Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arası gösteriliyor

Konu: Divan Edebiyatı Sözlüğü

  1. #1
    SimqEE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Kas-2009
    Konular
    5427
    Mesajlar
    18.332
    Puanlar
    220130

    Divan Edebiyatı Sözlüğü

    Divan edebiyatı şiirlerinde ve gazellerde sıkça kullanılan bazı kelimeler

    (A)

    Ayş : Neşeli olma hali, bahtiyarlık
    Âdem : İnsanoğlu
    Agâh = Bilgili uyanık:
    Ayan = Açık, meydanda:
    Ahar = Son:
    Ahfadına = Oğullarına,
    Andalip = Bülbül:
    Ağyar = Gayrılar,başkalar:
    Arşaper= Arşa kanat açmak
    Ah-i zar = Çok ağlayan:
    Acem= Arap olmayan,iranlı
    Azade = Hür, serbest:
    Ataullah = Allah vergisi:
    Anka-ı aşk = Aşk kuşu:
    Avdet = Deri dönüş:
    Afitap = Güneş: A
    ba = Yünden yapılmış, kaba kumaş:

    (B)

    Bahr-ı safa = Safa denizi:
    Bad-i safa = Sabah rüzgarı:
    Bostan = Bağ, bahçe:
    Bed = Fena, yaramaz, çirkin
    Baki = Beka, devamlı:
    Bihablil veriyd = Şah damar- B
    aht = Talih, kader, kısmet: rından yakın:
    Bahre = Deniz:
    Beyt’ül atik = Eski ev, Kâ’be
    Bî-vefâ : Vefasız
    Bî-kes : Kimsesiz
    Bipayan = Sonsuz,tükenmez:
    Bâtın = İç, öz:
    Bağ-ı hezar = Bahçe bülbülü:
    Baran = Yağmur:
    Bülbülü ra’nâ = Bülbül sesli, güzel
    Bahri = Deniz: bundan böyle:
    Baran-ı belâ = Belâ denizi:
    bende: köle

    (C)

    Cevval = Koşan, dolaşan, hareketli:
    Cife = Leş, pislik:
    Cengü cidal = Savaş, kavga:
    Cari = Cereyan eden,
    canhıraş: yürek parçalayan
    CANŞİKÂR : Öldürücü. * Mc: Can avlayan veya öldüren. Sevgili, mahbub.

    (Ç)

    Çâk : Parçalanmışlık hâli, yaralılık
    Çarmıh = Hristiyanlık senbolü, haç:

    (D)

    Dehr : Zaman
    dest: el
    dil: gönül
    destbusi: el öpme
    Didem = Göz, gözüm:
    Dad-ı Hakk = Hakk vergisi:
    Devran = Dünya, felek, zaman:
    Dil-i dânâ = Bilen dil:
    Dehrin = Dünyanın, zamanın:
    Defteri uşşak = Âşıklar Dânâ = Bilen, bilici: defteri:
    Duzeh = Cehennem:
    Dem bu dem = Yaşanan an:
    Dilhane = Gönül hanesi:
    Didar = Yüz çehre:
    Darül karar = karar yeri:
    dil: yürek
    dide: göz
    Dide = Göz:
    Dûr = Evler,bölgeler,uzak:
    Der-i devlet = Devlet içinde:
    Dû âlem = İki âlem:
    Dar-u ukba = Baki âlem, ahiret:
    DEHA-İ KUDSÎ : Dinin derin hakikatlarını anlamakta yüksek mahareti olan dehâ. Dinî dehâ.
    DERKETMEK :Bir şeyin en esasını, dibini öğrenmek, iyice anlamak.

    (E)

    Etfal = Çocuk:
    Enver = Çok parlak çok nûrlu:
    esrik: sarhoş dermansız
    Ezhar = zuhur çiçekler:
    Erihnâ = Bize göster:
    Ezvak = Zevkler, tadışlar:
    Enis = Dost, arkadaş:
    esri: esir olan
    Eflâk = Gök yüzü, gezegenler:
    Enhar-ı aşk = Aşk nehri:
    Eyyam = Aylar, zamanlar:
    Ebsem = Duymamak, işit-
    Esma = İsimler: memek
    Ebhar = Denizler:
    EBNÂ-İ ÂDEM :Adem oğulları. İnsanlar.
    Envar = Ziyalar, aydınlıklar:
    Enhar = Nehirler, ırmaklar:
    Ey canu men = Ey benim
    Elvan = Renkler:
    El pençe = El bağlayan: canım:

    (F)

    Ferd = tek, yalnız:
    Fâni = Ölümlü:
    Fahri âlem = Âlemin iftihar ettiği. Hz. Muhammed:
    Firkat = Dostlardan ve saireden ayrılma:
    Firak = Ayrılık, ayrılma:
    Felekler = Gökyüzü, gezegenler:
    Fakr- Fahr = Fakirlikle iftihar etmek:
    Fariğ = Vazgeçmiş, çekilmiş:
    Fürûzân : Parlak. ışıltılı
    fuzun: fazla

    (G)

    Ganem = Koyun:
    girye: gözyaşı
    Gerçi = Her nekadar, isede:
    Giryân = Ağlayıcı, ağlayan:
    Gurap = Karga:
    girye-i dem: gözyaşı
    Gâh-Geh = Zaman, zaman, arasıra, bazı bazı:
    Gülşen = Gül bahçesi:
    Gerdenim = Gerdanım:
    Gufran = Affetme, merhamet etme:
    Gâhî : Kâh, bazen, zaman zaman
    Gül-i sahra: Çöl gülü
    Gerdûn : Felek

    (H)

    Hüda = Allah:
    Hünkâr = Padişah, Sûltan:
    Handan = Gülen, gülücü:
    Hâr = Diken:
    Handân : Gülen
    Hazân : Güz
    Harabat = Harabeler yıkıntılar:
    Harimi ismet = Mukaddes ocak, namus ocağı:
    Hâki ıtırnak = Toprak kokusu:
    Hâki pay = Tevazu etmek, ayağa yüz sürmek:
    Hâki hâk = Toprakla, toprak:
    Hayyealelfelâh = Haydin kurtuluşa:
    Hande rîz = Gülüp duran:
    Hazer kıl : Sakın
    Haşru neşir = Mahşer - toplanma dağılma:
    Hümayı aşk = Devlet kuşu, aşk kuşu:
    Her dem = Her zaman: Hürrem = Hür olan:
    Hem dem = Can ciğer arkadaş:
    HAKKETMEK : Oyarak veya kazıyarak işlemek, yazmak

    (I)

    Itır = koku:
    Ikra’ Oku:

    (İ)

    İbadulllah = Allah’ın kullareı:
    ibza: kedere boğma
    İdrak = Anlayış:
    i-naf: sertlik gösterme
    İcmal = Kısaltma, özetleme:
    İt’am = Taam, yemek:
    İştiyak = özleme, hasret, çok istekli olmak:
    İstihal = Ehil olma, bir şeye lâyık olma:
    İfşa-i raz = gizliyi açıklama:
    İstidat = Kaabiliyyet:
    İsmi pakin = Pak temiz isin:

    (K)

    Kalb gâh = Kıblenin bulunduğu semt:
    Kaf-ı kanaat = Kanaat dağı:
    Kîl-ü kâl = Dedi kodu:
    Karun = Mûsâ (a.s.) zamanında yaşamış zengin biri:
    Katre = Damla: Kenzi mahfi = Gizli hazine:
    Kemter = Daha aşağı, hakir itibarsız:
    Kenzi mahfi = Gizli hazine:
    Kerremnâ = Mükerrem kıldı:
    Küllü nefsin = Her nefis:
    katre: damla
    Kûşe-i vahdet = Vahdet köşesi:
    kevaşe: yosma
    Kûy-i Leylâ = Leylânın köyü
    Kim : -ki anlamında
    KAYS : Düşmek, sukut.

    (L)

    Lâyezâl = Ezeli olmayan:
    Lâ mekân = Mekânı olmayan:
    Leylü nehar = Gece gündüz:
    Leyâl = Geceler:
    Levlâke levlâk = Eğer sen olmasaydın, olmasaydın:
    Lenterânî = Sen beni göremessin:
    Leb : Dudak
    Libas = Elbise, örtü:
    lamekan: mekansız

    (M)

