S-1-Aklın işlevi nedir?

A-Akıl-Doğruyu yanlıştan iyiyi kötüden ayırabilecek özelliğe sahip olup müslüman olmanın temel şartlarındandır.Akıl ile duyular tarafından insan a gelen veriler sentezlenir ve sebep sonuç ilişkisi içerinde ilkelerle varılır.Yani gerçeklere ulaşmada akıl önemli etkendir ve bilim aklın çocuğudur.İnsanın her türlü sorumluluk sahibi ve yaptıklarından hesaba çekilir olmasının temel şartı akıldır.Kur an terminolojisinde akıl:”Bilgi edinmeye yarayan güç”olarak sunulmuştur.

S-2-İnsan aklı, Onun bütün hayatının sorunlarını çözmede yeterli midir?

“Kızını kumarda kaybetti, yardım istiyor “(26 Şubat 2007 / Pazartesi milliyet),”Sigara-plastik-içki zararlıysa insanlar neden üretirler? “ “… sahneleriyle dikkat çeken Arzu Yanardağ Kendimi kullanılmış hissettim dedi. (16-3-2007 Hürriyet) “Taksiden indirip tecavüz ettiler .

Adana'da market sahibine "Sattığın bisküvi bayat, inanmıyorsan tadına bak" diyerek ilaçlı bisküvi yediren şahıs, market sahibi bayılınca kasadaki 600 YTL’ yi alıp kayıplara karıştı.” Hastane morgunda cinsel ilişkiye girdiği belirlenen F.S’nin” (30 Ağustos 2006 16:36 Haber 7 .com) “Baklavayı ucuza getirmek için fıstık yerine bezelye kullanıyorlar(20 ekim 2006 zaman)




“YÖ genel sekreterinin eşine 11 yıl hapis talebi ile pfsr tutuklandı”(10-12-2006 zaman)

“Yargıtay: Hakim ve savcılara trafik cezasını polis değil, yargı keser Yargıtay, trafik kurallarını ihlal eden hakim ve savcılara polisin ceza kesemeyeceğini, yaptırımın sadece yargı tarafından uygulanabileceğini açıkladı.(15 mart 2007 zaman)

“Ankara adalet sarayındaki Hakimlere eşek eti yedirmişler (Metin Arslan, Ankara)” SAHTE PLAKAYA DİKKAT Mahkemeye başvuranların büyük bölümünde mükerrer (sahte) plaka uygulamasından etkilendikleri de ortaya çıktı. 19 Şubat 07 Hürriyet




“Eş yardımıyla tecavüze 15 yıl ceza”(15 kasım 2006 hürriyet) “Güya Hollanda'da bir genç kız, annesi Kur'an okurken müziğin sesini kısmamış ve annesiyle tartışarak elindeki Kur'an-ı Kerim'i alıp yere atmış. sonra kız fareye dönüşmüş.Kızının kısmeti açılsın diye, türbeleri dolaştırıp mum yaktıranlar!.” Özürlüye te ederken yakalandılar”(01 Mart 2007 16:09 haber 7) “AIDS hastalarınca bu kürdanlar kullanılıp tekrar yerine konularak hastalık
bulaştırılmaktadır. oturur ve bir şeyin battığını fark eder. Kalkıp baktığında,batan şeyin, ucuna bir not iliştirilmiş bir iğne olduğunu görür. Notta: " Gerçek dünyaya hoş geldin, artik AİDS'lisin!" yazılıdır. Doktorlar iğneyi test eder ve AIDS virüsü taşıdığı ortaya çıkar Turan Açıkmeşe Adalet Bakanlığı Bilgi işlem Dairesi BaşkanlığıTetkik Hakimi* "Yürümesine yardım edeceğini söyleyerek 101 yaşındaki bir kadının yanına yaklaşan adam yaşlı kadını feci şekilde döverek cüzdanını çaldı.Zorlukla yürüyen kadına yardımcı olmak isteyen adama kendini bırakan yaşlı kadın adamın saldırısıyla neye uğradığını şaşırdı. Morat’ın cüzdanını ve ev anahtarını alan adam yaşlı kadına yumruk atarak Morat’ı yere düşürdü. Saldırı sırasında ciddi yaralar alan yaşlı kadın hastaneye kaldırıldı.(15 Mart 2007 / Perşembe Milliyet )

