2 Sayfadan 1. 12 SonSon
Toplam 11 sonuçtan 1 ile 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Lucky

    Tarihimizde Kahraman Türk Kadınları

    Tarihimizde Kahraman Türk Kadınları


    Kurtuluş Savaşı milletimizin genç-ihtiyar kadın-erkek olarak düşmanlara karşı yürüttüğü bir ölüm kalım mücadelesidir. Bu savaş daima hür yaşamış tarihi şan ve şerefle dolu olan Milletimizin asla esir edilemeyeceğinin bir kere daha yüksek sesle cihana haykırılışıdır.

    Tarihi kaynaklara bakıldığı zaman Kurtuluş Savaşı içinde yer alan binlerce kadınımızın hem Milli Mücadele’nin kazanılmasında hem de Türkiye’nin temellerinin atılmasında çok büyük katkılarının olduğu görülmektedir.

    Milli Mücadele’de Kahraman kadınlarımız cephe gerisinde büyük bir çaba harcarken çok sayıda kadınımızda silahlı mücadeleye katılarak göstermiş oldukları cesaretle dünyaya örnek olmuşlardır. Ayrıca bu dönemde kadınlar tarafından kurulan ‘’Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti’’ ve ‘’Kadınlar Cemiyeti’’ gibi kuruluşlar aracılığıyla da önemli çalışmalar yapmışlardır.

    Bu kahraman kadınlarımızın daha iyi tanınabilmesi için araştırmalar sırasında bulunan Müdafa-i Hukuk Kadınlar Şubesi’nin Kastamonu temsilciliğine bağlı kadınların 15 Ocak 1922’de Lord George’nin hanımına çektikleri telgrafın örnegi aşagidadir:

    “Türk Milletinin kadınlı erkekli savaşlarda can vermeyi asla düşünmeyeceği düşmanları tırnaklarımızla boğacağımızı ve gerekirse toprağın üstünde şerefsizce yatmaktansa toprağın altında kahramanca yatmayı tercih edeceğimizi bildiririz... eğer silah ve cephanemizin bulunmadığına ümit bağlanıyorsa

    Kastamonu / 15 Ocak 1920”


    Kara Fatma (Fatma Seher Hanım)

    Kara Fatma lakabıyla tarihe geçen Fatma Seher Hanım; Balkan Harbine Edirne’de görev yapan kocası Subay Derviş Bey ile katılmıştır. 1.Dünya Savaşı’nda ailesinden 9–10 kadınla Kafkas Cephesi’ne gitmiş Mondros Mütarekesi’nden sonra ise eşi Ermeniler tarafından şehit edilen kadınları toplayarak Ermenilere karşı savaşmıştır. Kadınlardan kurduğu milis müfrezesiyle Bursa ve İzmit’in işgalden kurtarılması için çalışmıştır.

    Sakarya ve Başkumandanlık Muharebeleri’ne de katılan ve Üsteğmenlik rütbesine kadar yükselen Kara Fatma 1955 yılında Erzurum’da vefat etmiştir.


    Tayyar Rahmiye

    Osmaniye’nin Kaypak Bucağının Raziyeler Köyü’nden olan Rahmiye Hanım bu bölge düşman işgaline uğrayınca Hüseyin Ağa’nın milli kuvvetlerine katılmıştır. Kendisine “Bacım bu er işidir sen cephe gerisinde belki daha yararlı olursun’’ diyen Hüseyin Ağa’ya şu cevabı vermiştir. “Vatanın savunmasında hepimiz eriz düşman toprağımızı basmış elim silah tutuyor ben nasıl savaşmam…”

    Hasanbeyli civarında Fransız kuvvetleri ile yapılan savaşa Rahmiye Hanım da katılmış ve bu çarpışmada 80 tüfek ile iki makineli tüfek alınmıştır. Bu arada şehit düşen ve düşmanın hakim olduğu yerde kalan şehitlerin düşmanlar tarafından çiğnenmemesi için siperden fırlayarak şehitlerden birini sırtına alıp geri getiren Rahmiye Hanım cesaretiyle diğer askerlere örnek olmuştur. Onun bu cesaretini gören asker arkadaşları da siperden fırlayarak diğer şehitleri geri getirmişlerdir.

