Kültür asması Vitis vinifera L.’nın gen merkezlerinden biri olmasının yanı sıra, bağcılık için yerkürenin en elverişli iklim kuşağı üzerinde bulunan Anadolu’da, bağcılık tarihinin, M.Ö. 3000 yıllarına kadar indiği arkeolojik çalışmalardan anlaşılmaktadır. Binlerce yıllık bir süreç içerisinde bu tarım kolu Anadolu insanı için vazgeçilmez bir uğraş ve beslenme kaynağı olmuştur.

Ülkemizin gerek dünya üzerindeki konumu ve gerekse ekolojik faktörlerin elverişli olması nedeniyle bağcılık, Günümüzde de halen en önemli tarımsal uğraşılardan birini oluşturmaktadır.

Bugün bağcılık, Ülkemiz toplam alanının yaklaşık %1’ine karşılık gelen 560 bin hektarlık bağ varlığı ile dünya ülkeleri arasında 4. sırada, 370 bin ton toplam üzüm üretimi ile 5. sırada yer almaktadır. Ayrıca 802 000 ton sofralık üzüm ve 290 000 ton kuru üzüm üretimi ilede ikinci sırada yer almaktadır.

Türkiye’de ekolojik koşullar dikkate alındığında Doğu Anadolu’da birkaç il ve yüksek yaylalar dışında, her yerde bağcılık yapılabilmektedir. Karadeniz Bölgesinde de oransal nemin yüksek olduğu yerlerde özel önlemler alınarak bağcılık yapılması mümkündür. Bağ alanları, ekilebilir tarım alanımızın %3.1’ini, bağ-bahçe alanının %16’sını teşkil etmektedir. Yıllık tarımsal milli gelirimizin %6-7’si bağcılıktan sağlanmaktadır.

Ülkemizde bağcılık sektörü bölgeler düzeyinde incelendiğinde, Ege Bölgesi’nin çekirdeksiz kuru üzüm; Marmara Bölgesi’nin sofralık, şaraplık; Akdeniz Bölgesi’nin ilk turfanda; Orta ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nin şaraplık, şıralık, sofralık ve çekirdekli kurutmalık üzüm yetiştiriciliği yönünden gelişme gösterdiği görülmektedir.

Halen Ülkemizde 221 yabancı ve 881 yerli olmak üzere toplam 1102 üzüm çeşidinin bulunduğu ileri sürülmektedir. Yapılan çalışmalarda bölgelere göre değişik adla anılan 1000’in üzerinde üzüm çeşidinin bulunduğu saptanmıştır. Bunların bir kısmı değişik adlarla anılan aynı çeşit olmakla birlikte, bağ bölgelerinde en az 300-400 farklı çeşidin yetiştirildiği belirtilmektedir. Ancak bu kadar çok çeşitten yalnızca 40-50 kadarı ekonomik değer taşımakta ve yaygınlaşmış bulunmaktadır. Bununla birlikte üretimin %85’ini şaraba işleyen Fransa ve İtalya gibi ülkelerin, üzerinde durdukları çeşitlerin gerçekte 20-25’i geçmediği belirtilmektedir. Ülkemiz bağ bölgeleri üzüm üretim miktarı ve üretim alanı yönünden karşılaştırıldığında, birinci sırayı Ege Bölgesi, ikinci sırayı Akdeniz Bölgesi, üçüncü sırayı ise Ortagüney Bölgesi almaktadır.

Akdeniz Bölgesi bağ alanı ve üzüm üretimi bakımından tarım bölgelerimiz arasında ikinci sırada yer almaktadır. İç ve dış pazarlarda daha kolay ve daha yüksek fiyatlarla pazarlanabilen erkenci üzüm çeşitleri için en uygun ekoloji Akdeniz Bölgesi sahil kuşağıdır. Bölgenin yayla kesimi orta ve geç mevsimde yetişen üzüm çeşitlerimiz için önem kazanırken; sahil kesiminde erkenci üzüm yetiştiriciliği ağırlık kazanmıştır. Üzüm üreticisinin özellikle Mayıs ortası - 15 Temmuz tarihleri arasındaki dönemde iç ve dış piyasada pazarlama şansı çok yüksektir. Oysa bu dönemde iç pazarlarda üzüm yok denecek kadar azdır.

Erkenciliğin geliştirilmesi ise yeni ıslah çeşitlerinin veya uygun yetiştirme tekniklerinin kullanımıyla mümkün olabilmektedir. Yurt dışında ve Ülkemizde yapılan ıslah çalışmaları sonucunda elde edilen bazı erkenci üzüm çeşitleri üreticilerimize önerilmektedir. Bunlardan Early Cardinal, Ergin Çekirdeksizi, Trakya İlkeren, Perlette, Yalova İncisi ve Uslu çeşitleri Akdeniz bölgesi koşullarında 15 Haziran–1 Temmuz arasında olgunlaşan çeşitlerdir.

Early Cardinal: Akdeniz ve Ege bölgelerinde yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan sofralık bir çeşittir. Akdeniz bölgesinde Haziran’ın ikinci yarısında olgunlaşmaktadır. Cardinal çeşidinden mutasyon ile elde edilmiş olup, Cardinal’e göre iki hafta kadar erkenciliği vardır.

Ergin Çekirdeksizi: Marmara ve Akdeniz bölgelerinde henüz deneme aşamasında olan sofralık bir çeşittir. Akdeniz bölgesinde Temmuz’un ilk haftası olgunlaşmaktadır. Erdişi çiçek salkımları sık ve konik, ya da silindirik şekilli, taneler orta büyüklükte, yuvarlak, hafif elipsoidal şekillidir. Sarı renkli kabuk orta kalınlıkta, tane içi etli, sulu ve pratik olarak çekirdeksiz (Stenospermokarpik)’dir. Kısa ve uzun budamaya uygundur.

