Ilim ögrenmenin fazileti çoktur. Kur’an-i kerimde meâlen, (Bilmiyorsaniz, zikir ehline [ilim ehline, âlimlere] sorun) buyuruldu. (Enbiya 7)

Âyet-i kerimedeki zikir, ilim demektir. Bu âyet-i kerime, bilmeyenlerin, âlimleri bulup onlardan sorup, ögrenmelerini emretmektedir. (Hadika)

Üç ayet-i kerime meali de söyledir:

(Allah iman edenleri yüceltir; kendilerine ilim verilmis müminleri ise, [cennette] kat kat derecelerle yükseltir.) [Mücadele 11]

(De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Bilen elbette kiymetlidir.) [Zümer 93]

(Kullari arasinda Allahü teâlâdan en çok korkan âlimlerdir.) [Fatir 28]

Hadis-i seriflerde de buyuruldu ki:

(Ilim ögrenmek, kadin-erkek her müslümana farzdir.) [Beyheki]

(Fen ve sanat müminin kaybettigi malidir. Nerede bulursa alsin!) [Ibni Asakir]

(Ilim Çin’de de olsa talep edin! Ögrenin!) [Beyheki]

(Besikten mezara kadar ilim ögrenmeye çalisiniz!) [Sir'a]

(Allahü teâlâ, Ibrahim aleyhisselama "Ben ilim sahibiyim, ilim sahiplerini severim" buyurdu.) [Ibni Abdilber]

(Ilim, Islam’in hayati, imanin diregidir.) [Ebusseyh]

(Hiç kimse, cehaletle aziz, ilim ile de zelil olmaz.) [Askeri]

(Bos vaktini ilme harcayan kurtulur.) [I. Maverdi]

(Salih âlimlerden olun, eger salih âlimlerden olamazsaniz, böyle âlimlerin sohbetinde bulunun, sizi hidayete kavusturacak, dalaletten uzaklastiracak ilmi dinleyin!) [I. Maverdi]

(Ilim ögrenmek, namaz, oruç, hac ve cihaddan da efdaldir.) [Deylemi]

(Nerede ilim varsa, orada müslümanlik vardir.) [S.Ebediyye]

(Ilim, benim ve diger Peygamberlerin mirasidir. Kim de bana mirasçi olursa, Cennette benimle beraber olur.) [Deylemi]

(Bilerek yapilan az bir ibadet, bilmeyerek yapilan çok ibadetten daha iyidir.) [Sir’a]

(Allah’in rezil etmek istedigi kul, ilim ve edepten mahrum kalir.) [Ibni Neccar]

(Bir müslüman, arkadasina, hidayetini arttiracak veya onu tehlikeden kurtaracak hikmetli bir sözden daha iyi bir hediye veremez.) [Ebu Ya’la]

Hazret-i Lokman, ogluna buyurdu ki:
(Âlimlerle otur, hikmet sahiplerinin sözlerini dinle! Allahü teâlâ, bahar yagmuru ile topraga hayat verdigi gibi, ölü kalbleri hikmet nurlari ile diriltir.)

Ilim, Cennete giden bir yol, gurbette arkadas, yalnizlikta sirdastir. Ilim, iki cihanda kurtulus, düsmana karsi siperdir. Insan için haya, gözler için ziyadir.

Hazret-i Ali buyurdu ki:
(Ilim, maldan hayirlidir. Çünkü mali sen korursun; fakat ilim seni korur. Mal harcamakla azalir, ilim sarf etmekle çogalir.)

Imam-i Gazali hazretleri de, (Insanin diger mahlukattan üstünlügü ilmi iledir, güç ve kuvvetiyle degildir. Çünkü deve insandan kuvvetlidir. Irilik bakimindan da degildir. Çünkü fil insandan çok iridir. Cesaret bakimindan da degildir. Çünkü aslan insandan cesurdur. Çok yemesiyle de degildir. Çünkü mandanin karni, insanin midesinden daha büyüktür. Su halde ilim çok üstün bir vasiftir) buyurmaktadir.

Yemek ve içmekten kesilen hasta, ölmeye mahkum oldugu gibi, ilim ve hikmetten mahrum kalb de ölüme mahkumdur.