    Bu olaydan sonra Rahmiye Hanıma Uçan Rahmiye anlamına gelen “Tayyar Rahmiye” denilmiştir. Daha sonra 1920 Temmuzunda Osmaniye’deki Fransız karargahına düzenlenen saldırıda arkadaşlarının tereddüt ettiğini gören Tayyar Rahmiye “Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum siz erkek olduğunuz halde yerlerde sürünmekten ve saklanmaktan utanmıyor musunuz?” diye bağırarak arkadaşlarını hücuma teşvik etmiş Fransız karargahı önünde alnından vurularak şehit düşmüştür.


    Halide Edip Adıvar

    1884 yılında İstanbul’da doğdu. Üsküdar Amerikan Lisesi‘nde okudu. Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nde Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın Fransız edebiyatı derslerine katıldı ve Doğu edebiyatıyla ilgilendi. Bu sıralarda ilk kocası Salih Zeki Bey’le evlendi. 1899 yılında henüz 15 yaşındayken çevirdiği J. Abott’ın “Ana” adlı eseriyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. 1901 yılında Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nden mezun oldu. 1908′de gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. Bu nedenle Osmanlı içerisindeki muhafazakar çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında kısa süre için Mısır’a gitti.

    1909′da İstanbul’a geri döndü ve öğretmenlik ile müfettişlik görevlerinde bulundu. Balkan Savaşları sırasında hastanelerde hizmet verdi. Halide hanım Kurtuluş Savaşı sırasında askeri üniforma giymiştir. “Onbaşı” olarak anılmıştır. Eğitim ve sağlık alanında yürüttüğü bu çalışmalar Halide Edip’e çeşitli kesimlerden insanları tanıma imkanı tanıdı. 1917′de ikinci evliliğini Adnan Adıvar ile yaptı. 1919′da Sultanahmet Meydanı’nda İzmir’in İşgali’ni protesto mitinginde çok etkili bir konuşma yaptı. Bir dönem Amerikan mandasını savundu. 1920′de onbaşı rütbesiyle Kurtuluş Savaşı’na katıldı.

    Kurtuluş Savaşı’nı müteakiben Cumhuriyet Halk Fırkası ve Mustafa Kemal Atatürk ile siyasi fikir ayrılıkları yaşadı. Kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye’den ayrıldı. 1939 yılına kadar yurtdışında yaşadı. 1939′da İstanbul’a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Filolojisi Bölümü başkanlığına getirildi.
    1950 yılında Demokrat Parti listesinden TBMM’ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 1954 yılında bu görevinden ayrıldı ve inzivaya çekildi. Adıvar 9 Ocak 1964 yılında İstanbul’da yaşamını yitirdi. sonra da üstçavuş oldu.


    Nene Hatun

    Erzurum’un Pasinler İlçesi’nin Çeperli Köy’ünde 1853-54 yılında doğdu. Asıl adı “Nene” soyadı “Kırkgöz” dür. 1877-78 Osmanlı Rus Savaş’ında köyü Ruslar tarafından işgal edilince kocası ve oğlu Nazım’la Erzurum’a gelmiştir.

    9 Kasım 1877 tarihinde Rus birlikleri Aziziye Tabyasını işgal ettiğinde Erzurum’a geleli 15 gün kadar olmuştu. Müezzin Abdullah Efendi’nin Ayaz Paşa Camii mimarisinden Aziziye tabyasının düştüğünü ilanı üzerine eli silah tutan Erzurumlularla birlikte Aziziye tabyasına koşmuş Rus askerleriyle kahramanca savaşmıştır.

    22 Mayıs 1955 tarihinde Erzurum’da hayata gözlerini yuman Nene Hatun Türk kadınının vatan sevgisinin unutulmaz simgelerinden biri olmuştur.


    Gördesli Makbule

    Yunanlılar Sakarya Muharebesi’ni kaybederek Afyon mevzilerine çekildiklerinde bir taraftan da Halil Efe’nin Gördes-Sındırgı-Akhisar bölgesinde faaliyet gösteren çetesinin saldırıları ile karşılaşıyorlardı. Bunların içinde Halil Efe’nin karısı Makbule Hanım’da vardı.

    Makbule Hanım daha bir yıllık evli iken eşinin yanında Milli Mücadele’ye katılmıştır.16 Mart 1922’de Kocayayla’da ki bir çatışmada askerlere cesaret vermek için hızla öne atılınca şehit düşmüştür.