insan aklının vahiyden üstte değil ancak vahyin tespitlerini aramak, sağlamasını yapmak veya deneme-yanılma yoluyla tasdikine gitmek gibi bir konumda olduğunu görürüz adalet mekanizmalarına ya da ceza kanunla­rına bakacak olursak, bir çoğu insan aklının ürünü olan ceza sisteminin ortak bir payda­da buluşamadığını görürüz. Meselâ faraza v bile bile adam öldüren bir katilin cezası nedir diye sorsak türlü türlü cezalarla karşılaşırız. {Fransa'da 25 yıl hapis, Almanya'da 20 yıl hapis, İngiltere'de 15 yıl hapis, Türkiye'de müebbet, ABD'de idam, Çin'de kürek mahkumu olması -'" Japonya'da 5 yıl hapis, Şili'de 7, Rusya'da 10 vs.. Tip tip, türlü türlü cezalarla karşılaşırız. Üstelik idamdan müebbede dö­nen ülkeler için şu soru da sorulabilir: Şimdi­ye kadar idam doğru idiyse müebbet hak­sızlıktır. Yok ideal olan müebbetse şimdiye kadar idam edilenlere zulüm edilmiştir. Han­gisi adalet sayılacaktır

“iki aileyi alkol yıktı”(2-10-2005 sabah) “işadamlarını kaçıran polisli çeteye tutuklama (20-10-2006 zaman)



S-2-“Bilimsel gelişmelerin ortaya çıkmasında,İnsanlığın gelişmesinde dinin önemli rolü var mıdır?” Din ilmin ve aklın motorgücüdür “ne demektir?

Aklı kullanarak bilgiye ulaşmak önemli bir görevdir,insan merak eden sorgulayan,araştıran bir varlıktır.Böylece Allah ın varlığını daha iyi anlamış olur.Bilim insan ürünü ve sürekli gelişen ve yenilenen bir araçtır bu yönden hiçbir bilim dalında son söz söylenmiş değildir.Ayrıca bilim adamları her şeyi her yönden göremediklerinden gördükleriyle karar vermektedirler sonra eksiklerini diğer bilim adamlarına ve dallarına danışarak gidermektedirler,Çünkü bilim insan ürünüdür değişebilir.


S-1-Konu ve amaç bakımından din felsefe ilişkisini anlatınız?Soruları cevaplamada kullandıkları yöntem?

Yunanca "hikmet sevgisi" anlamındaki bu kelime, insanlığın düşünce tarihi için kullanılmaktadır.
Felsefenin başlıca üç bölümü vardır:1. Ontoloji (varlık)2. Epistemoloji (bilgi)3. Değerler Felsefesi. (Etik (ahlak) ve Estetik)
Varlık felsefesi, "Varlık var mıdır? Varlığın sebebi var mıdır? Eşyanın hakikati nedir?” gibi sorular üzerinde durur.Bilgi felsefesi, "Bilgi nedir? Eşya hakkında kesin bilgiye ulaşılabilir mi? Bilginin kaynakları nelerdir? Bilginin değeri nedir?" gibi soruları ele alır.Ahlak felsefesi, ahlakın menşeini, kurallarını araştırır. Estetik ise, sanatla ilgili meseleler üzerinde yorumlar yapar.
Dikkat edilirse, felsefenin araştırdığı konularla, dinin ele aldığı meselelerin çoğu aynıdır.Biri ilk insanla bunu başlatır diğeri 19.yy.ile. Yani, bu konular, aynı zamanda dinin de konularıdır. Ancak, din bunları vahiy merkezli olarak cevaplandırır ve söylenecek en son sözü bilimin kurallarını ve bulunacak sonuçlarıyla söylerken Felsefe sadece yanlışlanması mümkün görünenleri ele alır, bunlara cevap arar.

