3 Sayfadan 1. 123 SonSon
Toplam 30 sonuçtan 1 ile 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    AkDua

    Wink Kuddüs İsmi Şerifi Fazileti ve Hadimi Hakkında Bilgiye İhtiyacım Var.

    Forumdaki yardımlaşma ve bilgiler hoşuma gitti üye oldum.

    Kuddüs ismi şerifi hakkında araştırma yapıyorum.
    internette genelde hep aynı kısa kopyala yapıştır bilgiler var.

    Hadim nedir fazla bilgimde yok sitenizden onuları okuyup öğrenmeye çalışıyorum.

    Kuddüs İsmi Şerifi fazileti ve Hadimi hakkında bilgiye ihtiyacım var ve her gün kaç kere çekilmeli ? Saati ne zamandır?
    esma hadimi insana zarar verirmi? faydası nedir?

    Öğrenmek için buradayım. Yanliş bişey yazdıysam affola.

    Allah razı olsun.





  2. #2
    ESMA FITRATA, AMACA UYGUN OLMALIDIR...
    Her insan esmaya mazhar yaratılmıştır. Nasil ki parmak izleri ve yüz ayrı ayrıysa aynen öyle de her insanın yaratılışında esma faklılığı vardır. Kimi Rahman, kimi Vedüd, kimi Muhyi ,kimi de Celil fıtratlıdır. İnsanların anlaşmazlıklarının temelinde de esma farklılığı vardır. Çalışılan esma amaca uygun olmayınca beklenen yararlara ulaşılmaz. Sözgelimi bir insan düşünün vesvese onun kaderi olmuş adeta... Hergün vesveseden ölüyor. Bu insan, "Ya Rauf" çalışırsa ne olur? Amacına ulaşmamış olur. Çünkü Rauf esmasının vesveseyi izaleye dahli yoktur. Esma-yı hüsnanın her biri ayrı ayrı tecelliye sahiptir. Bir tecelli diğerine karışmaz. Vesveseden helak olanların çalışması gerekli olan esma "Ya Kuddüs" dür. Çünkü bu esma vesveseyi yakıp yok eden her türlü kiri pası temizleyen bir tecelliye sahiptir. Yine bir insan düşünün nereye gitse ne yapsa hep hakarete maruz kalmaktadır. Evde, sokakta, işte hep aşağılanmaktadır. Bu insan "Ya Hayy" çalışmaya başlarsa ne olur? Amacına uygun bir esma seçmiş olmaz. Yine, her yerde horlanıp durur. Oysa böyle biri "Ya Aziz" esmasını çalışsa bunu da ebcetsel sayı çarpımıyla yapsa kırk gün geçmeden izzetli, el üzerinde tutulan biri haline gelir. Bu, doğru çektiği esmanın tecellisi neticesinde açığa çıkan bir şeydir. Sufilerin seyr-i sülukta başarısız olmalarının temelinde de fıtratlarına uygun esmayı çalışmamaları yatar. Sözgelimi bir sufinin yaratılış fıtratı; atak, girişimci, tuttuğunu koparan dışa dönük olsun. Bu sufi "Ya Halim" çalışırsa fıtratına aykırı bir esma seçmiş olur. Bu sufi "Ya Seri'u" çekse seri bir şekilde yol alır. Hayret edilecek sonuçlar ortaya çıkar. Her gıda her insana yaramadığı gibi, her esma da herkese yaramaz. Esmaların hepsi şifalı ilaçlara benzerler. Ama insan kendi hastalığına uygun ilaç alıp doğru esmayı çekebilmelidir... Aksi halde beklenen yararlara ulaşılamaz. Eğer sizin düşmanlarınız çoksa ,her gün birileri size sataşıp duruyorsa yüz milyon defa "Ya Rezzak" çekseniz ne olur? Hiçbir şey... Çünkü bu esma, düşmanlara karşı bir tecelli açığa çıkarmaz. Sadece helal rızk getirir, hepsi bu... Ama "Ya Muntakim" diye zikrederseniz daha bir kaç hafta geçmeden düşmanlarınızın herbiri müthiş bir felakete düşüp sille yer. Bunu da "Muntakim" esmasının tecellisi yapar. İnsan ihtiyaç sahibidir ve hastadır. Esmaların hepsi de birer şifalı ilaçtır. Bir insan gereksinimine göre değişik değişik esmalar çalışabilir. Özellikle Sufizm yollarına biat edenler özgüven içinde diledikleri esmaları çalışabilirler. Bu, onlara verilmiş birer icazettir, ruhsattır. Bunu, çok iyi anlamak lazım... Hiçbir insan yok ki Kur'anda kendine bakan bir süre ayet olmasın; hiçbir insan yok ki esma-yı hüsnadan kendine bakan bir esma olmasın... Bir insan kendi yaratılış fıtratına uygun düşen esmayla çalışmazsa yıllar geçse de hiçbir ilerleme sağlayamaz. Kul samimi olursa Allah bunu gönlüne ilham eder... Kalbi dinlemek kadar güzel bir şey yoktur. Kalp Allahı yansıtan bir ayna... Kalp ilahi sırra açılan bir pencere...



