Koyun tüyleri yün ismini alır.
Hakiki yün dişi koyunun yünleridir.
Dişi ve erkek koyun yünleri arasında fark mevcuttur.Kimse farkında değildir.
Deve, Keçi yünleri koyun yünü dışında kalır.
Dişi koyun yününde olan maddî ve mânevî hassalar diğer yünlerde yoktur.
Deve, Keçi, derileri de koyun derisine benzemez...
Yünün hassaları:
Yün yanmaz. Soğuğu geçirmez. Yağmuru ve suyu çekmez. Kolay ıslanmaz. Terletmez. Teri emer. Ter yapmaz. Ağrıları alır.
Bit. Pire yüne yanaşamaz.
Karınca. Akrep. Yılan yüne yanaşmazlar.
“Yanaşamaz” değil.
Dikkat. Bit. Pire. Akrep. Yılan koyunlara saldırmazlar...
Keçi, Deve ve diğer hayvanlara saldırırlar, ısırırlar.
Yüne cinniler yanaşmazlar.
Koyunu temessül edemezler.
Keçiyi temessül ederler.
Yün elektriği ref eder.
Yünden elektrik ceryanı geçmez.
Birçok mikroplar ve hastalık mikropları yünden kaçarlar.
Yalnız yün lifleri içinde “güve” mevcuttur.
Dışarıdan gelme değildir.
Güveyi yok etmek imkânsızdır.
Faaliyete geçmemesi için bir petrol mahsulü olan naftalin kokusundan faaliyet yapamazlar.
Sıcak mevsimlerde faaliyete geçerler.
Soğukta faaliyetleri yoktur.
Keçi ve devede “güve” yoktur.
Yünden:
Çorap. Elbise. Yorgan. Yatak. Yastık. Hah. Kilim. Heybe. Fânila. Don. Kazak. Battaniye. Gömlek. Bunların hepisinin . hakiki yünden olması lâzımdır.
Bunlar soğuğu geçirmezler.
Terletmezler.
Teri emerler.
Ter yapmazlar.
Nihâyet POST...
Yün genellikle beyazdır.
Kahverengi. Kızıl Siyah da olurlar.
Fakat beyaz yün başta gelir.
Boyama, yünün hakiki hassasını % 60 kaybettirir...
Yün çorap: Ayağı terletmez.
Yazın serin., kışın sıcak tutar.
Ayağında yün çorap olanı yılan ısırmaz.
Hakiki yün yatakda ve yorgan altında yatan güneş doğmadan uyanır.
Koyunların üzerine güneş doğmaz.
Namaz vakti uyanırlar.
Koyun beslemek büyük mânevî bir uğurdur.
Bereketdir. Rızkın bollaşmasını mucip olur.
Yün çorap giyiniz.
Yün eldiven kullanınız.
Yün fânila ve yün gömlek giyiniz.
Yün kuşak muhakkak kullanınız.
Kış yaz saf yün kazak.
Saf yün battaniye.
Yünden başkasına iltifat etmeyiniz.
Sıhhatiniz için lâzımdır.
Ruhî ve mânevî tarafınız için elzemdir.
Lâzım ile elzem arasındaki fark büyüktür.
Çobanlar kepenek içinde Yağmurdan, Doludan, Kardan, Soğuktan müteessir olmadıkları gibi kepenek içinde iken yıldırım isabet etmez.
Post olarak koyun postu kullanınız.
Post üzerine temiz ayakla basabilirsiniz.
Ancak namaz kıldığın posta abdestsiz oturma.
Kimseyi de oturtma.
O postu her şeyden kıskan.
Yiyeceklerini yolculukta lüzumlu şeylerini eşyanı heybede taşı.
Heybe yündür serin tutar, ıslatmaz.
Hakiki yünden mamul kilim ne güzeldir. Uğurludur.
Kilimde halıda olmayan başka bir hassa, başka bir mânevî “söylenemez” birşey vardır.
O kilimi de abdestli müslüman kadının dokuması lâzımdır.
