyorlar. Evlatları henüz çok küçükken ekonomik kriz patlak veriyor ve genç adamın işleri bozuluyor. Suratı asılıyor. Kadın hala sağlam bir maaşı eve getirebildiği için memnun olurken, adam kendi kabuğuna çekilmeyi tercih ediyor. Genç kadın ?Neyin var hayatım?? adlı yasak soruyu sorduğunda, ters cevaplar almaya başlıyor.

    Bu noktada hemen hemen bütün erkekler benzer bir davranış sergilerler. Erkekler Mars?tan Kadınlar Venüs?ten kitabında da anlatıldığı gibi, erkek mağarasına çekilerek sorununu kendi başına çözmeyi ister. Duymak isteyeceği en son şey karısının sorularıdır.

    Sonunda erkek işini tasfiye eder. Karısının da içinde olduğu sektörde bir şirkete maaşlı girerek çalışmaya başlar. Ne yazık ki bir sorun vardır. Artık karısından çok daha düşük bir gelir elde edebiliyordur. Genç adamın canı sıkkındır.

    Danışanım bana bu halde geldiğinde, kocasının neden ona ters davrandığını, neden daha sık kavga ettiklerini, neden artık para konusunda açıklıkla sohbet edemediklerini, neden sık sık evle ya da parayla ilgili kararlar alınırken saldırgan davrandığını sorgulamaya başlamıştı.

    Bu tipik bir erkek davranışıydı aslında. Bakıldığında, karısının kendisinden daha fazla para kazanmasından rahatsız olmuş, bunu gurur meselesi yapmış bir adamın hikayesi vardı Oysa ben biraz daha deşmeyi uygun buldum.

    Bu hanımla biraz regresyon çalışması yaptık Ve ortaya çıkan sonuç oldukça şaşırtıcı oldu.
    Kocasının kendisinden daha az para kazanmasını, aslında içten içe bu hanım tercih ediyordu. Fakat bunu bilinçaltı düzeyinde yaptığı için, bilinçli zihniyle asla tahmin etmiyordu. Çünkü bu hanım oldukça KONTROLCÜ bir yapıya sahipti. Kocasının biraz fazlaca para harcaması, baba evinde öğrendiği tutumluluk ilkelerine aykırı davranmasına sebep oluyordu. Oysa bu durum çok tehlikeliydi. Genç kadının derhal kocasını durdurması gerekiyordu. Durdurmak için ise kontrolcü içgüdüleri işbaşı yapmıştı.

    Çekim yasasını biliyorsunuz. Bilinçaltınızdaki duygu her ne ise, onu istem dışı bile olsa yaymaya başlıyorsunuz. İşte bu hanım da kocasından daha fazla para kazanarak onu kontrol altında tutabileceğini içen içe biliyordu.

    Eğer sizin de kontrolcü bir kişiliğiniz varsa şöyle bir duraklayarak neleri engelliyor olabileceğiniz hakkında düşünün. Bunu pek çok hanım yapıyor.

    Erkekler bizim kuklamız değildir. Ama her zaman duyguların patronu kadınlar olduğu için, bir ilişkinin çerçevesini çizen de, çekim yasasını aktive eden de, para bolluğu yaratan da yine kadındır. Öyleyse, kadının içsel duygusu o birlikteliğin bereketini belirler.

    Kadim zamanlarda Kutsal Kase adı verilen ezoterik bir sembol vardı. Bunu ünlü yazar Dan Brown?un kitaplarında da bulabilirsiniz. Kutsal Kase, aslında kadının rahmidir. Ve bir erkeğin bolluk ve bereketi, kadınının rahminden gelir. O yüzden, erkeğin en büyük hayat dersi, kadınını tam olarak doyurabilmekten ve mutlu edebilmekten geçer. Bu sadece bedensel bir doyum değildir elbette. Öyle olsaydı, cinsel hayatında marifetleri tam olan her erkek zengin olurdu. Önemli olan, kadını duygusal, zihinsel ve ruhsal olarak da doyuma ulaştırabilmesidir. Ancak o zaman kadın mutluluğu ve coşkuyu erkeğine akıtır.

