Toplam 10 sonuçtan 1 ile 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    lqym

    Tasavvuf-Gizli ve Açık ikimler-Ruh ve İnsan

    Arkadaşlar, dün gece İmam Gazali'nin Vasiyetname adlı kitabını okurken burdaki arkadaşların bazı sorularına bir şekilde yardımcı olacağına inandığım bir kısmı sizinle paylaşmak istedim.

    Bence, bu sitenin içeriği göz önünde bulundurulduğunda herkesin mutlaka sonuna kadar okuması gereken bir yazı. Umarım beğenirsiniz. Yazım hataları varsa özür dilerim.


    -----------------------------------------------------------


    BEŞERİN MAHİYETİ

    İnsan "iyi" olarak halk edilmiştir. O'nun fena huyları gelip geçicidir.

    Çünkü dünyada, insandan üstün varlık yoktur. Her mahlukun şeref ve hakiki varlığı da, yaratılış gayesine uygun olarak var olmaktır. Eşek yükünü taşıyor öküz tarlayı sürüyors agörevini yapmış demektir.

    O halde insan ne için yaratılmıştır ? Yiyip içmek için olsaydı, hayvanları geçebilir miydi ? Vurmak, kırmak için yaratılmış desek, hangi yırtıcı haycan ondan aşağı kalır ?

    Sahip olduğu akıl ve anlayış şunu gösteriyor ki, insan; aklını olgunlaştırarak bu aleme ibret gözüylebakması ve hakka ulaşması için yaratılmıştır. İnsanın, bu alemde, çok dikkat etmesi gereken vazifeleri vardır.

    RUHUN DEĞERİ

    Ruhun değeri hem ilimle hem kudretle ortaya çıkar. İlimde, gizli ve açık olmak üzere ikiye ayrılır :

    Açık ilimler : Matematik, tıp, kozmoğrafya, astronomi ve din ilimleri gibi ... Bununla beraber, ruh parçalanamayacağından bütün kainatın ilmi onda toplanmıştır. Dünya, ruhun yanında zerre gibidir. Ruh, bir düşünce ile bir anda doğudan batıya, batıdan doğuya ulaşır. Yıldırımı yağmuru bilir; tabiatı kendine hizmetçi eder. Şurası, dikkate değerdir ki, kainatın içinden açılan pencereden gayp ve ruhani alemleri seyreder. Buna rağmen insanların çoğu cismani mahsusat alemini görebilir.

    Ruhtaki bu iki pencereye delil, rüyalardır. Rüyada açılan pencereler ya asılları ile yada benzer olarak görünürler. "Benzeri olanlar" göründüğünde rüyayı, ehlinin yorumlaması gerekir.

    Ruh temiz bir aynadır. İnsan uykusunda iken duyum yolları kapalıdır. Ruhu temiz olursa, levhi mahfuza mukabil bulunur ve oradan ruha manevi suretler, işaretler düşer.

    Temiz olmayan ruh, levhi mahfuzu seyredemez. Uykuda duyum organları çalışmassa da hayal kuvvetli faaliyettir. Ruh, cevherine temas eden suretleri muhafaza eder. Duyumlar olmasa da bunları hayal meyal farkeder.

    Ancak; ölüm sonrası duyumlar ortadan kalktığı için vücut perdesi aradan çekilir ve ruh, meleküt alemini seyredip, gayb alemine şahit olabilir.

    Bu pencere, yalnız ölüm halinde veya uykuda olan kişiye açılmaz. Kötülüklerle yaptığı savaşı kazanıp kalbini temizleyen bir insan da derin bir murakebe ile duyum organları dışında meleküt alemi ile temasa geçebilir. Başkalarının rüyada gördüğünü o, uyanık halde görür. Kainatın sırrı ona açılır. Melekler ve peygamberlerin ruhlarını görür ve onlardan faydalar sağlar. Bütün peygamberlerin bilgileri bu çelittir.

    Ey insan ...

    Bu durum sanmaki yalnızca peygamberlere mahsustur. İnsan'da bu sufat üzere yaratılmıştır. Hazreti peygamberin (sav) "Her insan islam fıtratı üzerine doğar. Sonra anne babası onu, yahudi, nasrani, mecusi yapar" metindeki sözleri, bu hususu açıklar.

    Kişinin ruhu, ruhlar aleminde meleklerle beraberdir. Ve hizmet için yaratılmış olduğunu biliyordu. Ancak bu alemden cismani aleme gelince, dünyevi lezzetler üstün geldi. Gaflet içindeki ruh, dünyayı daimi sandı. Bunlarla beraber bazılarına, Cenab-ı Hak sonsuz yardımını ulaştırarak gözlerinden gaflet perdesini sıyırdı ve meleküt alemini gösterdi.

