<p align="justify">Dünya nüfusunun hızla artması ve daha kaliteli
besinlere duyulan gereksinim biz bitki bilimcilerinin işini her gün
biraz daha güçleştirmektedir. Ancak mevcut koşullarda biyolojik
çeşitlilikle beraber hedeflenen amaçlara ulaşmamıza yardımcı olabilecek
çok çeşitli araçlar mevcuttur. </p>
<p align="justify"> <strong>Meristem, Tomurcuk ve Doku Kültürleriyle In Vitro Çoğaltım:</strong> <br>
Daha önceleri tohum veya köklenebilme yeteneğine
sahip bitki dokularıyla çoğaltma yapılırken günümüzde çok küçük bitki
dokularıyla dahi bitkiler çoğaltılabilmektedir. Bu metodla; </p>
<div align="justify">
<ul><li>Çok sınırlı sayıda materyalin kısa sürede hızlı olarak çoğaltılması,</li><li>Normal yollarla çoğaltma problemi bulunan bitkilerin çoğaltımı,</li><li>Virüsten ari bitki eldesi,</li><li>Gen kaynaklarının in vitro korunması,sağlanır. Günümüzde yaygın olarak muz, elma ve turunçgillerde kullanılmaktadır.
</li></ul>
</div>
<p class="rxbodyfield" align="justify"><strong>Embriyo kültürü:</strong></p>

<p align="justify">Embriyo kültürü sağlam bir bitki
elde edebilmek amacıyla embriyonun yumurtalık içerisindeki gelişmesinin
belirli devresinde izole edilerek özel besi ortamında çimlendirilip
geliştirilmesi işlemidir. Bitki ıslah programlarında yakın akraba
olmayan başka bir türden bazı karekterlerin mevcut genotipe aktarılması
gerekmektedir. Ancak melezleme sonucu elde edilen tohumlar zayıf
çimlenme gücüne sahip olmaktadır. Genellikle bu durum uzak tür ve
cinsler arası melezlemelerde genetik faktörler nedeniyle ortaya
çıkmaktadır. Böyle durumlarda çimlenme gücü çok düşük embriyo in vitro
koşullarda uygun besi ortamına alınarak normal gelişmesini tamamlaması
ve melez bitki eldesi mümkün olmaktadır. </p>
<div align="justify"><strong>Haploid bitki eldesi:</strong>
</div>
<p align="justify"> Haploid
bitkiler özellikle mutasyon çalışmaları ve homozigot bitkilerin elde
edilmesinde büyük önem taşımaktadır. Klasik bitki ıslahı yöntemleriyle
bu bitkilerin elde edilmesi çok uzun bir zamana ve fazla işgücüne
gereksinim göstermektedir. Haploid bitki elde edilmesinde in vitro
tekniklerin kullanılması bu bitkilerin eldesini önemli ölçüde
hızlandırarak çeşit geliştirme süresini kısaltmaktadır. Haploid
bitkilerin elde edilmesinde 3 farklı teknik kullanılmaktadır.<br>
<u>Maternal haploidi tekniği: </u>Adındanda anlaşılacağı gibi elde
edilen bitki somatik hücrelerinde sadece anadan gelen haploid (tek)
yapıdaki kromozom setini içerecektir. Günümüzde yaygın olarak gamma
ışınlarıyla uyarılmış polen tozlarının normal diploid yapıdaki ana
olarak kullanılacak bitkilerle melezlenmesi sonucu oluşan tohumlardan
haploid bitkiler elde edilmektedir.<br>
<u>Anter kültürü</u>: Bu teknik ile haploid bitkilerin elde
edilmesinde belirli gelişme devresindeki anterler uygun ortamlarda
kültüre alınarak anterler içinde bulunan haploid yapıdaki
mikrosporlardan bitkiler elde edilir.<br><u>Mikrospor kültürü</u>:
Anter kültürü tekniğinde sağlanan gelişmelerden sonra mikrosporların
direk in vitro kültürü sonucunda da haploid bitkiler elde
edilebilmektedir.</p>
<p align="justify"><strong>Somaklonal varyasyon:</strong><br>
İn vitro kültürün temel prensiplerinden birisi rejenere olan bitkilerin
orijinal dokunun alındığı bitkinin aynısına benzemesidir. Ancak uygun
fiziksel ve kimyasal mutajenlerin kullanımı ile genetik olarak farklı
bitkiler elde edilebilmektedir. Bu şekilde istenilen bitkisel
özellikler açısından yeni tiplerin oluşturulması mümkün olabilmektedir.
Portakalda çekirdeksizlik, altıntopta renkli meyve suyu, hardalda
farklı seviyelerde erurik asit içeriği elde edilebilmiştir. </p>
<p align="justify"><strong>Somatik melezleme:</strong><br>

