Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    vahid

    Dabbetül Arz Ve Deccal

    Dabbet-ül Arz'ın Kuran’da Bildiren Özellikleri
    Dabbe, kıyamet alametleri gerçekleşmeye başladığı, Hz. Mehdi (a.s.) göreve başladığı zaman ortaya çıkacaktır. Ayetteki “o söz başlarına geldiği zaman” ifadesi de büyük olasılıkla Hz. Mehdi (a.s.)’nin ortaya çıkışına işaret etmektedir. (Doğrusunu Allah bilir.) Bilgisayarların günlük hayatta kullanımı 1980’li yıllarda, internet de 1990’lı yıllarda yaygınlaşmıştır.
    Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhurunun da Hicri 1400’lerde gerçekleştiği göz önünde bulundurulduğunda bilgisayar ve internetin tüm dünyada yaygınlaşmasının aynı zamana denk geldiği görülecektir.
    Ayetteki “Onlara yerden bir Dabbe çıkarırız” ifadesiyle Dabbe hakkında verilen ikinci bir bilgi ise, Dabbe’nin yerden mamul olmasıdır. Dabbe’nin yerden mamul olduğunun bildirilmesi, metal, demir, bakır, çinko, kobalt, krom, silisyum gibi yerden çıkan elementlerden oluşan bir yapısı olacağını göstermektedir. Bu maddeler, günümüzde kullanılan bilgisayarların temel malzemelerini oluşturmaktadır.
    Ayetin sonunda geçen “o da insanların Bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler”ifadesi ise, Dabbe’nin “konuşan” ve belli bir mesaj veren bir şey ya da varlık olduğunu ve bu konuşmasının tüm insanlara yönelik olduğunu göstermektedir. Bilindiği üzere, ahir zamanı yaşadığımız günümüzde internet sayesinde, artık bilgiye ulaşmak da, bilgiyi aktarmak da, insanlarla konuşup görüşmek ve iletişim kurmak da son derece hızlı ve kolay olmaktadır. Dolayısıyla ahir zamanda İslamiyet’e, Kuran’a yönelik her türlü bilgi internette çok yaygın olarak bulunacak ve internete giren hemen herkes mutlaka Allah’ın varlığı, birliği ve İslam dinine ait bilgilerle karşılaşacak, Kuran’dan haberdar edilecektir. Bilgisayar ve internet tüm insanlara bu yönüyle bir uyarıcı ve hatırlatıcı olma özelliği taşımaktadır.
    Kuran’ın “Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.” (Neml Suresi, 80) ayetinde ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in pek çok hadisinde, ahir zamanda insanların manen adeta ölü gibi olacakları bildirilmiştir. Bu nedenle, ayette haber verildiği gibi “arkasını dönüp kaçan sağırlara” gerçekleri ve doğruları işittirmek mümkün olmayacaktır. Ancak Neml Suresi’nin 82. ayetinde “o da insanların Bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler” sözleriyle bildirildiği gibi, Dabbe bu insanlara yetişecek, gerçekleri dinlemekten kaçan ya da anlamazdan gelen kimseleri evlerinde yakalayacak ve onlara doğru yolu gösterecektir. İnternet ve bilgisayar teknolojisi yoluyla, Allah bu insanların uyarılmalarını ve gerçekleri görmelerini sağlayacaktır.
    Neml Suresi’ndeki bu ayetlerin devamındaki “Ve sen körleri düştükleri sapıklıktan çekip hidayete erdirici değilsin; sen ancak, ayetlerimize iman edenlere (söz) dinletebilirsin, işte Müslüman olanlar bunlardır.” (Neml Suresi, 81) ayetiyle haber verildiği gibi Dabbe internet ve bilgisayar yoluyla müminlere de yönelecek, Müslüman olanların da hidayetlerinin daha fazla artmasına imkan oluşturacaktır.
    Ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.) de internet ve bilgisayar teknolojisini kullanacak ve bu yolla insanlara hak din olan Kuran ahlakını tebliğ edecektir. Gerçeklere karşı manen körleşmiş insanlar, Hz. Mehdi (a.s.)’nin bu tebliğinden etkilenmeyecek ancak Hz. Mehdi (a.s.) bu yolla müminlerin hidayetlerine vesile olacaktır.