    Aslında TANTRA öğretisi de buna benzer bir konudan bahseder. İlgi çekici olduğu için sizlere aktarmak istedim. Bildiğiniz gibi kadın ve erkek, bilinçaltı korkularını temizleyerek bütünleşebilirlerse, birbirlerine tam güvenebilirler. O zaman birleştiklerinde birbirlerine tam teslim olabilirler. Ve tam teslim olan kadınla erkek, cinsellik olmasa bile duygusal ruhsal ve zihinsel olarak bütünleştiklerinde orgazmın çok daha üzerinde, benzersiz bir duygu ve hazzı yaşarlar. Hatta bu haz sırasında erkeğin ereksiyonu geçici olarak söner. Çünkü aslında bu öyle bir hazdır ki bedensel birleşmeyi henüz gerçekleştirmek istemezler. Bu ancak olayı sonlandıracak olan safhadır.

    Ve sonunda bütünleştiklerinde öylesine büyük bir haz duygusu gelir ki, çekim yasası gereği doğal olarak tüm istekler gerçekleşir. Para ve bolluk, sağlık, sevgi, bereket, ve daha pek çok istek gerçekleşiverir. Ve bu kadının kutsal kasesinden gelir. Yani rahimden.

    Siz siz olun, erkeğinizi kontrol etmek istiyorsanız, bunun iç dünyanızdaki korkulardan kaynaklandığını bilin. Ve kontrol etmek yerine korkunuzu temizlemenin peşine düşün.
    -----------------------------


    KALIPLAR ARTIK DAHA KOLAY KIRILIYOR : PARA İSTEYENLER

    Bilinçaltımızın bize oynadığı oyunları bulmak ve onları çözmek, artık biraz daha kolay hale geliyor. Bazen koltuğuma oturan danışanlarımdan şu yorumu alabiliyorum. Her şey güzel ama ben trans altında söylediklerimi hatırlıyorum ve onları sanırım bilinçli halimle söyledim. Şimdi işe yaramış mıdır??

    Bense gülümseyip her seferinde aynı şeyi söylüyorum. Elbette yaramıştır. Bilincimiz ve bilinçaltımız birbirinden ayrı iki organ değildir. Aslında onlar tamamen fiziksel olmayan, duygularımızın ve olayların tutulduğu hafıza alanlarıdır. Ve bugün bilim adamları kanıtladılar ki, hafıza da tamamen ve sadece beynimizin belirli bir bölgesinde yerleşik değildir. Hatta fare beyninin belirli bölümlerini kesip çıkartarak deneyler yapıldığında, farenin beyni nereden kesilirse kesilsin, öğrendiklerini unutmadığı anlaşılmıştır.

    Öyleyse, biz bilinçaltımızdan gelen bazı hatıraları, olayları, bağlantıları duygularımız yoluyla alırken, aslında bilincimizin olduğu alana getiriyoruz. Ve bilinçli zihnimizin süzgecinden geçmesine izin veriyoruz. Neden? Çünkü bilinçaltımıza attığımız şeyler mantık süzgecinden geçmez. Ve bu mantık dışı duygulara mantık dışı ya da çoğu zaman gereksiz tepkiler geliştiririz. Ve bu bastırdığımız duyguları unutarak, tepkisel davranışları hayatımız boyunca tekrar eder dururuz. Öyleyse, mantıklı zihnimizin süzgecinden geçirmezsek, bilinçaltımızdaki inanç kalıpları asla temizlenemez ve değişemez. Bunu sizin için yapacak olan bilinç, bana değil size ait olmalıdır. Kendi kendinizi şifalandırıyorsunuz.?

    Biz sizin özellikle uyumuş olmanızı ya da bilincinizin kapanmış olmasını istemiyoruz. Zaten, bilincinizin kabul etmediği hiçbir değişimi size empoze etmeyi istemeyiz. Bu konuda çok değişik yorumlar var ama benim son zamanlarda çok daha hızlı duygusal değişimler sağlayabilmemi sağlayan bir teknik var. Ben günde 4-5 danışanla çalıştığım için artık bu alanda çok fazla tecrübem de oluştu. Bu tecrübeler içinde sizlerle paylaşmak istediğim birkaç bilgi var.