Ilim ögrenmek ve ögretmek çok mühimdir. Hadis-i seriflerde de buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ ilim verdigi âlimlerden de Peygamberlerden aldigi misak gibi, ilimlerini saklamayip insanlara açiklamalari için, söz almis ve "Rabbinin yoluna hikmetle, güzel ögütle davet et!" buyurmustur.) [Ebu Nuaym]

(En güzel hediye, hikmetli bir sözü iyice anlayip, din kardesine anlatmaktir.) [Taberani]

(Bir saat ilim ögrenmek veya ögretmek, sabaha kadar ibadetten daha sevaptir.) [Deylemi]

(Heves edilecek iki kimse vardir: Biri, Allahü teâlânin verdigi ilimle amel edip baskasina da ögreten, ikincisi de, Allahü teâlânin verdigi serveti hayra sarf edendir.) [Buhari]

(Ilim yolunu tutana, Allahü teâlâ Cennet yolunu açar.) [Tirmizi]

(Melekler, ilim talebesinden memnun olduklari için kanatlarini onlarin üzerine gererler.) [I. Abdilber]

(Ilimden bir mesele ögrenmek, dünyadaki her seyden kiymetlidir.) [Taberani]

(Ya âlim, ya ögrenci, ya dinleyici veya bunlari seven olun. Yoksa helak olursunuz.) [Beyheki]

(Tecrübeli yaslilarla oturup kalkin. Âlimlere sorun. Hikmet sahipleri ile beraber olun.) [Taberani]

(Âlim olmayan veya ilim ögrenmeye çalismayan bizden degildir.) [Deylemi]

(Bir âlimin, yanina oturarak, bir saat ilimle mesgul olmasi, bir âbidin 70 yil ibadetinden hayirli olabilir.) [Deylemi]

(Islenen bir günah, âlime bir, cahile iki olarak yazilir. Âlim, günahi için azap olunur. Cahil ise hem günahi, hem de ögrenmedigi için azap olunur.) [Deylemi]

(Allahü teâlâ, dünya islerinin âlimi, ahiret islerinin cahili olana bugz eder.) [Hakim]

(Ilim ögrenmek, namaz, oruç, hac ve Allah yolundaki cihaddan daha kiymetlidir.) [Deylemi]

(Bir saat ilim ögrenmek gece sabaha kadar ibadet etmekten kiymetlidir. Bir gün ilim ögrenmek, üç ay oruç tutmaktan kiymetlidir.) [Ebu Nuaym]

(Bir kimse, ilim ögrense, bununla amel etmese bile; bin rekat namaz kilmasindan daha fazla sevap alir. Eger ögrendigi ilimle amel eder veya baskasina ögretirse, hem bunun sevabini alir, hem de Kiyamete kadar bununla amel edenlerin sevabini alir.) [Hatib]

(Farzlarda ihmallik yapan bir derde müptela olur.) [I. Ahmed]

(Allah rizasindan baska bir niyetle ilim ögrenen, Cehenneme gider.) [Tirmizi]

(Din ilmine sahip olanin sikintisi gider ve ummadigi yerden riziklanir.) [I. Neccar]

(Ilim ögrenen veya Allah için bir dost edinen veya din kardesinin yüzüne sefkatle bakan veya “Bismillah” diyerek isine baslayan affa ugrar.) [I. Rafii]

Ilim âlimden ögrenilir
Bir talebenin, ilim ögrenebilmesi ve dogru yolu bulabilmesi için, bir ögreticiye ihtiyaci vardir. Çünkü hadis-i serifte, (Ilim üstaddan ögrenilir) buyuruldu. (Taberani)

Kur'an-i kerimde ise mealen, (Eger bilmezseniz, bilenlerden sorun!) buyuruldu. (Nahl 43)
Allahü teâlânin rizasina kavusmak için de sebeplere yapismak, bir âlimin gösterdigi yolda gitmek gerekir. Kur'an-i kerimde mealen (Ey iman edenler, Allah’tan sakinin ve Onun rizasina kavusmak için, vesile arayiniz!) buyuruluyor. (Maide 35)

Bu âyet-i kerimeden de bir ögreticiye ihtiyaç oldugu anlasilmaktadir. Bir kimsenin rehberi olmazsa, seytan ona rehber olur. Seytan rehber olunca da, kendisine tâbi olani uçurumdan uçuruma atar.

