Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arası gösteriliyor
  1. #1

    Yabancı Ressamlar

    WASSILY KANDINSKY
    Rus ressam, yazar ve Dışavurumculuğun babası olarak tanınan Wassily Kansinsky (1866-1944) otuz yaşında Hukuk eğitimini yarıda bırakıp Münih'e gitmiştir. Burada İzlenimcilik ve Art Nouveau ile tanışmıştır. Daha sonra ise Fauvist gruba ilgi duymuştur. Parlak renkler ve ifade-form arasındaki ısrar, Kandinsky'nin stilinin gelişmesinde önemli etkenlerdendir. Kandinsky 1910'da ilk soyut eser kabul edilen tabloyu yaptı (Composition 5) ve ardından Concerning the Spiritual in Art (Sanattaki Tinsellikle ilgili) (1912) adlı kitabı yazmıştır.Avrupada soyut sanatın öncülüğünü yapan rus ressam., dışavurumcu özellikler taşıyan mavi atlı akımının öncülerinden biri olmuştur.

    VINCENT VAN GOGH
    Vincent Van Gogh, bir papazın oğlu olarak 1853 yılında Hollanda'nın güneyinde bir köyde dünya'ya geldi. 19.yüzyılın yazgısı en trajik sanatçılarından biri olan Van Gogh, içinde sürekli bunaltılar yaşar ve hiçbir işe yaramadığına olan inancı, bir şeyler yapma, bir çıkış bulma isteğidir bunaltılarının nedeni. Acı çeker, mutsuzdur, huzursuzdur ve yalnızdır ama resimleriyle neşe ve sevinç uyandırmak istemiş, acıları sevince, hüzünleri neşeye ve yalnızlığı birlikteliğe döndürmeye çalışmıştır.
    İnsanların yalnızlık, hüzün ve acı içindeki hallerinden etkilenip bunları da resimlerinde yansıtmıştır. Acı çekenlere ilgi duymuştur; içinde yaşadığı dünyada kendisini

    uyumsuz hisseden bütün melankolikler gibi. Mutsuz olması yalnızlığındandır. Hiçbir zaman hiçbir şeyi başaramayacağına olan inancı, kendisinden kuşku duyması, trajik yazgısı, yaşamına son vermesidir onu melankolik yapan.

    Dünyada kendisini alçalmış, sevgilerden uzaklaşmış görmüştür Van Gogh. Yararsızlığının kendi elinde olmadığını, yazgının çizdiği olaylar dizisi sonucu bir kafese tıkıldığını, bir şeyler yapmak istediğini ama bunun yolunu bulamadığını yazar Theo'ya mektuplarında. Daha sonra yapacağı işi bulmuş ve kendini tamamıyla ona adamıştır büyük bir coşkuyla.

    TITAN
    Tiziano vecello'nun doğum tarihi bir bilmece, daha doğrusu bir rakamlar kördüğümüdür. 1476-77 yıllarında doğmuş olması ihtimali olmakla beraber, bazı kayıtlara göre bu tarihin 1488, yahut 1489olması da muhtemeldir. Öte yandan sanat tekamül tarihine göre 1489-90 seneleri en akla uyanıdır. aile adı da aynı tarzda türlü şekil değiştirerek devirden devire başkalaşmıştır. vecello, vecellio veya vecelli.

    Rönesansın en büyük biyografı ve titan'ın çağdaşı vassari, hatıratında ünlü sanatçıdan vecellio adıyla bahsettiği için, biz de bunu kabul ediyoruz.

    Titian, dolomitlerde pievre di cadore isimli bir dağ köyünde doğdu. aristokrat bir aileye mensup olan babası, aslında hukukçu idi, ama meslek değiştirerek kereste tüccarı olmuştu. hali vakti yerindeydi. olgun, açık fikirli bir adamdı. annesi zengin bir venedik tacirinin kızıydı. evlerinde kuş sütünden başka her şey bulunurdu. ailesi bir dediğini iki etmezdi.

    titian'ın sanata karşı olan eğilimi küçük yaşta başlar. signor vecelli, oğlunun bu istidadını zamanında sezmiş, hiç vakit kaybetmeden, kolundan tuttuğu gibi venedik'e götürmüştü.Küçük titian, daha ilk bakışta venedik'e aşık oldu ve ölünceye kadar burasını terk etmemeye karar verdi.

    Titian'ın babası, oğlunu önce sebastiano zuccato isimli pek tanınmamış bir ressam ve mozaikçinin yanına verdi. ama bu ustası, genç sanatçıyı pek sarmadı. kısa zaman sonra gentile ve giovanni bellini kardeşler'in atölyesine girdi. bunlar çağdaş venedik sanatı'nın en ünlü temsilcileriydi. gentile bellini'nin tarihimizde önemli bir yeri vardır. usta sanatçı 1479'da İstanbul'a gelerek bir yıl müddetle osmanlı sarayı'nda çalışmış, bu arada fatih sultan mehmet'in bir portresini yapmıştır. bu resim, şimdi londra milli galerisi'nin en güzel eserlerindendir. hayat mecmuasının orta sayfalarında bir reprodüksiyonu intişar eden bu resim, diğer taraftan fatih hakkında fikir veren tek resim olması bakımından önemlidir.

