yüreğinize sağlık.. çok severek okudum ...sanırım artık birşeylere "değemiyoruz", ne kalbimizle ne ruhumuzla, ne de insanlığımızla..
Bizim buralarda iki gündür yağmur yağıyor,bende işyerimin camından yağan yağmuru seyrediyorum.Fakat duygu anlamında
birşeylerin eksik olduğunu farkettim ne olabilir diye bunun üzerine yoğunlaştığımda, hemen çocukluğum geldi gözümün önüne.
Ben meğer çocukluğumun yağmurlarını özlemişim asfalt değil toprak kokan yağmurları,yağmurlar aynı ama duygular çok farklıydı..
O dönemlerde gecekondu üsülü evler vardı penceresi ahşap dış kapısı ahşap yağmurun yağdığını duyardık,kiremitlere vuran
darbeleri bir melodi gibiydi.. Şimdi dokuz katlı bir sitenin beşinci katından çift camlı pimapen pencerelerden dış cephe mantolamalarından üstümdeki dört katın varlığından kiremit sesini duyamıyorum, yani camdan dışarı bakmasam yağmurun yağdığını hissetmiyorum.Zannedersem eksik kalanlarların bir kısmı buydu,sonra çocukluğumda yağan karda başkaydı..
Ben İstanbul Gaziosmanpaşa doğumluyum hatırlıyorumda, bir hafta on gün kar yerden kalkmazdı işte o karın kalkmadığı günlerde ve sağlam komşulukların olduğu o günlerde ;
Anacım ve komşu anneler bildiğimiz merdivenle sokak başından aşağıya kayarlardı o zaman mahalle baskısı farklıydı.
Şimdi yaşadığım yerde çevrim santrali olduğunda kar bile yağmıyor doğru dürüst birde komşuluk kavramı çok farklıydı.. Oturduğum sitede her blokta 36 daire var aynı asansörü aynı otoparkı kullanıyoruz ama selamlaşmanın içinde ruh olmadığını hissediyorum.. O zamanın komşuluklarıda çok farklıydı.
Komşu kadınların adı komşu anneydi çünkü bizdendi şimdi ödümüz kopuyor zilimiz çalacak hastalıktan dolayı arabamızı istiyecekler diye.. O zamanlar dayanışma vardı komşulukta sokağımızdan tanımadığımız biri,iki kerden fazla geçerse sorurduk birinimi arıyorsun yardımcı olalım diye tabi kötü niyetliyse birdaha oralardan geçmiyordu..
Konu konuyu açıyor nereden başladım nereye gidiyorum nasıl toparlıcam bilmiyorum ben 1981 lise mezunuyum,
tabiki o dönemde bunu yabana atmayın memur olunuyordu. Tam onbir sene okula yaya gittik..
O zaman böyle servisler yok olsada etiler ulus tarafındaki insanlarda vardı okula giderken ıslandığım gibi ıslanmak istiyorum paçalarımızın çamurunu elimizle çitilemek çok farklı bir duyguydu ama bunları yaparken bu kadar benlik bu kadar böbürlenme duygusu yoktu.. Çünkü herkes aynıydı benim pantolonum yamalıysa onunda yamalıydı şimdi öylemi çocuklarımı servis kapıdan alıyor bu olay artık normal oldu oturdu..
İnsanlar artık ikiyüz metre için servis tutuyorlar tutmasa komşusundan geri kalacak çünkü.. Birşeyi daha anlatmadan geçemicem anneciğimin bizi uyandırdığında kuzine sobanın üzerindeki kızaran ekmek kokusu ve gevremiş ekmeğin üzerine sürülen yağ işte ben bunu arıyorum bu kokuyu bulamıyorum.. Sonra sularımız devamlı elimizin altında istediğin kata kadar çıkıyor hiç bir sıkıntı yok ama ben yine annemin arka sokaklardaki sokak çeşmesinden getirdiği suyu özlüyorum o su bizim için çok değerliydi çünkü bittiğinde anacım yine o çeşmeye giderdi sıcak soğuk farketmez.. Biz biraz yetiştiğimizde
kardeşimle birlikte üstlendik bu görevi, sık sık elektrik kesilmeleri haftada bir kaç gün part time yayın yapan tv ler her evde bulunmazlardı tabiki komşuların evi sanki sinema perdesi olurdu.. Radyo piyesleri bizi mutlu etmeye yetiyordu şimdi o anlamda herşeyimiz mevcut ama bunların içinde samimiyet,gerçek dost,sağlam yürekler yok çok yanlız hissediyorum kendimi.
Bugün duygusallığım üzerimde herhalde o dönemin yaşıtları beni anlamışlardır bizden sonraki kuşaklarında anlamalarını beklemiyorum çünkü bunu yaşamak lazım.
sevgiyle kalın.
ÖzdeBir.
" Algılayamadığın şeyleri inkâr, basitliğin ve Allahtan perdeliliğin bir işaretidir"
yüreğinize sağlık.. çok severek okudum ...sanırım artık birşeylere "değemiyoruz", ne kalbimizle ne ruhumuzla, ne de insanlığımızla..
Beğendiğine sevindim arkadaşım güzel yorumunla katkılarından dolayı teşekkür ederim.![]()
" Algılayamadığın şeyleri inkâr, basitliğin ve Allahtan perdeliliğin bir işaretidir"
Hatırladıklarımda var hatırlamadıklarımda var ama okuması keyifliydi.. Kaleminize sağlık..![]()
Ve yenilgileri
Başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın
bir çocuğun üzüntüsüyle değil, bir yetişkinin
zerafeti ile,
ve herşeyi bugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin
çünkü yarın ile ilgili herşey belirsizdir.
Bir süre sonra güneş ışığının yakıcı olduğunu
Öğrenirsin
Eğer fazla maruz kalırsan
Bu yüzden,
Başka birisinin sana çiçek getirmesini beklemeden
Kendi bahçeni yarat
Ve kendi ruhunu kendin süsle.
Ve göreceksin ki dayanıklısın...
Ve kuvvetlisin,
Ve değerlisin.
emeğine yüreğine sağlık olsun özdebir...
"SEN" canımın içindesin, canımsa SEN'den habersiz...Dünya SEN'inle dolu, dünya SEN'den habersiz...Gönlüm, canım nasıl bulsun SEN'i? Çünkü SEN tümüyle gönüldesin...Gönülse SEN'den habersiz...
(Hz Mevlana)
"İnsanlarla yüzyüze konuşarak herşeyi halledebilirsin,ama bazı insanlar gelir önüne,hangi yüzüne konuşacağını bilemezsin"...
Çok samimi ve güzeldi. Yüreğinize sağlık...
"şimdi o anlamda herşeyimiz mevcut ama bunların içinde samimiyet,gerçek dost,sağlam yürekler yok çok yanlız hissediyorum kendimi." çok doğru
Seninde ayırdığın değerli zamanına sağlık arkadaşım,sevgiyle kal.
--- Sonraki mesaj ---
Beğendiğine sevindim kardeşim,seninde okuyan gözlerine sağlık,sevgiyle kal.
--- Sonraki mesaj ---
Seninde okuyan gözlerine sağlık,teşekkür ederim,sevgiyle kal.![]()
" Algılayamadığın şeyleri inkâr, basitliğin ve Allahtan perdeliliğin bir işaretidir"
Çok anlamlıydı Abi teşekkürler...Offf bende özledim çok şeyi hemde....![]()