Toplam 3 sonuçtan 1 ile 3 arası gösteriliyor
  1. #1

    Fal Ve Büyü nedir?Hadisler- İlgili Ayetler

    Pek çoğumuz büyünün ne olduğunu, ne maksatlarla yapıldığını az-çok biliyoruz. Ancak büyünün kökenlerine pek inmediğimizden bu bilgiler kulaktan dolma bilgiler olarak hafızalarımızda kalmıştır.

    Büyü, kötü usuller kullanılarak insan iradesinin elinden alınmasıdır. İradesi elinden alınan kişiler, büyü yapanların veya yaptıranların istediği yönde hareket ederler.

    Büyüleri amaçları bakımından iki kısma ayırabiliriz:

    a-) Ak Büyüler: İyi Amaçla Yapılan Büyüler;
    Bu tür büyüler, ahlaki olmak zorundadır. Ak büyü ile uğraşan kişilerin temiz ruhlu, iyi niyetli ve dindar olmaları gerekir. Ak Büyülerin amacı; şifa sunmak, iyiye yöneltmek ve kötü huy ve hallerden uzaklaştırmaktır. Örneğin: Geçimsizlik, hırçınlık, içki ve kumar bağımlılığı gibi kötü hallerin bu büyülerle kontrol altına alınması amaçlanır. Ak büyücüler, büyülerini yaparlarken; Ateş, altın, cıva, elmas, fasulye, ayçiçeği, horozibiği, inci, fildişi, kurşun, kuşkonmaz, sarımsak, tuz, su, süt, tavuk, yumurta ve zeytinyağı kullanmışlardır.

    b-) Kara Büyüler: Kötü Amaçla Yapılan Büyüler

    Kara büyü, Ak büyünün karşıtı olarak ortaya çıkmıştır. Amacı insanlara kötülük etmek, zarar vermek ve insanlara cinayet işletmektir. Kara büyü ile uğraşanlar; kibirlidir, fırsatçıdır ve maddiyatçıdır. Yüce Allah’tan nefret ederler. Bir bakıma kendilerine Tanrısal bir kimlik kazandırmışlardır. Bunları, insanlara gösterebilmek için doğaüstü diyebileceğimiz bir takım hadiseleri gözler önüne sermişlerdir. Kara büyü ile uğraşan kişiler, şeytanlarla ilişki halinde olabildikleri gibi; ölmüşlerin ruhları ile de yakından ilgilenmişlerdir.

    Kara büyü, Hz Musa (a.s) döneminde çok ilerlemiş; ancak Hz Musa büyüyü yasaklamış ve lanetlemiştir. Asur ve Babil’de M.Ö. 1800’lü yıllarda Kral Hammurabi’de Kara Büyüyü yasaklamış, büyücüleri öldürmüştür. Koyduğu yasağa uymayanları da ölümle cezalandırmıştır. Büyücüler, ne kadar yasaklı kalsalar da, ne kadar cezalandırılmış olsalar da büyü ile ilgilenmeyi sürdürmüşlerdir. En sıkı dönemlerde bile ölülerin ruhlarını ve şeytanları etraflarında toplayıp, gelecekle ilgili birtakım bilgileri elde etmeye çalışmışlardır. Kara büyü ile uğraşan büyücüler, büyülerini yapabilmek için ceset parçaları, idrar, kan, karga, kara kedi, kurbağa, kurt kanı, timsah dişleri, mezarlık toprağı, kara tüy, yarasa gözü ve kanı kullanmışlardır.


    Kırmızı Büyü
    Kırmızı büyü, kara büyünün bir türevidir. Hatta en gerçek ve en tehlikeli olanıdır. Bu büyü, şeytanı ve kötü ruhları temsil etmiştir. Büyü işlemlerinde ve ayinlerinde daima kaz kullanılmış ve kurban kesilmiştir. Kırmızı büyünün bir çeşidi olan Vudu, Haiti yerlileri tarafından da uygulanmıştır. Vudu ayinlerinde yapılan danslar ve çalınan müzikler, ayine katılanları kendinden geçirecek şekilde ayarlanmıştır. Rahipler, dans sayesinde ölü ruhları harekete geçirdiklerini düşünmüşler ve kendilerini ölü ruhlara teslim etmişlerdir.

