Toplam 5 sonuçtan 1 ile 5 arası gösteriliyor

Konu: Kim Takar Bukowskiyi

  1. #1
    devrikcumle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Mar-2008
    Konular
    1034
    Mesajlar
    5.085
    Puanlar
    60522

    Kim Takar Bukowskiyi



    Sağ bacağını sürüye sürüye, yanıma kadar geldi. Para isteyecekti herhalde. Tam cebimdeki bozuklukları çıkartmaya davranıyordum ki, marketlerde kullanılan ve bütün dünyalığını yüklediği arabadan, üç kitap çıkarttı.

    - Kitap değişir misin benimle? diye sordu.
    - Yanımda kitap yok ama cigaram var, dedim.
    - O da olur, deyip oturdu yanıma.

    Bu parkta yaşıyordu herhalde. Saçı sakalı iyice birbirine karışmıştı. Bıyıkları ve parmaklarının uçları, sigaradan sararmıştı iyice. Kalın asker kaputunun altından, kat kat giydiği kazaklar belli oluyordu. Yeşil, üstüne kırmızı, arada alacalı, en üstte de siyah... Kazaklara baktığımı anlamış olacak ki,

    - Soğuk oluyor sokaklar, dedi.
    - Öyle

    Arabanın içine eğilip bir şeyler aradı. Bir şişe "Korn" çıkardı.

    - İçer misin?
    - Bu saatte içmem.
    - Saati olur mu?
    - Olmaz mı?
    - Doğru, zamanı neyle ölçtüğüne bağlı.
    - Sen neyle ölçüyorsun?
    - Aha bununla! deyip elindeki şişeyi kaldırdı.

    Kitapları, oturduğumuz bankın üstüne bırakmıştı. En üsttekine baktım, Paul Auster'in Vertigo'su. Yükseklik Korkusu diye çevirmişlerdi galiba. Aklıma Bar Fly filmi geldi nedense.

    - Bukowski okudun mu hiç? diye sordum.
    - Kim s.ker Bukowski'yi.

    Okumuş anlaşılan. Hem okumuş, hem de çözmüş. Bukowski'ye Bukowski'yi sorsalar, o da böyle bi şey derdi herhalde.

    - Can Yücel okudun mu peki?

    "O da kim?" gibisinden baktı yüzüme. İstediğim cevabı alamamıştım, "boşver" gibisinden elimi salladım.

    Eşofmanları içinde kısa boylu bir kız geçti önümüzden koşarak. Bir süre arkasından baktık ikimiz de.

    - Güzel kalçaları var, dedim yalnızca.
    - Kullanışlı olur bu boydakiler, dedi o da.
    - Bu kalçalarla kolay doğurur bu, dedim, üste çıkarak.
    - Elimden gelen yardımı yapardım o konuda, dedi ve gülmeyle başlayıp ciğerinden parçalar çıkartarak öksürmeyle bitirdi.

    Sabahtan ekmek hazırlamıştım. Çantadan çıkartıp yarısını ona uzattım, yarısını da kendime aldım.

    - Neden veriyorsun ekmeğini bana?
    - Var da ondan.
    - Kahven var mı?
    - Yok.
    - İyi olurdu.
    - Evet.

    Ekmeği aralayıp içinde ne olduğuna baktı. Beğenmiş olacak ki, bıyıklarının ağzına giren kısmını da ısıra ısıra girişti. Bir yudum da elindeki şişeden çekti. Şişeyi burnuma doğru uzatıp,

    - İstemediğinden emin misin? diye sordu.
    - Neden veriyorsun içkini bana?
    - Az önce, bana bir parça ekmek veya ekmek parası verirsin belki diye verdim.
    - Şimdi?
    - Sevdim seni.
    - Sağol.
    - Yok, gerçekten sevdim.

    Kalktım.

    - Beş dakika bekle o zaman.
    - Neden?
    - Ben de seni sevdim; şuradan iki kahve kapıp geliyorum.
    - Boşver.
    - Benim de canım çekti şimdi.
    - İyi ya, al öyleyse.
    - Süt, şeker?
    - İstemem.

    Kahveleri alıp geldim. Ekmeğinden ısırmamıştı bir daha. Kâğıt bardağı iki avucunun arasına alıp bir süre ellerini ısıttı. Konuşmadan ekmeklerimizi yedik. Kahve de iyi gelmişti hakikatten.

    - Sormayacak mısın? dedi.
    - Neyi?
    - Bu hallere nasıl düştüğümü.
    - Yok.
    - Ben anlatsam, dinler misin peki?
    - Dinlerim.