Ilim bulunan yerde müslümanlik vardir
Ehl-i sünnet itikadini ve ilmihalini ögrenmeyen ve çocuklarina ögretmeyenler, Müslümanliktan ayrilmak, küfür felaketine düsmek tehlikesindedir. Hadis-i serifte buyuruldu ki:
(Ilim bulunan yerde Müslümanlik vardir. Ilim bulunmayan yerde Müslümanlik kalmaz.)
Ölmemek için, yiyip içmek gerektigi gibi, kâfirlere aldanmamak, dinden çikmamak için de, dinini, imanini ögrenmek gerekir. Ecdadimiz her zaman toplanip, Ilmihal kitaplarini okur, dinlerini ögrenirlerdi. Ancak böyle müslüman kaldilar. Islamiyet’in zevkini aldilar. Bu saadet isigini bizlere, dogru olarak ulastirabildiler.

Bizim de müslüman kalmamiz, yavrularimizi içimizdeki ve disimizdaki kâfirlere kaptirmamamiz için, birinci ve en lüzumlu çare, her seyden önce Ehl-i sünnet âlimlerinin hazirladigi ilmihal kitaplarini okumak ve ögretmektir. Çocugunun müslüman olmasini isteyen ana-baba, çocuguna Kur'an-i kerim ögretmelidir. Firsat elde iken okuyalim, ögrenelim ve çocuklarimiza, sözümüzü dinleyenlere ögretelim! (Herkese Lazim Olan Iman)

Ilim ögrenirken nelere dikkat etmeli?
Imam-i Gazali hazretleri buyuruyor ki:
Ilim talebesinin bazi vazifeleri sunlardir:
a- Kalbini bütün fena hâllerden temizlemelidir. Hadis-i serifte, (Din, temizlik üzerine kurulmustur) buyuruldu. Buradaki temizlik, sadece dis temizligi degil, ayni zamanda bâtin temizligidir. Baska bir hadis-i serifte de, (Köpek bulunan eve rahmet melekleri girmez) buyuruldu. Kalbi bir eve benzetelim. Bu eve melekler gelir. Gazap, kin, haset, kibir gibi kötü huylari havlayan köpek kabul edelim! Böyle azgin köpeklerle dolu eve rahmet melekleri girmez. Allahü teâlâ ilim nurunu kalbe melekler vasitasi ile akitir. Rahmet meleklerinin girmedigi kalb ilimden mahrum kalir.

b- Bütün gücünü ilme baglamalidir! Baska seylerden alakayi kesmelidir! Daginik fikir, suyu bölünen irmaga benzer. Saga sola aktigindan bahçeyi sulayamaz.

c- Ilmiyle kibirlenmemelidir! Hiçbir Islam âlimini küçük görmemelidir! Cahil ve aciz bir hastanin, mütehassis bir doktoru kabul etmesi gibi Islam âlimlerini kabul etmelidir. Talebe, sahsi fikrini bir tarafa atmali, Islam âlimlerinin ögüdüne kulak vermelidir! Islam âlimlerinin hata gibi görünen isini, kendi dogrusuna tercih etmelidir!

d- Faydali ilimleri ögrenmeye çalismalidir! Ilimden gaye, kalbi kötü huylardan temizleyip, faziletlerle süslemektir.

e- Zorluklara karsi sabirla gögüs germelidir. Ilim ve diger nimetleri aci ilaçlarla kaplamislardir. Akilli olan, bunlarin içine yerlestirilmis tatlilari görür. Üzerindeki aci örtüleri de tatli gibi çigner. Acilardan tat alir. Hasta olan onun tadini duyamaz. Hastalik, Allahü teâlâdan baskasina gönül vermektir.

Ilimden istifade edebilmek için:
1- Önce niyetini düzeltmeli, cahillikten kurtulmayi düsünmelidir! Allahü teâlâ, (Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu) buyurdu.

2- Insanlara faydali olmayi düsünmelidir! Hadis-i serifte, (Insanlarin hayirlisi, insanlara faydali olandir) buyurulmaktadir.

3- Ögrendikleri ile amel etmeye çalismalidir. Çünkü, (Amelsiz ilim vebal, ilimsiz amel sapikliktir) buyurulmustur.

4- Ilim ögrenmekten maksat, Cenab-i Hakkin rizasini talep olmalidir. Allahü teâlâ, ihlâsi, salih ameli övmektedir.

5- Üstüne lazim olmayan seye karismamalidir. Hazret-i Lokman'a, (Bu dereceye ne ile kavustun?) diye sual ettiler. (Dogruluk, emanete riayet ve bana lazim olmayani birakmakla) diye cevap verdi.

