2 Sayfadan 1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Toplam 12 sonuçtan 1 ile 10 arası gösteriliyor

Konu: Kanseri Yaşayandan Gerçek Hayat Hikayesi..

  1. #1
    MıeN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Oca-2012
    Konular
    8
    Mesajlar
    49
    Puanlar
    417

    Kanseri Yaşayandan Gerçek Hayat Hikayesi..

    EĞER NEFES ALABİLİYORSAK, HALA UMUT VARDIR....

    Ağustos 2005. Muhteşem bir tatil sonrası evdeyiz. O zaman 1.5 yaşında olan kızımı anneme bırakıp tatile çıkmıştık. Tatil bitmiş
    eve dönmüştük nihayet.
    Kızımla yerde yuvarlanıp, hasret gideriyoruz. Epey yorulduk. Koltuğa uzanmış dinleniyorduk. Elim birden sağ göğsüme gitti. Sağ göğsümün iç tarafında elime küçücük bir sertlik geldi. İyice baktım, evet orda bir kitle vardı. Hemen diğer göğsüme baktım. Öyle bir setlik yoktu onda. Eşime söyledim. O kadar küçüktü ki önce bulamadı. Sonra iyice inceleyince buldu. Aman şu kadarcık şey önemli bir şey olamaz dedi. Bende öyle düşündüm aslında. Ama içime bir kurt düştü. Ki ben hiç evhamlı biri değilimdir. Ama hep garip bir şekilde meme kanserinden korkmuşumdur. Acaba hangi doktora gitmek lazım, onu bile bilmiyorum ki.

    Ertesi gün jinekoloğuma gittim. Muayene etti. Benim alanım değil ama seni iyi bir cerrah’a göndereceğim birde o baksın dedi. Hemen o gün dediği doktora gittim. Muayene edip, bir sürü sorular sordu. Ultrason istedi. Çektirdim. Fibrokist çıktı.O zaman doğum kontrol hapı kullanıyordum. İlacı bırakıp 2 ay sonra tekrar gelmemi istedi. Yaşım çok genç olduğu için kötü bir şey düşünmedi.
    İçim rahat etmemişti. Ben arkadaşımız da olan başka bir cerraha daha gittim. O ultrasana baktı. İstersen birde biyopsi yapalım, içimiz rahat etsin dedi. Peki dedim. Biyopsi yapıldı. Sonucu heyecanla bekliyorum. Ve sonucu aldık. TEMİZ. Oh be işte şimdi rahatladım. Eşim ‘ben sana demedim mi diye’ şakalaştık hatta. Nasılsa her şey yolunda diye doğum kontrol hapını bırakmadım.

    Aradan 3-4 ay geçti. Hiçbir şikayetim yok. Ama kitle inanılmaz bir hızla büyüyordu. Artık dokunmadan da belli oluyordu. Ağrı sızı hiçbir şey yok. Bir gün tamamen tesadüf arkadaşımız olan, ikinci gittiğim doktorumla karşılaştık. Ne oldu senin şu kitlen diye sordu. Bende çok büyüdü, ama ağrı sızı yok dedim. Yarın hemen hastaneye gel bakayım dedi. Akşam eşime anlattım. Hatta ‘canı sıkılıyor bu doktorun’ diye söylendim de. 1-2 gün sonra söylene söylene gittim hastaneye. Muayene etti. ‘Gel biz bu kitleyi alalım, hoşuma gitmiyor’ dedi. Nasıl alınacak diye sordum. Önemli değil küçük bir operasyon dedi. Ben düşüneyim dedim.

    Aynı gün ilk gittiğim prof.doktora gittim. Tabi bana çok kızdı. Bu kitle bu kadar büyüyene kadar nerdeydin diye. Diğer doktordan bahsettim. Bana kitleyi alalım diyor dedim, siz ne dersiniz. Olmaz öyle şey dedi. Tru-cut biyopsi olması gerek dedi.

    Tekrar ikinci gittiğim doktora gittim. Prof. Tru-cut yapılması gerek diyor dedim. Gerek yok böyle bir şeye, hem tam sonuç vermeyebilir bu test dedi.

