Anket Sonuçlarını Göster: Gelmiş Geçmiş En Büyük Osmanlı Padişahı Hangisidir?

Katılımcı sayısı
47. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor
  • Yavuz Sultan Selim Han

    7 14,89%
  • Kanuni Sultan Süleyman

    5 10,64%
  • Fatih Sultan Mehmet Han

    29 61,70%
  • Sultan Abdülhamit Han

    5 10,64%
  • Diğer

    1 2,13%
8 Sayfadan 1. 123 ... SonSon
Toplam 73 sonuçtan 1 ile 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    naacal

    Gelmiş Geçmiş En Büyük Osmanlı Padişahı: Yavuz Sultan Selim Han (Ruhuna Fatiha)

    Yavuz Sultan Selim Han, uzun boylu, genis omuzlu, kalin kemikli ve omuzlari arasi genis, yuvarlak basli, kirmizi yüzlü ve Catik kasli, uzun biyikli yigit bir padisah idi. Sert tabiatli ve cesurdu. Bu yüzden muharebeyi çok severdi. Kuvvetli bir ilim tahsili yapmistir. Edebiyata meraki vardi. Birçok Farsça siirler yazmistir. Siirleri en yüksek bir divan şairi kadar kuvvetlidir. Genis bir kültür ve siyasete sahipti. Harpten hoslanmakla beraber çok ince bir ruha da sahipti.

    Íran'a yaptigi seferde Sah Ísmail'i 12 saatte perisan etti. Sah Ísmail'in iki karisida esir oldu. Ordugâhtaki hazine ve altin taht ele geçirildi. Íran'in o zamanki bassehri Tebriz'e girdi. 2500 km.lik bir yolu yürüyerek gelip böyle parlak bir zafer kazanmak tarihte esine az rastlanir seylerdendir.

    Adana, Gaziantep, Hatay, Urfa, Diyarbakir, Mardin, Siirt, Mus, Bingöl, Bitlis: Tunceli vilâyetlerini Osmanli topraklarina katti. Dulkadir Beyligi'ni, Musul, Kerkük ve Erbil'i Osmanli hudutlarina dahil etti. Eyyûbî Melikligi'ni aldi. 1516'da Misir seferine çikti. 27 Temmuz'da Ramazanogullari Beyligi'ni ilhak etti. 24 Agustos'ta Misir Memlükleri ile Mercidabik Ovasinda karsilasti. Memlükleri kesin bir Sekilde magIûp etti. 28 Agustos'ta Haleb'e girdi. 29 .Agustos I516'da bütün mukaddes emanetleri lstanbui'a getirildi. Suriye, Lübnan ve Filistin tamamen fethedildi.

    Kendi zamanina gelinceye kadar hiçbir hükümdarin göze alamadigi bir isi yapti ki, koskoca Sina Cölü'nü 13 günde geçti. Birincì Cihan Harbinde, yeni teknigin verdigi imkánìarla bu çöl 11 günde geçilebilmistir. (Türkiye Tarihi. Yilmaz Öztuna, Hayat Yayini) 22 Ocak 1517`de Memlükleri Ridaniye'de tekrar yendi ve Kahire fethedildi. Yavuz, Memlük sultaninin cenazesini bizzat omuzlarinda tasidi.

    Kahire'nin fethinden soma Ístanbul'a gelen Misir ulemási ile, Türk ulemãsi Yavuz'un halife olmasini kararlastirdi. Daha soma Halife Uçüncü Mütevekkil Ayasofya Camiinde mìmbere çikarak Yavuz'un hilãfetini ilãn etti.

    Mütevazi hükümdar, her ögün yemekte tek çesit yemek yerdi ve agaçtan tabaklar kullanirdi. 22 Eylül 1520'de Aslan Pençesi denilen, bir çiban sebebi iIe vefat etti. Hayatinin son dakikalarinda Yasin-i Serif okuyordu. Oglu Kanûnî Süleyman, Fatih Cami'inde namazini kildiktan sonra, Sultan Selim Camii avlusundaki türbeye defnettirdi. (Allah rahmet eylesin.)

    Tahti devraldiginda 2.375.000 km. kare olan Osmanli topraklarini 6.557.000 km. kareye çikarmistir. Bu büyük fütuhati ise sadece 4 seneye sigdirmstir.

