“-Soru: Hocam, zafiyet nedir? Her insanın zaafı olur diyorlar; doğru mudur?

-Cevap: İnsanın zafiyeti insanın güçsüz yönleridir. Hani bir zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür denir ya. İhtiyaç halkalarından örülü bir zincir gibi yaşayan insan da, halkalarının gücü oranında güçlüdür. Zaafları en az insanlar, en kamil insanlardır. Zaafsızlık, özgürlüktür.

Zaaf yaşamak için başkasına muhtaç hissettiğimiz, bağımlı bulunduğumuz alandır. Hangi alanda ne kadar bağımlı hissediyorsak o kadar zaaflıyızdır, kullanılmaya, sürüklenmeye, etkilenmeye yatkınızdır. İnsan zaaf noktalarından çekilip ele geçirilebilir, esir edilebilir, köleleştirilebilir.

Bir kuşun zaafı midesidir ve ona dane ikram ederek tuzağa düşürebilirsiniz. İhtiyacı olmayan bir kuşu hiçbir ihtiyaç üzerinden tuzağa düşüremezsiniz.

İnsan da sağlıklı, güvenli, huzurlu bir bilinçle yaşayabilmek için bazı ihtiyaçlara sahiptir. Bazımız olabildiğince özgürüz, hırslı değiliz, güvenli hissederiz, tevekkülü biliriz ve yoksunluk korkusuyla ona buna yönelmek zorunda hissetmeyiz.

Düşünün ki herkes değerli/onurlu/anlamlı bir varlık olmak ister. Bir insan değerini başarısına bağlamışsa, başarılıysam değerliyim’ diye inanır. Başarmak için hırs gösterir, çalışmaya, başarıya adeta tapar. Bu zaaf üzerinden hayatının dengesini yitirir.

Değerini takdire-sevilmeye bağlayan diğeri şöyle düşünür: ‘Övülüyorsam-seviliyorsam değerliyim.’ Bu inancı ne kadar derinse, övgü ve sevilme ihtiyacı o kadar yoğundur. Bu yüzden de bütün hayatını çevresinden övgü ve sevgi edinmeye odaklar. Övülebilmek uğrunda adeta canını feda eder. Birisi beni sevsin/övsün düşüncesiyle çevresine adeta kul/köle gibi davranır.

Bir başkasının zafiyeti dünya sevgisiyle, ölüm korkusuyla, şehvetiyle, mal, mülk, makam sevgisiyle ilişkili olabilir. Yoksunluğuna düşmekten korktuğunuz veya muhtaç hissettiğiniz ne varsa zayıf halkanız odur. Ne kadar muhtaç veya yoksun hissediyorsanız o halka o kadar zayıftır. Her zayıf halkanızı karşılama iddiasıyla bir tuzağa düşebilirsiniz.

En güçlü insan en az zaafı bulanın insandır. Sevilmekten hoşlanır; ama sevilmezse de hiç önemsemez. Bir eşi olsa diye düşünebilir; ama eşsiz de yeterince mutludur. Paradan hoşlanır; ama parasız da huzurlu olabilir. Beraberlikten hoşlanır; ama hayattan yalnız da zevk alabilir. Yaşamaktan hoşlanır; ama ölüme de hazırdır. Böyle bir insan olmak için kendimizi kalabalığı taklitten kurtarmamız ve kalbimizi eğitmemiz gerekir.”

Dr. Muhammed Bozdağ