S-4-Din -bilim –akıl:Konu,amaç,sonuç birliği içinde olabilirler mi?Din İnsanı teknolojiye nasıl teşvik eder?

1- İnsan doğuştan kendisine kodlandığı:Ben kimim?nereye gideceğim?Ölüm den sonra ne olacak gibi anlam arayışına din bilim-akıl ile cevap verebilir.Din sayesinde kendisini ve çevresini tanıyan insan,Evrendeki sistem ve döngünün Allah tarafından yaratıldığını bilir.Bunu verilen düşünme ve yetenekleri sayesinde yapabilir.

2-Din insanı kısıtlamaz sadece bilime akla ve bilim adamına ilkeler koyar ,mesela yaptıklarını zararlı ve yıkıcı yönde kullanmak yerine iyi ve yararlı yönde kullanmasını ister ve buna sevap gözüyle bakar.

3-Üçü Cehaleti yener “Açık bırakılmış bir kapı;açık bırakanın vardırmak istediği yere çıkar ve O sizi Orada beklemektedir”

4- Din ise;Akla ve bilime teşvik ederek;Bunların ulaşamayacağı konular ve alemler hakkında bilgi verir insanı rahatlatır,On a gerçek doğruyu bildirir.Binlerce kafa sayısınca doğru kirliliğinden kurtarır insanı.Bilime teşvik eder ama bu teşviki nin sonunda varılacak gerçekleri de söyler ki insan bu teşvikçinin sözünün akıl ve bilimle test edildiğinde doğru olduğunu görsün ve inansın.Bunları araştırırken Onların mühendisini unutmasın!Kıymetini bilsin!

5-Din bilimi ve aklı insanı mutlu etmek ve ona değer vermek için araç olarak kullanır.Yaratıcısını tanıyan insan sürekli yararlı güzel işler yapmaya çalışır ya da yapar.Bunun sonucunda bilgi birikimi sürekli gelişir ve teknoloji yakalanır insan lar daha rahat bir hayata kavuşur

6-Din bilimi ve aklı insanın mutluluğu ve hayatı daha yararlı hale getirmesi düzleminde teşvik eder Çünkü Bulduğumuz veya bulacağımız gerçekleri yaratan düzenleyen sistemle yen Allah tır ve insanın bu ufka bakmasını ve bu hedefe varmasını ibadet sayarak ister.Sonra Bu insan Şunu anlar:”Bu Nasıl tesadüf ki hep Tesadüf ediyor”.Evrende tesadüfe tesadüf edilmez.

S-1-Anlam arayışı bakımından insan kendi kendine hangi soruları sorar?neden?

İnsan dünya yay geliş amacının ne olduğu?Evrenin nasıl işlediği-Ölümden sonra ne olacağı?Son mu başlangıç mı olacağı?gibi soruları insanlık hep kendine sorar olmuştur İşte burada bu sorulara cevap verecek üçlü ortaya çıkar Çünkü sadece bilim-sadece akıl bu sorulara tatminkar cevap veremez.



S-3-İslam dininin akla verdiği önemi anlatınız?

1-İslam, Düşünmeyi-araştırmayı ve doğru bilgiye varmayı emreder ,böylece Dini anlamayı ister.Yani İlahi içerikli gerçekler gene Aklın yardımıyla anlaşılır.

2-Kur an,İnsanın aklını kullanarak doğru bilgiye ulaşacağını kabul eder,Özgürce düşünmesini ister ve bu şekilde düşünmesinin önüne engel konulmamasını ve bilimsel bilgi olarak değerlendirilmesini ister.(Kazım Kare Bekir –Çerkez Ethem?,Atatürk e parayı ve Emirnameyi veren?Hintli Müslümanların gönderdikleri?Tarikat şr nedir?