    Mevahib sahibi Seyh Ímam Ahmed Kasta- lânî, Emir Buhãrî ve Reîsü'I - Hattâtiyn Seyh Hamdullah, Yavuz Sultan Selim zamaninda vefat eden - sahsiyetlerdir.

    Peygamber Efendimiz SAV kendisine Sina Çölü'nde ordunun en önünde yürürken görünmüş ve bunun üzerine atından hemen inerek O da yola yaya olarak devam etmiştir. Pek çok yönden günümüz çıkar gruplarının, Türklük ve İslam düşmanlarının unutturmaya çalıştıkları bu heybetli insan kim ne derse desin imparatorluk tarihinin ismi anıldığında en çok korkulan padişahı olma ünvanına sahiptir. Fatih ve Kanuni ile kıyaslandığında Yavuz Sultan Selim Han elindeki mevcut imkanlar ile inanılması güç zaferlere imanı ve Allah'ın sevgili bir kulu olması vesilesiyle nail olmuştur.

    Ruhlarına Fatiha.





  2. #2
    miftahu'l gencine
    hadisi şerife mashar olduğu için fatih diyicem

  3. #3

  4. #4
    naacal

    Thumbs down

    Alıntı perice Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    kesinlikle Fatih Sultan Mehmet
    Siz hiç Fatih İstanbul'u almadan önceki Bizans haritasına baktınız mı? Zaten 2nci Murat olayı bitirmiş Bizans bir kale devletinden ibaret. Bütün Trakya alınmış. Bizans lojistik olarak çökmüş. Kaleye giren çıkan herşey Osmanlı denetiminde. Hatta başkent bile Edirne ! Fatih İstanbul'u almadıki İstanbul zaten alınmış! Surlar yıkılıp içeri girildi ! Eee kim Türkiye'deki en büyük tarih üstadı? İlber Ortaylı. Hal böyle olunca da en büyük padişah Kanuni oluyor elbette. Peki kim Kanuni ve neden Kanuni? hiç bir padişah devleti O'nun kadar hristiyanlara ve yahudilere peşkeş çekmedi de ondan. Artık uyanın.

  5. #5
    Ulvi
    Osmanlı Padişahlarının hepsi büyük ve Alim Kişiler aralarında kıyas ve rekabet sözkonusu olamaz.
    Hepsi kendi devrinde yapılabileceğin en iyisini yapmıştır.

  6. #6
    naacal
    Alıntı Ulvi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Osmanlı Padişahlarının hepsi büyük ve Alim Kişiler aralarında kıyas ve rekabet sözkonusu olamaz.
    Hepsi kendi devrinde yapılabileceğin en iyisini yapmıştır.
    Ben yapıyorum abi kusura bakmasın kimse. Bugün bu topraklarda yaşayan insanlar halen geçmişte yapılan hataların diyetini ödüyorlar. Hz Muhammed Mekke'ye girdiğinde bütün putları yıkmadı mı Kabe'de? Mekkelilere hoşgörü gösterip "Biz bu kenti aldık ama siz devam edin putlarınıza tampaya!" mı dedi? E o halde Fatih Hz Muhammed'den daha mı büyük de "biz bu kenti aldık ama siz kafanıza göre takılın" diyor! Hindistan'da herkes ingilizce konuşuyor. İngiltere neresi hindistan neresi? Biz bugün Fas'a Tunus'a Cezayir'e gittiğimizde tek bir Türkçe bilen adam var mı? Bu nasıl şiş nasıl köfte. Sen al bu toprakların çocuklarını, başka milletlere güvenemediğin için her yerde onları savaştır, öldür, tek bir Türk bırakma Anadolu'da sonra da "Hoşgörü" palavrasıyla bütün kaynakları sağa sola peşkeş çek! Neden burjuva sınıfı yoktur Anadolu'da? Garibanlar savaşmaktan, ölmekten ticaretle uğraşmaya vakit bulamamışki! Bana kimse kül yutturamaz Ulvi abi. Sen de biliyorsun bütün bunların böyle olduğunu. Sevgiler.

  7. #7
    hadid
    tabiki Yavuz Sultan Selim Han büyük padişahımız .lakin ben bütün ecdeadımızı, sevgi ve saygı ile aniyorum . sizin de tarih bilginizi tebrik ediyorum.böyle şuurlu bir tarih bilincine sahip olduğunuz için tebrikler.
    Yavuz Sultan Selim Han ve diğer bütün padişahlarımızın ruhuna Fatiha amin.

