Demokrasinin Temel İlkeleri

M. Ali KAYA
Demokrasi hukuken hükümet etme yetkisinin halk tarafından dilediğine verilebilmesi demektir. İktidarın çok partili sistemle ve hür seçimle belirlenmesi gerekir. Tek partili sistem demokratik olmadığı gibi, seçim güvenliği ve hürriyetinin olmadığı yerlerde demokrasiden bahsedilemez.

Marksist sistemler ekonomik eşitliğe sahip bulunmayan kişilerin serbest ve hür şekilde oy veremeyeceklerini savunurlar. Bunun nedeni Marksist sistemin halkın hür iradesi ile yönetimi değil, “halka rağmen halk için, halkın yararına hükümeti” anlamaktadırlar. Halkın duygusu ne olursa olsun küçük bir grubun halk lehine kararlar aldığı rejime demokrasi denmesini istiyorlar. Tabii ki böyle bir rejime halkın temsil ettiği bir sistem demek mümkün değildir. Bu bir nevi “cahil halk kendi menfaatini bilmez” demektir. Bir grup bilginler grubu halk yararına kararlar alırlar ve buna da “halkın iktidarı” derler.
Sosyolog Jhanson’un belirttiği gibi serbest ve hür seçimlerle oluşan sistemin demokrasi olabilmesi için üç temel unsurun bulunması şarttır. Birincisi, hükümette ve idarede var olan yetkilerin kişilere değil, kurumlara ait bulunması, yani “kuvvetin kanunda olması. İkincisi, vatandaşların “siyasal partiler” ve “baskı grupları” kurabilme hakkına sahip olması gerekir. Üçüncüsü, bütün kitle haberleşme vasıtaları olan “MEDYA”nın hürriyetinin sağlanmış olması gerekir. Seçmenler oy verirlerken dünya ve memleket meseleleri yönünden tam aydınlanmış ve doğru bilgiye sahip olması gerekir.

Demokrasinin Bireye Verdiği Değer:
Uygulama şekilleri aynı olsa da Demokrasi insan onur ve şerefini tanıyan ve değer veren bir sistemdir. İnsanlara ait işlerin yürütülmesinde yalnızca gerçeklere ve halkın isteğine dayanır.

Önemli ilkeleri şunlardır:
1. Demokrasi temelde insanların eşitliğine inanır.
2. Bireye değer verir.
3. Hükümet halkın efendisi değil, halkın hizmetindedir.
4. Demokrasi kişisel eyleme öncelik tanır.
5. Demokraside kuvvet kanundadır, yani yasaların egemenliğine dayanır.
6. Demokrasiye akıl, mantık ve tecrübe yol gösterir.
7. Demokrasi insan ilişkilerine bilimsel yaklaşabilmedir.
8. Demokrasi çoğunluğun egemenliğine dayanırken muhalefetin de özgürlüğünü tanır. Her rejimde iktidar vardır; iktidarı demokratik yapan muhalefettir.
9. Demokratik yönetimler demokrasinin amaçlarını gerçekleştirebilmek için kullanılır.

Demokrasiyi Destekleyen Sosyal Şartlar:
Max Weber demokrasinin kendisine özgü şartlarını ve bu sistemi destekleyen sosyal şartları şöyle sıralar. Birincisi, hür basın ve siyasal partiler gibi unsurlar aracığı ile ve barışçı yollarla kuruluş ve geçişini sağlayan bir değer sisteminin kurduğu uzlaşma. İkincisi, fiilî otoritenin belirli zamanlar için belirli bir gruba veya makamı işgal eden bir takıma verilmesi. Üçüncüsü, meşru ve hür muhalefetin bulunmasıdır.

Lipset’e göre ise “Demokratik gelenekleri geliştirmek isteyen ulusların sanayileşmeyi ve eğitimi geliştirmeleri zorunludur.” Yani sanayi ve şehirleşme sistemin meşruluğunu destekler. Zaten bilgi de maddi ve manevi gelişme de demokrasi ile mümkün olur.
Bir ulus politik demokrasiye kavuştuktan sonra toplumun sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarına demokrasinin gittikçe yayılması normaldir ve olağandır. Anacak politik demokrasi olmadıkça varılacak sonuç bütün toplum için daha az demokrasidir.