    Mahbub = Sevilen:
    Maada = Bundan böyle:
    merdüm : insan anlamında farsçadan türkçeye geçmiş bir kelime. merdüm-i dîde olduğunda ise gözbebeği anlamına denk düşer. şeyh galib'in selamında da bu mana ile yer bulur zâtına ki beyit de insan ile gözbebeğinin ilişkisine ışık tutar;
    Mâşuk = Âşık olunan, sevilen:
    Mahles = Bir kimsenin ikinci adı:
    Müncer olmak : Bir sonuca ulaşmak
    Makber = Kabir:
    Mevlâ = Efendi:
    Mazharı gufran = Affedilme, merhamete nail olma:
    Merd = Özü sözü doğru:
    Mürde = Hasta:
    mahpeyker: ay yüzlü
    mukteza-i hale mutabık (durumun gereğine uygun) söz söyleme yetisi.
    Mekân = Yer:
    Münevver = Nûrlanmış:
    Men reânî = Beni gören:
    Mündemiç = İçinde bulunan:
    Mecellet = Kitaplar, mecmualar:
    Muzmahil = Çökmüş, darmadağınık:
    Müştâki Cemâlin = Cemâlini özleyen:
    Müştak = İştiyakli özleyen:
    Mızrap = Telli çalgılarda kullanılan alet:
    Men arefe nefsehu = Nefsine ârif olan – bilen:
    Miftahu kalb = Kalb anahtarı:
    Mihrab = Yönelinen yer.
    Mir’at-ı zât = Zât aynası:

    (N)

    Nalân = İnleyici, inleyen:
    Nesne = Bir şey:
    Nakatullah = Allah-ın devesi:
    Nâdân = Bilmez, cahil:
    Nüzhet = Neş-e, eğlence:
    Nefha = Güzel koku:
    NÜKTEVER : Nükteyi anlamakta mâhir olan, nükte bilen.
    Necip = Soyu sopu temiz:
    Neva = Ses, sedâ:
    Nehyü isbat = Kaldırma, ispatlama:
    Nihan = Gizli, mahcup:
    Nikap = Peçe yüz örtüsü:
    Nûr-u veçhinden = Yüzünün nûrundan:

    (O)

    Od = Ateş cehennem:

    (P)

    Peyker = Yüz, surat, çehre:
    Pür safa = Cok safalı:
    Post = Bir makam, hayvan derisi:
    Pür nûr = Çok nûrlu:
    Püser = Oğul, erkek çocuk:

    (R)

    Râh = Tutulan yol, meslek: Rif’at = Yükseklik, yücelik:
    Râ’nâ = Güzel, lâtif, hoş görünen:
    Rahmî = Rahmete mensup, rahmetle:
    Ram ol = İtaat eden, boyun eğen ol:
    rücu: geri dönmek
    Rücû-u = Dönme, geri dönme:
    Rücû-u ilâllah = Allah-a dönme:
    Rüsvay = Rezillik, haysiyyetsizlik:
    Ram: boyun eğmek

    (S)

    Salâ = Minarelerde okunan salâvat:
    Safa = Saflık, berraklık:
    Sâd pâre = Yüz parça, parça, parçe:
    Sakî = Su veren, su dağıtan:
    Sahr-ı cihan = Cihan sahrası:
    Sahbay-ı aşk = Aşk sehbası:
    şad: mutlu
    serdest: egemen
    ser:baş
    Sehâ = El açıklığı, cömertlik: Server = baş, başkan:
    Semud = eski bir kavim: Sübhan = Allah:
    Seher = Tan yeri ağırmadan biraz evvelki vakit:
    Sîne = Göğüs yürek:
    Sîne çak = göğsü kabaran:
    Sinnimiz = Yaşımız, yıllar:
    Subha = Seher vakti:
    Sıbgatullah = Allah-ın boyası:
    Subh : Sabah vakti
    Sâd : Çok sayıda
    Sayf : Yaz
    Şitâ : Kış
    Sitâre : Yıldız (bahtı temsilen)

    (Ş)

    Şah-ü geda = Kul ile sûltan:
    Şems = Güneş:
    Şaduman = Alev, ateş, sevinçli:
    Şûle = Alev ateş:
    Şeş cihet = Altı cihet:
    Şemsi aşk = aşk güneşi:
    Şemsi hakikat = Hakikat güneşi:
    Şem’ : Mum

    (T)

