Toplam 8 sonuçtan 1 ile 8 arası gösteriliyor

Konu: Soru Sorabiliyor muyuz?

  1. #1
    ÖzdeBir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Eyl-2011
    Konular
    286
    Mesajlar
    1.694
    Puanlar
    12689

    Soru Sorabiliyor muyuz?

    Dostlarla birlikte yemek yerken, kahvemizi içerken, laf ekseriyetle döner dolaşır dedikoduya bulaşır ya da günlük yapılan rutin işlere gelir, gücü nefesi yeten, konuşabildiği ölçüde anlatır da anlatır. Mevcut konuları kimin nasıl dinlediği, ne şekilde karşıladığı, gözlerin parlayıp parlamadığı, kısılıp kısılmadığı, kaşların çatılıp çatılmadığı pek fark edilemez.

    Herkes konuşur, ama kendi âleminden dışarı adım atmamıştır.
    Zira ortada fındıkkabuğunu dolduracak, ilgi alanı oluşturacak bir konu-mesele yoktur.
    Günümüz insanının durumu genelde böyledir.

    Dikkat çekecek olaylar olsa ve müphem kalsa, bu hususta bilgi edinmek gayesi ile “soru sormayı aklına getiren” çok az kişi olur.

    Belki tuhaf karşılanabilir, ama iyimserliğe ya da karamsarlığa kapılmamak için soru sormak şarttır. Bu özellik devreye girerek, sorunlar giderilir, ilerleme sağlanır.
    Böyle bir tutum, bahsi geçen bir hususta uzlaşabilmeyi temin etmek demektir.
    “Şimdi sorarsam abes kaçar” diye düşünen, çözümü olmayan bir hali sürdürmekten başka bir şey yapmaz.

    İnsanoğlu sorusunda bir “ipucu” bulup yumağa oradan başlayarak, sözü edilen karmaşık her şeyi açıklığa kavuşturur.

    Nitekim, Allah Resulü (s.a.v) bu bağlamda “Soru ilmin yarısıdır” buyurmaktadır.
    Kur’anı Kerim de insanların soru sormasına hükmeder. Sorgulayıcı olmasını ister.
    Şayet bir insanın sözü aktarma değilse, mutlaka bazı yönlenmelerle-sorgulayıcılarla karşılaşır.

    Açık-net, anlaşılır bir soru ile konuya yaklaşım yapabilen bir zihniyet, toplumda konuşmacı kadar, hatta daha da fazla dikkatleri üzerine çeker.
    O grubun en önemli konuğu bile olur.

    Çünkü bu kişi, “sorgulayıcı olmuş, konuşmacıya değer vermiş, konuşmaya özen göstermiş, bazı detaylara” inebilmiştir.

    Kimileri ise bazı şeyleri anlamak üzereyken, sırf “mahcubiyetlerinden ötürü” sorularından kaçınır. Hiç yerine konacağından korkar. Sıradan biri sayılmak veya küçümsenmek istemez.

    Bu tavırları ile gerçekleri öğrenmekten mahrum olur. “Acaba nasıl bir soru yöneltsem?” diyene kadar, konu akıp gider, bir başka mevzu devreye girer, üzerini örter.
    Benim sözünü etmek istediğim bir başka grup ise “hiç soru sormayanlar” yani “cahil kişiler” oluyor.

    Onlar bulundukları sıkıntılı hallerden bir türlü kurtulamıyor.
    Sorgulayıcısı bulunmayan sade konuşmalar, bir aktarımın habercisidir.
    Bir konuşmacı, anlattığı mevzularla ilgili kapalı şeyler olduğunu fark ettiğinde, kendine çekidüzen verir ve daha farklı bir havaya girer, ayrıca vereceği yanıtlara da özen gösterir.

    Bu hareketi, soru sorana duyduğu saygının da bir işareti sayılır.
    Bir diğer husus ise baskı altında olan bir toplumdan adeta tık çıkmamasıdır.
    Şayet bir aydınlanma isteği tam oluşturulamamış ise soranı, çok müşkül durumda bırakır.