    Kılavuz Hatice

    Adana ve yöresinde Fransız’lara karşı verilen mücadelede yer alan ve milis kuvvetlerine katılan Kılavuz Hatice 8 Mayıs 1920’de Milli Kuvvetler Pozantı’ya taarruza başladığında kritik bir duruma düşen Fransızları kandırarak onlara kılavuzluk etmiştir.

    Hatice Hanım kılavuzluk yaptığı Fransızlara yanlış yol göstererek Karboğazı’na sokmuş ve boğaza sıkışan Fransızlar Türk askerine esir düşmüşlerdir.

    Bitlis Defterdar’ının Hanımı

    Kahramanmaraş’ta düşmana karşı verilen mücadelede en fazla yararlılık gösterenlerin başında Bitlis Defterdarı’nın Hanımı gelmektedir. Bu kahraman kadın Kayabaşı Mahallesi’nde 8 düşmanı öldürmüş daha sonra erkek elbisesi giyerek milis kuvvetlerine katılmıştır.


    Nezahat Onbaşı

    70. Alay Komutanı Hâfız Hâlid Bey’in kızıdır. Hâfız Hâlid Bey eşi ölünce 8 yaşındaki kızı Nezahat’ı yanına alarak Çanakkale Cephesine gitmiştir. Babasının yanında muharebeden muharebeye koşan Küçük Nezahat 12 yaşında onbaşı rütbesini almıştır.

    Şehit Şerife Bacı

    1921 Kasım’ında taşıt kollarında görev yapan Şerife Bacı İnebolu’dan Kastamonu’ya Çankırı’ya ve Ankara’ya kağnısı ile cephane taşımıştır. Kastamonu Kışla önünde cephene yüklü kağnısı üzerine kaparak donmuştur. Onu bulan askerler cephanenin üzerine örttüğü yorganı kaldırınca Şerife Bacı’nın kundağa sarılı bebeği ile karşılaşmışlardır. Bu kahraman kadınımız cepheye cephane yetiştirebilmek için kendisini ve çocuğunu feda etmekten çekinmemiştir.

    Yirik Fatma

    Gaziantep’te Fransızlara karşı savaşmıştır. Fransızlara karşı kurulan milli müfrezeye katılmak isteyince kendisine karşı çıkanlara “Benim kanım sizinkinden daha mı şirindir?” cevabını vermiştir. Yirik Fatma düşmanlara karşı gösterdiği cesaretle birçok kadına da örnek olmuştur.

    Yunanlılara karşı mücadele verilirken kendisinden bilgi alınmak istenmiş karşı çıktığı için düşman tarafından işkence yapılarak öldürülmüştür.


    Kadınlarımız

    Toprak öyle bitip tükenmez /dağlar öyle uzakta
    sanki gidenler hiçbir zaman
    hiçbir menzile erişemeyecekti.
    Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle
    Ve onlar
    ayın altında dönen ilk tekerlekti.
    Ayın altında öküzler
    başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi
    ufacık kısacıktılar
    ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
    ve ayakları altından akan
    toprak
    toprak
    ve topraktı.
    Gece aydınlık ve sıcak
    ve kağnılarda tahta yataklarında
    oyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
    Ve kadınlar
    birbirlerinden gizleyerek
    bakıyorlardı ayın altında
    geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
    Ve kadınlar
    bizim kadınlarımız:
    korkunç ve mübarek elleri
    ince küçük çeneleri kocaman gözleriyle
    anamız avradımız yarimiz
    ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
    ve soframızdaki yeri
    öküzümüzden sonra gelen
    ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
    ve ekinde tütünde odunda ve pazardaki
    ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
    ışıltısında yere saplı bıçakların
    oynak ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
    kadınlar
    bizim kadınlarımız
    şimdi ayın altında
    kağnıların ve hartuçların peşinde
    harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi
    aynı yürek ferahlığı
    aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
    Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde
    ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
    Ve ayın altında kağnılar
    yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru.


    Nazım HİKMET





  2. #2
    AtLaSsS
    Allahım sunlara bak.. Hepsi birbirinden kahraman birbirinden asil. Türk olmamın her yönüyle övünüyorum..

  3. #3
    çokşeyvar
    böyle kadınların yaşadığı bir toprak parçasında yaşamak bile benim için gurur verici...

