Toplam 5 sonuçtan 1 ile 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    trooper

    Meditasyon Yoga NLP Şebekeleri Neye Hizmet Ediyor?

    Yoga, meditasyon, NLP gibi uğraşılar son dönemde hayatımızın içine iyice girdi. Ünlüler yoga ve meditasyon ile huzura kavuştuklarını her fırsatta deklare ederken, medya "meditasyonla zayıflama", "yoga ile stresten arınma" propagandaları yapıyor.

    Ülkemizi bir ağ gibi saran Uzakdoğu ve Batı kökenli meditasyon ve yoga grupları meşruiyet kazanmak için dernek çatıları altında konuşlanıyor çoğu zaman. Sağlıklı bir yaşam vaadiyle, insanlara nüfuz etmeye çalışan bu örgütlenmeler yoga ve meditasyon gibi uğraşıları, "kültürel etkinlik", "spor" ve "fizik tedavi ve rehabilitasyonu" adı altında sunuyor. Kurdukları derneklerin isimleri de bu sunuma paralel olarak seçiliyor. Bu seçimin en güzel örneği ise yoga faaliyetleri yapan "İstanbul Sağlıklı Yaşam Derneği"

    Yaşam kalitesini yükseltmeyi vaad eden meditasyon ve yoga örgütlenmelerinin gerip telkinleri ve davranış biçimleri de mevcud. Ülkemizde onbinlerce insanı etkisi altına alan bu örgütlenmeleri tanımanız için Aksiyon'da yayınlamış araştırmadan birkaç örnek vermek istiyoruz:

    Son yılların popüler yoga akımlarından olan Shaja Yoga hareketinin önderi Shri Mataji'ye, yoga ayininde müridleri secde edip ellerini ayaklarına sürerek bağlılıklarını gösteriyor. “Kuca” ayinine katılanların Mataji’nin ayaklarını yıkadığı suyu da içtiği iddia ediliyor.
    Mataji, Kur’an-ı Kerim’in eksik yazıldığını ve Shaja Yoga’nın tamamlayıcı olduğunu söylüyor.
    Türkiye’de Amurt adı altında örgütlenen Ananda Marga yoga grubu hakkında FBI kaynaklarında ‘terörist bir organizasyon’ ibaresinin yer alıyor. Bin 520 sayfa Marga yoga grubunu anlatan FBI, sağlıklı yaşam gibi pozitif değerleri kullanan bu grupların tehlikeli birer örgütlenme olduğuna işaret ediyor.
    Yoga ve meditasyon gruplarından liderliğini Maharishi Mahesh Yogi’nin yaptığı Transandantal Meditasyon hareketi insanların streslerinin ve bitkinliklerinin yok olmasını temin etmek suretiyle inançlarının kalitesini yükselttiğini iddia ediyor.
    Yoga ve meditasyonda dini sayılabilecek bir dizi rabıta ve trans biçimi, tören, sembol ve ritüeller var. Zaten Amerika’da kendilerini yeni ve kozmik bir dinin üyeleri olarak tanıtıyorlar.
    Transandal meditasyon ise her gün sabah kahvaltısından ve akşam yemeğinden önce olmak üzere günde iki defa Maharishi’nin resmine bakmayı salık veriyor. (Bu puta tapma davranışlarını hatırlatmıyor mu?) Maharishi Mahesh Yogi, 40 yıldır tüm dünyada 4 milyondan fazla insana ulaşıyor. Derneklerle örgütlenen bu grupta günde iki defa 15 – 20 dakika oturarak, gözler kapalı meditasyon yapılıyor. Oturarmanın tüm dertlere şifa olacağını anlatan yogi, başka hiçbir şeye ihtayıcınız yok, dinlere bile!” felsefesini empoze ediyor. Maharishiler, bir üniversiteye sahip ve açtığı yoga kurslarından peşine takılan Beatles gibi zengin takipçilerinden elde ettiği milyarlarca dolarlık bir servete sahip. TV'leri ile propaganda yapmayı da ihmal etmiyor.
    TM’nin Türkiye temsilciliğini Albert— Vesile Baruh çifti yapıyor. TM’nin insanlığın nihai huzura ulaşmasında tek yol olduğunu savunan Albert Baruh’a göreTM ve Maharishi Yogi tüm dinlerin temeli olan bir inanç.
    Budizm, İslam'dan evladır

