(Samsun’da bulunan Atatürk heykeli)


ATATÜRK HEYKELİ


Akhisar Milli Eğemenlik Meydanında yer alan Atatürk Heykeli


İlk Adım Anıtı (Merkez)



Samsun limanında, Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Bandırma Vapurundan inerek kıyıya çıktığı iskelenin bulunduğu yer, Samsun limanının yapımı sırasında 1959’da kayalarla doldurulmuştur. Günümüzde kıyıdan içeride kalan bu iskelenin yerinin belli olması için bu anıt dikilmiş ve 1969 yılında açılmıştır. Anıtın tasarımını Mimar Seçkin Viter yapmıştır.

Taş blok kaide üzerindeki İlk Adım Anıtı dayanışmayı simgelemektedir. Burada resmi üniforması ile Atatürk ve kumandanlar görülmektedir. Ayrıca anıtın iki ucunda da gençliği simgeleyen heykellere yer verilmiştir. Anıtın üzerinde “1919 senesi Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Gazi M.Kemal” yazılıdır.

HEYKEL SANATI

Heykel sanatı, mekân içinde üç boyutlu estetik biçimler yaratmayı amaçlayan görsel bir sanat dalı. 20. yüzyıla değin heykel, belirli nesne ya da konulan betimleyen, hareket etmeyen ve kunt hacim ya da kütlelerden oluşan bir sanat olarak kabul edilirdi. 20. yüzyılda, betimsel olmayan daha soyut ürünlerin ortaya çıkması, hareketin temel bir öğe olarak kullanıldığı kinetik (devingen) heykelin gelişmesi, kunt hacimlerin içlerindeki ve aralanndaki boşluklann önem kazanması, heykel sanatının kapsamını da genişletmiştir. Çağdaş heykelciler amaçlan-na uygun her türlü malzeme ve yönteme başvurmaktadırlar. Bu da günümüz heykel sanatını belirli malzeme ya da tekniklerle sınırlamayı olanaksız kılar. Mekân içinde kendi başına var olan serbest heykelin yanı sıra, bir yüzeyin aynlmaz parçası olan kabartma heykel de heykel sanatı kapsamında değerlendirilir.
20. yüzyıl olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
Michelangelo, Bernini,
Pisanello, Degas ve Picasso gibi birkaç sanat dalında birden ürün vermiş sanatçılann yapıtlan, heykel sanatının, başka görsel sanat dallarıyla yakın ilişkisini ortaya koyar. Heykelin bezeme öğesi olarak da kullanılması nedeniyle, heykel sanatı eskiden beri mimarlıkla yakın ilişki içinde olmuştur. Bazı kabartma heykeller resim, çizim, oymabaskı gibi sanatlara yakındır. Işık-gölge karşıtlığından yararlanan serbest heykeller de resim sanatına yaklaşır. Heykel ile metal işleri ve çanak çömlek arasında da kesin bir sınır çizmek çok zordur; birçok metal işinde ya da çanak Çömlekte, bir heykelde bulunabilecek bütün özellikler vardır. Günümüzde endüstri tasarımcılarıyla heykelcilerin yaptıkları işler de gittikçe birbirine yaklaşmaktadır.

Heykeller çoğu zaman başka sanat yapıtları ya da ortamlarla ilişki içindedir ya da kabartma heykelde olduğu gibi, onlann aynlmaz bir parçasıdır. Büyük boyutlu heykeller genellikle mimari yapılan tamamlar. Bahçe ya da park gibi açık alanları bezemek için de heykel sanatından yararlanılır. Dayanıklı ve kalıcı olmaları nedeniyle, bir kişinin ya da olayın anısını yaşatmak için de anıt heykeller yapılmıştır. Mezar taşları, lahitler, bir olayın anısına dikilen sütunlar, zafer takları bunlara örnek gösterilebilir.



golden kinnari, bangkok , thailand



Jesus, Hz. İsa Heykeli

Heykel

Heykel ya da yontu, çeşitli gereçler kullanarak üçboyutlu düzenlemeler yapma, bu yolla yaratılan estetik değerler aracılığıyla da duygu ve düşünceleri iletme sanatıdır.Oluşturulan üçboyutlu yapıt soyut ya da somut olguları canlandırıyor olabilir, betimleyici ya da süsleyici nitelik taşıyabilir.Heykel çok eskiçağlardan beri herhangi bir kişi ya da olayın anısını yaşatmak amacıyla da kullanılmıştır.