    Kafam allak bullak olmuştu. Sürekli eşimle konuşuyorum ne yapalım diye. Eşim başından beri bir şey olmadığına inandığı için tru-cut biyopsisine gerek yok, aldır gitsin dedi. Ve basiretim bağlandı. Tamam dedim. 2. doktora gidip alalım dedim.

    Ameliyatla kitle alındı. Doktor odama gelip ‘kitleyi aldık ve patalojiye gönderdik. Eşine telefon numaralarını verdim sakın ihmal etmeyin yarın sonucu alın’ dedi. (Ama ben sonradan öğreniyorum ki, ameliyatta kitle çok sert olduğu için tamamını alamıyor, alabildiği kadar alıp, kapatıyor) Ben Salı günü ameliyat olmuştum. Çarşamba günü aramadım daha çıkmamıştır diye. 2 gün sonra, Perşembe günü pataloji merkezini aradım. Çıkmadı dediler. Cuma aradım. Çıkmamış. Ameliyatı yapan doktoru aradım. Çıkmadığını söyledim oda çok şaşırdı. Ama ben iyice korkmaya başlamıştım. Korkuyorum ama, kötü bir şey çıkacağını aklıma bile getirmiyorum.

    Ve cumartesi günü nihayet bizi aradılar. Sonucunuz çıktı. Doktor sizi bekliyor dediler. Ben gelemem şimdi, bana sonucu fax ile gönderin dedim. Olmaz doktor sizinle görüşmek istiyor dediler. O an içime bir ateş düştü. Ama alev almıyor. Hala bir umut var içimde.
    Eşimle beraber apar topar çıktık. Bizi içeri aldılar. Çok sevimli bir doktor. Bana çok daha genç duruyorsunuz dedi. Başladı anlatmaya. Hiç susmuyor ama. ‘tekrar ameliyat olmam gerekiyormuş, göğsümün tamamını alabilirlermiş, çok uzun ve yorucu bir tedavi süreci geçirecekmişim, moralimizi yüksek tutmamız gerekmiş, birbirimize destek olmamız gerekmiş…….’ İçimden ne diyor bu adam diyorum.
    Birdenbire ben KANSER miyim dedim. Eşimde doktorda şaşırdı. HAYIR dedi. Evet doğru duydum HAYIR dedi. Lavaboyu kullanmak üzere izin isteyip, odadan çıktım. Çıktım ki bana söyleyemedi tamam, bari eşime söylesin dedim. Geri geldiğimde hala bir şeyler anlatıyordu. ‘Keşke tru-cut biyopsi olsaydı daha iyi olurdu gibi’ Dikkatle eşimin yüzüne bakıyorum. Bir değişiklik var mı diye. Yok. Bıraktığım gibi. Raporu verdiler ve çıktık. Bir sürü anlamadığım terim yazıyor. Kanser kelimesi arıyorum. Yok öyle bir şey de yazmıyor. Eve geldik. Herkes deli gibi bizi arıyor. Doktor ne dediyse anlattık herkese.

    Ertesi gün yani Pazar günü ameliyatı yapan doktor aradı. Sonuç belli oldu mu, raporu aldınız mı? diye. Bizde rapor çıktı, aldık dedik. Bana okuyabilir misiniz dedi. Eşim aldı telefonu. Okumaya başladı.
    - ÖYLEMİ,
    - EMİN MİSİMİZ,
    - KESİN Mİ,
    - NASIL OLUR? …………………………………………†¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦â€¦.
    Son duyduklarım bunlardı. Nihayet gerçeği öğrenmiştim. Öğrenmez olaydım.

    Aylardan şubat ayıydı. Hava çok soğuk. Boğuluyorum sandım. Kendimi dışarı zor attım. Ve hayatımın sonuna kadar pişman olacağım sözler maalesef ağzımdan dökülüverdi. Allah’ım sana isyan etmiyorum. Ama madem bana bu hastalığı verecektin, kızımı niye verdin. Onu nasıl bırakırım ben.(ALLAH’IM NE OLUR AFFET BENİ) O an tek hissettiğim buydu. Oysa kızım benim yaşama sebebim olacaktı. Sonra birden annem aklıma geldi. Saatlerce bunu düşündüm. Allah’ım nasıl söylerim, ‘anne kızın KANSER oldu’ nasıl derim.