    Genç Titian, bilhassa gentile'nin abisi giovanni'nin yanında, ileride onu kıralların ressamı yapacak olan, hakiki istikametini buldu. bu çevre, palma, sebastiano del piombo ve lorenzo lotto gibi venedik okulu'nun temel taşını teşkil eden sanatçıların gelip geçtiği yerdi. giorgione'yi de burada tanıdı. bu duygulu ressamla aralarında kurulan dostluğun karşılıklı etkileri sanatlarında görülür. bilhassa titian, aziz dostunun sanatına hayrandı ve üslubunu iyiden iyiye benimsemişti.

    İki yıl müddetle bu aziz dostu ile çalıştı. 1510'da giorgione henüz otuz dört yaşında iken vebadan öldü.

    1513'te tekrar venedik'e dönünce palazzo ducale'nin büyük toplantı salonu için muazzam bir kompozisyon yapmaya başladı. aynı yıl, papa x. leo, kendisini roma'ya davet etti. ama sanatçı, bu teklifi kabul etmedi. kendine tam anlamıyla güveni olmadan böyle bir maceraya atılmak istemiyordu. henüz çok gençti ve roma gibi korkunç bir alanda zamanın büyük şöhretleriyle boy ölçüşmenin ne kötü sonuçlar doğurabileceğini de biliyordu. sebastiano del piombo işte bunlardan biriydi. roma'da talihini denemeye yeltenmiş olan bu venedikli sanatçı, burada sönüp gitmişti. titian bu fikrinde ısrar ederek şöhreti bütün avrupa'ya yayıldıktan, kıralların ressamı olduktan ve asalet unvanları ile taltif edildikten sonra; ancak 1545 yılında roma'ya gidecektir. portre sanatının en büyük şaheserlerinde flora resmini yine bu senelerde yaptı.

    1516'da ustası giovanni bellini ölünce venedik cumhuriyeti'nin başressamı ünvanını aldı.

    Yıllar ilerledikçe titian, gölge ve ışık oyunlarına kendisini iyiden iyiye kaptırdı. manzara ve insan vücutlarını, batan güneşin son ışıklarıyla yıkamaktan büyük zevk duyuyordu. artık dostu giorgione'nin etkisi kalmamıştı. bu sıralarda ele aldığı venedik'teki santa maria dei frari kilisesi'nin resimleri bunu gösterir. gayesi, dini, günün sanat cereyanı ile bağdaştırmaktı. bu kilise için yaptığı assunta, ışık gölge tekniğinin en büyük şaheserlerindendir. bundan sonra ele aldığı dini konularda da sanatın beşeri unsurlarına sadık kaldı. bütün bu renk ve ışık oyunlarına rağmen resimlerini dört başı mamur granit blokları gibi sapasağlam inşa etmesini de bildi.

    Titian, çalışma esnasında çok titizdi. bir müddet atölyesine çırak olarak giren tintoretto'yu, üç gün sonra, şu sözlerle evine yolladı.

    - sen asla ressam olamazsın yavrum. onun için git, babana benden selam söyle, seni vakit kaybetmeden bir badanacının yanına çırak versin.

    Oysaki titan'ın badanacı çıraklığına layık gördüğü tintoretto, sonradan venedik okulu'nun en ünlü ressamlarından oldu.

    Bu senelerde ele aldığı konularda titian'da realiteyi bütün çıplaklığıyla ortaya atmak eğilimi vardı. bu realiteyi ifade etmek için en uygun zemin hiç şüphe yok ki, portre idi. İşte titian'ın şöhretini bir kat arttıran portreciliği bu sıralarda başladı.

    Portreciliğin venedik sanatı'ndaki yeri zaten öteden beri önemliydi. titian ortaya çıkınca, venedik, hatta bütün İtalya'nın kalburüstü simaları, bu sanatçının şahsında aradıkları adamı buldular. alfonso d'este'den sonra mantua sarayı'na davet edildi. federico gonzaga, kendisine, mantua'daki sarayı için on iki sezar resmi sipariş etti. artık İtalya'da girmediği saray yoktu. titian'a portre yaptırmak, aristokrasi için günün modası haline gelmişti. o ana kadar hiçbir sanatçıya nasip olmayan itibarı bu adam görecekti.

    Netice olarak titian, daima realiteyi aradığı halde kendisi, etrafını çepeçevre saran renkli bir cemiyette, bir yeryüzü ilahı gibi yaşıyordu. aslında resimlerine hakim olan hava da buydu. bu renk, zenginlik, derinlik ve hareket içinde yaşadığı zamanın toplu bir ifadesi idi. o, her haliyle devrini yaşıyordu. kıralların, prenslerin, ünlü siyaset ve din adamlarının ona itibar etmelerine sebep, bu dahi sanatçının şahsında kendilerinden ve içinde yaşadıkları çevreden bir parça bulunmaktaydı.

    1545 yılında kardinal bembo'nun daveti üzerinde roma'ya gittiği zaman, kırallar gibi karşılandı. papa onu sevgiyle bağrına bastı. birkaç ay sonra da kendisine büyük törenle roma hemşehriliği payesi verildi. burada bulunduğu zaman zarfında, michelangelo'nun ve raphael'in eserlerini doya doya seyretti. hele michelangelo'nun muazzam hacimler halindeki çalışma tarzına hayran kaldı. papa iii. paul ve yeğenleri isimli resimde, michelangelo'nun teknik yönden etkisi belirli şekilde görülür.

    titian, artık şöhretin en üstün noktasına ulaşmıştı. 1547'de xv. charles, kendisini yeniden davet etti. bologna'ya giderek, İmparator'un bir portresini daha yaptı. burada sanatçıya en büyük asalet ünvanı verildi: «tiziano vecellio, palatin kontu ve altın mahmuz nişanı Şövalyesi».