    alıntıdır

  3. #3
    çokşeyvar
    benzer bi konuyu da ben açmıştım.oraya yorum yapanların genel dedikleri zarar vermez ama bunun için alt yapınızın olması lazım ve asla yanlışlık yapılmaması lazım.yoksa beyinde yanlış açılımlar yaparmış...bide karşı taraftan gelen yüksek enerjiyi kaldırabilmek için yeterli enerjiye sahip olmak gerekliymiş....

  4. #4
    Dua ve Esma Yoğunlaşılarak Yapılınca Etkili Olur...
    Dua ya da tarikat virtleri inanarak, yoğunlaşılarak yapılmadığı zaman beklenen yararlar ortaya çıkmaz. Dua edecek olan kişi haram lokma yememeli, gıybet etmemeli ya da dinlememelidir. Bu arada dinde icat edilen bidat muamelelere girmemeli, buna taraftar olmamalıdır. Şans oyunlarından, faizden, kalp kırmaktan uzak durmalıdır. Dua zamanı için yatsı sonrası ya da sabah namazı farzıyla sünneti arası kırk gün aksatılmadan duaya devam edilmelidir. Dua edecek kişi ilk önce temiz bir elbise giymeli abdestli olarak kıbleye karşı oturmalı birinci aşamada gözler kapalı bir şekilde kalbinde dünyaya ait ne varsa ondan uzaklaşılmalıdır. İkinci aşamada kendisini ölmüş bilip toprağın altında mahvolmuş, şanı şöhreti gitmiş şekilde düşünmelidir, buna da beş dakika devam edilmelidir. Sonra Allah'ın nurunu tecellisini sağanak sağanak yağan bir yağmur gibi düşünüp kendini de o yağmur altında ıslanıyor diyerek fikrederek yetmiş istiğfar, on bir selavat söylenip niyet edilerek "Lailahe illallah" zikriyle ihtiyaç duyulan dua esması ebcetsel sayı değerince söylenip bu isimler şefaatçi ve vasıta kılarak dua edilirse daha yedi gün geçmeden güzel sonuçlar ortaya çıkar. Bu muameleye kırk gün kadar devam edilmelidir. Dileyen vekaleten birine de dua ettirebilir. Duanın sonunda bir miktar sadaka fakire verilmeli ve sabra çekilerek dua sonucu beklenmelidir. Allah duayı üç türlü kabul eder: Ya isteneni verir. Ya isteneni vermez daha hayırlısını verir. Ya da duayı ahiret hesabına kabul eder. Gerekirse bu muamele tekrarlanır, duada ısrarlı olmak gerekir. Allah duaya mutlaka icabet eder. Tarikatlardaki sufilerin yıllar içinde ilerleme göstermeden aynı yerde kaldıklarına sıklıkla tanık olunur. Kimi tarikat ehlinin yıllar sonra bile başladığı yerde kalması virtleri yukarıda belirtilen şekilde yapmamayla ilgilidir. İnanarak yoğunlaşarak yapılan dua ism-i azam sırrını açığa çıkarmada oldukça etkilidir. Tarikat ehili bir sufi yoğunlaşabildiği ölçüde yol alır. Yoğunlaşmak öte alemle irtibata geçmenin anahtarıdır. Ötelerle irtibata geçenlere fetih ve sır kapıları açılır. Aksi halde hiçbir ilerleme kaydedilmez. İsterse yetmiş yıl geçsin, her gün de yirmi bin esma çekilsin... Değişen hiçbir şey olmaz. Sadece virdin sevabı alınır hepsi bu... Yetmiş yıl önce nereden başlanmışsa yetmiş yıl sonra da aynı yerde kalınır. Bu durum Kur'an okunurken, namaz kılarken de geçerli olan bir muameledir. Velayet ya da dua kabulü çekilen esmanın tecellisinin açığa çıkması sırrıyla ilgilidir, bunun için de inançla yoğunlaşıp virtleri yapmak şarttır.