    Her işte olduğu gibi; büyü yapabilmek için de uygun zaman ve uygun mekân şarttır. Ancak istisnai olarak şeytanlarla işbirliği yapabilen kişiler için ne zamanın, ne de mekânın hiçbir önemi olmamıştır. Bu istisnayı dikkate almaz isek; büyünün cinsine göre bir zaman ayarlaması yapılır.


    İnsanların hayatını kâbusa çevirmeyi amaç edinen, Allah’tan korkmayan, ayetleri tersten okuyarak büyü yapan büyücülerin büyülerini bozmayı amaç edinen ilim, irfan sahibi hocalar vardır.

    Büyüyü bozdurmaya çalışanların ehil olan kişilere başvurmaları gerekir. Aksi halde; günümüzde de görmekteyiz ki, yanlış kişilere gidenlerin büyük çoğunluğu daha beter hale gelmiştir. Bu bakımdan büyü yapmak ne kadar ehil kişilerce yapılıyor ise, bozmasını ehil olan imanlı kişilerin yapması şarttır.

    Büyücülüğün ve Falcılığı İslam’daki Yeri


    Büyüler, ister iyi niyetle yapılsın, ister art niyetle yapılsın bu kadere müdahale anlamına gelir.

    Oysa Yüce Rab (c.c) her kulunun kaderini belirlemiş ve ona cüzi bir irade vermiştir.


    İnsanoğlu doğar, büyür ve ölür. Doğum ile ölüm arasında kalan zamanını Yüce Allah’ın (c.c) ihsan ettiği iradesi ile değerlendirir.

    Büyü yapılan kişi, iradesinden mahrum bırakıldığı için masumdur, savunmasızdır. İradesi büyü yoluyla gasp edilen kişi, iyilik yapmaya yönelemez.

    Tehlikeleri fark edemez. Doğru ile yanlışı birbirine karıştırır. Dolayısıyla hayatı alt-üst olur. Büyü yapılan kişinin hali, bir başkasının kumandasıyla hareket eden bir robotun halinden farklı değildir.
    Unutmamalıyız ki, hiç kimse Yüce Allah’ın (c.c) izni olmadan bir şey yapmaya muktedir değildir.

    Öyle ise, nasıl oluyor da büyücüler, falcılar Allah’ın (c.c) kesin emirlerine rağmen işlerinde Muaffak olabiliyorlar? Sorunun cevabı gayet basit: Yüce Allah, büyücülere ve falcılara engel olmamıştır. Ancak büyücüleri ve falcıları lanetlemiştir. Onlara cehennemde dehşetli azapların beklediğini müjdelemiştir.

    Büyüye tutulan kişinin sığınacağı tek mercii Allah’ın (c.c) merhametidir. Allah’ın merhametine sığınarak; Allah’tan korkan gerçek mümin hocaların çabalarıyla büyülerden kurtulabilir. Zira büyülerin pek çoğu, Kuran ayetlerinin tersinden okunmasıyla yapılır. Hocalar, ayetler konusunda ilim sahibi olduklarından, büyüye tutulan (hasta) kişileri Allah’ın izni ile büyüden kurtarır. Günümüzde bu tür örneklere pek sık rastlamaktayız.

    Büyü ve Büyücülük İle İlgili Ayetler

    Büyü ile ilgili Yüce Allah’ın (c.c) emirlerine bakalım:

    Bakara Suresi 102’nci ayet:
    “Ve onlar, Süleyman’ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkâr etmedi; ancak şeytanlar inkâr etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil’deki iki meleğe Harut’a ve Marut’a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: ‘Biz, yalnızca bir fitneyiz, sakın inkâr etme’ demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğretiyorlardı. Oysa onunla Allah’ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğretiyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hiçbir payı olmadığını bildiler. Kendi nefisleri karşılığında sattıkları şey ne kötü, bir bilselerdi”

    Yunus Suresi, 77’nci ayet:
    Musa; “Size hak geldiğinde (böyle) mi söylersiniz? Bu bir büyü müdür? Oysa büyücüler kurtuluşa eremezler” dedi.