Trakya İlkeren: Akdeniz bölgesinde Haziran’ın son haftası olgunlaşan siyah renkli sofralık bir çeşittir. Omcanın gelişmesi ve verimi çok iyidir. Tane eti gevrek, sulu, hoş lezzetli ve çekirdeklidir. Tane-sap bağlantısı kuvvetli olup, taşınmaya dayanımı iyidir. Erken olgunlaşmasına karşın, omca üzerinde bozulmadan uzun süre kalabilmektedir. Karışık budamaya uygundur.

Perlette: Ege ve Akdeniz bölgelerinde yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan sofralık bir çeşittir. Akdeniz bölgesi’nde Temmuz’un ilk haftası olgunlaşmaktadır. Omca kuvvetli ve verimlidir. Pratik olarak çekirdeksiz (Stenospermokarpik)’dir. Kordon terbiyesi ve kısa budamaya uygun olup, tane seyrelmesi gerekir. Taneleri irileştirmek için GA3 uygulaması ve bilezik alma yapılabilir.

Yalova İncisi: Akdeniz bölgesi koşullarında Haziran’ın son haftası olgunlaşmaktadır. Çekirdekli ve sofralık bir çeşittir. Kısa budamaya uygundur. Cardinal’den yaklaşık bir hafta erken olgunlaşır.

Uslu: Akdeniz bölgesi koşullarında Haziran’ın ikinci yarısı olgunlaşır. Tane kabuğu rengi koyu kırmızıdır. Çekirdekli ve sofralık bir çeşittir. Cardinal’den yaklaşık iki hafta önce olgunlaşmaktadır. Omcaları kuvvetli, verimi ise ortadır. Meyve eti gevrek, lezzetli ve çekirdekleri sert değildir.

Sofralık üzüm çeşitlerinde erkenciliği teşvik etmek amacıyla uygulanan yetiştirme tekniklerinden etkili olanı plastik örtü kullanımıdır. Plastik örtülerden bağcılıkta toprağın ve omcaların üzerinin örtülmesinde yararlanılmaktadır.

Bağcılıkta asmaların tamamen plastik örtülerle kapatılması ile ilgili çalışmalar; erkenci sofralık üzümlerde daha da erken olgunlaşmayı sağlamak, orta ve geç mevsimde olgunlaşan sofralık üzümlerde derimi geciktirmek, ayrıca asmaları çiçeklenme ve olgunluk döneminde yağmur, dolu ve fırtına gibi iklimsel etkenler ile hastalık ve zararlı etkisinden koruma amaçlarını taşımaktadır.

Ülkemiz bağcılığında plastik örtülerin kullanımı ile ilgili çalışmalar oldukça yeni olup daha çok erkenciliğin geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

Yapılan araştırmalar sonucunda, Çukurova bölgesinin erkenciliğe son derece uygun koşullarının, ısıtma yapılmaksızın örtü altında üzüm yetiştiriciliği yönüyle de çok iyi şekilde değerlendirilebileceği anlaşılmıştır. Bununla birlikte pazarlamanın da düzenlenmesi halinde Bölge üreticisin kazancı çok daha artacaktır.

İç ve dış pazarlarda daha kolay ve daha yüksek fiyatlarla pazarlanabilen erkenci üzüm çeşitleri için en uygun ekoloji Akdeniz ve Ege Bölgesi sahil kuşağıdır. Akdeniz sahil kuşağında, İçel İlinin Merkez ve Tarsus ilçeleri bu kuşak içinde ülkemizin en erkenci sofralık üzüm üretim alanı konumundadır. Bu yöreyi sırasıyla, Doğu Akdeniz sahil kuşağında yer alan Adana, Hatay illeri ile, Batı Akdeniz sahil kuşağını temsil eden Antalya ili izlemektedir. Ekonomik değerlendirmeler, ürünün iç pazarda pazarlama sorununun olmadığını, ayrıca ürünün yüksek fiyatla alıcı bulması nedeniyle açıktaki yetiştiriciliğe göre birim alandan sağlanan gelirin 4-5 kat daha fazla olduğunu göstermektedir. Ancak uygulamanın yeni olmasından dolayı, özellikle yetiştirme tekniği alanında karşılaşılan sorunların (dikim sıklığı, terbiye, budama, sulama, gübreleme, hastalık ve zararlıların kontrolü, kalitenin iyileştirilmesi vb.) çözümleri için mutlaka ilgili teknik elemanlara danışılmalıdır.Örneğin, Çukurova üzüm üreticisinin gittikçe artan bir ilgi duyduğu ve yer yer uyguladığı bu yetiştiricilik şeklinde açıktakinden farklı olarak sulama gereklidir. Örtüaltı üzüm yetiştiriciliğinde, örtmeyi izleyen dönemde, sera genişliğinin asmaların, yağmur sularından yararlanmasını mümkün kılmadığı yerlerde asmaya yeterli suyun verilmesi kaliteli üzüm elde edilmesi için mutlaka gereklidir.

Yukarıda da bahsedildiği gibi, konunun yeni olması nedeniyle, yetiştirme tekniği alanındaki sorunların çözümlerine ait teknik bilgiler henüz tam anlamıyla belirlenememiştir. Bu nedenle, örtüaltı bağcılığı ile uğraşan üreticilerin teknik elemanlarla birlikte çalışmalarının üreticilere büyük faydalar sağlayabileceği gerçeği unutulmamalıdır.