    Bir kadın vardı. Koltuğa oturdu ve para ile olan ilişkisinin bir türlü düzelmediğini, bilinçaltında para ile ilgili olumsuz kalıplar olup olmadığını merak ettiğini söyledi. Birlikte çalışmaya başladık. Her zaman olduğu gibi, kendisini etkileyen en kuvvetli olumsuz duyguya girdik ve bedeninde nereye yönelttiğine baktık.

    Çünkü bilinçaltımız, sinir ağı yoluyla, duyguları belirli organlara yöneltebiliyor. Örneğin, çok heyecanlı ve endişeli olduğumuzda bunu midemizde hissedebiliyoruz, ya da sevilmediğimizi düşündüğümüzde kalp ve damar sistemimizi bozabiliyoruz. Hatta çaresizlik ya da çıkış yolu bulamadığımızı düşündüğümüz durumlarda kanser hücrelerine geçit verebiliyoruz. B u konuda Amerika Birleşik Devletleri?nde ve dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde yapılan araştırmaları ve çalışmaları internetten de bulabilirsiniz.

    Daha sonra bu kadının göğüs kafesinin sağ tarafında kronik bir ağrı olduğunu tespit ettik. Cildinin o bölgesinde ciddi anlamda büyüyen benler vardı ve dermatolojik muayenede bu benlerin izlenmesi gerekebileceği söylenmişti. Trans sırasında ise, bütün üzüntüsünü aynı bölgeye toplamış olduğunu fark ettik. Bu bizim açımızdan çok önemli bir gelişmeydi.

    Transa devam ettik. Kadının kocası, kendisine baskı yapıyor ve para konusunda onu sıkıştırıyordu. Kendisi para kazansa dahi, tüm kazancını ailesine vermek ve kocasının belirlediği miktar kadar para harcayabiliyordu. Aslında ailenin geliri iyi sayılabilecek düzeydeydi, ama sürekli gelecek endişesi ile gayrimenkul yatırımı yapmaya kalkışıyorlar, ve borç öderken özgürlükleri kısıtlanmaya başlıyordu.

    Kadının kocasına açık bir öfkesi vardı. Öncelikle bu öfkeyi trans altında çıkarttık. Daha sonra bedendeki yönlendirilen bölgeyi temizlemek üzere çalışmaya başladık ama olmadı. İlginç bir şekilde bedenindeki sıkıntı devam ediyor, hafiflemiyordu bile. Biraz daha geriye gittiğimizde kadının aslında babasına öfkeli olduğunu fark ettik. Aslında kocasının paraya çok tutumlu bir şekilde korkuyla sahip çıkması kadının bilinçaltından tercih ettiği bir durumdu. Çünkü babası yıllarca, kendi küçüklüğü ve genç kızlığı boyunca çok para kazandığı halde bunu hiç tutamamıştı. Sürekli borç içinde yüzüyorlardı. Annesi örgü ve elişi ürünlerini satarak kızının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyordu. Ama ne yazık ki, genç kız, babasına sırtını yaslayamıyordu. Ona güvenemiyordu. Dışarıdan bakıldığında çok güçlü gibi görünen, otoriter ama sevgi dolu baba, aslında sırt yaslanamayacak kadar zayıftı para konusunda. Ve kazandığı paraları ortaklarına kaptırmıştı. Hayat boyu borç ödemişti. Başkalarına yardım etmişti.

    O yüzden şimdi genç kadın kimseye yardımda bulunamıyordu. Korkuyordu. Sürekli parası gidecek diye korkuyordu. Ama bu aynı zamanda müthiş bir kısıtlanmışlık getiriyordu genç kadına? İşte bu sebeple, yine sırt yaslayamayacağı, ama en azından ellerindeki parayı aşırı da olsa sıkarak tutmaya, biriktirmeye çalışan bir koca seçmişti. Kendisini mutlu etmeyeceğini bile bile, böyle bir evlilikte uzun yıllar kendi kazandığı paranın harcanmasında bile kısıtlamalar getirilmesine karşı çıkamamıştı.