    Allah’ın Kuran’da bildirdiği tüm bu bilgiler, Dabbe’nin bilgisayar ve internet teknolojisi olabileceği yönünde işaretler içermektedir. (Doğrusunu Allah bilir) Ayetteki anlatıma ek olarak hadislerde ifade edilen bilgiler de incelendiğinde, Dabbe’nin bilgisayar ve internet olabileceği ihtimali daha da kuvvetlenmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinde Dabbe’nin özellikleriyle ilgili çok fazla detay nakledilmiştir.
    Dabbetül Arz ile ilgili hadisler;
    Bilgisayar ve internet sistemi dünya üzerinde eksik hiçbir yer kalmaksızın hemen her bölgeye çok kısa bir süre içerisinde hızlı bir şekilde ulaşmıştır. Mekke, Medine, Hicaz gibi bölgelerde de internet teknolojisi yaygın şekilde hakim durumdadır. Ayrıca internet yoluyla çok uzak mesafelerdeki yerlere de çok kısa bir zaman zarfında ulaşabilmek mümkündür.

    Kuran’da yer alan bilgilerle, hadislerle anlatılan özellikler bir arada değerlendirildiğinde, Dabbet-ül Arz’ın bilgisayar ve internet teknolojisi olduğu ihtimali çok kuvvetli hale gelmektedir. Nitekim;
    • Ahir zamanda çıkacak olması,
    • Renkli ve çok hızlı olması,
    • Görüntü ve ses alma özelliğinin bulunması,
    • Gücüne erişilemeyecek ve kimsenin ondan kaçamayacak olması,
    • Dünya üzerindeki herkese ulaşacak bir özellik taşıması,
    • Samimi insanların hidayetine, samimiyetsizlerin de tanınmasına imkan vermesi,
    • Şeytanın batıl dinine dayalı Darwinizm, materyalizm, ateizm gibi dinsiz akımlara karşı yürütülen ilmi mücadelede kilit rol oynayacak olması gibi özelliklerin hepsi birden bilgisayara ve internete dikkat çekmektedir. (Doğrusunu Allah bilir.)
    DECCÂL

    Kıyamete yakın bir dönemde çıkıp İslâm dinini ve ümmetini ifsad edip kötülüklere sürükleyecek olan ve aynı zamanda kıyametin alametlerinden sayılan biri.
    Deccâl, "decl"in mübâlağa siğası olup "çok yalancı, aldatıcı, hilekâr" manasına gelmektedir. O "Bu ümmetin âhir zamanında çıkacak Yahûdîlerden biri olup ilâhlık iddia edecektir." Yalancı olduğundan kendisine bu isim verilmiştir. (İbn Manzûr, Lisânü'l-Arab, Beyrut 1389, I, 948).
    Deccal, aldatıcı ve yalancı özelliği ile, çok eski batıl dinlerde de varlığı kabul edilmiş olup ilk olarak Zerdüşt dininde görülmüştür.
    Kur'ân-ı Kerim'de Deccâl'den bahsedilmez. Ancak sahih hadis. kitaplarında Deccâl'le ilgili pek çok rivayet vardır. Hz. Peygamber (s.a.s.), bir hadislerinde: "Şüphesiz on alâmet zuhur etmedikçe kıyamet kopmayacaktır." Doğuda, Batıda ve Arap yarımadasında birer yerin batması: Duman*; Deccâl; Dâbbetü'l-arz ; Ye'cûc ve Me'cuc*; güneşin battığı yerden doğması ve Aden toprağının sonundan (Yemen'den) bir ateş çıkarak insanları haşrolacakları yere sürmesi" buyurmuştur. (Müslim, Fiten, 39, 40, 128, 129; Ebû Dâvûd, Melâhim, 12; Tirmizî, Fiten, 21; İbn Mâce, Fiten, 25, 28).
