tesekkurler hepside cok anlamli...
bakma bana öyle,
yalnız değilim ki benn!
4 kişiyim, bilmiyor musun sen?
1, ben..
2, içimdeki..
3, aynadaki..
4, kalbimdeki..
Beni geç, içimdeki zaten deli,
Kır aynadakini..
Ya kalbimdeki ?![]()
Bu benim ilk üzüntüm, alıp başını giden Arayıp soran ama, hayırlı evlat gibi
~İ.Tenekeci~
Ey Benim İkbalimin Ebedine Saklı Yazgım .! Rûzi Ezel’den Halvetime Mana Ettiğim .. Bil ki ; Ben Bir Sana Aldandım.Bir Sana Yandım ! ! '
'Kâh-roman''İçimdeki Sen Payı Kapatıyorum gözlerimi, sen. Açsam gideceksin. Uykuya dalsam, Rüyama gelmeyeceksin… Ne uyuyabiliyorum Ne uyanık kalabiliyorum Eğer yaşamaksa bu Gözüm kapalı Yaşayıp gidiyorum. Mass-Mavi
![]()
Sensizliğin içindeki “ hiçliğime” Varlığının anlamı kat….
Geleceğimin bozkır topraklarında “ Elif ” tazeliğinde bir “ umut ” tanesi ol..
alıntıdır
--- Sonraki mesaj ---![]()
![]()
tesekkurler hepside cok anlamli...
Keşke yürek acımasa her ayrılıktan sonra,
kanamasa her ayrılıkta!
Gözyaşları akmasa ve durabilse insan yüce dağlar gibi.
Hayatın kahpeliğini anladığı her dem!
Hiç üzülmese hiç acı çekmese.
Hiç buğulanmasa gözler, hiç sevmese insan.
Akmasa gözlerden yaş yerine kan.
Ama hayat bu! Ne acısız oluyor, ne sevgisiz.
Ne de kanayan yüreksiz!
O seni düşünmek yok mu
Geceler dolusu seni düşünmek
Sarılmak karanlıklara sen diye
Sen diye kucaklamak yorganı okşamak, öpmek
O seni beklemek yok mu
Her gün sabahlara dek uykusuz beklemek
Ahh, ayak sesleri, kapı gıcırtıları bilemezsin
Bir defa yaşamaktır o, bin defa ölmek
alıntıdır
Karşımdasın işte...
Karşımdasın işte...
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi...
Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.
Demiştim sana hatırlarsan:
“Önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil,
‘zamanla bırakmamak’tir..”
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır
Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...
-N.Hikmet Ran-
--- Sonraki mesaj ---
Bana harflerden ve kelimelerden arınarak "gel"... Kalıplardan kurtul, kâlbinle "gel"... Kâlinden sıyrıl, hâlinle "gel"... İster bu âşk'ın 'Sen' hâli ister 'Ben' hâli olsun... "Gel"diğin zaman; ne 'Sen' ne de 'Ben' olmayacağız burada... O hâlde sadece "gel"...İster 'Sen'inle "gel"... İster 'Sen'siz... Yeter ki "gel".....Hz.MEVLANA
"Derdimi seviyorum. Biliyorum ki derdimi veren de beni seviyor. Seven, sevdiğinin nazını ölçüyor.. Sevilen çekmesin de neylesin.."
Aşk..!
Can fısıltılarımın yankı bulmasıydı
S/onsuzluğa ait bir yürekte..!
![]()
Fermanı olmayan dermanı istemez gönlüm..!
Sende kalsın, benim bana hiç ait olmamış ömrüm...
Sen, sen hiç gelme..!
![]()
Hüzün ki en çok yakışandır âşıklara.
Yandık, yakıldık; ama hüzünden yana asla yakınmadık.
Ne de olsa biz mahzun bir Peygamberin ümmeti değil miyiz?
Hüzün taze tutar aşk yarasını.
Yaramdan da hoşum, yârimden de…
[Şems - i Tebrizi ]
Sözlerim kâfi değil has sesine, ferasetine,
Alıştı şu yüreğim hasretine, esaretine...
...Hadi, bir sen dol içime, bir de hüzün,
Ah'ı öğretir özüme yüzün...
Kadim Dolunay
Bakmayın öyle sekiz harf, üç hece, tek kelime olduğuna...
Ne anlamlar barındırır içinde ve ne zor bir kelimedir...
Hem söyleyen hemde söyleten için,
Bekleyen bekler, bekleten bekler...
Ama hep üzüyorsun beni
Kırıyor,onarıyor bir daha kırıyorsun
Ağlatıyor,siliyorsun gözyaşlarımı
Yeniden akıtıyorsun
Bir güldürüyor,bir sevindiriyor
Sanki parmağında oynatıyorsun
Delirtiyor,çıldırtıyor
Sonra sakinleştiriyorsun.