    Eve geri geldim. Saat 22.00 civarı birden kendimi çok güçlü hissettim. Annemi aradım. Sizinle bir şey konuşmam gerek dedim. Annem babam, kardeşlerim toplanmış beni bekliyorlardı. Her şeyi anlattım. Bana soru sormalarına izin vermeden, kaçarcasına çıktım. Yüreğim yangın yeri. İçime düşen ateş, baba evinde alev almıştı artık. Babamın evi yanıyordu artık. Ama üzerimden büyük bir yük kalkmıştı.

    Şimdi ne olacaktı. Beynim bomboş. Ben bu dünyada değildim artık. Kendimi, kızımı, eşimi, ailemi hiç birşeyi düşünemiyorum. Ağla be kadın. Yok. İçimden ağlamak gelmiyor ki. Dedim ya BEN BU DÜNYADA YOKUM Kİ.

    Ertesi gün pataloji raporunu alıp, ilk gittiğim prof. Doktora gittik. ‘Neden beni dinlemediniz, neden kafanıza göre iş yaptınız’ gibi sözler bekliyordum.
    Hiçbirşey söylemedi. Muhteşem adam diyorum ben artık ona. Hemen defterini açtı 4 gün sonraya gün verdi. Hemen ameliyat olman gerek dedi. Göğsünün tamamını alacağız dedi. Hiçbir şey hissetmiyorum. Şubat’ın 10’u ameliyat olmam gerek. O güne kadar yüzlerce tahlil, tomografi, röntgen, kemik sintigrafisi vs.. hepsi yapılıyor. Metastaz var mı diye. Çok şükür bir şey çıkmıyor.


    O günden sonra ben dilsiz olmuştum sanki. Eşim daha güçlü. Onu güçlü görünce bende biraz daha iyi oluyorum. Kimseye bir şey sormuyorum, Kimseyle konuşmuyorum. Kendimi dünyaya kapattım. Zaten BEN BU DÜNYADA YOKUM Kİ.
    Evim ne kadar kalabalık, telefon susmuyor. Çıldıracağım. Kimseyi istemiyorum, kimseyi. Gelenler, arayanlar moral bozmaktan başka bir işe yaramıyordu. Herkes yarın ölecekmişim gibi bakıyorlardı. Hatta o zaman bana çok acı veren bir olay olmuştu. Bir yakınımız beni ziyarete gelmişt. Nerdeyse açık açık ‘çok yazık oldu, bari Allah çocuğuna bağışlasa’ dedi. Onu duyduğum an bittim. Eşim delirdi. Nasıl olur, nasıl bir vicdan, nasıl bir cahillik. Beynimden gitmiyordu o sözler. İnanmayacaksınız ama, benim tedavilerim daha bitmemişti , o kişi hayatını kaybetti. Aniden. İnanamadım, çok üzüldüm. Yani ölüm Allah’ın emri. Hasta olan değil, zamanı gelen ölüyordu.

    Ve artık telefonlara da çıkmıyorum. Evde kim varsa o bakıyor. Beni soranlara uyuyor dedirtiyorum. Eve de kimseyi istemiyorum. Bana acıyarak bakmalarına dayanamıyorum.

    Vücudum bana ihanet etmişti. Kendimden nefret ediyordum. Adını koyamadığım bir ruh halindeydim. Utanıyordum galiba. Evet UTANIYORDUM. Sanki yüz kızartıcı bir suç işlemiştim. Bu dönemde kızım ne yapıyordu, hiç hatırlamıyorum. BEN BU DÜNYADA YOKUM Kİ.Sadece bedenim buradaydı.

