3 Sayfadan 1. 123 SonSon
Toplam 22 sonuçtan 1 ile 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    LâHuTî

    İkindi Vakti Uyumak

    İkindi vakti uyku uyumamakla ilgili bir sürü şey duyuyorum.Bu konuyla ilgili hadisler var bidiğim kadarıyla.Ama neden?Benim mesela genelde hep ikindi vakti uykum çok gelir.Üzerime bir ağırlık çöker ve kendimi gözlerim kapanır halde;çok halsiz yorgun hissedrim.Bir kaç defa ikindi vakti uyuduğumda tuhaf rüyalarla ve çığlıklarla uyanmışlığım olmuştur.Buna sebep nedir?İkindi vakti uyuyunca çeşitli hastalıkların zuhur ettiğini ve o günün yaşanmamış gibi olduğunu duydum.Acaba bu olaylar gerçekten de doğru mudur?Bilirkişiler yanıtlarsa sevinirim..





  2. #2
    StarK
    İkinde vakti olarak bilmiyorum da öyle vaktinde uyunan bi uyku var diye biliyorum..kaylule deniyor...yarım saat, bi saat uyudun mu 2-3 saat uyumuş gibi dinleniyormuşsun sanırım...Sağlığa da faydası var diye biliyorum...Elbette siz ikindi uykusunu soruyorsunuz onu bilmiyorum..............

  3. #3
    Beray.
    benim konuyla ilgili bi bilgim yok ama benimde şuan uykum geldi bende merak ettim....konu için teşekkür..

  4. #4
    love_61
    Uyku üç nevidir (çeşittir):

    "BİRİNCİSİ: Gaylûledir ki, fecirden sonra, tâ vakt-i kerahet bitinceye kadardır. (Yâni güneşin doğuşundan, yaklaşık 45 dakika geçinceye kadarki zamandır). Bu uyku, rızkın noksaniyetine ve bereketsizliğine hadisçe sebebiyet verdiği için, hilaf-ı sünnettir. [Sünnete aykırıdır.> Çünkü rızık için sa'y etmenin [çalışmanın> mukaddematını ihzar etmenin [başlangıcını, hazırlığını yapmanını en münasip zamanı, serinlik vaktidir. Bu vakit geçtikten sonra bir rehavet arız olur. O günkü sa'ye ve dolayısıyla da rızka zarar verdiği gibi, bereketsizliğe de sebebiyet verdiği, çok tecrübelerle sabit olmuştur.

    "İKİNCİSİ: Feylûledir ki, ikindi namazından sonra, mağribe (akşama) kadardır. Bu uyku ömrün noksaniyetine, yâni, uykudan gelen sersemlik cihetiyle, o günkü ömrü nevmâlûd, yarı uyku, kısacık bir şekil aldığından, maddi bir noksaniyet gösterdiği gibi, manevî cihetiyle de, o gün hayatinin maddî ve manevî neticesi ekseriya ikindiden sonra tezahür ettiğinden, o vakti uyku ile geçirmek, o neticeyi görmemek hükmüne geçtiğinden, güya o günü yaşamamış gibi oluyor.

    "ÜÇÜNCÜSÜ: Kaylûledir ki, bu uyku Sünnet-i Seniyyedir. Duhâ vaktinden, öğleden biraz sonraya kadardır. Bu uyku, gece kıyamına sebebiyet verdiği için sünnet olmakla beraber, Ceziretü'l Arabda, vaktü'z-zuhr denilen şiddet-i hararet zamanında bir tatil-i eşgal, âdet-i kavmiye ve muhitiye olduğundan, o Sünnet-i Seniyyeyi daha ziyade kuvvetlendirmiştir. Bu uyku hem ömrü, hem rızkı tezyide medardır. Çünkü yarım saat kaylüle, iki saat gece uykusuna muâdil gelir. Demek, ömrüne her gün bir buçuk saat ilâve ediyor. Rızık için çalışmak müddetine, yine bir buçuk saat ölümün kardeşi olan uykunun elinden kurtarıp yaşatıyor ve çalışmak zamanına ilâve ediyor." (Lem'alar, 269)