    alıntıdır

    --------------------

    KUDDÜS
    Bütün kirleri pasları temizleyen demektir. Cinlerin, şeytanın, nefs-i emmarenin vesvesesinden kurtulmak için bu esma oldukça etkilidir. Bu esmanın büyüleyici bir özelliği vardır. Kuddüs esmasının tecellisine mazhar olanlar mağaradan çıkan Ashab-ı Kehf gençleri gibi ilgi odağı olurlar. Her gören kendilerine büyülenir, adeta aşık olur. Evrende eko sistem halinde olan temizlikler yağmur, rüzgar, toprağa dönüşme ve benzeri hep Kuddüs adının tecellisiyle olur. Bu adın ruhanileri etkileme gücü vardır. Gayp alemlerinin açılması ,sıkıntıların giderilmesi bu esma tecellisiyle açığa çıkar. Bu esmayı çalışanlar "Subbuhun Kuddüsün Rabbuna ve Rabbül Melaiketi ve Ruh" duasını da çalışırlarsa gaybın sırları ortaya çıkmaya başlar. Bütün kötülüklerden korunurlar. Bütün kötü işler hayra dönüşür. Ruhaniler kendisini uyku uyanıklık arasında ziyaret ederler. Bu dua da Kuddüs esmasının ebcetsel sayı değerince okunabilir. Ebcetsel sayı değeri:170/28900

    --------------------
    Esmanın Ruhanileriyle Buluşmak...
    Her esmanın "huddam" denilen ruhanileri "vazifelileri vardır. Bunlar bir esmanın ebcetsel sayı değeri kadardırlar. Sözgelimi "Azim" esmasının ebcetsel sayı değeri 1020'dir. İşte bu esmaya vaziyet eden bin yirmi adet azametli ruhani vardır. Bin yirmi meleğin emrinde de bin yirmi ruhani ya da cinni vardır. Ruhanilerden, cinnilerden, meleklerden oluşan bu görevliler esmanın tecellisine uygun bir esinle zikredene yardımcı olurlar. Zikreden esmaya aşıksa ve bunu aşkla yapıyorsa özellikle ebcetsel sayı değerine dikkat ediyorsa esmanın ruhanileri gelmeye başlarlar. Gece boyunca onunla irtibata girmeye çalışırlar. Ruhuna vücuduna evine bakışına sesine sinerler. Bu Sufizm yoluna biat etmenin özel bir kazanımıdır. Biat etmeyenler için bu ledün nimetleri kapalıdır. Sufizm yolu dışında kalanların huddamlarla görüştüklerini sanmaları sadece bir yanılgıdır. Onlar cinni şeytanların oyuncağı olurlar. Bütün medyumlar da öyledirler. Tarikat sahasına biat edenler Allah tarafından korunma altında olurlar. Elde ettikleri de o dairenin ledünni bereket sırları olur. Bütün esmalar Allah'ın rızası, amaçlar, vesile ve vasıta kılınmak için yapılmalıdır. Her şeyin başı ihlastır. Allah'a, bir esmada aşık olana bütün ruhaniler de aşık olur. O dilemese de Allah kendini anan kulunu dilediğine sevdirir. Esma bitikten sonra "Yüce Allahım bu esmanın ruhanilerini bana musahhar kıl ve işlerime yardımcı ver." diye dua edene Allah tehlikesiz bir şekilde ruhanileri yollar. Ona yardımcı olmak için akın akın gelirler. Bu ise dehşet bir lütuftur. Bir sufinin o sahayı merak etmemesi Allah'ın açtığı böyle bir kapıyı yok sayması sadece cehalettendir. İnsan sünnet ve kuran dairesinde kalıp Allah'ın verdiği her türlü nimetten yararlanmalıdır. Bunu yaparken de yalnızca Allah'a dayanmalı ona yönelmelidir. Allah ruhanilerle bir sufiyi buluşturmuşsa bu çok özel bir sır olarak kalmalıdır. Aksi halde sırrı söylemek kimi zaman o sırrı bir daha görmemeye neden olabilir. Bu da acı olarak yeterli olan bir şeydir. Sufilerin çoğu ruhani daireye sırt döndükleri için elli atmış yıl sonra bile yerlerinde sayıp kalmışlardır. Allah'ın özel olarak her esmaya atadığı ruhaniler kimi cahil ve softa müritlerce iyi gözle görülmemektedir. Onlardan uzak kaldıkları için de yerlerinde sayıp durmaktadırlar. Öyleyse esmaların ruhanileriyle buluşmak onları yardımcı olarak istemek için dua etmeli Allah'a yakarmalıyız. O dünyanın nimetleriyle Allah bizi buluşturmuşsa bunu örtüp gizlemeli sinemizde ötelere götürebilmeliyiz... Kim ki hak bir tarikata intisap etmemiştir, hak bir mürşidin elinden biat almamıştır, onun esmaların ruhanileriyle buluşması yardımlaşması sadece bir zan ve hayaldir. O kapı kapalıdır. Esmaların ruhanileriyle buluştuğunu sananlar da cinni şeytanların maskarası, kuklası olan zavallılardır... Ruhanilerle buluşmak için İmam Ali Hazretleri Celcelütiyesinde Allaha yakarır... Emrine ruhani ifritler vermesini diler... Aynı dilek Nakşibendi tarikatının kurucusu İmam Bahaüddin Nakşibent hazretlerinin Evrad-ı Bahaiyye Azimetinde açıkça görülebilir. İmam Ahmet Buni,İmam Yafii, Seyyit Emir Sultan gibi binlerce evliya bu sırları içeren ledünni bilgiler aktarmışlardır. Yani ruhu ergin olana, bu yollar, Allah'tan esmanın ruhanilerini kendine musahhar edilip yardımcı verilmesini dilemek, ism-i azam sırlarındandır.