    Deccâl'in çıkması haktır. Deccâl, belli bir şahıs olup, Cenâb-ı Allah onunla, kullarını imtihan edecektir. Deccâl olsun, diğer kıyamet alâmetleri olsun bizim için gaybdır. Bunlar hakkında bilgi edinmemiz ancak nakil (Kur'ân ve hadis)le mümkün olur. Akılla verilebilecek bilgilerin isabet etmeme ihtimali büyüktür. Öteden beri kıyâmet alâmetleriyle ilgili olarak çok te'vîller yapılagelmiştir. Herhangi bir dayanağı olmayan bu te'villerin geçerliliği de yoktur. Ayrıca bunlar, akılla ulaşılamayacak bilgiler olduğundan, yapılacak te'viller, halkı yanlış bilgilendirme vebâline sevk edecektir. Aynı yanılgı ve vebâl bunun için de söz konusudur. Bazıları Deccal'in komünizm olduğunu ileri sürerler. Ancak komünizm bir şahıs değil, bir sistemdir. Halbuki hadis-i şeriflerde Deccâl'in vasıfları sıralanırken, onun, her haliyle bir insan olduğu belirtiliyor. Ancak gözlerinin birinin kör olduğu bildiriliyor. Nitekim bir hadislerinde Hz. Peygamber (s.a.s.); "Hiç bir peygamber yoktur ki ümmetini tek gözlü yalancı (Deccâl)'den uyarmış olmasın. Dikkat edin ki onun bir gözü kördür. Rabbiniz ise tek gözlü değildir. Körün (Deccâl'in) iki gözünün arasında KFR (kâfir) yazılmış olacaktır" buyurdular. (Buhârî, Fiten, 26; Müslim, Fiten, 101; Tirmizî, Fiten, 56)
    Hz. Peygamber (s.a.s.) bu hadisleriyle Deccâl'in bazı vasıflarını haber veriyor. Buna göre Deccâl, bir gözü kör olan bir insandır. Hz. Peygamber de ümmetini Deccâl'e karşı uyarmıştır. Zira Deccâl, bazı harikalar gösterecek ve tanrı olduğunu iddia edecektir. İmansızlarla, bazı zayıf imanlılar, ona kanacaktır. İmanı kuvvetli olanlar ise kanmayacaklardır.
    Dünya, imtihan yeridir. İnsanlar bu dünyada imtihana tabi tutulmaktadırlar. Deccâl da bir imtihan vesilesidir. Allah'ın kendisine verdiği güçle birtakım hârikalar gösterecektir. Deccâl'in göstereceği hârikalara "istidrâc" denir. İstidrâc, "inançsız ve şerîr kimselerin arzularına uygun olarak gösterdikleri hârikalara" denir.
    İlâhlık iddia eden Deccâl, istidrâc türünden hârikalar gösterecek ve neticede bazı zayıf inançlılar buna aldanacak, imanı kuvvetli olanlar ise kanmayacaklardır. Zira insanlar çok iyi bilirler ki, ilah doğmaz, yemez, içmez, acıkmaz, susamaz, dünyada insanlar tarafından görülmez. Halbuki Deccâl ise bir insandır, üstelik eksik yani kör bir insan ve hatta kendi gözünü iyileştirmekten aciz bir yaratıktır. İşte insanlar, akıllarıyla bunları bilebilecekleri için Deccâl ve benzerlerinin istidrâc göstermeleri mümkinattandır. Müseylemetü'l-kezzâb gibi peygamberlik iddia edenler ise "ihânet" türünden hârikalar gösterebilirler. Yani isteklerinin zıddı gerçekleşerek rezil olurlar. İstedikleri yönde harika gösterseler; yalancı peygamberle gerçeğini halk ayırt edemez. Ve bu, halkın sapmasına sebep olacağından caiz değildir. İnsandan peygamber olur ama ilah olamaz. Hz. Peygamber (s.a.s.), "Dikkat edin Deccâl'in sağ gözü kördür. Rabbiniz ise tek gözlü değildir" diye ümmetini bu konuda uyararak Deccâl'in harikalarına aldanmalarını önlemiştir. Hadislerde Deccâl'in iki gözü arasında KFR (kâfir) yazılacağı ve bunun herkes tarafından okunacağının bildirilmiş olduğunu ifade ettik. (Müslim, Fiten,102, 103,105). Deccâl, müminler için çok büyük bir fitne olduğundan, bütün peygamberler ümmetlerini Deccâl'e karşı uyarmışlardır. (Buhârî, Fiten, 26; Müslim, Fiten, 101).
    Yine hadislerde bildirildiğine göre Deccâl, Medine'ye giremeyecektir. Zira, Deccâl çıktığı zaman Medine'nin yedi kapısı olacaktır ve her kapıda iki melek bekçilik yaparak Deccâl'i Medine'ye sokmayacaktır. (Buhârî, Fiten, 26; Müslim, Fiten, 112).
