10 Sayfadan 5. İlkİlk ... 34567 ... SonSon
Toplam 93 sonuçtan 41 ile 50 arası gösteriliyor
  1. #41
    [QUOTE=EZEL;1391008]
    Alıntı mermaid Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    şimdi arkadaşım burada yazdıkların bana ilginç geldi çünkü:demişsin ki..her insan bir misyon sahibi olarak gönderilmiştir...marianın görevi fitne çıkarnaktır ona sınanmak yoktur demişsin..bunu neye dayanarak diyorsun??insanların yaradılış gayesinde Allah'ı tanımak emir ve yasaklarını öğrenip onları uygulamak var ise elbette marina denen şahıs ta bir gün olur bu emir ve yasakları öğrenip hayatına tatbik edebilir..neden onu bu fırsattan devre dışı konuma atıyorsun...verdiğin misaller ile anlatmaya çalıştığın kader konusu çelişiyor...
    burada da demişsin ki kötülerin çoğuna isyan ettiklerinden dolayı mal verir ev verir...peki o zmaan kötü olup ta hiç bir serveti olmayanlar ne??onlar boşuna mı kötülük yapıyor..yoksa kötülerinde kategorileri mi var??gerçekten örneklerin çok ilginç pek bi sonuç çıkaramadım verdiğin örneklerle anlatmaya çalıştığın kader konusundan...
    herkes kötü ya da iyi olsaydı ne anlamı kalırdı yazamışsın..peki bir üstte vurguladığım belli misyon için doğan insanlardan olan marina örneği ne olacak o hep kötülüğün maşası olarak kalacak??
    umarım anlatabildim demişsin ama çok karışmış anlattıkların...yine de emeğin için teşekkürler fakat kader ve yaşam konusunu tekrar gözden geçir...
    verdiğim örneklerden bunu çıkardıysan anlamamakta ısrar edıyorsun demektır..adı üstunde ornek..çelişkı falan yok açık ve net hepımızın gorevı var..bu konuya sanıyorumkı 4-5 kere yazdım hepsını okusaydın yazdıklarımın bölük börçük yanlış anlamlar çıkartmazdın..madem öyle kısaca tekrar anlatayım .ben kesin bir şekilde şu şöyle olur demedim.dünyada oldugumuz için halıyle sınanmamızın çoğu dünya malı ile olacaktır..en zoruda buna karşı koymaktır,bu illa zenginler kötü fakirler mağdur ve imanlı demek değildir..kısıtlı örnek verdim okadar.gerçeği hepimiz görüyoruz eğerki parası çok olanlar(buyuk kısmı ) iyi yerlere kullanmış kendilerini düşünmemiş olsa idiler ,bugun herkes eşit paylaşır aç yetim kalmazdı değilmi..dünya kötülerin kıskacında olmasa mutlu ınsanların sesi fazla çıkardı ..kıyamet alametlerıde bu zamanlar oldugu için beni doğrulayacaktır.gözden geçirecek birşeyim yok evet daha cok yolum var ama bu konuda düşüncem ıspatlı ve sabıttır değişmez sözlüğüm kurandır cunku..
    dediğim gibi derinine inemiyceğim biryer var benim ilim ve din seviyemde olanlar ancak anlayabılır sakın küçümseme vs algılamayınız..bu şuan bir sırdır herkesin akli ihtiyari kaldıramaz bu yüzden çelişki dediğiniz şeyi ılk cumlemden benim gibi olanlar anlamış bulunmakta..

    marina örneğine gelince ona yüklenilen maşa olmaksa eğer iradesini kullanabilir doğru yolu bulabilir..ama unutmayın ki dünyadaki herkes insan değil

    şeytanın askerlerini,hızırları,mehdileri,rahmanii varlıkları unutmayalım görev dediğim nokta Allahtandır..vardır bi bildiği ki böyle yaratmış bize boyun eğmek düşer..

    şüphesiz ki o bizim içimizdeki gizleri bilir..





  2. #42
    [...kıyamet alametlerıde bu zamanlar oldugu için beni doğrulayacaktır.gözden geçirecek birşeyim yok evet daha cok yolum var ama bu konuda düşüncem ıspatlı ve sabıttır değişmez sözlüğüm kurandır cunku..[/COLOR][/SIZE]
    [B][SIZE=4][COLOR=#8b0000]dediğim gibi derinine inemiyceğim biryer var benim ilim ve din seviyemde olanlar ancak anlayabılır sakın küçümseme vs algılamayınız..bu şuan bir sırdır herkesin akli ihtiyari kaldıramaz bu yüzden çelişki dediğiniz şeyi ılk cumlemden benim gibi olanlar anlamış bulunmakta..[/QUOTE]

