7 Sayfadan 3. İlkİlk 12345 ... SonSon
Toplam 66 sonuçtan 21 ile 30 arası gösteriliyor
  1. #21
    DENIZEROS
    guzel bir husn-u zan

    ama Hizir AS ne zaman acil bir durum varsa her zaman orada olucaktir Allah dostlarina

    acil ve zahirden umutsuz gibi gorunen olaylarda kopma,bitme,pes etme noktasinda yetisiverir ... bu onun sevdigi ve kacirmadigi bir icabettir ... onda gecikme de olmaz





  2. #22
    chrysalis
    Paylaşimin için tesekkur ederim kardeşim...tabi hizir aleyhisselami geri cevirmedigin icinde ('',)

  3. #23
    delikiz
    [quote=Rojda;307996]arkadaşım ben bunu paylaşmak istedimbana ne faydası oldu o kişinin hızır aleyhisselam olduğunu düşünmem beni çok mutlu etti çünkü heralde herkesin karşısına çıkmıyordurikincisi o ndan sonra para sıkıntısı çekmediğimi anlatmak ve sizdende biri birşey istediği zaman geri çevirmemeniz için paylaşmak istedim
    -------------------
    hizir aleyhisselam her insanin karsisina omrunde bir kere cikarmis ama en yardima ihtiyaci oldugu ve acele oldugu zamanda fakat o insan o acelede o kisinin hizir aleyhisselam oldugunu dusunemezmis bile

  4. #24
    Askere gitmeden çok önce, 16-17 yaşlarında aklıma Hızır Aleyhisselam'ı görmek düştü. Her namazdan sonra duamda özel bir istek; "Yarabbi bana Hızır Aleyhisselam'ı gönder. Gelince Ben Hızır'ım desin."
    19 yaşına girdim. Aralıksız duaya devam etmeme rağmen gelen giden yok. Elime bir kaç dua kitabı geçti. Bir haceti yerine getirmek için verilen duaları tek tek okumaya başladım. Elime geçen her duayı okuyorum. Tarif edilen her yöntemi yapıyorum. Duam küçük bir eklemeyle aynı: "Yarabbi, ben askere gitmeden evvel Hızır Aleyhisselam'ı gönder. Gelince Ben Hızır'ım desin."
    Bu duayla kendimi garantiye alıyorum. Gelince bana "Ben Hızır'ım" diyecek ve bende şak diye tanıyıp isteklerimi sıralayacağım. Sonunda Fatiha Suresi ile yapılan bir dua öğrendim. Muaazzam etkili ve ne zaman onunla istediysem sonuca eriştim. Artık aralıksız dua ediyorum. Her akşam namazının ardına Fatiha Suresi ve duasını okuyup, "Yarabbi, ben askere gitmeden evvel Hızır Aleyhisselam'ı gönder. Gelince Ben Hızır'ım desin" diyorum.
    Askere gitmeme sanırım 3-4 ay vardı belki daha kısa ama kesinlikle bir iki aydı. Bir gün dergahta zikire katıldıktan sonra Sinan isimli arkadaşımla çıktık. Yolda konuşuyoruz; konumuz Hızır Aleyhisselam. İkimizde tarikata devam eden müridiz ve gönlümüz elbette Hızır Aleyhisselam'ı görme arzusunda. Hem yürüyor hem dua ediyoruz. İnşallah gelir diye. Ben o arada, "Ben Allah'tan askere gitmeden evvel istiyorum. Rabbim askere gitmeden bana Onu gönderecek" dedim. Buna hakikaten bütün kalbimle inanıyordum.
    Erzurum'u bilenler için yazayım. Taşmağazaların altındaki dörtyola geldik. Eskiden orası çift şeritti. (Şimdi tek) Ben karşıya geçmek için caddeye adım attım ve bir anda arabalar sel gibi akmaya başladı. Sinan kaldırımda kaldı gelemedi bende koşar adımla canımı zor kurtandım sayılır. Yolun tam ortasındayım. İki yanımdan da arabalar geçiyor ama nasıl varya tam bil sel gibi. Hayretler içerisindeyim. Bu kadar araba nasıl oldu da peydah oldu. Sol tarafımda biri belirdi. Baktım Sinan. İyi de bu Sinan gelemediki! Nasıl oldu da o kadar araba arasından sıyrıldı diye düşünürken gülümsemeye başladı. Çok tatlı, çok latif bir sesle;
    - Ben Hızır'ım ne istiyorsun? dedi.
    Birden durdum. Şaşırmıştım, inanmadım. Sinan sensin dedim. Gülümsemeye devam ediyor ve ekliyor, "Ben Hızır'ım, ne istiyorsun?" Aklıma parmağında kemik olmadığı geldi.
    - Sağ elini ver bakayım dedim.
    - Ne yapacaksın sağ elimi, ben Hızır'ım dedi.
    Bu süre zarfında hiç durmadan ve çok tatlı bir şekilde gülümsüyor.
    - Sağ elinde kemik yokmuş. Eğer gerçek Hızır isen onu anlayıp isteyeceğim dedim.
    - Bırak sağ elimi. Ben Hızır'ım ne istiyorsun dedi.
    Burada durdum ve içimden, "Yahu Hızır'ım diyen Sinan olsa ne olur ki? Ben dileğimi isteyeyim. Eğer Sinan'sa zaten yapamaz ama gerçekten Hızır ise dileğim gerçek olur" diye düşündüm. Ben bunu düşündüğüm anda üstelik tam o anda Hızır'ım diyen zatın gülümsemesi durdu. Çok ciddileşti. Hani ben söyleyeceğim de dinleyecek gibi bir hal aldı. Bu ciddileşmeyi görünce yine içimden "Yok yav bu Hızır değildir" dedim. Bunu içimden geçirmemle gülümsemesi tekrar başladı ve;
    - Niçin düşünüyorsun. Ben Hızır'ım işte ne istiyorsun dedi.
    - Yahu Sinan, akşamın bu vakti dalga geçme benle. Yürü gidelim işimiz gücümüz var dedim. O anda önümde akıp duran arabalar seyrekleşti. Arkamda aynı hız geçiş sürüyor ve Sinan yani "Hızır'ım" diyen zat kayboldu. Karşıya geçtim. Başımı çevirdim benim arkadaşım Sinan hala kaldırımda geçmek için boşluk arıyor. Biraz sonra araba akışı durdu ve Sinan yanıma geldi.
    - Az önce Hızır'ım diyordun hadi yap istediğimi dedim.
    Başladı tövbe tövbe demeye.
    - Estağfirullah, estağfirullah. Oğlum manyak mısın sen. Bir Peygamber'den bahsediyorsun. Ağzını düzgün aç. O ne biçim konuşma. Tövbe tövbe dedi.
    Ben tekrar;
    - Gerçekten sen değil miydin? dedim.
    - Yahu kim ben değil miydi ne saçmalıyon. Oğlum kafana taş mı düştü yürü lan dedi.
    Ve evlerimize gittik.

