Toplam 7 sonuçtan 1 ile 7 arası gösteriliyor
  1. #1
    cadi_silvia

    Peygamber Efendimizin Erkeklerle - Kadinlarla İlgili Hadisleri

    Kadın dindar olmaya, iman ve ibadete ehliyetlidir : Eğer iman edip ibadet yaparsa cennete girer. Küfredip isyan ederse cezalandırılır. Bu konuda erkekten hiçbir eksik yönü yoktur.
    Cenab-ı Hak buyuruyor :
    "Erkek ve kadından kimi inanmış olarak bir iyilik yaparsa onu hoş bir hayatla yaşatırız. Ahirette ise onların ücretini yaptıklarının en güzeliyle veririz." (Nahl Suresi 97)
    "Rableri onlara karşılık verdi : Ben sizden erkek kadın, hiçbir çalışanın işini zayi etmiyeceğim. Hep birbirinizdensiniz." (Al-, İmran Suresi 195) u temel esas Kur'an-ı Kerimin birçok ayetinde vurgulanmıştır. Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, itaata devam eden erkekler ve itaate devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar. Allah'a gönülden saygılı erkeler ve saygılı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar, işte bunlar için bağış ve büyük bir mükafat hazırlanmıştır." (Ahzab Suresi 35) Cennet yalnızca erkeklerin sarayları değildir; orada kadın da, erkek de saraylarının sultanlarıdır.(56/22,37) buyurulmuştur.

    İslam, kadına ikram edilmesini emretmiştir : İslam kadına, kız olsun, eş olsun, anne olsun hep ikram edilmesini emretmiştir.
    "Biz insana, ana babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. anası onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu."
    (Ahkaf Suresi 44)
    Bir adam Resullulah'a gelerek, ben Allah yolunda cihad etmek istiyorum, dedi. Resulullah ona dedi ki: "Anan sağ mıdır?" Adam evet dedi. Allah Resulü: "Onun ayağına dikkat et cennet oradadır" buyurdu.
    “Kadınlar konusunda Allah’tan korkun. Çünkü sizler onları Allah’ın emanetiyle aldınız.”
    Peygamber Efendimizin Erkeklerle - Kadinlarla Ilgili Hadisleri “Kadınlar hakkında size hayrı vasiyet ediyorum.”
    “İki zayıf hakkında sizi uyarıyorum: Yetim ve Kadın.”
    “Sizin hayırlı olanınız ailesine hayırlı olandır. Ben ailesine en hayırlı olanınızım.”
    “Kamil İmana sahip Müslüman ahlâken güzel olandır. En hayırlı mü’min de eşine karşı ahlâkı en iyi olandır.”
    “Cennet anaların ayakları altındadır.”
    “Hediyede çocuklara eşit davranın. Eğer ben birisini hediyede üstün tutacak olsaydım kızları tutardım.”
    kaynaklar
    1. Abdülhalim Ebu Şakka İslâm kadın Ansiklopedisi.
    2. Abdülmelik el- Kasım Peygamber Evinde Bir Gün.
    3. Abdülaziz eş-Şennavi Hanım Sahabiler.
    4. Muhammed b. Ahmed b. İsmail el-Mukaddem Avdetu’l Hicap
    5. Rıza Savaş Hz. Muhammed Devrinde Kadın.
    6. Safiyyurrahman el- Mübarek Furi Peygamber Efendimiz Hayatı ve Daveti.

    Peygamber
    onları düzeltmeye uğraşmayın. Onlardan eğrilikleriyle yararlanın.

    Eğer kadın, eşi istekli olduğu halde ona cevap vermezse, cehennemdeki yerini hazırlasın.

    Kocanın vücudu irin ile kaplı dahi olsa ve karısı onu yala***** temizlese yine de kocasının hakkını ödemiş olmaz.

    Ey kadınlar! Eğer kocalarınızın size olan haklarını bilseydiniz, ayaklarının tozunu yüzlerinizle silerdiniz.

    Kadınların dinleri ve akılları ek******.

    Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.

    Cehennem halkının çoğunun kadınlardan olduğunu gördüm.

    Bir kadın, kocası kendisinden razı olduğu halde ölürse cennete girer.

    Kadınların hayırlısı, erkeklerin yaramazlıklarına, kötü huylarına sabredendir, bu sabır onların cennete girmesine sebeptir.

    Uğursuzluk üç şeyde vardır: Kadında, evde ve atta.

    Dövme yapan ve yaptırana, yüzdeki tüyleri aldıran ve estetik için dişlerini seyrelttiren kadınlara ALLAH lanet etsin.

    En büyük tepki Hz. Ayşedendi

    Prof. Dr. Beyza Bilgin (Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi eski Dekanı): Kadına yönelik şiddetin meşrulaştırılmasında gelenek, eğitim, kültürün yanısıra din de ister istemez rol alıyor. Özellikle Hz. Muhammede atfedilen uydurma hadisler, kadına yönelik şiddetin ve ayrımcılığın sürdürülmesinde gerekçe olarak gösteriliyor. Bu noktada, Diyanet’in bir referans kitap hazırlığı içinde olması, uydurma hadislerden kurtulunması adına çok önemli. Hz. Muhammed’e atfedilen sözlere yönelik en büyük itiraz Hz. Ayşeden gelmiş. Ebu Hureyye, peygamberin, Namaz kılarken önünüzden eşek, kara köpek ve kadın geçerse namazınız bozulur diye konuştuğunu rivayet eder. Hz.Ayşe, bu rivayete büyük tepki gösteriyor ve Hureyyeyi ayıplıyor, peygamberin böyle bir sözünün olmadığını savunuyor. Ancak bu ve buna benzer yüzlerce söz, peygamberin hadisi olarak kabul ediliyor.

    Şiddeti savunan peygamber olamaz

    Dr. Hidayet Tuksal: Hadislere baktığınız zaman iki tür peygamberle karşılaşıyoruz. Bir tarafta kadınlara karşı son derece nazik ve kibar; diğer tarafta ise şiddet dolu, ayrımcı, aşağılayan bir peygamber. Ben, kadınlara yönelik şiddeti savunan ve onları aşağılayan bir peygamberin olamayacağına inanıyorum. Bu nedenle malum hadislere itibar edilmemesini savunuyorum. Bu hadislerin de uydurma, yanlış olduğu bilimsel metotlarla ispatlandı. Bu noktada Diyanet’in çalışması çok yaralı olacaktır.





  2. #2
    caglayan
    son cümleleler yeterlidir herhalde...

  3. #3
    cadi_silvia
    Bir çok uydurma hadis'le kadınlar kur'an da hep alçaltılmış gibi
    gösterilmiştir işin aslı bu değildir,illede kur'anı okuyun başkasından
    duyduklarınıza değil orada okuduklarınıza inanın dememizin nedeni de
    budur.Bu makaleyi okuyunca bu forumda sizlerle paylaşayım istedim,biraz
    uzun ama tamamını okursanız ana mesajı alabilirsiniz.Sanırım okuduktan
    sonra bu konudaki fikirlerinizde değişecek.......