    Merhaba,
    bir baska konu basligindada bu tezi ileri sürmüstünüz, bende sizden bu konuyu biraz acmanizi rica etmistim. Simdi yazdiklarinizdan bu konuyu sadece belirtip ama aciklik getirmeyeceginizi anliyorum. Öncelikle tabiki karariniza saygi duymak zorundayiz ve ben kendi adima duyuyorum. Fakat sizi elestiriyorum. Saygi duymam elestirmeme engel degil. Eger bir sey sirsa (siz sir oldugunu söylüyorsunuz), o zaman ipucu verilmez. Kendi adima zaten herhangi bir seyin sir oldugu kanisindada degilim. Ayrica savundugunuz veya aciklamaktan kacindiginiz bu olmust bitmistir simdi sanal tekraridir tezini biliyorum, daha önce kendi dayimdan duydum. Kendisi meshur bir yere baglidir onyillardir. Bunun yani sira Abdülkadir Geylani Hz. kitabini okuyanlarda, eger zihin kitligi yoksa, ayni seyleri onunda söyledigini bilir. Yani sir degil, sadece aciklanmasi biraz daha zor olan bir durum. Cünkü insan düz mantiga megillidir. En kestirmeden gitmeyi sever ve bu yüzdende (hakli olarak) kendine sorar: mademki hersey olmus bitmis, mademki benim burada kendi iradem söz konusu degil, ben neyin pesindeyim???
    Sizi baska bir yönden daha elestirmek istiyorum. Elbetteki manevi seviyenizi ölcmek veya tartismak bize düsmez. Ben bunun ölcüsününde oldugunu zannetmiyorum. Ama mademki sizi KURAN ispat ispatliyormus, lütfen bize en azindan Kuran´dan ayet gösterirseniz, bizde o ayetleri okuyarak, kendi akil süzgecimizden gecirerek bir seyler ögrenebiliriz. Bilgi paylastikca cogalir. Mademki KURAN´da yaziyor, o halde zaten bizler icindir.
    Buraya kadar yazdiklarimdan asla böyle bir seyi reddettigim cikarilmasin. Halazir ariyorum, arastiriyorum, daha dogrusu ruhumu sakinlestirecek, teskin edecek ve akliminda huzur bulacagi olabilirligi ariyorum.

    Sevgilerle...

  3. #43
    --- Sonraki mesaj ---

    Alıntı
    [B
    Nickli Üyeden Alıntı
    Merhaba, [/B]
    bir baska konu basligindada bu tezi ileri sürmüstünüz, bende sizden bu konuyu biraz acmanizi rica etmistim. Simdi yazdiklarinizdan bu konuyu sadece belirtip ama aciklik getirmeyeceginizi anliyorum. Öncelikle tabiki karariniza saygi duymak zorundayiz ve ben kendi adima duyuyorum. Fakat sizi elestiriyorum. Saygi duymam elestirmeme engel degil. Eger bir sey sirsa (siz sir oldugunu söylüyorsunuz), o zaman ipucu verilmez. Kendi adima zaten herhangi bir seyin sir oldugu kanisindada degilim. Ayrica savundugunuz veya aciklamaktan kacindiginiz bu olmust bitmistir simdi sanal tekraridir tezini biliyorum, daha önce kendi dayimdan duydum. Kendisi meshur bir yere baglidir onyillardir. Bunun yani sira Abdülkadir Geylani Hz. kitabini okuyanlarda, eger zihin kitligi yoksa, ayni seyleri onunda söyledigini bilir. Yani sir degil, sadece aciklanmasi biraz daha zor olan bir durum. Cünkü insan düz mantiga megillidir. En kestirmeden gitmeyi sever ve bu yüzdende (hakli olarak) kendine sorar: mademki hersey olmus bitmis, mademki benim burada kendi iradem söz konusu degil, ben neyin pesindeyim???
    Sizi baska bir yönden daha elestirmek istiyorum. Elbetteki manevi seviyenizi ölcmek veya tartismak bize düsmez. Ben bunun ölcüsününde oldugunu zannetmiyorum. Ama mademki sizi KURAN ispat ispatliyormus, lütfen bize en azindan Kuran´dan ayet gösterirseniz, bizde o ayetleri okuyarak, kendi akil süzgecimizden gecirerek bir seyler ögrenebiliriz. Bilgi paylastikca cogalir. Mademki KURAN´da yaziyor, o halde zaten bizler icindir.
    Buraya kadar yazdiklarimdan asla böyle bir seyi reddettigim cikarilmasin. Halazir ariyorum, arastiriyorum, daha dogrusu ruhumu sakinlestirecek, teskin edecek ve akliminda huzur bulacagi olabilirligi ariyorum.

    Sevgilerle...