  8. #8
    naacal

    Thumbs down

    Alıntı hadid Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    tabiki Yavuz Sultan Selim Han büyük padişahımız .lakin ben bütün ecdeadımızı, sevgi ve saygı ile aniyorum . sizin de tarih bilginizi tebrik ediyorum.böyle şuurlu bir tarih bilincine sahip olduğunuz için tebrikler.
    Yavuz Sultan Selim Han ve diğer bütün padişahlarımızın ruhuna Fatiha amin.
    Teşekkürler kardeşim. Selim Han'ı bu topraklarda ve dünyada sevmeyen ve sürekli unutturmaya çalışan birkaç grup vardır.

  9. #9
    Ulvi
    İkinci Murâd Hanın vefâtı ile Osmanlı tahtına çıkan genç pâdişâh Sultan Mehmed, İstanbul'un fethi hazırlıklarını tamamladıktan sonra şehre doğru hareket ederken, Allah adamlarının da ordusunda bulunmasını istedi. Bu dâvet üzerine Akşemseddîn, Akbıyık Sultan, Molla Fenârî, Molla Gürânî, Şeyh Sinân gibi meşhûr âlim ve velîler, talebeleriyle birlikte orduya katıldılar. Yine orduya katılan Aydınoğlu, Karamanoğlu, İsfendiyaroğlu kuvvetleri gibi gönüllü birlikler, İstanbul'un fethinin, bütün Türk-İslâm âlemince mukaddes bir gâye kabûl edildiğini dile getirdiler. Bilhassa talebeleriyle birlikte orduya katılan Akşemseddîn hazretleri ve diğer âlim ve evliyâ zâtlar, askerlere ayrı bir şevk ve azim veriyorlardı. Fâtih Sultan Mehmed Han, İstanbul önlerinde ordugâhını kurduktan sonra, düşmana önce İslâmı tebliğ etti. İslâmiyetin emri olan hususları bildirdi. Fakat, Bizanslılardan red cevabı alınca, şehri kuşatmaya başladı. Kuşatmanın uzaması ve bir netice elde edilememesi bâzı devlet adamlarını ümitsizliğe düşürdü. Bunlar şehrin alınamayacağını, üstelik bir Haçlı ordusunun Bizans'ın imdâdına koşacağını sanıyorlardı. Bütün bu olumsuz propagandalara karşı orduda pâdişâhı ve askeri fethe karşı gayrete getiren bir din büyüğü vardı; Akşemseddîn. O, şeyhi Hacı Bayram-ı Velî'nin; "İstanbul'un fethini şu çocukla bizim köse görürler!" sözünü biliyor ve tahakkuk edeceğine kalpten inanıyordu.
    Muhâsaranın devâm ettiği bir sırada Avrupa'dan asker ve erzak getiren gemiler, Osmanlı donanmasının müdahalesine rağmen şehre girmeye muvaffak oldu. Kâfirler görülmemiş şenlikler yaparken, Müslümanlar üzüntülü idi. Pâdişâha gelen bâzı devlet adamları;"Bir sofunun (Akşemseddîn) sözüyle bu kadar asker kırdırdın ve bütün hazîneyi tükettin. İşte Frengistan'dan kâfire yardım geldi. Fethetmek ümidi kalmadı." dediler.Bunun üzerine Sultan Mehmed Han, veziri Veliyüddîn Ahmed Paşayı Akşemseddîn'e göndererek;"Şeyhe sor, kal'a feth olmak ve düşmana zafer bulmak ümidi var mıdır?" dedi. Buna Akşemseddîn hazretleri şöyle cevap verdi:"Ümmet-i Muhammed'den bu kadar müslüman ve gâziler bir kâfir kâlesine doğru hücum ederse, inşâallahü teâlâ feth olur."Sultan Mehmed Han, umûmî cevapla yetinmeyip, Veliyüddîn Ahmed Paşayı tekrar Akşemseddîn'e gönderip;"Vaktini tâyin etsin." dedi. Akşemseddîn murâkabeye daldı. Başını eğip, Allahü teâlâya yalvardı. Mübârek yüzü terledi. Sonra başını kaldırarak;"İşbu senenin Cemâziyelevvel ayının yirminci günü, seher vaktinde, inanç ve gayretle filan taraftan yürüsünler. O gün feth ola. Kostantiniyye'nin içi ezan sesiyle dola!" dedi. Ayrıca genç pâdişâha bir mektup gönderdi. Mektubunda;"Kul tedbir alır, Allahü teâlâ takdir eder kaziyesi, delili sâbittir. Hüküm Allahü teâlânındır. Velâkin kul, elinden geldiği kadar gayret göstermekte kusur etmemelidir. Resûlullah'ın ve Eshâbının sünneti budur." diyordu.Böylece Akşemseddîn hazretleri bir taraftan İstanbul'un fethi hakkında yeni müjdeler veriyor, diğer yandan da ne şekilde davranılması husûsunda pâdişâha tavsiyelerde bulunuyordu.Nihâyet Akşemseddîn hazretlerinin tâyin eylediği gün ve saat doldu. Sultan Mehmed Han ordunun başına geçerken, hocası Akşemseddîn'den okumak için bir duâ istirham etti. Bunun üzerine Akşemseddîn;"Yâ Fakih Ahmed!" diyerek himmet taleb eyle!.. Onu vesile kılarak Allahü teâlâya tazarru ve niyâz eyle." buyurdu. Sonra çadırına giren Akşemseddîn hazretleri yanına hiç kimseyi koymamalarını istedi ve kapılarını iyice kapattırdı.Yeniçeriler, azablar, dalkılıçlar, serdengeçtiler, akıncılar, gönüllüler, erenler, evliyâlar Sultan Mehmed Hanın buyruğuyla İstanbul üzerine akıyorlardı. Mehmed Han bu sırada hocası Akşemseddîn'in yanında olmasını arzuladı ve haber gönderdi. Gelmeyince Akşemseddîn'in bulunduğu çadıra gitti. Çadırın her tarafı iyice kapatılmıştı. Fâtih Sultan Mehmed Han çadıra yaklaşıp, hançerini çıkardı. Hançerle çadırdan biraz keserek, içerisinin görülebileceği kadar bir delik açtı. İçeri bakınca, hocası Akşemseddîn hazretlerini kuru toprak üzerinde secdeye kapanmış, başından sarığı düşmüş, ak saçı ve ak sakalı nûr gibi parlıyor gördü. Ak saçını ve ak sakalını toprağa sürüp, saçını sakalını toprak içinde bırakmıştı. Bu hâli ile İstanbul'un fethinin gerçekleşmesi için Allahü teâlâya yalvarıp duâ ediyor, gözyaşı döküyordu. Fâtih Sultan Mehmed Han, hocası Akşemseddîn'in Allahü teâlâya yalvarıp, duâ etmekte olduğu bu yüksek hâlini görünce, doğruca yerine döndü. Kaleye bakınca surlara tırmanan İslâm askerinin yanında ve önünde ak abalı bir topluluğun da hisara girmekte olduğunu gördü. Az sonra fethin askeri de surları geçip şehre girdi. Böylece İstanbul'un fethi ve Peygamber efendimizin büyük mûcizesi gerçekleşti.Akşemseddîn, fetih ordusu İstanbul'a girdikten sonra, İslâmiyet'in harp ile ilgili hukûkunun gözetilmesini genç pâdişâha tekrar hatırlattı. Buna uygun hareket edilmesini bildirdi.İstanbul sabah sekiz sıralarında fethedilmişti. Fâtih Sultan Mehmed ise şehre öğle saatlerinde Topkapı'dan girdi. Beyaz bir at üzerinde idi. Muhteşem bir alayla ve alkışlar içinde ilerleyerek, Ayasofya'ya doğru yol aldı. Zulümden ve haksızlıktan bıkmış olan Bizans halkı yeni bir bekleyişin içinde idi. Fâtih geçtiği sokakları, caddeleri, evleri dikkatle gözden geçiriyordu. Yanında ileri gelen kumandanlarıyla vezirlerinden başka, Molla Gürânî, Molla Hüsrev, Akşemseddîn veAkbıyık Sultan gibi âlimler ve velîler topluluğu da bulunuyordu. Yerli halk yolları doldurmuştu. Fâtih Sultan Mehmed çok genç olduğu için, herkes Akşemseddîn'i pâdişâh sanıyordu. Ona, demet demet çiçek veriyorlardı. Akşemseddîn'in, genç pâdişâhı göstererek;"Sultan Mehmed ben değilim, odur." sözüne karşılık;Sultan Mehmed de;"Gidiniz, yine ona gidiniz. Sultan Mehmed benim, ama o benim hocamdır. Şehrin mânevî fâtihidir." diyordu.Fâtih Sultan Mehmed Han İstanbul'a girdikten sonra, hocası Akşemseddîn üç gün gözden kayboldu. Bütün aramalara rağmen bulamadılar. Üç gün sonra, Edirnekapı yakınlarında vîrâne bir yerde ibâdetle meşgûl olarak buldular. O zamandan beri bu yere, onun ismine izâfeten "Akşemseddîn" mahallesi denildi. Fâtih Sultan Mehmed Han, fethin üçüncü günü Ayasofya'ya gidip, orayı câmiye çevirdi. Ayasofya'yı câmiye çevirmesi, Bizanslılar ile yapılan bir anlaşmaya bağlanmıştı. Burada ilk hutbeyi, Akşemseddîn okudu. Okmeydanı'nda bir zafer alayı tertiplenmişti. Orada Akşemseddîn de vardı. Akşemseddîn gâzîlere bir konuşma yaptı. Bu konuşmasında;"Ey gâzîler, bilin, âgâh olun ki; cümleniz hakkında, âhir zaman Peygamberi ol Server-i kâinât; "Onlar ne güzel askerdir." buyurmuştur. İnşâallah cümlemiz affedilmiş oluruz. Fakat gazâ malını isrâf etmeyip, İstanbul içinde hayr-ü-hasenâta sarf ve pâdişâhımıza itâat ve muhabbet ediniz." diye nasîhatte bulundu. Sonra, Fâtih Sultan Mehmed Hanın başına iki çatal ablak sorguç takıp;"Pâdişâhım, bütün Âl-i Osman'ın âb-ı rûyu oldun. Hemen mücâhid-i fî sebîlillah ol!.." diyerek, Gülbank-i Muhammedî çekti.Akşemseddîn