Toplam 3 sonuçtan 1 ile 3 arası gösteriliyor

Konu: Cezmi Ersöz

  1. #1

    Üy. Tarihi
    Mar-2010
    Konular
    157
    Mesajlar
    9.415
    Puanlar
    22195

    Cezmi Ersöz



    " BEN YAZARKEN KENDİ YÜZÜME TÜKÜRÜYORUM "

    Geriye Doğru Baktığımda...

    Geriye doğru baktığımda, çünkü ancak böyle anlaşılıyor bazı şeyler, ben aslında ilkokul 4.-5. sınıftan itibaren yazar olmayı kafama koymuşum. Ama bu ciddi, planlı projeli bir düşünce halinde değil. Tabi babamdan gelen Kuvay-ı Milliye, Kemalistlik, subaylık da var. Bu yüzden iyi, yardımsever, dürüst, çevresinde sayılan sevilen adam yani bir tür kahraman olmak üzere yetiştirildik biz. Çok küçük olanaklarla zengin çocuklarının önüne geçme projesi...Kemalizm biraz da böyle bir proje. Hadi bakalım kendinizi gösterin projesi, romantik bir proje bu. Öte yandan korkunç bir oyun bu. Baştan aşağı yanlış hesaplarla dolu. Belli olanaklar babanın maaşı belli, makarna yumurta yiyorsun, hadi bakalım benim çocuğum nasıl geçecek sizi projesi, üstelik iyi adam olacak ve onları da geçeceksiniz. Okuduğun okul belli,mahalle devlet okulları.

    Kemalizm'e gönül bağlamış...

    Kemalizm’e gönül bağlamış ve kaybetmiş bir aile benim ailem. Danslar, tangolar, radyo piyeslerine ağlamalar, arkası yarın’lar üzerine sohbetler... Bir ütopya yaşamışlar, ama ütopya duvara çarpmış. Benim babam o ütopyanın duvara çarptığını Özal’la anladı. Kemalizm’in kaybettiğini, Kemalizm’e gönülden bağlanan o samimi insanların kaybettiğini babamda gördüm. Babamla beraber ben de yenildim. Çünkü ben o tarihe ne, o insanların yenilmişliğine tanığım

    İnsanlara Bakıyorum...

    İnsanlara bakıyorum, inanılmaz bir tutarlılık çizgisi izliyorlar. O insanlar kendi oyunlarını asla bozamazlar. Benim binlerce okurum var. Fakat hiçbir basın organı Cezmi Ersöz’den bahsetmiyor. Ben bunu kendim yaptım. 28 yaşımda egemen medyaya tavır aldım. Yani tabancayı masaya koydum, gemileri yaktım. Onlar da benim ve benim gibilerin onların hamurundan olmadığımızı anladılar. Bugün paraya ihtiyacım olur, anlaşma yaparım, üç gün sonra herşeyi yazar çeker giderim, ellerinde patlarım yani. Ciddi bir misyonun sahibiyiz bu anlamda.

    Açık Konuşayım...

    Bazı şeyler giderek netleşiyor. Eurogold bütün gazetelere tam sayfa, yarım sayfa ilanlar verdi. Açık konuşayım, Öküz ve Leman dergisi Eurogold’un ilanını alsaydı, ben bir daha oraya imzamı atmazdım. İnsan yazar arkadaşından da bu kadar dürüstlüğü bekliyor. Ama zaten holdingçiler bıçaklamadı bizi, en büyük darbeyi sağımızdan solumuzdan en yakın arkadaşlarımızdan yedik. Benim çok sevdiğim insanlar acı çekerek öldüler. Hayatlarını örnek aldığım, beslendiğim, gönül bağı kurduğum insanlar çok düşük maaşlarla, köşelerinde, hayattan istifa etmiş vaziyette çığlık çığlığa öldüler. Şimdi benim onların anılarına sadık olmak gibi bir misyonum var. Eğer ben Eurogold’un ilanını basan bir yerde yazarsam onlara haksızlık etmiş olurum. Bu dürüstlük anlayışına bugün aptallık gibi bakılıyor.

    AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ

    Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
    O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
    Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
    Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
    Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
    anneler ve korkular yoktur.
    Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili.
    İnsan bir başka ışığa teslim olur...
    Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil,
    içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
    Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
    Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.

    Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın
    hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de...
    Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının
    çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir
    sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...

    Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili,
    kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı
    hakikatlere daha yakınızdır, inan...
    Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
    Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda,
    gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri,
    o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim.
    Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...

    Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
    Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
    Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
    Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
    Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
    hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...

    İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.
    Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...
    Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
    İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde
    yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
    Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
    Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...

    İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda
    umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler,
    kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının
    korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...

    Birazdan sabah olacak...
    Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
    anneler ve korkular başlayacak...
    Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve
    hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...

    Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış.
    Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını,
    cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri
    alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...

    Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...

    Aşkta yarın yoktur sevgili...

    Cezmi Ersöz

    YÜZÜNÜ ARADIN SEN HEP

    Yüzünü aradın sen hep
    en çok sevmek isterken bile...
    Bir bulsan yüzünü
    bir bulsan insanlara dağıtılmış hasretini
    İstediğin gibi sevecektin

    Oysa utandın, utandın kendin oldukça
    en çok severken bile
    Sevdiğinin kişiliğine girdin bu yüzden
    Ne söylesen hep eksik kaldı
    Sahipsiz utancın gibi eksik kaldı

    Delice sevmeyi istedin aslında sen hep
    ama ne zaman böyle sevsen
    deli sevgini senden çaldılar
    Ne zaman söylesen sevgini, seni seninle böyle
    yüzünü araken bıraktılar...

    kıstın ateşini, küçülttün kanatlarını
    çekildin en arka odana
    Gölgelerini bıraktın pencerelere
    Ah bu hayattan sana kalan
    sadece deli sevgini özlemekti...
    Sana kalan,
    bu hayatta kendini delice özlemekti...

    Cezmi Ersöz

    Kırk Yılda Bir Gibisin

    Biraz Sabahattin Ali`nin "kürk Mantolu Madonna"sıydın; biraz ahmet Hamdi Tanpınar`ın "Huzur"da anlattığı Nuran, ve en çok da Nilgün Marmara`ydın. Ne yalan söylemeli; yine Tanpınar`ın "Yaz Yağmuru" hikayesindeki o büyülü, o uçarı kadında da senden çok izler vardı. Masum bir sevinç için ikbal yakan kadınlardan sen...

    Bir cinnetin, bir karabasanın yaşadığı bu hayatta artık yoksun. İyi ki de yoksun diyorum; çünkü çok acı çekerdin. Beynindeki esrar da yetmezdi seni avutmaya.

    Ölüme kadar, sana olan aşkımı bir sır gibi saklayıp, bu aşka o drin merhametinle bağlandığın için sana minnettarım. Çok yalnızım ve seni çok özlüyorum...

    Sen benim için kırk yılda bir gibisin; öyle eksik, öyle hazin, öyle paramparça...




    Qυєєη~ bunu beğendi.


  2. #2
    Qυєєη~ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Oca-2009
    Konular
    159
    Mesajlar
    4.994
    Puanlar
    21008
    Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
    O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
    Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
    Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar
    Aşkta yarın yoktur sevgili..
    Beray. bunu beğendi.





  3. #3
    kekremsi_kedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Şub-2009
    Konular
    373
    Mesajlar
    5.471
    Puanlar
    29663
    "Şizofren Aşka Mektuplar" ve "Ancak Bir Benzerim Öldürebilir Beni" kitapları okunmaya değer..
    Bir kedi onu ne zaman çağırırsanız yanınıza gelir;tabi eğer yapacak daha iyi bir şeyi yoksa.




Benzer Konular

  1. Yüzün... / Cezmi ERSÖZ
    Konuyu Açan: Drita, Forum: Şiirler.
    Cevap: 8
    Son Mesaj : 17-Eyl-2010, 18:46
  2. Zehirli Çiçek / Cezmi Ersöz
    Konuyu Açan: MaRe, Forum: Şiirler.
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 22-Haz-2010, 01:23
  3. Gel... / Cezmi Ersöz
    Konuyu Açan: MaRe, Forum: Şiirler.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 17-Haz-2010, 04:25
  4. Kötü Şiir; Cezmi Ersöz
    Konuyu Açan: kekremsi_kedi, Forum: Şiirler.
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 19-Şub-2010, 00:33
  5. Cezmi Ersöz // Ayna
    Konuyu Açan: E.A_, Forum: Şiirler.
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 17-Kas-2009, 00:54

Sayfa Etiketleri:

Henüz bu istatistik oluşturulmadı
Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin eylemleri kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.