    [COLOR=#8b0000]sevgili kardeşim
    yazdıgın hıcbırsey benı rahatsız etmedı..dogru sorular.ama ınce bır detay atlıyorsun..senın zemının var sana sır gıbı gelmez belkı anlatsam normal karşılar aaa evet dersın ama bunu ulu orta soylesem hıc bılgısı olmayan yada aksını düşünenlerın aklinın ıhtıyari kalkar okadar vebal alırım..kula düşen tebliğdir derıne ınmeden ..anlıyabıleceklere uygun sekılde anlatırım.amanda bunu bır ben bılıyımın derdınde olsam senın ıpucu benım olması gereken dedıgım bılgıyı hiç vermezdım..
    gerekli ıspatları bılgılerı de burda pat dıye veremem.bu Allah ın işidir bende bunu ağır sınanarak ısyan noktasındakı ınce cızgıye basmak uzereyken ogrendım..zemınım vardı bırı dedı ben sora sora soyledım ve o kişide bana dedıkı lutfen bunu ulu orta anlatma ..sebeblerı sıraları mantıgım aldı..şimdı evet senın zemının var anlatsam anlarsın ama bunu paylaşabılırlık oranın cok yuksek..ıyınıyetlıde olsa bunu burda paylaşırsın anlayan anlamayan herkesle ve ne olur aklı karışanlar,ımanı yetmedıgı için bunalıma gırenler,sana agır dılle eleştırı getırıp sana hakaret edenler moralını bozanlar,aa nasılsa boyleymiş dıyıp ıbadetını bırakmak ısteyenler yanı herkes ıstedıgı gbı anlayacak..ona bakılırsa Kuranda ve dunyada bırcok ıspat var hepımız goruyoruz ama hangımız anlıyıp uyguluyoruz..yanı burda benım sana ve sıze bır ıspatta bulunmam hiçbirşeyı değiştırmeyecek..ben burda sadece bılgı verırım...ön bilgi..derine inmek ısteyenlere(bunu kaldırabılceklere) ınanırsam bunu paylaşırım..cunku dedımya hepımızın gorevı var benım gorevım bunu ogrenmektı..onun gorevı bunu bılmeden yaşamak olabılır.ben buna etkı edemem ettırmez Rabbim zaten ..

    size şöyle bırşey söylıyım bılım adamları tarafından kanıtlanmış bır gerçek:

    beynımızdekı şuur noktasına bız bırşeyi secmeden adım atmadan ıstemeden
    7 saniye önce şunu seç şunu yap gıbı bır emir bildirisi düşüyor yani iraden ıle seçmıyorsun seç emri gelıyor...
    şimdı düşünün bız bırer kuklayız..sınandıgımız nokta ise,Yukarıdan gelen bela ve sevinçte isyan ve şükür noktalarımız....

    [B]bu sana yeterlı olucaktır kardeşim..

  4. #44
    Alıntı inanç1 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    buradaki ve çevremdeki çoğu insan yaşadıklarımızın kaderimiz olduğunu söylüyor bu gerçekten böylemi
    benim buna aklım ermiyor yani allah neden bazılarına ayrıcalık yapsın neden biri yatlarda katlarda yaşar ken biri ekmek bulamıyor neden biri başını secdeden kaldırmazken sıkıntı içinde biri hiç alnını secdeye koymazken bar pavyon zevki sefa içinde eğer bu bizim kaderimizse neden birilerine ezilme birilerine ezme kaderi yazdı neden neden neden bu nedenleri çoğalta biliriz eğer nedenlerin nedenini bilen varsa lütfen beni ve benim gibi düşünenleri aydınlatsın kader nedir?

    --- Sonraki mesaj ---

    galiba kimsenin cevabı yok
    Allah hiçbir kuluna ayrıcalık yapmaz.
    Olmuş ve olacağı Allah önceden bilir.Kul yapar Allah bilir.İnsan iradesi yok sayılmıyor buna dikkat çekelim..
    Kaderde ölüm,doğum anne-baba değişmez
    İnsan yapmış olduğu kötü seçimleri kadere yükleyemez çünkü kişinin önünde seçenek vardır ama seçimini kişi yapmıştır..O yüzden kaderin kaderi vardır denmesi yanlış olur..
    Yazdıkalrımda bir eksiklik varsa tamamlayın olurmu?

  5. #45
    ....beynımızdekı şuur noktasına bız bırşeyi secmeden adım atmadan ıstemeden
    7 saniye önce şunu seç şunu yap gıbı bır emir bildirisi düşüyor yani iraden ıle seçmıyorsun seç emri gelıyor...

    şimdı düşünün bız bırer kuklayız..sınandıgımız nokta ise,Yukarıdan gelen bela ve sevinçte isyan ve şükür noktalarımız....

    [B]bu sana yeterlı olucaktır kardeşim..