    Taha Suresi, 66’ncı ayet:
    De ki; “Hayır, siz atın” sonra hemen (ne görsün) sihirlerinden dolayı, onların ipleri ve asaları kendisine gerçekten koşuyormuş gibi göründü”

    Taha Suresi. 69’ncu ayet:
    “Sağ elindekini atıver. Onların yaptıklarını yutacaktır; çünkü onların yaptıkları yalnızca bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa kurtulamaz”
    Bunun üzerine büyücüler secdeye kapandılar: “Harun’un ve Musa’nın Rabbine iman ettik” dediler.

    Taha Suresi, 73’ncü ayet:
    “Gerçekten biz Rabbimize iman ettik, günahlarımızı ve sihir dolayısıyla bizi kendisine karşı zorlayacak-sürüklediğin (suçumuzu) bağışlasın. Allah, daha hayırlıdır ve daha süreklidir”

    Büyü ve Büyücülük İle İlgili Hadis:
    Resulullah (s.a.v) buyurdular ki: “Kim (sihir maksadıyla) bir düğüm vurur sonra da ona üflerse sihir yapmış olur. Kim sihir yaparsa şirke düşer. Kim bir şey asarsa, o astığı şeye havale edilir”


    Kehanetler Hakkında Hadis:
    Hz. Peygamber’e (s.a.v): (Yahudiler tarafından) sihir yapıldı, öyle ki, Resulullah (s.a.v) yapmadığı bir şeyi yaptım vehmine düşüyordu.

    Bir gün benim yanımda iken Allah’a dua etti, sonra tekrar dua etti ve dedi ki: “Ey Aişe, hissettin mi, sorduğum hususta Allah bana fetva verdi” Hangi hususta Ey Allah’ın Resulü dedim: “İki kişi bana gelip, biri başucumda, diğeri de ayak tarafımda oturdu. Biri diğerine: ‘Bu zatın rahatsızlığı nedir?’ dedi.


    Öteki: “Büyüdür” dedi. Önceki tekrar sordu: “Kim büyüledi?” Diğeri: “Lebid İbru A’sam adındaki Beni Zereykli bir Yahudi” diye cevap verdi.

    Öbürü: “Büyüyü neye yaptı” diye sordu. Arkadaşı: “Bir tarakla saç döküntüsüne ve bir de erkek hurma tomurcuğunun içine” cevabını verdi. Diğeri: “Pekâlâ, şimdi nerede?” diye sordu.

    Arkadaşı: “Zevan kuyusunda” cevabını verdi”

    Bunun üzerine Resulullah (s.a.) Ashabından bir grupla birlikte kuyuya gitti, ona baktı. Kuyunun üzerinde bir hurma vardı.


    Sonra benim yanıma dönüp: “Ey Aişe! Allah’a yemin olsun, kuyunun suyu sanki kına ıslatılmış gibi (bulanık) ve (o kuyu ile sulanan) hurma ağaçlarının başları da sanki şeytanların başları gibiydi” dedi.

    Ben: “Ey Allah’ın Resulu!lah Onu (kuyudan) çıkardın mı?” diye sordum. “Hayır!” dedi ve ilave etti: “Bana gelince, Allah bana afiyet lütfetti ve şifa verdi. Ben ondan halka bir şer gelmesine sebep olmaktan korktum” Resulullah onun gömülmesini emretti ve yere gömüldü”

    Kötü niyetlerle yapılan büyüler olduğu gibi, GÜYA iyi niyetlerle yapılan büyülerde vardır. Örneğin. Evlenmek isteyen bir genç kızın kısmetinin açılması amacıyla büyü yapılabilir. İşlerinin rast gitmesini sağlamak amacıyla da büyü yapılabilir. Her ne sebeple olursa olsun, şunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız.

    Her şey, ruhlar âleminde Yüce Allah tarafından tasarlanmıştır. Onun çizdiği kadere büyülerle müdahale etmek şirkin ta kendisidir.

