"Düzenli çalışma ile her yaşta Kur'an hâfızı olunabilir"

Talebe okutmayan din görevlisinin mesleğinde başarılı olamayacağını söyleyen Kur’an-ı Kerim öğretmeni Himmet Çakar “Hafız olmak kolaydır, hafız kalmak daha zordur.” diyor.

Başlamadan önce çok zor gibi görünen bazı işleri yapıp bitirdikten sonra “iyi ki vazgeçmemişim” deriz. Çünkü sonuç itibarıyla hayatımıza anlam katan, ömrümüzü boşa geçirmediğimizi ispat eden uğraşlarımız genelde mücadele ederek elde ettiklerimizdir. Örneğin, kimi zaman yatsı namazını kılmak çok zor gelir. Gece ilerleyip yorgunluk da bastırmışsa namazda geçecek 10 dakika gözümüzde büyür de büyür. Nefsimizle, bedenimizle mücadele ederiz. Namazı eda edip son selamı verdikten sonra “Ne çok vakit kaybettim, keşke kılmasaydım!” demeyiz.

Bir mü’min 50 yıl da namaz kılmış olsa geriye dönüp baktığında “iyi ki kılmışım” der, çünkü onca yıldan geriye yapılan ibadet ve iyi işlerden başka bir şey kalmamıştır. Kur’an hafızı olmak da böyle başlarken zor görünen ancak bittiği zaman “İyi ki vaktimi böyle değerli bir ibadete ayırmışım” dedirten çok önemli bir sıfattır. Bütün olarak baktığımızda 600 sayfayı ezberlemek kolay değil sanılır. Oysa düzenli çalışıp küçük parçalar halinde ezberlenip sürekli tekrar edilerek gidildiği takdirde günde bir sayfadan hesap edilirse 2 yıla varmadan hafız olmak mümkündür. Yaş ilerledikçe ezberin yavaş olacağı düşünülse bile gayret edince bu süre çok fazla uzamayacaktır. Uzasa bile sonuçta Cenab-ı Allah’ın kelamı Kur’an-ı Azimüşşan’ı üzerinde taşımak, yürüyen Kur’an olmak ve “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.” hadis-i şerifine muhatap olmak, bu gaye uğruna geçen her vakti ibadet niyetiyle geçirmiş olmak için her şeye değer. Yeter ki, ilk besmeleyi çekip bu yola revan olabilelim.

Çocuk yaşta zihin daha berrak olduğu için ezber yapmak da kolaydır. Yaş ilerledikçe hafıza gücünü yitirir. Bunda hayatımıza giren boş işlerin ve hiçbir süzgece tabi tutmadan zihnimize aldığımız haram nazarların etkisi büyüktür. Ancak buna rağmen, hiçbir yaş Kur’an hafızı olmaya başlamak için geç değildir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Bolu’daki Eğitim Merkezi’nde 25 yıldır Kur’an-ı Kerim dersi veren Himmet Çakar, Kur’an’ın Allah kelamı olduğuna dair bir delilin de kolay ezberlenmesi olduğunu söylüyor. Meslek hayatı boyunca binlerce kişiye Kur’an’ı doğru ve güzel okumayı öğreten, onlarca hafız yetiştiren Çakar, yoğun mesai ile çalışan bir kişinin de düzenli çalışırsa hafızlığını ikmal edebileceğini belirtiyor. Çakar, “Kur’an dersi verdiğim bir imama hafız olabilirsin, ezberin güçlü demiştim. Çalıştı, 2 senede bitirdi. Servet isimli yetişkin bir talebem vardı. Döküm fabrikasında çalışıyordu. Çok ağır bir işi vardı. 6 sene bana geldi. Kur’an’ı defalarca hatmetti. Hafızlık yapmadı; ama hafız olmayan bir din görevlisinin çok üzerinde ezber yaptı.” diye konuşuyor.

Doğru tekniklerle çalışılırsa hafızlığın çok zor gelmeyeceğini ifade eden Himmet Çakar, ezber tekniklerini şöyle anlatıyor: “Ezberleyeceğin sayfayı önce yüzünden 25 defa okuyacaksın. İlk okuyunca 3 dakikada okuyorsan tekrar ede ede öyle bir seviyeye gelecek ki 35 saniyede bitireceksin. Bu, harfleri yutmak demek değildir. Bu hıza varırsa yarısını ezberlemiş sayılır. Bir ayetten sonra hangisi gelirdi diye düşünmeden o melekeyi alacaksın. Ondan sonra dinlenip tekrar ezberleme faslına geçeceksin. 15 dakikada biter o sayfa. Sureler ayet ayet ezberlenir. Hatta sayfanın sonundan başa doğru ezberlenirse daha iyi olur. Bu şeklide her zaman ilk ezberlediğini en sonunda tekrar edersin. En son ezberlediğini ilk defa okursun. Böylece okudukça dinlenirsin. Kur’an’da 30 cüz var. Önce her cüzün son sayfası ezberlenip 30 günde bitirilir. 2. ay her cüzün 19. ve daha önce ezberlenen 20. sayfası tekrar edilir. Böyle sırayla gider.”

Kur’an ezberlerken teknik imkanlardan faydalanma taraftarı olan Himmet hoca, özellikle bilgisayar destekli hafızlığı destekliyor. Bilgisayarla ezberleyenlerin kolay unuttuğu iddialarına inanmayan Çakar, “Klasik yolla ezberleyenler de tekrar etmezse unutur. Hafız olmak çok kolaydır ama hafız kalmak zordur. Ben bile 6 ay bakmasam unuturum. Özellikle çocuklar, oyunla karışık olduğundan bilgisayardan öğrenmeyi daha iyi benimsiyor.” diyor.

Çocukların doğduktan itibaren Kur’an duyarak büyümesini, dili dönmeye başladıktan sonra da ezbere geçilmesini öneren Himmet hoca, çocukların yetişmesinde annelerin önemine dikkat çekmek için şahit olduğu bir olayı şöyle anlatıyor: “Almanya’da Suriyeli bir arkadaşın 4 yaşında bir oğlu vardı. Arkadaşın sadece pazar günleri boştu. Çocuk haftanın 6 günü sürekli annesiyle birlikteydi. Bir gün çocuğu dinlemem için getirdi. Amme cüzünün tamamını, Yasin, Mülk sûrelerini ezbere biliyordu. Annesi evde iş yaparken veya otururken sürekli Kur’an okurmuş. Çocuk da kuzu gibi peşinde dolanıp tekrar edermiş. Yazıyı bilmiyor, sadece kulaktan hem de harfleri doğru çıkararak ezberliyordu. Çünkü annesi de güzel okuyordu.”

Himmet Çakar, çocuklara önce Allah, Muhammed demeyi, ardından diğer peygamberlerin ve raşid halifelerin isimlerinin öğretilmesini öneriyor. Kelime-i Tevhid ve Kelime-i Şahadet ifadelerini öğrendikten sonra Rabbi Yessir, Kevser ve İhlas gibi kısa dua ve sûreler ezberletilebilir. Çocukları mutlaka öğrenmeye zorlamak değil, oyunla karışık sürekli tekrar ederek zihinlerinde yer etmesini sağlamak gerekiyor.