    Meditasyon ve yoga furyası üzerine iyibilgi'ye konuşan araştırmacı yazar Enes Ergene şunları kaydediyor: "İnsanların fıtratında din ihtiyacı var. Bu yüzden insanlar dini inanlarından uzaklaştıkça böyle inanışlara sarılıyorlar. Maddeci yaşamdan kaçmak, manevi teneffüs istiyorlar. Avrupa'da da bu faaliyetler oldukça yaygın. İnsanların teneffüs etmek için İslam'a sığınması Avrupa'yı korkuttukça, kendi inanışları İslam'a alternatif olamadığı için Uzakdoğu inanışlarına müsaade ediyorlar, destekliyorlar. İnsanlar İslam yerine, Uzakdoğu'ya yönlensin istiyorlar. Mantık "İslam gelmesin de ne gelirse gelsin" şu anda Avrupa iktidarlarında. Bu inanışların yayılmasında misyonerlerin payı büyük. Bu düşünceleri yayarken alternatif din olarak lanse edemedikleri için 'spor', 'terapi' 'kültür' gibi isimleri kullanarak çalışıyorlar. "

    Uyuşturucu gibiler

    Bu inanşıların bir din olarak yansıtılmadığı halde Budizm kökenli bir dini temelin tezahürü olduğunu dikkat çeken Ergene, "Bu uğraşılar asla İslam'la bağdaşmaz. Hatta Müslümanlara da, topluma da zarar verir. Bunu bir dini kötülemek adına söylemiyorum fakat Budizm uyuşturucu bir dindir. Budizm seansları, bizdeki tasavvuftaki uzlet, halvet gibi kalbi iyileştirici değil, zihni durgunlaştırıcı bir özelliğe sahiptir. Kalbe hitap etmediği için, bir süre sonra Müslümanları dahi insanları ALLAH var mı? ALLAH bir tane mi? gibi kuşkulara yönlendirir. İnsanın aklını ve iradesini kullanmasına engel olur." şeklinde uyarıda bulunuyor. Ergene'nin tespitleri, "Bu uğraşılar, insan üzerinde hipnotik etki yaratıyor mu?" sorusunu akıllara getiriyor.

    Sevgili pazarlama teknikleri

    Dini mahalli kültürleri yok eden Budizm kökenli bu inanışların Türkiye'de kavgasız ve gürültüsüz yayılmak için bir pazarlama tekniği geliştirdiğine dikkat çeken Enes Ergene, yoga ve meditasyon örgütlerinin özellikle evrensel kabul gören sevgi, güzellik, kişisel gelişim, iyilik gibi kavramları çokça kullanılması anlamda manidar buluyor. Bu kavramların yoga ve meditasyonda işlerlik kazananan kavramlar olmadığına dikkat çeken Ergene sözlerini şöyle sürdürüyor: "Sevgi, iyilik gibi kavramların arkasına sığınan bu örgütler toplumsal ve dini yıkımları hedef alan çok güçlü bir örgütsel yapılanmalara sahip. En önemlisi de sınırları belli değil!... Bu inanışlar asla dinin yerini tutmaz. Çünkü din ibadetle kalbi ve zihni dinlendirirken, aynı zamanda toplumsal hayatı da düzenler. Fakat bu inanışlar bireyleri toplumdan koparan ve kalbini kapatan yönelimler.





  2. #2
    paylaşım için teşekkürler..