6- Biri ile münakasa ederse, ona karsi insafli olmali, yumusak davranmalidir ki kendisi ile cahil arasindaki fark belli olsun. Hadis-i serifte, (Allah refiktir, yumusakligi sever. Sertlik edenlere vermedigi seyleri ve baska hiçbir seye vermedigini, yumusak davranana ihsan eder) buyuruldu.

7- Sabirli olmalidir. Ibni Abbas hazretlerine, (Bu ilmi ne ile elde ettin?) diye sual ettiler. Cevabinda, (Darlikta, genislikte sabretmekle, sual sormakla ve yorulmayan bir azimle) buyurdu. Yine büyük bir zat ayni suale, (Erken kalkmakla, son derece alçak gönüllü olmakla, kuvvetli azim ve sabirla) diye cevap verdi.

8- Ilim talebesi, herkesle iyi geçinmelidir! (Insanlarin hayirlisi onlarla iyi geçinen, insanlarin serlisi de onlarla çekisen) buyurulmustur.

9- Çok edepli olmalidir.

10- Büyük bir âlime, ilmi ne ile elde ettigi soruldu. Cevabinda, (Hocamin her sözünü dinlemekle) buyurdu. Âlimler buyuruyor ki:
(Ilim talebesi, ilme ve ilim ögreten hocasina hürmet etmedikçe, ögrendigi ilmin faydasini göremez.) [Bu yüzden, mezhep ve itikad imamlarimiza ve ehl-i sünnet âlimlerine saygi ve hürmette kusur etmemelidir.]

Ilmin basi
Peygamber efendimiz, ilmin inceliklerini, acayipliklerini soran köylüye buyurdu ki:
- Ilmin basini ögrendin mi?
- Ilmin basi nedir ki?
- Ilmin basi, Allahü teâlâyi hakkiyla tanimaktir. Bu da Onun, misli, benzeri, ziddi, dengi, esi olmadigini, vahid, evvel, ahir, zahir ve bâtin oldugunu bilmektir. (Sir'a)
Görüldügü gibi ilmin asli marifetullahtir, yani Allahü teâlâyi tanimaktir.

Ilmin veya basarinin basi sabir denebilir. Ibadet için de böyledir. Hadis-i serifte buyuruldu ki:
(Ibadetin basi sabirdir.) [Hakim]
Sabrin önemi birçok isten büyüktür. Bu bakimdan, (Her isin basi sabirdir) denebilir.

Hadis-i seriflerde buyuruldu ki:
(Ilimden bir sey ögrenmek, dünya ve içindeki her seyden daha iyidir.) [Taberani]

(Ögretmek için ilimden bir mesele ögrenen 70 siddik sevabi alir.) [Deylemi]

(Ilim ögrenmek amelden kiymetlidir.) [Hatib]

Ilimden zarar gelmez. Ölünceye kadar ilim ögrenmeye çalismalidir! Hadis-i serifte buyuruldu ki:
(Hiç kimse cahillikle aziz, ilim ile de zelil olmaz.) [Askeri]

Ilmin faydalisini ögrenmelidir. Hadis-i serifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâdan faydali ilim isteyin ve fayda vermeyen ilimden Allahü teâlâya siginin!) [Ibni Mace]

Lüzumsuz sualler
Okuyucularimiz, çok zaman faydali sual soruyorlar. Biz de arastiriyor, ehline soruyor, cevabini yaziyoruz. Böylece o okuyucu ile birlikte, diger okuyucularimiz da bundan istifade ediyor. Hadis-i seriflerde buyuruldu ki:
(Ilim bir hazine, sual ise anahtardir. Sorun ki ögrenin! Bir sual sayesinde dört kisi sevap alir. Sual soran, cevap veren, dinleyen ve bunlari sevenler.) [Ebu Nuaym]

Okuyucularimizdan bazilari ise, Hazret-i Ibrahim’in kestigi koçun etini kimler yedi?, Falanca âlimin anasinin adi neydi?, Yunus aleyhisselami yutan balik, erkek miydi? gibi sualler soruyorlar. Dürr-ül-muhtarin Tahtavi hasiyesinde buyuruluyor ki:
(Insanin bilmesi gerekmeyen seyleri münakasa etmesi mekruhtur. Ögrenilmesi emredilmemis olan seyleri sormak caiz degildir. Mesela Hazret-i Lokman peygamber midir? Cin, insanlara nasil görünür? Hazret-i Isa gökten ne zaman inecek? Buna benzer seyler sormamali, çünkü bunlari ögrenmekle emrolunmadik.)