    ************************************************** *****
    Geleneksel İslam’ın en çok ilaveler yaptığı konular kadınlarla ilgili
    olanlardır. Kadını köleden beter yapan, kadının erkek egemen toplumda
    sadece ev işinde ve cinsellikte kullanılmasını, hiçbir alanda kadına
    hak tanınmamasını savunan izahlar, toplum nezdinde kabul görsünler diye
    uydurma hadislere ve mezhep izahlarına dayandırılmış ve bu bakış açısı
    topluma din diye yutturulmaya çalışılmıştır. Saf dindar kadınların
    birçoğu Kuran’ın İslam’ı ile bu uydurmaları ayırt edemedikleri için,
    Allah’ın rızasını umarak bu uydurmalara göre yaşamaya çalışmış ve
    kendilerini gelenekçi erkeklerin sınırlarını çizdiği kapkara bir
    dünyada bulmuşlardır. Gelenekçiler; “Peygamber’imiz, cennetin annelerin
    ayaklarının altında olduğunu söylemiş, kadınlar annemizdir,
    bacımızdır...” gibi laflar ederek kadınlara çok değer verdiklerini
    göstermek istemektedirler. Oysa birazdan kadınlarla ilgili gelenekçi
    kaynaklardaki izahları incelediğimizde, gerçekte kadına ne kadar değer
    verdiklerini iyice anlayacağız. Kadınlarla ilgili Kuran’da geçmeyen
    uydurma izahlara değindikten sonra, yine bu uydurmaların etkisiyle
    yanlış değerlendirilen Kuran’daki bazı meselelere değineceğiz. Bundan
    bir sonraki bölümde (22. Bölüm) ise başörtüsü gibi günümüzün en çok
    tartışılan kadınlarla ilgili konusunu, ayrı bir konu olarak
    değerlendireceğiz. Bu bölümün iyice anlaşılması, o bölümün (22.
    Bölümün) daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.
    KADINLARLA İLGİLİ MEZHEP VE HADİS KÖKENLİ UYDURMALAR
    Bu uydurmaların yapılışındaki en temel hedef kadının erkeğine kayıtsız,
    şartsız itaatini sağlamak olmuştur. Uydurma hadislerle kadının erkeğe
    her konuda itaati farzlaştırılmış ve bir ibadet gibi sunulmuştur.
    Eğer bir kimsenin bir kimseye secde etmesini emretseydim, erkeklerin
    kadınlar üzerinde olan haklarından dolayı kadınların erkeklere secde
    etmelerini emrederdim.
    Tirmizi, Rada, 10/1159; Ebu Davud, Nikah 40/2140 Ahmed b. Hanbel,
    Müsned VI, 76; İbn Mace, Nikah 4/1852
    Kocanın vücudu irin ile kaplı dahi olsa ve karısı onu yalayarak
    temizlese yine de kocasının hakkını ödemiş olmaz.
    İbni Hacer El Heytemi 2/121 Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 239
    Ey kadınlar! Eğer kocalarınızın size olan haklarını bilseydiniz,
    ayaklarının tozunu yüzlerinizle silerdiniz.
    Hafız ZehebiBüyük Günahlar Sayfa 187
    En titiz hadis çalışması olan Buhari’de birinci alıntıladığımız hadisi
    görmemiz, Kuran yalnız ve yalnız Kuran diye niye defalarca tekrar edip
    durduğumuzun anlaşılmasını bir kez daha sağlayacaktır. Yukarıdaki
    uydurmaları Peygamber’e fatura edenler, ne yazık ki bu uydurmaların
    reddi olan Kuran İslam’ını Peygamber düşmanlığı, bu uydurmaların kabulü
    olan hadislerin, mezheplerin, geleneklerin İslam’ını ise Peygamber’i
    sevme şampiyonluğu ilan ediyorlar. Böylece kadınları eksik akıllı ve
    eksik dinli ilan edenler, kimin dinde ve akılda eksik olduğunu
    gösteriyorlar.
    KURAN’IN DİNİNDE KADINUYDURULAN DİNDE KADIN
    Kadınların dinleri ve akılları eksiktir.
    Sahihi Buhari
    Çok lanet ediyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Aklı
    başında bir erkeğin aklını sizin kadar çelebilen aklı ve dini eksik
    başka bir varlık görmedim.
    Müslim, İman, 34/132 İbn Mace, Fiten 19/4003
    Kadınları erkeğin kölesi yapan zihniyet bununla yetinmeyip kadınların
    çoğunu cehennemlik, dinen eksik ilan edip Kuran’ın açık izahlarıyla da
    çelişir.
    Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga
    gibidir.
    Sahihi Buhari
    Ey kadınlar topluluğu! Sadaka veriniz ve çok istiğfar ediniz. Çünkü ben
    Cehennem halkının çoğunun sizler olduğunu gördüm.
    Müslim, İman, 34/132 İbn Mace, Fiten 19/4003
    --------------------
    KADINA CENNET VİZESİ KOCADAN
    Bu hadisler gibi kadınların çoğunun cehennemlik olduğunu iddia eden
    hadislerin yanında, kadının cennete gidişi için kocasının kendisinden
    memnuniyeti şart olarak gösterilir.
    Bir kadın kocası kendisinden razı olduğu halde ölürse Cennete girer.
    Riyazus Salihin
    Kadınların hayırlısı, erkeklerin yaramazlıklarına, kötü huylarına
    sabredendir, bu sabır onların cennete girmesine sebeptir.
    Kadınlara Dini Bilgiler sayfa:88
    Müslim de, Buhari de, Tırmızi de, Muvatta da, Şii kaynaklar da, Emevi
    ve Abbasi döneminde uydurulmuş, bazı kişilerin kadına kendi bakış
    açılarını dinselleştirmeye çalışmalarının ürünü olan, bu tip
    uydurmalarla doludurlar. Oysa Kuran’ın hiçbir yerinde biraz önce
    örneklediğimiz tipteki hadisler gibi kadınların çoğunun kötü,
    cehennemlik, dinen eksik olduğu geçmez. Kuran, üstünlüğü erkek veya
    kadın olmaya değil, Allah’a yakın olmaya, Allah’ın dininde titizliğe
    bağlar.
    Ey insanlar ! Biz sizi bir erkek, bir dişiden yarattık ve birbirinizle
    tanışmanız için sizi halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz Allah
    katında en üstün olanınız takvaca en ileride olanınızdır.
    49Hucurat Suresi 13
    Ayetten de anlayacağımız gibi Kuran üstünlüğü bir ırka, bir kabileye
    veya erkek, kadın gibi bir cinsiyete değil, Allah’ın dinine titizlik,
    Allah için hatalardan sakınma tipi manalara gelen takvaya bağlamıştır.
    Oysa buraya kadar gördüğümüz hadislere göre kadın olmak daha baştan
    cehennemlik olma ihtimalini arttıran bir unsurdur. Bu zihniyet, eksik
    ve cehennemlik ilan ettiği kadını ezik karakterli bir varlığa
    dönüştürüp, erkeğin kumandasına verir ve kumandaya itaati de din diye
    insanlara dayatır. Kuran’ın İslam’ının bu uydurulmuş dinden neden
    ayrılması gerektiğini daha da iyi anlamak için en itibarlı (!) uydurma
    kaynaklarını inceleyelim:
    Namazı bozan şeyler kara köpek, eşek, domuz ve kadındır.
    Sahihi Müslim, Salat 265; Tirmizi Salat 253/338 Ebu Davud, Salat,
    110/720
    Uğursuzluk üç şeyde vardır: Kadında, evde ve atta.
    Ebu Davud, Tıb, 24/3922; Müslim, Selam, 34/115 Buhari, Nikah, 17/4805
    Kadını uğursuz, namazı bozucu ilan eden zihniyetin iki meşhur yazarı
    İmamı Şarani ve İmamı Gazali ise kadının neden evde tutulması gerektiği
    ile ilgili şu aydınlatıcı (!) bilgileri ilerideki nesillere miras
    bırakmışlardır.
    DİŞSİZ, TİPSİZ, YAŞLI KOCALARIN KURTULUŞU
    İçinizden biri yaşı ileri, ağzındaki dişleri dökülmüş, görünüş
    itibariyle de çok çirkin olabileceği gibi aksine karısı da genç ve
    güzel olabilir. Bu genç ve güzel kadın çarşıya çıktıktan veya davet
    edildiği düğün ve ziyafetten evine döndükten sonra dışarıda gördüğü
    yakışıklı erkeklerle yaşlı, dişleri dökülmüş kocasını kıyas ederek
    kocasının yüzüne dahi bakmak istemez. Belki kocasının kendisini
    öpmesini ve cinsel ilişkide bulunmasını dahi istemez. İşte genç kadının
    erkeklerin çokça bulunduğu çarşı, pazar, şenlik ve toplantı gibi
    yerlere gitmesinin kadın üzerinde yapacağı etki en azından budur.
    İmam ŞaraniUhudül Kübra sayfa:773
    Dövme yapan ve yaptırana, yüzdeki tüyleri aldıran ve estetik için
    dişlerini seyrelttiren kadınlara Allah lanet etsin.
    Sahihi Buhari
    Takma saç takan, taktıran, kaşları incelten, kaşlarını incelttiren,
    dövme yapan ve dövme yaptıran lanetlenmiştir.
    Ebu Davud, Tereccul, 5
    Eğer bir kadın peruk takarsa, eğer kol ve yüzüne dövme ya da ben
    yaparsa, yüzünden ve kaşlarından cımbızla kıl aldırırsa, yüzüne
    güzellik vermek için şekil değiştirirse lanetlenmiştir.
    İmam Şarani – Uhudul Kubra – Sayfa 313, 867, 889
    Bir hadise göre Ashabı Kiram karılarının pencere ve kapı aralıklarından
    dışarıyı seyretmelerini ve erkek görmelerini önlemek üzere evlerinin
    pencerelerini sıkı sıkıya kapatırlar, dışarıya bakanlara dayak
    atarlardı.
    İmamı Gazaliİhyayı Ulumuddin 2/122
    Kadınları zarar vermeyecek miktarda aç, aşırı gitmeyecek kadar da
    kıyafetsiz bırakınız. Çünkü kadınlar iyice doyar, güzelce giyinirlerse
    onlar için dışarı çıkıp gezmekten daha sevimli bir şey yoktur. Fakat
    onlar biraz aç, biraz da çıplak kalırlarsa onlar için evde oturmaktan
    hayırlı bir şey yoktur.
    İbnül Cevzi, Mevzuat, II/282283; Suyuti, Leali, II/154 İbn Arrak,
    Tenzihü’şŞeria, II/212213
    Kadınlarınıza evlerinin kapısında oturmamaları için yeni elbise
    yaptırmayın, çünkü elbiseleri güzel ve yeni olursa kalplerine dışarı
    çıkmak arzusu gelir.
    İmamı GazaliKimyayı Saadet sayfa:178 İbn Ebi Şeybe, Musannaf, IV/II,
    420
    Dışarı çıkması kesin gereken kadın ise kocasından izin aldıktan sonra
    dışarı çıkacak ve şu kurallara kesin uyacaktır:
    1Sıkı sıkıya örtünüp kötü giysilere bürüne,
    2Hiç çıkmamış gibi davrana,
    3Başını öne eğip kimsenin yüzüne bakmaya,
    4Kalabalığa karışmaya,
    5Erkeklerin bulunduğu yerlere yanaşmaya,
    6Herkesin dolaştığı sokaklardan uzak dura,
    7İşini bir an önce bitirip evine döne,
    İmamı Gazali – İhyayı Ulumuddin – 2/290
    Bu uydurma izahlarla; kendi görüşünü, kadınlara olan aşırı
    kıskançlıklarını dîni bir buyruğa çevirip, topluma dini bu şekilde
    sunanlar, dinsizlerin dinimize saldırısı için ortam hazırlamışlar ve
    birçok kimsenin dinimize olan inancının sarsılmasına sebep olmuşlardır.
    Halkımızın bir kısmı ise bu izahları gösterip dinimize saldıranlara
    kızmakta, fakat bu izahları yapanları, örneğin bir İmamı Gazali’yi
    baştacı yapmaktadır. Biz Kuran’ı tek kaynak kabul edip, geri kalan
    izahları, Şaraniler’i, Gazaliler’i reddetmedikçe Kadın ve Şeriat budur
    diye kitap yazanlara da kızmaya ne kadar hakkımız olabilir? Bakın
    meşhur Gazali kadının kaç çeşit olduğunu nasıl açıklıyor ve halkı nasıl
    bilgilendiriyor.
    --------------------
    KADINA CENNET VİZESİ KOCADAN
    Bu hadisler gibi kadınların çoğunun cehennemlik olduğunu iddia eden
    hadislerin yanında, kadının cennete gidişi için kocasının kendisinden
    memnuniyeti şart olarak gösterilir.
    Bir kadın kocası kendisinden razı olduğu halde ölürse Cennete girer.
    Riyazus Salihin
    Kadınların hayırlısı, erkeklerin yaramazlıklarına, kötü huylarına
    sabredendir, bu sabır onların cennete girmesine sebeptir.
    Kadınlara Dini Bilgiler sayfa:88
    Müslim de, Buhari de, Tırmızi de, Muvatta da, Şii kaynaklar da, Emevi
    ve Abbasi döneminde uydurulmuş, bazı kişilerin kadına kendi bakış
    açılarını dinselleştirmeye çalışmalarının ürünü olan, bu tip
    uydurmalarla doludurlar. Oysa Kuran’ın hiçbir yerinde biraz önce
    örneklediğimiz tipteki hadisler gibi kadınların çoğunun kötü,
    cehennemlik, dinen eksik olduğu geçmez. Kuran, üstünlüğü erkek veya
    kadın olmaya değil, Allah’a yakın olmaya, Allah’ın dininde titizliğe
    bağlar.
    Ey insanlar ! Biz sizi bir erkek, bir dişiden yarattık ve birbirinizle
    tanışmanız için sizi halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz Allah
    katında en üstün olanınız takvaca en ileride olanınızdır.
    49Hucurat Suresi 13
    Ayetten de anlayacağımız gibi Kuran üstünlüğü bir ırka, bir kabileye
    veya erkek, kadın gibi bir cinsiyete değil, Allah’ın dinine titizlik,
    Allah için hatalardan sakınma tipi manalara gelen takvaya bağlamıştır.
    Oysa buraya kadar gördüğümüz hadislere göre kadın olmak daha baştan
    cehennemlik olma ihtimalini arttıran bir unsurdur. Bu zihniyet, eksik
    ve cehennemlik ilan ettiği kadını ezik karakterli bir varlığa
    dönüştürüp, erkeğin kumandasına verir ve kumandaya itaati de din diye
    insanlara dayatır. Kuran’ın İslam’ının bu uydurulmuş dinden neden
    ayrılması gerektiğini daha da iyi anlamak için en itibarlı (!) uydurma
    kaynaklarını inceleyelim:
    Namazı bozan şeyler kara köpek, eşek, domuz ve kadındır.
    Sahihi Müslim, Salat 265; Tirmizi Salat 253/338 Ebu Davud, Salat,
    110/720
    Uğursuzluk üç şeyde vardır: Kadında, evde ve atta.
    Ebu Davud, Tıb, 24/3922; Müslim, Selam, 34/115 Buhari, Nikah, 17/4805
    Kadını uğursuz, namazı bozucu ilan eden zihniyetin iki meşhur yazarı
    İmamı Şarani ve İmamı Gazali ise kadının neden evde tutulması gerektiği
    ile ilgili şu aydınlatıcı (!) bilgileri ilerideki nesillere miras
    bırakmışlardır.
    DİŞSİZ, TİPSİZ, YAŞLI KOCALARIN KURTULUŞU
    İçinizden biri yaşı ileri, ağzındaki dişleri dökülmüş, görünüş
    itibariyle de çok çirkin olabileceği gibi aksine karısı da genç ve
    güzel olabilir. Bu genç ve güzel kadın çarşıya çıktıktan veya davet
    edildiği düğün ve ziyafetten evine döndükten sonra dışarıda gördüğü
    yakışıklı erkeklerle yaşlı, dişleri dökülmüş kocasını kıyas ederek
    kocasının yüzüne dahi bakmak istemez. Belki kocasının kendisini
    öpmesini ve cinsel ilişkide bulunmasını dahi istemez. İşte genç kadının
    erkeklerin çokça bulunduğu çarşı, pazar, şenlik ve toplantı gibi
    yerlere gitmesinin kadın üzerinde yapacağı etki en azından budur.
    İmam ŞaraniUhudül Kübra sayfa:773
    Dövme yapan ve yaptırana, yüzdeki tüyleri aldıran ve estetik için
    dişlerini seyrelttiren kadınlara Allah lanet etsin.
    Sahihi Buhari
    Takma saç takan, taktıran, kaşları incelten, kaşlarını incelttiren,
    dövme yapan ve dövme yaptıran lanetlenmiştir.
    Ebu Davud, Tereccul, 5
    Eğer bir kadın peruk takarsa, eğer kol ve yüzüne dövme ya da ben
    yaparsa, yüzünden ve kaşlarından cımbızla kıl aldırırsa, yüzüne
    güzellik vermek için şekil değiştirirse lanetlenmiştir.
    İmam Şarani – Uhudul Kubra – Sayfa 313, 867, 889
    Bir hadise göre Ashabı Kiram karılarının pencere ve kapı aralıklarından
    dışarıyı seyretmelerini ve erkek görmelerini önlemek üzere evlerinin
    pencerelerini sıkı sıkıya kapatırlar, dışarıya bakanlara dayak
    atarlardı.
    İmamı Gazaliİhyayı Ulumuddin 2/122
    Kadınları zarar vermeyecek miktarda aç, aşırı gitmeyecek kadar da
    kıyafetsiz bırakınız. Çünkü kadınlar iyice doyar, güzelce giyinirlerse
    onlar için dışarı çıkıp gezmekten daha sevimli bir şey yoktur. Fakat
    onlar biraz aç, biraz da çıplak kalırlarsa onlar için evde oturmaktan
    hayırlı bir şey yoktur.
    İbnül Cevzi, Mevzuat, II/282283; Suyuti, Leali, II/154 İbn Arrak,
    Tenzihü’şŞeria, II/212213
    Kadınlarınıza evlerinin kapısında oturmamaları için yeni elbise
    yaptırmayın, çünkü elbiseleri güzel ve yeni olursa kalplerine dışarı
    çıkmak arzusu gelir.
    İmamı GazaliKimyayı Saadet sayfa:178 İbn Ebi Şeybe, Musannaf, IV/II,
    420
    Dışarı çıkması kesin gereken kadın ise kocasından izin aldıktan sonra
    dışarı çıkacak ve şu kurallara kesin uyacaktır:
    1Sıkı sıkıya örtünüp kötü giysilere bürüne,
    2Hiç çıkmamış gibi davrana,
    3Başını öne eğip kimsenin yüzüne bakmaya,
    4Kalabalığa karışmaya,
    5Erkeklerin bulunduğu yerlere yanaşmaya,
    6Herkesin dolaştığı sokaklardan uzak dura,
    7İşini bir an önce bitirip evine döne,
    İmamı Gazali – İhyayı Ulumuddin – 2/290
    Bu uydurma izahlarla; kendi görüşünü, kadınlara olan aşırı
    kıskançlıklarını dîni bir buyruğa çevirip, topluma dini bu şekilde
    sunanlar, dinsizlerin dinimize saldırısı için ortam hazırlamışlar ve
    birçok kimsenin dinimize olan inancının sarsılmasına sebep olmuşlardır.
    Halkımızın bir kısmı ise bu izahları gösterip dinimize saldıranlara
    kızmakta, fakat bu izahları yapanları, örneğin bir İmamı Gazali’yi
    baştacı yapmaktadır. Biz Kuran’ı tek kaynak kabul edip, geri kalan
    izahları, Şaraniler’i, Gazaliler’i reddetmedikçe Kadın ve Şeriat budur
    diye kitap yazanlara da kızmaya ne kadar hakkımız olabilir? Bakın
    meşhur Gazali kadının kaç çeşit olduğunu nasıl açıklıyor ve halkı nasıl
    bilgilendiriyor.
    --------------------
    KADININ EN MAKBULÜ KOYUN CİNSİDİR
    Kadın sekiz sıfatlıdır:
    1Giyim kuşam hevesinden maymun.
    2Fakir düşmeye razı olmadığından köpek.
    3Kocasına ve diğer insanlara kibrinden yılan.
    4Gece gündüz koğuculuk yaptığından akrep.
    5Evden eşya sattığından fare.
    6Erkeklere hile kurduğundan tilki.
    7Kocasına itaat ettiğinden dolayı koyundur.
    İmamı Gazali İhyayı Ulumuddin
    Bu izahlardan sonra en makbul kadının koyun cinsi olduğu açıklanır. Her
    türlü özgürlüğü elinden alınan kadının, Allah’ın farz kıldığı hacca
    bile tek başına gitme özgürlüğü yoktur. Kadının 90 km’den uzağa yanında
    namahrem biri olmadan (baba, amca, dayı, kardeş, koca gibi) gitmesi
    haram ilan edilir. Bu yüzden kadınlar namahremlerinden birini ikna
    edemezse bu farzı bile yapamaz konuma gelirler. Oysa Allah haccı erkek,
    kadın ayrımı yapmadan ve böyle bir şart belirtmeden farz kılmıştır.
    Kadının camiye gidip namaz kılması da , camiye gitmek için kadınların
    evden çıkması gerektiği için engellenmeye çalışılmış ve bununla ilgili
    de hadisler uydurulmuştur. Bu hadislere göre kadının evde namaz
    kılması, camide kılmasından daha sevaptır, hatta evde bile yatak
    odasında kılması, oturma odasında kılmasından daha sevaptır.
    Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır.
    9Tevbe Suresi 71
    Ayetten de anlayacağımız gibi Allah iman eden erkek ve kadınların,
    cins, mahrem, namahrem ayırımı yapmadan dost olmalarını istiyor. Peki
    camiye gitmek için bile evden çıkması, birazdan göreceğimiz izahlara
    göre erkeklerle konuşması bile engellenen kadın bu dostluğu ne zaman ve
    nasıl kuracaktır? Hayat sahnesinde yanyana faaliyetin, yardımlaşmanın,
    beraber hizmetin insan neslinin yarısı olan kadının dışlanması ve diğer
    yarısı olan erkeklerle irtibat ve dayanışmasının kesilmesiyle
    sağlanması mümkün müdür? Aynı ayetin devamında bu dostluğu
    sağlayanların Allah’ın rahmetini kazanacağı söylenir. Eğer bugün
    Müslüman olduğunu iddia eden toplumlardan rahmet kesilmişse kanaatimce
    birçok sebebinden biri de bu ayetin gereklerinin yerine
    getirilmemesidir.
    Hanefilerden bazıları kadının sesinin de avret olduğu görüşündedirler.
    Fıkhus Siyre sayfa:400
    Bir hadis şöyledir: Ancak ve ancak mahremleriniz olan erkeklerle
    konuşacaksınız.
    İbni Kesir 4/355
    AĞZINDA ÇAKIL TAŞIYLA KONUŞMA
    Bırakın kadın erkek Müslümanlar’ın arkadaşlık etmesini; haremlik
    selamlıkla, kadınlar erkeklerden tamamen soyutlanmış ve kendi
    aralarında konuşan kadınların sesinin bile erkekler tarafından
    duyulmaması gerektiği söylenmiştir. Bu arada çok zaruret olursa kadının
    ağzına çakıl taşı alıp sesi tanınmadan erkeklere o da zaruret miktarı
    bir şeyler söyleyebileceği izahını yapan daha insaflılar(!) da vardır.
    Camiye gitmesi, tek başına hacca gitmesi, erkeklerle konuşması
    engellenen kadının, aybaşı olduğu zamanlarda namaz kılamayacağı, Kuran
    okuyamayacağı, oruç tutamayacağı izahlarıyla da bu ibadetleri