    Artık ona bir portre yaptırmak, bir asalet beratı, dini tablolarından birini satın almak, sosyal bir ihtiyaç, mitolojik resimlerinden birine sahip olmak da en büyük zevk örneği idi. sanatçı, çevresinin, kendisine karşı gösterdiğı bu yakınlıktan, tabii, azami şekilde faydalandı.

    İki yıl sonra diet meclisi'nin toplanması münasebetiyle tekrar augsburg'a çağırıldı. gene birçok portre arasında küçük philip'in portresini de yaptı. prens philip, sonradan İspanya tahtı'na ii. philip olarak geçince, kendisine muntazaman türlü konularda resimler gönderdi. madrid'deki prado müzesi'nin titian tabloları yönünden bu derece zengin olması bundan ileri gelir.

    Artık fani bir varlığa nasip olabilecek bütün maddi ve manevi servetlere sahip olmuş, şöhreti çoktan avrupa'nun en ücra köşelerine kadar ulaşmıştı. nihayet dolaşmaktan usandığı için tamamen venedik'e yerleşmeye karar verdi. bundan sona kıralların, prenslerin davetine gitmeyecek, onlar onun ayağına geleceklerdi. taparcasına sevdiği bu şehri ölümüne kadar terketmedi. yaratma kudretinin en bağımsız eserlerini bu senelerde verdi. hangi konuyu işlese münakaşasız kabul ediliyordu. artık resimleri, dramatik etkilerin hakim olduğu büyük renk lekeleri halinde ortaya çıkıyordu. Çizgileri bu renk alemi içinde eriyordu.

    Adem ile havva bu devrin mahsulüdür. bu resme de çigiden ziyade bir renk mimarisi hakimdir. hayatının en son bölümünde dini olmayan konularla uğraştı. İlk yaratmaları ile bunlar arasında teknik yönden belirli farklar göze çarpar. gençlik eseri olan baküs bayramı ile bu devirde yaptığı Çoban ve su perisi veya danae resimleri çok farklıdır. burada tekrar giorgione'nin lirizmi sezilmektedir. yalnız bu şiir, olgun bir ışık gölge anlamı ile yoğrulmuştur. titian böylece hayatı boyunca ele aldığı realizme veda etmektedir.

    Danae perseus'un mustakbel anasının, jüpiter tarafından iğfal edilmesini gösterir. jüpiter, güzel danae'nin muhafaza edildiği kuleyi ele geçireceği yerde, gökten altın yağdırır. bir tiyatro sahnesini andıran resim, kırmızı, altın yaldız ve kahverengiden müteşekkil sıcak renkler kompozisyonudur. güzel danae'nin istekli ama temkinli ve asil bakışı yanında gökten düşen altınlara hayretle saldıran uşağın bayağı hali, rönesans'a has ifade şeklinin güzel bir örneğidir.

    İtalyan rönesansı'nın sanat idealinden yukarıda bahsetmiştik. yani en çapraşık konular içinde bile kişiler, zarafetlerinden ve şahsiyetlerinden hiçbir şey kaybetmezler. asalet burada her şeyden önce gelir.

    Hayatının bu son yıllarında yaptığı en güzel eserlerden biri de kendi portresi oldu. bu resimde artık ışıl ışıl renklerden eser kalmamıştı. sanatçı belki de bununla sönen bir hayatı ifade etmek ister. vücut hayal meyal seçilen bir lekeden ibarettir. elleri aydınlatan ışık, donuk ve siliktir. yüz artık bu dünyanın malı değildir.

    1566 yılında, giorgio vasari, gözlerinin feri kaçmış, titrek ihtiyarın son resimlerini gördüğü zaman, o ana kadar yaratılmış sanatın en saf ve en mücerredi ile karşı karşıya bulunduğunu anladı. vasari'nin o esnada keşfettiği şey, geleceğin sanatı için önemliydi. bu resimler uzaktan bakıldıkça değerleniyordu. Şayet vasari, birkaç yüzyıl sonra ortaya çıkacak olan impressionism'den haberdar olsaydı, titian'ın bu cereyanın önderi olduğunu kesin olarak kabul etmek zorunda kalacaktı.

    Ünlü alman şairi ve fikir adamı goethe, titian'ın son resimleri için şöyle demiştir. «sanatçı gençlik çağlarında taştan daha sağlam olarak inşa ettiği eserlerini, son yıllarında sadece birer sembol halinde çizdi. yani önceleri bir kadife kumaşı, en ince teferruatına kadar işlerken, sonradan aynı kadifeyi sadece fikir olarak vermekle yetindi.»