    Takaza = Sıkıştırmak:
    Taht-ı gâh = Taht yeri:
    Tac-ı ser = Baş tacı:
    Tabe sabah = Sabaha kadar:
    Tâli’ : Talih, baht
    Tafsil = Etraflıca, uzun uzadıya:
    Taht-ı dil = Dil yeri:
    Tahmis = Ateşte kızdırma, kavurma:
    Ten perver = kendini besleyen:
    Tuhfe = Hediye:
    Tercüman-ı aşk = Aşk tercümanı:
    Tegafül = Gaflet:
    teşne: bir sey yapmaya egilimi olan, egilimli, meyilli anlamina gelen
    Temaşa = Bakıp seyretme:
    Tefahur = Övünç, övünme, iftihar:
    Tekevvün = Varolma:
    Tığ-i kara = Kara kılıç:
    Tığ-i tevhid = Tevhid kılıcı:

    (U)

    Ufku dil = Dil ufku:
    Uryan = soyunma:
    üftade: çaresiz aşık
    Ulül el bab = Sağ duyu sahibi insânlar:
    Umûr : İşler

    (V)

    Vâsıl = Ulaşan:
    Visâl = Ulaşma, buluşma:
    Venefahtü = Ona rûhumdan üfledim:
    Vuslat = Buluşma:

    (Y)

    Yekzeban = Ağız birliği eden, aynı dille konuşan:
    Yektir = Tektir:
    Yekta = bir tane:

    (Z)

    Zaikatül mevt = Ölümü tadacaktır:
    Zâhir = Görünen, görünücü:
    Zerrat = Zerreler:
    Zeval = Sona erme, yerinden ayrılıp gitme:
    Zinde = Diri, yaşayan, canlı:
    ZÂHİRÎ :Görünüşte olduğu gibi. Zâhire âit ve müteallik. Asıl ve hakiki olmayan. Zâhiriyyun mezhebine âit olan.




    Sözü süz de söyle..
    Mânâyı inci gibi diz de söyle..
    Yüzde söyle, gıybet
    olmasın..
    Ukdeyi içinden çözde söyle, yapmasın yara..
    Öyle bir söyle ki hoş gelsin yâre...


  2. #2
    Renan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Oca-2009
    Konular
    7154
    Mesajlar
    12.201
    Puanlar
    222458

    Divan Edebiyatı Sözlüğü...

    Divan edebiyatı şiirlerinde ve gazellerde sıkça kullanılan bazı kelimeler

    (A)

    Ayş : Neşeli olma hali, bahtiyarlık
    Âdem : İnsanoğlu
    Agâh = Bilgili uyanık:
    Ayan = Açık, meydanda:
    Ahar = Son:
    Ahfadına = Oğullarına,
    Andalip = Bülbül:
    Ağyar = Gayrılar,başkalar:
    Arşaper= Arşa kanat açmak
    Ah-i zar = Çok ağlayan:
    Acem= Arap olmayan,iranlı
    Azade = Hür, serbest:
    Ataullah = Allah vergisi:
    Anka-ı aşk = Aşk kuşu:
    Avdet = Deri dönüş:
    Afitap = Güneş: A
    ba = Yünden yapılmış, kaba kumaş:

    (B)

    Bahr-ı safa = Safa denizi:
    Bad-i safa = Sabah rüzgarı:
    Bostan = Bağ, bahçe:
    Bed = Fena, yaramaz, çirkin
    Baki = Beka, devamlı:
    Bihablil veriyd = Şah damar- B
    aht = Talih, kader, kısmet: rından yakın:
    Bahre = Deniz:
    Beyt’ül atik = Eski ev, Kâ’be
    Bî-vefâ : Vefasız
    Bî-kes : Kimsesiz
    Bipayan = Sonsuz,tükenmez:
    Bâtın = İç, öz:
    Bağ-ı hezar = Bahçe bülbülü:
    Baran = Yağmur:
    Bülbülü ra’nâ = Bülbül sesli, güzel
    Bahri = Deniz: bundan böyle:
    Baran-ı belâ = Belâ denizi:
    bende: köle

    (C)

    Cevval = Koşan, dolaşan, hareketli:
    Cife = Leş, pislik:
    Cengü cidal = Savaş, kavga:
    Cari = Cereyan eden,
    canhıraş: yürek parçalayan
    CANŞİKÂR : Öldürücü. * Mc: Can avlayan veya öldüren. Sevgili, mahbub.