    alıntı

    --------------------
    Esma-yı Hüsnayı Çalışma Yolları...
    Esma-yı hüsnayı çalışmanın çok değişik yolları vardır. En büyük sır da esma-yı hüsnanın ebcet sayısınca anılmasındadır. Bir başka yol da esma-yı hüsnanın ebced sayı değerini kendisiyle çarpıp çıkan sonuç kadar onu anmaktır; bu durum ism-i azam gibi bir şeydir ve bunda çok büyük bir sır vardır. Asıl sır buradadır. Sözgelimi "Allah" esmasının ebcetsel sayı değeri altmış altıdır. Altmış altıyı kendisiyle çarparsak dört bin üçyüz elli altı rakamına ulaşırız. İşte Allah esmasını bu sayı kadar anmakta çok azemetli sırlar vardır. Bu sayıların esma-yı hüsnaya müvekkel olan ruhaniyi yaklaştırma gibi esrarları vardır. Sufizm yollarına biat eden müritler özellikle mürşitlerin önerdiği virtleri yaparak seyr-i süluk ederler. Dilerlerse hoşlarına giden herhangi bir esmayı şefaatçi ve vasıta kılarak amaçları için çalışabilirler. Sufizm yoluna biat eden kimseler esma-yı hüsnadan dilediklerini çalışmaya ruhsatlı sayılırlar; çünkü onlar esma yoluna bağlanmış has bir zümredirler. Esma-yı hüsna çalışılırken abdestli olunmalıdır. İlk önce gözler kapatılmalı yavaş yavaş vucut gevşetilerek yoğunlaşılmalıdır. Tamamen düşüncelerden arınıp kendini yok olmuş bilerek hatta evreni de yok bilerek çalışılan esma seri bir şekilde okuyanları amaçlarına ulaştırır. Esma, güneşe benzeyen bir nur gibi düşünülüp o ışık altında kalındığı fikredilerek çalışılmalıdır. Yoğunlaşmayı başaranlar korkunç bir zafer kazanırlar. Esmaların bütün yararlarına çok seri bir şekilde ulaşırlar. Esmaları böyle çalışmak gerekir. Gaflet ve vesvese içinde yapılan zikrin sevaptan başka bir yararı yoktur.