    Sanatçının birbirinden farklı yaratma devreleri, goethe'nin bu sözleri ile ifade edilmiş oluyor. gençliğinde, en yüksek noktasında bulunan rönesans'ın sağlam temellere dayanan iyimser üslubunu iyiden iyiye benimsemişti. delikanlılık çağında yaptığı resimlerde ölçülü bir kompozisyon tekniği, zarif ve şahane figürler, parlak renkler göze çarpar. sonradan avrupa, kilisenin mutlak hakimiyeti altına girince, konularını günün modasına uydurur. Çağdaşları gibi sanatına bu sefer mistik bir hava hakim olmuştur. İç alemi dile getirmeye başları. hayatının son bölümünde ise bu iç alem büsbütün kuvvet kazanır. sanatçı artık şekilci değil, tamamen muhtevacıdır. michelangelo veya rambrandt'ın son eserleri gibi bunlar da insan ruhunun zaman ve çevreye sığmayacak kudrette bir ifadesidir.

    Bir asra yakın uzun bir hayattan sonra 1576 yılında gözlerini hayata umunca, geride bıraktığı eserlerin hepsi de yüzyıllar boyunca bütün tazeliğini muhafaza etmiş ve türlü cereyanları ezip geçtikten sonra dipdiri olarak zamanımıza kadar gelmiştir.

    SALVADOR DALI
    Salvador Domingo Felipe Jacinto Dalí Domenech (1904 - 1989), İspanyolressam. Daha çok Salvador Dalí adı ile tanınır.

    11 Mayıs1904'te İspanya'nın Figueras kentinde doğdu, 23 Ocak1989'da aynı kentte öldü.Sürrealizmin önde gelen temsilcilerindendi.Yaptığı resimler ve çizdiği portreler kendisinin hakkında bir çok spekülasyona yol açmıştır. Genelde resimleri soyut ve hayalci olur.Picasso ile birlikte modern resimin öncülerindendir.

    Salvador Dalí 11 Mayıs 1904'de Figueras'ın (İspanya'nın Kuzeyinde Pirienelere yakın bir kasaba) bir köyünde doğdu. 6 yaşındayken menenjitten ölen erkek kardeşinden 3 sene sonra dünyaya gelmişti. 1973 de şöyle yazacaktı: 'Doğar doğmaz tapınılan bir ölünün ayak izlerinden yürümeye başladım. Beni severken hala onu seviyorlardı aslında. Belki de benden çok onu.. Babamın sevgisinin bu sınırları yaşamımın ilk günlerinde itibaren çok büyük bir yara oldu benim için.' Hasta çocuk; 10 yaşında yaptığı ilk self-portresinin ismiydi. Bir süre sonra ilk resim kursuna başladı. Öğretmeni Juan Núñez iyi bir ressamdı; ondan karakalem çalışmayı öğrendi.

    Daha sonra Catalan (İspanyanın Kuzey doğusunda yaşayan Catalanca adında farklı bir dil konuşan insanlara verilen isim) empresyonist ve realistlerini tanıdı. Daha sonra Kübizm ve Juan Gris'i keşfetti. 20'li yılların başında Madrid San Fernando Akademisine başladı. Ancak anarşist hareketleri nedeniyle okuldan atıldı ve bir süre Girona'da tutuklu kaldı. (1923) Daha sonra tekrar okula kabul edilse bile 1926'da tamamen atıldı. Bunu takip eden yıl Paris'te Picasso'yla tanıştı. 10 yıl sonra Londra'da Stefan Zweig onu Sigmund Freud'a tanıttı. 1923'te Madrid'de Luis Buñuel ve García Lorca ile tanıştı.

    İlk önce İspanya İç Savaşı’ndan daha sonra Dünya Savaşından kaçmak için tüm dünyayı gezdiler. Dali şöyle açıklar düşüncesini: 'Her zaman anarşist ve aynı zamanda da monarşisttim. Her zaman burjuvaziye karşıydım ve hala da öyleyim. Gerçek kültürel devrim monarşist prensiplerin restoresiyle mümkündür.'

    Ama 1934'te beş yıllık aktif bir işbirliğinden sonra artık eski sürrealist arkadaşlarından ayrılmış ve küçük burjuvaya dönüşmekle suçlanır olmuştu. Çünkü politikadan kaçıyordu: 'Beni ne marksizm bir parça bile ilgilendirmiyordu. Politika bir kansere benziyordu.' Newyork'a yerleşti, ama arada sırada geri dönüyordu.

    Örneğin faşistler arkadaşı Garcia Lorca'yı öldürdükten ya da Nazilerin istilasından sonra. Mamafi, Kuzey Amerikalılar tarafından aranılan, sevilen, iyi ücret ödenen biriydi. 1966'da Newyork modern sanatlar müzesinde 1966'de ona bir retrospektif adadılar. Beuborg'daki bir diğer sergi için 1979'a kadar beklemesi gerekti. 3 sene sonra 1982'de Gala öldü. O zamandan sonra nerdeyse resim yapmayı bıraktı. Dali , Gala'nın mezarının olduğu Pubol'e yerleşti ve son eserlerini verdi.

    Pubol Şatosundaki yangından kurtulduktan sonra; 23 Şubat 1989'da Figueras hastanesinde, 84 yaşında öldü. Cesedi ilaçlandı; ve Figueras'daki müzesine hakim olan dev kubbenin altına gömüldü.

    RENE MAGRITTE
    Belçikalı ressam. Gerçeküstücülüğün önde gelen sanatçısı olan Magritte, Delvaux ile birlikte bu akımın Belçikada‘ki en önemli temsilcisidir.1916-1918 arasında aralıklı olarak devam ettiği Brüksel akademisinde simgeci constant Montald ve Gisbert Combaz‘ın öğrencisi oldu. 1919‘da ressam Pierre Louise Floquet‘den fütürüzmi öğrendi.

