Eğer bunu gidip sağda solda anlatırsan, kısa sürede etrafa yayılır ve bir daha hiçbir kimse çölde susuz kalmış bir adama yardım etmez onun için
vay be!! bu kadar ıyı bır ınsan olmak ıstıyorum ama artık degılım sanırım.![]()
Devesiyle birlikte, çölde yürümekte olan bir bedevi, güçlükle yürüyen susuzluktan ağzı kurumuş, bir adama rastlar. Hemen deveyi durdurup iner ve adama su verir.
Bedevi heybelerini düzeltirken, kendine gelen adam yerden kalkar ve bedeviyi itekleyip düşürdükten sonra deveye atlayıp kaçmaya başlar.
Bedevi bu duruma çok şaşırmıştır. Toparlanır toparlanmaz, uzaklaşmakta olan adamın arkasından seslenir.
-Tamam, deveyi aldın gidiyorsun, ama senden ricam bari bunu kimselere anlatma...
Adam bu isteye bir bana veremez ve merakını yenmek için uzakta durup sorar. "Niye ki ? "
Bedevi ona bakar, başını iki yana sallayarak; “Eğer bunu gidip sağda solda anlatırsan, kısa sürede etrafa yayılır ve bir daha hiçbir kimse çölde susuz kalmış bir adama yardım etmez onun için " der.
Maddi değerlerin, maneviyatın önüne geçmesine izin vermeyin. Size yardım eli uzatan hiçbir kimseye de asla ihanet etmeyin.
Eğer bunu gidip sağda solda anlatırsan, kısa sürede etrafa yayılır ve bir daha hiçbir kimse çölde susuz kalmış bir adama yardım etmez onun için
vay be!! bu kadar ıyı bır ınsan olmak ıstıyorum ama artık degılım sanırım.![]()
Aslında hepimiz Romeo ya da Juliet olmak istiyoruz, ama elimizden gelen sadece Tom ya da Jerry olmak
Tabi ki, değiliz ancak bir de şöyle düşünmeyi teklif ediyorum.
Talebenin birisi ilim öğenmek için bir zat-ı muhtereme talebe olur. Zamanla inkişaf eder, ruh derinliğine erişir. Diğer talebelerden öne geçer.
Bir gün hocası ders verirken kalp gözü açık olduğu için hocasının alnında "Bu adam şakilerdendir" diye yazdığını görür. Ve hocasından ders almayı ret eder.
Hocası sebebini sorar. Talebe der ki, ben şakilerden ilim almam...
Hocası; Ben o yazıyı 20 yıldır görüyorum. Şaki de olsam Şakirdte olsam Allahtan kaçacak gücüm yok. 20 yıldır alnımdaki o yazıyı sildirmek için uğraşıyorum.
Talebe başını önüne eğer ve düşünür. Bir müddet sonra hocasının yüzüne baktığında "Şakirdlerdendir" diye yazdığını görür... Hocasının elini öper...
Evet, temiz kalamadık... Hedef en azından geldiğimiz kadar temiz olmak için çaba göstermek olmalıdır... Alnımızda yazılan "kirlidir" yazısını sildirmek bizim elimizdedir... vs. vs. Sağlıcakla...
her gecen zamanda bıraz daha katılastıgımı hıssedıyorum. eskıden cok daha merhametlıydım cok daha karsılıksız ıyılıkler yapardım. samımı bır ıtırafta bulunmaktı benımkı. eskısı kadar saf olamadıgımı farkedıyor ve uzuluyorum.. umarım alnımızdakini biz de sıldırecek kadar toparlanırız. ahır zmanda cok zorlasa da.
--- Sonraki mesaj ---
iste ben boyle olaylar yasadıgım zaman katılasıyorum. o adam gıbı kımseye anlatma dıyemıyorum. bundan sıkayetcıyım. halbu kı bız ıyılıgı Allah ıcın yapıyoruz. oyle dusununce sana karsındakı nankorluk etse ne etmese ne. birşeyler eksık bizde. bende...
Aslında hepimiz Romeo ya da Juliet olmak istiyoruz, ama elimizden gelen sadece Tom ya da Jerry olmak
Her yazıştığımızda yeni bir durum ortaya çıkıyor ve buna istinaden aklıma yeni bir hikaye geliyor...
Öncelikle şunu söyleyeyim; Hangi konuda dibe vurursak hareket edebileceğimiz tek bir yön kalır... Yukarısı! Katılığında bir sonu var. Yeterki kalpler mühürlenmiş olmasın. Çözülür...