    Her esma ebcetsel sayı değeriyle şifrelenmiştir. Bu sayılarda mucize sırlar vardır. Ebcetsel sayı değeriyle verilen herhangi bir esmayı, tekrar aynı sayıyla çarpıp çıkan sayı değerince eksik fazla olmadan anmakta, söylemede ism-i azam sırları vardır.Bu sayı bereketiyle ruhani alemlerin kapıları açılır ve esmanın sırları ortaya çıkar. Nasıl ki bir anahtarın küçük bir dişlisi olmadan kapılar açılmıyorsa bunun gibi esmayı belli bir sayı düzeninde çalışmamak da aynı sonucu doğurur. Yıllar geçse de hiçbir sır açığa çıkmaz. Her esma sayısal bir mucizedir, gayp kapılarının kildidir. Kapalı kapıların açılması için de esmanın ebcetsel sayısal değer çok önemlidir.

    --------------------
    arkadasım sanırım bu bilgiler sana yardımcı olabilir

  5. #5
    AkDua
    Bende Kuddüs ismini çekiyordum.
    Bir gece yatsı namazından sonra çekip sırtustu yattım
    yattıktan hemen sonra uykuyla uyanıklık arası
    yataktan 15- 20 cm filan sırt ustu şekilde yattıgım şekilde havalandım
    kendimi çok hafif hissediyordum.
    ustumu arapların giydiği elbiseler gibi bembeyaz gordum
    sonra yıne beyaz elbise giyinmis başını gormeğim insan şeklinde
    yerden bir karıs yukarıdan havada suzulerek geldi elimi tuttu
    bende cok istekli bir şekilde elini tutup peşinden giderken kalktım
    kendime geldim buda neydi dedim ama içim huzur doluydu hiç korku yoktu.

    şimdi sadece Allah ismini zikrediyorum. Ne olur ne olmaz.

    not: Farz ibadetleri ve mumkun oldugunca sunnetlerı yerıne getıren bırıyım.

    Buradan aşağısı alıntıdır.
    --------------------
    EL-KUDDÛS
    “Zâtında, sıfatında, fiillerinde, isimlerinde, hükümlerinde
    her türlü lekeden, eksiklikten çok uzak, pek temiz.”

    “Her şaibeden münezzeh, çok temiz ve pak olan.”

    “Göklerdekiler ve yerdekiler, Melîk, Kuddûs,
    Azîz ve Hakîm olan Allah’ı tesbih ederler.” (Cum’a sûresi, 1)
    Allah, maddeden, değişmekten, tesir altında kalmaktan, acizlikten, yardımcıya muhtaç olmaktan, bilmemekten, gücü yetmemekten, dilediğini icra edememekten ve her türlü ayıptan çok yüksek, çok uzak olduğu gibi, kendisi hakkında beşer aklının ve hayalinin mahsulü olarak ortaya atılan her türlü sıfattan, benzetmeden de münezzehtir.

    Kuddûs isminin, selbî sıfatlarından ‘muhalefet-ün lil havadis’ sıfatına dayandığı ifade edilmiştir.

    Kuddûs isminin kâinattaki tecellisi, sema yüzünden deniz yüzüne, çiçeklerden ormanlara kadar her şeyde mükemmel bir temizliğin hüküm sürmesidir.
    Nur Külliyatından bir hakikat dersi:

    “İsm-i Kuddüs’ün cilve-i âzamından gelen tanzif ve nezafet, bütün kâinatın mevcudatını temizliyor, güzelleştiriyor. Beşerin bulaşık eli karışmamak şartıyla, hiçbir şeyde hakikî nezafetsizlik ve çirkinlik görünmüyor.” (Lem’alar)

    Bu isme karşı kulun vazifesi takdis ve tesbihtir. Takdis, ‘Allah’ı kemâl sıfatlarla tavsif etmek’; tesbih ise ‘noksan sıfatlardan tenzih etmek’tir. Meselâ ‘Allah her şeye kâdirdir’ demek takdis; ‘Allah acizlikten münezzehtir’ demek tesbihtir.

    Kuddûs ismi, Allah’ın bütün noksanlıklardan münezzeh ve mukaddes olduğunu ders vermekle, bizi temiz bir kul olmaya davet ederken, Kuddûs olan Allah’ın huzuruna selim bir kalb ve temiz bir bedenle çıkılması gerektiğini de ihtar eder.

    “Kötü hasletler, bâtıl itikadlar, günahlar, bid’alar; manevî kirlerden olduklarını unutmamalıyız.” (Lem’alar)

    •••

    Bir mü’min, şüphe ve tereddütlerden, bâtıl telakkilerden ve hurafelerden ayıklanmış tertemiz bir itikada; gösterişten, riyâdan ve menfaatten uzak ihlâslı bir ibadete ve her türlü kötü ahlâktan uzak bir ruha sahip olmak için gayret gösterdiği ölçüde bu mukaddes isimden feyiz alır. Bir günah işlediğinde derhal tövbe ederek o lekeyi ruhundan silmeye çalışır.