    8 Şubatta hastaneye yatıyoruz. Ben, annem ve eşim. Doktorlar geliyorlar, sorular, sorular boğuluyorum sanıyorum. ‘Saçlarım dökülecek mi?’ diye soruyorum. Evet diyor. Doktorlar çıktıktan sonra eşime, ‘ Oh be şu boyalı saçlardan nasıl kurtulurum diye düşünüyordum’ diyorum, gülüyorlar. Hala arsız bir umut vardı sanki içimde. Ameliyat olurum biter sanıyordum, bana o tedavileri yapmazlar sanıyordum. Ama üzülmemem gerek. Annem yanımda. Bana olan oldu, bari o daha fazla üzülmesin. Annem kalkıp lavaboya gidiyor, içerde hıçkırarak ağladığını duyuyorum. Yapma anne ne olur…..

    Ameliyat günü sabah erkenden kalkıp, banyoya gidiyorum. Son kez göğsüme bakıyorum. İçim acıyor. Canım annem dualar okuyup duruyor, ziyaretçiler gelmeye başlıyor, boğulmaya başladım yine. Tahammülüm yok kimseye. Hemşireler gelip beni alıyorlar. Ah be annem ne olur bakma bana öyle …

    Uyandığımda her şey bitmişti. O geceyi ağrısız geçiriyorum. Kimseyle konuşmuyorum. Ertesi gün doktorum ve beraberinde bir sürü doktor odama geliyor. Pansuman yapacaklar. Allah’ım herkes görecek şimdi, çok utanıyorum. O an yok olsam oradan. Sargılarımı açıyorlar, ben kafamı çeviriyorum. Doktorum ‘bakmak zorundasın, ne kadar çabuk görürsen ameliyat yerini,o kadar çabuk kabullenirsin’ diyor. Hayır diyorum görmek istemiyorum. Ertesi gün yine geliyorlar, yine sargıları yeniliyorlar ve ben yine bakamıyorum. 2 gün sonra evim hastaneye çok yakın olduğu için beni taburcu ediyorlar. Evime geliyorum.

    Evim yine çok kalabalık, telefon yine susmuyor. Akşama doğru nihayet kimse kalmıyor. Ameliyat yerime bakmak istiyorum. Odama gidiyorum. Gözlerim kapalı soyunuyorum. Ama yok gözlerimi açamıyorum. Giyiniyorum. 2 gün daha geçiyor. Eşim ‘hadi diyor beraber bakalım’ diyor. Hiç sesimi çıkarmıyorum. Soyunup, nihayet gözlerimi açtım. Çok garip ama, hiçbir şey hissetmiyorum. Düşündüğüm kadar kötü değil. Ben çok daha kötü bir görüntü bekliyordum.

    Gece kızım ve eşim uyuduktan sonra, tekrar ameliyat yerime bakıyorum. ‘31 yaşındaydım. Bu yaşıma kadar hep başkalarını düşündüm. Kendim için inatla hiçbir şey yapmadım. Aman üzülmesinler, kırılmasınlar, her zaman önce başkaları geldi hayatımda, her şeyi içime atardım. Aynaya baktım tekrar, işte dedim kendi kendime, bak hayat göğsüne madalyanı taktı…. hayırlı olsun….

    Ben, bu hastalıkla savaşmayı hiç düşünmedim. Yenerim ben bu hastalığı vs.. hiç demedim. Kendimden vazgeçmiştim. Ben baştan kaybetmiştim. Doktorlar ne derse onu yapıyorum, hiçbir şey sormuyorum.Tek korkum, benden bir şey saklamaları, eşime ne yeminler ettirdim, benden bir şey saklamasın diye.

    Bir gece tüm cesaretimi toplayıp, eşime ‘bana ne olacak şimdi’ diye sordum. Ve baştan beri güçlü görünen o koca adam BİLMİYORUM diye hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Bu olanlardan beri, İlk defa biri benim yanımda ağlıyordu. İçim parçalanıyor, ne hakkım vardı onu bu kadar ağlatmaya, ANNEM’i hiç düşünemiyordum bile. Ama ben hiç ağlamamıştım, İlk defa o gün ağlıyorum. Allah’ım inanamıyorum. Başıma neler geldi böyle. İnsan bu yaşta kanser olur mu hiç. Hayat benden sonra devam edecek, kızım büyüyecek ve ben onların yanında olmayacağım. Çok ama çok canım yanıyor. İnsanın kalbinin ağırdığını hisseder mi? Kalbim ağırıyor, canım yanıyor. Ne kadar ağladığımı bilmiyorum.

