Toplam 7 sonuçtan 1 ile 7 arası gösteriliyor

Konu: Tasavvufta Lale.......

  1. #1
    Münteha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Şub-2010
    Konular
    804
    Mesajlar
    5.653
    Puanlar
    44648

    Tasavvufta Lale.......

    Lâle, kelime olarak ele alındığında Arapça "Allâh" lâfzına âit harfleri taşımakta olduğu görülür. Eğlâl kelimesi de "lâle" kökünden gelir. Eğlâl ise Yâsin Sû»resi'nde "eğlâlen" şeklinde geçmektedir. Manası ise; "boyunduruk"tur.

    Rasû»lullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz hicret edecekleri vakit kapıdaki müşrikleri etkisiz hâle getirmek için Yâsin Sû»resi'nin bu âyetini okuyarak onlara bir avuç toprak atmıştı. Müşrikler bunun etkisiyle sanki boyunlarına boyunduruk geçirilmişçesine başlarını aşağıya indirememiş ve Efendimiz'i görememişlerdi. Onlar Efendimiz'i göremedikleri gibi gözleri kâinatın bütün hakîkatlerine âmâ olmuştur.

    Bunun mukâbili olarak kalblerine Allâh lafzını yerleştiren ve istîdâdınca idrak etmiş olan Hak âşıkları da sanki boyunlarına nurdan bir halka geçirmişcesine başları yukarıda ilâhî cezbeye gark olmuş, onun neşvesiyle müstağrak bir hâldedirler. Aşağının kötülük ve pisliklerinden uzak, mâsivâdan arındırılmış bir gönülle herşeyden mahrû»m olanlar için duâ ve ilticâ hâlindedirler.

    Lâlenin harfî manası "hilâl"e de ulaşmaktadır. Onlar semâdaki hilâlin parıltılarıyla yol alır, yıldızlarla semaya dururlar. Bir semâzenin en makro hâlidir, hilâli çevreleyen yıldızlar…

    Lâlenin ebced hesabı 66'dır. Altmış altı "Elhamdülillâh"a denk gelir. Onlar o hayret makamının coşkusuyla yaşadığı istiğrak hâline hamdederek "Elhâmdülillâh" derler.

    Lâlenin içi kömür gibidir. Ancak dıştan görünmez. Dışı ise içinin tam tersine pasparlak, canlı ve rû»ha sekînet verici bir görünüme sahiptir. Onun bu hâli tıpkı bağrı yanık bir dervişin mütebessim nû»r hâleli yüzüne benzer.

    Gerçek lâlelerin hepsinde renkli altı yaprak bulunur. Bu ise îmanın altı nû»runun libâsına bürünen dervişin îmân ve ihsan potasında erimesi ve daha sonra bu nurun şualarıyla derinden bir yanışa gark olmasının da bir simgesidir.

    Bununla beraber Kur'ân-ı Kerîm'in (aynı zamanda Fâtiha sû»resinin) altıncı âyeti de "Bizi dosdoğru yola (Sırât-ı Müstakîm'e) ilet" âyet-i kerimesidir. Bu âyet aynı zamanda bir duâ vasfı taşımaktadır.

    Lâlenin renkli yapraklarının yukarıya doğru olması da tıpkı bir dervişin duâ edişindeki edâyı andırır. Zira derviş bu hâl ile sırât-ı müstakîm üzere olmayı murâd etmiş ve ifrat-tefrit noktalarını törpüleyerek hakîkate, yani istikâmete ermiştir. Ve tıpkı lâlenin derû»nundaki siyahlığı göstermemesi gibi o da içinde yaşadığı yanış halini gizlemiş ve kendine her nazar edene o güzel rengini sunarak ona ferahlık vermiştir. Nitekim lâlenin en revaç bulduğu dönemlerden biri olan Osmanlılar zamanında ona, "ferâhâver (ferahlık veren)" denmiştir. İşte bu vasıflarla vasıflanan derviş de tıpkı lâlenin bu adını alarak etrafına letâfet ve zerâfet saçmış, gönüllere âb-ı hayat sunmuştur.

    Hülâsa; lâlenin eğlâl oluşu, Lâlenin hakîkat deryasına dalış hâlidir.

    Leyl; gece demektir. Gece sevda demektir. "Sevda"nın asıl manası "siyah"tır. Gece kıymet bilene "kara sevda"nın yaşandığı ânlardır. Eğer sen geceyi kopkoyu bir boşluk olmaktan çıkarmak istersen, gönüldeki yârları ve ağyârları yok etmelisin! İşte o zaman her yer sana âyân olur. Sanırsın ki gece bitmiş de gündüz oluvermiştir. Böylece fânî muhabbetler silinerek kalb sevdânın deryâsının derinliklerinde yolculuğa çıkmıştır. Burada bahsedilen "Leylâ" temsîlî olup, asıl kasdedilen "Mevlâ"dır. Her yerin âyân oluşuyla kalb kâinâtın esrârını okuyucu ve alıcı bir hâle gelir. Ve Cebrâil'in "Oku" emrini müteâkiben örtüsüne bürünen ürkek yürek, artık serpilip açılır ve her yanda Leylâ'yı "Mevlâ" görür hâle gelir.

    Ey Gönül! Cânına üflenen nefhayla yan da kavrul! Amma lâle gibi ol ki, hâlinden sadece "yâr" haberdâr olsun. Öyle ki, Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- ümmeti için gönlü dâim hüzne gark olurken dahî, yüzü her lahzâ beşû»ş (mütebessim) idi…









    alıntı...




    Renan bunu beğendi.
    "SEN" canımın içindesin, canımsa SEN'den habersiz...Dünya SEN'inle dolu, dünya SEN'den habersiz...Gönlüm, canım nasıl bulsun SEN'i? Çünkü SEN tümüyle gönüldesin...Gönülse SEN'den habersiz...
    (Hz Mevlana)

    "İnsanlarla yüzyüze konuşarak herşeyi halledebilirsin,ama bazı insanlar gelir önüne,hangi yüzüne konuşacağını bilemezsin"...


  2. #2
    kısmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Eki-2009
    Konular
    712
    Mesajlar
    10.287
    Puanlar
    37392

    GüL Peygambere,LaLe Allaha Açılır...

    ......



    "Gül âteş gülbün âteş gülşen âteş cûybâr âteş
    Semender-tıynetân-ı aşka bestir lâlezâr ateş"

    "Gül de , gül fidanı da , gül bahçesi de
    Ve hatta o bahçeden akan ırmak da ateş kesilmiş yanıyor ..
    Aşkın semender yaratılışlı erleri ( âşıklar ) için ,


    zaten ateş de bir LâLe bahçesi olarak yeter .. !! "
    Şeyh Galip


    TASAVVUFTA LALE YARADAN`I HATIRLATIR

    Aşkımdan pürsafâyımdır sanırsın belki bu demler…
    Aşkın neşvesi olmaz
    Lâle; Eğlâl
    Leylî; Leylâ olmadan Ey güzel…

    Üzerimde aşkın pırıltıları olabilir belki…

    Veya âşıkların in'ikasıyla bir kıvılcım görebilirsin yüzümde…
    Bu yüzümde gördüklerin ancak bir gölge ve akisten ibarettir Ne özüdür, ne de kendisi…

    Aynada yüzünü gördüğün vakit:

    "-Bu zât benim gibi biridir ancak!" diyebilir misin?
    Bir nehrin üzerine düşen yaprak için:

    "-Bu ne güzel, ne berrak bir sudur " diyebilmen mümkün müdür? Sana berrak su diyebilmeleri için bulutların ötesinden dökülüp gelen ve nehre karışan bir yağmur damlası olman îcâb etmez mi?

    İşte benim aşka yakınlığım onun akışıyla yönlenen bir yaprak kadar yakın, uzaklığım ise bir o kadar ondan ayrı bir cisim olup ona karışmamdaki zorluktan ve sırdandır

    Lâle, kelime olarak ele alındığında Arapça "Allâh" lâfzına âit harfleri taşımakta olduğu görülür Eğlâl kelimesi de "lâle" kökünden gelir Eğlâl ise Yâsin Sûresi'nde "eğlâlen" şeklinde geçmektedir Manası ise; "boyunduruk"tur

    Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz hicret edecekleri vakit kapıdaki müşrikleri etkisiz hâle getirmek için Yâsin Sûresi'nin bu âyetini okuyarak onlara bir avuç toprak atmıştı Müşrikler bunun etkisiyle sanki boyunlarına boyunduruk geçirilmişçesine başlarını aşağıya indirememiş ve Efendimiz'i görememişlerdi Onlar Efendimiz'i göremedikleri gibi gözleri kâinatın bütün hakîkatlerine âmâ olmuştur