  5. #5
    zaferrr
    İkindi uykusu tavsiye edilmeyen bir uykudur
    pey. efen."kim ikindi ile akşam arasında uyurda aklını yitirirse,hiç şaşırmasın." buyuruyor.
    Bu saatlerde uyumak kişide sersemliğe yol açması sebebiyle, maddi bir eksikliğe neden olduğu gibi,
    günün maddi ve manevi neticesi, çoğunlukla ikindiden sonra ortaya çıktığından, manevi yönüylede,
    o neticeyi görmemeye sebebiyet verir.Sanki kişi o günü yaşamamış gibi olur.

  6. #6
    love_61
    Alıntı love_61 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Uyku üç nevidir (çeşittir):

    "BİRİNCİSİ: Gaylûledir ki, fecirden sonra, tâ vakt-i kerahet bitinceye kadardır. (Yâni güneşin doğuşundan, yaklaşık 45 dakika geçinceye kadarki zamandır). Bu uyku, rızkın noksaniyetine ve bereketsizliğine hadisçe sebebiyet verdiği için, hilaf-ı sünnettir. [Sünnete aykırıdır.> Çünkü rızık için sa'y etmenin [çalışmanın> mukaddematını ihzar etmenin [başlangıcını, hazırlığını yapmanını en münasip zamanı, serinlik vaktidir. Bu vakit geçtikten sonra bir rehavet arız olur. O günkü sa'ye ve dolayısıyla da rızka zarar verdiği gibi, bereketsizliğe de sebebiyet verdiği, çok tecrübelerle sabit olmuştur.

    "İKİNCİSİ: Feylûledir ki, ikindi namazından sonra, mağribe (akşama) kadardır. Bu uyku ömrün noksaniyetine, yâni, uykudan gelen sersemlik cihetiyle, o günkü ömrü nevmâlûd, yarı uyku, kısacık bir şekil aldığından, maddi bir noksaniyet gösterdiği gibi, manevî cihetiyle de, o gün hayatinin maddî ve manevî neticesi ekseriya ikindiden sonra tezahür ettiğinden, o vakti uyku ile geçirmek, o neticeyi görmemek hükmüne geçtiğinden, güya o günü yaşamamış gibi oluyor.

    "ÜÇÜNCÜSÜ: Kaylûledir ki, bu uyku Sünnet-i Seniyyedir. Duhâ vaktinden, öğleden biraz sonraya kadardır. Bu uyku, gece kıyamına sebebiyet verdiği için sünnet olmakla beraber, Ceziretü'l Arabda, vaktü'z-zuhr denilen şiddet-i hararet zamanında bir tatil-i eşgal, âdet-i kavmiye ve muhitiye olduğundan, o Sünnet-i Seniyyeyi daha ziyade kuvvetlendirmiştir. Bu uyku hem ömrü, hem rızkı tezyide medardır. Çünkü yarım saat kaylüle, iki saat gece uykusuna muâdil gelir. Demek, ömrüne her gün bir buçuk saat ilâve ediyor. Rızık için çalışmak müddetine, yine bir buçuk saat ölümün kardeşi olan uykunun elinden kurtarıp yaşatıyor ve çalışmak zamanına ilâve ediyor." (Lem'alar, 269)
    Demek ki; güneşin doğuşundan, yaklaşık 45 dakika geçinceye kadar geçen zamanda uyumak iyi değildir. Aslolan erken yatıp erken kalkmaktır. Sabah namazını kıldıktan sonra uyumamak, Kur'ân, hadis tefsir, ilmihal okuduktan sonra işbaşı yapmak lazımdır.

    Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Sabahın erken saatlerinde bereket ve başarı vardır."