    Burada her iki durumda da, yani hem genç kızlığındaki dönemde babasına yaslanırken, hem de ergenlik döneminde kocasına yaslanırken, genç kadının özgürlüğünün kısıtlanmış olduğunu gözlemledik. Ve özgürlük genç kadın için çok önemliydi. Para bile özgürlük içindi. Oysa, para kazanmak üzere harekete geçtiğinde, ne kadar kazanırsa kazansın, bir şekilde harcamak zorunda kalıyor, hiç olmazsa aile üyelerine yardım etmek durumunda kalıyordu.

    Par aile olan ilişkisi artık zorlaşmıştı. Çünkü parayı isterken, ardında hırs biriktirmişti. Hırsı, ta gençlik yıllarından gelen ama bilinçaltının derinliklerine gömmüş olduğu, canından çok sevdiği babasına yönelttiği öfke, küçümseme, yokluk ile birlikte gelen özgürlüğünün kısıtlanması yüzünden biriktirdiği çaresizlik ve kızgınlıktan geliyordu. Bilinçaltı paranın ?YOK? olmasına alışıktı ve buna tepki geliştirmişti.

    İşte bu noktada sevgili okurlar, sadece bilinçaltımızda kime öfkeli olduğumuz ve hangi tepkiyi neden geliştirdiğimizin ortaya çıkması yeterli olmuyor. Bilinçli zihinden bilinçaltımıza inen zincirin çözülmesi ve özgürlüğümüze gerçek anlamda kavuşabilmemiz için, ilk halkayı sökmemiz gerekiyor. Ve bu halkayı çözmek, bize müthiş bir hız kazandırıyor.

    Bu genç kadınla çalışırken, bütün birikmiş öfkelerini çıkarttık. Bu duyguların boşaltılması çok önemli ve zannettiğimizden daha kısa sürüyor. Öyle korktuğumuz gibi travmatik de olmuyor çünkü belirli bir teknikle yapıldığı için, zihin ve beden, açığa çıkan olumsuz duyguları sonsuza kadar elimine ederken, yerine doğru duyguyu yerleştiriyor.

    Bu çalışmanın hemen arkasından kişinin hayatında önemli gelişmeler ve olumlu değişiklikler oluşmaya başlıyor. Henüz çalışmamız bitmeden bile pek çok danışanımdan teşekkür almamın sebebi de bu sanırım.

    Artık bilinçaltı kalıpları ve duygusal temizlikler, sandığımızdan daha hızlı oluşuyor. Sizlere bu müjdeyi vermek beni de son derece mutlu ediyor.

    Genç kadınla olan çalışmalarımızın devamında, tüm öfke ve temizlikler tamamlandığında, arzularını yazmaya ve arzularının olması durumundaki olumlu duyguları bedenine tanıtmaya başlayacağız. Ve olumlu duyguların pekiştirilmesi için 1-2 kez daha çalıştıktan sonra çalışmamız son bulacak.

    Çoğunlukla, bu çalışmalarda, sadece duygu değişimi ve bilinçaltı kalıplarının kırılması yeterli olmaz. Bunların hayata adaptasyon sürecinde de ayda 1 kez ya da 2 ayda 1 kez bir araya gelerek, yeni duygusal yapının seçimlerine ve davranış modellerine yerleştirilmesini sağlarız.

    Pek çok mutlu danışanımdan güzel telefonlar alıyorum ama ancak bazıları sizlerle bu durumu paylaşabiliyor. Paylaşmak istemeyenlere saygımız sonsuz.
    ----------------------------

    Her iki hikayede bilinçaltı uzmanı Seda Diker'e aittir. Gördüğünüz gibi konuyu gayet güzel ve anlaşılır biçimde aktarıyor.


    Bölüm 3 Bilinçaltı Nasıl Çalışır

    "Bilinçaltı bilincin emrindedir.