    Zahmet edip ayrintili izahin icin cok tesekkür ederim. Elestirimi ciddiye almaniz beni sevindirdi.
    Evet yukarida alinti yaptigim bilgiye bende sahibim. Zaten hem dini bilgimin ve hemde bilimsel aciklamalarin isiginda bu konu beni cok ilgilendiriyor. Bu yüzden sizden konuyu biraz acmanizi rica etmistim. Aslinda kanim suki, bizlerin (düz mantik) tezat olarak gördügüm seyler, tam tersine mantigin ta kendisi. Fakat sizinde belirttiginiz gibi, bazen tembelligimizden, bazen kapasite yetersizliginden, bazen isin kolayina gitmemizden ve maalesef en kötüsüde cogumuzun gereksiz korkularindan ötürü yeni kesfettigimiz/ögrendigimiz bir seyleri hemen red etme cabasindayiz.
    Bir seyi daha belirtmeden gecmek istemiyorum. Sizin yazdiklarinizi az cok kavriyor ve anliyorum. Bir evvelki mesajimdada belirttigim gibi bu konuyu daha derin acmak istemeyisinizin sebeplerinide kabul ediyorum. Ama görüs farkliligi iste Ben bu konuda sizinle görüsbirliginde oldugum halde, sectigim yol daha farkli. Bunu imzamdan zaten cözebilirsiniz. Ben suna inaniyorumki, tabiki her bizden cikan fiilin vebali bize aittir. Fakat eger bildiklerimi hep vebal korkusu ile kendime saklarsam, sanki cimrilik etmis veya haksizlik etmis gibi hissediyorum kendimi. Zaten sundan adim gibi eminimki, insanlar zaten her seyi istedikleri gibi anlayacaklardir ve öylede yapiyorlar. Benim daha dogrusu hepimizin anlattiklari veya paylastiklari zaten karsimizdakinin anladigi ölcüde olabilecektir.
    Tekrar tesekkürler ve
    Sevgilerle

  6. #46
    anladıgına sevındım ama son kısım oyle degıl cımrılık vs degıl bendekı sen anlamazsan kım anlıycak bukadar yaklaşmışken boyle düşünme..

  7. #47
    Alıntı mermaid Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    anladıgına sevındım ama son kısım oyle degıl cımrılık vs degıl bendekı sen anlamazsan kım anlıycak bukadar yaklaşmışken boyle düşünme..
    Lütfen, simdi siz beni yanlis anladiniz. Kesinlikle böyle bir seyi ima bile etmedim. Ben bunu kendim icin kullandim
    Dedigim gibi sizin sebeplerinizi anliyor ve elbette saygi duyuyorum. Benim kast etmis oldugum aramizdaki (bu konuda hemfikir olmamiza ragmen), konuyla ilgili tavrimiz. Siz belirli sebeplerden konuyu derinlemesine acmiyor bense bildirdigim sebeplerden dolayi her konuyu enine konuna acip fikir alisverisini severim
    Ama bu demek degildirki, benim yaptigim veya sizin yaptiginiz dogru. Zaten Allah´in disinda hic bir gercek/dogru heryerde dogru degildir
    Dogrularda bir zamana ve mekana tabiler. Bunun icin büyükler "her dogru her yerde söylenmez demisler" elbette haklilar.

    Sevgilerle

  8. #48

    kader konusu

    [QUOTE=gülsenam;1390985]Kaderin bir ilâhî sır oluşunu ve insanlar tarafından gerçek anlamda çözül­mesinin imkânsızlığını göz önünde bulunduran Hz. Peygamber kader konu­sunu tartışan ashabını uyararak şöyle buyurmuştur: "Siz bununla mı emrolundunuz? Veya ben bunun için mi peygamber olarak gönderildim? Şunu biliniz ki sizden önceki ümmetler bu tür tartışmalara başladıkları zaman helâk olmuşlardır. Böyle tartışmalara girmemelisiniz" (Tirmizî, “Kader”, 1).

    Kaderden bahsedilince dilinizi tutunuz! [Taberani]
    kesinlikle katılıyorum.arkadaşlar kader konusu Allah katında bir sırdır.hakkında konuşulan asil bir sırdır dikkat etmek gerekir.bunun sır olmasının sebebide bu yüzdendirki o sırrı idrak edebilecek akla sahip değiliz ilahi boyutta düşünemeyiz.lütfn kardeşlerim;dua edelim ancak kader hakkında yanlış sorular sormayalım.sonuçta dua ettiğinde katiyen yanıt veriyor rabbimiz ama ya kabul eder ya başımızdan bir belayı def eder yada daha iyisini verir yada ahrette verir ama bunun kararı Allaha aittir.selametle kalın
    "Kaderi ancak dua engeller. Ömrü ancak iyilikler artırır. Kul işlediği günahlar yüzünden rızkından mahrum olur."( Hakim, Müstedrek, l, 394; ibnu Hıbban, Sahih, No: 872.)
    "Dua, başa gelen sıkıntıyı gidermede ve henüz başa gelmeyeni engellemede sahibine fayda verir." (Tirmizi, No: 3548; Hakim, Müstedrek, l, 498.)
    "Şüphesiz sadaka Rabbin gazabını söndürür ve kötü ölümü engeller."( Tirmizi, Zekat, 28; ibnu Hıbban, Sahih, No: 3309.)
    "Rızkının genişlemesini, ömrünün uzamasını isteyen kimse, akraba hukukunu korusun."( Buhari, Edeb, 12; Müsiim, Birr, 20-22; Ebu Davud, Zekat, 46.)