    Son zamanlarda gittikçe artan bereketsizliğin ve başarısızlığın hikmeti bu hadis-i şerifin ışığında aranıp bulunmalıdır. Maalesef televizyon, "erken uyumanın düşmanı" olarak insanın karşısına dikilmiştir. Bu şedit düşmanı alt edip, mümkün mertebe erken yatıp, teheccüd namazına kalkmak, daha sonra güneş doğmadan önce sabah namazına dinç olarak uyanmak ve ondan sonra yatmayıp çalışmaya başlamak lazımdır. Zinde, dinç, çalışkan oluşlarına hepimizin şahit olduğu dedelerimiz ve ninelerimiz böyle yaparlardı. Bu güzel âdet yok olunca, sağlık ta, bereket de, huzur da yok oldu.

    İkindi ile akşam arasında yatmamak lazımdır. Herkes bu vakitte yatmanın zararını bizzat tecrübe ederek görmüştür. O vakit yatıp da kalkan kimse sersem gibi olur, bir türlü kendisini toparlayamaz.

    Öğle namazını kıldıktan sonra bir müddet yatmak ise çok faydalıdır

  7. #7
    Bizzat kendi hayatımdan
    ikindi ile akşam vakti arasında uyuduğum zaman uykum çok derin oluyor. uyandığımda kafam allak bullak. o günü yaşadımmı hangi gündeyim hangi saatteyim algılayamıyorum. belki yarım saat yada bir saat sonra kendime geliyorum ama hafızamla başkaları oynamış gibi oluyorum. bu yıllardır böyledir. daha sonra nette bu konuyla ilgili yazılar okuyunca haaa dedim demek benim sıkıntım bu vakitte uyumaktan meydana gelmiş. ikindi vakti güneş ışınlarının açısı bakımından beyinde tahribat yapıyormuş. insanı sersemleştiren bu ışınlarmış.

  8. #8
    love_61
    Kalbi gaflete düşürür.

    Dimağı uyuşturur.

    Unutkanlığa sebep olur.

    Vücudu hantallaştırır.

    Bir kısım hastalıklara sebep olur.

    Ayrıca çok uyumak;

    Gecenin çeşit çeşit bereketlerinden,

    Nice ilahi füyuzattan,

    Seherlerde bezledilen ilahi rahmetten mahrumiyeti mucib olur.

    Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellemin şahsında biz müslümanlara şu ilahi mesajlar ulaştırılıyor:


    “Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısı ve yarısından az, yahut fazlasında kalk ve Kur’an’ı tertil üzere tane tane oku.” (Müzzemmil/1-4)

    “Gecenin bir kısmında kalk, sana mahsus bir fazlalık olarak namaz kıl. (Böylece) Rabbinin seni Makam-ı Mahmud’a göndereceğini umabilirsin.” (İsra-79)

    Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem de:

    “ALLAH Teala’nın gece yarısından sonra kullarına:

    Bana dua eden yok mu, duasını kabul edeyim.

    Benden isteyen yok mu, istediğini vereyim.

    Tevbe eden yok mu, tevbesini kabul edeyim.” diye nida ettiğini haber vermektedir.

    Bu müjdeye muhatap olmak, bu ilahi hitaba mazhar olmak için geceleri, seherlerde uyanık olmanın, o saatleri ibadet, dua, niyaz ve tevbelerle değerlendirmenin çarelerini aramalı, asla gaflet etmemeliyiz. Nefis, şeytan, dünya ve kötü çevre engellerini aşıp Rab Teala’ya yol bulmak için sevda kervanlarında bir katar olmalıyız.

    Ey Rızay-ı Bariye, ebedi saadete talip kardeşim!

    Gecelerin bereketli saatlerini ihmal etmeyelim.

    Fuyuzat-ı Rabbaniyenin sağanak sağanak yağdığı seherleri gafletle geçirmeyelim.