    Yüce Allah (c.c) zaman içinde evlenmek isteyenlerin evlenmesini, rızkının açılmasını isteyenlerin rızklarını artırmasını sağlayacak merhamete ve güce sahiptir.

    Dünyevi isteklerimiz için büyücülere ve falcılara gitmek yerine (şirke girmek yerine) samimiyetle Yüce Rabbimize sığınalım ve niyazlarda bulunalım. Böyle davrandığımızda, Yüce Rabbimizin (c.c) hep yanımızda olduğunu göreceğiz.

    Dinimizin günah saydığı fal ise; değişik şekillere bürünerek insanları istismar etmeye devam ediyor. İnsanlar, kahve falıyla, tarot kartlarıyla veya baklalarla kişilerin ileride neler yaşayacaklarına dair bir takım iddialarda bulunuyorlar. Oysa gelecek ile ilgili bilgilerin Yüce Rabbimizin (c.c) ilminde saklı olduğunu yüce kitabımızdan ve Peygamber Efendimizin hadislerinden (s.a.v) öğrenmiş bulunuyoruz. Bu nedenle dinimizce günah sayılıp, lanetlenen fallara ve falcılara asla itibar etmemeliyiz.

    Fal ve Falcılık İle İlgili Ayetler

    Bakınız, fal ile ilgili şu ayetler çok çarpıcıdır. Dikkat buyurun lütfen!

    Maide Suresi, 3’ncü ayet:
    “Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkasının adı anılırken kesilen; boğulmuş, vurulmuş, yukarıdan düşmüş, boynuzlanmış, canavar yırtmış olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet (şans) aramanız size haram kılındı. Bunların hepsi doğru yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslam’ı beğendim. Kim açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir”

    Maide Suresi, 90’ncı ayet:
    “Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz”

    Ayetlerden anlaşıldığına göre; Yüce Rab (c.c) her ne halde olursak olalım, zorda kalanlara yardımcı olacağını vaat ediyor. Kendisinden başka umut kapısı arayanların hallerinin çok kötü olduğunu da ayetleriyle apaçık bildiriyor.

    Falların ve büyülerin lanetinden, merhameti bol olan Yüce Allah’a (c.c) yakın olmamız dileklerimle…


    dır
    yazar Halit Durucan
    büyü bilgisi içeren kısımları cahillerin öğrenip uygulamaması için çıkarılmıştır





  2. #2
    Tevhid, Allah'ın kainatta koyduğu sebeplere sarılmaya karşı çıkmaz.

    Açlığı gidermek için yemek, susuzluğa karşı su, tedavi için ilaç, savunma için silah gereklidir. İnsan hastalığında doktora gider. Doktor da ona bir ilaç verir ya da ameliyat veya başka bir şeyi uygun görür. O da bunlara kulak verir, yerine getirir. Bu, tevhidden dışarı çıkmak değildir. Tevhidin karşı çıktığı, meydana gelen veya meydana geleceği sanılan bir belayı defetmek için, Allah'ın meşru kılmadığı gizli sebeplere sarılmaktır.


    Madeni halkalar takmak, kollara ip bağlamak bu türdendir. İmam Ahmed, İmran b. Husayn'den şöyle rivayet etmiştir: Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir adamın kolunda halka gördü. Sende tunçtan bir şey görüyorum, yazıklar olsun, nedir bu, dedi. Zayıflıktan deyince, o, senin ancak zayıflığını artırır, çıkar onu, üzerinde iken ölürsen, kesinlikle kurtuluşa eremezsin, buyurdu.