    Hastaneden çıktıktan 10 gün sonra, ameliyatımı yapan cerrah beni arıyor. Pataloji raporu çıkmış. Ameliyatta 41 Ad. Lenf nodu çıkarılmış ve hepsi negatif çıkmış. Yani lenf yayılımı yokmuş. İyi bir şey galiba, eşim deliler gibi seviniyor.

    20 gün sonra onkolog randevusuna gidiyoruz. Korkudan titriyorum. Doktor hemen bugün başlayalım diyor. 21 günde bir 6 kür kemo olarak tedavime karar verilmişti.. Korkudan ağlamaya başlıyorum. Nasıl bir şey bilmiyorum ki. Daha doğrusu duyduklarım çok korkunç şeylerdi. Hastaneye gidip, işlemlerimizi yaptırıyoruz. Ama geç kaldığımız için o gün alamıyorum tedaviyi. Ertesi gün annem ben ve eşim daha rahat gidiyoruz. Onların yanımda olması güçlü hissettirdi beni. İlaçları damarlarımdan vermeye başlıyorlar. Eve geliyoruz, ben beklemeye başlıyorum. Midem bulanacak diye, ama bir şey olmuyor. Ertesi gün de bir şey yok. Seviniyorum. Ama 3. gün yataktan çıkamıyorum. Yapıştım kaldım. İnanılmaz midem bulanıyor, ilaç kokusu geliyor burnuma sürekli ve korkunç bir halsizlik. Yerimden kalkamıyorum.


    Onkoloğum 17. günden sonra saçlarımın döküleceğini söylemişti. Kendi kuaförüme gidemem, istemiyorum. Eşimle çıktık evden, kuaför arıyoruz. Herhangi boş bir kuaföre gidelim dedik. Bulduk bir yer, ben oturdum. Ama ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Kuaför nasıl keselim diyor, 3 numara olacak diyorum. Nasıl yani, emin misiniz diyor. Allah’ım kaçmak istiyorum ordan. Gözlerimi kapatıyorum ve saçlarım gidiyor. Daha önce aldığımız peruğu çıkarıyorum, kuaför anlıyor her şeyi. Peruğu kafama göre yerleştirip, çok güzel bir şekil veriyor. Çıkıyoruz kuaförden, herkes bana bakıyor sanıyorum.
    Evde de peruğu çıkarmıyorum. Eşim ‘ne olur çıkar kısa saç çok güzel oldu diyor’ ama utanıyorum yinede çıkaramıyorum. Geç saatte kafam çok terlediği için çıkarmak zorunda kaldım ama. Kızım beni öyle görünce korkup ağlamaya başlıyor. Bende odaya saklanıyorum. Deliler gibi ağlıyorum. Allah’ım ne olur yardım et bana. Ben nasıl baş edeceğim bunlarla. Sonraki 1 hafta içinde tüm saçlarım döküldü.

    Kızım kış güneşim benim…Kızıma doğduğu gün ve her doğum gününde 1 tane mektup yazmıştım. Her doğum gününde de yazacaktım. 15 yada 16 yaşına geldiğinde de beraber okuyacaktık o mektupları. Hep bunu hayal etmiştim. 3 tane mektubu vardı. Bir gün oturup hepsini yırttım o mektupların. Anlamı yoktu artık o mektupların. Ben o yaşlarında yanında olamayacaktım ki. Eğer bensiz okuyacaksa, anlamsızdı. Belki bencillikti yaptığım, dayanamazdım ben buna.

    Her kemo tedavim, öncekinden daha zor geçiyordu. Halsizlik, beni mahvediyordu. Ağzımdaki ilaç kokusu delirtiyordu. Aynalara bakamıyorum. Korkunç görünüyorumdur herhalde. Sanırım 5. kemo tedavimi aldığım dönemdi. Evlilik yıldönümümüz gelmişti. Eşim beni akşam yemeğe götürecekti. Uzun zamandır ilk defa gece dışarı çıkacaktım. Makyaj yapmak için aynanın karşısına geçtim. Rimeli gözüme götürdüm, yok gitmişler, kirpiklerim dökülmüş. Kaşlarım neredeyse kalmamış. Hiç aynaya bakmadın mı be kadın. Deli gibi ağlıyorum…..