    Gönülleri aydınlatan nuri ilahinin lemean ettiği, Hak aşıklarının manevi düğün-dernek kurduğu o demleri fevt etmeyelim.

    Gecelerde aydınlanan gönüllere ne mutlu…

    Karanlıkta aydınlığa yol bulan yolcular ne kutlu yolculardır.

    Hani Nur Muhammed sallALLAHu aleyhi ve sellem bir seher vakti gecenin kutlu bir saatinde Hz. Amine’nin rahminden tulû ederek küfür, şirk ve nifakla kararan gönülleri aydınlatmamış mıydı?

    Gecenin bir karanlık vaktinde, Hıra Nur dağında Efendimiz, rehberimiz, canımız, cananımız, Hz. Muhammed sallALLAHu aleyhi ve sellemin nurlu kalbine, bütün karanlıkları aydınlatan vahyin o muhteşem şimşeği çakmamış mıydı?

    Alemlerin efendisi, ahir zaman nebisi, tevhid mücadelesinin nice çileli, meşakkatli bir diliminde mukaddes bir beldeden başka mukaddes bir beldeye, Mekkeyi Mükerreme’den Kudüs-ü Şerife sefer etmemiş miydi?

    Kudüs-ü Şeriften semalara yükselip, Rab katına ulaşıp Rabbiyle nice sohbetler ederek ümmetine nice müjdelerle dönmemiş miydi?

    O rahmet Peygamber, o hak nizamın, kutlu devletin temellerini atmak üzere doğduğu, büyüdüğü, nübüvvet tacını giydiği o mukaddes belde, mübarek şehir Mekke’den, kutlu belde, nurlu şehir Medine’ye hicret etmemiş miydi?

    Geceler, geceler, mutlu geceler.

    Aşıklar mâşukun onda heceler.

    Düğün olur sevda yüklü kalblere

    Kâdir, mirac, hicretle kutlu geceler.

    Gecelerde gönül ağartanlar, gündüzün karanlığında azanlara yol klavuzluğu yaparlar.

    Gecenin karanlığında aydınlığa yol bulanlar,

    Gecenin karanlığında saklı nice sırlara muttali olurlar.

    Settar olan ALLAH, ötelerin ötesinden, aşk vadisinden aşıkların gönül bahçesine nice hayat pınarları çağlatır.

    Böylece gecelerde ilahi nazara teşne olan gönüllerde açan tevhid gülleri aşk ve muhabbet ikliminden tüm gönüllere rahmanî rayihalar taşırlar.

    Onun için az uyumayı seher vaktinde uyanık olmayı başarmaya gayret etmeliyiz.

    Bilhassa işrak vaktinde, ikindi ile akşam namazı arasında asla uyumamalıyız. Çünkü bu vakitlerde uyumak gaflet üzere gaflet, hastalık üzere hastalıktır.

    Öğle namazından sonra bir saat kadar kaylule yapmak, yani uyumak Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem ve onun kutlu yolunu, kutlu izini takip eden salihlerin adetindendir. Kaylule uykusu kalbe, dimağa ve vücuda dinçlik, sıhhat ve kuvvet kazandırır. Yorgunlukları giderir.

    Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretleri Marifetname adlı eserinde şöyle der:

    “Ey aziz! Ehlullah demişlerdir ki:

    Uyku yerilmiştir. Fazlası tembellik ve uğursuzluk getirir. Çünkü uyku, organları tembelleştirir. Ömrü azaltır. Nitekim ALLAH Kur’an-ı Kerim’de, uykunun ölümle eş olduğunu bildirmiştir. Hasret ehline uyku musibettir. Huzurdan çekilmek olan uyku, uzaklaşmaya, pişmanlığa sebeptir. Hüsrana, cehalet ve kınamaya, ilim ve hikmetten yoksulluğa alamettir. Çünkü arif, ALLAH’ın huzurunda bulunmaktan lezzet alır, hayatı onun sevgisine bağlıdır.