    engellenir. Oysa Allah Kuran’da aybaşı olan kadınla cinsel ilişkiye
    girilmemesini ister. Eğer Allah aybaşılı kadının namaz kılmasını, Kuran
    okuyup, oruç tutmasını istemeseydi hiç şüphesiz bunları da bildirirdi.
    Fakat aybaşılı kadını pis gören mantık, –İsrailiyat kökenli uydurmalar
    aracılığıyla– Kuran’a aykırı bu uygulamayı da dinimize sokmuştur.
    (İsrailiyat kökenli uydurmalar için 5. Bölümün 10. Maddesine bakınız)
    Sana kadınların aybaşı halini sorarlar. De ki: O bir ezadır. Aybaşı
    halinde kadınlardan uzak durun ve onlar temizleninceye kadar
    kendilerine yaklaşmayın.
    2Bakara Suresi222
    Kuran her türlü detayı verirken, Kuran’da olmayan zorlukları dine
    sokarak ilaveler yapanlar kadının namaz kılmasını, oruç tutmasını,
    Kuran okumasını aybaşı durumunda engelleyerek, kadınerkek ayrımı
    yapılmadan farz kılınan Cuma namazına gitmelerini engelleyerek,
    eksiltmeler de yapmışlardır. Oysa Kuran’ın dininde ilave gibi eksiltme
    de hoş karşılanmaz. Kadın bu kadar kötülendikten sonra hiçbir fikrine
    değer verilmeyen bir varlığa çevrilmiş ve “Kadınlara itaat eden helak
    olur.” şeklinde Kuran’dan onay alamayacak uydurma hadisler, Kuran’ın
    ahlakıyla ahlaklanmış olan Peygamberimiz’e atfen uydurulmuştur.
    Kadınlara danışmayın, onlara muhalefet edin. Kadınlara muhalefet edin,
    zira kadınlara muhalefet berekettir.
    Kadınlara Dîni Bilgiler 44,45 Suyuti, Leali II, 147; İbn Arrak,
    Tenzihü’ş Şeria II, 210
    Kim ki karısına itaat ederse Allah (cc) onu yüzüstü Cehenneme atar.
    İbn Arrak II, 215
    KADIN İMAM DA OLUR, MÜEZZİN DE, DEVLET BAŞKANI DA
    Kuran kadınların hiçbir göreve talip olmasını engellemez. Kadın
    cumhurbaşkanı da , halife de, kadı da, yargıç da, imam da, müezzin de
    olabilir. Çünkü Kuran’da yasaklanmayan her şey serbesttir. Serbestlik
    asıl olan, yasak ise istisnadır. Yasak için vahye yani Kuran ayetine
    ihtiyaç vardır. Böyle bir yasak olmadığına göre kadın topluma namaz
    kıldırıp imam da olur, tüm milleti yönetecek cumhurbaşkanı veya
    başbakan da olur... Gerek Müslüman memleketlerde, gerek diğer ülkelerde
    kadınların neden devlet yönetiminde ikinci sırada kaldığı tartışılması
    uzun bir konudur. Fakat şurası açıktır ki Kuran’ın dininde buna hiçbir
    engel yoktur.
    Başlarına bir kadını geçiren bir kavim asla iflah olmaz.
    İbni Hanbel Müsned 5/43,50; Tirmizi Fiten:75 Nesai Kudat:8; Buhari
    Fiten:18
    Birçok hadis kitabına girmiş yukarıdaki uydurma, Kuran’ın getirmediği
    hükümleri kadın aleyhine uyduran gelenekçiler tarafından dinimizin
    içine sokulmuştur. Tahminimiz odur ki, bu uydurma Hz. Aişe’nin Cemel
    olayında orduya kumanda etmesi üzerine karşı tarafta yer alanların
    uydurduğu siyasi kaygılı bir uydurmadır. Bunu gören Süleyman Ateş şu
    açıklamayı yapar: “Şimdi bu hadiste taşlanan Hz. Aişe’dir. Peygamber
    Aleyhisselam gerçekten öyle söylemiş olsaydı, Hz. Aişe’nin Cemel
    olayına katılmaması, Talha ve Zübeyr’in de onu başlarına geçirmemeleri
    gerekirdi. Kuran’a ters, olaylara aykırı olan bu hadisin doğruluğu
    şüphelidir. Diğer sahabilerin bilmediği ve uygulamadığı bir hadis,
    nasıl din hükmü olur?” (Süleyman Ateş’in Kuran Tefsiri, 6/399400)
    Siyasi kaygılarla bu tip hadisler uydurup Allah’ın dinine kendi
    görüşlerini katanlar Kuran’ın Saba melikesini tarifini de gözardı
    ederler. Neml suresi 22. ve 44. Ayetler arasında Saba kavminden ve
    onlara hükmeden kraliçeleri Saba melikesinden bahsedilir. Ayetlerin
    açıklamalarında Saba melikesinin zekasını, topluma doğruyu buldurmadaki
    becerisini, kavmini tehlikeye atmayışını, tedbirli yaklaşımlarını
    görürüz. Kadınların yönetici olamayacağına, kadınlara muhalefetin iyi
    olduğuna dair yüzlerce gelenekçi hüküm ve uydurmaya karşı Kuran’da bu
    manada tek bir cümleye, tek bir onaya dahi rastlanmaz.
    Kadınlara yazıyı öğretmeyin. Dikişi ve Nur Suresini öğretin.
    İbnü’l Cevzi, Mevzuat II, 269
    Siz bakmayın bugün gelenekçi İslam’ı savunup da kızlarını üniversiteye
    sokmaya çalışanlara! Gelenekçi dinin görüşü yukarıdaki gibidir. Eğer
    Ehli Sünnet alimlerini dikkate almıyorsanız niye hala Ehli Sünnet
    olmaya devam ediyorsunuz? Sizin dini anlamada yönteminiz nedir? Dini
    kimden, nereden, neye göre anlıyorsunuz? Eğer Ehli Sünnet alimlerine
    saygınız, inancınız tamsa bize kızmayın. Biz görmezden geldiğiniz bazı
    izahları da açıklayıp inancınızın gereğini yapmanıza yardımcı oluyoruz!
    Lütfen Sunniyim, Hanefiyim diyorsanız bu izahları da unutmayın,
    uygulayın! Bir de şu konuda lütfen bizi aydınlatın: Ehli Sünnet’e göre
    kadın, erkek, karışık olarak oturmak haramdır. Hatta bazı izahlara göre
    kadının sesinin duyulması da haramdır. Peki başörtülü kızları
    üniversiteye göndermekle bu kızları harama sokmuş olmuyor musunuz?
    Üstelik bu kızları harama sokmak için eylem bile yapıyorsunuz!
    CİNSELLİĞİ SAĞLAMA ALMAK İÇİN HADİS UYDURMA
    Kişi kadınını yatağa davet eder de kadın kaçarak eşi sinirli bir
    şekilde gecelerse, melekler o kadına sabaha kadar lanet eder.
    Sahihi Buhari 9/36
    Karısının cinsel ilişki teklifini reddedeceğinden korkanlar bu
    uydurmayı Peygamber’e fatura ederek karılarına “Bak Peygamber böyle
    demiş, sakın bana karşı gelme” diyerek kadınları bu konuda da uydurma
    dinleriyle terbiye etmektedirler. Ezilen kadının boşanma hakkı da
    elinden alındığı için tüm zulümlere karşı kadının hiçbir sığınağı
    kalmaz.
    Bir kadın kocasından boşanırsa o kadına cennet kokusu haram olunur.
    Kadınlara Dîni Bilgiler sayfa 61
    Oysa Kuran’da geçen “Boşanmış kadınlar” tipi ifadeler (2Bakara
    Suresi228, 241) hem kadının erkeği, hem erkeğin kadını boşaması
    manasına gelebilir. Kuran, bir tek erkek boşayabilir demediğine göre,
    demek ki kadın da erkek gibi aynen bu haktan faydalanabilir.
    Bir hadis de şöyle der: “Camiye gelirken kokulanan kadın evine dönüpte
    cünüplükten ötürü boy abdesti alır gibi yıkanmadıkça, Allah katında
    onun namazı kabul olmaz.”
    Avnül mabül 11/230
    Erkeklerin güzel koku sürmesinde sevap bulanlar, aynı şeyi kadın yapıp
    koku sürünce hemen günah diye damgalarlar. Erkek güzel kokudan tahrik
    olur diye de hemen açıklama yaparlar. Peki kadın erkeğin sürdüğü güzel
    kokuyu koklayıp tahrik olamaz mı? Madem böyle tahrik sorunu var, neden
    Allah bu konuyla da ilgili bir ayet indirip, kadının koku sürmesini
    yasaklamadı? Cevabı aslında basit: Çünkü Allah bunu yasaklamak
    istemedi.
    NEREYE OTURABİLİRİZ?
    Kadının yeri soğumadıkça erkek, kadının oturduğu yere oturmamalıdır.
    Kadınlara Dîni Bilgiler sayfa 24
    Günümüzde de otobüs ve minibüslerde gelenekçi dinin uygulayıcılarının,
    bu hadisten kaynaklanan hareketleriyle sergiledikleri komik manzaralara
    şahit olabiliriz. Aslında haremlik, selamlık ve diğer tüm izahlara göre
    aynı otobüs ve minibüse binmemeleri gerekenler, başka çıkar yol
    bulamayıp aynı toplu taşıma araçlarına binince yine de bu önemli
    uygulamalarından vazgeçememektedirler.
    KADINLARLA İLGİLİ KONULARDA KURAN’LA İLGİLİ BAZI YANLIŞ ANLAMALAR
    Kuran’ın kadınla ilgili açıklamalarındaki yanlış anlaşılan bilgiler ilk
    insanlar Adem ve Havva ile ilgili konulardan başlar. Kuran’ın hiçbir
    yerinde Havva’nın Adem’i kandırdığı ve günaha soktuğu şeklinde bir izah
    yoktur. Araf Suresi 11. ve 28. ayetlerin arasını okursak Adem ile
    Havva’nın her ikisini birden kandıranın şeytan olduğunu görürüz. Bu
    arada kadının erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldığına dair izah da
    Kuran’da yer almaz.
    Kuran’la ilgili yanlış iddialardan biri Kuran’ın erkeklere hitap
    ettiğidir. Kuran ayetlerinin %90’dan fazlası genele; yani erkek ve
    kadın karışık olarak tüm insanlara veya inananlara hitap eder. Bunun
    yanında sadece Peygamberimiz’e, sadece kadınlara, sadece erkeklere
    hitap eden ayetler de vardır. Kuran’ı insanlara ulaştıran
    Peygamber’imiz erkektir ve erkekler topluluğunun bir alt kümesidir.
    Erkeklere hitap eden bazı ayetlerdeki üslup bu nokta gözönünde
    bulundurularak okunursa daha iyi anlaşılır. Kuran’ı eline alıp okuyan
    herhangi bir kişi, Kuran’ın genele hitabını, sadece bir cinse hitap
    etmediğini rahatça anlar. Kuran’ı şarkı kitabı gibi okuyan veya hiç
    okumayanların bu tip iddiaları hiç şüphesiz cehaletlerinin bir
    ürünüdür.
    Müslüman erkekler, Müslüman kadınlar, mümin erkekler, mümin kadınlar,
    itaat eden erkekler, itaat eden kadınlar, özüsözü doğru erkekler,
    özüsözü doğru kadınlar, sabreden erkekler, sabreden kadınlar, korunup
    sakınan erkekler, korunup sakınan kadınlar, sadaka veren erkekler,
    sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar,
    ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça
    hatırlayan erkekler ve Allah’ı çokça hatırlayan kadınlar; bunlar için
    Allah bir bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamıştır.
    33Ahzab Suresi 35
    Kuran’ın büyük bölümü genele hitap olsa da, bu ayette olduğu gibi
    Allah’ın kadın ve erkeği ayrı ayrı vurguladığı ayetler de mevcuttur.
    TARİHTE ÇOKEŞLİLİK
    Kuran’la ilgili yanlış anlaşılan diğer bir konu ise erkeklerin çokeşli
    evliliğidir. Öncelikle şunun bilinmesi gerekir ki İslamiyet çok büyük
    bir zaman dilimine, geniş bir coğrafyaya, çok farklı iklimlere, ufak
    bir kabileye olduğu gibi büyük bir imparatorluğa, hem tarım, hem de
    endüstri toplumuna, hem savaş hem de barış ortamlarına, apayrı
    alışkanlık ve kültürlerin olduğu insanlara gelmiştir. Kuran’ın bu her
    türlü devir, şart, ortam ve kültüre uyumu ise Kuran’ın serbestiyet
    dairesinin geniş olmasıyla sağlanır. Buraya kadar bu geniş helal
    dairesinin, geleneksel İslam anlayışıyla sınırlanıp, bir Arap İslam’ı
    yaratılmaya çalışıldığını gördük. Örneğin belli yörenin kıyafeti olan
    sarığın, cübbenin, sakal bırakma alışkanlığının dinselleştirilip;
    böylece İslam’ın her yöreye, şarta, kültüre uyumunun engellendiğini
    gördük. Oysa Kuran’ın verdiği serbestiyetlikle herkes kendi kimonosunu,
    ceketini, kravatını, entarisini giyebilir. Kuran’ın bu noktadaki
    özgürlüğü Kuran’ın İslam’ının her bölgeye, her kültüre uyumunu sağlar.
    Çokeşlilik de aynen böyledir. Çokeşlilik İslam’ın yasaklamadığı bir
    konudur, yoksa İslam’ın emrettiği veya tavsiye ettiği bir konu
    değildir.
    Çokeşlilik birçok kültürde, zaman diliminde, özellikle erkeklerin
    savaşta ölüp, kadınerkek oranının bozulduğu zamanlarda kadınların da
    talebi olmuştur. Tarım toplumlarının birçoğunda çok çocuklu aile, gücün
    simgesi olduğu için, bu toplumlarda kadınların çocuk ve ev işlerindeki
    yüklerinin hafiflemesi için kocalarını evlenmeye teşvik ettiği bile
    görülmüştür. Unutulmamalıdır ki çokeşliliği yaşayan tek bir erkekken,
    kadınlar en az iki kişidir. Evlilik müessesesi de ortak bir istek veya
    çıkara dayandığına göre çokeşliliği bir erkek isterken en az iki kadın
    da bunu istemiş, kabullenmiş veya çıkarı olmuş demektir. Yani
    çokeşliliğin kimi ortamlarda yasaklanmasına bir erkeğe karşı en az iki
    kadın karşı çıkacak demektir. Bazıları kadınların isteği olmadan aile
    baskısıyla evlendirildiklerini veya daha sonra boşanma hakları
    ellerinden alındığı için isteseler de ayrılamadıklarını söyleyebilir.
    Bu zulümler bizim konumuz değildir, çünkü bunlar İslam’ın değil erkek
    egemen toplumun sonucudurlar. Dinimize göre evliliğe kadın da karar
    verir, kadının boşanma hakkı da vardır. Yani kadın, kocası çokeşlilik
    yaparsa veya evliliğinde yolunda gitmeyen bir şey olursa kendisi de
    boşanabilir. Kadının boşanmasının yasaklanması, kadının evliliğindeki
    söz hakkının ailesine verilmesi gibi sonuçlar geleneğin sonucudur,
    Kuran’ın dininin değil. Çokeşlilik sadece tarım toplumlarında, Doğu
    kültürel ortamında değil Batı Avrupa’da da kimi şartlarda
    savunulmuştur. Dünya yakın tarihinin iki savaşının sonucunda oluşan
    ortamda bunun sonuçlarını yaşayanlar, İngiltere’nin Daily Mail
    gazetesindeki bir makalede kadın sayısının erkeğe oranla çok arttığını
    ve çokeşliliğe izin verilmesinin tek çıkar yol olduğunu savunuyorlardı.
    1949’da Bonn halkı, hem de sosyal kadın kuruluşları, ilgili mercilere
    başvurarak çok kadınla evliliğe izin veren bir maddenin anayasaya
    konmasını istiyorlardı. Kadın kuruluşlarının benzer faaliyetleri
    Fransa’da da yaşandı. Daha geriye gidersek 1560’da Fransa Meclisi’nin,
    Normberete Wastefaya anlaşmasından sonra çok kadınla evlilik konusunda
    karar aldığını görüyoruz. Avrupa’da sözde tek hanımla evlilik
    uygulamalarını ve savaşlardan sonraki acı tabloları değerlendiren
    Avrupalı kadın yazar Annie Beasant ise şöyle demektedir: “Bir tek
    kadınla evlilik Batı’da sözde kalmıştır. Gerçekte sorumsuz bir çok
    evlilik usulü alıp yürümüştür. Erkek metresinden bıkınca savar, o da
    zamanla hafif kadın halini alır. Zavallı metresin durumu, çok hanımlı
    bir aile yuvasındaki mevki sahibi kadının yanında çok acıklıdır.
    Sokakları dolduran binlerce zavallı kadın gördüğümüzde anlıyoruz ki
    çokeşliliğe izini kötülemek, Batılıların ağzına hiç yakışmıyor. İğfal
    edilmiş, sığınılacak bir yer ve sevgiden yoksun, gayri meşru çocuğu ile
    ortada, miras hakkından yoksun, herkesin zevkine kurban olup
    yaşamaktansa bir erkeğin meşru hanımlarından biri sıfatıyla sevgi görüp
    aile yuvasında yaşamak daha saygındır.” Sorun da biraz buradan
    kaynaklanıyor, kadınların bir kısmı kendilerini hep üstüne bir kadın
    alınan ilk eş gibi görüyorlar. Oysa Annie Beasant’ın çizdiği tablodaki
    kadının durumuna düşen de bir kadındır. Her durumda hanımlardan
    çokeşliliği çirkin görenler çoğunluktadır. Onlar çokeşlilik
    yapmayabilirler, böyle istekleri olan adamlarla evlenmezler, yapmaya
    kalkan olursa ondan boşanırlar.
    KÖPEK ETİ YEMEK VE ÇOKEŞLİLİK
    Daha evvel de dediğimiz gibi çokeşlilik bir serbestiyettir, mecburiyet
    değil. Yukarıdaki örnekleri vermemizin nedeni çokeşliliği savunmak
    değil, kimi durum, şart ve kültürlerde kadınların da bunu istediğini
    göstermektir. Kuran’da yalnız leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası
    adına kesilen hayvanların yasaklandığını görürüz. Bunun dışında her
    yiyecek helaldir. Bizim sevmediğimiz birçok yiyecek, örneğin köpek eti
    helaldir. Fakat bizim sevmediğimiz köpek eti Çin’de sevilen bir yemek
    türünü oluşturur. Aynı çokeşlilik gibi bize çirkin gelen köpek eti
    yemek bir başka yerde, şartta insanların kabulü olabilmiştir. Dinimizin
    yasaklamadığı her şey helal olduğu için bize çok garip gelebilecek bir
    çok helal olabilir. Helal dinen yapılmasında günah olmayan davranışları
    ifade eder. Yoksa helal dinen makbul olan bir davranışı ifade etmez. Bu
    çok önemli noktayı anlamayanlar dini, yasaklamadığı bazı şeyler için,
    kendi kültürlerine göre eleştirmeye kalkmış ve böylece değişik
    kültürlerde, değişik zamanlarda büyük kolaylık getiren serbestlikleri
    anlayamadıklarını göstermişlerdir. Dinimize göre saçımızı yeşile
    boyatırsak, bir davete futbol şortuyla gidersek, bir toplulukta sesli
    bir şekilde yellenir veya geğirirsek bir günah işlemiş olmayız. Bu
    fiillerin günah olmamasının sebebi Kuran’ın hiçbir ayetinin bunları
    yasaklamamasından kaynaklanır. Hawai’de şort giyerek düğüne gitmek,
    kızılderili kabilelerinde yeşil gibi renklerle kafayı boyamak, kimi
    kültürlerde geğirmek, kiminde yellenmek normal karşılanabilir. Kuran’ın
    bu fiilleri günah olarak belirtmemesi sayesinde tüm bu ayrı kültürlerde
    Müslüman olanlar, kendi kültürleriyle bu noktalarda zıt düşmeden
    dinlerini yaşayabilirler. Kuran bu fiillere sahip de çıkmaz, bu
    fiilleri tavsiye de etmez. Yani “Din köpek eti yiyin” diyor, “Din
    düğünlere şortla gidin” diyor, “Saçınızı yeşile boyayın” diyor,
    “Yellenin, geğirin” diyor şeklindeki açıklamalar ne kadar hatalıysa
    “Çokeşlilik dinde vardır” şeklinde dine karşı yapılan bir eleştiri, o
    kadar hatalıdır. Dinin emri, tavsiyesi ayrıdır, din yasaklamadığı için
    serbest olan fiil ayrıdır.
    Doğal şartlarda, savaş olmadığı zamanlarda insan nüfusunun bire bir
    eşlemeye yakın şekilde kadın ve erkeklerden oluştuğunu görüyoruz. Bu da
    tekeşliliğin insanların genelinin tercihi olacağını, çokeşliliğin bir
    istisna olacağını tabiat kanunu olarak göstermektedir. Kuran’da Allah,
    kadınlar arasında adalet yapamazsak tek bir eşle evlenilmesini söyler.
    (4Nisa Suresi3. ayet) Böylece kadınlardan birini ön plana alacak, diğer
    kadınları sömürecek evlilik modeline yasak getirilir. Bazı durumlarda
    ailesi ölen kız çocuklarına miras kalır ve bazı erkekler evlilik
    yoluyla bu maddi serveti ele geçirip yetim kızın mallarını çarçur
    edebilir. Kuran buna benzer durumları engellemek için Nisa suresinin
    aynı 3. ayetinde “Yetimler konusunda adaleti yerine
    getiremeyeceğinizden korkarsanız, bu durumda size helal olan
    kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın.” der. Yani Kuran gerekirse
    çok evlilik yapılmasını, başka kadınlarla evlenilmesini; fakat hiçbir
    durumda yetim kızların hakkına tecavüz edilmemesini söyler. Bu ayet,
    gördüğümüz gibi, yetim kız çocuklarıyla ve onların mal varlıklarının
    sömürülmesiyle ilgilidir. Çokeşlilik, Kuran’ın geniş serbestiyet
    çemberinde yer alır, Kuran’ın tavsiye veya yasaklarından biri değildir.
    Çokeşliliği sevmeyen sevmez, yapmayan yapmaz. Kuran, yazımızın başında
    dediğimiz gibi ayrı kültürlerin, ayrı zaman dilimlerinin, hem savaş hem
    de barış ortamının, hem tarım hem de endüstri toplumunun, hem büyük
    devletlerin hem de küçük ada halklarının dinidir. Kuran’ın İslam’ı tek
    bir medeniyetin, bir tek endüstri toplumunun, bir tek barış ortamının
    dini değildir. Nasıl Emevi ve Abbasi uydurmacıları Kuran dışı
    ilavelerle dinimizi kendi kabile ve yüzyıllarına göre dondurup sakalı,
    cübbeyi, sarığı dine soktularsa, bazıları da günümüzün görüşlerini dine
    sokma arzusundadırlar. Oysa Emevi ve Abbasiler kendi dönemlerinde sakal
    bırakıp, cübbe, sarık giyip, çokeşli bir şekilde evlenebilirlerdi.
    Günümüzde de sakal traşı olunup, pantolon, ceket, kravat giyilip, tek
    eşle evlenilebilir. Her iki ayrı uygulama da İslam’a aykırı değildir ve
    yine her iki ayrı uygulama da İslam değildir. Bu değerlerin hiçbiri
    İslam’ın zaman üstü değer ve kurallar sistemiyle ilintili değildir.
    Oysa Allah’ı tek bilmek, fakirlere yardım etmek, oruç tutmak Kuran’ın
    emirleri olduğu için hem Emeviler’i, hem Abbasiler’i, hem günümüzü, hem
    de bizden sonrakileri yükümlü kılar.