    Pantalonunun arka cebinden bir cüzdan çıkarttı. Güldüm. O da güldü cüzdana bakıp. İkiye katlanmış bir fotoğraf çıkarttı cüzdandan. Yetmişli yıllarda çekilmiş, o silik renkli fotoğraflardan. Güzelce bir kadın ve bir çocuk...

    - Araba kazası, dedi.
    - Anladım.
    - İşte o zamandan beri...

    Cüzdanın içindeki kâğıtların arasından, bir de ehliyet çıkarttı. Çoktan tedavülden kalkmış, defter gibi bir şey. Siyah beyaz bir resmi vardı. Yakışıklı adammış.

    Aksayan bacağını gösterip,

    - Bu nasıl oldu, diye sordum.
    - Yaktılar birkaç yıl önce.
    - Nasıl, yaktılar?
    - Faşistler... Birkaç dazlak... Bu parkta uyuyordum gene; üstüme benzin döküp kibriti tutuşturdular.
    - Sonra?
    - Sonra da kaçtılar. Gebermedim ama bu kaldı işte.
    - Ucuz atlatmışssın.
    - Evet.

    Kalktım. Cebimden bi yirmilik çıkartıp verdim. Almak istemedi.

    - Borç, dedim.
    - Borç, dedi ve aldı uzattığım parayı.
    - Kimin kitaplarını getireyim sana? Bukowski ister misin?
    - Kim s_ker Bukowski'yi be!

    Benim bardağımda kalan kahveyi kendi bardağına dökerken, elimle bir selâm verip ayrıldım yanından.



    Ali TÜRKAN/Derkenar




    okan1980 ve Sidre bunu beğendi.
    insan
    ruhunu gösterecek
    bir ayna geçirirse eline
    göze almali inmeyi
    bir vurgun gibi cehennemine



  2. #2
    Esma_58 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Ara-2008
    Konular
    92
    Mesajlar
    1.335
    Puanlar
    11139
    Güzel diyalog, tesekkürler..
    Peace/Love/Rock

  3. #3

    Üy. Tarihi
    Nis-2009
    Konular
    1626
    Mesajlar
    8.339
    Puanlar
    86665
    eline sağlık çok değişik bir hikaye ama güzel

  4. #4
    blessed trinity - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Ağu-2007
    Konular
    154
    Mesajlar
    2.915
    Puanlar
    22813
    çok begendim... tesekkürler
    Herkes tarafından sevilen bir insan olmak istemem.
    Zira iyisi-kötüsü var.
    Tecavüzcüsü–dolandırıcısı, provokatörü-haini,
    döneği, ırkçısı, milliyetçisi var.
    İ*i–kopuğu, suya sabuna dokunmayıp pis yaşayanı,
    kadını ezeni, çocukları döveni var vb.
    Dolayısıyla bu kadar değişik yelpazeden, ruh halinden,
    kültürden, düzeyden insanların
    ‘bir arada yaşamak zorunda kaldığı’ toplumda,
    herkesin beni sevmesi–onaması durumunda
    kendimden kuşkuya düşerdim.


  5. #5
    Sidre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Şub-2010
    Konular
    3886
    Mesajlar
    10.428
    Puanlar
    127654
    Güzeldi teşekkürler devrik...
    Ve yenilgileri
    Başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın
    bir çocuğun üzüntüsüyle değil, bir yetişkinin
    zerafeti ile,
    ve herşeyi bugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin
    çünkü yarın ile ilgili herşey belirsizdir.
    Bir süre sonra güneş ışığının yakıcı olduğunu
    Öğrenirsin
    Eğer fazla maruz kalırsan
    Bu yüzden,
    Başka birisinin sana çiçek getirmesini beklemeden
    Kendi bahçeni yarat
    Ve kendi ruhunu kendin süsle.
    Ve göreceksin ki dayanıklısın...
    Ve kuvvetlisin,
    Ve değerlisin.





Benzer Konular

  1. Erkek Adam Küpe Takar mı?
    Konuyu Açan: Gizdüşüm, Forum: Estanbul Anketleri.
    Cevap: 331
    Son Mesaj : 21-Şub-2012, 21:16
  2. Hangi Burç Nelere Kafayı Takar?
    Konuyu Açan: elzem7, Forum: Astroloji ve Burçlar.
    Cevap: 10
    Son Mesaj : 16-Kas-2011, 07:03
  3. Erkek Niçin Kravat Takar?
    Konuyu Açan: muxa, Forum: Erkek Modası.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 12-Nis-2010, 22:03
  4. Erkekler Nelere Kafayı Takar
    Konuyu Açan: aris, Forum: Aşk-İlişkiler-Evlilik.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 09-May-2008, 06:27

Sayfa Etiketleri:

Henüz bu istatistik oluşturulmadı
Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin eylemleri kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.