Bir kimsenin ölümü anında mevcut olup yakınlarına vasiyet ettiklerine geçecek mallarına, haklarına, borçlarına miras (kalıt), bunlar kimlere kalıyorsa onlara da mirasçı denir. Hukuk dilinde miras, tereke, malvarlığı deyimleriyle de adlandırılır.
Kanundan doğan miras hakkına kanunî mirasçılık; ölenin iradesine dayanan, yani ölümünden sonra hüküm ifade etmek şartiyle mirasın tamamını, ya da bir parçasını almak üzere tâyin ettiği kimselere mansup (atanmış) mirasçı denir. Ölenin kanunî ve mansup mirasçıları yoksa miras Hâzineye (Devlete) geçer.
Kanunî Mirasçılar ve Hisseleri
Ölenin kan hısımlarının, evlât edindiği çocuğun, eşinin, ayrıca Devletin kanun icabı olarak miras hakkı vardır. Kan hısımları arasında miras hakkı zümrelere göre dağılır. Dört zümre vardır:
1 — Füruğ: (Çocuklar, torunlar): Ölenin en yakın mirasçıları olarak çocukları, bunların da çocukları eşit (yarı yarıya) miras alırlar. Erkek ve kız evlâtlar arasında miras bakımından fark yoktur.
2 — Baba ile Ana: Ölenin füruğu yoksa, miras baba ile anaya yarı yarıya geçer. Bunlardan biri, ya da ikisi de ölmüşse onların yaşıyan çocuklarına geçer.
3 — Büyükbaba, Büyükanne: İkinci zümrede hiç mirasçı yoksa miras büyükbaba ile büyükanne zümresine, eşit olarak geçer, Ölmüş olanların haklarından çocukları, torunları faydalanır.
4 — Büyükdede, Büyüknineler: intifa zümresidir. Üçüncü zümredeki mirasçılar sağ olsalardı ne hak alacak idiylerse, bu dördüncü zümredeki mirasçılar o nispette intifa hakkından faydalanırrlar. İntifa hakkı bir hissenin ölünceye kadar gelirinden faydalanmaktır. Hissenin karşılığı olan şeyin aslı Devlete geçer.
Nesebi sahih olmıyan (evlilik dışı doğmuş) çocuk anasına ve onun kan hısımlarına karşı normal mirasçılık hakkına sahiptir. Babasından miras alabilmesi için, ya onun tarafından tanınmış, ya da şahsi neticeleriyle babalığa hükmedilmiş olması gere-
kir. Bu durumda babasının sahih nesepli füruğu (nikâhlı eşinden dünyaya gelmiş çocukları) varsa, sahih nesepli çocuğun aldığı mirasın yarısını alır.
Evlât edinilen çocuk, edinen kimsenin onun asıl çocukları gibi mirasçısı olur, onlarla eşit pay alır. Evlât edinen kimse de, onun mirasçıları da evlâtlığın kanunî mirasçısı olamazlar.
Mahfuz Hisse ve Hisselerin Nispeti
Medenî Kanunumuz bazı yakın hısımlar bakımından kanunî mirası üstün tutmuş ve mirasın mühim kısmının bu hısımlara geçmesinde kanun hükümlerini ön plâna almıştır. Bu durumda, bir kimse ölümünden sonra hüküm ifade etmek üzere mallarını istediği gibi kullanamaz. Çünkü çocuklar, yakın hısımlar, sağ kalan eş mahfuz hisseli mirasçılardır, bunların kanunla korunmuş miras hisselerine mahfuz hisse denir.
Bir kimse mahfuz hisseli mirasçıları varsa, ancak mahfuz hisse dışında kalan mallarını, haklarını serbes-çe başkalarına bırakabilir ki, ölenin dilediği kimselere dağıtıp bağışlıya-bileceği bu kısma tasarruf nisabı denir. Mahfuz hisseli mirasçılar yoksa, ölene kendi iradesiyle sağken, öldükten sonra muteber sayılacak bir miras mukavelesi (vasiyetname) ile mirasını dilediği gibi dağıtması hususunda tam bir serbeslik tanımıştır.
Mahfuz hisseli mirasçılar şunlardır:
Ölenin: a) Füruğu, yani çocukları, torunları; b) Babası, anası; c) Kardeşleri; d) Sağ kalan eşi.
Çocuklarla torunların mahfuz hissesi kanunî miras hakkının 3/4′ü; ana ile babanın her birinin mahfuz hissesi kanunî miras haklarının 1/2 si; kardeşlerden her birinin mahfuz hissesi kanuni miras haklarının 1/4’ü; sağ kalan eşin mahfuz hissesi ise, eğer eş diğer kanunî varislerle birlikte mirasçı olmuşsa, mirastaki mülkiyet hakkının tamamı,, tek başına kanunî mirasçı kalmışsa mirastaki mülkiyet hakkının 1/2’sidir.
Kanunî mirasçılardan çocuklarla, torunlar varsa yalnız hayatta kalan eş mirasa katılır; yani ana veya baba, çocukları ve torunları ile birlikte miras alır. Çocuklar, torunlar yoksa, sağ kalan eşle birlikte 2., ya da 3. zümrelerdeki mirasçılar paya katılırlar, Bunun dışında 2., 3. zümrelerle intifa zümresi mirasçıları mirasa giremezler.