Kelebek etkisi düşüncesiyle ilgili yarı şaka yarı ciddi olarak verilen örnekte; “Bugün Pekin’de kanatlarını çırpan bir kelebeğin havada oluşturduğu dalgalar, gelecek ay New York’ta fırtına oluşturabilir”, denilir.
Yani, yapılan en küçük eylem ya da alınan en küçük karar hayatımızın ya da başkalarının hayatlarının gidişatını önemli bir şekilde etkileyebilir.

Iki adam dusunun…Biri Taksimden Eminonune dogru hareket eden bir taksici. Taksici trafikle hareket ediyor. Bazen hizlanip bazen yavasliyor. Bir yerde durup martilara bakiyor. Yoldan gecen birini izliyor. Eminonundeki adam Iskelelere dogru ilerliyor. Durup bir vitrindeki giysilere bakiyor. Tutup bir sigara yakmaya calisiyor. Ruzgarda sonuyor. Bir iki defa deniyor. Yururken ayakkabisina bir tas giriyor. Tutup onu cikartiyor. Sonra yolun kenarinda akli birseye takiliyor. Karsiya gecmeye calisirken Taksimden gelen taksici adama vuruyor.Ve oracikta oluyor…. Ucan bir marti, trafikteki hiz, bir sigaranin yanmayan kibriti, ayakkabiya kacan tas..onemsiz hicbirsey yoktur bu kainatta ................""

Yani tarihte tesadufen olan bir olay –kelebek etkisi- cok onemli sonuclara sebep olmustur.Bir su damlası bazen düzenli olarak damlar, bazen düzensiz; bir sıvının hareketi hem türbülanslıdır hem değil; kalbimiz düzenli olarak atar ama bazen çarpıntı yapar; hava sıcak ya da soğuk eser. Nerede karşımıza kaotik görünen bir hareket çıksa –ve aslında her tarafımız onunla doludur– bu harekete sıkı bir bilimsel bakış açısıyla yaklaşma çabası genellikle çok nadir olmaktadır.


Kelebek Etkisi'ni 1963 yılında Edward N. Lorenz bilgisayarıyla hava durumuyla ilgili hesaplar yaparken buldu. İlk hesaplamasında 0,506127 sayısını başlangıç verisi olarak kullandı. İkinci hesaplamada ise 0,506 sayısını verdi. İki sayı arasında sadece yaklaşık 1/1000 (binde bir), yani bir kelebeğin kanat çırpmasının yarattığı rüzgârla eşdeğerde fark olmasına rağmen, süreç içinde ikinci hesap birinci hesaba karşın çok farklı neticeler verdi.


Amerikalı meteoroloji uzmanı Ed Lorenz'in bilgisayar simülasyonlu hava tahminlerinde dikkate değer bir gelişme keşfetmişti. Simülasyonlarından biri, nonlineer ilişkiler içeren 12 değişkene bağlıydı. Eğer simülasyon bir öncekinin başlangıç değerlerinden yalnızca çok küçük farklılıklar –bir değer setinde altı ondalık basamağa kadar değerler varken diğerinde üç ondalık basamağa kadar değerlerin olması gibi farklılıklar– taşıyan yeni değerlerle yeniden başlatılırsa, bilgisayarın ilk durumdakinden çılgınca sapan farklı “hava durumları” ürettiğini bulmuştu. Çok küçük bir pertürbasyonun beklenebilir olduğu bir noktada, kısa bir fark edilebilir benzerlik döneminden hemen sonra bütünüyle farklı bir desen oluşuyordu.

Bunun anlamı şudur, karmaşık, nonlineer bir sistemde, girdilerdeki küçük bir değişiklik çıktılarda devasa değişiklikler üretebilir. Lorenz’in bilgisayar dünyasında, bu durum, dünyanın bir tarafında kanatlarını çırpan bir kelebeğin, dünyanın başka bir tarafında bir kasırgaya yol açmasına denk düşüyordu. Buradan çıkarılabilecek sonuç şudur: hava durumunu belirleyecek kuvvetler ve süreçler bu kadar karmaşık olduğuna göre, önümüzdeki kısa zaman diliminin ötesinde bir hava tahmini asla yapılamaz. Gerçekte, dünyadaki en büyük hava tahmin bilgisayarı olan Avrupa Orta-vadeli Hava Tahmini Merkezindeki bilgisayar saniyede 400 milyon hesaplama yapabilir. Bu bilgisayar dünyanın her tarafından her gün 100 milyon farklı hava ölçümü almakta ve on günlük bir tahmin yapabilmek için kesintisiz üç saat boyunca bu verileri işlemektedir. Yine de iki ya da üç günün ötesinde yapılan tahminler spekülatiftir, altı ya da yedi günü aşan tahminler ise hiçbir değer taşımaz. O halde kaos teorisi, karmaşık nonlineer sistemlerin öngörülebilirliğine belli sınırlar koyar.

Yapilan herseyin sonsuz evrende bir etkisi vardir. Yaptiginiz hersey onemlidir. eskilerin deyisi ile : “Bir civi bir nal , bir nal bir at, bir at bir suvari, bir suvari bir bolugu, bir boluk bir ulkeyi kurtarir.”