Bugün çok kimse, Ehl-i sünnet itikadini bilmiyor. Ögrenmesi farz-i ayn olan bilgilerden habersizdir. Faiz çesitlerini, hatta yemegin farzlarini bile bilmez iken, dünya ve ahirette gerekmeyen seyleri soruyorlar. Biz de (Bilmiyoruz) diye cevap verince, (Bir bilene sor) diyorlar. Zaten biz, bilmediklerimizi bir bilene soruyoruz. Fakat bilinmesi gerekmeyenleri sormak lüzumsuzdur. Dünya ve ahirete yaramayan sualleri sormak ve her suale cevap vermeye kalkmak ve (Ben bilirim) demek dogru degildir. Kur'an-i kerimde de mealen buyuruldu ki:
(Her ilim sahibinin üstünde, daha iyi bilen vardir.) [Yusuf 76]

Hadis-i seriflerde buyuruldu ki:

(Âlimim diyen cahildir.) [Taberani]

(Çok sual sormaktan sakinin! Sizden öncekiler, bu yüzden helak oldu.) [I. Maverdi]

(Sizi çok sual sormaktan nehyediyorum.) [Taberani]

(Allah rizasindan baska bir maksatla ilim ögrenen veya ilmini dünya menfaatine alet eden Cehenneme gidecektir.) [Tirmizi]

(Ilmi, âlimlerle yarismak, cahillerle münakasa edip susturmak ve insanlar yaninda itibar kazanmak için ögrenen Cehenneme gidecektir.) [Tirmizi]

Su halde, lüzumsuz sual ve baska maksatlarla sual sormak dogru degildir. Imtihan gayesiyle karsisindakini sikistirmak için sual sormak da uygun degildir. Hadis-i serifte, (Ögrenmek için sual sorun! Kötü maksatla sual sormayin!) buyuruldu. (Deylemi)

Suali uygun sorabilmek, o kisinin ilmini gösterir. Hadis-i serifte, (Güzel sual, ilmin yarisidir) buyuruldu. (Taberani)

Ilmi, ögrenip amel etmek isteyen kimseye ögretmelidir! Ilmin kiymetini bilmeyen, laf olsun diye ögrenmek isteyene, ilim ögretmek dogru olmaz. Hadis-i seriflerde buyuruldu ki:
(Ilmi, ehli olmayana ögretmek onu kaybetmek demektir.) [Ibni Ebi Seybe]

(Bazi kavimler gelecek, fakihleri, ince ve karisik meseleleri ele alacak, halki sasirtacaklardir. Iste bunlar, ümmetimin serlileridir.) [Taberani]

Ayip olur diye sormamak
Sual: Bir genç kizim. Mahrem konulari sormaktan utaniyorum. Ne yapayim?
CEVAP
Bir kiz, mahrem konulari annesine sorar. O da bilmezse, annesine, (Babamdan ögren) der. Babasi da bilmezse, babasinin, bilen birisine sormasi gerekir. Babasi yoksa, agabey, amca, dayi gibi mahrem akrabalarindan ögrenir. Bunlar da ögrenip bildirmezse, o zaman mektupla veya telefonla, kendinden degil de, (Bir kadinin muayyen hâli su kadar devam edip kesilse, ne gerekir) seklinde sormak daha uygun olur. Bir kadinin kocasi, bu bilgileri ögrenip hanimina anlatmazsa, kadin, en uygun bir yolla bunlari ögrenebilir. Bilenlerden bu konulari edep dairesinde sormasi ayip olmaz.

Hazret-i Esma’nin Peygamber efendimize nasil gusledilecegini sorarken utanmasi üzerine, Hazret-i Âise validemiz, (Ensar kadinlari ne iyidir; utanmalari, dinlerini ögrenmekten men etmiyor) buyurdu. (Buhari) Demek ki, ayip olur diye kendisine farz olan bilgileri ögrenmemek yanlistir. Peygamber efendimiz, mahrem konulari anlatirken, (Allahü teâlâ, hakkin anlatilmasindan çekinmez) buyurmaktadir. (Tirmizi) Ayni anlamda âyet-i kerime de vardir:
(Allahü teâlâ, gerçegi söylemekten çekinmez.) [Ahzâb 53]