Hikaye bu ya;
Havuç,Yumurta,Kahve
Bir baba ile kızı dertleşiyorlarmış. Kızı, hayatında çok sıkıntı yaşadığından ve bunlarla nasıl başedeceğini bilemediğini söylemiş babasına. Hatta sorunlar ardı arkasına devam ediyormuş hayatında. Babası kızını dinlemiş, dinlemiş ve "gel, sana birşey göstereceğim!" diye kızını mutfağa götürmüş. Baba, ünlü bir aşçı imiş. Ocağa 3 tane eşit büyüklükte kap koymuş, üçüne de eşit su koymuş ve üçününde altını aynı miktarda yakmış. Ve birinci kaba bir havuç, diğerine bir adet yumurta, diğerine ise de bir avuç çekilmemiş kahve çekirdeği koymuş. Ve her üçünü de tam 20 dakika pişirmiş. Daha sonra ateşi kesmiş. Masaya iki tane tabak ve bir tane boş bardak koymus ve ilk önce haşlanmış havucu alıp bir tabağa koymuş. Daha sonra artık epey pişmiş olan yumurtayı alıp bir tabağa koymuş. En sonunda da artık suya iyice sinmiş ve tam kıvamında kahve görüntüsü olan kahve'yi de alıp bir bardağa boşaltmış.
Kızına şu soruyu sormuş: "Kızım ne görüyorsun?"
Kızı demiş ki: "Havuç, yumurta ve kahve." Kızını elinden tutup masaya yaklaştırıp daha yakından bakmasını ve hissetmesini istemiş. Kızı demiş ki: "Ne görüyorum. Haşlanmış yumuşak bir havuç (Bunu yaparken çatalı havuca batırmış ve yumuşaklığını hissetmiş), artık pişmekten içi
katılaşmış bir yumurta (yumurtayı eline almış, hatta bir tarafından masaya vurup, çatlatmış ve içini görmüş) ve bir bardak kahve. (Biraz içmiş) "Hatta tadı oldukça iyi" "Baba, bunu niçin bana gösteriyorsun?" diye sormuş. "Bak demiş, hepsi aynı
şekil kapta, aynı sıcaklıkta, aynı dakika pişti. Fakat hepsi bu etkiye farklı tepki verdiler. Havuç, ilk başta sertti, güçlü idi. Ama kaynatılınca yumuşadı hatta güçsüzleşti. Yumurta, çok kırılgandı, hafifçe dokunsan çatlayabilirdi, ama kaynatılınca içi sertleşti, hatta katılaştı. Bir avuç çekilmemiş kahve ise yine sertti, hepsi birbirine benziyordu, ama ısıtılınca ne oldu, bu kahve çekirdekleri, ısındılar, gevşediler ve içinde oldukları suya yayıldılar. Koku yaydılar, tad yaydılar ve suyu eşsiz tad'da bir kahve'ye çevirdiler." "Kızım, sen hangisisin?" diye sormuş adam. Zorluklarla karşılaştığın zaman nasıl tepki gösteriyorsun? Sen, havuç musun, yumurta mısın, yoksa kahve misin?
Sen hangisisin? Havuç gibi sert bir kişi misiniz, ama sorunlar yaşayınca, yumuşuyor ve güçsüzleşiyor musunuz? Yumurta gibi, içi yumuşak, her an kırılabilir bir kişi misiniz? Sorunlar karşısında (ölüm, ayrılık, krizler, vs. vs, ), güçleniyor Ve sertleşiyor musunuz? Yoksa bir kahve çekirdeği gibi misiniz? Kahve sıcak suyu değiştirir, hatta suyun sıcaklığı en üst dereceye çıktığında, en lezzetli kahve ortamı hazır olur. Lezzet maksimuma ulaşır. Eğer sen bu kahve çekirdeği gibi isen, çevrende ne kadar sorun olursa olsun, bunları olumluya çevirebilirsin. Çevrene güzel tatlar, duygular katarsın. Kendini ve çevreni daha iyi yapmak için çalışırsın. Sahi sen hangisisin?
Sağlıcakla...
Ben bu hikayeden şunu çıkarttım ne kadar iyilik yaparsan o kadar kötülük bulursun. Yıllardır iyilik yaptım iyilik yaptım iyilik yaptıklarımdan bir iyilik bulamayacağımı biliyordum bari balık bilmezse halik bilir dedim ama ne iyilik yaptığıma yarandım şimdi iyilik yaptıklarımın baş düşmanıyım yani onlar beni öyle görüyor nede yaradana yarandım.
İster kral, ister köylü olsun, dünyada en mutlu insan evinde huzur olandır.
Goethe
Aslında hepimiz Romeo ya da Juliet olmak istiyoruz, ama elimizden gelen sadece Tom ya da Jerry olmak