  3. #3
    yazıda birçok yer çarpıtılmış aksiyon web sitesinde yayınlanan haberin orjinalinin tamamını da ben yayınlayayım. Ancak yazılanların sadece iddia olduğu da belirtilmiş bunun altını da çizmek lazım

    -----
    Adem Yavuz Arslan - Sayı: 387 - 06.05.2002
    Sosyete dın arıyor


    25 yıllık bir Yoga öğretmeni, öğrencilerinin çoğunun inanma ihtiyacı hisseden ama ‘irticacı’ damgası yemekten korktuğu için sosyete dinlerini tercih ettiklerini söylüyor.

    Kafasındaki sorulara cevap arayan gelir seviyesi yüksek, iyi eğitim almış bir kesim inanç boşluğunu gidermek için çözümü, Yoga, uzaylı tarikatlar ya da başka yollarda arıyor.

    Lüks bir salonda toplanmış binlerce kişi. Türkiye’nin dört bir tarafından, hatta yurtdışından gelmiş olanlar da var. Tamamı ‘aydınlanmak’ için bu salona geldiklerini söylüyorlar. Hintçe şarkılar, tütsüler eşliğinde ellerini açıp gözlerini yuman bu insanlar dillerinde ne anlama geldiğini bilmedikleri birtakım sözcükleri tekrarlıyorlar. Sonra alkışlar arasında alnında kırmızı bir leke olan yaşlı bir Hintli bayan geliyor sahneye.Toplu meditasyon yapılıyor. Geçtiğimiz hafta İstanbul’da yapılan Shaja Yoga toplantısından hafızalarda kalan görüntüler bunlardı. Mataji’nin burada olması sebebiyle gündeme gelen bu yoga grupları aslında yıllardır Türkiye’de faaliyetteler. Maharishi Yoga, Ananda Marg, Reiki gibi değişik isimlerde onlarca dernek Türkiye’de yoga ve meditasyon öğretiyor. Peki ama kim bunlar? Sağlıklı yaşam, doğru beslenme, sevgi, mutluluk gibi pozitif kavramların ardına sığınıp bir inancı ve dini mi yaymaya çalışıyorlar ya da sadece insani niyetlerle Türkiye’de, tüm önemli şehirlerde örgütlenip sevgi ve kardeşliği kazanmanın yolunu mu gösteriyorlar? Bize sevgi, kardeşlik söylemleriyle gelen sevecen insanların başka niyetleri mi var? Gerçek olan şey muazzam teknolojik ve bilimsel gelişmelerle birlikte hayatın, insanın yetişemeyeceği kadar hızlı akışında kişinin giderek kaybolduğu hissine kapılması. Seküler dünyanın iyi yetişmiş insanı durup gerçek kendini, sade benliğini ve gerçek amacını bulmaya, ya da bunu aramaya yöneliyor. Bütün bu arayışlar, yoga, meditasyon, hipnoz gibi insanın özünü bulma yöntemlerinin büyük ilgi görmesine ve hızla yayılmasına yol açıyor. Tabii bu da, içinde bu sözcüklerden biri geçen derneklerin, oluşumların, grupların sayı ve çeşitliliğinin artmasına, sonuçta ciddi bir kafa karışıklığına neden oluyor.

    Binlerce yıllık bir öğreti: Yoga

    Yoga bugünkü Hint dillerine temellik yapan Sanskritçede ‘boyunduruk’ etme anlamındaki ‘yug’ kelimesinden türemiş ve vücudun, duyguların ve zihnin tam kontrolü anlamına geliyor. Yoga ayrıca “birleştirmek” anlamında da kullanılıyor. Yani insanı, evrendeki canlı ve cansız olan her şeyle birleştirmek demek. Bu, bir taraftan vücudun, zihnin ve ruhun uyumu ve bütünleşmesi, diğer taraftan da kişisel ruhun Evrensel Ruh’la bütünleşmesi demek. Yoga felsefesine göre yogayı uygulayan insan vücudunu, duygularını ve zihnini tamamen kontrol edebilir, evrenden kopmaz ve sonuçta Evrensel Ruh’la temasta kalır.