    Peygamber (s.a.s.)'in, bunun üzerinde bu derecede durmasının nedeni, şirkin türlerinden sakınmak, sahabeye bu kapının tamamen kapatılmasını öğretmek içindir. Bundan dolayı, Huzeyfe b. Yemame ziyaretine gittiği bir hastanın yanma girdiğinde kolunda sıtmayı önlediği söylenen bir ip görünce; onun kesilmesini istedi ve şu ayeti okudu: "Onların çoğu, ortak koşmadan Allah'a inanmazlar." (Yusuf, 106)

    Nazar Boncuğu, Muska Takmak:

    Bu da, şirkin bir çeşitidir. Arapların, özellikle çocuklara taktığı bir boncuk ve muskadır. Bunun onları, cinlerden koruduğu, nazar değmesini önlediğini sanıyorlardı. İslâm bunu ortadan kaldırdı, koruyucu ve engelleyici olmadığım öğretti.
    Ahmed, Ukbe b. Amir'den merfu olarak rivayet etmiştir: "Kim boncuk asarsa, Allah onun işini bitirmez: Kim katır boncuğu takarsa Allah onu korumaz." Diğer bir rivayette ise, "Boncuk takan şirk koşmuş olur." Boncuk takmanın anlamı, bunun bir hayrı celb ettiğine veya bir şerri defettiğine kalbin inanmasıdır. Bu, kesinlikle şirktir. Çünkü, bu işte, Allah'tan başkasından zararın defedilmesini istemek vardır. Allah şöyle buyurur: "Allah sana bir sıkıntı verirse; O'ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik verirse başkası onu engelleyemez. O, her şeye gücü yetendir. "(Enam, 17)


    Bu boncuk türleri, camia, haraz, hicab olarak adlandırılan eşyalardır. Bunları kullanmak büyük günahlardandır. Gücü yeten herkesin, bunu yok etmesi vacibtir. Said b. Cübeyr'den rivayet edilmiştir: "Kim bir insanın boncuk ve muska takmasını engellerse, bir köle azad etmiş gibi sevaba girer."
    Eğer bu muska, Kur'an ayetlerinden bir ayet veya Allah'ın isim ve sıfatlarından biri olursa, bu durumda bunu kullanmak nehy kapsamına girer mi? Yoksa; istisna edilip takılması caiz olur mu? Selef bu hususta ihtilaf etmiştir. Bazıları ruhsat vermiş, bazıları ise menetmiştir. Şu delillerden dolayı, Kur'an'dan bile olsa; her türlü muskanın kullanılmasının caiz olmadığı görüşünü tercih ediyoruz:


    1-Muska,boncuk konusundaki nehyin genel olması.Bu konudaki hadisler,hiçbir istisnaî durum belirtmemektedir.
    2-Seddüzzeria (Şerre giden yolun kapatılması).Kur'an'dan olan muskanın takılmasına ruhsat verildiğinde başka şeylerin takılmasına kapı aralanmış olur. Şer kapısı açıldığında, bir daha kapanmaz.


    3-Bu, Kur'an'ın pisliklerle karşı karşıya gelmesine neden olur. Çünkü, bunu takan defi hacet, cünüplük v.b. durumlarda bunu üzerinde bulundurur.
    4-Bu işte, Kur'an'ı hafife alma, getirdiklerine muhalif bir tavır sergileme vardır. Dosdoğru olan bu kitabı Allah, insanlara hidayet rehberi olsun, karanlıklardan nura çıkarsın diye indirmiştir, kadınlara ve çocuklara muska ve boncuk olsun diye değil.

    Üfürükçülük

    Bu da tevhide zıt olan şeylerdendir. Üfürükçülük, cahiliye araplarının kendilerinden afetleri koruduğu inancıyla; cinlerden yardım dileyerek söyledikleri bazı yabancı ve anlamsız ifadelerdir. İslâm gelince bunu kaldırmıştır.


    Bir hadis şöyledir: "Üfürükçülük, muska, boncuk ve sihir şirktir." Sahabeden şöyle rivayet edilmiştir: Abdullah b. Mesud (r.a.) hanımının boynunda bir ip görünce bunun ne olduğunu sordu. Beni sıtmadan koruyan okunmuş bir iptir, cevabını verdi.

    Çekip kopardı ve attı. Sonra şöyle dedi: "Abdullah'ın ailesi şirkten uzaktır. Rasulullah'ın şöyle dediğini işittim: Üfürükçülük, muskacılık ve sihir şirktir." Kadın "gözüm seyriyordu, falan yahudiye gittim, üfürünce geçti" dedi. Abdullah, bu şeytanın işidir, karşılığını verdi. Şeytan bunu eliyle yapıyor.