hazretlerine; "İstanbul'un fethedileceği zamânı nasıl bildin?" diye sorulunca, şöyle cevap verdi;"Kardeşim Hızır ile, ilm-i ledünniyye üzere İstanbul'un fetih vaktini çıkarmıştık. Kale fethedildiği gün, Hızır'ın, yanında evliyâdan bir cemâatle hisara girdiğini gördüm. Kale fetholunduktan sonra da, Hızır kardeşimi kalenin üzerine çıkmış oturur hâlde gördüm."Fâtih Sultan Mehmed Han, fetihden sonra hocası Akşemseddîn'e, son taarruzun başladığı sırada; "Yâ Fakîh Ahmed" diyerek Fakîh Ahmed'den himmet taleb etmesini söylediğini hatırlatarak;"Fakîh Ahmed kimdir ki; tazarru ve niyâz eyledim? Himmetini istedim? Allahü teâlâyı tazarru etmiş olsa idim evlâ değil mi idi?" diyerek, sebebini sordu. Hocası Akşemseddîn bu suâle;"O sırada Fakîh Ahmed, kutb, sâhib-i tasarruf idi." cevâbını vererek, Allahü teâlânın yardımını, onun vâsıtasıyla ve onun bereketi ile gönderdiğini ve onun da himmet ettiğini söylemiştir. Akşemseddîn hazretlerinin "Fakîh Ahmed" dediği kendisi idi. Fakat tevâzuunun çokluğundan şöhretten kaçıp, kendisini gizleyerek böyle konuşmuş, gâyet ârifâne bir tavır takınmış olduğu rivâyet edilmiştir.Bir gece Fâtih Sultan Mehmed Han, Akşemseddîn hazretlerinin ziyâretine gitti. Fâtih, sohbet sırasında bir ara Akşemseddîn'e;"Hocam!Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden, mihmandâr-ı Resûlullah olan Ebû Eyyûb-i Ensârî'nin mübârek kabrinin İstanbul surlarına yakın bir yerde olduğunu târih kitaplarından okudum. Yerinin bulunması ve bilinmesini bilhassa ricâ ederim." dedi. O zaman Akşemseddîn hemen;"Şu karşı yakadaki tepenin eteğinde bir nûr görüyorum. Orada olmalıdır." cevâbını verdi. Derhâl pâdişâhla oraya gittiler. Akşemseddîn hazretleri, oradaki bir çınardan iki dal aldı. Birini bir tarafa, diğerini az öteye dikti ve;"Bu iki dal arası, Mihmandâr-ı Resûlullah'ın kabridir." buyurdu. Sonra, kaldıkları yere döndüler. Fâtih Sultan Mehmed Han, Akşemseddîn'in söylediğine inandıysa da, hiç şüphesi kalmasın istiyordu. O gece silâhdârına;"Gidin, Akşemseddîn'in diktiği çınar dallarının ortasına şu mührümü gömün ve o dalları yirmişer adım güney tarafına çekin." dedi. Sabah olunca Sultan Fâtih, Akşemseddîn'den, hazret-i Hâlid'in kabrinin yerini tekrar tâyin etmesini ricâ etti, tekrar gittiler. Akşemseddîn silahdarın diktiği dalların dikildiği yere bakmadan doğruca gidip eski yerde durdu ve;"Dalların yeri değiştirilmiş, hazret-i Hâlid buradadır." dedi ve sonra silâhdâr ağasına hitâben;"Sultân hazretlerinin mührünü çıkarın ve kendisine teslim edin." dedi. Akşemseddîn hazretleri, silâhdâr ağanın gizlice gömdüğü pâdişâh yüzüğünün de orada olduğunu kerâmetiyle anlamıştı.Bunun üzerine Fâtih, Akşemseddîn'e;"Kalbimde hiç şüphe kalmadı. Ama tam inanmam için bir alâmet daha gösterir misiniz?" dediğinde, Akşemseddîn:"Kabrin baş tarafından bir metre kazılınca, üzerinde; "Bu Hâlid bin Zeyd'in kabridir." yazılı bir taş vardır." dedi. Kazdılar, Akşemseddîn'in dediği gibi çıktı. Bu hâli gören Sultan Fâtih'in vücûdunu bir titreme aldı. Bu hâl geçince Fâtih; "Zamânımda Akşemseddîn gibi bir zâtın bulunmasından duyduğum sevinç, İstanbul'un alınmasından duyduğum sevinçten az değildir." diye şükr etti.Fâtih Sultan Mehmed Han, Ebû Eyyûb Ensârî'nin kabr-i şerîfinin üzerine bir türbe ve Akşemseddîn ile talebelerine mahsus odalar, bir de câmi-i şerîf yaptırdı. Akşemseddîn'den orada oturmalarını ricâ etti. Fakat o, bu teklifi kabûl etmeyerek, memleketi olan Göynük'e döndü.
    Sayın Naacal Padişahlar'ın Hepsi Büyük ve Alim İdi. Allah Hepsine Rahmet Eylesin, Mekanlarını Cennet Eylesin.
    Birine daha fazla sevgi duymamız diğerlerinin kötü olduğunu göstermez.
    Yavuz Sultan Selim Han bir efsanedir kabul ediyorum ama
    Fatih Sultan Mehmet Han'da bir Efsanedir
    Diğerleride

