Havalar ısındıkça gençlerin kanının da ısındığı şu yaz günleri, bazıları için bulunmaz fırsatlarla (!) doluyken bazıları için de çok zor imtihanlarla doludur. Kanın damarlarda deli deli aktığı delikanlılık çağı, insanoğlunun cennete de cehenneme de çok yakın olabileceği bir çağdır gerçekte.

Hormonal değişikliklerle birlikte gencin dünyasında yaşanan fırtınalar, onun duygularının aklının önünde gitmesine sebep olur. Bu yüzden genç; heyecanlıdır, cesaretlidir, maceraperesttir, riski sever, tatlı hayaller kurar ve çabucak âşık olur. İşte bu hissî fırtınalar içerisindeyken genç, ahlâkî normlara sahipse ve hissî destek alabileceği kişiler varsa etrafında, bu dönemi kazasız atlatabilecek hattâ bu dönemden kazançla çıkabilecektir.
Ahlâkî normları ve hissî desteği birinci derecede verecek olan mercî ise ailedir. Gençlikte çok önemli olan arkadaş çevresi bile aileden aldığı normlara ve desteğe göre şekillenecektir. «Arkadaş kurbanı!» olan gençlerin durumunun, ailesinden göremediği destek, ilgi ve kazanamadığı ahlâkî değerlerin bir neticesi olduğu çok âşikârdır. Ebeveyniyle çatışma hâlinde olan, ilişkisi ve iletişimi iyi olmayan genç, «arkadaş kurbanı» olmaya adaydır. Ailesinin gözünde bir değere ve kıymete sahip olan genç ise, arkadaşlarının onayını kazanmak için o zamana kadar sahip olduğu değerleri bir kenara atamayacaktır. Zaten tercih ettiği arkadaşları da kendisinin ve ailesinin sahip olduğu değerlere ters olan kişiler olmayacaktır.

Bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğu hattâ her dâim göz önünde olduğu şu çağda iyi bir aile ortamında yetişen genç, sağlam karaktere ulaşması için bir de doğru tercihte bulunmayı bilmelidir. Zira bu devirde iyi ile kötü, güzel ile çirkin, günah ile sevap olandan birini tercih ettikten sonra buna ulaşmak hiç de zor değildir. İşte bu «tercihte bulunma» konusu, herkes için olduğu gibi genç için de asıl meseledir. Gençler tercihlerini neye göre şekillendireceklerdir?

Arkadaş çevresine, medyanın telkinlerine, etrafındaki büyüklerin (varsa) tekliflerine ya da ailenin telkinlerine göre mi? Elbette bunların hepsi tercihlerin şekillenmesinde etkili olacaktır. Fakat ailenin o yaşa kadar gencin aklına ve rûhuna ekmeye çalıştıkları ise hepsinin de üstünde etkilidir. Aileler için evlâtlarının gençlik çağları, hasat mevsimidir dense yanlış olmayacaktır.

Aileden aldığı sağlam bir temele sahip olan gencin; çağdaş dünyanın, bilgi çağının tuzaklarına düşmemesi, doğru tercihlerde bulunabilmesi için iyi bir arkadaş çevresinden başka zaman zaman diyalog hâlinde olabileceği, tecrübesinden istifade edebileceği büyüklerine de ihtiyacı olacağı bir gerçektir.

“Gençlik bilse, yaşlılık yapabilse...” der bir atasözü. Gençlerin enerjisiyle yaşlıların tecrübelerini buluşturmak çok büyük bir potansiyelin ortaya çıkmasına sebeptir ki, bu hem gençler için hem de memleketin ve dünyanın geleceği için en doğrusu olacaktır.

Gencin doğru tercihlerde bulunarak yanlışa düşmemesinde etkili olan bir diğer âmil ise onun meşgul olabileceği bir meşgalesinin olmasıdır. Zira hayat asla boşluk kabul etmez. Hiçbir şey yok sanılan yerde bile «hava» vardır. Vücuduna, aklına ya da rûhuna bir şekilde fayda verecek spor, el işleri, ilmî toplantılar gibi bir uğraşı varsa gencin; kötüye ve kötü olana bulaşması Allâh’ın izniyle mümkün olmayacaktır. Çünkü boş olan nefsin kötülüklere meyletmesi daha çok muhtemeldir. Anadolu’da genç kızların çeyiz yapmaya özendirilmesinin bir sebebi de onların boşlukta kalmayıp boş ve yanlış şeylere yönelmemelerini temin etmektir.