    6 kür tedaviden sonra, 25 seans radyoterapi aldım. Cerb2 testimin pozitif çıkması nedeni ile de 9 ay (12 kür) herseptin tedavisi aldım.

    Bu dönemde psikolojik yardım almak zorunda kaldım. Çünkü kendimi tamamen kapatmıştım. Aslında ölümden de korkmuyordum. Hiç ama hiçbir şey hissetmiyordum. Kendimden o kadar vazgeçmiştim ki, tek bir şeye odaklanmıştım. Benden sonra kızıma kim iyi bakar. Çevremdeki herkesi, ama herkesi tek tek inceliyordum. İşte o dönemde, kızımın doktoru (muhteşem kadın), bana sürekli olarak ‘bir çocuğa annesinden daha iyi kimse bakamaz, kızına da sen bakacaksın, iyileşmek zorundasın, kendini mi kızını mı daha çok seviyorsun’ diyordu. İYİLEŞMEK. BEN. Nasıl olur. Olabilir mi ki acaba.

    Nasıl oldu, ne zaman oldu bilmiyorum ama, bir şekilde toparlandım. Hayata bir yerlerinden tutundum. Terapiler ve kızımın doktorunun telkinleri sonucu kendime inanmaya başladım. İyileşmek zorundaydım, başka şansım yoktu.

    Hayata, kızıma, aileme, sıkı sıkı tutundum. Ben iyi oldukça, onlar da iyi oldular. Evde kahkaha sesleri tekrar duyulmaya başladı.

    Şu anda 6 aylık kontrollerim devam ediyor. Şimdilik bir sorun yok. İnşallah da olmaz. Hayata kaldığı yerden devam ediyorum. İşime tam gün olarak geri döndüm. Allah’a en büyük duam kızım, (kış güneşim) kendi ayakları üzende duruncaya kadar bana zaman tanıması.

    İşte benim gerçek hikayem. Şöyle de bir durum vardı. Beni eşim ve kızımın doktoru dışında kimse ağlarken veya morali bozuk görmedi. Herkes şaşırıyordu, nasıl bu kadar güçlü olabiliyor diye. Ama içimde yaşadıklarım, yani asıl BEN bu anlattıklarım. Ne büyük bir çelişki değil mi. Hala hatırladıkça, film izlemişim gibi geliyor. Ama hala, bazen içim acıyor.

    Veeee eğer ben bugün buradaysam, tüm yaşadıklarımı birileriyle paylaşmaya cesaret edebilmişsem, yapmam gereken bir şey daha var demektir. Kızıma (kış güneşime) tekrar mektuplarını yazmam gerekiyor. Her doğum gününde. Hem kimbilir belki zamanı gelince beraber okuruz.

    Hastalığın bana bıraktığı diğer izlere gelince. Herkes stresten uzak kalacaksın, kendin için yaşayacaksın diyip duruyorlar. Hayatımı değiştirmem söz konusu değil. Hem içindeki ben olduktan sonra değiştirmenin ne faydası varki. Stresten uzak durmak demek, hayattan uzak durmak demek. Ve ben her şeyiyle hayatın içindeyim. Bunun için değilmiydi, tüm yaşadıklarım, korkularım. Hayatın içinde olmak. Sadece çok ağır 1-2 yükümü üzerimden atabildim.

    Ama sinirlerim harap olmuş durumda. Tahammülsüz, korkak biri oldum. Evet hayattan korkar oldum. Ya bana yine oyun oynarsa. Hayal kurmaktan korkar oldum. Ya gerçekleştirecek kadar zamanım olmazsa. Bazen kendimi hayal kurarken yakalıyorum. En çokta kızımla ilgili hayaller. Sonra kendime geliyorum. Kızıyorum kendime. Biliyorum kendime eziyetten başka bir şey değil, ama elimde değil. EN BÜYÜK HAYALİM, HAYAL KURMAK oldu. Maalesef hastalığın bana bıraktığı en kötü iz bu. Plan yapamamak. Her şeyle başa çıkıp, tolere edebildim. Ama bunu yenemiyorum. Korkak biri oldum çıktım.