    Basiret gözü açılmış olup bir din ile insanları islaha memur edilenlere NEBİ denir. Nebilerden zuhur eden olağanüstü hallere "mucize" diyoruz.

    İnsanları bir peygamberin teblip ettiği dinle islaha çalışanlara da "veli" denir. Velilerden zuhur eden olağanüstü hallerede "keramet" denir. Ve asla kerameti inkar doğru değildir.

    Keramet sahibi olmanın yolu nefisle yapılacak korkunç mücadeledir. Bu, her mücadele sahibinin başarabileceği birşey değildir. Eğer ki, Allah'ın sonsuz yardımı ulaşmış olmazsa.

    RUHUN, KUVVETİ BAKIMINDAN MAKAMI

    Ruh da melaike, cinsinden bir kudret vardır. Melekler Allah'ın izni ile cismanı aleme hakimdirler. O'nun izni ile yağmur yağdırırlar, türlü kılıklara girerler ve çeşit çeşit işleri yapmaya muvaffak olurlar.

    İnsan ruhuda melek cevherinden yaratıldığı için, cisim aleminde çeşitli işler yapmaya kadirdir. Kendi vücudundaki tasarrufu ise meydandadır. Mesela el, ruhun emri olmadan yazı yazamaz. Üstü günah dumanları ile kapanmamış bir ruh birçok kudrete sahiptir.

    O ruh sahibi ki, heybetli bir bakışla arslanları musinleştirir. Hikmetli bakışları ile hastalar ileşir. Hışımla baktığı gürbüzler hastalanıverir.

    Kötü ruhlu birisi güzel şeye hasretle baksa ve bakarken onun yok olmasını şiddetle arzu etse o anda veya başka bir zamanda onun helak olduğu görülür.

    Böylesine tesir gücüne sahip biri, yeni bir dini tebliğ ile vazifelendirmiş ile peygamberdir. Yalnız ibadete memur ise veli, kötü ruhlu biriyse sihircidir.

    Mucize, keramet ve sihirli ruhun birbirinden farklı kudretlerindendir. Ruhun kuvveti üç esasla kaimdir.

    A - Rüya : Rüya yoluyla bütün insanlara keşif vaki olabilir.

    B - Ruhun, kendi, bedenindeki tasarrufu: Bu tasarruf bütün vücutlarda vardır. Yazı yazama misalini önceden vermiş, ruh istemezse, el yazamaz demiştik. Ancak nebi ve veliler ki, insanların kurtuluşu gayesi ile başka vücutlara tasarruf edebilirler.

    C - İlim : İlim okumak ve okutmakla meydana gelir. Lakin Peygamber ve veliler ilmi böyle olmaz. Onların kalbine Allah tarafından "ilham" yoluyla verilir ki buna LEDÜNNİ ilmi denir.

    Ruhun bu üç çeşit kudretinden bazı insanlarda biri, ikisi, bazısında hepsi bulunur. Kendilerinde üç kudretinde var olanlar insanları O'nınla doğru yola davet eder.

    Allah, bunlardan birer nebze, her insana vermiştir. İnsan, kendisinde olmayan hali anlıyamaz. Bunun içindir ki peygamberleri onlardan başka kimse anlıyamaz ve bilemez. Çünkü onu ölçecek teraziden mahrumdur.

    Anlayamadığımızı inkar doğru değildir. Peygamberlerdeki yüksek halleri uzak ve imkansız görmemeli. Anadan doğma, körler görmez ama, ağaçlar, çiçekler, türlü dünya nimetleri mevcuttur.

    Tasavvufçuların "Zahiri ilim hak yoluna engeldir" yolundaki fikirlerini boş sayma. Çünkü zahiri ilim zahiri hasselerledir. Beş duyum dış aleme yönelmiştir. Hak yolunun yolcusu ise bütün kuvvetlerini, hak yoluna harcayarak, oraya teksif edecektir.

    Ey okuyucu ...

    Ruh, kendisine beş ırmaktan su akan bir havuzdur. Sular bazan berrak akar, ama bazan da kirli akar ve havuz dibinde çamur birikir. Havuzu çamurdan kurtarmak isteyen, ilk önce bulanık suların yolunu kesmeli, sonra da birikmiş çamuru kova kova havuzdan boşaltmalıdır.

    Duyum organlarının ruha getirdikleri çeşitli bilgiler, düşünceler ve zanların kimi iyi, kimi kötüdür. Bunların kötü olanları atılmadıkça Allah'a yaklaşılmaz. O'nu görmemiz için pencere kanatları açılmaz. Bunlar için gerekli manevi ilimlerde gelmez.