    1922-1924 arasında Servanckx ile doyut denemelere girişti.Ancak 1922‘de G.de Chirico‘nun yapıtlarını tanıdıktan sonra sanat anlayışını bütünüyle değiştirdi. Yazar arkadaşları Camille Goemans E.L.T. mesens Paul Nouge gibi, oda çeşitli dergilere yazılar yazdı. Dada hareketine ve Fransız gerçek fransız gerçeküstücülerine koşut etkinliklere geçti. 1927-1930 yılları arasında Paris yakınlarında Perreux‘da yaşayan Magritte, Eluard ve Breton ile yakın dostluk kurdu.Sanatçı bütün yapıtlarında yaşamın gizemi ve dünyanın anlamsızlığı üstüne metafizik bir sorgulamaya girişir. Magritte, Eluard‘ın Chants de Maldoror adlı yaptılarınıda resimlemiştir. Mektup ve çeşitli yazıları 1979‘da derlenerek kitap haline getirildi.

    REMBRANDT
    Rembrandt Harmenszoon Van Rijn (1696-1669)
    1606 15 Temmuz'da Leiden'de, dokuz kardeşin sekizincisi olarak doğar.
    1613-1620 Tüm erkek kardeşleri zanaatçi olarak yetiştirilirken, Rembrandt Latince okuluna gönderilir ve daha sonra Leiden Üniversitesi, Felsefe Fakültesine kaydolur.
    1628 İyi eğitim görmüş olan vali sekreteri, Konstantin Huygens, Leiden'a gelir ve Rembrandt'ın sanatı ilgisini çok çeker.

    1631 Rembrandt, Amsterdam'a sanat simsarı Ulyenburgh'un yanına taşınır ve başarılı bir portre ressamı olarak ün yapar. 1631 Hugyens sayesinde, Prens Frederick bir çok resmini satın alır ve Tutku Çemberi'ni ısmarlar. 1634 Ulyenburgh'un yeğeni Saskia van Ulyenburgh ile evlenir. 1635 Rembrandt'ın ilk oğlu doğumundan sadece bir kaç ay sonra ölür.

    1636 Rembrandt egzotik, bilimsel ve tarihsel, hayvan ve bitki objelerinden oluşan ansiklopedik bir koleksiyon başlatır. İleriki yıllarda Saskia'nın bir dizi portresini ve Taverna'daki Savurgan Oğul resmini yapar. 1640 İlk kızları Cornelia, oğulları gibi kısa bir süre sonra ölür. Rembrandt'ın annesi de ölür. 1641 Oğulları Titus doğar.
    1642Gece Bekçisi'ni tamamladıktan kısa bir süre sonra Saskia ölür. Bu olay Rembrandt'ı çok etkiler. Geertge Dircx ve Hendrickje Stoffels onu destlemek amacıyla yanına taşınırlar. En bilinen gravürü olan Gulden Baskısı adlı yapıtı üzerinde çalışır.

    1649 Geertge ona evlenme sözü verip tutmadığını öne sürerek Rembrandt'ı mahkemeye verir. Hendrickje Rembrandt'ı savunur ve Geertge hapis cezasına çarptırılır. 1653 Rembrandt bir çok sipariş almasına rağmen, mali açıdan zorlanır ve bu yüzden borç almaya mecbur kalır. 1656 Rembrandt iflas eder. 1657-1958 Evini ve koleksiyonlarını açık artırma yoluyla satar, ancak borçlarını karşılayacak miktarda para toparlayamaz. Roozengracht'a taşınır ve burada izole bir hayat yaşar.

    1660 Titus ve Hendrickje sanat dükkanlarında Rembrandt'e görev verir. Öğrenci ve çıraklarını çalıştırmaya ve sipariş üzerine resim yapmaya devam eder. 1668 Titus Magdalena van Loo ile evlenir. Magdelena hamile kalır ancak bir kaç ay sonra Titus ölür. 1669 Rembrandt geliniyle yaşar, ilk torunu doğar. Simeon ve İsa Tapınakta adlı resmini bitiremeden, 4 Ekim'de ölür.

    RAFFAELLO SANTI
    Raffaello , (1483-1520) ünlü İtalyan ressam. Rafaello, Raffaello Sanzio, Raffaello Santi, Raffaello de Urbino veya Rafael Sanzio de Urbino gibi isimlerle de anılmıştır.
    İtalya'nın Urbino kentinde 6 Nisan 1483'te doğdu. Raffaello, Rönesans hareketlerini, erken gelişmiş becerikli bir genç olarak görmüş, işe on altı yaşında yaptığı “Havva’nın yaratılışı” ve “Trinite” tabloları ile başlamıştır. Raffaello’in babası olan Giovanni Santi de Urbino da ressamlık yapıyordu. Babası 1494 senesinde ölünce Raffaello, kendi evinde dış etkilerden uzak bir şekilde çalışmalarını sürdürdü. Raffaello’in Urbino’daki

    çalışmalarında Melozzo de Forli, Piero della Francesca ve en çok Pietro Perugino’nun üslûbu görülür. Özellikle, 1503 senesinde tamamladığı “Coronation of Virgin - Taç giyme” tablosunda Perugino’nun etkisi görülür. Bunun en büyük nedeni Floransa'ya gitmeden önce, Perugia'da Pietro Perugino'dan öğrenim görmüş olmasıdır.Perugino'nun bu etkisi altında, 1504 senesinde, çizdiği en son tablo "Kutsal bâkirenin evlenmesi - Marriage of the virgin"dir. Bu resmi ile Perugino’dan üslûp olarak ayrılmaya başlamıştır.