    Deccâl, Medine'nin dışındaki bazı işlenmedik tarlalara kadar gelecek, o günün en hayırlı insanı çıkıp Deccâl'e, "Şehadet ederim ki sen, bize Rasûlullah'ın sözünü ettiği Deccâl'sin" diyecektir. Deccâl de yanındakilere, "Ne dersiniz, bu adamı öldürsem, sonra diriltsem şüphe eder misiniz?" diye soracak, oradakiler de "hayır" diyecekler. Bunun üzerine Deccâl onu öldürecek, sonra diriltecek. Dirilttiği adam o anda: "Vallâhi senin hakkında hiçbir zaman şimdikinden daha basiretli etli olmamışımdır" şeklinde cevap verecektir. Deccâl onu tekrar öldürmek isteyecek ama buna gücü yetmeyecektir. Bu şahsın Hızır (a.s.) olduğu söylenir. (Buhârî, Fiten, 27; Müslim, Fiten, 112) Yine Hz. Peygamber, Deccâl'in aldatmacasına karşı da ümmetini şöyle uyarmıştır: "Ben, Deccâl'in beraberinde olan şeyleri pekala biliyorum: Onun beraberinde sudan bir nehir ve ateşten bir nehir olacaktır. Ama ateş gördüğünüz şey sudur. Su gördüğünüz şey ise ateştir. İmdi sizden kim buna erişir de su içmek isterse, ateş gördüğünden içsin. Çünkü onu su bulacaktır." (Buhârî, Fiten, 26; Müslim, Fiten, 105-109). Demek ki Deccâl, Allah'ın, insanları imtihan için kıyâmetten önce göndereceği bir sihirbazdır. Cennet'i Cehennem gibi; Cehennem'i Cennet gibi göstermeye çalışarak fitne ve fesada sebep olacaktır. Kehf sûresinin ilk ve son âyetlerini (Deccâl'e karşı) okuyan mümin onun fitnesinden korunmuş olur. (Müslim, Fiten, 110)
    Deccâl, yeryüzünde kırk gün kalacaktır. Sıkıntıdan dolayı kırk günün





  2. #2
    vahid
    Karbondioksit oranı artıyor, okyanuslar ısınıyor, buzullar eriyor, deniz
    seviyesi yükseliyor, orman yangınları artıyor, buzul tabakaları
    parçalanıyor, göller küçülüyor, kurak dönemler uzuyor, ırmaklar kuruyor.
    Buzullar, eskiye oranla, altı kat hızla okyanuslara kayıyor. Kış
    sıcaklıkları artıyor, ilkbahar erken geliyor, sonhabar gecikiyor, bitkiler
    erken çiçek açıyor, hayvanların göç dönemleri değişiyor, yaşama alanları
    farklılaşıyor, kıyı şeritleri erozyona uğruyor, mercan resifleri ağarıyor,
    kar yığınları azalıyor, bulut ormanları kuruyor, hastalıklar yayılıyor,
    yüksek enlemlerde sıcaklık artıyor… Dünyaya neler oluyor?
    Herkes iklim değişikliklerini konuşuyor, medyada hemen her gün bu konuda
    haberler, araştırmalar yer alıyor. Ancak tüm bu olaylarla ilgili olarak
    insanların büyük bir çoğunluğunun henüz haberlerinin dahi olmadığı çok daha
    büyük bir olay var:
    Ahir zamanda Mesih Deccal’in çıkışı.
    Peygamber Efendimiz (sav), ahir zamanda gelecek olan Mesih Deccal’in
    alameti olarak, o dönemde yaşanacak büyük bir kuraklığı haber vermiştir.
    Bilindiği gibi, başta Hz. Mehdi’nin çıkışının alametleri olmak üzere, ahir
    zamanda meydana geleceği haber verilen pek çok alamet günümüzde peşi sıra
    gerçekleşmektedir.
    Söz konusu iklim değişikliği ve kuraklık başlangıcının da, Peygamberimiz
    (sav)’in aynı dönemde çıkacağını haber verdiği Deccal’in alametlerinden biri
    olan kuraklık olması ihtimali çok yüksektir. En doğrusunu Allah bilir.
    AHİR ZAMAN VE DECCAL
    Ahir zaman, son zaman anlamına gelen, Peygamberimiz (sav)’in hadis-i
    şeriflerinde ve İslam alimlerinin izahlarında detaylı olarak haber verilen,
    kıyametten hemen önce yaşanacak bir dönemdir. Yeryüzünün, doğal afetler,
    bozulmalar, sosyal ve ahlaki çöküntülerle sarsılacağı bu dönemin Müslümanlar
    için önemi büyüktür. Çünkü bu dönemde, Hz. İsa ve Hz. Mehdi gibi kutlu
    şahıslar zuhur edecektir. Bunların yanı sıra tarihteki en büyük fitneyi
    çıkaracağı haber verilen Mesih Deccal de tarih sahnesindeki yerini
    alacaktır.