  9. #49
    [QUOTE=mermaid;1393039]
    Alıntı EZEL Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    verdiğim örneklerden bunu çıkardıysan anlamamakta ısrar edıyorsun demektır..adı üstunde ornek..çelişkı falan yok açık ve net hepımızın gorevı var..bu konuya sanıyorumkı 4-5 kere yazdım hepsını okusaydın yazdıklarımın bölük börçük yanlış anlamlar çıkartmazdın..
    arkadaşım ben tüm yazılanları okumadan cevap asla yazmam..tümünü elbette okudum ve hatta iki kere okudum ...ama anlatmaya çalıştıkların ile verdiğin örneklemeler arasında çelişkiler gördüm ve bunu bildirdim...aslında anlatmaya çalıştığın şeyi ben anlıyorum ama herkes aynı seviyede anlıyamaz herşeyi o yüzden de örnekleme yaparken çok dikkatli seçmek gerekir..öyle olursa eğer o zaman okuyan herkes doğru mesajı algılar...ama örneklemeler doğru olmazsa o zaman okuyan kişiler sizin anlattıklarınızdan ziyade kendi anlattıkları şekilde anlarlar...

    madem öyle kısaca tekrar anlatayım .ben kesin bir şekilde şu şöyle olur demedim

    işte benim bahsettiğim mevzu da bu...çünkü belirttiğim örneklerinde kesin bir dille açıklama yapmışsın...o şekilde açıklama yaptığın için bende bu kadar kesin nasıl oluyor diyerek merak ettim sordum..yoksa dediğin gibi "bölük börçük yanlış anlamadım".

  10. #50
    1. Kur’an’da kullanılan pek çok kelime ve kavramlar vardır ki, onların sözlük veya terim anlamlarına dair bir açıklama yoktur. Fakat insan olarak biz onların ne anlama geldiğini -bilgi, görgü ve kolektif akla dayanarak- anlamaya çalışıyoruz. İslam alimlerinin bir konudaki ittifakları ve aklın kabul ettiği bir gerçekte şüphe etmemek gerekir. Örneğin, Allah’ın Kerim, Rahim, Rahman, Ğafur isimlerinin nasıl bir mahiyette olduğunu, onların dış dünyadaki yansımalarına bakarak anlamaya çalışıyoruz.

    - Kur’an’da var olan müteşabih ayetlerin çok değişik manalara gelme ihtimallerinin (vücuh-nezair) olduğunu ve bunların açıklanmadıkları bilinen bir gerçektir. Yüzlerce alim -kendi ilmî düzeyine uygun bir şekilde- bu konuları tahlil etmeye çalışmıştır.

    - Kur’an’ın ayetlerinin tefsir malzemesi olarak, ayet-hadisler yanında, sahabe kavli, kelimelerin lügat anlamı, aklî delillerin de var olduğu bilinmektedir.

    - Kur’an’da “İ’caz” kelimesi de geçmez. Fakat, bütün ümmet bu kelimeyi kullanmış ve kullanmaktadır. Çünkü, Kur’an’da söz konusu edilen tehaddi/meydan okuma üslubu, bir i’cazdan /bir mucizelikten bahsetmektedir.

    - Allah’ın hükmü, genellikle karar verme anlamındadır. Karar vermek, bir konuda hüküm vermek, mevcut olan ilmin bir uzantısıdır. O konuda bir bilginiz yoksa, neye göre hüküm vereceksiniz?

    2. Kur’an ifadelerinin mantukundan olduğu gibi, muvafık ve muhalif mefhumundan, fahvasından, zımnî, iltizamî ve tetabukî delaletinden, mustetbeatu’t-terakibinden, remzî, telvihî, telmihî işaretlerinden de manaların çıkarılabileceği hususu, usul açısından kabul edilen bir ilmî kaide olduğu gibi, binlerce müfessir tarafından fiilen de uygulanan bir prensiptir.

    - Cüzi irade kelimesinin Kur’an’da geçmemesi, o konunun orada işlenmediği anlamına gelmez. Literal bir bakışla/görünüşe göre konuları ele almak, zahirperest haricî zihniyetin bir uzantısıdır. Bu bakış açısıyla, Hz. Ali (ra) dahil, nice masum sahabe öldürülmüştür.

    - Kur’an’da insan iradesinin varlığına şahadet eden onlarca ayet vardır.

    “Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği fenalık kendi aleyhinedir.”(Bakara, 2/286); “De ki: İşte Rabbiniz tarafından gerçek geldi. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.”(Kehf, 18/29) mealindeki ayetler bunlardan sadece iki misaldir. Bu ayetlerde açıkça insanların iradesinden söz edilmektedir.

    - Literal bakışla konuya bakarsak, Kur’an’da “Allah’ın iradesi”nden de söz edilmemektedir. “İradetullah = Allah’ın iradesi” diye bir kavram geçmemektedir. Şimdi bu hususu nazara alarak, onlarca ayette vurgulanan Allah’ın iradesini inkâr mı edeceğiz?

    Şimdi Allah’ın mutlak iradesi ile, kulun küçük iradesini birbirinden ayırmak için bin seneden beri İslam alimleri tarafından kullanılan “Allah’ın külli iradesi” ile “insanın cüzi iradesi” kavramlarını kavrayamamanın aklî bir gerekçesi olabilir mi?