    Raffaello, Floransa’ya gidince kendisini Rönesans’ın içinde buldu. Leonardo da Vinci ve Michelangelo etkisinde kalarak sanatına yenilikler kattı. Floransa’da 1508 senesine kadar yaptığı tabloları “Sistine Madonne” “La Belle Jandinière”, “Madonna of the Chair” ve “Entombmeut”tur.

    Raffaello, Roma’da PapaII. Julius için çalıştı. Roma’ya geldiği zaman, Michelangelo, Julius’un yaptırdığı Sistine kilisesinin süslemesini çiziyordu. Raffaello, burada ilk olarak Papanın kütüphânesini dekore etti. Çizdiği teolojik, felsefî, lirik tablolarında sükûnet; renklerde âhenk; konularda berraklık ve bir bütün ifâde hâkimdir. Raffaello’in yaptığı işlerden biri de kumaş üzerine koyduğu süslemelerle, duvar örtüleri hazırlamasıdır. 1513-1521 seneleri arasında hazırladığı on adet büyük duvar süsleme örtüleri, Sistine kilisesinde kullanılmıştır. 1514 yılında, Papa Leo X'in emri altında da Saint Peter Bazilikasının baş mimarı olarak görev yaptı.

    37. doğum gününde, 6 Nisan 1520'de, Roma'da öldü. Raffaello, Avrupa’da klâsik ressamlığın temelini atmıştır. Michelangelo’dan farklı olarak görünen herşeyi bütün zenginliğiyle tabloya aktarmış, târihî ve Hıristiyanlığa âit dînî konulara sâdık kalmış, pozlara konuşuyormuşcasına ifâde niteliği kazandırmıştı.

    PIERRE-AUGUSTE RENOIR
    Fransız ressamı. 1844‘te paris‘e yerleşmiş bir terzinin oğlu. Daha çocukluğunda Louvre‘a gidiyor ve özellikle heykel salonlarını geziyordu. Onüç yaşında temple sokağında bir porselen süslemecisinin yanına çırak olarak girdi; sonra yelpazeleri resimleyen bir atelyede çalıştı. Büyük bir ustalıkla taklidi resimler yaptı. Ressam olmağa karar verince kazancından arttırdığı paralarla güzel sanatlar okuluna yazıldı. Gleyre‘in atelyesinde Monet, Sisley ve Bazille ile tanıştı. Cezanne Pisarro ve Guillaumin ile dost oldu. Renoir, Manet‘nin çevresinde bir araya gelen ve akademiye karşı olan gençlerin buluştuğu Guerbois kahvesindeki akşam toplantılarına devam ediyordu.

    Auguste Gueno, Renoir‘ın ölümsüzleştirdiği kadın tiplerine uygun düşen bir kaç heykel yaptı. Bu eserlerini Renoir‘ın desenlerini örnek alarak ve sanatçının nezaretinde çalışarak gerçekleştirdi.

    PETER PAUL RUBENS
    Flaman ressamı, siyasi sebeplerle göç etmek zorunda kalmış Anvers‘li bir eşöven‘in oğludur. Çocukluğu siegen ve Köln‘de geçti. Babasının ölümü üzerine Anvers‘e döndü. Eniştesi manzara ressamı Tobias Verhaeght‘in atelyesine girdiği zaman ondört yaşındaydı. İkinci ustası Adam van Noort‘un yanında sağlam bir teknik bilgi edindi; 1590-1600 arasında öğretmeni Otto van Veen ile birlikte geleneksel italya yolculuğuna çıktı. Venedik‘te Tiziano‘nun resmini tanıdı ve kendine hayatı botunca bu sanatçıyı ortak aldı.

    Michelengelo, Raffaello ve Tİntoretto‘nun bir çok motifini hiç çekinmeden resimlerine geçirdi. 1607 Temmuzundan eylülüne kadar Cenovoda portreler yaptı ve şehirdeki binalara hayran oldu.

    Kuzey gerçekçiliği ile epik şiirin kavuşma noktasında olan Rubens‘in sanatı insan yaşayışını bütün biçimleriyle yüceltir.

    Yaptığı bazı nü‘lerde, Rubens, Tiziano‘nun mirasçısı ve Fragonard ile Renoir‘ın da habercisi olarak belirir. Resmin bütün türlerinde eser veren ressam sadece, resim üstünde değil, mimarlık, heykel, gravür ve dekorculuk üstündeki etkisiylede yaşadığı yüzyılın flaman sanatına hakim oldu ve ünü yurdunun sınırlarını aştı.

    PAUL GAUGUIN
    1848 Paul Gauguin Paris'te 7 Haziran’da doğar.1851 Ebeveynleri ile annesinin akrabalarının olduğu Lima, Peru’ya gider. Babası yolculuk sırasında ölür. 1855-64 Annesi ile döner; okul yıllarını Orléans’ta geçirir.1865-71 Ticari gemilerde ve Donanma’da gemicilik yapar; annesi öldükten sonra Donanma’dan ayrılır ve Paris’teki bir bankada çalışır.1873 Danimarkalı Mette Gad ile evlenir.

