Güneş ışınlarının bir cisimde meydana getirdiği gölgelerden faydalanarak günün kısımlarını bulan düzen.

İlk defa düşey olarak düzenlenen bir çubuk şeklinde kullanılmış ve gölge uzunluğuna göre günün zamanı tesbit edilmiştir.

Eski Yunanda değişik güneş saatleri kullanılmıştır. Pergalı Apollonius (M.Ö. 250) konik kesit kullanarak daha da hassas saat elde etmiştir. Ptolemi ise kurduğu düzende gölgeleri çeşitli eğik düzlemlerde gösterir saat geliştirmiştir. Atina’daki bir kulede M.Ö. 100 yılından kalma sekiz güneş saati bulunmaktadır. Roma’da ise M.Ö. 290’da ilk güneş saati ortaya çıkmıştır.

Müslüman Araplar, güneş saatine çok önem vermişler, yatay, düşey ve eğik düzlemli çok değişik türlerini geliştirmişlerdir. Bazı eski camilerin duvarlarında veya uygun yerlerinde güneş saatleri vardır. Trigonometri prensiplerini kullanarak düzeni ve imalatını basitleştirmişlerdir. M.S. 13. yüzyılda Ebü’l-Hasan saat çizgilerinin silindirik, konik ve diğer yüzeylerde belirtilmesi üzerinde çalışmalar yapmıştır. İlk mevsimler için eşit saatin kendisi tarafından ortaya çıkarıldığı kabul edilir. Ancak mekanik saatin ortaya çıkmasıyla güneş saatinin kullanış alanı azalmıştır. Müslümanların saate verdikleri önem, namaz vakitlerinden kaynaklanmaktaydı. Mesela, büyük alim Abdülhak Sücadil’in Farsça Mesail-i Şerh-i Vikaye kitabında güneş saati şu şekilde anlatılır:

“Güneş gören düz bir yere, bir daire çizilir. Bu daireye, önce Hind Müslümanları tarafından kullanıldığı için, “Daire-i Hindiyye” denir. Dairenin ortasına, çapının dörtte biri kadar uzun, dik bir çubuk dikilir. Bu çubuğun gölgesi, sabah vakti, dairenin dışına kadar uzundur ve batı tarafındadır. Güneş yükseldikçe, gölge kısalır. Gölgenin ucunun, daireye girdiği noktaya işaret konur. Güneş gün ortasına gelince, gölgenin boyu en küçük olup, sonra tekrar uzamaya başlar ve doğu tarafından dışarı çıkar. Çıktığı noktaya da işaret konur. Bu işaretlenen noktalar arasındaki daire yayının ortası ile merkez arasına düz bir çizgi çizilir. Bu, oranın nısf-un-nehar «gün ortası» çizgisi olur. Gölge ucu bu çizgiye gelirse gün ortası olur. Gölge bu hattan ayrıldığında öğle namazı vakti başlar. Çubuğun gölgesi, çubuğun boyunun bir veya iki katı kadar daha uzayınca ikindi vakti başlar.”

Rönesansla güneş saati yaygınlaştı. Ancak 19. yüzyıldan itibaren süs olmaktan ileri gitmemiştir.

Güneş saatinin çalışma prensibi, güneşin gökteki hareketi ile ilgilidir. Bu görünür hareket dünyanın kendi ve güneş etrafındaki dönüşü ile alakalıdır. Ancak, güneş saatinin hassaslığı için gözönüne alınması gereken başka üç tesir daha vardır: Bunlardan ilki, dünyanın güneşi odak kabul ederek hareket etmesi; ikincisi, yörüngenin elips olması ve üçüncüsü, dünyanın dönme ekseninin eğik olmasıdır.

Eski çağlardaki insanlar Güneşin ufuk üstündeki hareketinden, dikey bir çubuğun gölgesini izleyerek zamanı belirleyebiliyorlardı. Bu yöntem tamamen doğru saatisaati

Bilinen en eski Güneş saatleri M.Ö.1500 yılında Mısırlılar tarafından kullanılmıştır. Günümüzde yapılan kazılarda bunların pek azına rastlanmıştır. Çinliler, Hun Hanedanlığı zamanında bundan bağımsız olarak daha gelişmiş bir sistem kullandılar. Maya, Aztek ve İnka uygarlıklarında Güneş saati kullanıldığına dair bir kayda rastlanmamıştır. Stonehenge ve Aztekler takvim kullanmışlardır. Yunanlılar Güneş saatini geliştirerek konik Güneş saatleri yapmışlardır.

Yukarıda anlatılan Güneş saatleri zamanı doğru göstermiyordu. Hıristiyanlık başlangıcına kadar Güneş saati için kullanılması gereken teknik ve aletler geliştirilemedi. M.S. 1. yüzyılda gölgeyi oluşturan çubuk kuzey yıldızına (Polaris) çevrildiğinde hata payının azaldığı anlaşıldı.

Güneş saatleri Rönesans devrinde en parlak dönemlerini yaşamıştır. Güneş saatiGüneş saati yapanlar sırlarını ve yapım tekniklerini korumuş ve saklamışlardır. Her şekil ve büyüklükte Güneş saatleri geliştirilmiş, bunlar yatay,dikey veya bunların arasındaki herhangi bir açıda yapılmıştır.
vermiyordu, çünkü gölgenin uzunluğu yardımıyla belirlenen zaman gerçek göstermeye yeterli değildi. yapımı bir sanat haline gelmiş ve

O zamanlarda her şehirde ve kasabada değişik türde bir Güneş saati
Rönesans’tan yüzyıllar önce Kopernik teorisi kabul edilmeden insanlar nasıl Güneşsaati yapabiliyorlardı? Nasıl Yer kendi ekseni etrafında dönüyorsa, Yer GüneşGüneş saatinin çalışma prensibini destekler. O zamanki insanlar bazı şeyleri açıklayamasalar da Güneş saatinin neden kuzey kutup yıldızına (kuzey enlemler için) yöneltilmesi gerektiğini biliyorlardı.

bulunuyordu.Bunlar Hindistan Jaipur’daki gibi çok büyük veya bazen de çok küçük şekillerde olabiliyordu. çevresinde de kutbu gösterecek şekilde döner, buda

Güneş saatleri mekanik saatler (sarkaçlı saatler) icat edildikten sonrada hükümdarlığını sürdürdü. Çünkü ilk mekanik saatler bir Yerde sabit durmak zorundaydı. Bunun sebebi çok hassas bir sarkacın hareketine bağlı olmalarıydı. Bu yüzden gemilerde trenlerde kullanılamıyordu. Güneş saatine bakılarak bu mekanik saatler her gün yeniden ayarlanıyordu. Güneş saatleri bu saatlerden çok daha pratik ve doğruydu. Taşınabilir Güneş saatleri 1700’lü yıllarda çok yaygındı, hatta bunlardan bazıları enleme ve boylama göre ayarlanabiliyordu.

İslam da zamanın belirlenmesinde güneş saatlerinden yaygın olarak yararlanıldığı bilinmekle birlikte, bugün özgün güneş saati örneklerine,cami duvarına işlenmiş bulunan saatler dışında , çok ender rastlanmaktadır.

Mekanik saatler 16.yy da hızla gelişti, yayla hareket eden mekanizmalar sayesinde taşınabilir ve kullanışlı bir hale geldi ve sonunda dünya standartlarına uygun zaman ölçerler olarak kullanıldı. 1900’lerde Güneş saatlerinin kullanımı azalmaya başladı ve hakimiyetini tamamen mekanik sarkaçlı saatlere bıraktı.