    3. Bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurmuştur:

    “Sizin her birinizin annesinin karnındaki yaratılışının toplanması/spermin yumurtayla birleşip döllenmesi kırk günde olur. Sonra aynı süre içerisinde alaka/yapışkan -döllenmiş hücre- haline gelir. Sonra aynı süre içerisinde mudga/çiğnemlik et parçası görünümündeki şeklini alır. Sonra Allah dört kelimeyi/dört hususu yazmakla görevlendirilen bir melek gönderir ve kendisine: ‘Onun amelini, rızkını, ecelini bir de şaki veya said olduğunu yaz’ diye emredilir. Sonra kendisine ruh üflenir…”(Buharî, Bedu’l-halk, 6).

    Bu konu kaderle ilgilidir. Kader konusunu akıl ve gönlümüze sindirmeden bunu anlamak mümkün değildir.

    Bizi ilgilendiren konu, anne rahminde iken hakkında said veya şaki kararı verilmiş insanoğlunun durumudur. Acaba hakkında verilen bu kararla insanın eli kolu gerçekten bağlanmış mıdır? Bu takdirde imtihana ne gerek var?

    Bu problemin düğümünü çözmek, Allah’ın takdir ettiği kaderi yakından tanımaktan geçer.

    O halde kaderin ne olup ne olmadığını gösterecek bazı ölçüleri birkaç madde halinde arz etmemiz gerekir:

    a. Kader, sözlük anlamı itibariyle; ölçü-biçki, değerlendirme, takdir etme, karar verme gibi anlamlara gelir. Demek ki, kadere iman etmekle, bütün varlıklarda Allah’ın sonsuz ilim ve hikmetiyle dizayn edilen, adaletle ve ölçüsüyle düzenlenen, iç içe girmiş ilişkiler ve gözetilmesi gereken dengeler üzerine kurulan bir kâinat tasavvurundan bahsediyoruz. Böyle bir kâinat düzeni, müspet ilimlerin de yardımıyla artık gözle görülen bir realite olarak ortadadır. Demek ki kader vardır.

    b. Bir harf yazarsız, bir iğne ustasız, bir köy muhtarsız olmadığına göre, her satırında bir kitap yazılan, her kelimesinde bin bir sanat nakışları dokunan, her hareket ve sükunetinin arkasında sonsuz bir ilim, hikmet ve güçlü bir irade ve ihtiyarın/seçimin parıltıları görünen şu hârika kâinat kitabının yazarsız; bin bir türlü sanat nakışlarıyla göz kamaştıran şu kâinat sarayının ustasız; çok farklı ve bir o kadar da hikmetli dizayn edilen güneşler, sistemler, gece-gündüzler, mevsimler, gözler, kulaklar, renkler ve dillerin şahadetiyle her tarafında özgür bir iradenin, belirgin bir seçimin, açık bir tercihin izlerini taşıyan şu kâinat fuarının sahipsiz olduğunu düşünmek mümkün değildir. Demek ki, Kadere iman etmek, ilim, irade ve hikmet pergeliyle düzenlenen bir projenin varlığına, mukadderata inanmaya sevk eder. Hikmetli kaderle takdir edilmiş mukadderata/mükevvenata inanmak ise, bilerek, isteyerek hikmetle yaratan Yüce Allah’a iman etmeye götürür.

    c. Konumuzla ilgili en önemli bir olgu da adalet kavramıdır: Gerek tekvinî şeriat olan yaratılış kanunlarında, gerek teşrii şeriat olan vahiy/Kur’an-ı Kerim'in ders verdiği prensiplerde ortaya konan adalet kavramı, Allah’ın ve Onun bir takdiri olan kaderin âdil olduğunun göstergesidir. Varlıktaki ekolojik, astronomik, jeolojik dengeler bu ontolojik adaletten haber verdiği gibi, Kur’an’ın ders verdiği dört temel konularından biri de adalettir.

    "O, göğü yükseltti ve mizânı (ölçüyü) koydu. Artık tartıda sınırı aşmayın. Tartmayı doğru yapın, terâzide eksiklik yapmayın."(Rahman, 55/7-9) mealindeki ayetlerde geçen "O, göğü yükseltti ve mizânı (ölçüyü) koydu" cümlesi ontolojik adalet ölçüsünü göstermektedir. Bu ölçü kainat çapında sarsılmayan ve değişmeyen bir unsurdur.

    Bediüzzaman'ın özet ifadesiyle:

    "Her şeye hassas mizanlarla, mahsus ölçülerle vücut vermek, suret giydirmek/şekil vermek, her şeyi yerli yerine koymak, nihayetsiz bir adalet, bir mizan, bir ölçü ile iş görüldüğünü gösterir. Her hak sahibine istidadı nispetinde hakkını vermek, yani vücudun muhtaç olduğu bütün levazımatını, bekasının/varlıkta kalması için gereken bütün cihâzâtını en münasip bir tarzda vermek; nihayetsiz bir adalet elini gösterir."(Sözler, Onuncu Söz, Üçüncü Hakikat).