  4. #4
    cadi_silvia

    Peygamber Efendimizin Erkeklerle - Kadinlarla Ilgili Hadisleri 2

    KADININ EN MAKBULÜ KOYUN CİNSİDİR
    Kadın sekiz sıfatlıdır:
    1Giyim kuşam hevesinden maymun.
    2Fakir düşmeye razı olmadığından köpek.
    3Kocasına ve diğer insanlara kibrinden yılan.
    4Gece gündüz koğuculuk yaptığından akrep.
    5Evden eşya sattığından fare.
    6Erkeklere hile kurduğundan tilki.
    7Kocasına itaat ettiğinden dolayı koyundur.
    İmamı Gazali İhyayı Ulumuddin
    Bu izahlardan sonra en makbul kadının koyun cinsi olduğu açıklanır. Her türlü özgürlüğü elinden alınan kadının, Allah’ın farz kıldığı hacca bile tek başına gitme özgürlüğü yoktur. Kadının 90 km’den uzağa yanında namahrem biri olmadan (baba, amca, dayı, kardeş, koca gibi) gitmesi haram ilan edilir. Bu yüzden kadınlar namahremlerinden birini ikna edemezse bu farzı bile yapamaz konuma gelirler. Oysa Allah haccı erkek, kadın ayrımı yapmadan ve böyle bir şart belirtmeden farz kılmıştır.
    Kadının camiye gidip namaz kılması da , camiye gitmek için kadınların evden çıkması gerektiği için engellenmeye çalışılmış ve bununla ilgili de hadisler uydurulmuştur. Bu hadislere göre kadının evde namaz kılması, camide kılmasından daha sevaptır, hatta evde bile yatak odasında kılması, oturma odasında kılmasından daha sevaptır. Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır.
    9Tevbe Suresi 71
    Ayetten de anlayacağımız gibi Allah iman eden erkek ve kadınların,
    cins, mahrem, namahrem ayırımı yapmadan dost olmalarını istiyor. Peki
    camiye gitmek için bile evden çıkması, birazdan göreceğimiz izahlara
    göre erkeklerle konuşması bile engellenen kadın bu dostluğu ne zaman ve
    nasıl kuracaktır? Hayat sahnesinde yanyana faaliyetin, yardımlaşmanın,
    beraber hizmetin insan neslinin yarısı olan kadının dışlanması ve diğer
    yarısı olan erkeklerle irtibat ve dayanışmasının kesilmesiyle
    sağlanması mümkün müdür? Aynı ayetin devamında bu dostluğu
    sağlayanların Allah’ın rahmetini kazanacağı söylenir. Eğer bugün
    Müslüman olduğunu iddia eden toplumlardan rahmet kesilmişse kanaatimce
    birçok sebebinden biri de bu ayetin gereklerinin yerine
    getirilmemesidir.
    Hanefilerden bazıları kadının sesinin de avret olduğu görüşündedirler.
    Fıkhus Siyre sayfa:400
    Bir hadis şöyledir: Ancak ve ancak mahremleriniz olan erkeklerle
    konuşacaksınız.
    İbni Kesir 4/355

    AĞZINDA ÇAKIL TAŞIYLA KONUŞMA
    Bırakın kadın erkek Müslümanlar’ın arkadaşlık etmesini; haremlik
    selamlıkla, kadınlar erkeklerden tamamen soyutlanmış ve kendi
    aralarında konuşan kadınların sesinin bile erkekler tarafından
    duyulmaması gerektiği söylenmiştir. Bu arada çok zaruret olursa kadının
    ağzına çakıl taşı alıp sesi tanınmadan erkeklere o da zaruret miktarı
    bir şeyler söyleyebileceği izahını yapan daha insaflılar(!) da vardır.
    Camiye gitmesi, tek başına hacca gitmesi, erkeklerle konuşması
    engellenen kadının, aybaşı olduğu zamanlarda namaz kılamayacağı, Kuran
    okuyamayacağı, oruç tutamayacağı izahlarıyla da bu ibadetleri
    engellenir. Oysa Allah Kuran’da aybaşı olan kadınla cinsel ilişkiye
    girilmemesini ister. Eğer Allah aybaşılı kadının namaz kılmasını, Kuran
    okuyup, oruç tutmasını istemeseydi hiç şüphesiz bunları da bildirirdi.
    Fakat aybaşılı kadını pis gören mantık, –İsrailiyat kökenli uydurmalar
    aracılığıyla– Kuran’a aykırı bu uygulamayı da dinimize sokmuştur.
    (İsrailiyat kökenli uydurmalar için 5. Bölümün 10. Maddesine bakınız)
    Sana kadınların aybaşı halini sorarlar. De ki: O bir ezadır. Aybaşı
    halinde kadınlardan uzak durun ve onlar temizleninceye kadar
    kendilerine yaklaşmayın.
    2Bakara Suresi222
    Kuran her türlü detayı verirken, Kuran’da olmayan zorlukları dine
    sokarak ilaveler yapanlar kadının namaz kılmasını, oruç tutmasını,
    Kuran okumasını aybaşı durumunda engelleyerek, kadınerkek ayrımı
    yapılmadan farz kılınan Cuma namazına gitmelerini engelleyerek,
    eksiltmeler de yapmışlardır. Oysa Kuran’ın dininde ilave gibi eksiltme
    de hoş karşılanmaz. Kadın bu kadar kötülendikten sonra hiçbir fikrine
    değer verilmeyen bir varlığa çevrilmiş ve “Kadınlara itaat eden helak
    olur.” şeklinde Kuran’dan onay alamayacak uydurma hadisler, Kuran’ın
    ahlakıyla ahlaklanmış olan Peygamberimiz’e atfen uydurulmuştur.
    Kadınlara danışmayın, onlara muhalefet edin. Kadınlara muhalefet edin,
    zira kadınlara muhalefet berekettir.