    Bunun mukâbili olarak kalblerine Allâh lafzını yerleştiren ve istîdâdınca idrak etmiş olan Hak âşıkları da sanki boyunlarına nurdan bir halka geçirmişcesine başları yukarıda ilâhî cezbeye gark olmuş, onun neşvesiyle müstağrak bir hâldedirler Aşağının kötülük ve pisliklerinden uzak, mâsivâdan arındırılmış bir gönülle herşeyden mahrûm olanlar için duâ ve ilticâ hâlindedirler

    Lâlenin harfî manası "hilâl"e de ulaşmaktadır Onlar semâdaki hilâlin parıltılarıyla yol alır, yıldızlarla semaya dururlar Bir semâzenin en makro hâlidir, hilâli çevreleyen yıldızlar…

    Lâlenin ebced hesabı 66'dır Altmış altı "Elhamdülillâh"a denk gelir Onlar o hayret makamının coşkusuyla yaşadığı istiğrak hâline hamdederek "Elhâmdülillâh" derler

    Lâlenin içi kömür gibidir Ancak dıştan görünmez Dışı ise içinin tam tersine pasparlak, canlı ve rûha sekînet verici bir görünüme sahiptir Onun bu hâli tıpkı bağrı yanık bir dervişin mütebessim nûr hâleli yüzüne benzer

    Gerçek lâlelerin hepsinde renkli altı yaprak bulunur Bu ise îmanın altı nûrunun libâsına bürünen dervişin îmân ve ihsan potasında erimesi ve daha sonra bu nurun şualarıyla derinden bir yanışa gark olmasının da bir simgesidir

    Bununla beraber Kur'ân-ı Kerîm'in (aynı zamanda Fâtiha sûresinin) altıncı âyeti de "Bizi dosdoğru yola (Sırât-ı Müstakîm'e) ilet" âyet-i kerimesidir Bu âyet aynı zamanda bir duâ vasfı taşımaktadır

    Lâlenin renkli yapraklarının yukarıya doğru olması da tıpkı bir dervişin duâ edişindeki edâyı andırır Zira derviş bu hâl ile sırât-ı müstakîm üzere olmayı murâd etmiş ve ifrat-tefrit noktalarını törpüleyerek hakîkate, yani istikâmete ermiştir

    Ve tıpkı lâlenin derûnundaki siyahlığı göstermemesi gibi o da içinde yaşadığı yanış halini gizlemiş ve kendine her nazar edene o güzel rengini sunarak ona ferahlık vermiştir Nitekim lâlenin en revaç bulduğu dönemlerden biri olan Osmanlılar zamanında ona, "ferâhâver (ferahlık veren)" denmiştir işte bu vasıflarla vasıflanan derviş de tıpkı lâlenin bu adını alarak etrafına letâfet ve zerâfet saçmış, gönüllere âb-ı hayat sunmuştur

    Hülâsa; lâlenin eğlâl oluşu, Lâlenin hakîkat deryasına dalış hâlidir
    Leyl; gece demektir Gece sevda demektir "Sevda"nın asıl manası "siyah"tır Gece kıymet bilene "kara sevda"nın yaşandığı ânlardır

    Eğer sen geceyi kopkoyu bir boşluk olmaktan çıkarmak istersen, gönüldeki yârları ve ağyârları yok etmelisin! işte o zaman her yer sana âyân olur Sanırsın ki gece bitmiş de gündüz oluvermiştir Böylece fânî muhabbetler silinerek kalb sevdânın deryâsının derinliklerinde yolculuğa çıkmıştır

    Burada bahsedilen "Leylâ" temsîlî olup, asılkasdedilen "Mevlâ"dır Her yerin âyân oluşuyla kalb kâinâtın esrârını okuyucu ve alıcı bir hâle gelir Ve Cebrâil'in "Oku" emrini müteâkiben örtüsüne bürünen ürkek yürek, artık serpilip açılır ve her yanda Leylâ'yı "Mevlâ" görür hâle gelir

    Ey Gönül! Cânına üflenen nefhayla yan da kavrul! Amma lâle gibi ol ki,

    hâlinden sadece "yâr" haberdâr olsun öyle ki, Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- ümmeti için gönlü dâim hüzne gark olurken dahî, yüzü her lahzâ beşûş (mütebessim) idi !!

