1962 sonu... Nâzım Hikmet, 2 yıllık eşi Vera Tulyakova ile Paris’e gitti.
Paris, balayını geçirdikleri kentti.
Bir İtalya gezisi dönüşünde uğramışlardı Fransız başkentine... Orada dostlarla buluşacaklardı:
Abidin ve Güzin Dino’yla...
Avni Arbaş’la... Hıfzı Topuz’la...
Aragon’la, Picasso’yla, Regis Debray’la...

Yemekler ve merdivenler
Nâzım’ın kalbi tekliyordu. Doktorlar yemeği abartmamasını, merdiven çıkmamasını tembihlemişlerdi.
İkisine de aldırmadı. Nasıl aldırabilirdi ki?
Şakir Eczacıbaşı İstanbul’dan koca bir sepet içinde nevale göndermişti:
Lakerda, uskumru dolması, midye dolması, kirli hanım peyniri, lor, turşu, çiroz...
Saint Severin Kilisesi’nin karşısına sofra koyup hepsini yemişler, yerken memleketi yad etmişlerdi.
Merdivene gelince...
Abidin Dino’nun yeni resimlerini görebilmek için 5. kattaki atölyesine çıkmayı göze almıştı Nâzım... Yaşar Kemal’in koluna girip ağır ağır tırmanmıştı basamakları...
Peş peşe yaşadığı bu iki şenliği o yılbaşı yazdığı bir şiirde buluşturmuştu:
“Saint-Michel rıhtımında beşinci kattan çıkar yola
Yüzer bacaların üstünde Dino’ların tavan arası
Burası ölümsüz dostlukların gemisi
Tuallerde Antibes denizi cıvıl cıvıl,
Ve sofrada midye dolması İstanbul’umdan
Ve duvarda ‘Ah!’ın iki gözü iki çeşme
Ve Güzin ablam zeytin dalıdır
Verusam püsküllü mısır
Abidin dümeni Güneydoğuya kıvır
Varalım Emirgan’a...”

Saman sarısı saçlar
Ölümünden sadece 6 ay önceki o son Paris gezisinde, Bedri Rahmi ile de buluştu Nâzım...
Bedri Rahmi, Amerika’dan bir ses kayıt cihazı ve kamera ile dönmüştü.
Nâzım, can dostunun makaralı teybine 56 şiirini okudu.
Zar zor tamamladığı bu ses kaydını, ona emanet etti.
Kameraya da renkli film konmuştu. Bedri Rahmi, dönüş yolunda gemi güvertesinde eşi Eren’i çektiği filmin peşine, Paris’te Nâzım ile Vera’nın görüntülerini kaydetti.
Yeni evliler, Quartier Latin’de, Saint Michel Bulvarı’na yakın Hotel D’Albe’de kalıyorlardı. Çekimler o odada yapıldı.
Bunlar, Nâzım’ın ilk ve son renkli görüntüleriydi.
Şairin o yılki şiirinde bahsettiği “saman sarısı saçlar” ile “mavi kirpikler” de böylece ilk kez renkli kaydedildi.
Bedri Rahmi, Nâzım’la genç eşini görüntüledikten sonra kamerayı Vera’ya verdi. Vera da Türk edebiyatının bu iki büyük ustasını birlikte çekti. O sırada Nâzım, Bedri Rahmi’yi bir çocuk gibi kucağına yatırmış, burnunu kaşıyordu.

Film ortaya çıktı
O Paris gezisinin sesleri ve görüntüleri Nâzım’ın yasaklı olduğu yıllarda Türkiye’ye girdikten sonra 50 sene saklandı. Kimi zaman bir yüklükte, kimi zaman merdiven altında...
Zamanla Nâzım, Bedri Rahmi, son olarak da bantları çekmecesinde saklayan Bedri Rahmi’nin oğlu Mehmet vefat etti. Bu eşsiz arşive Bedri Rahmi’nin gelini Hughette Eyüboğlu el attı. Nâzım’ın kendi sesinden şiirleri, kaydedildikten 50 yıl sonra ocakta Yapı Kredi Yayınları ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından “Büyük İnsanlık” adıyla yayınlandı.
Nihayet Nâzım’ın Vera’yla renkli görüntüleri de geçen hafta İş Bankası Kültür Yayınları arşivine kazandırıldı.
İşte bu fotoğraflar o filmden ilk kareler...
Dün 48. ölüm yıldönümünde andığımız büyük şairin ilk renkli görüntüleri olarak tarihe kaydedildiler.






Can Dündar