Huzur vardı şehrin sokaklarında eskiden. Sokak vardı. Sokaklarda oynayan çocuklarımız, çocuklarımıza fırça atan emekli Nihat Amcamız, Fikriye Teyzemiz vardı. Komşularımız vardı. Evde pişen yemekten bir tadım ikram ettiğimiz komşularımız vardı. Giden tabağın ardı gözlenirdi komşu teyzeden tabak mümkünü yok boş gelmezdi. Sanmayın ki, bu satırları yazan çok uzun senelerden bahsediyor. Ben garip de hali hazırda otuz altıdayım. Doksanlı yıllarla ne olduysa oldu. Teknoloji hayatımıza girdikçe sokaklarımız makinelere kaldı. İki katlı mütevazı evler yıkılıp para babaları Laz amcalarca apartmanlar yaptırıldı. Yakar top, kuka, saklambaç öldü. Çocuklarımız sokaklarda saatlerce koşup oynamıyorlar, oyunlar sanal oldu, dostluklar gitti aşklar da sanal oldu. TRT radyolarından Türk Sanat Musikisi, Okul Saati, Arkası Yarın lar da
öldü. Sanal oldu bütün lezzetler, hayat kablolar aracılığıyla sıfır bir formatına dönüştü.
Komşularımız varken hüzünlerimiz de tatlıydı, neşelerimiz de. Fadime Teyzemiz de vardı, Nuwart ablamız da. Hüzünlerimizde, cenazelerimizde helvalar yapılır dağıtılırdı. Sevinçlerimizde başka lezzetler paylaşılırdı. Ermeni teyzenin getirdiği sakızlı çöreklerin tadı hala damağımda sanki. Artin Abi'nin karısı renk renk yumurtalar getirirdi.
Çocukken Ermeni komşularımızın çocuklarıyla oynardık, hastamız olduğu vakit ziyaret ederler, acılarımızı sevinçlerimizi bizimle paylaşırlardı. Tüp gaz yoktu, Malboro yoktu, margarin kısıtlıydı amma sevgimiz dağlar kadardı, sokaklara sığmazdı neşemiz. Ekmek almaya giderken madam teyzeye de uğrar bir isteği varsa alınırdı. Ben okuldayken annemiz alışverişini Kristin yapardı, hani güzel bir kızdı da, akşam oturur merdiven başında çene çalardık. Kristin'in babası kapalı çarşıda esnaftı. Babam Yeşildirek'te toptancı idi. Trende karşılaşırlar zamlardan, Demirel'den Ecevit'ten laflaya laflaya gelirlerdi. Sevgimiz vardı komşuluğumuz vardı.
Kandillerimizi, Ramazanımızı, Bayramlarımızı mutlaka bilirler ve tebrik ederlerdi. Hala öyleler. Acı olan bu satırların akmasına sebep olan bizler öteki dediğimiz, artık çoğumuzun sevgiyle bakamadığımız bu insanlarımızın bayramından, yortusundan ne kadar haberdarız. On yirmi sene içerisinde ne değişti. Ben çocuktum artık büyüdüm de mi böyle oldu. Ermeni komşularımız oruçtalar, ardından da bayramları olacak, Paskalyayı kutlayacaklar. Kaçımız haberdar olacağız. Kaç gazete bunu önceden bildirecek. Sevgisiz kaldık ey halkım sevgisiz yüreklerle nereye kadar gideceğiz?
Tarihte vuku bulan olaylar bizim komşuluklarımızı etkilememeli, Ermenistan Devletinin hataları bizim kendi içimizdeki komşularımıza bakışımızı değiştirmemeli. Sevgisiz medeniyet olmaz, Sevgisiz din olmaz. Sevgiden arınmış, nefretle bezenmiş İslam olmaz. Bizim dinimiz İslam adıyla müsemma barıştır, sevgidir. Ermeni komşusunun Rum komşusunun cenazesine gitmeye üşenen insanlar olduk. Nasıl bir din sahibi ki, Gayri Müslim komşusunun cenazesine giden kardeşine kötü gözle bakıyor, onu aşağılayabiliyor. Nasıl bir din önderidir ki, Gayri Müslimlerin cenazelerine gitmek caiz değildir diyebiliyor. Bizim komşularımız var, bizim arkadaşlarımız var, komşunun komşuya varis olacağından korkan bir Nebi'nin saa. Takipçisi midir bunu tebliğ eden?