    Bilinçaltı bilincin her dediğini yapar.Çocuk gibidir muhteşem bir kapasitesi vardır ama saftır,bilincin her söylediğine inanır.Mesela bir insan sarmısağın midesini bulandırdığına inanmış olsun.Bilinçaltı ona her yerde sarmısağı bulacaktır içinde sarmısak olduğunu kimsenin anlamadığı yemeklerde bile o sarmısağı hemen farkedecektir.Hatta sarmısak kokusunu bile alacak ve bilince haber verecektir.

    Bilinçaltı 24 saat faaliyettedir,bilinçaltı uyumaz,bilinçaltı gece bilinç uykudayken de çalışmaya devam eder,bilinçaltı vücudun bütün faaliyetlerini kontrol eder,düzenler.

    Bilinç neye inanırsa bilinçaltı ona odaklanır.

    Amerikalı ünlü bir basketçi hiç bir atışını ilk önce beyninde sayı olduğunu hayal etmeden yapmadığını söylüyor.Yine dünya çapında golf oyuncuları iyi bir golfçü olmak için ilk önce beyinde atışın yapıldığını canlandırabilmek gerektiğini söylüyorlar.

    Ya dışarı atarsam korkusu?

    Hepimiz mutlaka yaşamışızdır.Topla oynanan herhangi bir oyunda ya dışarı atarsam korkusunun neticesi mutlaka dışarı atmaktır.Çünki bu korkuyla beraber beynimizde canlanan resmi bilinçaltı hedef olarak alır ve hedefe doğru hareket eder.

    Korkularımız beynimize yerleşmiş trojan ve virüs programlarıdır.

    Korkularımızla doğmadık.Yeni doğmuş bebeklerin herhangi bir şeyden korktuklarını gördünüz mü yada utandıklarını?Korku ve utanma gibi duygular daha sonra öğrendiğimiz şeylerdir.Bu yüzden kültürden kültüre utanılan şeyler değişir.

    İngilizce de "self sabotage" diye bir terim vardır.Yani kendi kendini sabote etme.Pek çok insanın günlük hayatta başkalarına veya kendisine kendini anlatırken kullandığı sıfatlar bir çeşit self-sabotajdır.İşte onlardan bazıları:

    Ben beceriksizin tekiyim.

    Matematiğim iyi değildir.

    Gözlerim iyi değildir.

    Hafızam pek iyi değildir.

    İsimleri aklımda tutamam.

    Benden bir şey olmaz.

    Kendime hakim olamıyorum.

    Çok sinirliyim.

    Korkuyorum...

    Ve bunlar gibi daha niceleri.Durum gerçekten bu cümlelerde tarif edildiği gibi olsa bile tersini söylesek ne olur?

    Kendi kendinize bir deneyin.Kendimi çok kötü hissediyorum deyin ve vücudunuzun aldığı şekle dikkat edin,boynunuz hafifçe öne doğru eğilecek,göğüs kafesiniz içine doğru çökecek belki karın boşluğunuzda hafif bulantılar hissedeceksiniz.çünki bilinçaltınız mesajı aldı ve emri uyguluyor.

    Bir de tersini deneyin kendi kendinize harika olduğunuzu,çok sağlıklı olduğunuzu ve kendinizi harika hissettiğinizi söyleyin.Vücudunuz tam tersi bir hal alcak,boynunuz dikleşecek,göğüs kafesiniz dışa doğru açılacak,yüzünüze güzel bir ifade yayılacak.

    Güzel haber;bilinçaltımıza yerleşmiş virüsler için de anti-virüs programları var.

    Bilinçaltımızı yeniden programlayabiliriz.Üstelik bunun için Freud'un uyguladığı psikanaliz yöntemi gibi uzun bir süre gerektiren tedavi yöntemlerine gerek yok.Sorunu bilmeniz ve soruna karşı pozitif telkinler oluşturup bilinçaltına ulaşmasını sağlamanız yeterli.

    Bilinçaltı telkinleri ile bunu yapmak mümkün.Bilinçaltınızı istediğiniz gibi programlayabilir,hedeflerinize daha hızlı ulaşabilir,istediklerinizi daha çabuk elde edebilirsiniz."