Dikkat kadın dokuyacak.
Niçinini sorma.
Yemek sofranızı kilim serili yere kurarsanız bereket artar.
Bambaşka mânevî görünmez haz duyulur.
Sofraya oturanlarda...
Bütün yünden yapılmış şeyleri gâyet temiz tutunuz.
Seccadeniz post değilse muhakkak yünden imal edilmiş olsun.
Yahut pamuktan...
Yahut hasırdan olsun.
Toprakda namaz kılarsan seccaden hasır olursa mânen çok güzel bir hareket yapmış olursun.
Kâinatda her şey kimsenin değiştiremeyeceği bir kaynama hâlindedir.
Her şey tesbihatdır.
Ne demek bu...
Atom kaynaşması...
Atom halkasına yâni bu tesbihata girmek için:
“Fezkiruni ezkirkum”
“Beni anınız ben de sizi anarım!” âyeti budur ki bu da zikir’dir.
Zikretmek bu halkaya girebilmektir.
Öyle hareket etmek lâzımdır ki o halka seni içine alsın.
O zaman bir damlanın denize karışması gibidir.
Damla artık yoktur.
Onu ne kimya ile ne akıl ile artık bulmak imkânsızdır.
Zikir budur.
Tesbihata katılmak budur.
Âyet: Ben zikredenle birlikteyim, budur.
Sen ALLAH’ın zikrine karışacaksın.
“Ene celisimin zikrî.”
“Ekimus selateli zikrî.”
“Benim zikrim için namaz kıl!” âyeti.
Buradaki zikir sabah akşam namazlarıdır.
Unutma!
Bu “unutma” lâfını da unutma!
Yün hakkındaki bu yazı doğrudur.
Buna benzer dudak bükeceğiniz bir şey söyleyim bak:
Resûlü Ekrem balık yemedi.
Yemezdi.
Niçinini soranlara cevap vermedi.
İsrar ettiler.
Yine cevap alamadılar.
Biz biliyoruz amma söyleyemeyiz.
Ben de birşey söyleyeyim:
Dünyadan başka yıldızlarda ay da dahil gece ve gündüz yoktur.
Kutuplarda bile ne gece var, ne gündüz.
Hem gündüz var hem gece amma.
Biliyor musunuz insanlar dünya sevgisinden ötürü ölümü unutmak için mezarları bile şehrin dışına taşıdılar.
Şehir içinde olanları da güya naklettiler.
Yerlerini park yaptılar.
400 senelik mezarlığı kaldırdılar.
Kamyonlarla taşıdılar toprağı...
Yerine park yaptılar, hattâ hela yaptılar benim memleketimde...
Kırlangıç:
Muhacir kuşlardandır.
Sıcak ve mutedil iklimlerde bulunur.
Soğuk memleketlerde, yoktur,
Bulunduğu memleketin de bazı mıntıkalarında bulunur.
Mühimdir tetkik et!
Eşlerinden başka, başkaları ile çiftleşmezler.
Aile hayatı vardır.
Her gelişde yuvasını bulur.
Yalnız yavru çıkaracağı zaman yumurtlar.
Havalar soğuduğu zaman sıcak iklimlere giderler.
Evvelce bulunduğu yerlere.
Orada yumurtlamazlar.
Yavrularını yazın geldikleri ülkede çıkarırlar.
Yere ağaca konmazlar.
Çok sür’atli uçarlar.
Sinek gibi şeylerle geçinirler.
Su içtikleri görülmemiştir.
Leylekler de muhacir kuşlardandır.
Yuvalarını yüksek yerlerde ve insan bulunan yerlerde yaparlar.
Yerde ötmezler.
Yuvalarında öterler.
Daima aynı mahalle gelirler...
Kırlangıç ve leylek yuvası yıkılmaz.
Hiç doğru değildir.
Bu fena hareketi insan kendi kendinden yasak etmelidir.
Sözlerimi gülünç bulma!
Faziletin kendisi bile iftiradan kurtulmuş değildir.
31.7.1988 Pazar