Sen de vefâsız çıktın, sen de hayırsız çıktın, sen de vicdansız çıktın, adın batsın demiş şâir. ßelki de doğru söylemiş, kimbilir? Hiç böyle şeyleri telâffuz etmesem de belki de yüreğimden geçirmiyor da değilimdir. Kendimden bile sakınıp, gözlerimi bile değdirmeye kıyamadığım, sevgimle ürkütmediğim nâif yüreğe. Az gelmek isterken bile çok mu geliyorum anlamıyorum. Ama değişmeyen bir şey var, hep inanıyorum. ßile bile. Çünkü inanmak istiyorum. Artık kötü olmasın istiyorum yürekler, artık yalan olmasın istiyorum niyetler ve gerçek olsun dile gelen, kalpten geçen tüm dilekler. Ama ve yine yanılmalar bana düşüyor her nasılsa. Yalanlar, aynılar, birbirlerinin kopyası gibi insanlar. Aldatmayla ve küçük oyunlarla mutlu oluyorlar. Çünkü sığlar. Hiç bir zaman anlamayacaklar gerçek bir kalbin taşıyabileceği duyguları. Ve hep o sığ sularında devinip duracaklar. ßunu başarı sanacak ekseri de o kukumavlar. Neden? Aklıma takılan hep bu soru işte. Neden? İnsan niçin bu kadar külfete girer? Neden kolay yol varken zoru seçer ve kötü olmak için çaba sarfeder anlayabilmiş değilim. Hayat yalan değil, onu yalan yapan bizleriz. Hayat kötü değil. Onu kötü yapan da bizleriz. Ve sonra ona kötü söz söylemeye eğilimliyiz. ßiz yokken nasıldı Dünyâ ona bakmak lâzım bir. Ve sonra. ßiz geldik ve mâsum olan her şeyi yok ettik. En çok da içimizdekileri. İnsanlara şekil vermeye çalıştık, robotlaştırdık, yıldırdık, bezdirdik ve sindirdik. ßu muydu istediğimiz? Sanmıyorum. Zora gelince hep kaçtık. İnsan gibi davranmayı beceremedik. ßu sebeple insan gibi davranış görmeyi beklememeyi de öğrendik. Ne yaptıysak onu bulduk kısaca. Aynaya bağırdık, kızdık, yumrukladık, arkamızı dönüp gittik ve hep aksimizi izledik...
Amarushaya...


Alıntı ile Cevapla