3- Akıl dış dünyayı ve milyarlarca şeyi kavramamıza yarayan pencerelerimizdir.. İmam Gazali”Akıl göz gibidir;Kur an ışık gibidir Işık olmazsa göz görmez ve gerçek doğruyu bulamaz”der.

Allah,Şaşırmış,yanlışlara dalmış,azgınlamış,insanlığa Kur an ve peygamberlerle acımış karanlıklarda O na gerçek doğruyu iyiyi göstermiş böylece Ona şefkat ve merhamet göstermiştir.

4- İnsan,Allah ın Evrene koyduğu bilgileri aklı sayesinde kavrar bilir. Bu akıl data/Bilgi olmaktan ziyade buldukları gerçeklerden bu gerçeklerin sahibine gittiğinde değer kazanmakta ve Cennete layık hale gelmektedir..Örneğin Picasso nun resmi ne bakıp buradaki harikalığı biz Resme vermediğimiz gibi Evrenin her karesindeki harikalığı da evrene veremeyiz.

5-Eğer insan,hikmetle varlık alemi­ne baksa edip düşünse, gerçeklerin kendini çeşit­li biçimlerde tezahür ettirdiğini, aklı yeni kapıları açmak üzere davet ettiğini anlar. İmam Ca'fer , "Peygamber insanın dışındaki akıl, akıl insanın içindeki peygamberdir." der.Bu söz,Akıl aklettiğinde varacağı bilginin vahy ile gelen haber ve bilgileri doğrulamaktan başka olamayacağını anlatmak üzere söylenmiştir. Akıl bir ayna gibiyse vahy güneş hükmündedir. Aklın tek başına bir hakikati yan­sıtma gücü yoktur. Güneşten aldıklarını yansıtır. Ancak alabildiklerini doğru ve tümüyle yansıtabilmesi için ay­nanın temiz, parlak, üstünün lekesiz olması lazım. Üze­rini pas tutmuş ayna güneşten aldıklarını yansıtamaz.

6-Akıl kendi başına yol gösterici olamaz, aşkın bir kay­nağa ihtiyacı vardır;Çünkü bilgilendirici özne olmadan,nefsin istek ve tutkularının,nefsinin ve nefsi adına heva ve heveslerini ,haksızlığı,günahı,baskıyı,sömürüyü,yo zlaşmayı, mantıksal gösterebilir,mantıki açıklama getirebilir.Bu çerçevede akıl nefsin aşağılık isteklerinin sözcüsü, avukatı, temsilcisi olur.Bazen,istenen her şeyin aklın gereği olduğunu düşü­nürüz, hakikatte ise asıl isteyen nefstir, nefs-i emmaredir. Bu durumda akıl tutulması"olur.Bir kere akıl tutuldu mu,artık aklı özgürlüğüne ka­vuşturmak, onu bağlandığı istek ve tutkuların zincirle­rinden kurtarmak kolay olmaz. Denebilir ki çağımızda, akıl, kendini kısıtlayan bağ­ bağ­lardan kurtulayım derken yeni bir tutsak­lık içine girmiş bulunmaktadır.Bu da çok değerli olan aklın bir rehbere muhtaç olduğunu gösterir.

7-"Akıl" ile "zeka" farklıdır."Nefsin istekleri (heva)" ile aklın birer gerekleri de aynı değildir. Zeka, şu veya bu işi yapabilme.bece­risidir. Zeka olmadan hayatımızı devam ettirmemiz güçtür, zeka gereklidir, ama yeterli değildir. Akıl ise, başka bir gücün veya kaynağın desteğinde neyi^ niçin yapmamız gerektiğini bize öğreten, gösteren bir rehberdir. Zeka ,donanımlı bir arabaysa ise akıl sürücüdür.. Kapasitesi hayli yüksek olan bu araba sayısız beceri ve maharetle donatılmıştır.Bu araba,Mesela saatte 250 km. hız yapabilsin Fakat arabanın bu yüksek donanımı ve olağanüstü ka­pasitesi kendi başına bir anlam ifade etmez; bunları kul­lanacak bir sürücüye ihtiyaç vardır. İşte akıl bu konumdadır. Sürücü arabayı alır uçuruma doğru da sürebilir, me­safeyi kat ederek hayırlı ve faydalı bir yere de gidebilir. Akıl bu anlamda rehberdir, sürücüdür ama yol haritası, kroki başka mahiyettedir ki, vahy; kendi içsel varlığımız, anlam dünyamız, varlık, bilgi ve başlangıç' ile son konusunda bize verilmiş bir yol haritasıdır, Akıl olmadan bu yol haritasındaki güzer­gahları takip etmemiz mümkün değildir.