    Kadınlara Dîni Bilgiler 44,45 Suyuti, Leali II, 147; İbn Arrak,
    Tenzihü’ş Şeria II, 210
    Kim ki karısına itaat ederse Allah (cc) onu yüzüstü Cehenneme atar.
    İbn Arrak II, 215

    KADIN İMAM DA OLUR, MÜEZZİN DE, DEVLET BAŞKANI DA
    Kuran kadınların hiçbir göreve talip olmasını engellemez. Kadın
    cumhurbaşkanı da , halife de, kadı da, yargıç da, imam da, müezzin de
    olabilir. Çünkü Kuran’da yasaklanmayan her şey serbesttir. Serbestlik
    asıl olan, yasak ise istisnadır. Yasak için vahye yani Kuran ayetine
    ihtiyaç vardır. Böyle bir yasak olmadığına göre kadın topluma namaz
    kıldırıp imam da olur, tüm milleti yönetecek cumhurbaşkanı veya
    başbakan da olur... Gerek Müslüman memleketlerde, gerek diğer ülkelerde
    kadınların neden devlet yönetiminde ikinci sırada kaldığı tartışılması
    uzun bir konudur. Fakat şurası açıktır ki Kuran’ın dininde buna hiçbir
    engel yoktur.
    Başlarına bir kadını geçiren bir kavim asla iflah olmaz.
    İbni Hanbel Müsned 5/43,50; Tirmizi Fiten:75 Nesai Kudat:8; Buhari
    Fiten:18
    Birçok hadis kitabına girmiş yukarıdaki uydurma, Kuran’ın getirmediği
    hükümleri kadın aleyhine uyduran gelenekçiler tarafından dinimizin
    içine sokulmuştur. Tahminimiz odur ki, bu uydurma Hz. Aişe’nin Cemel
    olayında orduya kumanda etmesi üzerine karşı tarafta yer alanların
    uydurduğu siyasi kaygılı bir uydurmadır. Bunu gören Süleyman Ateş şu
    açıklamayı yapar: “Şimdi bu hadiste taşlanan Hz. Aişe’dir. Peygamber
    Aleyhisselam gerçekten öyle söylemiş olsaydı, Hz. Aişe’nin Cemel
    olayına katılmaması, Talha ve Zübeyr’in de onu başlarına geçirmemeleri
    gerekirdi. Kuran’a ters, olaylara aykırı olan bu hadisin doğruluğu
    şüphelidir. Diğer sahabilerin bilmediği ve uygulamadığı bir hadis,
    nasıl din hükmü olur?” (Süleyman Ateş’in Kuran Tefsiri, 6/399400)
    Siyasi kaygılarla bu tip hadisler uydurup Allah’ın dinine kendi
    görüşlerini katanlar Kuran’ın Saba melikesini tarifini de gözardı
    ederler. Neml suresi 22. ve 44. Ayetler arasında Saba kavminden ve
    onlara hükmeden kraliçeleri Saba melikesinden bahsedilir. Ayetlerin
    açıklamalarında Saba melikesinin zekasını, topluma doğruyu buldurmadaki
    becerisini, kavmini tehlikeye atmayışını, tedbirli yaklaşımlarını
    görürüz. Kadınların yönetici olamayacağına, kadınlara muhalefetin iyi
    olduğuna dair yüzlerce gelenekçi hüküm ve uydurmaya karşı Kuran’da bu
    manada tek bir cümleye, tek bir onaya dahi rastlanmaz.
    Kadınlara yazıyı öğretmeyin. Dikişi ve Nur Suresini öğretin.
    İbnü’l Cevzi, Mevzuat II, 269
    Siz bakmayın bugün gelenekçi İslam’ı savunup da kızlarını üniversiteye
    sokmaya çalışanlara! Gelenekçi dinin görüşü yukarıdaki gibidir. Eğer
    Ehli Sünnet alimlerini dikkate almıyorsanız niye hala Ehli Sünnet
    olmaya devam ediyorsunuz? Sizin dini anlamada yönteminiz nedir? Dini
    kimden, nereden, neye göre anlıyorsunuz? Eğer Ehli Sünnet alimlerine
    saygınız, inancınız tamsa bize kızmayın. Biz görmezden geldiğiniz bazı
    izahları da açıklayıp inancınızın gereğini yapmanıza yardımcı oluyoruz!
    Lütfen Sunniyim, Hanefiyim diyorsanız bu izahları da unutmayın,
    uygulayın! Bir de şu konuda lütfen bizi aydınlatın: Ehli Sünnet’e göre
    kadın, erkek, karışık olarak oturmak haramdır. Hatta bazı izahlara göre
    kadının sesinin duyulması da haramdır. Peki başörtülü kızları
    üniversiteye göndermekle bu kızları harama sokmuş olmuyor musunuz?
    Üstelik bu kızları harama sokmak için eylem bile yapıyorsunuz!

    CİNSELLİĞİ SAĞLAMA ALMAK İÇİN HADİS UYDURMA
    Kişi kadınını yatağa davet eder de kadın kaçarak eşi sinirli bir
    şekilde gecelerse, melekler o kadına sabaha kadar lanet eder.
    Sahihi Buhari 9/36
    Karısının cinsel ilişki teklifini reddedeceğinden korkanlar bu
    uydurmayı Peygamber’e fatura ederek karılarına “Bak Peygamber böyle
    demiş, sakın bana karşı gelme” diyerek kadınları bu konuda da uydurma
    dinleriyle terbiye etmektedirler. Ezilen kadının boşanma hakkı da
    elinden alındığı için tüm zulümlere karşı kadının hiçbir sığınağı
    kalmaz.
    Bir kadın kocasından boşanırsa o kadına cennet kokusu haram olunur.
    Kadınlara Dîni Bilgiler sayfa 61
    Oysa Kuran’da geçen “Boşanmış kadınlar” tipi ifadeler (2Bakara
    Suresi228, 241) hem kadının erkeği, hem erkeğin kadını boşaması
    manasına gelebilir. Kuran, bir tek erkek boşayabilir demediğine göre,
    demek ki kadın da erkek gibi aynen bu haktan faydalanabilir.
    Bir hadis de şöyle der: “Camiye gelirken kokulanan kadın evine dönüpte
    cünüplükten ötürü boy abdesti alır gibi yıkanmadıkça, Allah katında
    onun namazı kabul olmaz.”
    Avnül mabül 11/230
    Erkeklerin güzel koku sürmesinde sevap bulanlar, aynı şeyi kadın yapıp
    koku sürünce hemen günah diye damgalarlar. Erkek güzel kokudan tahrik
    olur diye de hemen açıklama yaparlar. Peki kadın erkeğin sürdüğü güzel
    kokuyu koklayıp tahrik olamaz mı? Madem böyle tahrik sorunu var, neden
    Allah bu konuyla da ilgili bir ayet indirip, kadının koku sürmesini
    yasaklamadı? Cevabı aslında basit: Çünkü Allah bunu yasaklamak
    istemedi.

    NEREYE OTURABİLİRİZ?
    Kadının yeri soğumadıkça erkek, kadının oturduğu yere oturmamalıdır.
    Kadınlara Dîni Bilgiler sayfa 24
    Günümüzde de otobüs ve minibüslerde gelenekçi dinin uygulayıcılarının,
    bu hadisten kaynaklanan hareketleriyle sergiledikleri komik manzaralara
    şahit olabiliriz. Aslında haremlik, selamlık ve diğer tüm izahlara göre
    aynı otobüs ve minibüse binmemeleri gerekenler, başka çıkar yol
    bulamayıp aynı toplu taşıma araçlarına binince yine de bu önemli
    uygulamalarından vazgeçememektedirler.

    KADINLARLA İLGİLİ KONULARDA KURAN’LA İLGİLİ BAZI YANLIŞ ANLAMALAR
    Kuran’ın kadınla ilgili açıklamalarındaki yanlış anlaşılan bilgiler ilk
    insanlar Adem ve Havva ile ilgili konulardan başlar. Kuran’ın hiçbir
    yerinde Havva’nın Adem’i kandırdığı ve günaha soktuğu şeklinde bir izah
    yoktur. Araf Suresi 11. ve 28. ayetlerin arasını okursak Adem ile
    Havva’nın her ikisini birden kandıranın şeytan olduğunu görürüz. Bu
    arada kadının erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldığına dair izah da
    Kuran’da yer almaz.
    Kuran’la ilgili yanlış iddialardan biri Kuran’ın erkeklere hitap
    ettiğidir. Kuran ayetlerinin %90’dan fazlası genele; yani erkek ve
    kadın karışık olarak tüm insanlara veya inananlara hitap eder. Bunun
    yanında sadece Peygamberimiz’e, sadece kadınlara, sadece erkeklere
    hitap eden ayetler de vardır. Kuran’ı insanlara ulaştıran
    Peygamber’imiz erkektir ve erkekler topluluğunun bir alt kümesidir.
    Erkeklere hitap eden bazı ayetlerdeki üslup bu nokta gözönünde
    bulundurularak okunursa daha iyi anlaşılır. Kuran’ı eline alıp okuyan
    herhangi bir kişi, Kuran’ın genele hitabını, sadece bir cinse hitap
    etmediğini rahatça anlar. Kuran’ı şarkı kitabı gibi okuyan veya hiç
    okumayanların bu tip iddiaları hiç şüphesiz cehaletlerinin bir
    ürünüdür.
    Müslüman erkekler, Müslüman kadınlar, mümin erkekler, mümin kadınlar,
    itaat eden erkekler, itaat eden kadınlar, özüsözü doğru erkekler,
    özüsözü doğru kadınlar, sabreden erkekler, sabreden kadınlar, korunup
    sakınan erkekler, korunup sakınan kadınlar, sadaka veren erkekler,
    sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar,
    ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça
    hatırlayan erkekler ve Allah’ı çokça hatırlayan kadınlar; bunlar için
    Allah bir bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamıştır.
    33Ahzab Suresi 35
    Kuran’ın büyük bölümü genele hitap olsa da, bu ayette olduğu gibi
    Allah’ın kadın ve erkeği ayrı ayrı vurguladığı ayetler de mevcuttur.

    TARİHTE ÇOKEŞLİLİK
    Kuran’la ilgili yanlış anlaşılan diğer bir konu ise erkeklerin çokeşli
    evliliğidir. Öncelikle şunun bilinmesi gerekir ki İslamiyet çok büyük
    bir zaman dilimine, geniş bir coğrafyaya, çok farklı iklimlere, ufak
    bir kabileye olduğu gibi büyük bir imparatorluğa, hem tarım, hem de
    endüstri toplumuna, hem savaş hem de barış ortamlarına, apayrı
    alışkanlık ve kültürlerin olduğu insanlara gelmiştir. Kuran’ın bu her
    türlü devir, şart, ortam ve kültüre uyumu ise Kuran’ın serbestiyet
    dairesinin geniş olmasıyla sağlanır. Buraya kadar bu geniş helal
    dairesinin, geleneksel İslam anlayışıyla sınırlanıp, bir Arap İslam’ı
    yaratılmaya çalışıldığını gördük. Örneğin belli yörenin kıyafeti olan
    sarığın, cübbenin, sakal bırakma alışkanlığının dinselleştirilip;
    böylece İslam’ın her yöreye, şarta, kültüre uyumunun engellendiğini
    gördük. Oysa Kuran’ın verdiği serbestiyetlikle herkes kendi kimonosunu,
    ceketini, kravatını, entarisini giyebilir. Kuran’ın bu noktadaki
    özgürlüğü Kuran’ın İslam’ının her bölgeye, her kültüre uyumunu sağlar.
    Çokeşlilik de aynen böyledir. Çokeşlilik İslam’ın yasaklamadığı bir
    konudur, yoksa İslam’ın emrettiği veya tavsiye ettiği bir konu
    değildir.
    Çokeşlilik birçok kültürde, zaman diliminde, özellikle erkeklerin
    savaşta ölüp, kadınerkek oranının bozulduğu zamanlarda kadınların da
    talebi olmuştur. Tarım toplumlarının birçoğunda çok çocuklu aile, gücün
    simgesi olduğu için, bu toplumlarda kadınların çocuk ve ev işlerindeki
    yüklerinin hafiflemesi için kocalarını evlenmeye teşvik ettiği bile
    görülmüştür. Unutulmamalıdır ki çokeşliliği yaşayan tek bir erkekken,
    kadınlar en az iki kişidir. Evlilik müessesesi de ortak bir istek veya
    çıkara dayandığına göre çokeşliliği bir erkek isterken en az iki kadın
    da bunu istemiş, kabullenmiş veya çıkarı olmuş demektir. Yani
    çokeşliliğin kimi ortamlarda yasaklanmasına bir erkeğe karşı en az iki
    kadın karşı çıkacak demektir. Bazıları kadınların isteği olmadan aile
    baskısıyla evlendirildiklerini veya daha sonra boşanma hakları
    ellerinden alındığı için isteseler de ayrılamadıklarını söyleyebilir.
    Bu zulümler bizim konumuz değildir, çünkü bunlar İslam’ın değil erkek
    egemen toplumun sonucudurlar. Dinimize göre evliliğe kadın da karar
    verir, kadının boşanma hakkı da vardır. Yani kadın, kocası çokeşlilik
    yaparsa veya evliliğinde yolunda gitmeyen bir şey olursa kendisi de
    boşanabilir. Kadının boşanmasının yasaklanması, kadının evliliğindeki
    söz hakkının ailesine verilmesi gibi sonuçlar geleneğin sonucudur,
    Kuran’ın dininin değil. Çokeşlilik sadece tarım toplumlarında, Doğu
    kültürel ortamında değil Batı Avrupa’da da kimi şartlarda
    savunulmuştur. Dünya yakın tarihinin iki savaşının sonucunda oluşan
    ortamda bunun sonuçlarını yaşayanlar, İngiltere’nin Daily Mail
    gazetesindeki bir makalede kadın sayısının erkeğe oranla çok arttığını
    ve çokeşliliğe izin verilmesinin tek çıkar yol olduğunu savunuyorlardı.
    1949’da Bonn halkı, hem de sosyal kadın kuruluşları, ilgili mercilere
    başvurarak çok kadınla evliliğe izin veren bir maddenin anayasaya
    konmasını istiyorlardı. Kadın kuruluşlarının benzer faaliyetleri
    Fransa’da da yaşandı. Daha geriye gidersek 1560’da Fransa Meclisi’nin,
    Normberete Wastefaya anlaşmasından sonra çok kadınla evlilik konusunda
    karar aldığını görüyoruz. Avrupa’da sözde tek hanımla evlilik
    uygulamalarını ve savaşlardan sonraki acı tabloları değerlendiren
    Avrupalı kadın yazar Annie Beasant ise şöyle demektedir: “Bir tek
    kadınla evlilik Batı’da sözde kalmıştır. Gerçekte sorumsuz bir çok
    evlilik usulü alıp yürümüştür. Erkek metresinden bıkınca savar, o da
    zamanla hafif kadın halini alır. Zavallı metresin durumu, çok hanımlı
    bir aile yuvasındaki mevki sahibi kadının yanında çok acıklıdır.
    Sokakları dolduran binlerce zavallı kadın gördüğümüzde anlıyoruz ki
    çokeşliliğe izini kötülemek, Batılıların ağzına hiç yakışmıyor. İğfal
    edilmiş, sığınılacak bir yer ve sevgiden yoksun, gayri meşru çocuğu ile
    ortada, miras hakkından yoksun, herkesin zevkine kurban olup
    yaşamaktansa bir erkeğin meşru hanımlarından biri sıfatıyla sevgi görüp
    aile yuvasında yaşamak daha saygındır.” Sorun da biraz buradan
    kaynaklanıyor, kadınların bir kısmı kendilerini hep üstüne bir kadın
    alınan ilk eş gibi görüyorlar. Oysa Annie Beasant’ın çizdiği tablodaki
    kadının durumuna düşen de bir kadındır. Her durumda hanımlardan
    çokeşliliği çirkin görenler çoğunluktadır. Onlar çokeşlilik
    yapmayabilirler, böyle istekleri olan adamlarla evlenmezler, yapmaya
    kalkan olursa ondan boşanırlar.