    Hindistan’dan tüm dünyaya

    Dharma Yayınları’ndan çıkan Perle Epstein’in “Kabala Musevi Mistiklerin Yolu” kitabı, meditasyonun bilinenin aksine Hint ya da Uzakdoğu kökenli olmadığını, “Lurianik Kabala” adlı bir çeşit ibadet olduğunu söyler. Ancak yaygın olarak bilinen ise meditasyon ve yoganın Hint kökenli olduğudur. Teknolojide başdöndüren gelişmeleri yaşayan Batı dünyası mistisizme ilişkin konulara ve felsefelere büyük ilgi gösteriyor. Köklü bir din ve dünya anlayışı olan ülkemiz de bu fırtınadan nasibini almış durumda. 1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren daha da belirginleşen yoga modası son birkaç yılda doruk seviyesine ulaştı. Yoga guruları ülkemize geliyor, lüks otellerde pahalı seanslar düzenleniyor, onlarca kitap piyasaya çıkıyor. Lüks semtlerde yoga salonları açılıyor, hatta bazı kreşler çocuklara yoga ve meditasyon yaptırıyor. Ünlü sanatçılar, politikacılar ve iş adamları yoga ve meditasyonun faydalarına yönelik beyanlarda bulunuyorlar.

    Mataji: “Kur’an—ı Kerim eksiktir”

    Yoga öğretilerini yayan gruplar Türkiye’de dernekler aracılığı ile bu faaliyetlerini yürütüyorlar. Son yılların popüler yoga akımlarından olan Shaja Yoga, Türkiye’ de İstanbul Sağlıklı Yaşam Derneği adı altında faaliyette. Geçtiğimiz günlerde tekrar İstanbul’a gelen Shri Mataji, Kilya Oteli’nde bin kişinin katıldığı gizli bir ayin yaptırdı. Ayinler basına kapalı olduğu için içeride neler olduğu hakkında net açıklamalar yapılmadı ama içeriden sızan bilgilere göre Shri Mataji önde gelen müridlerine kolyeler, bilezikler hediye etti. Yoga ayininde müridler gurularının önünde secde edip ellerini ayaklarına sürerek bağlılıklarını gösterdiler. “Kuca” ayinine katılanların Mataji’nin ayaklarını yıkadığı suyu da içtiği iddia edildi. Mataji müridlerinin önünde secde etmesine ise şöyle cevap verdi; “İnsanlar önümde eğiliyorlarsa ben ne yapayım?” Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda binlerce insanın katıldığı toplu ayinde kendisine sorulan ve hoşuna gitmeyen soruları cevaplamaktan kaçınan Mataji, bol bol Türkiye’yi ve İslamı övdü. Oysa Mataji Üçüncü Göz dergisinde Kasım 2001’de yer alan bir röportajında Kur’an—ı Kerim’in eksik yazıldığını ve Shaja Yoga’nın tamamlayıcı olduğunu söylüyor, izleyenlerini Shaja Yoga’yı yaymaya davet ediyordu.Rus yoga ustası Guido Lanza, Shri Mataji’nin dokunduğu suyun kullanıldığı bitkilerin diğer bitkilere göre daha çabuk geliştiğini iddia ediyordu. Shaja Yoga akımının yanında Türkiye’ de Hare Krishna, Rajneeshism, Vedanta Society, Maitreya, Sri Chinmoy, Ananda Marg, Sathya Sai Baba gibi kültlerin faaliyetlerini saymak mümkün. Yoga grupları hakkında en ilginç bilgi belki de şu: Türkiye’de Amurt adı altında örgütlenen Ananda Marga yoga grubu hakkında FBI kaynaklarında ‘terörist bir organizasyon’ ibaresinin yer alması. Bin 520 sayfa Marga yoga grubunu anlatan FBI, sağlıklı yaşam gibi pozitif değerleri kullanan bu grupların tehlikeli birer örgütlenme olduğuna işaret ediyor. Değişik isimler altında örgütlenen bu yoga ve meditasyon grupları içerisinde liderliğini Maharishi Mahesh Yogi’nin yaptığı Transandantal Meditasyon hareketi son derece önemli. Kendisinin herhangi bir dini amacının olmadığını öne süren Maharishi, TM’nun insanların streslerinin ve bitkinliklerinin yok olmasını temin etmek suretiyle inançlarının kalitesini yükselttiğini iddia ederek söylemlerini yayıyor.