Karar ver artık
Ne etmeye çalışıyorsun
Çok ama çok
Kızasım var sana ey kalbim...!
alıntıdır
--- Sonraki mesaj ---
Gözler Ahh O Gözler...
Hepsinde, ayrı bir tat, ayrı bir mana...
Ne yürekler yakar
Ne canlar yanar onun uğruna...
Rengarenktirler...
Renk cümbüşü içinde hepsi birer pırlanta...
Ela, siyah, kahve, mavi, menekşe, yeşil...
Hepsinde ayrı bir tat, ayrı bir lezzet var...
Aslında doğadır onlar
Doğanın tüm renkleri gözlerin gizeminde...
Ela ise gözlerin; Şarkı olursun dillerde
Bestelere güfte
Sevdalı gönüllerde namesindir...
Siyah ise; Zeytinisindir
Dallarından sarkan sabah öğünü gibi
Yutasın gelir bir çiğneyişte...
Kahve ise; Toprağısındır sevgilinin
Sanki ana vatanı gibi, tüten ocağısındır...
Mavi ise; Deniz olur, gök olursun
Denizim gözlüm, gök bakışlım
Mavişim diyen seslenişlerini duyarsın sevgilinin...
Menekşe ise; Adı üstünde menekşe
En güzel çiçeğisindir onun
Mor gecelerini aydınlatan ışığısındır...
Yeşil ise gözlerin; Doğası olursun baharında
Yemyeşil fidanı, dalında yaprağısındır...
Kısacası gözlerimiz;
Dünya güzelliğini bize yansıtan,
Doğa harikası bir kamera...
Buna karşılık renklerimiz de
Doğanın gözlerimize sunduğu,
Bir armağanı olmalı...
Anlaşmalı iki sponsor gibi
Gözler ve Doğa
Doğa ve Gözler
Harika birer ikili
Var oluşlarından bu yana
Sanki iki dost, iki sevgili...
Hüzün ki en çok yakışandır âşıklara.
Yandık, yakıldık; ama hüzünden yana asla yakınmadık.
Ne de olsa biz mahzun bir Peygamberin ümmeti değil miyiz?
Hüzün taze tutar aşk yarasını.
Yaramdan da hoşum, yârimden de…
[Şems - i Tebrizi ]
Acıyı bal eylemiş bir yarin vardıda ondan hoşnutluğun Şems'im.
Boşuna Yusuf gibi kör kuyulara atılmadın,boşuna o başını vermedin HAMUŞ'unun uğruna.
Ortada yar vardı,yaren vardı uğruna ölünecek AŞK vardı.
Tşk.Ayışığı.
Feda Olsun !
Arefe Denilen Gündeyim, Kutlu Bir Sabah'ın Eşiğinde, İbrahim'in Tereddüt Etmediği AŞK'a Aşina ve Sevdalıyım .. Yarâb Ben Aciz Bir Kulum ve Kurban Edecek Bir İsmail'im Yok . Lakin Uğruna Kendimi Yakacak Ellerim, Gözlerim , Yüreğim Var ! Sen Sayki Kurân İçin, Sen Sayki Medine İçin , Sen Sayki Kudüs İçin, Sen Sayki Resul İçin Sen Sayki Senin İçin Feda Olsun Feda Olsun Feda Olsun ..
Mass-Mavi / Kâhroman AŞK Müezzini
Elbette onların ne etleri, ne de kanları Allah'a ulaşmaz. Ancak O'na sizin takvanız ulaşacaktır. | Hacc Suresi 37. Ayet |
Aşk Azze ve Celle
Vuslat’ı Yâr Bildim Ömrüme
Aşk'ı çok kişiden duydum Ama sadece birine inandım AŞK azze ve celle
Mass-Mavi / Kâhroman
Sana İncindiğim Kadar Dökülsem’de Ey AŞK,
Bilki Ben Ne Mecnun’un Leyla’sından Nede Züleyha’nın İffetinden Bildim Seni,
Ne Vazgeçişleri Ara’f Edindim Yüreğime Nede Vuslat’ı Yâr Bildim Ömrüme,
Ben AŞK’ı ”Muhammed Mustafa”dan Miras Edindim.. Baki’ydi Emir,HAK DİN İSLAM..
Hak Edindiğimdi Yâr’e KIYAM..