    Kuddûs ismine mazhar olmanın bir yolu da, maddî temizliğe dikkat etmektir.

    Buna göre, bir insan maddî temizliğe dikkat ettikçe kâinattaki paklığa ve temizliğe ayak uydurmuş olur, manevî temizliğine hassasiyet gösterdiği ölçüde de meleklere yaklaşır.
    Nur Külliyatından harika bir tespit ile bu bahsi tamamlamak istiyorum:

    “O dehşetli Cehennem fabrikası, sair vazifeleri içinde, âlem-i vücud kâinatını âlem-i adem pisliklerinden temizlettiriyor.” (Şualar)

    Buna göre, Kuddûs isminin azamî bir tecellisi de Cehennemde tahakkuk edecektir.

    Mizanda günahları ağır basan mü’minler, bu günahlardan temizlenmek üzere Cehenneme gidecekler ve gerekli azabı tattıktan sonra tertemiz olarak Cennete varacaklardır.

    Küfür üzere ölenlere gelince, Kuddûs ismi onlarda da bir başka şekilde tecelli edecek ve onları imansızlık kirlerinden temizleyecektir. Artık hepsi Cehenneme ve meleklere inanacaklar ve bu dehşetli azaptan kurtulmak için Allah’tan medet dileyeceklerlerdir. Ama bu geç kalmış tasdik, onları Cehennemden kurtarmaya yetmeyecektir

  6. #6
    AkDua
    teşekkurler çok degerli bilgiler paylaşmıssınız

    Kafama takılan bazı seyler var

    * Esmaların ruhanılerı zararsızdır denılmıs ama aynı zamanda bilinçsız cekmek zararlıdır denılıyor. Burada cınlere bilinçsizce yenı kanallar mı acılmıs oluyor?

    * Allah ismi cekıldıgınde butun esmalarda çekılmıs mı oluyor.

    * Aklımda hayatta yapmak ıstedıgım çok guzel dusuncelerım var ama bır turlu bunları hayata gecıremıyorum. Sankı adeta benı bırsey tutuyor kısmetım baglanmıs. Bu durum ıcın hangı esmayı onerırsınız

    Hersey ıcın tesekkurler ıyı bayramlar.

  7. #7
    shadow
    Allah esması bedenin çakra merkezlerine hem enerji verir hem bütün esmaların tek başına açılımını yapar.evet cinler dünyasına dalmış olursunuz.size düşman varlıklarla karşı karşıya geleceksiniz.bir sen ve milyonlarca farklı bir alemin sana düşman varlıkları.eğer düşman olmasaydı şayet bu yolda çok kısa bir zamanda astrali yapr ve imanınlada çok kısa abir zamanda derunünde Allaha ulaşırdın

  8. #8
    AkDua
    Kuddûs: Allah paktır, temizdir, noksanlıklardan, kusurlardan, âcizliklerden, küfür ve dalâlet ehlinin düşündüğü her türlü eksik sıfatlardan münezzehtir. Allah kemâl sıfatlar Sahibidir. O’nun her sıfatı, her ismi, her işi, her fiili mükemmeldir. Varlıkları mükemmel, kusursuz, temiz ve pâk yaratır. Temizliği sever, temizliği emreder, işlediklerinden pişman olan ve tövbe eden kullarını günahlarından arındırır ve temiz kılar.

    El-KUDDÛS c.c. (Hamdi Boydak)