    TM neyi temsil ediyor?

    TM’nin insanların hayat tarzında, dini inançlarında ve felsefelerinde herhangi bir değişimi empoze etmeyen sade ve basit bir teknik olduğu vurgulanıyor. Her gün sabah kahvaltısından ve akşam yemeğinden önce olmak üzere günde iki defa Maharishi’nin resmine bakarak muhakkak yapılması gereken meditasyon tekniği, “basit, doğal, zahmetsiz, kolay bir mental teknik” olarak lanse ediliyor. “Transandantal Meditasyon (TM) tekniği, bilinci herkesin kendi içinde bulunan sonsuz enerji, yaratıcılık ve zeka kaynağına açar” diyen Maharishi Mahesh Yogi, 40 yıldır tüm dünyada 4 milyondan fazla insana ulaşıyor. Maharishi Birleşik Alan Teknolojisi Derneği’nde 7 derste öğretilen meditasyon günde iki defa 15 – 20 dakika oturarak, gözler kapalı uygulanıyor. TM tüm dünyada yaygın olarak, açıktan olmasa da “Sabah akşam yapacağınız 20 dakikalık meditasyon insanlığın tüm dertlerinin çözümüdür. Başka bir şeye ihtiyacınız yok. Dinlere bile!” felsefesini işliyor.

    Türkiye’de Birleşik Alan Teknolojileri Derneği adı altında çalışmalarını sürdüren Maharishiler, aynı zamanda Moon Tarikatı gibi hem ekonomik hem de siyasi bir güç. Maharishi’nin Amerika’nın Fairfield City şehrinde bir uluslararası üniversitesi var ve açtığı yoga kurslarından peşine takılan Beatles gibi zengin takipçilerinden elde ettiği milyarlarca dolarlık bir servete sahip. Tüm dünyada uydu üzerinden izlenen televizyon kanalları 24 saat Maharishi felsefesini anlatıyor. Türkiye’de 20 bin kayıtlı üyesi bulunan ve 5 büyük ilde TM Derneği adı altında faaliyette olan TM’nin hafta iki gün ücretsiz tanıtım toplantıları var. Rahmi Koç’tan Dr. Ender Saraç’a kadar kamuoyunun çok iyi bildiği isimlerin tanıtım toplantılarında tavsiye ettiği TM her geçen gün daha çok insana ulaşıyor. TM’nin Türkiye temsilciliğini Albert— Vesile Baruh çifti yapıyor. TM’nin insanlığın nihai huzura ulaşmasında tek yol olduğunu savunan Albert Baruh’a göre TM ve Maharishi Yogi tüm dinlerin temeli olan bir inanç. Etkili görsel şovlarla süslenen meditasyon dernekleri konusunda ise farklı görüşler var. Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr A. Bülent Baloğlu Maharishi ve TM’nin ‘seküler elbise giymiş bir din” olduğunu söylüyor. TM gibi kült organizasyonların sağlıklı yaşam gibi isimlerde çalışmalara devam ettiklerini söyleyen Baloğlu “Halbuki, TM, farklı düzeylerde “kozmik bilinç”, tam tanrı bilinci” ve “birlik bilinci” olarak adlandırılan Budist “aydınlanma”yı elde etmek için Hindu “Raja Yoga” üzerine temellenen bir din hüviyetindedir. Bütün bu Hint kökenli kültlerin hepsinde reenkarnasyonun bulunması şaşırtıcı değildir. Çünkü reenkarnasyon bu dinlerin temel inancıdır. Dolayısıyla, bu din mensuplarının propagandalarına maruz kalan insanların bir süre sonra reenkarnasyonu da farkına varmadan kabullendikleri görülmektedir” diyor.