    İki gün düşündüm. Sonradan yanıma gelen Sinan gerçekten bizim Sinan'dı. Ama o arada gördüğüm, bana defalarca "Ben Hızır'ım" diyen Sinan bizim Sinan değildi. Çünkü "Ben Hızır'ım diyen zat yere basmıyordu ki. Ayakları bir karış kadar havada duruyordu. Bu durumu tam iki gün sonra farkettim. Başladım gülmeye. Gittim durumu Sinan'a anlattım. Dinledikten sonra dediki: "Yav bende diyorum bu çocuk kendi kendine ne söyleniyor. Trafiğe kızıyor heralde" Birlikte güldük. O günden beri Sinan beni ne zaman görse "deli, salak" anlamında "akıllı" der.

    Dualarımda o kadar sağlama aldım. "Gelince Hızır'ım" desin diyerek atı sağlam kazığa bağladım sandım ama "Yarabbi istemeyi de nasip et" diyemedim. Askere gittim geldim ve başladım tekrar Hızır Aleyhisselam'ı istemeye. Fatiha duasıyla ve bildiğim diğer dualarla. Başıma bir yıl boyunca gelmeyen kalmadı. Çok güldüğüm zamanlar da oldu ama dostlar bir türlü istemesi nasip olmadı. )))

    İlginizi çektiyse askerden sonra başıma gelenleri de ayrıca yazarım.
    Allah'a emanet olasınız.