    Fakat, zahiri ilimlerde ilerlemiş kimseler ilimlerini Allah yoluna verip, bu yolda kullanırlarsa çok güzel hareket etmiş olurlar.

    Niyeti bu olan insan zahiri ilmini rabbani ilme de vevirir. Şu ar ki; yediğinin, içtiğinin, giydiğinin, kuşandığının ibadetini iyiliğini, kötülüğünü, yetip yetmiyeceğini, ahlakının aslını, ahlakının nasıl düzeltebileceğini bilmeyen ve düşünmeyen insana manevi ilim tamamen kapalıdır.

    Ona hiçbir taraftan pencere açılmaz ve hakkın lezzetli "leddünni ilmi" bahşedilmez.

    Zahiri ilim kabukta kalır, içe nüfuz etmez. Çünkü bütün ilimlerin özü MARİFETULLAH'dır. Allah'ı bilme ilmi bütün ilimlerden üstündedir. Onun için dışla ilgilenip içini ihmal edenlere "leddünni ilim" verilmez.

    Bir de sofu kılığında ibaheciler vardır ki bir kaç tasavvuf kaidesini kavrayıp taç ve hırka giyerek tasavvuf ehli olduk sanırlar, ilim ve bilginleri düşman bilip kötülerler. Bunlar rahmani değil, ieytanidirler. Çünkü, Allah ilmi ve ilim sahiplerini Kur'an da övmüştür. Herkesi de ilim öğrenmekle vazifelendirmiştir. Canabı Hakk'ın Peygamberlere gönderdiği din ilmi zahir üzeredir. Bu sofu kılıklı kişilerin ne batın irfanları vardur ne de zahiri ilimleri .

    Bunlar şuna benzerler:

    Bir şahsa, "Kimyayı neye vursa altına çevirir" demişler. O da kimyayı daha üstün bilip, onun sevdasına düşmüştür. Bu adama bir kase altın verilse, "Kimyayı bırakıp altına mı yaslanayım?" der ve altından da olur.

    Zira o, altının yalnız ismini duymuş ve kulaktan aşık olmuştur. Böylesi bir aşkla tabii ki ebedi müslif ve ebedi hüsranda kalır. Kimya lafını tekrar ede ede ömrünü tüketir.

    Ledünni ilim kimya makamındadır. İlim ve bilginler ise altın mesabesindedir. Binde bir insanın ulaşamadığı kimya sevdası ile altını kabul etmemek akıllı işi değildir.

    Onbin altın sahibi, bin altınlık kimya, sahibinden üstündür. Sofunun halide böyledir. Eğer, sulüku ile bir miktar zuhurata erişse alimlerle faziletle bir olmaz.

    Nitekim kimya kitapları ve kimya talebeleri pek çok, fakat arzuya kavuşan pek azdır. Sıfilerin arzuları da herkesin arzuladığıdır. Fakat arzusuna erişen pek azdır. Belki tasavvufunda kimya gibi, ismi gidip, resmi kalmıştır. Sofuların çoğunun keşif ve keramet zannettikleri şeyler bir takım vehim ve hayalettir. Hakiki rüya vardır. Fakat rüyaların da çoğu ehvam ve hayalettir. Manevi yol yolcularının bunlara çok dikkat etmeleri lazımdır.

    Hiç kimse tarikata intisap etmekle, birkaç günlük tesbih çekmekle birkaç büyük evliyanın menkibesini okumakla "tasavvuf" oldu bitti sanmamalı, gurur ve kibire kapılmamalıdır.

    Asıl olan, herşeyden önce şeriatı iyi bilmek ve onun mihveri atrafında dönmektir.





  2. #2
    dulerya
    hazır bundan bahsedilmişken ben de Allah a ulaşmanın en kısa ve öz yolunu söyleyeyim;
    " güzel ahlak" bu kadar. daha sı hiç bir şey bu iki kelime kadar anlatıcı olamaz. " güzel ahlak" dediysek, tabi ki; bildiğimiz anlamda "güzel ahlak" değildir. yani;
    * az uyuyup çok şükür
    * az konuşup çok zikir ya da başka bir şeyden bahsetmemekteyim "güzel ahlak" derken. benim "güzel ahlak"tan kastım,
    "veysel karani" gibi yaşayabilmektir. veysel karani gibi yaşamak asıl demek istediğimin sadece kapı kısmı.
    nedense o kadar sahabe nin hayatını
    o kdar peygamberin hayatını okuyup örnek alıyoruz. halbu ki
    sahabe olamamış, veysel karani gibi bir kişiyi fazla kaale almıyoruz.
    hemen kendi adına konuş diyebilirsiniz haklısnız ama islam camiasında ki gerçek bu..
    veysel karani yi araştırmanızı tavsiye ediyorum..