    Allah u Teâlâ hazretleri, mukaddes olduğu gibi, O’nun bütün mübarek isimleri de mukaddestir. Kuddûs, ism-i celîli ise bu mukaddes isimlerden bir diğeridir. Kuddûs, ism-i şerîfi “kuds” kökünden türemiş mübalağa bildiren bir sıfat olup sözlükte; tertemiz, pâk, kusurdan arınmış manasına gelir. Kuddûs sıfatı, sadece zât-ı İlâhiyye için kullanılır ve O’nun her türlü kusur ve eksiklikten münezzeh olduğunu bildirir. Kur’an-ı Kerîm’de iki yerde geçmektedir:
    “O (c.c.) öyle Allah’tır ki, O’ndan başka ilah yoktur! O (c.c.) Melik ve Kuddûs’tür.” (Haşr: 59/23)
    “Göklerde olan ve yerde bulunanlar, Melik, Kuddûs, Azîz, Hakîm Allah’ı tesbîh eder.” (Cuma: 62/1)
    Efendimiz Hazretlerinin bir çok hadîs-i şerifinde de bu mübarek isim zikredilmiştir. Gerek kelâm-ı İlâhî olan Kur’an’da ve gerekse kelâm-ı Nebevî olan hadîslerde bu isim, genellikle, tesbîh kavramıyla birlikte yer almıştır. Bu hususta, yani tesbih kavramıyla birlikte zikredilmesine, âlimlerimiz şöyle bir açıklama getirmişlerdir: “Açık bir tesbihte takdis, açık bir takdiste tesbih vardır. Zâtın, tenzih açısından, ne olduğunu söylemeye takdis, ne olmadığını söylemeye de tesbih, denir.”
    Allah u Teâlâ Hazretleri, yaratıklarına benzemekten münezzehtir. Yaratılmışlarına hiçbir şekilde benzemez, onlar da O’na benzemezler. Bu sebeple, Kuddûs isminin muhâlefetün lil-havâdis sıfatıyla doğrudan alakası vardır. O (c.c.), zâtında, sıfâtında, esmâsında, ef’âlinde, âsârında her türlü eksikliklerden uzaktır ve mutlak kemal sahibidir. Bu yüzden de Kuddûs ism-i şerîfi, faziletleri ve güzel sıfatları sebebiyle övülen, anlamına da gelmektedir. Yani, O (c.c.), her şeyden ulvîdir. Bu yüzden O’nun zâtından başka herhangi bir varlığın Kuddûs olarak isimlendirilmesi doğru olmaz. Ancak Kuddûsî diye O’na nisbet ile olanı caizdir. Rabbânî, Rahmânî, Nûrî gibi nisbetler de böyledir. Meselâ, Bor’lu Kuddûsî mahlasının kullanması şöyle izah edilmiştir: Allah’ın Kuddûs ismine mazhar olduğu veya bu ismin mazharı olmayı umduğu için bu mahlası kullanmış olabilir. Vefat eden velîlerin ismi anılırken “kuddise sırruh” denilmesi de Kuddûs ism-i şerîfinin tecellîlerine mazhariyetleri babında bir dua cümlesi olarak kullanılagelmiştir. Teberrüken söylenen bu sözde, İslâmî bir incelik ve zerafet vardır.
    “Kuds” kökünden türetilen bazı kelimelere Kur’an’da rastlıyoruz. Bunu da bazı âlimler şöyle izah ediyorlar: “Takdis, temizlemek demektir. Ruhu’l-Kuds, Cebrail (a.s.)’dir. Çünkü o, Allah tarafından “kuds” ile iner. Yani, nefislerimizi temizleyen Kur’an, hikmet ve İlâhî feyz ile iner. Beyt-i Mukaddes, şirk gibi pisliklerden temizlenmiş yer demektir. Yahut da orada günahlardan temizlenildiği için o adı almıştır. Mukaddes Yer (Arz-ı Mukaddes) de bu manaya gelir. Haziratü’l-kuds ise cennettir.”
    Eşyalar için kullanılan “Emanât-ı Mukaddese” kavramı için ise İmam Buharî meşhur eserinde bir başlıkta şu ifadeyi kullanmıştır: “Peygamber Efendimizin vefatından sonra; ashabının ve daha sonrakilerin O’nun; zırhı, âsâsı, kılıcı, kadehi, yüzüğü, sakal-ı şerîfi, pabucu ve kap-kaçak nev’inden teberrüken (uğur sayarak, bereketlenmek amacıyla) sakladıkları eşyalar.” (IV/48)
    İbn Hacer ise, el-Metâlibu’l-Âliye adlı eserinde (III/175) “Salihlerin geride bıraktığı hatıralarla teberrük” adlı bir bâb açarak konu ile ilgili vesikaları sıralamıştır. Böylece bu kaynaklarda, ta ilk devirlerden itibaren, İslam dünyasında bir kısım şahıs, eşya ve mekanın teberrük ve tazim duygusu ile kutlu ve uğurlu sayılageldiği delillendirilmiştir. Merhum Ömer Nasûhî Bilmen de Büyük İslam İlmihali adlı eserinde “Mukaddesâta Hürmet ve Tazim” diye bir başlıkta bu hususu detaylı bir şekilde incelikleriyle izah etmiştir. Ancak Tanzimat’la birlikte Hıristiyan kültürünün ağır bombardımanına uğramamamız sebebiyle “Kitab-ı Mukaddes” tabiri başta olmak üzere, dinimizce uygun görülmeyen yerli-yersiz birçok vesilelerle, mukaddes-kutsal kelimeleri, çokça kullanılmaya başlanmıştır. Bu bağlamda Müslümanlar olarak, doğrusunu eğrisinden ayırt etmekte titizlik göstermemiz lazım geldiğini hatırlatmak isteriz.
    Kuddûs isminin kainattaki tecellîsi neticesi, her şeyde mükemmel bir temizliğin hüküm sürmesiyle kendini göstermesi, câlib-i dikkattir. Anâsır-ı erbea dediğimiz; toprak, su, hava ve ateş hem kendilerini hem başkalarını temizler. İnsan doğuştan temiz olarak dünyaya gelir. Ancak insan eli ile hem kendini hem çevresini kirletmektedir. Fakat kendisi ve çevresini temiz tutanlar ise övülmekte ve yükselmektedir. Kuddûs olan Allah’a selim bir kalp ve temiz bir bedenle çıkmamız gerekiyor. Bunun içinse; inançta, ibadette, ahlakta ve tüm işlerimizde âzamî temizliğe dikkat etmemiz şarttır. Bu sebeple İslâm’ın ilk emri “Oku!”, ikinci emri “Temiz ol!”dur. Maddî ve manevî temizliğe dikkat etmeyenlerin yarın cehennem ateşinde temizlenmeleri gerçekleşecektir. Müminler temizlendikten sonra cennete girecek fakat kafirler cehennemde kalacaklardır.
    Konu Sidre tarafından (12-Tem-2013 Saat 22:28 ) değiştirilmiştir. Sebep: renk düzenlendi..