  5. #25
    gülenay
    Alıntı gezici11 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Askere gitmeden çok önce, 16-17 yaşlarında aklıma Hızır Aleyhisselam'ı görmek düştü. Her namazdan sonra duamda özel bir istek; "Yarabbi bana Hızır Aleyhisselam'ı gönder. Gelince Ben Hızır'ım desin."
    19 yaşına girdim. Aralıksız duaya devam etmeme rağmen gelen giden yok. Elime bir kaç dua kitabı geçti. Bir haceti yerine getirmek için verilen duaları tek tek okumaya başladım. Elime geçen her duayı okuyorum. Tarif edilen her yöntemi yapıyorum. Duam küçük bir eklemeyle aynı: "Yarabbi, ben askere gitmeden evvel Hızır Aleyhisselam'ı gönder. Gelince Ben Hızır'ım desin."
    Bu duayla kendimi garantiye alıyorum. Gelince bana "Ben Hızır'ım" diyecek ve bende şak diye tanıyıp isteklerimi sıralayacağım. Sonunda Fatiha Suresi ile yapılan bir dua öğrendim. Muaazzam etkili ve ne zaman onunla istediysem sonuca eriştim. Artık aralıksız dua ediyorum. Her akşam namazının ardına Fatiha Suresi ve duasını okuyup, "Yarabbi, ben askere gitmeden evvel Hızır Aleyhisselam'ı gönder. Gelince Ben Hızır'ım desin" diyorum.
    Askere gitmeme sanırım 3-4 ay vardı belki daha kısa ama kesinlikle bir iki aydı. Bir gün dergahta zikire katıldıktan sonra Sinan isimli arkadaşımla çıktık. Yolda konuşuyoruz; konumuz Hızır Aleyhisselam. İkimizde tarikata devam eden müridiz ve gönlümüz elbette Hızır Aleyhisselam'ı görme arzusunda. Hem yürüyor hem dua ediyoruz. İnşallah gelir diye. Ben o arada, "Ben Allah'tan askere gitmeden evvel istiyorum. Rabbim askere gitmeden bana Onu gönderecek" dedim. Buna hakikaten bütün kalbimle inanıyordum.
    Erzurum'u bilenler için yazayım. Taşmağazaların altındaki dörtyola geldik. Eskiden orası çift şeritti. (Şimdi tek) Ben karşıya geçmek için caddeye adım attım ve bir anda arabalar sel gibi akmaya başladı. Sinan kaldırımda kaldı gelemedi bende koşar adımla canımı zor kurtandım sayılır. Yolun tam ortasındayım. İki yanımdan da arabalar geçiyor ama nasıl varya tam bil sel gibi. Hayretler içerisindeyim. Bu kadar araba nasıl oldu da peydah oldu. Sol tarafımda biri belirdi. Baktım Sinan. İyi de bu Sinan gelemediki! Nasıl oldu da o kadar araba arasından sıyrıldı diye düşünürken gülümsemeye başladı. Çok tatlı, çok latif bir sesle;
    - Ben Hızır'ım ne istiyorsun? dedi.
    Birden durdum. Şaşırmıştım, inanmadım. Sinan sensin dedim. Gülümsemeye devam ediyor ve ekliyor, "Ben Hızır'ım, ne istiyorsun?" Aklıma parmağında kemik olmadığı geldi.
    - Sağ elini ver bakayım dedim.
    - Ne yapacaksın sağ elimi, ben Hızır'ım dedi.
    Bu süre zarfında hiç durmadan ve çok tatlı bir şekilde gülümsüyor.
    - Sağ elinde kemik yokmuş. Eğer gerçek Hızır isen onu anlayıp isteyeceğim dedim.
    - Bırak sağ elimi. Ben Hızır'ım ne istiyorsun dedi.
    Burada durdum ve içimden, "Yahu Hızır'ım diyen Sinan olsa ne olur ki? Ben dileğimi isteyeyim. Eğer Sinan'sa zaten yapamaz ama gerçekten Hızır ise dileğim gerçek olur" diye düşündüm. Ben bunu düşündüğüm anda üstelik tam o anda Hızır'ım diyen zatın gülümsemesi durdu. Çok ciddileşti. Hani ben söyleyeceğim de dinleyecek gibi bir hal aldı. Bu ciddileşmeyi görünce yine içimden "Yok yav bu Hızır değildir" dedim. Bunu içimden geçirmemle gülümsemesi tekrar başladı ve;
    - Niçin düşünüyorsun. Ben Hızır'ım işte ne istiyorsun dedi.
    - Yahu Sinan, akşamın bu vakti dalga geçme benle. Yürü gidelim işimiz gücümüz var dedim. O anda önümde akıp duran arabalar seyrekleşti. Arkamda aynı hız geçiş sürüyor ve Sinan yani "Hızır'ım" diyen zat kayboldu. Karşıya geçtim. Başımı çevirdim benim arkadaşım Sinan hala kaldırımda geçmek için boşluk arıyor. Biraz sonra araba akışı durdu ve Sinan yanıma geldi.
    - Az önce Hızır'ım diyordun hadi yap istediğimi dedim.
    Başladı tövbe tövbe demeye.
    - Estağfirullah, estağfirullah. Oğlum manyak mısın sen. Bir Peygamber'den bahsediyorsun. Ağzını düzgün aç. O ne biçim konuşma. Tövbe tövbe dedi.
    Ben tekrar;
    - Gerçekten sen değil miydin? dedim.
    - Yahu kim ben değil miydi ne saçmalıyon. Oğlum kafana taş mı düştü yürü lan dedi.
    Ve evlerimize gittik.