  4. #4
    Tarihimiz, Türk Kadınının kahramanlıklarıyla doludur. Hiçbir millette rastlanmayan bu özellik, Milli Mücadelede ve cumhuriyet döneminde daha çok ortaya çıkmıştır.daha ismi sayılamayacak kadar çok kadın kahraman vardır ki
    Nazife Kadın 'ıda unutmamak lazım., Yunanlılara karşı mücadele verilirken kendisinden bilgi alınmak istenmesine şiddetle direndiğinden düşman tarafından işkence yapılarak öldürülmüş ve fırında yakılmıştır...
    böyle anaların kendini feda ettiği topraklarda yaşamak hakikatende gurur verici..emegine saglık lucky..

  5. #5
    Emeğine sağlık.Çok güzel olmuş.Şanlı Türk tarihinin yazılmasına katkıda bulunan bu kahraman kadınlara minnettarız...

  6. #6

    Kahraman Türk Kadını



    Mustafa Kemal'in Kağnısı derdi, kağnısına
    Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
    Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifcik,
    Nam salmıştı asker içinde
    Bu kez herkesten evvel almıştı yükünü,
    Doğrulmuştu yola, önceden önceden…



    Yeri geldi kağnısıyla yeri geldi sırtında cepheye mermi,erzak,giyecek taşıdı…
    Yeri geldi hemşire oldu,askerin ağrısını dindirdi, yarasını sardı…
    Yeri geldi halkı işgale karşı uyandırmak için protesto mitinglerine,yürüyüşlere katıldı…
    Yeri geldi silahını kaptı, mücadeleye katıldı…
    O,
    KAHRAMAN TÜRK KADINIYDI…

    HAZIRLAYAN: BEE_GEE


    NENE HATUN
    1857-1955

    Erzurum’un Pasinler ilçesine bağlı Çeperler Köyü’nde dünyaya geldi.Henüz 20 yaşında bir gelinken 1877-1878 yılları arasında yapılan Türk-Rus Savaşı’nda (93 Harbi) Aziziye Tabyası’nı sopayla,taşla, kazma, kürekle savunanlara katılarak cesurca savaştı.Daha sonra oğlunu Çanakkale Savaşı’nda şehit verdi. Kurtuluş Savaşı başladığında yaşı ilerlediği için cepheye gidip eskisi gibi savaşamadı. Atatürk’ü çok sever ve takdir ederdi. 1954 yılında 3. Ordu Müfettişi Orgeneral Nurettin Baransel Paşa’nın gayretleriyle kendisine “3. Ordunun Nenesi” ünvanı verildi. Cüzi de bir maaş bağlandı.1955 yılında anneler gününde “Yılın Annesi” seçildi. Erzurum manevraları sırasında Amerikan Generali Ridgway bu yüce insanın elini öptü. Nene Hatun bir kahramanlık ve analık sembolü olarak 98 yaşına kadar yaşadı. 22 Mayıs 1955’te zatürre hastalığından vefat etti.Kabri, uğruna savaştığı topraklarda, Aziziye Şehitliği’ndedir.



    HALİDE ONBAŞI (EDİP ADIVAR)
    (1884-1964)

    İşgallerin ardından İstanbul'da yaptığı konuşmalarla halkı işgallere karşı uyandırmaya çalıştı.1919'da Sultanahmet Meydanı'ndaki mitingde yaptığı etkin konuşma sonrası hakkında tevkif kararı çıkınca, eşi ile birlikte Anadolu'ya kaçarak Kurtuluş Savaşına katıldı. İstanbul Hükümeti tarafından Mustafa Kemal ile birlikte hakkında ölüm kararı verilen altı kişiden biriydi. Mustafa Kemal onu Garp Cephesine tayin etti. Kendisine önce “onbaşı” , sonra da “üstçavuş” rütbesi verildi. Savaşı izleyen yıllarda Cumhuriyet Halk Fırkası ve Atatürk ile siyasal görüş ayrılığına düştü. 1917'de evlenmiş olduğu ikinci kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrıldı. 1939'a kadar dış ülkelerde yaşadı. 1939'da İstanbul'a dönen Adıvar 1940'ta İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi Kürsüsü Başkanı oldu, 1950'de Demokrat Parti listesinden bağımsız milletvekili seçildi. 1954'te istifa ederek evine çekilmiş ve 1964'te ölmüştür. Değerli yazarımız Kurtuluş Savaşını ve Türk kadınlarının mücadelesini anlatan ve Türk klasikleri arasına giren pek çok esere imza atmıştır.