    Bir diğer örnek: Bilinçaltı bilgisayarlardaki harddisk gibi gördüğü,duyduğu,işittiği herşeyi ama herşeyi kaydeder. Bir lokantaya gittiniz. Yanınıza kim oturdu? Sofra düzeni nasıldı? Önce hangi yemekler geldi? Lokantadaki ışık durumu neydi? Yan masada kimler oturuyordu ve ne giymişlerdi? Giydiklerinin rengi neydi vb. Yani tüm alıcıları açık bir şekilde etrafınızda olan biten herşeyi ama herşeyi kayıt eder. Bunu niye yapar diye sorabilirsiniz... Ya da bu kadar şeyi nasıl ve nereye kaydediyor diyebilirsiniz...İnsan beyninin kayıt kapasitesi sınırsızdır. Lakin bunlardan sizin için önemli olan ya da gündelik hayatta kullanabileceğiniz işinize yarayan bilgileri hafızadan çağırır ve kullanırız. Lisedeyken edebiyat derslerinde şiir ezberlenir sonra hafızada depolanır. 20 sene sonra bir arkadaş sohbetinde o şiir aniden okunuverir. Hem de eksiksiz. Logaritma içinde aynı örnek verilebilir. Lisede öğrenilmiştir ama mimar ya da mühendisler hariç çoğu kimsenin işine yaramadığı için hafızada bir yerlerde bekler. Nezaman oğlunuz lise çağına gelir ve baba şu dersi pek anlamadım dediğinde siz ders kitabına bir göz atarak o konuyu oğlunuza anlatacak hale gelirsiniz. Bu örnekler araba sürme, bisiklete binmek gibi çoğaltılabilir. Bunların hepsi bilinçli öğrenmeyle ilgilidir. Bilinçaltında ise çok farklı kurallar yönetmelikler ve yasalar geçerlidir...

    Bunu niye yapar diye sorabilirsiniz demiştik. Bilinçaltının anayasası vardır. Anayasası "HAYATTA KALMAK VE ELEMDEN KAÇ HAZZA KOŞ"tur.

    Açacak olursak : Asıl gaye ve hedef ne pahasına olursa olsun insan yaşamalıdır. Yaşarken de üzülmemelidir ve hep mutlu olmalıdır. Bu yüzden kişide asansör fobisi ya da yükseklik fobisi olur. Çünkü küçükken babası onu hep havalara atmıştır. Bir keresinde de düşürür gibi olmuştur ve bilinç altı bu olayı hemen kaydetmiştir. Bilinçaltı linkleme dediğimiz en az iki olay arasında bağ kurar. Nasılmı? Eğer o kişi 7-8 yaşlarında evin bahçesinin duvarından düşerse bilinçaltı bunuda tehlike olarak algılar. Ne dedik?; asıl amaç hayatta kalmaktı. Hemen linkleme olur ve kişide asansör fobisi gelişiverir. Yüksekten korkar. Hele bir de hasbelkader bindiği uçak türbülansa girer de düşme tehlikesi atlatırsa panik atak hastası oluverir (BAKINIZ: PANİK ATAK NEDİR, NASIL OLUŞUR ). Hastayla normal bilinçli haliyle konuşurken neden yüksekten, asansörden ya da uçaktan korktuğunu bilmediğini söyler. Çocukluktaki düşme olaylarını zaten hiç hatırlamamaktadır. Uçak korkusunun da mantıki bir izahı yoktur (Hergün binlerce insan uçağa binmektedir ve uçaklar günümüzün en güvenli ulaşım aracıdır. Hasta bunların tümünü bilmekte, kabul etmekte ama korkusuna engel olamamaktadır. Çünkü bilinçaltı devrededir, kontrolü ele almıştır ve hiçbir kuvvet onu asansöre veya uçağa bindiremez). Aslında şişmanlıkta da (kronik) bilinçaltı devrededir ve kendi yasalarına göre kişiyi güçlü ve hayatta tutmaktadır. Çocukken babasından dayak yemiştir sonra çok ağladığı ve babası pişman olduğu için çikolata veya şeker almış ve çocuk kendini iyi hissetmiştir. Gençlik döneminde de sevgilisinden ayrıldığında, sınıfta kaldığında yediği güzel bir yemek ya da tatlı bilinçaltı tarafından linklenmiştir. Daha sonraki hayatındada iş, eş, aşk, vefat gibi stresli durumlardada bu linkleme devam etmiş ve kişi bir bakmış ve kendini aşırı kilolu bulmuştur.