    KÖPEK ETİ YEMEK VE ÇOKEŞLİLİK
    Daha evvel de dediğimiz gibi çokeşlilik bir serbestiyettir, mecburiyet
    değil. Yukarıdaki örnekleri vermemizin nedeni çokeşliliği savunmak
    değil, kimi durum, şart ve kültürlerde kadınların da bunu istediğini
    göstermektir. Kuran’da yalnız leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası
    adına kesilen hayvanların yasaklandığını görürüz. Bunun dışında her
    yiyecek helaldir. Bizim sevmediğimiz birçok yiyecek, örneğin köpek eti
    helaldir. Fakat bizim sevmediğimiz köpek eti Çin’de sevilen bir yemek
    türünü oluşturur. Aynı çokeşlilik gibi bize çirkin gelen köpek eti
    yemek bir başka yerde, şartta insanların kabulü olabilmiştir. Dinimizin
    yasaklamadığı her şey helal olduğu için bize çok garip gelebilecek bir
    çok helal olabilir. Helal dinen yapılmasında günah olmayan davranışları
    ifade eder. Yoksa helal dinen makbul olan bir davranışı ifade etmez. Bu
    çok önemli noktayı anlamayanlar dini, yasaklamadığı bazı şeyler için,
    kendi kültürlerine göre eleştirmeye kalkmış ve böylece değişik
    kültürlerde, değişik zamanlarda büyük kolaylık getiren serbestlikleri
    anlayamadıklarını göstermişlerdir. Dinimize göre saçımızı yeşile
    boyatırsak, bir davete futbol şortuyla gidersek, bir toplulukta sesli
    bir şekilde yellenir veya geğirirsek bir günah işlemiş olmayız. Bu
    fiillerin günah olmamasının sebebi Kuran’ın hiçbir ayetinin bunları
    yasaklamamasından kaynaklanır. Hawai’de şort giyerek düğüne gitmek,
    kızılderili kabilelerinde yeşil gibi renklerle kafayı boyamak, kimi
    kültürlerde geğirmek, kiminde yellenmek normal karşılanabilir. Kuran’ın
    bu fiilleri günah olarak belirtmemesi sayesinde tüm bu ayrı kültürlerde
    Müslüman olanlar, kendi kültürleriyle bu noktalarda zıt düşmeden
    dinlerini yaşayabilirler. Kuran bu fiillere sahip de çıkmaz, bu
    fiilleri tavsiye de etmez. Yani “Din köpek eti yiyin” diyor, “Din
    düğünlere şortla gidin” diyor, “Saçınızı yeşile boyayın” diyor,
    “Yellenin, geğirin” diyor şeklindeki açıklamalar ne kadar hatalıysa
    “Çokeşlilik dinde vardır” şeklinde dine karşı yapılan bir eleştiri, o
    kadar hatalıdır. Dinin emri, tavsiyesi ayrıdır, din yasaklamadığı için
    serbest olan fiil ayrıdır.
    Doğal şartlarda, savaş olmadığı zamanlarda insan nüfusunun bire bir
    eşlemeye yakın şekilde kadın ve erkeklerden oluştuğunu görüyoruz. Bu da
    tekeşliliğin insanların genelinin tercihi olacağını, çokeşliliğin bir
    istisna olacağını tabiat kanunu olarak göstermektedir. Kuran’da Allah,
    kadınlar arasında adalet yapamazsak tek bir eşle evlenilmesini söyler.
    (4Nisa Suresi3. ayet) Böylece kadınlardan birini ön plana alacak, diğer
    kadınları sömürecek evlilik modeline yasak getirilir. Bazı durumlarda
    ailesi ölen kız çocuklarına miras kalır ve bazı erkekler evlilik
    yoluyla bu maddi serveti ele geçirip yetim kızın mallarını çarçur
    edebilir. Kuran buna benzer durumları engellemek için Nisa suresinin
    aynı 3. ayetinde “Yetimler konusunda adaleti yerine
    getiremeyeceğinizden korkarsanız, bu durumda size helal olan
    kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın.” der. Yani Kuran gerekirse
    çok evlilik yapılmasını, başka kadınlarla evlenilmesini; fakat hiçbir
    durumda yetim kızların hakkına tecavüz edilmemesini söyler. Bu ayet,
    gördüğümüz gibi, yetim kız çocuklarıyla ve onların mal varlıklarının
    sömürülmesiyle ilgilidir. Çokeşlilik, Kuran’ın geniş serbestiyet
    çemberinde yer alır, Kuran’ın tavsiye veya yasaklarından biri değildir.
    Çokeşliliği sevmeyen sevmez, yapmayan yapmaz. Kuran, yazımızın başında
    dediğimiz gibi ayrı kültürlerin, ayrı zaman dilimlerinin, hem savaş hem
    de barış ortamının, hem tarım hem de endüstri toplumunun, hem büyük
    devletlerin hem de küçük ada halklarının dinidir. Kuran’ın İslam’ı tek
    bir medeniyetin, bir tek endüstri toplumunun, bir tek barış ortamının
    dini değildir. Nasıl Emevi ve Abbasi uydurmacıları Kuran dışı
    ilavelerle dinimizi kendi kabile ve yüzyıllarına göre dondurup sakalı,
    cübbeyi, sarığı dine soktularsa, bazıları da günümüzün görüşlerini dine
    sokma arzusundadırlar. Oysa Emevi ve Abbasiler kendi dönemlerinde sakal
    bırakıp, cübbe, sarık giyip, çokeşli bir şekilde evlenebilirlerdi.
    Günümüzde de sakal traşı olunup, pantolon, ceket, kravat giyilip, tek
    eşle evlenilebilir. Her iki ayrı uygulama da İslam’a aykırı değildir ve
    yine her iki ayrı uygulama da İslam değildir. Bu değerlerin hiçbiri
    İslam’ın zaman üstü değer ve kurallar sistemiyle ilintili değildir.
    Oysa Allah’ı tek bilmek, fakirlere yardım etmek, oruç tutmak Kuran’ın
    emirleri olduğu için hem Emeviler’i, hem Abbasiler’i, hem günümüzü, hem
    de bizden sonrakileri yükümlü kılar.

    PEYGAMBERİMİZİN EVLİLİKLERİ
    Peygamberimiz’in birçok hanımla evlenmesine ve bunlarla ilgili
    anlatılan hikayelere gelince; Kuran’da Peygamberimiz’in hiçbir
    hanımının ismi geçmez. Peygamber’in 9 yaşında bir kızla evlendiği de
    Kuran’da değil, uydurmalarla dolu hadislerde geçer. Peygamberimiz’in
    hanımlarıyla ilgili anlatılanların %99’u hadis kaynaklıdır. Yani bu
    hikayeler doğru veya yanlış olsalar da güvenilir değillerdir.
    Peygamberimiz’in uygunsuz bir şey yapmayacağı apaçık ortadadır.
    Kuran’da Peygamber’imiz için “Bundan sonra güzellikleri ne kadar hoşuna
    gitse de evlenmen sana helal olmaz.” (33 Ahzab Suresi 52) diye yasak
    getiren ayet bulunmaktadır. Bu ayet inmeden önce diğer inananlar için
    helal olan her şey, Peygamber için de helaldi. Bu ayetle diğer
    insanlara getirilmeyen bir kısıtlama Peygamber’e getirilmiştir. Ahzab
    suresi 28. Ayette ise Peygamberin bir hanımı şayet ondan boşanmak
    isterse, boşanmanın maddi bedelini karşılayıp boşaması söylenir. Yani
    diğer hanımlar gibi, Peygamber’in hanımları da kendi gönül rızalarıyla
    evlenmişlerdir ve istedikleri an nafaka alıp boşanabilmektedirler.
    Kendi döneminin şartları, kendi kısmeti ölçüsünde, Kuran’a ters
    düşmeden, Peygamber de evlilik yapabilir ve yapmıştır. Bizi alakadar
    eden her bilgi Kuran’da mevcuttur. Bunun dışındakilerle din adına
    uğraşmak abesle iştigaldir. Peygamberimiz’in elçi sıfatıyla bize
    getirdiği Kuran, dinimizi oluşturur. Uydurma hadislerin de karıştığı
    kesin olan Peygamberimiz’in özel hayatıysa ancak o dönemde ve o dönemin
    şartlarında yaşayarak değerlendirilebilir. Günümüzde hangisinin doğru,
    hangisinin yanlış olduğu belli olmayan hadislerle Peygamber’in özel
    hayatı hakkında tartışmaya imkan yoktur. Hadis uydurmacılığının
    bıraktığı kötü miraslardan biri de bu gereksiz tartışmadır. Kuran’a
    dönüş, diğer hastalıkları tedavi ettiği gibi bu yarayı da kapayacaktır.

    KADINLARIN ŞAHİTLİĞİ
    Kuran’la ilgili gelenekçilerin çarpıttığı konulardan biri de kadının
    şahitliği konusudur. Kuran kadın ile erkeğin şahitliğini bir tutar,
    hiçbir yerde bir erkeğin şahitliği iki kadına eşittir diye geçmez.
    Örneğin zinanın tespitinde 4 şahit gerekir ve Kuran’da bu şahitler 4
    kadın veya 2 erkek, 4 erkek veya 8 kadın gibi ifadeler kullanılmadan 4
    şahit diye belirtilir. Yani herhangi 4 şahit işlevi görür, kadın erkek
    ayrımı yapılmaz. İstisnai, yanlış anlaşılan konu ise Bakara suresi 282.
    ayette, vadeli borçlanmalarla ilgili konuda geçer. Bu ayette borçların
    yazılması ve yazıcı ile şahitlerin bu görevden kaçmamaları geçer.
    Ayrıca ayetin sonunda yazıcıya ve şahitlere zarar verilmemesi gerektiği
    geçer. Görüldüğü gibi maddi menfaatlerin söz konusu olduğu bu konuda
    şahitlik insanların kaçındığı bir görevdir. Allah da bu kaçınılan
    görevi erkeklere yükleyip, iki erkek şahit bulunmasını söyler. Dikkat
    edin ayette iki erkek veya dört kadın şahit bulun diye geçmez, direkt
    iki erkek şahit bulunulması geçer. Böylece ticaretle daha az uğraşan ve
    baskılara karşı daha hassas olan kadın bu kaçınılan vazifeden korunur.
    Eğer iki erkek bulunamaz ve bir erkek bulunursa o zaman bir erkek ve
    iki kadın bulunması gerekir. Böylece hem şahit sorunu çözülür, hem
    olumsuz bir durumun ortaya çıkışı ihtimalinde bir erkekle bir kadının
    karşı karşıya kalması önlenip kadın korunur. Ortaya borcun miktarı
    konusunda bir yanlış anlama çıktığını düşünelim. İki şahidin farklı
    şahitliği durumunda kadın, erkekle karşı karşıya kalacak ve iki
    taraftan birinin yalancı olduğunun kesin olduğu bir ortamda yoğun stres
    ve baskı altında kalacaktır. Oysa bir erkek, iki kadın şahitle şahit
    sayısı üçe çıkınca mesuliyet dağılacağı için şahitlikteki stres
    azalacak ve baskı yapmak isteyen art niyetli kimselerin bu sefer iki
    kişiden birini değil, üç kişiden ikisini kandırmaları gerektiği için
    işleri zorlaşacaktır. Kadınların baskılardan korunmasını sağlayan bu
    uygulamayı anlamayanlar; kadını baskılardan koruyup, kaçınıldığı
    belirtilen bir mesuliyeti erkeğe yükleyen bu ayeti anlamayarak, bir
    erkeğin şahitliği iki kadının şahitliğine eşittir diyerek Kuran’ı
    çarpıtmışlar ve evvelki uydurma izahlarından kaynaklanan bakış
    açılarını bu alana da sokmuşlardır. Oysa bu ayet dışında Kuran’da geçen
    diğer şahitliklerde kadın, erkek ayrımı yoktur. Eğer böyle bir ayrım
    olsa Allah bunu ya her şahitlikle ilgili ayette belirtir, ya da bir
    erkeğin şahitliği iki kadının şahitliğine eşittir diye genel bir hüküm
    koyardı. Böyle bir hükmün olmaması böyle bir durumun da olmadığını
    gösterir. Ticaretle tarihin her döneminde daha az alakalı olan kadın,
    ticaretle alakasının azlığı veya baskıya uğraması sonucu doğru
    şahitlikten saparsa diğer kadının hatırlatması sonucu bu zorluğu
    aşabilir ve mesuliyeti paylaşıp mesuliyetini azaltır. Ayette “Yazana
    da, şahitlik edene de zarar vermeyin. Yapacak olursanız doğru yoldan
    sapmış olursunuz.” şeklindeki ifadeyi şahide ve yazıcıya yapılan
    baskıyı ve bu bağlamda ayetin mantığını anlamak için gözönünde
    bulundurmamız gerekmektedir.
    KADINLAR DÖVÜLÜR MÜ?
    Kuran’da geçen kadınla ilgili en yanlış anlaşılan ayetlerden biri de
    Nisa Suresi 34. ayet olmuştur. Bu ayeti iki yazardan alıntılarla
    inceleyelim. Prof. Yaşar Nuri Öztürk şöyle demektedir: “Bu ayet
    erkeklerin mutlak anlamda üstünlüklerinden değil, varlık yapılarındaki
    bir farklılıktan bahsediyor. O da erkeklerin kadına “kavvam” yani
    koruyucu, kollayıcı, gözetici olmalarıdır. Ne var ki Kuran ayetlerini,
    kadını horlamak için pervasızca tevil eden ve sürekli anlam
    kaydırmaları yapan çoğu müfessirler bu kavvam kelimesini hakim,
    yönetici gibi Kuran’daki kullanımına uymayan anlamlar vererek erkek
    despotizmine gerekçe yapmışlardır. Aynı ayetteki “fadribu” kelimesi
    Kuran’da kullanılan anlamlarından yalnız bir tanesiyle kayıtlanmış ve
    emirden hep dövmek çıkartılmıştır. Bütün tevillerini ve yorumlarını
    kadın aleyhine yapan yaklaşımlardan zaten başka bir şey beklenemezdi.
    Oysa ki, kelimenin diğer anlamları ayetin amacını ve düzenlenen konunun
    maksadını çok daha doyurucu biçimde önümüze koymaktadır. İşin esası şu
    ki, Kuran birçok yerde sergilediği kelam mucizesini burada da
    sergileyerek, bir tek kelimeyle birkaç alternatifi birden vermiştir.
    Biraz teknik detay verirsek şunları söyleyeceğiz: “Fadribu” emrinin
    kökü olan “darb” kelimesinin 30’a yakın anlamından en önemlileri
    “vurmak, dövmek, huruc(çıkmak), zehab(gitmek) ve dolaşmaktır”. (Bakın
    İbn Mansur, Lisanul Arab, Darb Maddesi) Durum bu olunca konumuz olan
    ayetteki emri bu anlamların muhtemel olan herbiriyle değerlendirmek
    gerekmektedir. Buna göre emri aynı zamanda ifal kalıbından da
    anladığımızda ifade ettiği manalar şunlar olur. 1 Onları evden çıkarın
    , 2 Onları bulundukları yerin dışına gitmek zorunda bırakın, 3 Onları
    dövün. Kuran böylece içinde bulunulan duruma ve karşılaşılan şartlara
    göre bu üç seçenekten birinin kullanılmasını istemektedir. Ve dikkat
    edilirse ilk iki seçenek düzenlenen konuda sonuç almak bakımından hem
    insan psikolojisine hem de hukuk mantığına daha uygundur.” (Yaşar Nuri
    Öztürk, Kuran’daki İslam, sayfa 552554)
    Dr. Edip Yüksel ise aynı ayetin yanlış anlaşılması ile ilgili şu
    izahları yapar: “Ayette geçen (erricalü kavvamune alennisai) ifadesinin
    erkekler kadınları gözetir, yahut kadınların geçiminden sorumludur
    biçiminde çevrilmesi gerekirken gördüğüm tüm Türkçe mealler buradan
    erkeğin kadınlar üzerinde otoriter olduğu anlamını çıkarmışlardır. Nisa
    135’te geçen “kavvam” kelimesine “gözeten, tam yerine getiren, ayakta
    tutan” gibi anlamlar veren meallerimiz neden Nisa 34’te geçen aynı
    kelimeye “hakim, yönetici” gibi farklı anlamlar vermektedirler. 5,
    Maide Suresi 8. ayette geçen “kavvam” kelimesine de aynı şekilde
    “gözeten, ayakta tutan” anlamını veren meal yazarlarımız, neden
    kadınlar söz konusu olunca kelimenin anlamını değiştirip sertleştirme
    ihtiyacı hissetmişlerdir? “Kavvam” kelimesi “kvm” kökünden türer. Bu
    kökün türevlerinin geçtiği tüm ayetleri incelersiniz hiçbir yerde
    yönetici hakim anlamını bulamayacaksınız. Aynı ayetteki “badehum”
    kelimesindeki “ hum” zamirini sadece erkeklere gönderdiğinizde anlam
    şöyle olur: “ Allah, erkeklerin bazısını bazılarına üstün kılmıştır.”
    Bu anlam kuşkusuz ayetin içinde bulunduğu metinle uyuşmamaktadır. Ancak
    “ badehum” kelimesindeki “hum” zamirini erkek ve kadınlardan oluşan
    karma bir topluluğa gönderdiğinizde anlam şöyle olur: “Allah,
    erkeklerin ve kadınların bazısını bazılarına üstün kılmıştır.”
    Türkçe’ye en uygun çeviri şöyle olabilir: “Allah, her birine farklı
    yetenekler ve özellikler vermiştir.” Nisa 34 ayetindeki “idribuhanne”
    kelimesi “ o kadınları dövün” diye çevrilmiş. Bu kelime üzerinde
    incelemeye geçmeden önce karı koca ilişkisi üstüne Kuran’ın bir
    değerlendirmesini hatırlatmak isterim. 30, Rum suresi 21. ayette şöyle
    geçer: “Kendileriyle rahatlayıp huzur bulasınız diye sizin için
    türünüzden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması O’nun
    ayetlerindendir. Düşünen bir toplum için bunda işaretler vardır.”
    Görüldüğü gibi evliliğin amacı sevgi ve merhamete dayalı huzurdur.
    Herhangi Arapça bir sözlüğe bakarsanız bu kelimenin altında uzun bir
    anlamlar listesini bulacaksınız. Denilebilir ki “daraba” kelimesi
    Arapça’da en zengin anlama sahip kelimedir. Arapça’da parayı Daraba
    yaparsın yani basarsın. Nitekim “darphane” Arapça, Farsça bileşimi bir
    kelimedir. Arapça’da greve gitmek “Drab” tır. Türkçemizde de vurmak
    kelimesi aynı şekilde değişik anlamlarda kullanılır. Tutmak ve çalmak
    da öyle. Radyoyu çaldım diyen birisi bu ifadeyle ya hırsızlığını itiraf
    eder, ya da radyoyu kullandığını bildirir. Nitekim “idrib” kelimesi de
    “çık dışarı” anlamına gelir. Kuzey Afrika’da Arapça konuşanlar hala “
    Daraba” fiilinin emir kipini bu anlamda kullanmaktadırlar. Çok anlamlı
    bir kelimeyle karşılaştığımızda uygun olan anlamını metnin içeriğini,
    kullanış biçimini ve sağduyuyu dikkate alarak seçeriz. Örneğin 13, Rad
    suresi 17. ayetindeki “ Daraba” kelimesini açıklamak yerine dövmek
    olarak anlasaydık saçma bir sonuçla karşılaşırdık: “ İşte Allah hakkı
    ve batılı böyle döver.” Nisa 34’teki “nuşuz” kelimesi de meallerde
    şirretlik, itaatsizlik olarak çevrilmiş. Halbuki bu kelime flörtten
    başlayarak gayri meşru cinsel ilişkiye kadar uzanan sadakatsizlik ve
    iffetsizlik anlamını da içerir. Nitekim Nisa 34 ayetini dikkatle
    incelediğimizde bu ikinci anlamın sözün gelişine daha uygun olduğunu
    görüyoruz. Nisa 34 ayeti sadakatsiz ve iffetsiz davranan eşine
    kocasının nasıl davranacağını öğretiyor. Bu uygunsuz tavrın
    başlangıcında koca öğüt vermeli. Eğer kadın başkasıyla flörte devam
    ederse kocası yatakları ayırmalı. Eğer bu da yarar sağlamaz ve kadın
    işi zinaya kadar götürürse, o zaman kocası onu evden çıkarmalı.
    Erkeğini kandırarak evlilik anlaşmasına ihanet eden bir kadını dövmek
    nihai bir çözüm olamaz. Ancak ondan ayrılmak ameliyat gibi sıkıntılı da
    olsa bir çözümdür.” (Dr. Edip Yüksel, Türkçe Kuran Çevirilerindeki
    Hatalar, sayfa 1320)
    Yaşar Nuri yorumuyla beraber “ Darabe” köklü kelimeye iki ayrı manasını
    çizgiyle ayırarak ayeti çevirir ve uygun mananın düşünülüp,
    araştırılmasını mealinde bize bırakır.
    Erkekler, kadınları gözetip kollayıcıdırlar. Şundan ki, Allah
    insanların bazılarını bazılarından üstün kılmıştır ve erkekler
    mallarından bol bol harcamışlardır. İyi ve temiz kadınlar
    saygılıdırlar. Allah’ın kendilerini koruduğu gibi gizliliği gereken
    şeyi korurlar. Sadakatsizlik ve iffetsizliklerinden korktuğunuz
    kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve
    nihayet onları evden çıkarın/bulundukları yerden başka yere gönderin.
    Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa onlar aleyhine başka bir yol
    aramayın. Allah çok yücedir, sınırsızca büyüktür.
    4 Nisa Suresi 34 Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk çevirisi
    Edip Yüksel ise yukarıda alıntıladığımız açıklamalarından sonra ayeti
    şöyle çevirir:
    Erkekler kadınları gözetmekle yükümlüdür. Zira Allah, herbirine farklı
    yetenekler ve özellikler vermiştir. Nitekim erkekler evin geçiminden
    sorumludur. Erdemli kadınlar (Allah’ın yasasına) boyun eğer ve Allah’ın
    korumasını emrettiği (onur ve iffetlerini) tek başlarına bile olsa
    korurlar. Onur ve namusları konusunda endişe duyduğunuz kadınlara öğüt
    verin, yataklarınızı ayırın, nihayet onları çıkarın. Ancak sizi
    dinleyip vazgeçerlerse onlara karşı bir yol aramayın. Allah yücedir,
    büyüktür.
    4 Nisa Suresi 34Dr. Edip Yüksel’in çevirisi