Politik Demokrasinin Temelleri:
1. Özgürlük: Dış baskılardan ve zorlamalardan korunmuş olmak. Ayrıca bir şeyi yapmakta zorlanmamak da gerekir. Hürriyet bireyin iradesi ile hareket edebilmesi, aklını kullanabilmesi ve bu konuda endişe duymamasıdır.

2. Oy Verme Hakkı: Oy vermek toplumla istişare etmek demektir. İstişarenin esası ve temeli hür olmaktır. Oy verecek olan birey hür olması gerektiği gibi, seçtiği vekilleri de hür olmalıdır. Hür seçim oyun gizli tasnifin ise açık olmasını gerektirir.

3. Temel konularda uzlaşma ve genel anlaşma sağlanması: Demokrasi konuşma, istişare etme, ortak akıl etrafında anlaşma ve uzlaşma sistemidir. Bu sağlandığı ölçüde demokrasi sağlıklı işler ve gelişerek kökleşir.

4. Sorumlu Vatandaş: Bir toplumu meydana getiren kişiler arasında en uzun demokratik hükümet sistemini sürdürmek yolunda orak bir anlaşma bulunmadıkça hiçbir demokrasi gerçek anlaşma yoksa hiçbir yazılı anayasa, işler bir demokrasiyi meydana getirmeye de, devam ettirmeye de yeterli değildir. Tersine şayet böyle bir anlaşma varsa demokratik hükümeti devam ettirmek için yazılı bir anayasaya gerek yoktur. Vatandaşın sorumluluğunu meydana getirmek için birinci şartı sağlam ve doğru bilgi edinmektir. ABD başkanı Jefferson “Eğer bir ulus uygar bir devlet içinde hem bilgisiz hem de özgür kalmak istiyorsa hiçbir zaman olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır” demektedir. Sağlam düşünce kâfi değildir. Bundan sonra sağlam ve doğru eylem de şarttır. Çünkü kötü iktidarı sandığa oy vermeye gitmeyen iyi insanlar seçer. Her vatandaş tuttuğu partinin günlük çalışmalarını yakından izlemeye kendi toplumu içinden başlamalı ve murakabe hakkını kullanmalıdır. Vatandaşlar çeşitli kuruluş ve derneklerde hükümete yardımcı olmak durumundadır. Örgütlerin çalışmalarının yoğunluğu nispetinde hükümetin işleri kolaylaşır.

5. Sorumlu Hükümet: Sorumlu hükümet demek görev bilinci ile hareket eden iş ve çalışma, hizmet ve adalet, hak ve hürriyet odaklı olarak iş gören hükümet demektir.

a. Görevin bir emanet olduğunun bilincinde olup emanete riayet ederek hareket eder. Peygamberimizin (sav) “Hepiniz çobansınız ve hepiniz yaptıklarınızdan sorumlusunuz” hadisini kendilerine prensip edinirler. Demokrasilerde kanunlar devlet başkanlarını da bağlar.

b. Görevliler “demokratik ilkelerin tam olarak yerleşmesi için” çalışmaktan da sorumludurlar. Demokrasilerde lider halkı inandırabildiği ölçüde liderlik edebilir. Hiç bir zaman halkı zorla ya da hile ile uzun zaman oyalayarak aldatamaz. Ama bir kez halkı kazandıktan sonra demokratik liderin moral gücü hiçbir şeyle ölçülemez. II. Dünya Savaşında Winston Churchill ve ABD de Franklin D. Rousewelt gibi liderlerin halklarından aldığı yetki buna örnek olabilir.

c. Halkı ilgilendiren konularda kamu görevlilerinin “şahsi menfaatlerini ve özel çıkarlarını değil, kamu yararı doğrultusunda” bir yaklaşım ve tutum sergilemeleri gerekir. Peygamberimizin (sav) “Kavmin efendisi ona hizmet edendir” hadisi bu konuda idarecilerin rehberi olmalıdır. “Partizan Politikalar” için de bu kural geçerlidir. Demokrasilerde her ne kadar yüksek mevkilere gelecekleri politik parti seçse de böyle görevlere seçilenler artık partizanlık duygularının üstesine çıkmasını bilmelidirler. Hükümeti parti kursa da, hükümet halkın bütün fertlerini şefkat kanadına almalıdır.