    Tehlikeli sözcükler: Mantra

    Meditasyon sırasında meditasyonu yapan kişi ile sadece hocası arasında bilinen birtakım kelimeler var. Mantra adı verilen bu sözcükler açıklanmıyor ve sabah akşam meditasyon sırasında eller açık gözler kapalı vaziyette meditasyonu yapan kişi tarafından zikrediliyor. Sözcüklerin anlamını meditasyonu yapan kişi bilmiyor. Prof. Dr. Akif Manaf, mantraların sihirli sözcükler olduğunu ve ehliyetsiz kişilere verilmemesi gerektiğini söylüyor; “Yoga ustalarına belli mantralar verilmiştir. Bunlar bellidir, açıklanmaz ve değiştirilemez. Çünkü her bir titreşim mekanda, uzayda birtakım enerjiye yol açar. Üç dört harften oluşan mantralar uzayda, evrende belli enerji akımlarını etkiliyor. Hangi akımlar hangi kapıları açıyor bilmiyoruz. Mantralar aracılığı ile farklı enerji boyutları ile temasa geçiyorsunuz. Dengesini kaybedebilirsiniz, sinir sisteminiz alt üst olabilir. Obsesyona düşen çok sayıda meditasyoncu biliyorum. Şuna eminim Maharishi sistemi uyduruk bir sistemdir”. Yoganın kompleks bir bütün olduğunu, mantraların 7. kademeye ait bir bilgi olduğunu söyleyen Yogi Kazım Gürbüz ise Maharishi inancının yogadan uzak olduğunu söylüyor; “1958 yılında kendisine hodri meydan dedim. Çıkmadı. Yoga adı altında başka düşünceler empoze ediliyor.”

    Yoga yeryüzü dinini mi temsil ediyor?

    Giderek ilgi gören meditasyon ve yoga hakkında farklı görüşler var. Bazı çevrelere göre yoga ve meditasyon insanları huzura erdirecek yegane yol. Birtakım çevrelere göre ise yoga ve meditasyon aracılığı ile Budizm misyonerliği yapılıyor. Prof. Dr. Akif Manaf, yoganın din gibi yayılmaya çalışıldığını ama öyle olmadığını söylüyor. İlahiyatçı—Yazar M. Enes Ergene ise yoga ve meditasyon söylemleriyle Türkiye’de faaliyette bulunan grupların yoga ve meditasyonu bir nevi spor olarak lanse ettiklerini ancak gerçekte yoga felsefesinin sosyo–psikolojik açıdan bir dini inanç biçimi olduğunu söylüyor. Tüm dünyada mistisizme ve metafiziğe ciddi bir yönelme olduğunu söyleyen Ergene “Yoga ve meditasyonda dini sayılabilecek bir dizi rabıta ve trans biçimi, tören, sembol ve ritüeller var. Zaten Amerika’da kendilerini yeni ve kozmik bir dinin üyeleri olarak tanıtıyorlar. Ama Müslüman bir ülkede bunu din gibi tebliğ etmeyi stratejik bulmadıkları için bir nevi spor gibi takdim ediyorlar. Hepsi köken olarak, dünya görüşü olarak ve birer felsefe olarak Uzakdoğu dinleriyle ve özellikle de Budizmle yakından ilgili” diyor. Yoga grupları hakkında en radikal çıkış ise Harry Potter Çılgınlığı kitabının yazarı Dr. Ahmet Ertuğrul’dan geliyor. Son yıllarda moda olan NLP ve Uzakdoğu mistisizminin birtakım kesimler tarafından kullanıldığını iddia eden Ertuğrul, Budizm kaynaklı görüşlerin okuyucunun ilk kez duyduğu kavramlar olarak telkin edildiğini söylüyor; “Bazı çevreler, Dalai Lama’yı ‘dünyanın en büyük ruhsal lideri” olarak tanıtmakta ve Budist meditasyonu, ‘mutluluğun yegane yolu’ olarak telkin etmekteler. Kişisel Gelişim Kitapları adı altında yayınlanan eserlerde yer alan ruh, kötülük, iyilik, sevgi, güzellik, sonsuzluk gibi temel kavramlara, Budist, Maniheist, Brahmanist, Tao öğretisi açılarıyla yaklaşılmakta ve zaten dini bir yeterliliği olmayan insanımızın zihninde Uzakdoğu felsefeleri hakkında zihni bir alt yapı hazırlanmakta”.

