Toplam 4 sonuçtan 1 ile 4 arası gösteriliyor
  1. #1

    İnsan ve Özü

    Harfler vardır; kimileri sesli kimileri sessiz…

    Tek başlarına bir anlam ifade etmezler… Doğru sessizlerle doğru sesliler bir araya gelir…doğru kelimeler çıkar ortaya… Doğru kelimelerle birlikte sessizler de seslilerde bir anlam kazanmaya başlar… doğru fikirlerin tohumları atılır.

    Doğru kelimeler kazandıkları bu anlamları güçlendirmek için bir araya gelip doğru cümleleri oluştururlar… Doğru cümlelerle birlikte kelimeler daha anlamlı olmaya başlar…doğru fikirlerin tohumları filizlenmeye başlar…Doğru cümleler bir araya gelip doğru paragraflara… doğru paragraflar doğru sayfalara… doğru sayfalar doğru kitaplara…

    Doğru kitaplar bilgelik okyanusuna dönüşür… Bilgelik okyanusu anlam arayışına rehberlik ederek bizi Öz’e ulaştırır! Öz mutlak, sınırsız gücü barındırır! Ve ihtiyacımız olan her şey Öz’de gizlidir! Bir kelimenin gücü harflerinin gücü kadardır!...Bir cümlenin gücü kelimelerinin gücü kadardır!...Bir paragrafın gücü…Bir kişinin gücü de Öz’ünün gücü kadardır!

    Düşünceler de harfler gibidir…

    Doğru düşünceler bir araya gelerek doğru fikirleri oluştururlar… Doğru fikirler bir araya gelerek doğru inançları oluşturur! Doğru inançlar birleşerek doğru bir zihni oluşturur!Doğru bir zihin doğru eylemlere yöneltir! Doğru eylemler doğru alışkanlıkları oluşturur!Doğru alışkanlıklar doğru bir karakteri oluşturur! Doğru bir karakter doğru bir insanı oluşturur! Doğru bir insan mutlak doğruluk olan Öz’e yakınlaşır! Öz’e yakınlaşan hayatının anlamını keşfetmeye başlar! Mutluluk ve huzur hayatın anlamında gizlidir!

    İnsanlar da harflere benzer!...

    Doğru insanlar bir araya gelerek doğru bir takımı oluştururlar!... Doğru takımlar bir araya gelerek doğru kuruluşları oluştururlar! Doğru kuruluşlar bir araya gelerek doğru bir toplumu oluştururlar! Doğru toplumlar bir araya gelerek doğru bir evreni oluştururlar! Doğru bir evren de Öz’e hizmet eder! Öz’de insana hayatın anlamıyla birlikte mutluluk ve huzur getirir! Kuran'a göre, insanla Yüce Yaratıcısı arasındaki en önemli ilişki O'na imanla başlar, sevgiyle gelişir, bağışladığı nimetlere şükürle olgunlaşır, güzelleşir, esenlik, mutluluk sağlar kişiye.

    Bu manevi bağ ve ilişkide amaç; insanın vicdanını, içini, özünü arıtmak, terbiye etmek ve insanı ruhsal arınmaya katarak esenliğe ve mutluluğa kavuşturmaktır.

    İnsanın bu vicdanı ve arı duru özü, hayatta onu iyiye, güzele ve esenliğe yönlendiren, yaptığı işlerin sonucunu gösteren bir kılavuz ve mürşid olur. Kendi dışında, kendi nefsindeki yaratılış gizemlerini varlık belgelerini gözleyerek, düşünerek, içinden Allah'a imanı, O'na sevgiyle bağlanması, özüne, vicdanına bir basiret, ayrı içten bir sevgi, bir kalp gözü sağlar. Kuran'da "Allah'a kim inanırsa onun gönlünü doğruya yöneltir" (Tegabun) buyrulur.

    Antoine De Saint-Exu Pery, "Kişi gerçeği kalbiyle görür, esas olan gözle görünmeyendir" diyor.

    Kimi kez bu vicdan, insanın özünü zayıflatır, kimi kez de geliştirir. Vicdan kişisel eğitimle toplumdan edinilenlerle, kültürle, bilgilerle değişir, artar, eksilir. İnsanın özünü, vicdanını besleyen en güçlü etken, yaptığı küçük büyük zaafları denetleyen, gizemlerine vakıf, güçlü, Yüce Allah’a imandır. Bu insanın içinden tasarruflarını yönlendiren vicdanı tanıtırken bir düşünür, "Allah'a inanmayan bir vicdan, hakimi olmayan bir mahkemeye benzer" diyor.

    Allah'a inanmanın ruhumuza sağladığı güzellik sevgidir.

    Birbirimizi sevdikçe de Allah'a gerçekten inanmanın yoluna gireriz. Sevgi de selam, barış ve esenliği herkese ulaştırmakla oluşur. İslâm dininde, imanla Allah ilişkisini kuran müslümanın hayatına, güzellik ve yücelik katan en güzel duygusu ve en ince ilişkisi sevgidir. İnsan, Allah'ın Güzelliğini, Yüceliğini özü ve gönlü ile gözlemler, seyreder. Yerde, gökte, denizlerde, en küçük hücreden büyük yıldızlara, güneşlere dek onlardaki inceliği, gizemi, güzelliği, bütününe varılmaz sonsuz bilgi ve hüneri yaşar, tüm bu güzelliklerin kendine sunulduğunun bilincine varır.