    ALLAH’ı sevenin üç meziyeti vardır:

    1- Gece uyanıklığı.

    2- Güzel söz.

    3- ALLAH’ı zikretmek.

    (Aşırı) uyku bir ağırlık ve bir azaptır
    Yukarıda da ifade edildiği gibi sabah namazını kıldıktan sonra dua, zikir, ilmi tetebbular, Kur’an tilaveti ile meşgul olmak, işrak vaktinde uyanık bulunmak, işrak ve duha namazını kılmaktır. Şayet vakit bulabilirsek öğle namazından sonra kaylule yapmak, yani bir saat kadar uyumak vücuda sıhhat ve dinçlik verir.

    İkindi ile akşam vakti arasında asla uyumamalıdır. Çünkü bu arada uyumak hastalıktır. Vücudun bir kısım dengelerini bozar.

    Ancak bir kısım kişiler vardır ki çok daha fazlasını yapmaya muktedirdirler. Gecelerin büyük bir kısmını uyanık geçirmeyi, ibadet ve murakabe ile değerlendirmeyi bir sevda haline getirmişlerdir. Bu ALLAH dostları, hak aşıklarının halidir. Sevda yüklü gönül erlerinin salihlerin adetidir. Onların yolunu tutmaya, onların izini takip etmeye güç yetirenler, onlar gibi bütün gecelerini değerlendirirlerse, onlara ne mutlu.

    Mesela Hz. Ömer radıyALLAHu anh Halifeliği zamanında ne geceleri uyur, ne de gündüzleri uyurdu. Bütün uykusu oturduğu yerde biraz uyuklamaktı. O bu hususta şöyle derdi: “Ben geceleri uyumuş olsam, kendimi kaybetmiş olurum. Gündüzleri uyusam milleti mi kaybetmiş olurum. Ben ise onlardan yana da mesulüm.”

  9. #9
    bu konu hakkında deneyimlerim var..bana genelde çok karabasan gelir ve özellikle ikindi vakti uyursam o zamanlar daha fazla gelir..ve eğer bi defa ikindi vakti uyursanız diğer günde de aynı saatte üzerini ze bir ağırlık çöker ve uyumak istersiniz..
    ve ikindi vakti uyumak delirtebiliyormuş..bunu bi arkadaşımdan duymuştum delirerek kalkma ihtimali yüksekmiş..ve bu şekilde deliren bi arkadaşımın akrabası var..kendisi anlattı..uykusundan kalktığı gibi ailesini katletmiş.karısını çocuklarını ve sonra kendisini öldürmüş..
    ruhsal bunalım ve sıkıntı yaptığını da duymuştum.psikolojik rahatsızlık yani..ikindi vakti uyumanın zararlarına bütün kalbimle inanıyorum..

  10. #10
    hep ikindi vakti uykum geliyor çoğunlukla direniyorum çünki bir defa uyandığımda adımda dahil hiçbirşey hatırlamıyordum çok sakıncalı yukarıda arkadaşlar çok güzel açıklamış...



3 Sayfadan 1. 123 SonSon

Benzer Konular

  1. Duanın Vakti !
    Konuyu Açan: BEBEGİM, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 29
    Son Mesaj : 20-Nis-2013, 12:18
  2. Namaz Kılınmayacak Saatler (Kerahet Vakti)
    Konuyu Açan: samo, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 16
    Son Mesaj : 06-Mar-2013, 15:29
  3. Sala vakti nezamandir
    Konuyu Açan: BIR GARIP YOLCU, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 8
    Son Mesaj : 06-Ara-2010, 23:36
  4. direksiyonda uyumak yasak!!!
    Konuyu Açan: teoka, Forum: Bilim & Teknoloji.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 08-Şub-2008, 22:10
Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin yazdıkları kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.

Sitemizdeki yazılar telif hakları ile korunmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz ©estanbul.com