    (fazla konuşmazsam iyi olur)

  3. #3
    lqym
    Herhalgi bi sahabeden bahsetmiyorki yazıda. Veysel Karani'i neden kale almayalım Peygamberimizi görmeden sevmiş tanımış bir insan. Güzel ahlak tabiki şart ki zaten yazıda da aksine dair bişi yok, aksine destekliyor. Fazla konuşmasan iyi olur kısmınıda anlamadım, tabi fazla konuşmak iyi değil ama demek istediğini yetersiz şekilde anlatıp ne demek istediğini anlayamamızı sağlaman da güzel değil =) Tabi anladığımdan daha fazla şey anlatmak istediysen geçerli dediğim.

    Herkesin bayramı mübarek olsun.

  4. #4
    dulerya
    seninde bayramın mübarek olsun.
    yazının içeriğine mu takiban yazdığım bir şey değil.
    toplumumuzun en eksik yanını böyle bir yazının altında belirtmek istedim.

  5. #5
    lqym
    Teşekkür ederim, evet anahtar niteliğinde birkaç büyük eksiğimiz var toplum olarak. Ama olsun medenileşiyoruz batıyı takip ederek hayrola sonumuz =) İnsanlar unuttuğu çok fazla şey var, fazla maddileştik. Neyse kavga çıkacak gibi sonrasında sözlerin

  6. #6
    inanna
    Çok güzel.. paylaştığın için sağol arkadaşım

  7. #7
    sdbr
    çok güzel olmuş sağol

  8. #8
    shadow
    bu yolda ilerlemenin tek yolu zikir ve yorumsuz seyretmek(bütün varlığa ayırt etmeksizin Allah cc gözüyle ve esmasıyla bakmak)işte o zaman herşeyi kazanırsın.yorumsuz seyredinnnnnnnnnnnnnnnn

  9. #9
    AkDua
    Alıntı shadow Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    bu yolda ilerlemenin tek yolu zikir ve yorumsuz seyretmek(bütün varlığa ayırt etmeksizin Allah cc gözüyle ve esmasıyla bakmak)işte o zaman herşeyi kazanırsın.yorumsuz seyredinnnnnnnnnnnnnnnn
    Bu dedıgın benımde dıkkatımı cektı
    Bursa da bir cok evliya zatın yaşadığı evleri dolaştım mesela ŞEYH HAMİDÎ VELÎ AKSARAYÎ (SOMUNCU BABA)
    en cok dıkkatımı ceken 1000 lık 10000 lık tespıhler ve ınsanın zor sıhabılecegı hucre gıbı, zıkır yaptıgı yer.

  10. #10
    zahiri ilimlerde ilerlemiş kimseler ilimlerini Allah yoluna verip, bu yolda kullanırlarsa çok güzel hareket etmiş olurlar.

    Niyeti bu olan insan zahiri ilmini rabbani ilme de vevirir. Şu ar ki; yediğinin, içtiğinin, giydiğinin, kuşandığının ibadetini iyiliğini, kötülüğünü, yetip yetmiyeceğini, ahlakının aslını, ahlakının nasıl düzeltebileceğini bilmeyen ve düşünmeyen insana manevi ilim tamamen kapalıdır...........

    Asıl olan, herşeyden önce şeriatı iyi bilmek ve onun mihveri atrafında dönmektir

    zevkle okudum çok güzel bir paylaşım



Benzer Konular

  1. Gizli ve Açık Okumanın Ölçüsü...
    Konuyu Açan: Renan, Forum: Kuran-ı Kerim.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 27-Haz-2012, 02:24
  2. Ölümsüz İnsan Onun Ruh'u ve Nefs'i....
    Konuyu Açan: Halife, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 27-May-2011, 09:20
  3. İlk İnsan Ve İlk Yaratılan Ruh Kimdir?
    Konuyu Açan: SimqEE, Forum: İslamiyet.
    Cevap: 8
    Son Mesaj : 18-May-2011, 20:08
  4. Gizli Nasa Arşivi : Ufolar (Yoruma Açık Fake Olmadığı Söyleniyor)
    Konuyu Açan: kazims, Forum: Uzayın Gizemi ve Ufolar.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 15-Mar-2010, 13:32
Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin yazdıkları kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.

Sitemizdeki yazılar telif hakları ile korunmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz ©estanbul.com