Aynı şehrin insanıyız, aynı sıkıntıları çekiyor, aynı dertlerin altında eziliyoruz. Beraber yaşamanın, birlikte olmanın güzelliklerini yaşamalı hayatın tadına varmalıyız. Bayramlarımızı, özel günlerimizi birlikte paylaşmalıyız. Kimseye paskalyada ayine katıl denmez, kimseye Cuma günü camimize gel de denmez. Amma bir tebrikleşmek kadar, bir selamlaşmak kadar da mı hakları yok üzerimizde. Kimse aidiyetini seçme şansına sahip değil. Onlar gibi olalım, onlar gibi yaşayalım diye çırpındık senelerce Batı medeniyetinin ne kadar rezilliği varsa bünyemize koyduk. Adı sanı müslüman olan onlarca yüzlerce insan var ki İslamın nimetlerinden nasipsizdir.
Havasından geçilmez, bir selam vermez. Mevzu olduğunda da mangalda kül bırakmaz. Kimsenin son nefesine kadar akıbeti garanti olmamıştır, olmayacaktır. Gayri Müslim diye soğuk baktıklarımız, bizden olamayanlarımız, ötekileştirdiklerimiz de bizim insanımızdır. Senelerce Bulgaristan'da Yunanistan'da Türk'lere yönelik baskılardan serzenişte bulunanlar Anadolu insanının sırf dini farklılıktan dolayı ikinci olmasına öteki olmasına ses etmediler. Bir Ermeni'den bahis ederken, Bir Rum'dan bahis ederken biraz empati yapmak gerek. Allahın izniyle Mevlüt kandili idrak edilecek. Laik temellere de yaslansa Müslüman bir coğrafyadayız. Camilerimizde etkinlikler yapılacak, televizyonlarda yayınlar olacak, herkes Efendimiz saa. in doğumunu idrak edecek. Allahın daha şuurlu daha güzel mevlitlere eriştirmesi için tüm yürekler duaya duracak.
De ki, yabancı bir diyarda bir avuç Türk yaşıyor olsaydık, günlerimiz ezana hasret çan sesleri altında geçseydi kim tebrik ederdi kandilimizi, kim bize alaka gösterirdi. Ola ki o toprağın insanı gelse de bir tebrik etse iki hoş kelam etse dünyalar bizim olmaz mı?
Geçmişte yaşanan hoş olmayan olayların faturasını bugünkü nesillere kesmek akıllıca gelmiyor bana. Ermeniler, Rumlar, Süryaniler bizin komşularımız bizim arkadaşlarımız.
Mart ayının 23. günü Ermeni cemaatinin bayramı. Mezhepsel farklılıklardan dolayı sanırım dini günlerini ayrı tarihlerde idrak ediyorlar. Bir tebrik, birkaç güzel söz sevgiyi artırmaktan başka zarar getirmeyecektir. Paskalyanız kutlu olsun. Acılardan arınmış, kan ve gözyaşı yerine çocuk cıvıltılarıyla dolu, özgür insanların Rablerine diledikleri veçhile yöneldikleri bir Ortadoğu coğrafyasının hayallerde değil gerçekte yeşereceği günler artık uzak olmasın. Mü'min ve Mü'mine Müslümanların, İnançlı Hıristiyanların, İnançlı Musevilerin yüreklerinde Allah ve Peygamber sevgisiyle ellerini semaya kaldırıp barış için, sevgi için dostluk için, özgürlük için yakardıkları bayramlar temenni ederim.
Selam ve dua ile…
Alıntı.. |