Protoplast kültürü tekniğinde sağlanan gelişmelerle seksüel olmayan
yolla gen transferi mümkün hale gelmiştir. Farklı tür ve cinslerin
somatik dokularından elde edilen protoplastların füzyonuyla elde edilen
somatik hibrit protoplastları in vitro kültürü ile bitkiciklere
dönüştrülebilmektedir. Bu yolla iki farklı bitkideki olumlu&nbsp;özellikler
tek bir bitkide toplanabilmektedir. </p>
<p align="justify"><strong>Gen Aktarılması:</strong> </p>
<p align="justify">Somatik melezlemede arzu edilen
özelliklere sahip bireylere ait hücrelerin füzyonla biraraya getirilmesi
gerekir. Buna karşılık gen aktarılması tekniği ile daha önceden genin
izole edilmesi şartıyla istenilen bitkilere istenilen gen direk olarak
aktarılabilmektedir. &nbsp;Aktarılması istenen gen temel olarak iki yolla
bir bitkiye taşınabilir. </p>

<div align="justify">
<ul><li><em>Agrobacterium tumefaciens</em> kullanılarak gen transferi</li><li>Direkt gen transferi</li></ul>
</div>
<p align="justify">
Birincisinde bir toprak bakterisi olan <em>Agrobacterium tumefaciens</em>
hücreleri içerisinde bakteriyle simbiyotik bir şekilde yaşayan arzu
edilen genin aktarıldığı Ti plasmidi ile gerçekleştirilir. Ti plasmid
bitki hücre çekirdeğinde bulunan bitki DNA’sına kendisini
kopyalayabilmektedir. İkincisinde ise aktarılacak gen direk olarak
(elektroforasyon, partikül bombardı ve mikro injeksiyon metodlarıyla)
transfer edilir. Bu yolla elde edilen bitkiye transgenik bitki adı
verilir. Dünyada özellikle belli bitki guruplarında önemli oranda
transgenik bitkiler kullanılmaktadır. Bunlara örnek kelebekgiller
(Lepidopter) familyasına ait yeşil kurt, mısır koçan kurdu gibi) bitki
zararlılarına karşı geliştirilen transgenik mısır, pamuk ve soya
gösterilebilir. </p>
<p align="justify"><strong>Sekonder metabolit üretimi:</strong></p>
<p align="justify">Genel olarak bitkilerde sayıları
20.000 kadar olan sekonder metabolit olarak adlandırılan bir grup madde
bulunur. Bu tip maddeler bitki hücresi içinde gerçekleşen biyokimyasal
reaksiyonlarda son ürün olarak sentezlenmekte ve tekrar reaksiyonda
kullanılmamaktadır. Bunlar hücre dışında, vakuolde veya sitoplazmasında
depolanırlar. Bunlardan bazıları bikilerden izole edilerek ilaç
hammaddesi olarak kullanılmaktadır. reaksiyonda kullanılmamaktadır.
Bunlar hücre dışında, vakuolde veya sitoplazmasında depolanırlar.
Bunlardan bazıları bikilerden izole edilerek ilaç hammaddesi olarak
kullanılmaktadır.</p>
<p align="justify"><strong>Genetik çeşitlilik haritalama ve diğer moleküler çalışmalar:</strong><br>
Morfolojik ve biyokimyasal metodlara nazaran moleküler seviyede yapılan
çalışmalarla daha doğru bir şekilde veri elde edilir. Veri sağlamak
için PCR (polimorfik zincir reaksiyonu)’na dayalı teknikler ile RFLP
(restriction fragment length polymorphism) tekniği kullanılır. Yaygın
olarak kullanılan PCR temeline dayalı teknikler RAPD (random amplified
polymorphic DNA), ISSR (intersimple sequence repeats). SSR (simple
sequence repeats), AFLP (amplified fragment length polymorphism)’dir.
Bu yolla sonuç olarak daha doğru;</p>
<div align="justify">
<ul><li>Genetik çeşitlilik tespit edilebilir,</li><li>Çeşit tanılama ve tescilinde kullanılabilir,</li><li>Bitkiler arası akrabalık seviyeleri daha doğru belirlenebilir,</li><li>Bitkilerin genetik orijinleri belirlenebilir,</li><li>Dünya üzerindeki yayılış ve muhtemel taşınma yolları hakkında daha doğru tespitte bulunulabilir,</li><li>Bitki kromozomları üzerinde önemli bitkisel özellikleri kontrol eden genlerin yerleri gösterilebilir (genetik haritalar),</li>
Kök, yaprak ve diğer bitki kısımlarında aktif
olarak protein sentezi yapan genler tespit edilerek bitki
fizyolojisinin daha kesin açıklaması yapılabilir.

<li>Bitkisel karekterleri belirleyen
proteinlerin ve DNA’ların dizinleri çıkarılıp bu dizindeki polimorfizm
ve bunun sonuçları bulunabilir.
</li></ul>
</div>