8-Modern çağda insanın yüksek kapasi­tede ve son derece donanımlı olduğunu, zeki işler yaptığını söyleyebiliriz. Ama mo­dern insan akıllı değildir. Akıllı olsaydı bu küresel düzey de haksızlıklar vuku bulmaz, ekolojik denge bu ölçekler­de tahrip edilmez, canlı hayat tehdit altına girmezdi.

9-Akıl, Allah'ın bir bağışı olarak kalbin nurudur, Allah'ın nuruyla akleden bir kalb sevgi, merhamet, bilgi ve şefkat yatağı olur.

10- İslam dini,kaynak olarak vahye dayanmakla beraber, akla çok büyük önem verir. Fakat aklı her şey olarak da görmez. Zira, akla dayanan felsefecilerin birbirinden farklı neticelere varmaları ,dünya da ki baskı,kargaşa,cinayet ve ölümler,farklı doğruların olması da gösteriyor ki, akıl kainatın bütün sırlarını çözmek için yeterli değildir. Görme olayında gören bir gözle beraber bir ışığa da ihtiyaç olduğu gibi, gerçekleri görmek için de akıl gözüyle beraber vahiy güneşine ihtiyaç vardır.Çünkü Aklı bazen yanılabilir,kendine ipek böceği gibi koza örebilir.
11- "Akıl mı, yoksa vahiy mi?" şeklindeki bir soru karşısında bir Müslüman "vahyin rehberliğinde akıl" formülünü nazara verir. Yani, ne akıldan vazgeçer, ne de vahiyden. Aklına sahip çıkar, fakat özellikle metafizik konularda mücerret akılla yola çıkmaz, vahyin ışığında aklını kullanır.
12-- Metafizik konularda sadece akılla yol alanlar, gecenin karanlığında önünü aydınlatmaya çalışan ışık böceğine benzer. Vahyin ışığında gidenler ise, gündüz aydınlığında uçan arılar gibidir.
13-Felsefeciler Aklın öğrencileri olup,Tıkandıklarında ya da düşündüklerinde din bunlara ibadet düzleminde motor güç olur,yapılanları ibadetleştirir.Düşünmeyi-hikmeti teşvik eder..

14- Felsefecilerin ve bilginlerin hikmete ermeleri, buluşlar yapmaları,bu düşünen beyinlerin vahiy güneşine kapalı kalmamaları gerekir.. Yoksa, ömürleri ruhsuz, sönük, soğuk,öğrenilenler zulm-baskı-huzursuzluk-tecavüz-pazarlanan vücd lara sebep olacaktır..
15-Allah ın varlığının delillerini anlamak için Akla büyük iş düşer. Kainat kitabına İlahi ilim ve hikmetle yerleştirilen ince manaları araştıran insanlar O nun aklının külliliğini-sınırsızlığını anlarlar.