    Peygamberimiz (sav) bir hadisinde, Deccal’in fitnesinin büyüklüğüne dikkat
    çekmiş ve tüm insanları bu tehlikeye karşı uyarmıştır:
    “Allah, Hz. Adem’i yaratmış olduğu
    günden bu yana, Deccal’in fitnesinden daha büyük bir fitne olmamıştır.”
    (Kıyamet Alametleri, Genişletilmiş 8. Baskı, s. 225)
    Tarih boyunca dünya üzerinde anarşi ve kargaşanın yaşandığı dönemler
    olmuştur, ancak Deccalin neden olduğu karmaşa ve fitne ortamı, tarihin
    hiçbir döneminde eşi görülmemiş büyüklükte olacaktır.
    Deccalin hedefi, insanları imandan, güzel ahlaktan, manevi derinlikten,
    sevgiden, şefkatten ve tüm insani meziyetlerden uzaklaştırıp, onları
    sevgisiz, saldırgan, vahşetten ve şiddetten zevk alan, adeta vahşi birer
    hayvan haline getirmek, ve bu şekilde dünyayı kanlı bir arenaya
    çevirebilmektir. Ancak bu plan hiçbir zaman galip gelemeyecektir. Deccal ve
    sistemi mutlaka fikren yok olacaktır.
    KURAKLIK VE
    DECCAL’İN ÇIKIŞ
    Ahir zamanda belli bir dönem yaşanacak olan kuraklık, rivayetlere göre,
    Deccal’in çıkışından hemen önce gerçekleşecek olan çok önemli bir alamettir.
    Hz.
    Muhammed (sav), Deccal’in çıkışından önce gerçekleşecek olan kuraklık
    sürecini bir hadis-i şerifinde detaylı olarak şöyle tarif etmiştir:
    “Deccal’ın çıkmasından önce gökyüzü üç sene yağmurunu tutar.
    Birinci senede normal yağmurun üçte birini tutup üçte ikisini yağdırır.
    Yeryüzü, bitkisinin üçte birini bitirmez. İkinci yılda gökyüzü normal
    yağmurunun üçte ikisini yağdırmaz. Yeryüzü de bitkisinin üçte ikisini
    bitirmez. Üçüncü yılda ise gökyüzü yağmurunun tamamını keser, yeryüzü de
    bitkisinden hiçbirini bitirmez.” (Ebu Davud, İbni
    Mace, Taberani; Geleceğin Tarihi 3, s. 241)
    Kuraklık konusunda son dönemde medyada yer alan haberler, hadiste yer
    alan bilgileri ayrıntıları ile doğrular niteliktedir. Hadiste, üç sene
    içerisinde giderek artan şiddette yaşanacak olan büyük bir kuraklıktan
    bahsedilmektedir. Londra Üniversitesi’nin, meteorolojik tahminler üzerine
    uzmanlaşmış bir çalışma grubunun yaptığı incelemeler de hadiste verilen
    bilgiler ile birebir mutabıktır. Bu bilgilere göre önümüzdeki üç senelik
    dönemde kuraklığın şiddeti gittikçe artacak ve ürünlerde kademeli olarak bir
    azalma görülecektir. Aşağıda yer alan gazete haberi de hadiste verilen
    bilgileri birebir doğrular niteliktedir. Haberdeki şu cümleler çok dikkat
    çekicidir:
    ”Veriler, dikkat çekici bir şekilde önümüzdeki 1 yıl içinde İç
    Anadolu Bölgesi’nin ‘az-orta’ derecede kuraklık yaşayacağını, 2 yıl sonra
    ‘az’ düzeyinden ‘şiddetli’ düzeyde bir kuraklığa ulaşacağını, 3 yıl sonra
    ise kuraklığın ‘az’dan ‘had safhada kuraklık’ düzeyine çıkacağını
    gösteriyor.”
    * Kuraklığın birinci yılı
    Hadiste, birinci senede yağmurun çok az yağacağı ve kuraklık nedeniyle
    ürünlerde üçte bir oranında azalma olacağı haber verilmektedir:
    “Deccal’in çıkmasından önce gökyüzü üç sene yağmurunu tutar.