  3. #3
    Münteha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Şub-2010
    Konular
    804
    Mesajlar
    5.653
    Puanlar
    44648
    "Gül de , gül fidanı da , gül bahçesi de
    Ve hatta o bahçeden akan ırmak da ateş kesilmiş yanıyor ..
    Aşkın semender yaratılışlı erleri ( âşıklar ) için ,


    zaten ateş de bir LâLe bahçesi olarak yeter .. !! "



    emeğine sağlıkk çok güzell.....
    depcik bunu beğendi.
    "SEN" canımın içindesin, canımsa SEN'den habersiz...Dünya SEN'inle dolu, dünya SEN'den habersiz...Gönlüm, canım nasıl bulsun SEN'i? Çünkü SEN tümüyle gönüldesin...Gönülse SEN'den habersiz...
    (Hz Mevlana)

    "İnsanlarla yüzyüze konuşarak herşeyi halledebilirsin,ama bazı insanlar gelir önüne,hangi yüzüne konuşacağını bilemezsin"...

  4. #4
    -Kapatılmış Üyelik-
    Üy. Tarihi
    Şub-2011
    Konular
    4
    Mesajlar
    1.475
    Puanlar
    0
    "Gül de , gül fidanı da , gül bahçesi de Ve hatta o bahçeden akan ırmak da ateş kesilmiş yanıyor .. Aşkın semender yaratılışlı erleri ( âşıklar ) için , emeğine sağlıkk çok güzell.....

  5. #5
    şükrü34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Haz-2009
    Konular
    56
    Mesajlar
    2.705
    Puanlar
    61541
    Allah Razı Olsun

  6. #6
    NURLAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Oca-2009
    Konular
    8
    Mesajlar
    3.162
    Puanlar
    9648
    ne güzel bir yazı teşekkürler kısmetciğim...


    GEVŞEMEYİN ÜZÜLMEYİN.EĞER İNANIYORSANIZ EN ÜSTÜN SİZSİNİZ.

  7. #7
    Münteha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üy. Tarihi
    Şub-2010
    Konular
    804
    Mesajlar
    5.653
    Puanlar
    44648
    Bunun mukâbili olarak kalblerine Allâh lafzını yerleştiren ve istîdâdınca idrak etmiş olan Hak âşıkları da sanki boyunlarına nurdan bir halka geçirmişcesine başları yukarıda ilâhî cezbeye gark olmuş, onun neşvesiyle müstağrak bir hâldedirler. Aşağının kötülük ve pisliklerinden uzak, mâsivâdan arındırılmış bir gönülle herşeyden mahrû»m olanlar için duâ ve ilticâ hâlindedirler.



    teşekkürler....
    "SEN" canımın içindesin, canımsa SEN'den habersiz...Dünya SEN'inle dolu, dünya SEN'den habersiz...Gönlüm, canım nasıl bulsun SEN'i? Çünkü SEN tümüyle gönüldesin...Gönülse SEN'den habersiz...
    (Hz Mevlana)

    "İnsanlarla yüzyüze konuşarak herşeyi halledebilirsin,ama bazı insanlar gelir önüne,hangi yüzüne konuşacağını bilemezsin"...




Benzer Konular

  1. Tasavvufta Edep
    Konuyu Açan: ALACAKARANLIK, Forum: Tasavvuf.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 08-Oca-2011, 20:46
  2. Tasavvufta Lale..
    Konuyu Açan: logos, Forum: Tasavvuf.
    Cevap: 10
    Son Mesaj : 02-Oca-2011, 22:46
  3. Tasavvufta Dersler
    Konuyu Açan: AHFA, Forum: Tasavvuf.
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 28-Kas-2010, 11:13
  4. Lale (Tulipa)
    Konuyu Açan: Lucky, Forum: Bitkiler Alemi.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 19-Kas-2009, 12:11
  5. Türkler Ve Lale
    Konuyu Açan: aris, Forum: Hobiler ve El Sanatları.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 17-Nis-2008, 07:15

Sayfa Etiketleri:

Henüz bu istatistik oluşturulmadı
Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin eylemleri kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.