    Hele alâkasız şeyleri, sıra dışı biri gibi görünmek gayreti ile sohbet ortamına getirmek, ama sonuçta bir bağlantısı olmadığını düşündürmek adeta bir yeteneksizliğin ifadesidir.
    Merak edilen hususlar etrafında dolaşmak ve sohbete katılan diğer fertlerin de faydalanabileceği şeyleri açıklığa kavuşturmak önemlidir.

    İşte bu tür sorular çok değerlidir.
    Ancak öyleleri vardır ki sırf merak gayesi ile ağzını açar. Tabi bu tür teşebbüsler, bilgi açısından değerlendirmeye dahi alınmaz. Bazı yakınlaşmalar ise bireylerin mahremiyetine dönüktür.

    Din, bu tür soruları sormayı men eder.
    Şayet cevap verilmesi söz konusu ise, bu çok acıtıcı olduğu kadar gerçekçi olur. Muhatabı söylemeye mecbur bırakmamak için bu tür eyleme girişmek doğru olmaz. Ayrıca, cevaplandıracak olanı da yaralar, üzer.

    Bizlerin, bugünün ve geleceğin kuşaklarının yetişmesi yolunda bir tavsiyesi olacaksa, onları önce kaliteli soru sormaya yönlendirmeli, teşvik etmeliyiz.
    Evet, bugünün gençleri dikkatle okumalı, algılayamadıkları yerde güvendikleri kimselere nazikçe soru sorabilmelidir.

    Aydınlık günler ancak böyle yakalanabilir.
    Unutulmamalı ki, bir toplumun kendine duyduğu güven ve ilerleme çabalarının arkasında yatan etmen, soru sormadaki kararlılığından-becerisinden kaynaklanır.
    İnsan her sıkıştığı devrede sorgulayıcı durumuna gelmiş, ihtiyacı olan bilgiyi alarak güçlenmesini bilmiştir.

    İyi soru sorabilen; belirttiğimiz üzere uygar ve saygın olan biridir. Bu yeteneği köreltmek akıl kârı olamaz.
    Faydalı sorular soran bir kimse, parmak ısırtan bir tempoyla kısa zamanda yol alır.

    İlmin temelini atar.
    Zira eskisinden çok farklı bir yerdedir.
    İnsan bugünkü sorunlarını da, yine on binlerce yıl önce yaptığı gibi sorularıyla aşacaktır.
    Böyle düşünülmesinde mutlaka kendisi için yarar vardır.

    A.f.yüksel.




    " Algılayamadığın şeyleri inkâr, basitliğin ve Allahtan perdeliliğin bir işaretidir"


  2. #2
    duamsın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Nis-2009
    Konular
    213
    Mesajlar
    3.521
    Puanlar
    22674
    güzl bir paylaşımdı teşekkürler
    ÖzdeBir bunu beğendi.
    Mecnun Misali, Leylâ’nın Zülfüne Hemen Gönül Bağlama.

    Çünkü seni AŞK Çöllerinde Gezdirip Duran Leylâ Değil, Mevlâ’dır Hep…

  3. #3
    ÖzdeBir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Eyl-2011
    Konular
    286
    Mesajlar
    1.694
    Puanlar
    12689
    Okuyup güzel yorum yaptığın için ben teşekkür ederim kardeşim,sevgiyle kal.
    " Algılayamadığın şeyleri inkâr, basitliğin ve Allahtan perdeliliğin bir işaretidir"

  4. #4
    Olcix - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    May-2011
    Konular
    721
    Mesajlar
    5.846
    Puanlar
    45957
    İlmin temelini atar.
    Zira eskisinden çok farklı bir yerdedir.
    İnsan bugünkü sorunlarını da, yine on binlerce yıl önce yaptığı gibi sorularıyla aşacaktır.
    Böyle düşünülmesinde mutlaka kendisi için yarar vardır.

    Emeyine sağlık arkadaşım güzel bir yazı (Bilmemek ayıp degil öğrenmemek ayıp) der bir ata sözümüz
    ÖzdeBir bunu beğendi.