    Normalde bilinçli halimizle, bizim için çokda önemli olmayan hatta önemsizmiş gibi görülen olay veya kişiler bilinçaltı için önemli ve kaydadeğer olabilmektedir....

    -Her iki örnekte dır-
    --------------------------


    Son Bölüm Bilinçaltı Nasıl Kullanılır

    Öncelikle bilmenizi isterim ki bunun cevabını zaten yukarıda vermiş olmakla beraber, birbirinden farklı yöntemleri günümüzde mevcut ve aralarında çok kolay uygulanabilir yöntemler var. Bunlar *Hipnoz, *Subliminal mesajlar, *Oto Hipnoz (Kendi kendini hipnoz etmek), *Tasavvur etmek yada diğer adıyla İmgeleme ve *Olumlamalar olarak sayılabilir.

    Burada saydığım başlıklara oldukça geniş örnekler vermek mümkün elbette ama yukarıda ki anlatılardan sonra gerek görmüyorum, ancak subliminal mesajlar konusunda forumda yine bilinçaltı ve farkındalık konusunun altında bir kaç örnek bulabilirsiniz, yine internetten kısa bir araştırma ile oldukça iyi bilgiler edinebilirsiniz. Bilinçaltı işlevi ve çalışma şekli açısından burada öğrendiğiniz bilgiler hayatınız boyunca bırakmamanız gereken türden! Bir deyim vardır, Ya kendi hayatının sorumluluğunu ve kararlarını verirsin, yada bunu senin yerine bir başkası yapar!

    Ben kendi adıma kendi hayatımın sorumluluğunu hiç kimsenin ellerine bırakamam, acısıyla, tatlısıyla hayat sizin olmalı ve hatalarımız yüzünden başkalarını suçlamak yerine onlardan ders alarak devam etmeliyiz yolumuza, ne dersiniz

    Bilinçaltınızda ki tüm olumsuz inançlarınızı temizleyebilmeniz ve hayata tertemiz devam etmeniz dileğiyle, güzel günler olsun...





  2. #2
    Çok güzel ve bir okadarda ışık tutucu paylaşım,emeğine ve ellerine sağlık Kanatlım...

  3. #3
    Teşekkür ediyorum akzennun, sadece anlayabilenler için

  4. #4
    Aslında hayat ne kadar basit;bunu zorlaştıran insanın kendisi...Güzel bir paylaşım teşekkür ederim.

  5. #5



Benzer Konular

  1. Doğum Kontrol Yöntemlerinin Güvenirlilik Oranları
    Konuyu Açan: Daphne, Forum: Anne ve Bebek Sağlığı.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 18-May-2012, 20:10
  2. Yaşamı Bilinçaltı Mesajlarla Canlandırma Metotları
    Konuyu Açan: Daphne, Forum: Pozitif Düşünce.
    Cevap: 9
    Son Mesaj : 16-Tem-2010, 13:16
  3. Yatak Alıcaksınız Ama Kontrol etmeniz mi gerekiyor?
    Konuyu Açan: teoka, Forum: İlginç ve Komik Videolar.
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 29-Kas-2009, 18:34
  4. Resim Çektirirken Arka Fonu Mutlaka Kontrol Edin!
    Konuyu Açan: izuchiring, Forum: İlginç ve Komik Resimler.
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 11-Kas-2009, 19:54
  5. Vücut saatinin ''kontrol düğmesi'' bulundu...
    Konuyu Açan: teoka, Forum: Bilim & Teknoloji.
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 15-Ara-2007, 14:22

Bu Konu İçin Etiketler

Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin yazdıkları kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.

Sitemizdeki yazılar telif hakları ile korunmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz ©estanbul.com