Şimdi her şeyin en iyisini bildiğini ve yapabildiğini düşünen bir gence nasıl yaklaşılmalı ki, o hem büyükleriyle hem de çok değer verdiği arkadaşlarıyla iyi bir iletişim içerisinde bulunsun ve yanlış tercihlerde bulunmayarak şu dünyada sağlam kalabilsin? Bu noktada iş ne sadece büyüklere ne de sadece gençlere düşmektedir. Her iki tarafın da bilmesi gerekenler vardır.

Öncelikle püf noktanın, iyi bir modelin iyi bir sözden daha etkili olduğu gerçeğinin büyükler tarafından asla unutulmaması gerektiğidir. Gençlerin en hoşlanmadığı şey;

“Ben sana demedim mi!” edâsıyla verilen ve onlarca kez tekrarlanan öğütlerdir. Hata yapmak muhtemeldir ve en çok hata yapacak olanlar da gençlerdir, çünkü hem aklî melekelerinde hem de duygularında yaşadığı fırtınalar hata yapmayı daha çok mümkün kılar. Bu yüzden özellikle hatalı oldukları zaman onlara yaklaşırken asla;
“Ben senden daha iyi biliyorum, benim sözümü dinlemelisin!” edâsıyla yaklaşılmamalıdır.

“Evet, bu bir hataydı, fakat önemli olan senin hatalarından ders alman, hayatına ve âhiretine mal olacak çok büyük hatalar yapmaman...” mesajıyla yaklaşmak ve nasihatleri kısa tutmak onların büyüklerinden kaçmamalarına zemin hazırlayacak ve büyüklerinden dinlediği tecrübeler, sağlam bir karakter geliştirmelerine yardım edecektir.

Özgürlüklerine çok düşkün olan gençleri; güvende oldukları müddetçe özgür bırakmak da, onların kendilerine olan güvenlerini geliştirmelerine yardımcı olacaktır. Aşırı koruyucu bir tutumla yetiştirilen çocukların, kendi ayakları üzerinde duramadıkları, özgüven geliştiremedikleri ve aileden bağımsız yaşayamadıkları, aileden bağımsız olurlarsa da arkadaş etkisine çok açık oldukları herkesin şahit olabileceği bir durumdur. Bu yüzden sağlam karakterli gençler, ufak tefek yanlışları olacak olsa da kendilerine fırsat verilen gençlerdir, bu böyle bilinmelidir.

Gençlerin göz önünde bulundurması gereken noktalardan en önemlisi ise her yerde ve her zaman yetişkinlerden öğrenilecek şeylerin mutlaka var olduğu gerçeğidir. Akıllı insan, başkalarının tecrübelerinden ders alandır. Arkadaşlar her ne kadar gençler için vazgeçilmez olsa da, karşılaşılan problemlerde en büyük destekçi yine gencin kendi ailesi olacaktır. Genç dâhil hiçbir kişinin şu dünyada bütün istekleri hemen ve tümüyle gerçekleşemez; bu gerçek de mutlaka hatırlanmalıdır. Bir de iletişim dilinde sert ve kırıcı olmayan bir üslûp benimsendikten sonra hiç olmasa da en az problemle gençlik dönemi atlatılacaktır. İletişimde ve ilişkilerde kazanılan her beceri sağlam karakter olarak gence geri dönecektir.

Ve sağlam karakterli gençlerin tercihleri de yanlış olmayacaktır. Ne ailesiyle ne arkadaşlarıyla ne çevresindeki yetişkinlerle ne de her türlü bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğu şu dünyayla olan ilişkisi «Allâh’ın izniyle» yanlış olmayacaktır!





A. Tutkun, Yüzakı Dergisinden alıntıdır.