    Birinci senede normal yağmurun üçte birini tutup üçte ikisini yağdırır.
    Yeryüzü bitkisinin üçte birini bitirmez…”
    Art arda yapılan ve sonuçları yayınlanan bilimsel araştırmalar da bu
    bilgileri doğrulamakta, 2006 yılı sonu ve 2007 yılı başından itibaren,
    önceki yıllara oranla yağışlarda belirgin bir düşüş gözlendiği
    kaydedilmektedir. Örneğin, Ziraat Mühendisleri Odası’nın, özel bir çalışma
    grubu kurarak hazırladığı ‘Kuraklık ve Etkileri’ raporuna göre, Türkiye
    Aralık 2006′da normalin dörtte biri oranında yağış almıştır. Yine
    Türkiye’de, Ekim ve Aralık döneminde uzun yıllar yağış ortalaması 224 mm.
    olduğu halde, 2006 Ekim-Aralık döneminde 199.1 mm yağış kaydedilmiştir.
    Bir diğer habere göre ise, küresel ısınma yüzünden Avrupa sıcaktan
    kavruluyor. Fransa, İtalya ve Hırvatistan’ın başı çektiği birçok Avrupa
    ülkesi kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya. Avrupa’nın birçok nehri kururken
    gemiler de çekilen su yüzünden karaya oturdular.
    * Kuraklığın ikinci yılında yaşanacaklar
    Hadiste kuraklığın ikinci senesinde yağmur miktarının daha da aza ineceği
    bildirilmiştir. Ürünlerde ise üçte iki oranında bir azalma olacağına dikkat
    çekilmiştir:
    “…
    İkinci yılda gökyüzü normal yağmurunun üçte ikisini yağdırmaz. Yeryüzü de
    bitkisinin üçte ikisini bitirmez…”
    29 Mayıs 2007 tarihli şu haberde verilen bilgiler ise hadiste bildirilen
    detayların birer birer gerçekleştiğini göstermektedir: (Elbette ki en
    doğrusunu Allah bilir.)
    2006
    ve 2007 yıllarında son 25 yılın ortalamasının çok altında kalan yağış
    miktarı, baraj, göl ve nehirlerdeki su oranını azalttı. Ekili alanların
    sulanmasında sorun yaşanmaya başlandı… Susuzluk nedeniyle ikinci ürün
    ekimi de gerçekleştirilemeyecek.”
    Son dönemde yaşanan kuraklığın ciddi boyutları bir çiftçinin dilinden
    2007 yılı Mayıs ayında bir gazete haberine şöyle yansımıştır:
    “Bu yıl Söke Ovası’nda inanılmaz bir kuraklık var. Sadece ben 80
    dönümlük pamuk tarlamı bozdum. 2006 Ekim ayından beri bölgeye metrekare
    başına sadece 6 litre yağış düştü. Deniz suyu yaklaşık 20 metre kadar
    çekildi.
    Birçok haberde de son dönemde kuraklık nedeniyle yaşanan ürün sıkıntısına
    dikkat çekilmektedir. Tıpkı hadiste bildirildiği gibi.
    *
    Kuraklığın üçüncü yılında yaşanacaklar
    Üçüncü senede yağmurlar tamamen kesilecek ve ciddi bir ürün kıtlığı
    yaşanacaktır:
    “… Üçüncü yılda ise gökyüzü yağmurunun tamamını keser, yeryüzü
    de bitkisinden hiçbirini bitirmez.”
    2007 yılı Nisan ayında 2 bin 500 bilim adamının katıldığı
    Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nde, “İklim Değişikliği 2007″
    raporu yayımlanmıştır. Bu rapor, hadiste verilen bilgileri tamamen doğrular
    niteliktedir. Rapora göre önümüzdeki birkaç senede, yağış almayan bölgeler
    daha da kuraklaşacak ve buralarda açlık ve hastalıklar artacak. Deniz
    kenarındaki ülkelerde kışın seller artacak, Orta Avrupa’da ise karların
    erimesi sellere yol açacak. Avrupa’nın tarım, ormancılık, turizm ve enerji
    sektörleri başta olmak üzere tüm ekonomisi olumsuz etkilenecek. Bazı Afrika
    ülkelerinde tarımsal üretim yarı yarıya düşecek.
