Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Suzie

    Muğla Resimleri

    Mugla Resimleri




















    Geleneksel ve mütevazı
    Muğla


    Türkiye’nin en önemli turistik yörelerinin bağlı olduğu Muğla kenti, çevresine nispet kendi içinde tarihi dokusunu korumaya devam ediyor.


    Olunan ile olunacak yer arasında bir duraktır eşik. İki aradalık hali; kararsızlıktır... Ya da bir yerden bir yere gitme umudunu canlı tutan bir ara yer... Kimi kentler vardır, transit noktasıdır; gelinir geçilir önünden ama içine girilmez, gezilmez nedense. Hayatı ıskalamış insanlar gibi hep öylece eşikte beklerler... İşte Muğla böyle bir kent...

    Bodrum, Dalaman, Datça, Fethiye, Kavaklıdere, Köyceğiz, Marmaris, Milas, Ortaca ve Ula gibi tatil yörelerini kendine bağlayan bir ana damardır Muğla. Bu yüzden olsa gerek yolcularını hep yan damarlara dağıtır. Oysa iki bacalı, iki kapılı eski evleri, geleneksel dokulu sokakları, sayısı tek tük kalmış el zanaatkârları ve Türkiye’nin tek doğa tarihi müzesiyle Muğla hiç de görmeden geçilecek kentlerden değil.

    BOZULMADAN KALABİLMEK
    Bodrum, Fethiye, Marmaris ve Datça’nın bağlı olduğu Muğla ili, Antalya’dan sonra Türkiye’nin en büyük tatil ve turizm merkezi. Mütevazı bir kasabayı andıran Muğla, Milas Ovası’na hakim bir düzlükte kurulmuş. Tarihi ise MÖ 3000 yıllarına dek uzanıyor. İlk çağlarda Karyalılar yerleştiği için Karya adı verilen bölgenin bilinen tarihi ise Hititler ile başlıyor. Hititlerin Lugga adını verdiği Muğla bölgesi daha sonra Friglerin, Lydialıların, Perslerin, Bizanslıların egemenliğine geçmiş.
    1391’de Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı topraklarına katılan ve 1921’de özgürlüğüne kavuşan Muğla, denizden 670 metre yükseklikte, üstü düz bir kaya kütlesi şekliyle ilginç bir görünüme sahip Hisar Dağı’nın eteklerinde kurulmuş özgün bir kent. Özgünlüğü, elbette tarihi dokusunu korumasından kaynaklanıyor. Çevresindeki lüks turizm merkezlerine inat, orijinal dokusundan taviz vermeyen kent, Muğla Üniversitesi’nin kurulmasıyla birlikte bir ‘şehirleşme’ yarışına girdiyse de orijinal halini muhafaza eden sokaklar hiç de az değil.

    Çünkü Muğla evleri tasarımları, ahşap işçilikleri, tavan işlemeleri ve şehrin sembolü haline gelmiş bacaları ile Türk geleneksel mimarisinde özgün bir model oluşturmaya hâlâ devam ediyor. Kent merkezinde özellikle Hisar Dağı eteklerine doğru yoğunlaşan eski Muğla evleri, Karabağlar Yaylası’ndaki Karabağlar Mahallesi ve Yılanlı Dağı yamacındaki Düğerek Mahallesi, evleriyle öne çıkan önemli bölgeler arasında.

    “MUĞLA’NIN ORTA YERİ SABURHANE”
    Muğla’nın tarihine bir yolculuk yapmak istiyorsanız mutlaka Saburhane Mahallesi’ne gitmelisiniz. Kentin doğu kısmında, zirvesi geniş bir düzlükten oluşan Asar Dağı’nın güney eteklerinde bulunan ve eski bir dere yatağını takip ederek ulaşacağınız bu mahallede, dilerseniz meydanın hemen ortasında sağlı sollu asmalarla çevrilmiş kahvehanelerde oturup soluklanın, dilerseniz eski Rum ve Türk evleri arasında geçmişin buğulu kokusuna bırakın kendinizi.

    Mahalleye ilk yerleşim MÖ 3000’lerde, Doğu Yunanistan ile Batı Anadolu kıyıları arasındaki karşılıklı göçler sırasında başlamış. Akhalar, Karya ve İonya kıyılarında birçok koloni kenti kurmuşlarsa da MÖ 546’da Persler bu kentlerin tümünü ele geçirmiş. Sonraları İskender’in egemenliğine giren bölge, Rodos Krallığı ve Doğu Roma sınırları içinde kalmış. Osmanlılar tarih sahnesine çıktığındaysa buraya Türklerle birlikte Rumların da yerleştirilmesini uygun görmüşler. Rumlar, değirmencilik, dülgerlik, fırıncılık, hamamcılık ve terzilik gibi meslekleri icra ederken Türkler tarım ve hayvancılık ile uğraşmışlar.