    Mümin bu güzelliği, bu yaratılıştaki uyum ve dengeyi, hayatın bu güzel akışını sever. Düşüncesi, kalbi bu güzelliklerle dolar. Sevgi ve coşkuyla hayata özünü katar. Hayattaki güzellikler, zıtlıklar arasındaki uyumu seyredip, yaşadıkça bunları var eden Yüce Yaratıcının, kudretini, sonsuz Rabbin varlığını, düşüncesi ve kalbiyle doğrular. Kuran'ı Kerim'de bildirilen Allah ve Peygamber sevgisi hayat için öncelikli bir değer olarak belirtilmektedir. Maide suresinde, müminleri tanıtırken "Allah'ın sevdiği, onlarında Allah'ı sevdiği, inananlara karşı alçak gönüllü, inkârcılara karşı güçlü" deyimi ile Allah'a gerçek inananların bu niteliği açıkça ortaya konuluyor.

    Allah sevgisi, ahlakın, erdemli hayatın temelidir.

    Allah sevgisi ile kulluğun tadına ermiş kişi, nurani, zarif, ince, yumuşak, hoşgörülü, güzel bir yapıya kavuşur. Onda, eski kötülük, düşmanlık, katılık, kin ve nefret oluşmaz.

    Tüm evren, yaratıklar ve insanlar; O Yüce, Sevgili Yaratıcının eseri olarak görünür. Sevginin nefsinde oluşturduğu barış, sevgi gözü, insanlardan oluşacak ayıp, kusur, hataları örter. Hayatın güzelliğini örten çirkinlikleri arıtır. Hayat, sevgi ile güzelleşir, esenlikle yaşanır olur. Kuran'da Sevgi bir yönden de, Allah'ın insanı sevmesi olarak açıklanır.

    Allah'a inanan, sevgiyle ona bağlanan kişi, kendi ve yaşadığı toplum ve tüm yaratılan için ürettiği salih, güzel işlerle bu sevgiye kavuşur. Allah da hayatı yaşanır kılar. Yaratandan ötürü tüm yaratıklara sevgi ve şefkatle yaklaşanı, iyi, güzel, yararlı işler üretenleri Allah’ta sever. Kuran'ı Kerim'de sayısız ayetlerde Allah'ın sevdiği ve yaptığı çirkin işlerden dolayı, sevgisinden uzak kıldığı kişiler anlatır Bundan ötürü İslâm da sevgi mutlak değil, insan tabiatına uygun olarak ilkelidir. Seven insanın özünde ve sözünde kin ve nefret yoktur. Tüm düşmanlıklar dışarıda kalır. Ondan ötürü Allah'ı seven insan, iyiliği destekler.

    Ancak kötülüğü sevemez.

    Kendisine kötülük yapanı ve düşmanı hangi insan sevgi ile karşılayabilir. Allah'a imanla, sevgi ile güçlenmiş nefisler, ışıklı dostlar, ermişler kin ve nefretin tüm Dünya kederlerinin üstünde olduklarından bu kötülükler onlara ulaşmaz. Ancak Müslüman, sevginin değerini bilen imanlı insan yalanı, kini ve düşmanlığı da sevmez. Bunları insanın hayatından uzaklaştırmak için çaba gösterir. Allah'ın bir insanı sevmesi, onun esenlik ve mutluluk kaynağıdır. Allah sevgisine aldığı insanı korur, yardım eder, yaptığı güzel işlerde destekler. Sevgili Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurur: "Allah bir kulu severse Cebrail'e şöyle seslenir.

    Ben filan kulu seviyorum, sen de onu sev. Cebrail'de bu insanı sever ve o da gök ehline şöyle seslenir. Allah, filancayı seviyor, siz de onu sevin. Bu sevgi yeryüzüne yayılır.

    Allah'ın sevdiği insanı herkes sever." (Müslim) Kuran'ı Kerim üslubu ile "Allah onlardan razıdır ki, onlarda Allah'tan razıdır." (Allah onları sever, onlar da Allah'ı sever) Bir büyük zat şöyle demişti. Bir insan hayatında 40 kere Allah razı olsun sözünü duyarsa, Allah ondan razı olur ve rızanın karşılığı da Cennettir demiştir. Yani bu kadar kolay aslında cennete gitmek…

    Mevlana'nın, oğlu Sultan Veled'e bu konudaki vasiyeti şöyledir: Bir gün Sultan Veled buyurdu ki; büyüklerden bir cemaat babama gelmişti. Babam da bilgiler saçmakta hararetlenmişti.