    Tüm bu bilgilerin ortaya koyduğu gibi günümüzde, küresel ısınma
    sürecinin neden olduğu kuraklık, dünyanın pek çok ülkesini etkisi altına
    almaktadır.
    Bu iklimsel olayın zamanının ve gelişim safhalarının, hadis-i şerifte
    ahir zamanda Deccal’in çıkış alameti olarak bildirilen kuraklık tarifleriyle
    son derece uyumlu olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu olayın çok yakın bir
    zamanda dünya üzerinde yaşanacak olağanüstü gelişmelerin habercisi olması
    kuvvetle muhtemeldir. Elbette en doğrusunu Yüce Rabbimiz bilir.
    Kuraklık küresel ısınma sürecinin bir
    neticesidir ve dünyanın pek çok ülkesini etkisi altına
    almaktadır. Kuraklığın Deccal’in çıkış alametlerinden olduğu
    Peygamberimiz (sav)’in hadislerinden bildirilmiştir.
    DECCAL NE ZAMAN ORTAYA ÇIKACAK?
    Hadislerde yer alan bilgilere göre, Hz. İsa’nın yeniden yeryüzüne
    gelmesi, Hz. Mehdi’nin zuhuru ve Deccal’in ortaya çıkması aynı dönem içinde
    olacaktır. Bu dönem; din ahlakının yaşanmadığı, ahlaksızlığın, karmaşanın,
    savaşların, çatışmaların çok yaygınlaştığı, terörün, cinayetlerin ve
    şiddetin günlük hayatın parçası haline geldiği bir dönem olacaktır.
    Peygamberimiz (sav), bir hadis-i şerifinde Deccal’in yüzyıl başlarında
    çıkacağını bildirmiştir:
    “Dünya kurulduğundan beri her yüzün başında önemli bir olay
    olmuştur. Bir yüzün başlarında da Deccal çıkar ve Meryem oğlu İsa nüzul
    ederek (yeryüzüne inerek) onu (fikren) yok eder.”
    (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 90)
    Peygamberimiz (sav) bir başka hadisinde ise şöyle buyurmaktadır:
    “Bu ümmetin ömrü bin seneyi geçecek, fakat bin beş yüz seneyi
    aşmayacaktır…” (Kıyamet Alametleri, s. 299)
    Peygamber Efendimiz (sav), ümmetin ömrünün 1500 seneyi geçmeyeceğini
    bildirdiğine göre, bu büyük olayların meydana gelişinin Hicri 1400′üncü
    yılın başlarına, yani 2000′li yıllara işaret ediyor olması muhtemeldir. (En
    doğrusunu Allah bilir). Gerek yakın tarihte gerçekleşen alametler gerek
    içinde bulunduğumuz dönemde Dünya üzerinde yaşanan olaylar çok önemli bir
    gerçeği göstermektedir.
    Bu olaylar Peygamberimiz (sav)in ve İslam alimlerinin, Mesih Deccal’in
    ortaya çıkacağı tarih ve yapacağı faaliyetler hakkında verdikleri bilgilerle
    tam olarak mutabıktır. Son zamanlarda yeryüzünde iyice artan ve şimdiye
    kadar benzeri olmamış bir boyuta ulaşan şiddet, anarşi, kargaşa, katliamlar
    ve terör olayları ise Deccal’in faaliyet halinde olduğuna ve tüm bunları
    adeta yönettiğine işaret etmektedir.
    Günümüz dünyasında yaşananlar her ne kadar Deccal’in sessizce
    faaliyetlerine başladığını gösteriyor olsa da, Deccal’in bizzat kendisi
    henüz tanınmamaktadır. Bunun sebebi ise Deccal’in türlü aldatmacalar ve
    hilelerle kendisini insanlara farklı şekilde tanıtmasıdır. Bu nedenle
    negatif bir güç olduğu da hemen anlaşılamayacak ve hemen tanınamayacaktır.
    Deccal, açık olarak ortaya çıkacağı dönem gelinceye kadar fazla dikkat
    çekmeden, yavaş ve derinden faaliyet gösterecektir. Bu dönem boyunca, Deccal
    ve taraftarları için gizlilik esas olacak, bu amaçla gizli teşkilatların
    desteğini alacaktır. Bu gizliliğin bir gereği olarak Deccal, derin devletler
    oluşturup onların başına geçecek, adeta “görünmez bir güç” gibi hareket
    edecektir. Bu sayede sinsi bir şekilde bozgunculuğu organize edecektir.