    KADIN VE MİRAS
    Kuran’ı bütünsel olarak değerlendirmemek yüzünden kadınlarla ilgili
    yanlış anlaşılan diğer bir konuysa miras meselesidir. İlk anlaşılması
    gereken mesele, Kuran’a göre mal, para v.b.’nin paylaşımında önceliğin
    vasiyette olduğudur. Kuran’ın bu açık hükmünü geleneksel İslamcılar
    “Varise vasiyyet yoktur.” şeklinde uydurma bir hadisle ortadan kaldırma
    cüretini göstermişlerdir. Kuran’a göre önce vasiyet ve borçlar
    halledilir. 5Maide suresi 106. ayette, 2Bakara suresi 180. ayette
    vasiyet yapılmasının söylendiğini görebiliriz. 4Nisa suresi 11. ve 12.
    ayette de Allah tavsiye ettiği paylaşmayı anlatırken, bu paylaşmanın
    vasiyet ve borçların halledilmesinden sonra olduğunu söyler. Kadın ve
    erkek mirasını incelerken Kuran’ın tüm sistemi içinde para akışını,
    maddi ilişkileri anlarsak mirastaki paylaşmayı daha iyi anlarız.
    Kuran’a göre erkek evlenirken kadına mehir verir. (Mehir kadına
    verilir, kadının ailesine değil) Kuran mehirin miktarını belirtmediği
    için örneğin maddi ihtiyaç halinde olan, evini yurdunu terkedip
    evlenecek olan kadın yüksek mehir olarak ev, araba v.b. isteyebilir.
    Koca adayıyla bu mehirde anlaşırsa evlilik olur. Yok kadının durumu
    iyiyse ve böyle bir mehire ihtiyacı yoksa mehir bir yüzük, bir hediye,
    bir takı v.b. de olabilir. Kuran mehirin uygun bir tarzda verilmesini
    ister, miktarını belirlemeyerek birçok konuda oluşturduğu esnek ortamı
    burada da oluşturur. Mehir iki tarafın üzerinde anlaştığı bir
    miktardır. Fakat her durumda erkekten kadına bir maddiyat transferi
    mehirle gerçekleşir. Ayrıca Kuran’a göre erkek, kadının ve çocukların
    geçimini üstlenir. Eğer boşanma olursa çocukların masrafları, anne
    çocuğu emziriyorsa annenin de masrafları, Kuran’a göre erkeğin
    yükümlülüğündedir. Yani Kuran’a göre erkek hem mehirle hem de karısının
    ve çocuklarının masraflarını karşılamakla kadına yüklenmeyen bu
    masraflardan sorumlu tutulur. Dul kalan kadınların ise aldıkları mehir
    ve diğer varlıkları geçinmelerine yeterli değilse, ihtiyaçları varsa
    uygun tarzda geçindirilmeleri Allah’tan korkan herkesin
    vazifesidir.(2Bakara suresi 241) Görüldüğü gibi erkeğin parası, maddi
    varlığı sürekli bölünür ve üzerinde birçok sorumluluk vardır. Buna
    karşı Allah, erkek çocuğa, kız çocuğunun iki katı miras önerir.(4Nisa
    suresi 11) Miras ile ilgili teferruatlar Nisa suresi 11.,12. ve 176.
    ayette okunabilir. Mirasçı olan anne, baba ise mirastan ikisi de altıda
    bir olarak eşit hisse alırlar. Görüldüğü gibi Allah erkeğin malını
    böleceği, iş kurmak için sermaye gerekeceği yaşlarda kız kardeşinin iki
    katı önermektedir. Fakat çocuğu ölen anne ve babalarda böyle
    endişelerin olması pek muhtemel değilken önerilen miras her birine hem
    erkek babaya, hem kadın anaya altıda birdir.
    Kimi insanların şu anda devir böyle, artık kadınlar da çalışıyor,
    oğlumun hanımı da, kendi de zengin, kızımın kocası da kendisi de fakir
    gibi kendi özel şartlarını ifade eden durumları oluşabilir. Daha evvel
    de dediğimiz gibi Kuran’da aslolan vasiyettir, tüm bu miras dağıtımları
    vasiyet ve borçlardan geri kalan içindir. Kişilerin bu tarz özel
    durumları, özel istekleri varsa vefat etmeden kızlarına bırakacakları
    vasiyetle oğullarıyla mirası dengeleyebilir ve Kuran’ın izin verdiği bu
    esneklikten yararlanabilirler. Bu konuda da gördüğümüz gibi sorun
    Kuran’a şartlı yaklaşımlarda ve Kuran’ı bütün olarak kavramaya
    çalışmamaktadır. Yoksa Kuran her konunun en mükemmel şekilde çözüleceği
    şartları sağlamıştır.

    BİRBİRİMİZİN GİYSİLERİYİZ
    Kuran’ın kadınerkek ilişkisi hakkındaki hükümlerinde bir yanlış anlama
    da cinsel ilişkinin tarlaya tohum ekmeye benzetilmesini anlamama
    yüzünden olmuştur. 2Bakara suresi 223. ayette “Kadınlar sizin
    tarlanızdır, tarlanıza dilediğiniz şekilde varın.” şeklindeki
    açıklamayla, cinsel ilişkinin her şekilde yapılabileceği, bu konuda
    hiçbir kısıtlama olmadığı anlaşılır. Bu ayet her şeyi kısıtlamaya
    meraklı gelenekçilerin cinsellik alanını da kısıtlamaya çalışması
    önünde set olmuş bir ayettir. Bu ayete rağmen Erzurumlu İbrahim Hakkı
    gibi bazı gelenekçiler (27. Bölüm’de göreceğiz) cinsellik alanında
    hangi gün cinsel ilişki yapılabileceğine kadar teferruatlar ve
    yasaklamalar ile insanların cinsel hayatlarına da burunlarını
    sokmuşlardır. Oysa ayet cinselliği sınırlayıcı görüşleri yıkar. “Tarla”
    kelimesinin Türkçe’de kulağa kaba gelmesi bizi aldatmamalıdır. Eğer
    “tarla” sözcüğü kulağınıza kaba geliyorsa “ürün alma alanı” şeklinde
    bir tamlamayı ayette aynı yere koyun: “Kadınlarınız sizin ürün alma
    alanınızdır. O halde ürün alma alanınıza dilediğiniz şekilde varın.” Bu
    deyim uzun anlatımlı olsa da ayetin Arapçasının aynı manasını verir.
    Toprağa tohum bırakılınca canlı olan fidanı netice verir, hanımın içine
    eşinin spermlerini bırakmasıyla evliliğin fidanı olan çocuk ortaya
    çıkar. Bu yüzden bu benzetme insanları düşünmeye sevkeden, gereksiz
    yasaklara set çeken çok güzel bir benzetmedir. Kuran’da bu tip
    düşündürücü güzel benzetmeler sıkça yapılır. Başka bir ayette de
    kadınla erkek birbirlerinin giysileri olarak tanıtılırlar.
    Onlar sizin giysileriniz, siz de onların giysilerisiniz.
    2Bakara Suresi187

    KURAN’IN İSLAMI’NA GÖRE KADININ YERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
    Bu bölümün başında uydurma hadisler ve mezhepler aracılığıyla
    bedeviliğin kadına bakışının nasıl dine sokulup, kadının; seyahat
    edemez, evde oturmaya mahkum, hiçbir yönetici sıfatı olmayan, erkeğe
    itaati farzlaştırılan, sesini bile erkeğe duyurmaması gereken, kalktığı
    yere bile soğumadan oturulamayan.... bir konuma getirildiğini gördük.
    Bu zihniyetin oluşturduğu kafa yapısının, Kuran’ın izahlarını
    çekiştirmesi ve uydurma hadislerle karıştırması sonucu oluşan yanlış
    anlamaları bunun ardından inceledik. Böylece mezheplerin, geleneklerin
    uydurmalarla dolu İslam’ından, zihnimizi arındırmanın, Kuran’ı tam ve
    sağlıklı anlamak için en önemli şart olduğunu kavradık. Sadece ve
    sadece Kuran’a giderek kadının yerini anlamaya çalıştığımızda sağlıklı
    sonuca varacağımıza eminiz.
    Allah’ın bir kısmınızı bir kısmınızdan üstün kıldığı şeyleri isteyip
    durmayın. Erkeklere kendi kazandıklarından bir pay, kadınlara da kendi
    kazandıklarından bir pay vardır.
    4Nisa Suresi 32
    Ayetten de anlayacağımız gibi kadının erkeğe, erkeğin de kadına üstün
    olduğu alanlar vardır. Bir cinsin diğerine her alanda üstünlüğünü
    savunmak veya her iki cinsin her alanda eşitliğini iddia etmek
    yaratılışın kanunlarıyla, aklın gerekleriyle çelişen iddialardır.
    Eşitlik sloganlarıyla erkeğe çocuk doğurtmaya, kadına savaşta
    erkeklerle aynı vazifeleri yüklemeye kalkıp her iki cinsin
    farklılıklarını iyi değerlendiremezseniz her iki cinse de zulmetmiş
    olursunuz. Her iki cinsi de yaratan Allah, her iki cinsin
    farklılıklarını ve bu farklılıklara rağmen (aynı zamanda farklılıklar
    sayesinde) nasıl ahenkle bir arada olacaklarını (2Bakara suresi 187.
    ayetin belirttiği gibi nasıl birbirlerinin elbiseleri gibi
    olacaklarını) en iyi şekilde bilir. Yine Kuran’ın mucizevi anlatımıyla
    sorarsak: “Yaratan yarattığını bilmez mi?” Elbetteki Yaratan
    yarattığını bilir ve her şeyi bilen yaratıcı, mesajı Kuran’da
    kadınerkek ilişkilerini de her şeyi olduğu gibi en mükemmel şekilde
    düzenlemiştir. Bu düzenlemelerdeki mükemmeliyet kimi zaman bir hüküm
    getirilerek, kimi zaman ise hüküm getirilmeyerek olmuştur. Kuran’ın her
    döneme, kültüre, zamana ve topluma uyumu böylece sağlanmıştır. Kuran’ın
    hüküm getirmesi gibi, gerekmeyen konularda hüküm getirmemesinin
    mucizeliğini kavrayamayan gelenekçi, mezhepçi, kökü Emevi ve Abbasilere
    dayanan zihniyet; bugün gördüğümüz dejenerasyonu ne yazık ki İslam
    adına ortaya çıkarmış ve geniş kitlelere “İslam budur” diye
    yutturmuştur.