    İlk Sure olan Fatiha’daki “Sırat-ı Müstakim” kavramı, Kur’an’ın yolunu gösteren bir hakikattir.

    "Andolsun ki, biz peygamberlerimizi apaçık ayetlerle/mucizelerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve ölçüyü indirdik. Biz demiri de indirdik ki, onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, görmedikleri halde, Allah’ın dinine ve peygamberlerine yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah, çok kuvvetlidir, her şeye galiptir."(Hadid, 57/25),

    “Ölçüyü tam yapın, eksik ölçenlerden olmayın. Doğru terâzi ile tartın. İnsanların haklarını kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun/Ona karşı gelmekten sakının.”(Şuara, 26/180-183) mealindeki ayetlerde ise, şer'i/Kur’anî adalete işaret edilmektedir.

    Bu her iki adalet ölçüsü de mahiyetleri itibariyle değişmez, sabit birer kanundur. Ancak ontolojik adalet ölçüsü, mahiyeti itibariyle olduğu gibi, kainat çapında icra ettiği fonksiyonları itibariyle de değişmez ve itiraz kabul etmez bir konumdadır.

    Buna karşılık şer'i adalet ölçüsü, zorlayıcı icbar edici bir fonksiyona sahip değildir. Çünkü imtihana tabi olan insanın özgür iradesini ipotek altına almamak için Yüce Yaratıcı tarafından insanın duygu ve meyillerine sınır konmamıştır. O halde, yapısı itibariyle fıtraten kendilerine bir sınır çizilmemiş olan insanoğlunun bu duygu ve meyillerinden doğacak haksızlıkları önlemek için onları adalet ölçüsü çerçevesinde belli sınırlara çekmek gerekir. Bu da ancak kanun şeklindeki küllî bir akılla mümkündür; o da ancak ilâhî vahiydir.

    d. Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşıldığı üzere, kader ilim, hikmet, iradeyle düzenlenmiş bir programdır. Kaza ise, bu programın uygulanma safhasının adıdır. Kaza, Allah’ın kudretinin bir tezahürüdür. Kader ise, Allah’ın ilminin bir yansımasıdır. Buna göre Kader denildiği zaman, kudret değil, ilim akla gelir.(bk. B. S. Nursi, Kader Risalesi).

    e. Kur’an’da “kitabun malum” tabiri geçmektedir. İlgili ayetin meali şöyledir:

    “Bizim imha ettiğimiz her memleket hakkında, mutlaka daha önce kararlaştırılmış malum bir vade vardır. Hiç bir ümmet vadesini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.” (Hicr, 15/4).

    Kadı Bedavî
    ve Ebu Suud Efendi, “kitabun malum” sözcüğünü, Levh-i Mafuz'da yazılan “Ecel-i mukadder” olarak açıklayarak. (bk. ilgili ayetin tefsiri), kaderin ilimle olan ilişkisine işaret etmişlerdir. İmam Maverdî de “kitabun malum” ifadesini, “mukadder ecel” ve “kesin karar” olarak açıklamıştır.(bk. Maverdî, ilgili ayetin tefsiri). Bilindiği gibi, “malum”un anlamı bilinen demektir. Bilinen bir şey, bir bilenin ilmine giren şey demektir. O halde ayette geçen “malum yazılım” ifadesi, “Allah’ın ilminin bir yansıması olan yazılım” anlamına gelir.

    Demek ki, kader, ilahî ilimden çıkmış bir programdır. İlim ise, zorlayıcı yanı olmayan bir sıfattır. Kudret gibi zorlayıcı değildir. Cebir ve İ’tizal mezheplerinin yanlış düşüncelerini ortaya koyan nirengi noktası da budur.

    Buna göre, Hadiste ifade edilen “kişinin rızkı, ameli, eceli, saadet veya şekavet ehli olması” hususunun yazılması, kader noktasına bakar. Yani kader Allah’ın kudretinin değil, ilminin bir unvanıdır. Yazılım dosyaları da bu ilmin dokümanlarıdır. İbn Hacer’in de ifade ettiği gibi, hadisin zahirinden “söz konusu yazılışın bildiğimiz sayfalardaki yazılış olduğu” anlaşılmaktadır.(bk. Fethu’l-Barî, XI/483). Yoksa, Allah’ın icbar edici kudretini yansıtan manevî bir yazılım değildir. Müslim’in rivayetinde yer alan “yazdıktan sonra sayfa dürülür, artık ne fazla bir ilave yapılır, ne de ondan bir şey eksiltir” (a.g.e) ifadesinden de bu husus açıkça görülmektedir.

    - Hadisin bu beyanı, Allah’ın her şeyi; olmuş, olmakta olan ve olacak olan her şeyi önceden bildiğini ilan etmeye yöneliktir.