16-.İnsanı, diğer canlılardan ayıran özellikleri;aklı,düşünebilmesi ve öğrenebilmesi dir.Bu özelliklerinden dolayı cennet veya cehennemle sorumlu tutulur;dolayısıyla aklı olmayanın dini /dinsel sorumluluğu da yoktur.Mesalafeliler,akıl nimetine sahip olmadıklarından yaptıklarından sorumlu tutulmazlar.!Çünkü din akıllı olanlara

17- Allah insanın inanmasını sağlamak ve O nu ikna/tatmin etmek için akli delillere(kanıtlara)sebep gidiş ve sonuçlarını belirterek başvurur.Örneğin:Kur’an da:Göklerin,Ay’ın,yeryüzünün,insanın, ve diğer varlıkların yaratılışından biçimlerinden ve şekillerinden bahsetmektedir.Alemde varolan eşsiz düzen ve intizama/sisteme insanların dikkatlerini çekerek bunların boşu boşuna yaratılmadığını,kendiliğinden oluşmadığını ele alarak insanı ikna,imana ve ibadete davet eder.

18-“ …düşünemiyor musunuz?(Bakara 44) “..Bunu düşünemiyor musunuz?(Ali İmran 65) “ Buna aklınız ermiyor mu?(Enam 32) 24-Denizlerde yüzen, dağlar gibi iri gemileri ,yüzmesinin sistemini kuran O dur. 19- Acı ve tatlı sulu iki denizi birbiri üzerine salarak yanyana getirdi.20- Ama aralarında birbirlerine karışmalarını önleyen bir engel vardır.(Rahman suresi)

19- Ona düşüncesini açıklamayı öğretti.5- Güneşin ve ayın konumları ve hareketleri belirli bir hesaba dayanır.6- Bitkiler ve ağaçlar O'nun buyruğuna boyun eğerler.7- O, göğü yüksek yarattı ve evrene dengeyi koydu sakın dengeyi bozmayın!. 17- O iki doğunun da Rabbidir, iki batının da. 33- Ey cinler ve insanlar, eğer göklerin ve yerin sınırlarını aşarak kaçmaya gücünüz yetiyorsa kaçınız. Fakat ancak özel bir gücünüz varsa bunu başarabilirsiniz. 60- İyiliğin, iyilikten başka bir karşılığı olabilir mi? 59- Peki, Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz?(Rahman)

“Acaba aklınızı kullanıp düşünmeyecek misiniz?"Hud 52) Bunun yanlış olduğuna aklınız ermiyor mu?" derler.(Bakara 76) “190- Göklerin ve yeryüzünün yaratılışında, gece ile gündüzün birbirini kovalayışında derin düşünceliler için birçok ibret dersi vardır.(Ali İmran190)

“3- Yedi göğü tabakalar halinde yaratan O'dur. Rahman'ın bu uyarmasında bir düzensizlik bulamazsın. Gözünü bir çevir bak, bir çatlak görebilir misin?4- Sonra gözünü iki kez daha döndür bak. Göz aradığı kusuru bulmaktan umudu keserek yorgun ve bitkin bir halde sana döner.5- And olsun biz, dünyaya en yakın göğü lambalarla donattık. 15- Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. kuşları görmezler mi? Onları havada Rahman olan Allah'tan başkası tutmuyor; 21- Allah, rızkını tutacak olursa size rızk verecek kimdir? 23- De ki: "Sizi yaratan, size kulaklar, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne az şükrediyorsunuz."(Mülk Suresi)

“Deki,Yeryüzünde gezin sonra peygamberleri kabul etmeyenlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın.(Enam11)buyurarak geçmiş milletlerden ve medeniyetlerden kalan eserlerden ibret almamızı

”Onlara Allah’ın indirdiklerine uyun denilince,hayır biz atalarımızdan gördüklerimize uyarız.”derler.Peki ya ataları hiçbir şey düşünemeyen(beyinsiz) doğru yolu bulamamış kimseler idiyse de mi atalarına uyacaklar”(Bakara 170):İnsanın süregelen alışkanlığıdır en zor değiştirebildiği,Atalarından miras kalan düşünce,fikir,Gelenekler akıl süzgecinden geçirilmeden diğerlerine ve sonrakilere aktarılır.K.K bunu düşünerek kabul edilmesini istemektedir.Bu şekilde körü körüne taklitçilik yasaklamıştır.K.K.bir şey bilmeden körü körüne ataların dediklerini yapmayı yasaklar.