    1873-79 Sanatla ilgilenmeye başlar; Empresyonist resim koleksiyonu yapar ve Pazar günleri resim yapmaya başlar. 1876 Salonu’nda yapıt sergiler. 1879’da Pisarro ile Pontoise’de çalışır.1880-83 Beşinci, altıncı ve yedinci Empresyonist sergilerine katılır; Cézanne ile tanışır ve ona hayranlık duyar. Bankadaki işini resim yapabilmek için bırakır. 1884-85 Pisarro’nun çalıştığı Rouen’a taşınır; eşinin Copanhagen’daki ailesine katılır, ancak sonra beş çocuğundan biri ile Paris’e döner, ve orada afiş asıcısı olarak kazandıkları ile yaşamaya çalışır.

    1886 İlk Empresyonist sergisine katılır. Emile Bernard’la tanıştığı Pont-Aven, Brötanya’ya ilk kez gider. Van Gogh ile arkadaş olurlar.1887 Martinique’e gider; Panama Kanalı’nda çalışır. Aralık’ta Fransa’ya döner. 1888 Pont Aven’de Emile Bernard ile çalışır. Van Gogh’la Arles’te birlikte çalışırlar, ancak bir süre sonra şiddetli kavgalardan sonra oradan ayrılır.1889-90 Paris Dünya Fuarı’nda “Synthetist” sergisi düzenler. Britanya’da yaşar; 1890 sonunda Tahiti’ye gitmek için Paris’e döner.

    1891 Yolculuğu için para sağlamak için resimlerini açık arttırma ile satışa çıkarır; Paris’ten Nisan’da ayrılır; Papeete’ye Haziran’da varır ve vahşi doğa içerisine yerleşir.
    1893 Hasta ve borç içerisinde Ağustos’ta Fransa’ya döner; amcasından kendisine küçük bir miras kalır. Paris’te bir atölye tutar ve Durand-Ruel’de yapıtlarını sergiler.

    1894 Kopenhag’a kısa ziyaretler, yılın çoğunu Britanya’da geçirir. Bir denizci ile kavgada ayak bileğini kırar. 1895 Tahiti’ye geri dönmeye karar verir. İkinci bir müzayeededen sonra Paris’ten ayrılıp Temmuz’da Papeete’ye varır, ve yine şehir dışında bir yere yerleşir.1896–1897 Tekrarlayan hastalıklar, hastanede kalışlar, artan borçlar; Pahura adlı ondört yaşında bir kız ile birlikte yaşar. 1898 İntihara teşebbüs eder.

    1899 Vollard ile resimlerinin satışı konusunda kontrat yapar. Tekrar hastaneye yatar.
    1901 Markiz Adalarından Dominique Adası’ndaki Atuana’ya taşınır. Pahura onunla gelmeyi reddeder. 1902 Tekrar hastalanır, Fransa’ya dönmeyi düşünür.

    1903 Bir siklon adanın altını üstüne getirir. Dadadaki otoritelerle kavga eder; yazdığı bir şikayet mektubundan dolayı üç ay hapse mahkum olur. 8 Mayıs’ta Atuana’da ölür.

    PAUL CEZANNE
    1839 Paul Cézanne 6 Ocak'ta Aix-en-Provence'da doğdu. Şapkacı olan babası Lous-Auguste Cézanne, 1848 yılında bankacı olmaya karar verdi.1841 Kız kardeşi Marie Cézanne doğdu.1850-52 Katolik bir okul olan Saint-Joseph'e girdi. Henri Gasquet ile arkadaşlık kurdu.1852 College Bourbon'da (şimdi Lycée Mignet) eğitim gördü. Çok başarılı bir öğrenci olup bir çok ödül kazandı. Emile Zola ve Jean-Baptisim Baille (daha sonra astronom ve avukat olan) ile arkadaş oldu.

    1854 Louis-Auguste Cézanne'ın üçüncü ve sonuncu çocuğu olan Rose Honorine Cézanne doğdu.1857 Cézanne Aix'de bünyesinde Musée des Beaux-Arts'ı (Güzel Sanatlar Müzesi) barındıran Ecole Gratuite de Dessin'e (Aix Resim Okulu) kaydoldu.
    1859 Aix'deki Hukuk okuluna başvurdu. Resim okulunda ikincilik ödülü kazandı.

    1860 Cézanne Hukuk okumayı bırakıp sanat hayatına Paris'te devam etmek istedi, ancak öğretmeni Gibert ve babası tarafından bu onaylanmadı. Yakın dostu Emile Zola, onu Paris'te ki Ecole des Beaux-Arts'da (Güzel Sanatlar Akademisi) okuması için onu yüreklendirdi.1861 Tüm engellere rağmen, Cézanne Paris'e gitti. Zola ona Paris'e yerleşmesinde yardımcı oldu, ancak Güzel Sanatlar Akademisi'ne giremeyen Cézanne babasının yanında çalışmak üzere Aix'e geri döndü.

    1862 Aix'deki resim okuluna tekrar kaydoldu. Yıl içinde tekrar Paris'e gitti ve Académie Suisse'e kaydoldu. 1866 Cézanne'ın "Bir Adam'ın Portresi" adlı tablosuyla beraber Manet, Renoir, Guillemet ve Solari gibi ressamların yapıtları Salon jürisi tarafından reddedildi. Cézanne 'Reddedilenler Salonu'nun kurulması için Güzel Sanatlar Bakanı'na mektup yolladı, ancak bu isteği kabul edilmedi.