    İki gün düşündüm. Sonradan yanıma gelen Sinan gerçekten bizim Sinan'dı. Ama o arada gördüğüm, bana defalarca "Ben Hızır'ım" diyen Sinan bizim Sinan değildi. Çünkü "Ben Hızır'ım diyen zat yere basmıyordu ki. Ayakları bir karış kadar havada duruyordu. Bu durumu tam iki gün sonra farkettim. Başladım gülmeye. Gittim durumu Sinan'a anlattım. Dinledikten sonra dediki: "Yav bende diyorum bu çocuk kendi kendine ne söyleniyor. Trafiğe kızıyor heralde" Birlikte güldük. O günden beri Sinan beni ne zaman görse "deli, salak" anlamında "akıllı" der.

    Dualarımda o kadar sağlama aldım. "Gelince Hızır'ım" desin diyerek atı sağlam kazığa bağladım sandım ama "Yarabbi istemeyi de nasip et" diyemedim. Askere gittim geldim ve başladım tekrar Hızır Aleyhisselam'ı istemeye. Fatiha duasıyla ve bildiğim diğer dualarla. Başıma bir yıl boyunca gelmeyen kalmadı. Çok güldüğüm zamanlar da oldu ama dostlar bir türlü istemesi nasip olmadı. )))

    İlginizi çektiyse askerden sonra başıma gelenleri de ayrıca yazarım.
    Allah'a emanet olasınız.
    Benim ilgimi çekti. Yazar mısın?

  6. #26
    Gülenay, bugünlerde elimde bayağı iş var. Boş olduğum ilk gün yazacağım inşallah. Allah'a emanet olasın.

  7. #27
    jasna
    arkadaşlar bende başımdan geçen bir olayı paylaşmak istedim bu başlığı görünce...yaz okulundaydım dersten çıkmıştım ve kaldığım yurda doğru gidiyordum..karşıdan karşıya geçicekken yanıma yaşlı bir adam geldi..aynı arkadaşımızın dediği gibi yüzü bembeyaz gözleri masmavi bir yaşlı adam..bana merhaba kızım dedi..ben herhalde karşıdan karşıya geçmek yardım isteyecek sandım ama öyle bir yardım da istemedi.nasılsıın dedi bana iyiyim dedimo sırada trafik ışığı yandı ve hadi geçelim karşıya dedim girdim koluna amcanın karşıya geçtik.sonra da teşekkür etti ve cok güzelsin cok güzelsin diyip durduneyse hoşçakal amca dedim döndüm arkamı 5,6 adım attım şaşkındım,arkamı döndüm baktım arkamda ne amca var ne bişey.zaten yaşlı bastonu filan vardı yani sadece 5,6 adım atana kadar görünmeyecek kadar uzaklaşması mümkün değil..gitse arkamda düz yol kimse yok görünücek zaten..çok şaşırdım ve içimden acaba ermiş miydi filan diye diye yürüdüm gittim ama gerçekten şok olmuştum...

  8. #28
    poisonous
    her geceyi kadir her gelenide hızır bil

  9. #29
    stardust
    Bizde Hizir A.S illa gorulecek diye bir inanc yoktur, vesile de olabilir..

    Ve benim hayatima cok mudahale ediyor kendisi sagolsun, olmayacak zamanlarda olmayacak yerlere gonderip olmayacak insanlara yardim ettiriyor.. Ya da olmayacak zamanlarda birilerini resmen "gokten indirdi" diyebilcegim sekilde karsima cikartip yardim ettiriyor..

    merak eden olursa yazarim..

  10. #30
    Hiç farkında değilim bu aralar o kadar dalgınım ki bugün sabah kapıyı kapatıyorum annem geliyormuş bana sokakta yürüyoruz o bana geliyor ben markete gidiyorum.Diyorum ki "ben bu kadını nereden tanıyorum" o kadar yani gerisini siz düşünün.



7 Sayfadan 3. İlkİlk 12345 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Hizir Aleyhisselam’in Okuduğu Vird
    Konuyu Açan: çakra, Forum: Havas & Hüddam.
    Cevap: 156
    Son Mesaj : 06-May-2013, 12:07
  2. Hızır Aleyhisselam Nasıl Görülür?
    Konuyu Açan: Mira, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 34
    Son Mesaj : 19-Ara-2012, 01:21
  3. Hızır Aleyhisselam'ın Tarifi ve Mühr-ü Şerifi
    Konuyu Açan: melisa, Forum: Havas & Hüddam.
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 24-Tem-2012, 10:08
  4. Hızır Aleyhisselam'dan
    Konuyu Açan: vâcid, Forum: Rukye ve Tedavi.
    Cevap: 17
    Son Mesaj : 01-Ara-2010, 20:34
  5. Arapca Hızır Aleyhisselam'ın Tarifi ve Mühr-ü Şerifi
    Konuyu Açan: imas, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 6
    Son Mesaj : 18-Tem-2008, 20:51
Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin yazdıkları kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.

Sitemizdeki yazılar telif hakları ile korunmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz ©estanbul.com