    Rumlar mübadelede Yunanistan’a göç etmişlerse de geriye kalan evleri bozulmadan korunmuş. Saburhane Mahallesi’nin yanı sıra Konakaltı’na da yerleşen Rumlar, kendi kültürlerine göre biçimlenen taş evler inşa etmişler. Bu evleri Türk evlerinden ayıran temel özellik, içe kapanmış olmaları, avlu yerine sokakla bütünleşen bir cephe ve kütle nizamı göstermeleri. Diğer ayırt edici özelliği ise kesme taş yapı olmaları. Eski şehrin ticaret ve zanaat merkezi Arasta mevkiinde görebileceğiniz saat kulesi de, 1895’de Rum Filivari Usta’nın elinden çıkmış, harika bir yadigâr.
    Mahallede gezerken çifte bacalı ve çift kapılı evler görürseniz anlayın ki onlar Türk evleridir. Özellikle Hisar Dağı eteklerine doğru yayılmış olan bu evler, kentsel silueti kırmızı kiremit çatı, beyaz duvar ve üzerlerinden taşan yeşil ağaçlar üçlüsü ile oluşan armonisi içinde, geleneksel dokunun özünü oluşturan yapılardır. Avlu içindeki müştemilatlarıyla bir kullanım ve form biçimini oluşturan evlerin tipik özellikleri; ‘hayat’ olarak adlandırılan açık ön sofalar, ‘kuzulu’ kapı olarak adlandırılan avlu girişleri, ocaklar, bacalar, uzun ve geniş saçaklar, tavan süslemeleri, ahşap süslemeli verandalar ve duvarlara gömülmüş dolap biçimli banyolar...

    Bütün Türk evlerinde olduğu gibi, aile mahremiyeti anlayışının bir ürünü olarak içe dönük biçimde inşa edilen evler, genellikle taş veya ikinci derecede ahşaptır. Tüm taşıyıcı duvarlar, avlu duvarları, özellikle zemin katlar kireç harcı, kırma-moloz taş duvarlarla inşa edilmiş, çatı örtüsü olarak alaturka kiremit kullanılmıştır. Muğla’nın sembolü olarak kabul edilen karakteristik bacaların en önemli özelliği ise tam 52 adet yöresel kiremitten oluşması.

    Muğla evlerini ayırt edilir kılan bir başka ilginçlik ise kapıları. Geniş iki kanadı olan ve 2.30 metre yükseklikteki avlu duvarının yüksekliği ile orantılı ‘kuzulu’ kapılar, eve girişi sağlıyor.

    Saburhane Mahallesi’nden Arasta’nın bulunduğu yere doğru inerseniz, Muğla’nın eski çarşısı ve el zanaatlarını sürdüren dükkânlarıyla karşılaşabilirsiniz. Semercilik, at koşumculuğu, nalburluk, demircilik ve kalaycılık birkaç ustanın direnciyle günümüzde de yaşatılmaya çalışılıyor. Sevdiklerinize hediye almak istiyorsanız, yeni restore edilen Yağcılar Hanı’na mutlaka uğrayın.

    LEZZETLİ YEMEKLER
    Sokaklar arasında gezerken burnunuza ilginç kokular gelirse yemek vaktinin işaretçisi bilin bunu. Yöresel yemek kültürü açısından da hayli ilginç seçenekler sıralayan Muğla’nın özgün yemeklerinin başında tarhana geliyor. Zeytin ve kurutulmuş biber de Muğla’da bir sofra kültürü. Özellikle sofralık zeytin, Karya döneminden beri önemini koruyor. Çarşıda yöresel ev yemeği bulacağınız pek çok restoran var. Büryan kebabı, ekşili döş dolması, börülce ve keşkeğin tadına mutlaka bakın. Yörede ‘çıtırmık’ adı verilen irmik helvasından yemeyi de ihmal etmeyin bu leziz şölenin üzerine...

    Muğla’da görmeden dönülmeyecek bir başka önemli yapı da Muğla Müzesi’nin bünyesindeki Doğa Tarihi Müzesi. Muğla merkez ilçeye bağlı Özlüce köyü yakınlarından çıkarılan, günümüzden 5-9 milyon yıl öncesine tarihlenen, Doğu Asya’dan İspanya’ya uzanan geniş bir alanda yaşayıp yok olmuş canlılara ait fosillerin sergilendiği müzeyi de gezdikten sonra artık ağaçlar altındaki bir kahvede oturup yorgunluğun tadını çıkarabilirsiniz.





  2. #2
    morvesiyah
    Az kaşardan tost, muğladan dost olmaz



Benzer Konular

  1. Atamız'ın Her Yerde Olmayan Resimleri Ve Videoları
    Konuyu Açan: teoka, Forum: Atatürk.
    Cevap: 97
    Son Mesaj : 08-Oca-2010, 15:10
  2. Kaldırım Resimleri
    Konuyu Açan: teoka, Forum: İlginç ve Komik Resimler.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 11-Kas-2009, 19:49
  3. Uzaylılar Tarafından Kaçırılan İnsan Resimleri & Basın
    Konuyu Açan: teoka, Forum: Uzayın Gizemi ve Ufolar.
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 10-Mar-2008, 18:03
  4. Türkiye'den Ufo Resimleri
    Konuyu Açan: teoka, Forum: Uzayın Gizemi ve Ufolar.
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 19-Oca-2008, 22:42
  5. VSO Image Resizer V.1.0.12 - [Resimleri küçültme]
    Konuyu Açan: teoka, Forum: Grafik ve 3D Tasarım.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 29-Ara-2007, 18:09

Bu Konu İçin Etiketler

Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin yazdıkları kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.

Sitemizdeki yazılar telif hakları ile korunmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz ©estanbul.com