    Okuyup üflediğinde şunu söyleseydin sana yeterdi: "Ey insanların Rabbi! Bu darlığı kaldır, şifa ver, şifa veren sensin. Şifan öyle bir şifadır ki, ondan başka şifa yoktur. Ve o hiçbir hastalığın izini bırakmaz."



    Haram olan okuyup üfleme, içinde Allah'tan başkasından yardım isteme bulunan veya küfür ya da şirk bulunan, arap dilinden başka bir dilde yapılmış olanıdır. Bunun dışındaki okuyup üflemenin bir zararı yoktur. Sahih-i Müslim'de, Avf b. Malik'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Cahiliyyede üfürükçülük yapıyorduk. Rasulullah'a, bunun hakkında ne diyorsun, dedik. Yaptığınızı bana gösterin, şirk bulunmayan okuyup üflemede bir beis yoktur."

    Suyutî diyor ki, şu üç şart bulunursa, okuyup üflemenin caiz olduğu hususunda ulemanın ittifakı vardır:
    1 Allah'ın kelamı, isimleri veya sıfatlarıyla olması.
    2 Arapça ve anlaşılır bir şekilde olması.
    3 Gerçekte bunun bir etkisinin bulunmadığına,bunun Allah'ın takdiriyle olduğuna inanılması.
    Hadiste zikredilen sihir, erkeğin kadını, kadının da erkeği sevmesi için yapılan sihirdir.
    Büyücülük:

    İslâm'ın yasakladığı şirkin başka bir çeşidi de büyüdür. Büyü, hayal ve vehmin bir türüdür. Büyü, üfürükçülük, düğüm bağlama bu türdendir. Allah'ı bırakıp, cin, şeytan ve yıldızlardan yardım dileme bulunduğundan dolayı şirktir. Hadiste şöyle buyurulu yor: "Kim bir düğüm bağlar ve üfürürse; sihir yapmıştır. Kim de sihir yaparsa, şirk koşmuş olur."


    Bu İslâm'da ve diğer semavî dinlerde büyük günahlardandır. Musa'nın (a.s.) diliyle Kur'an'da şöyle denilmektedir: "Sihirbaz nereden gelirse gelsin başarı kazanamaz."(Taha, 69)"Yaptığınız sihirdir. Ancak Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah fesad edenlerin işini elbette düzeltmez."
    (Yunus, 81)Peygamber Efendimiz bunu, şirkten sonra, helak edici yedi şeyden biri olarak saymıştır.
    Kur'an bize, sihrin ve onu yapanların şerrinden Allah'a sığınmayı öğretmektedir:"Düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden (Allah'a sığınırım)."(Felak, 4) Büyücüler, büyü yapmak istedikleri zaman ip bağlarlar, her düğüme üflerler, ki istedikleri olsun.


    Selef imamların çoğu, büyü yapanın kafir, büyünün de küfür olduğu görüşündedir. Malik, Ebu Hanife, Ahmed bu görüşte olanlardandır.Birçok sahabeden rivayet edildiğine göre; büyücünün cezası kılıçla öldürülmektir. Buhari'de, Bicale b. Abde'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ömer b. Hattab(YANİ HZ ÖMER ) büyücü kadın ve erkeklerin öldürülmelerini emretti. Biz de üç tanesini öldürdük."

    Müminlerin annesi Hafsa (r.a.) ve sahabeden Cendeb (r.a.) den büyücünün öldürülmesi hakkında sahih rivayet vardır. Sihrin kendisinin haram olduğu gibi, bunu tasdik eden, bu işte çalışan ve katkısı bulunan bu günaha ortaktır. Efendimiz (s.a.s.) buyurmuştur: "Üç kişi cennete girmeyecektir: Sürekli içki içen, sihri teyid eden, sılayı rahmi kesen. "( Ahmed ve İbn-i Hibban.)