    (Ç)

    Çâk : Parçalanmışlık hâli, yaralılık
    Çarmıh = Hristiyanlık senbolü, haç:

    (D)

    Dehr : Zaman
    dest: el
    dil: gönül
    destbusi: el öpme
    Didem = Göz, gözüm:
    Dad-ı Hakk = Hakk vergisi:
    Devran = Dünya, felek, zaman:
    Dil-i dânâ = Bilen dil:
    Dehrin = Dünyanın, zamanın:
    Defteri uşşak = Âşıklar Dânâ = Bilen, bilici: defteri:
    Duzeh = Cehennem:
    Dem bu dem = Yaşanan an:
    Dilhane = Gönül hanesi:
    Didar = Yüz çehre:
    Darül karar = karar yeri:
    dil: yürek
    dide: göz
    Dide = Göz:
    Dûr = Evler,bölgeler,uzak:
    Der-i devlet = Devlet içinde:
    Dû âlem = İki âlem:
    Dar-u ukba = Baki âlem, ahiret:
    DEHA-İ KUDSÎ : Dinin derin hakikatlarını anlamakta yüksek mahareti olan dehâ. Dinî dehâ.
    DERKETMEK :Bir şeyin en esasını, dibini öğrenmek, iyice anlamak.

    (E)

    Etfal = Çocuk:
    Enver = Çok parlak çok nûrlu:
    esrik: sarhoş dermansız
    Ezhar = zuhur çiçekler:
    Erihnâ = Bize göster:
    Ezvak = Zevkler, tadışlar:
    Enis = Dost, arkadaş:
    esri: esir olan
    Eflâk = Gök yüzü, gezegenler:
    Enhar-ı aşk = Aşk nehri:
    Eyyam = Aylar, zamanlar:
    Ebsem = Duymamak, işit-
    Esma = İsimler: memek
    Ebhar = Denizler:
    EBNÂ-İ ÂDEM :Adem oğulları. İnsanlar.
    Envar = Ziyalar, aydınlıklar:
    Enhar = Nehirler, ırmaklar:
    Ey canu men = Ey benim
    Elvan = Renkler:
    El pençe = El bağlayan: canım:

    (F)

    Ferd = tek, yalnız:
    Fâni = Ölümlü:
    Fahri âlem = Âlemin iftihar ettiği. Hz. Muhammed:
    Firkat = Dostlardan ve saireden ayrılma:
    Firak = Ayrılık, ayrılma:
    Felekler = Gökyüzü, gezegenler:
    Fakr- Fahr = Fakirlikle iftihar etmek:
    Fariğ = Vazgeçmiş, çekilmiş:
    Fürûzân : Parlak. ışıltılı
    fuzun: fazla

    (G)

    Ganem = Koyun:
    girye: gözyaşı
    Gerçi = Her nekadar, isede:
    Giryân = Ağlayıcı, ağlayan:
    Gurap = Karga:
    girye-i dem: gözyaşı
    Gâh-Geh = Zaman, zaman, arasıra, bazı bazı:
    Gülşen = Gül bahçesi:
    Gerdenim = Gerdanım:
    Gufran = Affetme, merhamet etme:
    Gâhî : Kâh, bazen, zaman zaman
    Gül-i sahra: Çöl gülü
    Gerdûn : Felek

    (H)

    Hüda = Allah:
    Hünkâr = Padişah, Sûltan:
    Handan = Gülen, gülücü:
    Hâr = Diken:
    Handân : Gülen
    Hazân : Güz
    Harabat = Harabeler yıkıntılar:
    Harimi ismet = Mukaddes ocak, namus ocağı:
    Hâki ıtırnak = Toprak kokusu:
    Hâki pay = Tevazu etmek, ayağa yüz sürmek:
    Hâki hâk = Toprakla, toprak:
    Hayyealelfelâh = Haydin kurtuluşa:
    Hande rîz = Gülüp duran:
    Hazer kıl : Sakın
    Haşru neşir = Mahşer - toplanma dağılma:
    Hümayı aşk = Devlet kuşu, aşk kuşu:
    Her dem = Her zaman: Hürrem = Hür olan:
    Hem dem = Can ciğer arkadaş:
    HAKKETMEK : Oyarak veya kazıyarak işlemek, yazmak

    (I)

    Itır = koku:
    Ikra’ Oku:

    (İ)

    İbadulllah = Allah’ın kullareı:
    ibza: kedere boğma
    İdrak = Anlayış:
    i-naf: sertlik gösterme
    İcmal = Kısaltma, özetleme:
    İt’am = Taam, yemek:
    İştiyak = özleme, hasret, çok istekli olmak:
    İstihal = Ehil olma, bir şeye lâyık olma:
    İfşa-i raz = gizliyi açıklama:
    İstidat = Kaabiliyyet:
    İsmi pakin = Pak temiz isin:

    (K)

    Kalb gâh = Kıblenin bulunduğu semt:
    Kaf-ı kanaat = Kanaat dağı:
    Kîl-ü kâl = Dedi kodu:
    Karun = Mûsâ (a.s.) zamanında yaşamış zengin biri:
    Katre = Damla: Kenzi mahfi = Gizli hazine:
    Kemter = Daha aşağı, hakir itibarsız:
    Kenzi mahfi = Gizli hazine:
    Kerremnâ = Mükerrem kıldı:
    Küllü nefsin = Her nefis:
    katre: damla
    Kûşe-i vahdet = Vahdet köşesi:
    kevaşe: yosma
    Kûy-i Leylâ = Leylânın köyü
    Kim : -ki anlamında
    KAYS : Düşmek, sukut.

    (L)

    Lâyezâl = Ezeli olmayan:
    Lâ mekân = Mekânı olmayan:
    Leylü nehar = Gece gündüz:
    Leyâl = Geceler:
    Levlâke levlâk = Eğer sen olmasaydın, olmasaydın:
    Lenterânî = Sen beni göremessin:
    Leb : Dudak
    Libas = Elbise, örtü:
    lamekan: mekansız

    (M)

    Mahbub = Sevilen:
    Maada = Bundan böyle:
    merdüm : insan anlamında farsçadan türkçeye geçmiş bir kelime. merdüm-i dîde olduğunda ise gözbebeği anlamına denk düşer. şeyh galib'in selamında da bu mana ile yer bulur zâtına ki beyit de insan ile gözbebeğinin ilişkisine ışık tutar;
    Mâşuk = Âşık olunan, sevilen:
    Mahles = Bir kimsenin ikinci adı:
    Müncer olmak : Bir sonuca ulaşmak
    Makber = Kabir:
    Mevlâ = Efendi:
    Mazharı gufran = Affedilme, merhamete nail olma:
    Merd = Özü sözü doğru:
    Mürde = Hasta:
    mahpeyker: ay yüzlü
    mukteza-i hale mutabık (durumun gereğine uygun) söz söyleme yetisi.
    Mekân = Yer:
    Münevver = Nûrlanmış:
    Men reânî = Beni gören:
    Mündemiç = İçinde bulunan:
    Mecellet = Kitaplar, mecmualar:
    Muzmahil = Çökmüş, darmadağınık:
    Müştâki Cemâlin = Cemâlini özleyen:
    Müştak = İştiyakli özleyen:
    Mızrap = Telli çalgılarda kullanılan alet:
    Men arefe nefsehu = Nefsine ârif olan – bilen:
    Miftahu kalb = Kalb anahtarı:
    Mihrab = Yönelinen yer.
    Mir’at-ı zât = Zât aynası:

    (N)

    Nalân = İnleyici, inleyen:
    Nesne = Bir şey:
    Nakatullah = Allah-ın devesi:
    Nâdân = Bilmez, cahil:
    Nüzhet = Neş-e, eğlence:
    Nefha = Güzel koku:
    NÜKTEVER : Nükteyi anlamakta mâhir olan, nükte bilen.
    Necip = Soyu sopu temiz:
    Neva = Ses, sedâ:
    Nehyü isbat = Kaldırma, ispatlama:
    Nihan = Gizli, mahcup:
    Nikap = Peçe yüz örtüsü:
    Nûr-u veçhinden = Yüzünün nûrundan:

    (O)

    Od = Ateş cehennem:,

    (P)

    Peyker = Yüz, surat, çehre:
    Pür safa = Cok safalı:
    Post = Bir makam, hayvan derisi:
    Pür nûr = Çok nûrlu:
    Püser = Oğul, erkek çocuk:

    (R)

    Râh = Tutulan yol, meslek: Rif’at = Yükseklik, yücelik:
    Râ’nâ = Güzel, lâtif, hoş görünen:
    Rahmî = Rahmete mensup, rahmetle:
    Ram ol = İtaat eden, boyun eğen ol:
    rücu: geri dönmek
    Rücû-u = Dönme, geri dönme:
    Rücû-u ilâllah = Allah-a dönme:
    Rüsvay = Rezillik, haysiyyetsizlik:
    Ram: boyun eğmek