    The Marmara Hotel’inde yoga, meditasyon, NLP konularında üç gün süren bir seminer yapıldı. Seminere “Hollywood’un şifacısı” olarak bilinen Hint asıllı Amerikalı Deepak Chopra yanında yoga ve meditasyon ustaları katıldı. Seküler dünyanın oluşturduğu yeni düzende ruha ve dine yönelik konuların ‘öcü’ olarak görülmesi sebebiyle ortaya çıkan boşluk çok farklı şekillerde dolduruluyor. Normal yollardan dinini öğrenemeyen ya da kafasındaki sorulara cevap bulamayan iyi yetişmiş, zeki insanlar sahte dinlerin, uzaylı tarikatların peşine takılıyor ya da Uzakdoğu mistisizminin ülkemizdeki akımlarına kapılıyorlar. 25 yıldır yoga öğretmenliği yapan Ülkü Gürbüz şu ana kadar yüzlerce insana ders vermiş ve öğrencilerinin psikolojisini şu cümleyle özetliyor: “İnsanın doğasında inanma, bir şeye bağlanma ihtiyacı var. Ama özellikle yoga derslerine gelenler zengin ve iyi eğitimli insanlar. Dini konulara ilgi duyuyorlar ama ‘irticacı’ damgası yememek için dinle ilgili görünmek istemiyorlar. Hatta dini organizasyon ve cemaatlere katılmaya ‘Etraftan ne derler?’ diye çekinen öğrencilerim bile var. Onlar da yoga derslerine gelerek kendilerini tatmin ediyorlar.”