    Lütfen kendinizi bırakmayın. Ben hastalığımı bu kadar depresif, bu kadar ağır geçirmeyi hiç istemezdim. Ki erken teşhis edilmiş bir meme kanseri hastasıydım. Hayatımdan 2 yılı kaybetmiştim. Hasta da olsam bana aitti o 2 yıl.

    Kendime hep şunu tekrarladım. Eğer sona doğru yaklaşıyorsam, son zamanlarımı ağlayıp sızlayarak geçirmek istemiyorum, yok eğer öyle değilse de boşuna ağlayıp sızlamış olmak istemiyorum.


    Anneme ve eşime ne kadar teşekkür etsem azdır. Onlar benden hiç vazgeçmedi. Bende kendimden vazgeçmeyeceğim. ….



    Ve ne olur siz, bu hastalığın savaşçıları, sizde vazgeçmeyin. HAYATTAN, KENDİNİZDEN, SEVDİKLERİNİZDEN.






  2. #2
    canelif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Eyl-2009
    Konular
    58
    Mesajlar
    2.226
    Puanlar
    16575
    soluksuz okudum. Rabbim tüm bu hastalığa yakalananlara acil şifa versin. Allah yar ve yardımcınız olsun. Ne olursa olsun hayattan umudunuzu kesmeyin, Moral en büyük ilaç... Benim annem de kansere yakalandı. Ama biz ona duyurmadık. Nodül var dedik. Eğer duyursaydık biliyorduk ki kendini bırakacaktı. Ve aradan 3 sene geçti hala da bilmiyor. Teyzemin kızı lösemi ye yakalandı. Ama öyle bir güçle savaştı ki, çok şükür rabbimeee. Ne olur sizde hayal kurmaktan vazgeçmeyin.

    inşallah kış güneşinizle birlikte niceeeee niceeee mutlu seneleriniz olur. O güzel mektupları birlikte okumanız dileğimle.

    Sağlıkla, Sevgiyle ve mutlulukla kalın...
    MıeN bunu beğendi.

  3. #3
    MıeN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Oca-2012
    Konular
    8
    Mesajlar
    49
    Puanlar
    417
    Sevgili Canelif yorumun için teşekkürler ;Rabbim sizin hastalarınıza da şifa versin ...
    Çok şükür ki ben kanser hastası değilim ama bu olmayacağım anlamına da gelmez.....
    Çok yakın tanıdığım birinin hikayesini paylaştım...Hatta bu hikayeyle dereceye girmişti...

    Sağlık ve mutluluk yanınızda olsun....

  4. #4
    canelif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Eyl-2009
    Konular
    58
    Mesajlar
    2.226
    Puanlar
    16575
    Güzel allahım tüm kullarından uzak eylesin. Rabbim nerde varsa şifa versin. Ama iyi ki de paylaşmışsınız. Belki de sizin başlıkta belirttiğiniz gibi.

    "Nefes alıyorsak umut var demektir." Umudumuzu yitirmemek ümidiyle.

  5. #5

    Üy. Tarihi
    Kas-2009
    Konular
    0
    Mesajlar
    571
    Puanlar
    1938
    Geçmiş olsun akad ...aşiniza...mien ....rabbim dert verip derman aratmasin
    MıeN bunu beğendi.

  6. #6
    MıeN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Oca-2012
    Konular
    8
    Mesajlar
    49
    Puanlar
    417
    Alıntı canelif Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Güzel allahım tüm kullarından uzak eylesin. Rabbim nerde varsa şifa versin. Ama iyi ki de paylaşmışsınız. Belki de sizin başlıkta belirttiğiniz gibi.

    "Nefes alıyorsak umut var demektir." Umudumuzu yitirmemek ümidiyle.
    Haklısın ,haklıyız ...
    "Nefes alıyorsak umut var demektir."