    Yazının başında bahsettiğimiz büyük kuraklık sonrası da, Deccal’in
    ortaya çıkıp insanlar tarafından tanınacağı dönem olabilir. En doğrusunu
    Allah bilir.
    DECCAL’İN SONU HÜSRANDIR
    Deccal’in çıkışının habercisi olan tüm gelişmeler aslında Müslümanlar
    için 14 yüzyıllık bir müjdenin de habercisidir. Bu müjde, Hz. İsa (as)’ın,
    Deccalin fitnesine son vermesi ve İslam ahlakının Hz. Mehdi vesilesiyle
    yeryüzündeki hakimiyetinin başlayacağı Altınçağın yaklaşmasıdır. Deccal’in
    insanları din ahlakından uzaklaştırmak için yürüttüğü savaş, Allah’ın
    izniyle, samimi iman eden kimseler üzerinde etkili olmayacaktır.
    Tarihin her döneminde, fitne ve bozgunculuk üzerine biraraya gelmiş
    menfaat çevreleri olmuştur. Ve her zaman bu insanların karşısında, Allah’a
    iman eden, güzel ahlaklı, cesur ve sabırlı kişiler yer almıştır. Günümüzde
    de Deccal, kötülüğün en önde giden temsilcisidir. Bugün de, tıpkı geçmişte
    olduğu gibi, din ahlakının yayılması için çalışanlarla, Deccal arasında
    kapsamlı bir fikri mücadele vardır. Bu mücadele, günümüzdeki haberleşme
    olanakları göz önünde bulundurulduğunda, tarihin en büyük fikri mücadelesi
    olarak nitelendirilebilir. Nitekim bu büyük mücadelenin bitişi de çok
    görkemli olacak, Hz. İsa ve Hz. Mehdi’nin zuhur etmeleri ve bir araya
    gelmeleriyle kötülük yapanlar tarih sahnesinden silineceklerdir.
    Peygamber Efendimiz (sav), başta Mesih Deccal’in fitnesi olmak üzere, tüm
    ahir zaman fitnelerinin Hz. İsa ve Hz. Mehdi vesilesiyle yok edileceğini
    müjdelemiştir. Hadislerde haber verildiği üzere, Hz. İsa yeniden yeryüzüne
    dönecek, Hz. Mehdi ile buluşacak, ardından Beytü’l Makdis’te Deccal’le
    karşılaşacak ve Deccal, Hz. İsa tarafından fikren yok edilecektir.
    Hadislerde şu şekilde bildirilmektedir:
    “…
    DECCAL ORTALIĞA FİTNE SAÇARKEN Cenabı Hak, MESİH MERYEM OĞLU İSA’YI
    gönderir… NEFESİNİ İDRAK EDEN her kafir mutlaka (fikren) yok olur. İsa
    (a.s) Deccal ile Lüdd kapısında (Beytül Makdis’e (Mescid-i Aksa) yakın bir
    belde) karşılaşır ve ONU (FİKREN) YOK EDER.”
    (Sahih-i Müslim; Büyük Fitne Mesih-i Deccal, Saim Güngör, s. 104)
    Deccaliyet mutlak mağlup olacak şekilde yaratılmıştır. İnkar edenlerin
    tuzakları, Allah’ın izni ile, hiçbir zaman başarıya ulaşamayacak
    tuzaklardır. Bu gerçek Kuranda şöyle bildirilmektedir:
    “Gerçek
    şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları
    yerlerinden oynatacak da olsa, Allah Katında onlara hazırlanmış düzen (kötü
    bir karşılık) vardır.” (İbrahim Suresi, 46)



Benzer Konular

  1. Dabbetül-Arz´ın Zuhuru
    Konuyu Açan: Mira, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 23-Ağu-2011, 19:30
  2. Kuran_ı Kerim'de Deccal Karekteri ve Mesih Deccal Nerede..!
    Konuyu Açan: Mira, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 61
    Son Mesaj : 24-Tem-2011, 15:02
  3. Deccal...
    Konuyu Açan: humeyra, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 01-Tem-2010, 16:53
  4. Deccal
    Konuyu Açan: Wahsi, Forum: Doğaüstü Olaylar ve Varlıklar.
    Cevap: 111
    Son Mesaj : 24-Şub-2010, 15:16
Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin yazdıkları kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.

Sitemizdeki yazılar telif hakları ile korunmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz ©estanbul.com