    YOGİ KAZIM GÜRBÜZ

    ÖĞRETİLENLER FANTAZİDEN İBARET

    Yogi Kazım Gürbüz ünlü bir yoga öğreticisi. 1920 yılında Adana’da doğan Yogi Kazım, 10 yaşında iken dedesi Taşkentli Yogi Seyit Ali tarafından Himalayalar’ a götürüldü. Hocası Sivam Simavi tarafından 20 yıl süren bir ‘ ruh ve bedeni denetim ‘ dersi aldı. Yogi Kazım Gürbüz bu 20 yıl süren dönemle ilgili bilgileri açıklamasa da ‘20 yıl sadece meyve ile iktifa ettim’ sözü eğitimin oldukça zorlu olduğunu gösteriyor. Yogi Kazım Görbüz, Himalayalar’da eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönüp klinik açarak fizik tedavi ve yoga derslerine başladı. Yüzlerce felçli insanı tedavi ettikten sonra Almanya ve İngiltere’de çalışmalarda bulundu. Nortwest Üniversitesi’nde önce doktor sonra profesör olan Yogi Kazım Gürbüz sakat olan Suud Kralı İbni Suud’u ve Hollanda Kraliçesi Juliana’yı kendi yöntemleriyle tedavi etti. Fakat asıl ünü hastaneye tekerlekli sandalye ile gelen ve yürüyerek çıkan Fildişi Sahili’nin felçli cumhurbaşkanı Felix Bolgav’ı tedavi etmesiyle gerçekleşti. Amerika’da Muhammed Ali Clay ile de bir süre çalıştı. 1961 yılında geçirdiği trafik kazasında beli kırıldı ve doktorlar artık yürümesi imkansız dediler ama kendi kendini tedavi ederek eski sağlığına kavuştu. Halen Türkiye’de yoga derslerine devam eden Yogi Kazım Gürbüz önümüzdeki yıldan itibaren çalışmalarını tekrar Avrupa’ya taşıyacak. Yoganın bir din olmadığını söyleyen Yogi Kazım şu anda yoga olarak öğretilenlerin tamamına yakınının fantaziden ibaret olduğunu söylüyor. İlerleyen yaşına rağmen yoga derslerini sürdüren Kazım Gürbüz irade harici unsurların kontrolünü yapabiliyor, uzuvlarının yerini değiştirebiliyor, ellerini, ayaklarını düğüm şekline soktuktan sonra 60 cm kadar küçülebiliyor. Yoganın temelinin sabır olduğunu belirten Yogi Kazım vücudu kontrol altına alabilmek için yıllarca süren çalışmaların insan ruhunda tekamülü sağladığını söylüyor. Yoga adı altında başka fikir ve düşüncelerin empoze edildiğini savunan Yogi Kazım “ Popüler olduğu için herkes ortaya yoga öğreticisi olarak çıkıyor. Yoga bir felsefe bütünüdür. Kendi nefsinde, bedeninde mutlak hakimiyeti sağlayamayan nasıl başkasına öğretsin. Yogada hocanın ayaklarına kapanma, secde etme, ona kudsiyet kazandırma diye bir şey yok. Bunlar fantazi” diyor.
    aksiyon dergisi web

  4. #4
    reiki
    nlp uygulayan arkadaşlar bılgı yazarsanız sevınırım

  5. #5
    PUNKY
    Yazının zaten NLP ile alakası yok, bilmeyen arkadaşlar için NLP tekniği yoga veya meditasyon ile bir benzerlik göstermez bir akım değildir tamamen kendi kişisel ihtiyaçlarınıza göre daha insanca yaşamayı öğreten Zihin Programlama dilidir daha çok sosyal bir tekniktir.Mesela kişşisel gelişim adı altında yapılan eğitimlerde ihtiyaca göre yabancı dil eğitimi alınması, kşiye beden dilini doğru kullanmasını öğretmek veya diksiyon dersi vermek tamamen ihtiyaçlara göre belirlenebilen bir şeydir.Yani kısaca NLP, yoga, reiki veya meditasyonlarla benzeşmez...Araarındaki tek ortak nokta her ikisininde telkinlerlede yapılabiliyor olması herhalde...Bunun dışında yazılanlar çok saçma insanın zaman zaman kendini dinlemeye ihtiyacı vardır bunu ister klasik müzik dinleyerek yaparsın ister ılık duşa alırsın ister meditasyon yaparsın,ister dua edersin bu konuyuda sonunda buraya çektilerya hayret ettim...İnanma ihtiyacı olan insanların yogayı bir din larak gördüğünden bahsetmiş makalede e bu insanın inanmaya bu kadar ihtiyacı varsa niye Allah'a değilde yoginin birine inanır varmıdır böyle insanlar bilemiyorum ben rastlamadım, karalama kampanyası gibi geldi...Bırakın insanlar nasıl rahatlamak istiyorlarsa öyle rahatlasınlar...



Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin yazdıkları kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.

Sitemizdeki yazılar telif hakları ile korunmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz ©estanbul.com