İslam dini düşünmeyi(tefekkürü)nafile ibadetten daha üstün saymıştır.”Alimin uykusu,cahilin ibadetinden daha üstündür”/bir saat düşünce üretmek nafile ibadet etmekten daha üstündür.”/Bilgin insan,bir problemin cevabını bulmak için aklını kullandığında;doğru sonuca ulaşırsa iki sevap,yanlış sonuca ulaşırsa 1 sevap alır”. İslam dininin emir ve yasakları%95 oranında akılla anlaşılır ancak bir kısım emir ve kurallar akılla kavranamadığı için akıl O bölgelere ulaşamaz

S-4-K.K.’nin ilk indirilen beş ayetinin anlamını yazarak kısaca açıklama yapınız?

“Yaratan Rabbinin adıyla OKU!O insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı.Oku insana bilmediklerini belleten kalemle(yazmayı) öğreten Rabbin en büyük iyilik sahibidir.”(Alak S.1-5)..Burada Allah,Oku!derken evrendeki ve kendi vücudundaki enteresanlıkları oku!araştır! demektedir.

S-5--Kuran-ı Kerime göre,Allah’ı insanlar arasında en çok tanıyan bilen kimlerdir?ilgili ayeti yazınız?

“..Kulları içinde sadece bilginler(Alimler) Allah’tan gerçek anlamda korkarlar/Allah ı n gücünü ,kuvvetini anlarlar”(Fatır S. 28)Kur’an Evren ve yaşam kitabının yazılı hali,evren ise Kur’an ın sözsüz halidir.K.K. de okuduğumuz evren kitabının sayfaları o kitabın tüm sayfalarının sadece bir bölümüdür.Bilginler bu şaşırtıcı kitabın bölümlerini araştıran kimselerdir.O Yüzden onlar Allah’ı gerçek anlamda bilirler.O nu sanatının eserleri ile bilir,kavrarlar.Yaratıcılığının özelliklerini gördükleri için onun ululuğunun gerçek anlamda bilincine varırlar.Bundan dolayı ondan gerçek anlamda korkarlar,gerçekten sakınırlar ve O’ na gerçekten kulluk ederler.Onların Kulluğu evrenin görkemi karşısında belirsiz heyecana kapılan geçici heyecan değildir.Bilginlerin kulluğu hakiki kulluktur.



S-6-İslam dinin objektif evrensel akla verdiği önemi bir ayetle açıklayınız?

“Yeryüzünde dolaşın peygamberleri yalanlayanların sonlarının nasıl olduğuna bir bakın”(Enam S.11/Nahl S.36)

A)-Peygamberlerin getirdiği evrensel doğruları kabul etmeyen insanların düştükleri acıklı sonuç bu ayette anlatılır.( Diz üstü çökmüş olarak öldükleri, hayattayken perişan oldukları,Mekke’yi yıkmaya gelen fil ordusunun başına gelenler.gibi...)

B)-Peygamberler, insanlığın mutluluğu için değişmez doğruları insanlığa ,öğretmeye çalışmışlardır.Tarihe baktığımızda,İnsanlık çoğu zaman ahlaksal ve erdemsel değerlere önem verdiklerinde mutlu,huzurlu olmuşlardır. Tarihte yaşamış medeniyet ve sistemlerde ,Allah ın dışındakiler,insanlığı mutlu etmek amacıyla ortaya çıktıkları halde hep insanlığa kan kusturmuş,milyonlarca can/hayat bir düşünce uğruna feda edilmiş/edilmekten çekinilmemiş.ahlakın ve manevi değerlerin önemsenmediği bu sistemlerde: insanlara:zülüm,baskı,işkence vs. Yapılmıştır..Çünkü insanlarda hem iyilik potansiyeli hemde kötülük yapma potansiyeli vardır.Eğer insanın aklına doğru yol gösterilmezse bu akıl evrendeki en vahşi yaratıktan daha vahşi olabilir (insanlık birbirinin kurdu olur);Eğer bu akıl erdemsel ve üstün özelliklerle donatılır,mükemmel insanı oluşturmak için kullanılırsa,işte O zaman insan meleklerden dahi üstün olabilir. Eğer insanlık iyi yönde eğitilmezse akla hayale gelmedik kötülükler ortaya çıkar/artar.Netekim,Bizans devletin de ,Fakir/zayıf insanlar arenalarda aç bırakılmış arslan lara atılır,diğerleri seyrederlermiş.Kapkaç/acımadan,gözünü kırpmadan diğerinin hayatını sonlandırmak gibi...İşgal edilen yerlerdeki gibi...