”Kâh-roman” Mass-Mavi
KüL…
KüL…
iki kelime, iki isim, yarısı benim, yarısı sensin...
izleri avuçlarımda kalmış el yazımda gizlimsin…
vazgeçilmezim, kinim, nefretim, serzenişimsin……
renkleri yeşiliyle donatılmış en güzel fotoğrafımsın,
işte şimdi canlanacak gibi! baktıkça doyamadığımsın
zihnimi esir eden, aklımı bulandıranımsın……
saniye saniye yok oluşumda, geçmek bilmeyen zamanımsın
gelmeyeceğine inat bekleyişim, hep sende kalışımsın…
sabahı zor edişim, akşamın hüznüne sarılışımsın……
seni unutmaya dair sözlerimdeki tutarsızlığımsın…
dayanamayışım, sana karşı dik duramayışımsın…
her deneyişimde, sımsıkı yeniden bağlanmışlığımsın……
doğruyu bilmeyişim, yanlışı hiç görmeyişimsin…
günahımın koyusu, sevabımın billur rengisin…
mümkünü olmayan kaderi kabullenmeyişimsin……
bir gül, bir kor ve bir kül olan yangınımdasın…
yokluğunla yok, varlığınla kül oluşumdasın…
ateşi, canımı yakan aşkın sahibi… bilesin!
Hep soL yanımDasın…
alıntıdır
Derdimi seviyorum. Biliyorum ki derdimi veren de beni seviyor.![]()
Ne mutlu arızayım diyene!
Ayrıca güzel olduğum kadar küstahım da!
![]()
"Züleyha kendi kalbine baktığında, Yusuf'u neden sevdiğini ve Yusuf'u nasıl sevdiğini merak etti ilk kez.
Perdeler kalktı kalbinin üstünden.
Işık.
Yusuf seni sevdiysem, dedi züleyha, hükümdarın tahtına hükümdardan başkası oturamayacağından.
Şehzade için saklanan giysiler ancak şehzadenin bedenine uyacağından.
Padişahların ülkeler fethettiği görülmüştür de, kölelerin ülkeler fethettiğine bir Yusufta tanık olmuşunuzdur.
Görüyorsun ya Yusuf,seni sevdiysem yazgım bana yapacak başka bir şey bırakmamış olduğundan.
Senin güzelliğin gibi benim de muhabbetimin nedeni olmadığından.
Seni sevdiysem, seni her görmemde ikinci kez görmediğimden.
Her görmemde seni yenidenmiş gibi değil,yeniden gördüğümden.
Odama her girişinde ilk kez girdiğinden.
Kendi kendine bile tekrarlanmadığından sen.
Sevdim seni, seni sevdiysem, bir eşikten geçtiğimdendir.
Bir kentin içine düştüğümden ve bir kenti içime düşürdüğümden.
Ben ki tüm savaşlarımda hem kumandan hem neferdim.
Ürkektim, delişmenliğim korkunun rengindeydi.
Bu yüzden seni sevdim.
Ellerim toprağın derinliklerinden çıkarılmış çok asırlık bir tütsü kabına aniden değiverdi, gözyaşı şişesi kırıldı birden, başkalarının olan onca acı kalbime giriverdi.
Yusuf ben seni, sevmiş ve sevecek bütün kalplerin sırrına ortak olarak sevdim.
Ve biliyor musun ki, seni sevdiysem, bütün ruhların yaratıldığı ve henüz ruhlara cesetlerinin biçilmediği o mecliste senin yanında yer almış olduğumu hatıramda taşıyor olduğumdandır bu.
Bunca kolay terk ediyorsam varlığımı senin varlığına o şimşek parıltısı anın anısını gözbebeklerimde sakladığımdandır.
Bu kadar tanıdık buluyorsam kalbimi kalbine, bu kadar tanıdık ses veriyorsa kalbim kalbine, o ezeli uğultuyu hala kulaklarımda taşıdığımdandır.
Seni bu kez hatırladıysam Yusuf, o kez unuttuğumdandır.
Seni sevdiysem hatıram olduğundandır...
Bilmediğim bir şeyi hatırlamam zor, unuttuğum bir şeyi hatırlamamsa kolaydır benim.
Bu yüzden ey benim kentimin sokaklarında gezinen baharat tüccarı, ey beni unutmuş olan büyücü, senin için hazırladığım simyanın karışımı ilk günün hatırasındandır.
Beni hatırla.
Hatırla ki senin hatırlaman da benim hatırlamam kadar kolaydır.
Yusuf, dedi Zülyha,seni sevişim ilk anda hem kendi başımı verdiğim hem senin başını götürdüğüm bir ihtilal olacak.
Ama yazgı, kanı ihlal edilmiş bu ihtilali bozacak ve herşey güzel olacak.Zaman geçsin, herşey sonra olacak.
Çok yakında bir bela örtüsü örülecek üzerine senin.Ama aşkın hülasası, çok geçmeden varlığın nizamında anlam kendisini bulacak..."
| Nazan Bekiroğlu - Yusuf ile Züleyhâ...