Picasso der ki ;

Resim müziğe benzemez; resimde harika çocuklar yoktur.herkesin olgunlaşmış deha dediği şey,aslında çocukluğun dehasıdır.İnsan büyüdükçe,yavaş yavaş yok olur.Böyle bir çocuk günün birinde iyi bir ressam olabilir.Ama bunun için işin ta başından başlaması gerekir.Bana sorarsanız bende böyle bir deha yoktu.İlk resimlerim çocuk resimlerinden oluşan sergide yer alacak gibi bile değildi.Bir çocuğun saflığından,beceriksizliğinden yoksundum.Yedi yaşında yaptığım akademik çizimlerdeki en ince ayrıntılara varan gerçeklik,korkuturdu beni...

Gururla söyleyebilirim: Resmi hiçbir zaman bir eğlence,bir boş zaman geçirme aracı olarak görmedim.Kalemim ve fırçam benim silahlarım olduğuna göre bunları,dünya ve insanlara ilişkin bilgileri gitgide daha derinden kavramak ve bu bilgilerin bizleri her gün daha da çok özgürleştirmesi amacıyla kullanmak istedim…
Evet,sanatımı kullanarak,gerçek devrimciler gibi savaştığımın bilincindeyim



Picasso'nun " Guernica " Tablosu

SİYAH ...BEYAZ VE GRİ

Guernica'nın öyküsü.....

Bundan 72 yıl önce, 26 Nisan'da Alman uçakları bir İspanyol
kasabasını bombalamıştı. Picasso'nun belki de en ünlü tablosunun
öyküsü böyle başladı.

Nisan bir bahar ayıdır; cemreler düşmüştür çoktan. İçimizdeki her coşkuya yol vermeliyizdir.Kapıp koyu vermeli... Biraz da aklımız bir karış havada gezmeli...
Nisan bir bahar ayıdır; çiçek yaprakları yağar üstümüze, yıldız tozları yağar. Üstümüze ince ince yağmur yağar güneş nöbetteyken bile. Öyle coşkuluyuzdur ki, kuş pislikleri yağsa seviniriz uğurdur diye. Ve ben her nisan ayında elime kalemi geçirdim mi böyle bir şeyler yazarım işte...

Ama o gün o küçük Bask kasabasında öyle olmadı. 1937'nin 26 Nisan'ında Kuzey İspanya'nın o güzel küçük kentinin üstüne ateş topları yağdı. Yetmiş iki yıl önce o gün Guernica alevler içinde kaldı iki bine yakın ölüsüyle. İspanya'da iç savaş vardı. Kasabanın Cumhuriyetçi hükümet yanlısı erkekleri Milliyetçi Franco'nun adamlarıyla savaşmaya gitmişlerdi; çoğu kadın ve çocuktu geride kalanların. Pazarın kurulduğu gündü, pazara inmişlerdi, kent merkezine. Hava nasıldı bilmiyorum, ama bir nisan günüydü işte.

Guernica kasabası askeri bir hedef değildi aslında; Franco'yu destekleyen Hitler Almanyası'nın uçaklarıydı bombaları atan. Üç buçuk saat... Peş peşe... Kasabanın epey dışında kalan, çeşitli savaş silahları üreten bir fabrika bu bombardımandan sıyrık bile almadan çıkmıştı. Hedef kent merkeziydi, pazar yeriydi, kadınlardı, çocuklardı. Gözdağı vermekti faşistlerin amacı.

Kasaba alev alev yanıyordu. Kent merkezinin dışına kaçmak isteyenler çıkamıyorlardı; yıkıntılar yol ağızlarını tıkamıştı. Uçaklar, tarlalara kaçmayı başaranları pike yapıp makineli tüfeklerle tarıyordu.Üç buçuk saatte iki bine yakın insan öldürüldü. Avrupa'da sivillerin havadan bombalanışının ilkiydi bu.

Siyah, beyaz, gri !

Picasso haberi gazeteden öğrendi. 1 Mayıs'ta yapmaya başladığı tabloya Guernica kasabası bombalamasının yaşattığı bütün acıları yansıttı. Vahşeti
ve zulmü, ıstırap içindeki insanları ve ölümü, karmaşayı, yıkıntıları ve alevleri, çaresizliği ve yenilgiyi. Savaşın acımasızlığını...

Bir boğayla, bir atla, atın başının üst yanıyla oluşturduğu bir kafatasıyla. kucağındaki çocuğunu korumaya çalışan acı içindeki bir anneyle verdi bunları. Korkmuş bir kadın figürüyle... Boğanın kuyruğunun oluşturduğu bir alevle ve ondan çıkan dumanla... Yerde yatan parçalanmış askerle... Kadının, boğanın ve atın dili yerine koyduğu hançerlerle...

Picasso'nun 'Guernica' tablosu, Guernica vahşetinden çıkan bir başyapıt oldu; o küçük Bask kasabasının sınırlarını aştı, 26 Nisan 1937 tarihinden fırladı, yetmiş iki yıldır savaşa karşı bir simge olarak sanat tarihi içindeki yerini aldı. Hakkında yapılan farklı yorumlar ne olursa olsun 'Guernica' savaş karşıtı bir çığlık olma özelliğiyle dünyanın çeşitli müzelerinde sergilendi.

Ama o yetmiş iki yıl içinde dünyanın başka yerlerinde başka insanlar havadan üstlerine yağan bombalardan kurtulamadılar. Picasso'nun 'Guernica'sı savaşa karşı dururken, sanki bir takım 'başka türlü' insanlar Guernica vahşetini örnek almış gibiydi. İkinci Dünya Savaşı'nda Nazi işgali altındaki Paris'te. Gestapo, Picasso'yu canından bezdiriyordu. Evinde 'Guernica'nın fotoğrafını gören
subay.

* “Bunu siz mi yaptınız?” diye sordu. “Hayır, siz yaptınız ! ” diye karşılık verdi Picasso.
`Yaptığınız işe çok dikkat etmek zorundasınız. Çünkü kendinizi en az özgür hissettiğiniz bir anda, kimi kez çok daha özgürsünüzdür! '



Herkes resmi anlamak istiyor,
neden kuşların şarkılarını da anlamaya kalkmıyorlar?
Niçin geceyi,çiçekleri ,
etrafında ki herşeyi sevmekle yetinebiliyorlar da
resme gelince
mutlaka anlam çıkarmaya çalışıyorlar...

Pablo PİCASSO.