  9. #9
    kariyb
    "KUDDUS" isminin zikri, insanın tabiatından, benliğinden kurtulması yönünden çok faydalıdır. İnsan, şartlanmaları ve doğası gereği olarak, kendini içinde yaşamakta olduğu fizik beden zanneder!..

    Tıpkı, 65 model şevrole otomobilin direksiyonunda oturup da, kendini otomobil sanan sürücü gibi!.. Sorarsınız, kimsin sen; der, 65 model şevroleyim!.. Bir türlü aklı almaz, kendisinin otomobilden ayrı bir varlık olduğunu ve bir süre sonra arabadan çıkıp gidebileceğini!..

    İşte aynaya bakıp, ben bu bedenim diye düşünen kişiler de, şayet farkedemiyorsa bir süre sonra bu bedeni terkedip yaşamına değişik bir boyutta o boyuta özgü bir bedenle devam edeceğini. durum biraz vahîm demektir!..

    İşte "KUDDUS" ismi, insanın aslının kudsî bir varlık olduğunu, madde ve ruh ötesi bir bilinç varlık olduğunu farketmesine yarayan isimdir.

    ahmed hulusi

  10. #10
    313
    ya Camiü esmasıyla çalışma nasıl yapılabilir nelere iyi gelir



3 Sayfadan 1. 123 SonSon

Benzer Konular

  1. Ya Nur İsmi Şerifinin Fazileti Mümin Cin Celbi
    Konuyu Açan: pnkflyd, Forum: Havas & Hüddam.
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 29-Oca-2013, 15:10
  2. Ya Batın İsmi Şerifi Hakkında
    Konuyu Açan: miftahu'l gencine, Forum: Havas & Hüddam.
    Cevap: 46
    Son Mesaj : 25-Tem-2012, 17:30
  3. Web Sitesi Hakkında Yardıma İhtiyacım Var:)
    Konuyu Açan: reyhan..., Forum: Webmaster.
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 11-Kas-2010, 18:01
  4. Acil Bir Konu da Bilgiye Ihtiyacim Var
    Konuyu Açan: sonsuz, Forum: Havas & Hüddam Soru ve Yardım.
    Cevap: 44
    Son Mesaj : 16-Kas-2008, 15:47
Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin yazdıkları kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.

Sitemizdeki yazılar telif hakları ile korunmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz ©estanbul.com