    MüneccimlikFALCILAR )

    Büyünün bir çeşidi de müneccimlik diye bilinen şeydir. Burada kastedilen ve bunu yapanların da zannettikleri şey, gelecekte meydana gelecek, özel ve genel olayları yıldız aracılığıyla, onlara bakarak haber vermektir. Bu büyünün bir çeşitidir. Hadiste şöyle buyurulmuştur: "Kim yıldızlarla haber vermeye çalışırsa, büyüyle haber vermiş olur(Ebu Davud.)



    Bu hadis, astronomi ilmi, yıldızların uzaklığını, yerlerini, yörüngelerini, gözlem ve araçlarla inceleyen ilim, hakkında değildir. Bu, ilm-i felek (astronomi)tir. Bu, ilkeleri, kuralları ve araçları olan bir ilimdir. Ancak bu hadis, bu ilmi küfre götürecek şekilde, gaybı bildiğini iddiasıyla -ki, gayb bilgisine sadece Allah'ın sahip olmasından dolayı şirke düşülmüş olmaktadır- öğrenen hakkındadır.

    Tivele, Büyü ve Şirktir:

    Bu, eskiden büyücüler arasında yaygın olan bir büyü türüdür. Harf, kelime v.b. bazı şeyleri yorumlamaktan ibarettir. Bununla kadının erkeği, erkeğin de kadını sevdirilmesi hedeflenmektedir. Daha önce şöyle bir hadis zikretmiştik: "Okuyup üfleme, muska ve sihir şirktir."


    Kahin ve Falcılar:

    Kahin ve falcı, müneccim gibidir. Kahin gelecekte olacak ve insanın içindekilerden haber veren kişidir. Falcı da, kahin, müneccim ve rammel gibi gaybı bildiğini iddia eden kimsedir. İster gelecek için kehanette bulunsun, isterse insanın içindekiler için..İsterse de cinlerle ilişki kurarak, bakarak, kumu çiziktirerek, fincana bakarak..


    Müslim, Sahihinde Nebi'nin (s.a.s.) şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Kim bir falcıya gidip bir şey sorar ve ona inanırsa, kırk namazı kabul olmaz." Ebu Davud'un rivayet ettiği bir hadiste ise; "kim bir kahine gider ve onun söylediklerini tasdik ederse, Muhammed'e indirileni inkar etmiş olur." Bunun nedeni, Muhammed (s.a.s.)'e indirildiğine göre; gaybı Allah'tan başkasının bilemeyeceğidir.

    Allah şöyle buyurur: "Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka bilen yoktur, de."(Neml, 65)"Gaybın anahtarları O'nun katındadır. Onları ancak O bilir. "(Enam, 59)"Gaybı bilen Allah, gayba kimseyi muttali kılmaz. Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır.(Cin, 26-27)O kadar ki; Peygamber Efendimiz, vahiy aracılığıyla, Allah'ın kendisine bildirdiğinin dışında, gaybı bilmiyordu.

    Bundan dolayı, ona şöyle hitap etmektedir: "De ki: Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Gaybı bilseydim daha çok iyilik yapardım ve bana kötülük de gelmezdi. Ben sadece, inanan bir milleti uyaran ve müjdeleyen bir peygamberim." (A'raf, 188)Büyücü ve kahinlerin yardım istedikleri cinler, gayb bilgisini elde etmeye güçleri yetmez.


    Kur'an, Süleyman'ın (a.s.) ölümünü, cinlerin bilmediklerini zikretmektedir: "O, ölü olarak yere düşünce, ortaya çıktı ki, şayet cinler gaybı bilmiş olsalardı, alçak düşüren bir azab içinde kalmazlardı.-"( Sebe, 14) kahin ve falcıları, gaybı bildikleri zannıyla tasdik etmek, Allah'ın açık ayetlerle indirdiğini inkardır. Onlara gitmenin, din adına yaptıkları fecaati tasdik etmenin hükmü bu ise; kahin ve falcıların kendi durumları ne olur? Din onlardan uzak olduğu gibi, onlar da dinden uzaktır. Bir hadis şöyledir: "Uğursuzluk yapan, uğursuzluğa yol açan, kahinlik yapan ve buna neden olan, büyü yapan ve büyüye yol açan bizden değildir." (Bezzar.)
    Uğursuzluğa İnanma Şirktir:

    Şirkin bir başka çeşidi de uğursuzluğa inanmaktır. Bu, duyulan ve görülen bazı şeyleri uğursuz saymaktır. Niyet ettiği yolculuk, evlenme, ticaret v.b. şeylerden, bundan dolayı vazgeçmektir. İhlasla Allah'a (c.c.) tevekkül etmediği, O'ndan başkasına yöneldiği ve kalbinde uğursuzluğa itikad bulunduğundan dolayı şirke düşmüş olur.
    İmam Ahmed, Peygamber'in (s.a.s.) şöyle dediğini rivayet etmiştir: Kim, uğursuzluğa inandığından dolayı, işinden vazgeçerse, şirk koşmuş olur. Bunun kefareti nedir, dediklerinde, şöyle söylemendir buyurdu: "Allah'ım! Senin hayrından başka hayır yoktur. Senin uğursuzluk olarak bildirdiğinden başka da uğursuzluk yoktur. Senden başka tanrı da yoktur."
    İnsanın nefsindeki bazı tedirginlik ve tereddütlerin bir zararı yoktur. Allah'a tevekkül ederek onun yolunda yürürse; uğursuzluk onu, niyet ve amacından alıkoyamaz. Ebu Davud ve Tirmizi, İbn-i Mesud'dan (r.a.) merfu olarak rivayet etmişlerdir. Uğursuzluk şirktir, uğursuzluk şirktir. Bizden değildir. Bunu ancak Allah'a tevekkül yok edebilir."
    "Bizden değildir, ancak"ın anlamı, beşerî zayıflığın gereği olarak kalbinde bir şey kalırsa, bu istisnadır. Allah, kendisine yapılan tevekkülden dolayı, bunları onun kalbinden söküp alır. "Allah'a tevekkül eden kimseye, O yeter." (Talak, 3)
    Uğursuzluğun karşıtı, fe'l uğura inanmakdır. İnsanın duyduğu bir söze, gördüğü bir şeye binaen, hayırlı bir şeyin olacağını sanmasıdır. Efendimiz (s.a.s.) güzel uğuru severdi. Şöyle buyurdu: Uğur (fe'l) hoşuma gidiyor. O nedir, diye sorulduğunda, güzel sözdür, karşılığını verdi.
    Buna bir örnek verelim: Hasta bir adamın, başka birini şöyle derken duymasıdır: Ey sağlam kişi. Bundan dolayı, bu insan bir hayır umar. Bu, güzel bir şeydir. Çünkü geniş emel ve Allah hakkında hüsnü zan beslemeye çağrıdır. Uğursuzluk ise, Allah (c.c.) hakkında suizan ve boşu boşuna başkasından bir şey beklemektir.

  3. #3
    güncel.. yapmadan evvel iyi düşünün
    kime kafa tutuyorsunuz siz?



Benzer Konular

  1. Namazla İlgili Ayetler Hadisler.....
    Konuyu Açan: gülsenam, Forum: Kuran-ı Kerim.
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 02-Eyl-2013, 15:41
  2. Cin ve Büyü Nedir? Nasıl Korunulur?
    Konuyu Açan: birikinti, Forum: Havas & Hüddam.
    Cevap: 26
    Son Mesaj : 06-Eki-2012, 23:06
  3. Cin,Büyü ve Sihirle İlgili Okunacak Ayetler
    Konuyu Açan: camuro, Forum: Büyü ve Nazar İçin Dualar.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 22-Haz-2011, 09:36
  4. • Sihir Nedir? Büyü Nedir? ve Zararları
    Konuyu Açan: kuvars, Forum: Büyü.
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 16-Oca-2008, 23:23
  5. Büyü Nedir?
    Konuyu Açan: simge, Forum: Büyü.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 02-Oca-2008, 01:05
Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin yazdıkları kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.

Sitemizdeki yazılar telif hakları ile korunmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz ©estanbul.com