  5. #5
    ÖzdeBir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Eyl-2011
    Konular
    286
    Mesajlar
    1.694
    Puanlar
    12689
    Alıntı olcix Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İlmin temelini atar.
    Zira eskisinden çok farklı bir yerdedir.
    İnsan bugünkü sorunlarını da, yine on binlerce yıl önce yaptığı gibi sorularıyla aşacaktır.
    Böyle düşünülmesinde mutlaka kendisi için yarar vardır.

    Emeyine sağlık arkadaşım güzel bir yazı (Bilmemek ayıp degil öğrenmemek ayıp) der bir ata sözümüz
    Teşekkür ederim güzel arkadaşım seninde okuyan gözlerine sağlık,sevgiyle kal.
    Olcix bunu beğendi.
    " Algılayamadığın şeyleri inkâr, basitliğin ve Allahtan perdeliliğin bir işaretidir"

  6. #6
    AYLİN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Haz-2008
    Konular
    158
    Mesajlar
    4.021
    Puanlar
    18092
    Evet, bugünün gençleri dikkatle okumalı, algılayamadıkları yerde güvendikleri kimselere nazikçe soru sorabilmelidir..

    emeğinize sağlık.. altını çizmek istedim
    ÖzdeBir bunu beğendi.

  7. #7
    ÖzdeBir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Eyl-2011
    Konular
    286
    Mesajlar
    1.694
    Puanlar
    12689
    Alıntı AYLİN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Evet, bugünün gençleri dikkatle okumalı, algılayamadıkları yerde güvendikleri kimselere nazikçe soru sorabilmelidir..

    emeğinize sağlık.. altını çizmek istedim
    Konunun en can alıcı yeride işaretlediğiniz yer arkadaşım katılıyorum,sizinde ayırdığınız zamanınıza sağlık,sevgiyle kalın.
    AYLİN bunu beğendi.
    " Algılayamadığın şeyleri inkâr, basitliğin ve Allahtan perdeliliğin bir işaretidir"

  8. #8
    ıspanaknamık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Eyl-2011
    Konular
    286
    Mesajlar
    5.753
    Puanlar
    22187
    benim kuşağım böyle yetişmedi .benden önceki kuşaksa anlatılanlara göre daha şanssızdı bu konuda.soru sormak eğitimde okulda cevap vermek yada gereksiz meraktı.okulda ders sırasında anlatılan konuyla ilgili soru sorduğum için gösterilen tepkiye karşılık verince disiplinlik oluyordum az daha.sadece sana söylenileni yap ezberle sorma,cevap verme ve yap.
    bu durum toplumda da yaygın.itiraz edincede isyankar ,yada aykırı oluyorsun.
    soru sormak sadece kinayeli bir cevap verme şekli olarak kullanılıyor ve öyle algılanıyor.tarzı bile oluşturulmuş.bu kimin suçu bu hale gelmesi insanların kimin suçu..
    bir kaç akıllı buna itiraz etse bulundukları toplum onları aforoz ediyor dışlıyor bir şekilde.
    anlasana neden soruyorsun ,neden bunaltıyorsun.illa herşey konuşarak yada sorarakmı anlaşılır gibi tuhaf cevaplarla karşılaşıyorsun.sonuç ortada gidilen nokta ortada ...kimin suçuu
    Olcix ve ÖzdeBir bunu beğendi.
    HARAKİRİ




Benzer Konular

  1. Namazı Sevebiliyor muyuz?
    Konuyu Açan: MABEL, Forum: Dini Düzyazı (Nesir).
    Cevap: 27
    Son Mesaj : 22-Şub-2012, 16:41
  2. Mutsuz muyuz?
    Konuyu Açan: inciseL, Forum: Dini Düzyazı (Nesir).
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 21-Ara-2011, 11:11
  3. Gururlu muyuz?
    Konuyu Açan: Mira, Forum: Kişisel Gelişim.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 20-Ağu-2011, 20:26
  4. bunları biliyor muyuz?
    Konuyu Açan: Dileğim, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 6
    Son Mesaj : 05-Ara-2008, 19:29

Sayfa Etiketleri:

Henüz bu istatistik oluşturulmadı
Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin eylemleri kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.