    NEZAHAT ONBAŞI
    Eşini yitiren 70. Alay Komutanı Hâfız Hâlid Bey, 8 yaşındaki kızı Nezahat'ı kimseye emanet edemeyip, yanına almıştı. Küçük Nezahat Çanakkale cephesinde muharebe havasına alışmış, Alay İzmit'e nakledildiğinde talimlere katılarak mükemmel at binmesini, silah kullanmasını öğrenmiş ve 12 yaşında "onbaşı" rütbesini almıştı. Babasının yanında cepheden cepheye koşmuş, çarpışmalara girmiş ve 100'den fazla düşman askeri öldürmüştü.
    Nezahat Onbaşı 30 Ocak 1921 yılında T.C.’nin İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmesi önerilen ilk vatandaşıdır. Bursa Milletvekili Operatör Emin (Erkul) Bey'in bununla ilgili önergesi şöyledir:
    "Büyük Millet Meclisi Riyâsetine,
    Muhtelif cephelerde, bilhassa son Gördes ve İnönü muhârebelerinde bilfiil çarpışmalara katılan ve her an askerleri teşcî eden 70. Alay Kumandanı Hâfız Hâlid Bey'in kerîmesi 12 yaşlarındaki Nezahat Hanım'a ilk İstiklâl Madalyası'nın verilmesini teklif ve bu teklifin hey'et-i umumiyenin tasdikine arz edilmesini ricâ ederim."
    Bu öneri TBMM’ de hararetle kabul edilmiş, ancak Kurtuluş Savaşı’nın hengamesi içinde işleme konulamamış, daha sonra da kararın yerine getirilmesi unutulmuştu. Kendisi de hiçbir zaman ne "Madalyamı verin!" talebinde bulundu, ne de TBMM Başkanlığınca alınmış kararın yerine getirilmesi için müracaat etti.Nihayet karardan 65 yıl sonra 78 yaşında bir nine iken TBMM’nin “Şükran Belgesi’ne” kavuşmuştu ve bu duygulu anda gözyaşlarını tutamamıştı.



    ŞERİFE BACI

    1921 yılı Kasım ayında İnebolu'ya önemli miktarda savaş malzemesi gelmiştir. Malzemenin bir an önce Kastamonu'ya iletilmesi gerekir. Cepheye gidemeyip de köylerinde kalan yaşlılar sakatlar, kadınlar, Menzil komutanlığının malzeme taşınması haberi üzerine kağnılarla yola çıkarlar. İnebolu'dan kağnılara yüklenen cephaneler Kastamonu'ya doğru yol alır. Bu cephane kollarında hep kadınlar vardır. Bunlardan biri de Şerife Bacıdır. Şerife Bacı top mermileri ıslanmasın diye kazağını mermilerin üzerine örtmüş, yavrusu ölmesin diye üzerine abanmış ve soğuktan ölmüştür, ama ölene kadar vücut sıcaklığını yavrusuna vermiştir.
    Bugün Kastamonu'da şanına layık güzel bir anıtı var (üstteki resim). Kastamonulular şehit Şerife Bacının adını her yerde yaşatıyorlar.

    dır

  7. #7
    LALELER
    Emeğine sağlık...

  8. #8

  9. #9
    Mustafa Kemal'in Kağnısı derdi, kağnısına
    Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
    Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifcik,
    Nam salmıştı asker içinde
    Bu kez herkesten evvel almıştı yükünü,
    Doğrulmuştu yola, önceden önceden…




    Teşekkürler birsır...........

  10. #10



2 Sayfadan 1. 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Türk Kadınları Meme Estetiğini Seviyor!
    Konuyu Açan: yavin, Forum: Sağlık Haberleri.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 01-Ağu-2011, 08:07
  2. Türk Kadınları Hangi Sporları Yapmıştır?
    Konuyu Açan: hayatkardelen, Forum: Genel Kültür.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 22-Tem-2011, 22:38
  3. İlklere İmza Atan Türk Kadınları
    Konuyu Açan: Mutsuz_Palyaço, Forum: Kadın, Şiddet ve Dayak.
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 26-Mar-2011, 19:54
  4. Kahraman Türk Kadınına
    Konuyu Açan: İnciseL, Forum: Düz Yazı (Nesir).
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 24-Nis-2010, 21:31
  5. Yaşayan En Seksi Türk Kadınları
    Konuyu Açan: MaRe, Forum: Magazin.
    Cevap: 20
    Son Mesaj : 11-Ağu-2009, 11:34
Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin yazdıkları kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.

Sitemizdeki yazılar telif hakları ile korunmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz ©estanbul.com