    1870 Cézanne sevgilisi Hortense Fiquet ile L'Estaque'e gitti. Aix'ta Ecole Gratuite de Dessin'in (Aix Resim Okulu) başkanı seçildi.1872 Hortense Fiquet'ten olan oğlu Paul doğdu.1873 Cézanne, yılı Auvers'de geçirdi ve Pissarro ile beraber çalıştı. 1874 Cézanne üç resmi; "Auvers-sur-Oise'de Asılan Adam'ın Evi', "Modern Olympia" ve "Etüd: Auvers'de Manzara" ile ilk İzlenimciler sergisine katıldı.1877 Üçüncü İzlenimciler sergisi'nde 16 yapıtı ile yer aldı.1979 Salon jurisine başvurmaya karar verdiği için dördüncü İzlenimciler sergisine katılmadı.

    1882 Renoir, Cézanne'ı L'Estaque'de ziyaret etti ve burada beraber çalıştılar. "M.L.A.'nın Portresi" Salon tarafından kabul edildi. Gauguin, Cézanne'ın iki adet tablosunu satın aldı; "L'Estaque'dan Manzara" ve "Ağaçlı Yol". 1886 Cézanne Hortense Fiquet ile evlendi ve böylece oğullarını meşru kıldı. Zola romanı "L'oeuvre" da (Eser) başarısız ressamlar hakkında yazdı. Bu yapıttaki imaya gücenen Cézanne, Zola'yla olan arkadaşlığına son verdi. Babası öldü.

    1890 Cézanne üç resmi; "Manzara Etüdü", "Auvers-sur-Oise'da Bir Kır Evi " ve "Yıkananlar Etüdü" Brüksel'deki Güzel Sanatlar Sarayı'nın 7. Les XX sergisinde sergilendi.1894 Gustave Geffroy'un "Paul Cézanne" adlı makalesini yayınlandı. Monet, Cézanne'ın onuruna, Georges Clemenceau, Rodin, Mirbeau ve Geffroy'nın katıldığı bir resepsiyon düzenledi.

    1895 Rue Laffitte'te olan Vollard'un galerisinde bir çok resmi sergilendi. Pissarro, Renoir, Degas ve Monet Cézanne'ın resimlerinden satın aldı. "Arc Vadisi" ve "Manzara" resimleriyle ilk Société des Amis des Arts de la Ville d'Aix-en-Provence rue Laffitte sergisine katıldı. 1897 25 Ekim'de annesi öldü. Henüz ressamlığı Fransız Müzeleri tarafından tanınmayan Cézanne'ın "Couleuvre at Pontpise'deki Değirmen" adlı resmi Berlin'deki National Gallery'de sergilendi.

    1900 Cézanne'ın yapıtları Bruno ve Paul Cassier galerisinde ilk defa yer aldı.
    1903 Viyana'da ki Secession ve Berlin'de ki 7. Secessionist sergisi'nde Cézanne'ın yapıtları yer aldı.1904 Paris'te Salon d'Automne'da Cézanne'a tüm bir oda ayrıldı. Salon'un kurucu üyelerinden biri olarak kabul edildi. 1905 Londra'da Grafton Galeri'de Boudin, Cézanne, Degas, Manet, Monet, Morisot, Pissarro, Renoir ve Sisley'nin karma bir sergisi oldu.

    1906 Posen'deki Kaiser Friedrich Müzesi'nde Cézanne, Courbet, Van Gogh, Monet, Pissarro, Renoir ve Sisley yer aldığı "Fransız İzlenimci Resimleri Sergisi"ne katıldı. Şeker ve bronşit hastası oldu ve bu yüzden çok acı çekiyordu. Bir gün fırtına sırasında yere yığıldı ve saatlerce yağmur altında kaldı. Bunun sonucunda hastalandı. Onu görebilmek için yola çıkan Paris'te yaşayan karısı ve oğlu geç kalmışlardı. Yaşamının önemli bölümünde münzevi bir yaşamı seçen Cézanne ölüm anında da ailesinden uzak ve yalnızdı. (22 Ekim 1906).





  2. #2
    *Wild*
    valla kirve bence çok orjinal olmuş bu paylaşımın cidden helal olsn sana.



Benzer Konular

  1. Burunda Yabancı Cisimde İlkYardım Nasıl Yapılmalı?
    Konuyu Açan: teoka, Forum: Sağlık.
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 15-Ağu-2013, 23:10
  2. Cevap: 2
    Son Mesaj : 30-Kas-2012, 11:02
  3. Cevap: 1
    Son Mesaj : 05-May-2012, 14:05
  4. Bizimle evimizi paylaşan yabancı
    Konuyu Açan: aresxxx, Forum: Yaşadığınız Doğaüstü Olayları Paylaşın.
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 30-Ara-2007, 23:27
Sitemiz kişiler arası iletişimi sağlayan bir servis sağlayıcıdır. Kişilerin yazdıkları kendi sorumluluklarındadır.
Hukuki gerekçeler ile kaldırılması talep edilen içerikler için lütfen iletişim linkini kullanınız.

Sitemizdeki yazılar telif hakları ile korunmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz ©estanbul.com