Türkler çok eskiçağlardan beri taş işçiliğinde başarılı yapıtlar ortaya koymuşlardır.En eski örneklerine Orta Asya sanatında rastlanır.Orhun Anıtları anıtsal heykeller olarak da düşünülebilir.İnsan figürünün simgesi olarak taştan yontulmuş balballar, babalar da ilkel heykel örnekleridir.İslam dininin benimsenmesinden sonra dinsel kurallar gereği, öteki sanatlarda olduğu gibi heykelde de betimlemecilik bırakılmış, bunun yerine süslemeci yanı ağır basan kabartmacılık, oymacılık, kakmacılık gibi sanatlar öne çıkmıştır.Gene de Anadolu Selçukluları'nın yaptığı yapılarda insan ve hayvan figürlerini kullanan kabartmalara rastlanır.

Mezar taşları, nişan taşları Osmanlı Devleti döneminde de en ince biçimde işlenen, en güzel süslemelerle donatılmış yapıtlar olmuşlardır.Bazen çeşme, şadırvan, havuz, fıskiye gibi yararlı amaçlarla üretilmiş yapıtları da bunlarla birlikte düşünme olanağı vardır.Günümüzde Türk heykel sanatından söz edilirken batı etkisi altında gelişen, çağdaş üçboyutlu düzenlemeler oluşturma sanatı akla gelmektedir.

Sanayi-i Nefise Mektebi Türkiye'de çağdaş heykel sanatı dalında eğitim veren ilk kuruluştur.Oskan Yervant Efendi, bu kuruluşta öğretmenlik yapan Osmanlı yurttaşı ilk heykeltıraşlardandır.Cumhuriyetin kuruluşuna kadar bu okuldan yetişen sanatçılar İhsan Özsoy, İsa Behzat, Mahir Tomruk ve Nejat Sirel olmuştur.

İsa Behzat dışındakiler Cumhuriyet döneminde de yapıt vermişler, ayrıca içinden yetiştikleri okulun geleneği uyarınca yurtdışına gönderilmişler ve onlardan öğretmen olarak da yararlanılmıştır.Çağdaş Türk heykel sanatçıları arasında Ali Hadi Bara, Zühtü Müridoğlu, Nusret Suman, Ahmet Kenan Yontunç, Hüseyin Anka adıyla tanınan Hüseyin Özkan, yurtdışında da çalışmalarını sürdüren İlhan Koman, Hüseyin Gezer, Mehmet Şadi Çalık, Kuzgun Acar, Saim Bugay gibi adlar vardır.Bu heykelcilerin yanı sıra Sabiha Bengütaş, Nermin Faruki, Lerzan Bengisu, Günseli Aru gibi kadın sanatçılar da yetişmiştir.


Auguste Rodin, Düşünen Adam



Düşünen Adam


Auguste Rodin (1840 - 1917)

Modern çağın en önemli öncüleri arasında sayabileceğimiz bir sanatçı...

Phidias ve Michelangelo'yla birlikte heykel sanatının gelmiş geçmiş en büyük üç ustasından biri... Düşünen adam, Öpüşme, Cehennemin kapısı, Balzac gibi yapıtlarıyla insanlığın belleğinde hiç silinmemecesine yer etmiş bir yaratıcı... Yapıtlarıyla olduğu kadar düşünceleriyle, kavgalarıyla, ünlü aşkları ve çalkantılı yaşamıyla bir çağa damgasını vurmuş büyük deha: Auguste Rodin!

Auguste Rodin, Avrupa sanatının köklü heykel geleneğini 19. yüzyılın gözü yaşlı Romantizm'inden 20. yüzyıla ve Modern çağın büyük sanat serüvenine taşıdı. En küçük heykellerinden en görkemli anıtlarına kadar, hep aynı güçlü soluk ve aynı şaşırtıcı ustalıkla, "heykel"in ne olup ne olmadığını, dönemine ve gelecek kuşaklara gösterdi.