    Bana : "Bahaaddin, eğer daima cennette olmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma" dedi ve şu rubaiyi okudu :

    "Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden fazla olma! Merhem ve mum gibi ol, iğne gibi olma. Eğer hiçbir kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen fena söyleyici, fena öğretici, fena düşünceli olma." Çünkü, bir adamı dostlukla anarsan daima sevinç içinde olursun.

    İşte o sevinç cennetin ta kendisidir. Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan daima üzüntü içinde olursun. İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir. Dostları andığın vakit, içinin bahçesi çiçeklenir, gül ve fesleğenlerle dolar. Düşmanları andığın vakit için, dikenler ve yılanlarla dolar, canın sıkılır içine bir pejmürdelik gelir. Bütün peygamberler ve veliler (Selam onların üzerine olsun) böyle yaptılar, içlerindeki bu karakteri dışarı vurdular. Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu.

    Sultan Veled Mevlana'dan anlatıyor:

    Bir gün babam da bana "Bahaeddin, senin düşmanının da seni sevmesini istersen, kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle, o düşmanın senin dostun olur. Çünkü gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır." Seven kişi, sevgiliye aykırı olan kişilerin sözlerine sağır olur.

    İyi kişilerle dost olmayan, elbette kötülerin yanında yer alır, onların komşusu olur. (Mesnevi 4-150 s) Evet, Dünyadaki cennet, dostlarla, sevgiyle yaşanandır.

    Nitekim, mutlu olan güzel, erdemli insanı tanıtan Kuran'ı Kerim, Fecr suresinin son ayetinde şöyle sesleniyor:

    "Ey huzur içinde olan can! O, senden, sen de O'ndan hoşnut olarak (Sevgiyle) rabbine dön! Ey can! İyi kullarımın arasına gir. Cennetime gir." (Fecr 28) Allah sizi sevsin, sevenlerinizi de.


    Uğur Kantekin





  2. #2
    çok güzel,anlamlı,düşündürücü bir yazı...Paylaşım için teşekkürler gerçekten..
    *Bir şey yap, güzel olsun. Çok mu zor? O vakit güzel bir şey söyle. Dilin mi dönmüyor? Güzel bir şey gör veya güzel bir şey yaz. Beceremez misin? Öyleyse güzel bir şeye başla. Ama hep güzel şeyler olsun.(ŞEMS-İ TEBRİZİ)

  3. #3
    Doğru düşünceler bir araya gelerek doğru fikirleri oluştururlar… Doğru fikirler bir araya gelerek doğru inançları oluşturur! Doğru inançlar birleşerek doğru bir zihni oluşturur!Doğru bir zihin doğru eylemlere yöneltir! Doğru eylemler doğru alışkanlıkları oluşturur!Doğru alışkanlıklar doğru bir karakteri oluşturur! Doğru bir karakter doğru bir insanı oluşturur! Doğru bir insan mutlak doğruluk olan Öz’e yakınlaşır! Öz’e yakınlaşan hayatının anlamını keşfetmeye başlar! Mutluluk ve huzur hayatın anlamında gizlidir!

    Allah sevgisi ile kulluğun tadına ermiş kişi, nurani, zarif, ince, yumuşak, hoşgörülü, güzel bir yapıya kavuşur. Onda, eski kötülük, düşmanlık, katılık, kin ve nefret oluşmaz.

    Tüm evren, yaratıklar ve insanlar; O Yüce, Sevgili Yaratıcının eseri olarak görünür. Sevginin nefsinde oluşturduğu barış, sevgi gözü, insanlardan oluşacak ayıp, kusur, hataları örter. Hayatın güzelliğini örten çirkinlikleri arıtır. Hayat, sevgi ile güzelleşir, esenlikle yaşanır olur. Kuran'da Sevgi bir yönden de, Allah'ın insanı sevmesi olarak açıklanır.

    sırlarla dolu bi yazı...Allah razı olsun...

  4. #4
    Cennet özünde, cehennem kabugunda...
    kir kabugu gir cennete,
    kavus ilah'a.

    hatirlatma ve yazi icin tesekkurler.



Benzer Konular

  1. İnsan ve İnsan -ı Kamil İle İlgili
    Konuyu Açan: nas, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 18-Ağu-2012, 07:18
  2. Ey İnsan! Sen Bencilsin! Ey İnsan Sen Menfaatçısın!
    Konuyu Açan: SimqEE, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 14-Eyl-2011, 16:23
  3. Yeryüzünde İnsan, İlk İnsan Toplumu ve Tarihi Gelişimi
    Konuyu Açan: Visall, Forum: Kuran-ı Kerim.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 11-Tem-2011, 02:17
  4. Mutsuz İnsan TV İzliyor,Mutlu İnsan kitap Okuyor
    Konuyu Açan: yavin, Forum: Genel Kültür.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 05-Tem-2011, 23:53
  5. İnsan Dediğin, İnsan Gibi Olmalı.
    Konuyu Açan: orenkayali, Forum: Deneme & Makaleler.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 16-May-2011, 21:36

Bu Konu İçin Etiketler

Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin yazdıkları kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.

Sitemizdeki yazılar telif hakları ile korunmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz ©estanbul.com