    Zaten aklen de düşündüğümüz zaman, Allah ya her şeyi önceden bilir veya bilmez. Başka bir ihtimal yoktur. Eğer önceden bilmezse -haşa yüz bin defa haşa- cahil olması lazım gelir. Gerek mücessem Kur’an olan Kâinat, gerek kâinatın ezeli ve ebedî tercümanı olan Kur’an, Allah’ın her şeyi bilen kuşatıcı bir ilme sahip olduğunu ilan etmektedir.

    - Peki, Allah’ın bilmesi ile yazması arasında tesir bakımından bir fark var mı?

    Hayır yoktur. A’nın B hakkındaki bilgiyi kafasında tutmasıyla, onu bir deftere yazması arasında tesir gücü bakımından bir fark göstermediği gibi. Allah’ın ilminde olanın tesiri ne ise, Levh-i Mahfuz'da veya bazı kaderî levhalarda yazdıklarının tesiri de aynıdır. Yazılım işi, Allah’ın ilminin bir uzantısı, bir yansımasıdır.

    - Allah’ın her şeyi kuşatan ilminin insan iradesini zorlamadığına dair geniş açıklamalar için (bk. Razî, Bakar, 6. ayetin tefsiri).

    - Konumuzla ilgili olarak bunun açık ifadesi şudur: Allah’ın kimin cennete, kimin cehenneme gideceğini ezelî ilmiyle bilmesi onun ilah olmasının ayrılmaz vasfıdır. Anne karnında iken bunu meleğe yazdırması, yaptırım gücü olmayan ilim sıfatının bu vasfını değiştirmez. Yani kader açısından bir zorlama söz konusu değildir.

    - Bazı alimlere göre, Allah’ın bizzat yazmayıp, meleğe yazdırması, bu yazılanların değişebileceğine işarettir.(Fethu’l-Barî, XI/485).

    - Bazı alimlere göre, hadisteki saadet ve şekavet kavramları, aynı zamanda kişinin ruhunda, vücudunda meydana gelecek olan sıkıntıları, ferahlıkları da ihtiva etmektedir. Ayrıca hadiste Allah’ın dünya ve ahiretle alakalı her şeyi bilmekte olduğu gerçeği de vurgulanmaktadır.(a.g.e, 488).

    - İbn Hacer’in de işaret ettiği gibi, Allah’ın ezelî ilminde var olan hususlar değişmez. İnsanın amellerini kaydetmekle yükümlü olan meleklerin yazdıklarının değişmesi caizdir. Ömrün ziyade veya noksan olması da bunlardandır.(a.g.e).

    “Allah dilediğini siler, dilediğini sabit bırakır, ana kitap onun aynındadır.”(Rad, 13/39) mealindeki ayette de yazılı olanlarından bazılarının değişebileceğini göstermektedir.

    Konuyu Bediüzzaman Hazretlerinin şu ifadeleriyle noktalamak yerinde olacaktır.

    “Cenab-ı Hakkın atâ, kazâ ve kader namında üç kanunu vardır. Atâ, kazâ kanununu; kazâ da kaderi bozar. Meselâ: Bir şey hakkında verilen karar, kader demektir. O kararın infazı, kazâ demektir. O kararın iptaliyle hükmü kazâdan affetmek, atâ demektir. Evet, yumuşak bir otun damarları katı taşı deldiği gibi, atâ da kazâ kanununun kat'iyetini deler. Kazâ da ok gibi kader kararlarını deler. Demek, atânın kazâya nispeti, kazânın kadere nispeti gibidir. Atâ, kazâ kanununun şümulünden ihraçtır. Kazâ da kader kanununun külliyetinden ihraçtır. Bu hakikate vakıf olan ârif(Arif billah), ‘Yâ İlâhî! Hasenatım senin atândandır. Seyyiatım da senin kazândandır. Eğer atân olmasaydı helâk olurdum’ der.”(Mesnevi-i Nuriye, s. 206).



10 Sayfadan 5. İlkİlk ... 34567 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Aöf İle İlgili Bir Soru
    Konuyu Açan: petekgo, Forum: Açık Öğretim.
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 07-Şub-2011, 20:40
  2. Kahve falı ile ilgili bir soru
    Konuyu Açan: vuslatt, Forum: Astroloji, Fal ve Kehanetler.
    Cevap: 34
    Son Mesaj : 31-Eki-2010, 19:30
  3. Dna Aktivasyonu İle İlgili Bir Soru?
    Konuyu Açan: ozgem, Forum: Doğaüstü (Paranormal).
    Cevap: 9
    Son Mesaj : 12-Tem-2010, 22:18
  4. Bayanlar İle İlgili Bir Soru ?
    Konuyu Açan: mirzana, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 17
    Son Mesaj : 04-Nis-2010, 20:20
  5. Telepati İle İlgili Bir Soru
    Konuyu Açan: SİMGE58, Forum: Psişizm ve Psişik Yetenekler.
    Cevap: 6
    Son Mesaj : 19-Eki-2009, 01:28
Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin yazdıkları kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.

Sitemizdeki yazılar telif hakları ile korunmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz ©estanbul.com