    ÜSTÜNLÜK CİNSİYETTE DEĞİL, İYİ FİİLLER GERÇEKLEŞTİRMEDE
    Kuran’ın genel zihniyetinin ve bedevi zihniyetinin mantıklarının
    temelini anlarsak; Kurani izahla, uydurma izahları daha rahat ayırt
    edebiliriz. Bunun yanında her izahı Kuran’dan teker teker inceleyerek
    konuyu siz de araştırabilirsiniz. Örneğin Müslim’deki namazı kadının,
    kara köpeğin ve domuzun bozduğuna dair izahı ele alalım. Böyle bir
    izahı duyduğumuzda (Kuran’ın temel zihniyetine aykırı olduğunu
    bilmemize rağmen, iyice tetkik edip tam bir malumata sahip olmak için)
    Kuran’da böyle bir izahın olup olmadığını araştırırız. Kuran
    çevirilerinin arkasındaki fihristlerde abdest, kadın, köpek,domuz gibi
    kelimeleri taramamız işimizi kolaylaştırır. Kuran’da bu izahı
    bulmamamız bu izahın uydurma olduğunu ilan edebileceğimiz manasına
    gelir. Üstelik Kuran’dan abdestin sadece tuvalete gidince alınması
    gerektiğine dair izahı buluşumuz ve Allah’ın hiçbir şeyi unutmadığı,
    Kuran’ın her detayı verdiğine dair ayetleri hatırlamamız bu kanaatimizi
    şüphesiz kılar. Kuran’da, Allah’tan olmayan bir hükmü Allah’ın hükmü
    gibi gösterenlerin zalim olduğu söylenir. Şimdi gelenekçi İslamcılara
    sorularımıza devam edelim. Siz bu abdesti kadın, köpek, domuz bozar
    izahını yapan Müslim’in ve benzerini yapan Buhari’nin, bu izaha dayanan
    mezheplerin zalim olduğunu kabul ediyor musunuz? Eğer kabul
    etmiyorsanız, bu izahın doğru olduğunu mu kabul ediyorsunuz? Eğer her
    ikisini de kabul etmek gibi mantıksal bir çelişkiye düşüyorsanız;
    mezhep imamlarının, Buhari’nin, Müslim’in Allah’a yalan olan
    göndermelerde bulunup yeni dîni hükümler oluşturduklarında bu
    hatalarının affedildiğine dair özel bir af olduğunu mu iddia
    ediyorsunuz?
    Erkek olsun, kadın olsun inanmış olarak kim iyi fiiller
    gerçekleştirirse onlar cennete girecek ve onlar bir çekirdeğin
    sırtındaki tomurcuk kadar bile haksızlığa uğramayacaklardır.
    4Nisa Suresi 124
    Erkek olsun, kadın olsun, her kim inanmış olarak iyi fiiller
    gerçekleştirirse onu mutlaka güzel bir hayatla yaşatırız ve onların
    karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle mutlaka veririz.
    16Nahl Suresi 97
    İslam’a göre asıl hayat ahiret hayatıdır. Dünya hayatı kısa bir
    yolculuk, ahiret ise asıl varılacak yerdir. Gerek yukarıdaki ayetler,
    gerek diğer ayetlerde erkek veya kadın olmanın değil, iyi fiiller
    gerçekleştirmenin üstünlük sebebi olduğunu görüyoruz.
    Kadının doğuştan
    dezavantajlı olduğunu, cehennemin çoğunluğunu oluşturduğunu iddia eden
    zihniyet; tüm bu ayetlerle, yani Kuran’la, yani Allah’ın diniyle
    çelişir.

  5. #5
    Büyük harfleri düzeltmenizi rica ediyorum vurgulamak istediğiniz kelimeleri renklendiriniz.Sadece başlıkların baş harfi büyük olmalı. Düzeltme olmadığı taktirde ceza uygulanacaktır

    iyi geceler güzel paylaşımlar dilerim...

  6. #6
    jülide
    Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü'min erkeklerle mü'min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah'a derinden saygı duyan erkekler, Allah'a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah'ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır

    Ahzap 35


    bu ayetleri bırakıp hadis denilen uydurmalara göre kadınların cehennemlik olduğunu idda edenler işlerine geldiği için ve kadınları kuran değil kendileri aşşağı gördükleri içindir

    onun hesabınıda Allaha verecekler sanırım kuranda olmayana inanıp hayatına uygulamaının hesabıda ağır olmalı

  7. #7
    ismail aga
    imam gazali ihyahu ulmid din saglam kaynaktır namaz otuç abdest evlilik ticaret yani bir müslümanın islamdaki haytını anlatır
    ve bunları hadislerle ayetlerle delil eder şüpeye düşmek küfre götürür yani kanıt var delil var sizde işinize geldigini çekiyorsunuz gelmedigini itiyorsunuz

    inacınızda hürsünüz allah sizi hür bıraktı ama bu kuralları peygamberine o anlattı bizde onun vesilesiyle allahın emirlerini yerine getiriyoruz din kardeşime tavsiyem şu olur aksine yapmak küfüre götürür zaten dünya arzularıyla nefsimize hakim olamıyoruz
    bari inanalım ama yapmayalım bu günah degil ama inanmadan yapmaz isek hiç iyi degil

    çünkü yarın olur tövbe edicegimiz zaman rabbim ben biliyordum ama
    gençligimin hevesine kapıldım zenginligime kapıldım dersek tövbemiz kabul olabilr

    ama öbür dünyaya göçtük verdik emantimizi rabbimi neden kılmadın kulum farz kıldıgım namazı diycek çok zengindim dünyavi eglenceler nefsime şeytana egik düştüm affet diycek beni

    ona hz süleymanı göstericekler ben ondan başka kimseye başka bukadar zenginlik vermedim diycek ama o ibadetini yaptı diycek

    birine sorucak ben çok fakirdim gece gündüz borç içinde bunaldım çalıştım diycek

    onada hz ömeri göstericekler ben ondan başka kimseyede fakirlik vermedim diycekler çünkü önce çok zengindi sonra ölürken üstünde bir hırkasından başka giycegi yoktu oda okadar kirliydiki hanıma sordu sehabe neden bu garibin elbiselerini yıkamadın diye sorduklarınde üstünde giycek başka şeyi yoktu dediler eşi

    vede 7000 seneye kadar her ne günahı varsa çeker öyle cennete girer
    allaha kitaplarına peygamberlerine meleklerine iman ettigi inandıgı için ebedi cehennemden kurtarıyor onada inanmazsan hiç cennet yüzü görmüyor kafirlerden inanmayanlardan oluyor

    diycekler söyledigim sözleri sünnetleri peygamberime vesile ettim (hadisler)neden dinlemedin diyince inanmadım şüpemi ettimmi
    diyceksin ozaman tehlikedesin

    ama ben inandım allahın resülünü çok severdim onun sözü yalan olmaz der yaptım veya inandım yapamadım dersen ve dünyada iken tövbe edip yerine getirirsen ateşten kurtulursun yoksa gene allahın takdiri girer ister alır cennetine ister ateşe

    çünkü insanın son amellerine bakarlar dünyada son zamanlarında ibadetlerine inacını itikatine dayanır

    çünkü bir insan ömrü boyunca zikiri orucu haccı namazı ile geçirse ölmeye az zamanda kafir olsa nasıl bir çuval doluyken yırtılır boşalırsa içinde ne varsa oda gider

    nasıl bir insan ömrü boyunca zina eder haram faiz içki kumardan kalkmazda gene ömrünün son anlarında allah hidayetine kavuşur tövbesine eder her kötü yaptıgına bırakırsa allah onu isterse affeder geçmiş günahlarını siler onun yerine sevap yazar cenentine alır



    birde iman konusu önemli imanlı ölmekde var insan son nefesinde bir kelimei şahadet edebilirse ne mutlu ona yada gücü yetmez ise kelimei tehvid yapabilirse negüzel bir kul veyahiç olmaz insan ecel teri döker aklı yerinde olmaz şeytanla boguşur o elinde suyla yanan alev alev pişen vucudunu damla damla ecel teri akıtırken şeytan ona su karşılıgında imanını ister çogu byügümüz evliyalrımız o anda soluna tükürüp en azından allah demeyi başarmıştır

    şeytan onlara beni kovuyorsun ama ben gene ugraşıcam insanlarım imanlarıyla demiştir

    yani inanmalıyız bukadar ulema kaç fırka geçtiyse hepsi inandı 1473 yıl aşşa yukarı sonra aynı yıllarda imam azam efendimiz vardı
    peygamberle yaşayandır sünnetlerini ondan ögrendik gene aradan peygamberimiz zamanında yaşayan ölmemiş olan sehaberlerimiz
    vardı hayatta idiler ozamanda imam buhari efendimiz tüm yaşayan medine ve mekkeden didik didik gezdi ziyaret ettiler onları
    ellerindeki hadisleri her birini kurana uyup uymadıgıı baktı uymayanını kaleme almadı çünkü efendimiz
    hz muhammet s.a.v sizin sözlerinize nasıl itibar edicez sizden sonra diyince kurana bakın uymaz ise benim sözüm degildir dedi
    sonra 1 hadisin dogrulugunu 18 hayatta kalan sehabelerle tasdikletti hepsi ayrı ayrı ziyaret etti tek tek bir hadisin dogrulugu için
    mekkeyi medineye gelip gitmiştir sadece bir hadis için kaldıki 4000 fazla hadis vardı baya bir zamanını aldı
    en sahih olanlarını koydu kitabına topladı ve bizlere sundu şimdi kalkıp biz hadisi nasıl yalanlarız bu yüce insan güzel insan mübarek zatın emegini o çöl sıcaklarında yalın ayak gidrken çektigi susuzlugu gece gündüz giderken nasılyalanlarız böyle bir vicdan varmı müminde yapmayın çok büyük günah nankörlük küfür olur herşey islam içindi yaşatmak içindi bukadar eziyet zahmet

    hadis olmadan nasıl namazı kılıcaktık açın bakın bşr ayette allah için secde edin der diger bir ayette dua edin der diger ayette dogrulun der egilin der (rükü)

    peygamberimizin sözleriyle dua rükü secde selam ile 1rekat namaz çıkmıştır gene sünnetiyle 2rekatlık 4 rekatlık sünnet namazları çıkmıştır farz namazları olmuştur

    gene abdestte böyleydi sünnetlerle yapıldı hadislerle kabul olan bozan şeyler belirlendi kurallar konuldu nasıl inkar edicez
    edemeyiz hepsi buharide geçer hepsi buharide geçen sözler imam gazalinin kitabında aynısıdır açıklar anlatır

    namazı evliligi kadın koca ilişkisibib zinayı zikiri haramı helali abdestti namazı haccı islam yaşayan insanı anlatır
    ihyau ulmid din = sünnet+hadis+kuran budur

    ihyau ulmid dinden daha agır olanrıda geçer hadis olarak

    hangi nasıl cinsel ilişkide buluncagı yazmıştır o kadın sizden döl almaz ise o kadını hayırsızdır demiştir neler neler
    kuran ayetleride yazar bazı kadın kusurlarına napalım allah katından indi
    hadisler muhammed s.a.v sözlerinden gelir napalım baş kaldırırsan
    küfüre kafirlige götürür ben böyle kuranı böyle hadise inanmıyorum dersen

    veya bazı günler yapılmaz gerçekten yazması lazım hem kocayı hem kadını aşşalar

    haftanın ilk günü pzt perşembe cuma günleri mübarektir zaten nafile orucu tutanlar bu günde tutarlar tek başına cuma günü tutulmadıgından yazar uygulularız zina edilmez bilemem ama isteyen olursa bakarım hepsini aklımda tutamıyorum isteyene buhari veya müslimden bakabilirim tefsir fıkıh kitaplarına bakatım birinde geçerse zaten digeride aynısı geçer

    şuan size müslim ve buhari ulmid din çok agır gelir gerek yok ilim lazım anlamak için biraz

    size gerekli olan bir ilmihal kuran meali kuranı baştan sona 2-3 kez sakin okuyun yavaş yavaş daha sonra işler artık
    namaza oruca zikire girenler içindir müslim buhari sizi biraz sözleri rahatsız eder korkutur gerek yok aman yalanlamayın günaha girmeyin boşu boşuna

    buraya yapıştırmadan ayetleri önce biraz hatim edin kuranı anlamaya çalışın diyanetin kitaplarından faydalanın başka kaynak yazar aramanıza gerek yok bazı yerlede (...........) şu şekilde yazılar geçer açıklayıcı onu anlamadınızmı artık kendinize çekersiniz kuranı
    yanlış anlarsanız eyvah diyorum diyanetin tefsirli mealini alın bu şekilde okuyun anlamaya çalışın 2-3 okuduktan sonra anladınız demektir ama önce kuranı baştan sona okuyun bu önemli



Benzer Konular

  1. Hz.Muhammed(S.A.V) in Mehdi ile İlgili Hadisleri
    Konuyu Açan: MALCOLMX, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 14
    Son Mesaj : 22-Ağu-2013, 02:41
  2. Cevap: 1
    Son Mesaj : 28-Tem-2011, 22:19
  3. Peygamber Efendimizin Bazı Hadisleri....
    Konuyu Açan: Dilşad, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 25-Tem-2011, 14:30
  4. Peygamber Efendimizin Kabrinin Resmi‏
    Konuyu Açan: phoebe, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 18
    Son Mesaj : 29-Tem-2010, 00:53
  5. Peygamber Efendimizin İlim Hakkındaki Hadisleri
    Konuyu Açan: wzuhal, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 18-Tem-2008, 14:02
Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin yazdıkları kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.

Sitemizdeki yazılar telif hakları ile korunmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz ©estanbul.com