  10. #10
    Bana yavuz kelimesinin kökenini anlatan biri
    Yabuz/Yabız
    Azgın, kudurmuş, kuduz, fena, kötü
    dan geldiğini söylemişti...



    Ayrıca Yavuz sultan selimin gelmiş geşmiş en iyi osmanlı padişahı olduğuna inanmamakla birlikte hiç de iyi anmıyorum..

    Osmanlı da ne şerefli padişahlar, asil asaletli insanlar geldi geçti...
    ki Eşleri benzerleri olmayan insanlar...

    Yavuz ne arıyor onların arasında?



8 Sayfadan 1. 123 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Türkiye' nin Gelmiş Geçmiş En Büyük Dolandırıcıları
    Konuyu Açan: Lucky, Forum: Serbest Kürsü.
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 07-Nis-2012, 20:16
  2. Bu Dünyadan Bir Yavuz Sultan Selim Han Geçti
    Konuyu Açan: Serdengeçti, Forum: Osmanlı Tarihi.
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 09-Haz-2011, 13:18
  3. Cevap: 1
    Son Mesaj : 15-Kas-2008, 16:24
  4. Cevap: 0
    Son Mesaj : 12-Kas-2008, 16:05
Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin yazdıkları kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.

Sitemizdeki yazılar telif hakları ile korunmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz ©estanbul.com