    (S)

    Salâ = Minarelerde okunan salâvat:
    Safa = Saflık, berraklık:
    Sâd pâre = Yüz parça, parça, parçe:
    Sakî = Su veren, su dağıtan:
    Sahr-ı cihan = Cihan sahrası:
    Sahbay-ı aşk = Aşk sehbası:
    şad: mutlu
    serdest: egemen
    ser:baş
    Sehâ = El açıklığı, cömertlik: Server = baş, başkan:
    Semud = eski bir kavim: Sübhan = Allah:
    Seher = Tan yeri ağırmadan biraz evvelki vakit:
    Sîne = Göğüs yürek:
    Sîne çak = göğsü kabaran:
    Sinnimiz = Yaşımız, yıllar:
    Subha = Seher vakti:
    Sıbgatullah = Allah-ın boyası:
    Subh : Sabah vakti
    Sâd : Çok sayıda
    Sayf : Yaz
    Şitâ : Kış
    Sitâre : Yıldız (bahtı temsilen)

    (Ş)

    Şah-ü geda = Kul ile sûltan:
    Şems = Güneş:
    Şaduman = Alev, ateş, sevinçli:
    Şûle = Alev ateş:
    Şeş cihet = Altı cihet:
    Şemsi aşk = aşk güneşi:
    Şemsi hakikat = Hakikat güneşi:
    Şem’ : Mum

    (T)

    Takaza = Sıkıştırmak:
    Taht-ı gâh = Taht yeri:
    Tac-ı ser = Baş tacı:
    Tabe sabah = Sabaha kadar:
    Tâli’ : Talih, baht
    Tafsil = Etraflıca, uzun uzadıya:
    Taht-ı dil = Dil yeri:
    Tahmis = Ateşte kızdırma, kavurma:
    Ten perver = kendini besleyen:
    Tuhfe = Hediye:
    Tercüman-ı aşk = Aşk tercümanı:
    Tegafül = Gaflet:
    teşne: bir sey yapmaya egilimi olan, egilimli, meyilli anlamina gelen
    Temaşa = Bakıp seyretme:
    Tefahur = Övünç, övünme, iftihar:
    Tekevvün = Varolma:
    Tığ-i kara = Kara kılıç:
    Tığ-i tevhid = Tevhid kılıcı:

    (U)

    Ufku dil = Dil ufku:
    Uryan = soyunma:
    üftade: çaresiz aşık
    Ulül el bab = Sağ duyu sahibi insânlar:
    Umûr : İşler

    (V)

    Vâsıl = Ulaşan:
    Visâl = Ulaşma, buluşma:
    Venefahtü = Ona rûhumdan üfledim:
    Vuslat = Buluşma:

    (Y)

    Yekzeban = Ağız birliği eden, aynı dille konuşan:
    Yektir = Tektir:
    Yekta = bir tane:

    (Z)

    Zaikatül mevt = Ölümü tadacaktır:
    Zâhir = Görünen, görünücü:
    Zerrat = Zerreler:
    Zeval = Sona erme, yerinden ayrılıp gitme:
    Zinde = Diri, yaşayan, canlı:
    ZÂHİRÎ :Görünüşte olduğu gibi. Zâhire âit ve müteallik. Asıl ve hakiki olmayan. Zâhiriyyun mezhebine âit olan.




Benzer Konular

  1. 17.Yüzyıl Divan Edebiyatı...
    Konuyu Açan: Renan, Forum: Divan Edebiyatı.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 05-May-2011, 10:15
  2. 16.Yüzyıl Divan Edebiyatı...
    Konuyu Açan: Renan, Forum: Divan Edebiyatı.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 05-May-2011, 03:33
  3. 15. Yüzyıl Divan Edebiyatı...
    Konuyu Açan: Renan, Forum: Divan Edebiyatı.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 05-May-2011, 03:11
  4. Divan Edebiyatı ve Kavramlar...
    Konuyu Açan: Renan, Forum: Divan Edebiyatı.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 03-May-2011, 10:33
  5. Divan Edebiyatı Mazmunları
    Konuyu Açan: Der Makabre Tanz, Forum: Divan Edebiyatı.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 15-May-2009, 18:11

Sayfa Etiketleri:

Henüz bu istatistik oluşturulmadı

Bu Konu İçin Etiketler

Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin eylemleri kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.