    --- Sonraki mesaj ---

    Alıntı bücür Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Geçmiş olsun akad ...aşiniza...mien ....rabbim dert verip derman aratmasin
    Teşekkürler Bücür ....
    Allah kimseyi bu hastalıkla sınamasın....
    Sağlıkla ve sevgiyle kal....

    --- Sonraki mesaj ---



    --- Sonraki mesaj ---

    Görüyorum ki bu hikayeyi serbest kürsü bölümüne almış arkadaşlar ....
    Her kim kanserle ilgileniyorsa bu hikayeyi serbest kürsü bölümünde bulupta okumaz ....
    Yetkili arkadaşlarımdan ricam tekrar kanser bölümüne aktarılması...
    Daha faydalı olacağına inanıyorum..

    Bu hikaye için kanser bölümünde bir başlık olabilirdi ve ben aradım bulamadım....

    Sağlıkla ve sevgiyle kalmanız dileğiyle....
    Drita bunu beÄŸendi.

  7. #7

    Üy. Tarihi
    Tem-2009
    Konular
    1
    Mesajlar
    1.919
    Puanlar
    4322
    soluksuz okudum.Allah sifa versin.asla vazgecmeyin.
    MıeN bunu beğendi.

  8. #8
    pelincim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Eki-2008
    Konular
    0
    Mesajlar
    7.599
    Puanlar
    24264
    Hayata tutunmak ve sevdiklerinden vazgeçmemek.Kararlı olduktan sonra insanoğlu her zorluğun üstesinden gelebilir.Bu süreçte motivasyon çok önemli.Çevremdeki insanlar,moralle ve savaşarak bu hastalığın üstesinden geldiler.Rabbim yar ve yardımcınız olsun...
    MıeN bunu beğendi.
    Allah'u ekber kebira, velhamdü lillahi kesira, sübhani bükreten ve esila




  9. #9

    Üy. Tarihi
    Tem-2009
    Konular
    50
    Mesajlar
    3.166
    Puanlar
    9836
    Çok güzel bir yazıydı teşekkür ederim,
    Allah bu hastalıktan muzdarip olanlara şifa versin..
    Drita ve MıeN bunu beğendi.

  10. #10
    MıeN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Oca-2012
    Konular
    8
    Mesajlar
    49
    Puanlar
    417
    Görüyorum ki bu hikayeyi serbest kürsü bölümüne almış arkadaşlar ....
    Her kim kanserle ilgileniyorsa bu hikayeyi serbest kürsü bölümünde bulupta okumaz ....
    Yetkili arkadaşlarımdan ricam tekrar kanser bölümüne aktarılması...
    Daha faydalı olacağına inanıyorum..

    Bu hikaye için kanser bölümünde bir başlık olabilirdi ve ben aradım bulamadım....

    Sağlıkla ve sevgiyle kalmanız dileğiyle...​
    UÇURUMUN UCUNDA DAHİ OLSAN ,HAYATA GICIK OLSUN DİYE GÜLÜMSE.




Benzer Konular

  1. İlginc Bir Hayat Hikayesi
    Konuyu Açan: taunus, Forum: Serbest Kürsü.
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 05-Ara-2011, 13:39
  2. Ayşegül Yıldız’ın hayat hikayesi
    Konuyu Açan: camuro, Forum: Magazin.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 02-Eki-2011, 03:29
  3. Bir Genç Kızın Gerçek Hayat Hikayesi
    Konuyu Açan: ASİA, Forum: Roman & Hikaye.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 02-Tem-2011, 01:08
  4. Ebruli Bir Hayat Hikayesi...
    Konuyu Açan: SimqEE, Forum: Deneme & Makaleler.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 06-May-2011, 19:46
  5. Bir Hayat Hikayesi...
    Konuyu Açan: mhmt_40, Forum: Üyelerimizden Şiirler&Denemeler.
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 20-Oca-2011, 14:05

Sayfa Etiketleri:

kanser hikayeleri

kanser hastalarının gerçek hikayeleri

kanserli hayat hikayeleri

gerçek hayat hikayeleri

hemşirelik ile ilgili gerçek hayat hikayeleri

Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin eylemleri kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.