Doğmatizm nedir?İslam dogma olabilir mi ?Neden olamaz?

s-1-Doğmatik ne demektir?Hangi anlamalara gelir?Hangi
dinler için geçerlidir?Neden ilk anlamında,İslam dini için geçerli olamaz?a-körü körüne sorgulamadan inanmak b-mutlak doğrudur
c-Temelde skolastik bir anlayıştır, asla değişmeyeceği ,bu bilgilerin mutlak hakikat olduğunu, inceleme, tartışma yahut araştırmaya ihtiyacın olmadığını savunan anlayışa dogmatizm denir. Kendi fikir ve iddiasının mutlak doğru olduğunu ileri süren her kişi veya sistem dogmatiktir. Dogmatizmin karşıtı septisizm"İleri sürülen düşünce ve ilkeleri araştırmadan, kanıt aramadan, incelemeden, eleştirmeden, tartışmadan doğru ve mutlak hakikat sayan anlayış" olarak da tanımlanabilen dogmatizm her devirde ilerlemenin, gelişmenin karşısında durmuştur. Dogmatizm'in Türkçe'deki karşılığı bağnazlıktır. Aynı mantıkla evrendeki tasarımdan da bir Yaratıcı'nın varlığını çıkarsayabiliriz. Ama o Yaratıcı'nın doğası, bilimin alanına indirgenemez. Anayasanın ilk üç maddesi değiştirilemezse doğmatik midir?

İslam Ve Dogmatizm
1-"Kur'an İnsanlara hitap ederken hiç bir yerde 'dogmatizm' eseri görül­mez. Çünkü Kur'an, ancak insanın şuuruna, akıl ve muhakemesine hitap eder (....)İnanç konularını dahi eleştirel sorgulayıcı şekilde ele alırken nasıl dogmatik olur!

2- İslam Evreni ve içindeki bilim yasalarını yaratanın katından olduğu için İnsanların bilim konusunda söyledikleri ilk aşamaya teşvik ederek tüm bilimlerin en son varacağı ilkeleri her boyutuyla varlığı kavrayan Allah söylemiştir.Bu Bilgi yarışmasına katılmadan önce sonucu söylemek gibidir,Ama bunun test edilerek bu sonuca ulaşılması ve hedefe varılması istenir ve hedef gösterilir.

3-Bilimin değişebilirliği ve son sözü söylememiş olduğu bir ortamda sanki Din bilime ve bilimsel gelişmelere engelmiş gibi körü körüne sorgulamadan inanmak anlamına gelen bu insafsızca yakıştırmayı nasıl yapabiliriz!

4- Müslümanlıkta ahlaki vazifeler, dine dayanmakla birlikte akıl yine en büyük bir konum tutar!

Çünkü İslam'ın temeli akıldır, bütün hitapları akla yöneliktir. İslam'da dogma' yoktur. İslamın,öğrettiği hüküm ve kuralları serbest münazara ve tartışma ,araştırma sonucu kabul edilmesi bu dinin en önemli temel kuralı ve amacıdır

5-Aklı olmayanın dini olmaz”diyen bir din nasıl dogma olur!

6- Kur an in 750 yerinde ,”Aklı kullanmak ibadet sayılırken,”İslam nasıl dogmalara teslim olur!

7-İslam dogmalardan ibaret sayanlar,

dır.......