ZAMAN
Zaman; yaratıldığından beri, içinde, varlıkların oluşum ve gelişim süresini tamamladığı bir kavram. Yıllarca bekledik zamanı. Sessiz seslerdik zaman içinde. Bediüzzaman Said Nursi, Süleyman Hilmi Tunahan, Eşref Edip, Necip Fazıl Kısakürek, Osman Yüksel Serdengeçti, M. Fethullah Gülen ve Hekimoğlu İsmail gibi daha niceleri, zaman içinde zaman’ın hazırlayıcılarıydı. Onlar, bizi bugünkü zaman’a hazırlayan, Hoca Efendi ve üstadlardı. Onlardan bazılarını tanıdım.
Kayıtlarda, 1935 yılında doğduğum yazılı. Yani ben de Cumhuriyet çocuğuydum. Gül gibi cumhuriyetin gülünü göstermediler. Gülün ağacıyla başımıza vurdular. Dikenleriyle canımızı yaktılar. Ezanımızı, Kuran’ımızı elimizden aldılar. Mukaddeslerimizden ayırdılar. Meyhaneleri, kumarhaneleri, umumhaneleri açtılar bizden sermaye beklediler.
Çalıp oynamayı serbest bıraktılar. Ta ki kolay idare edilebilelim. Cehaleti, idamlıkların gömleği gibi sırtımıza giydirdiler. Din, diyanet, ahlak öğretmediler. Ahlakı hapis ettiler, ahlaksızlığı serbest bıraktılar. Kitapsız bir devrin insanlarıydık. Kitap nedir, âlim nedir, ilim nedir? Bunlardan habersiz büyüdük. 1950’ye kadar lay lay lom havasında yaşadık.
Geçmişte zamanı bize haram edenler yüzünden zamanın kahramanlarını tanıyamadım. 1960 larda Hekimoğlu İsmail ile karşılaştım. Onun yanında insanlığımı öğrendim. Onun yanında yetiştim. Onunla yaptığım çalışmalarda hayatım manalandı, istikamet buldum, kimliğimi kazandım. Şahsıma ve milletime faydalı olmaya çalıştım. Bugünkü zaman’a gözyaşlarımla su taşıdım.
İhtihat, Yeni İstiklal, Babı Âlide Sabah, Bugün, Yeni Asya gibi gazeteler çıkartılmıştı. Bunların hepsi zaman’ın oluşumuna katkı sağladı. Hekimoğlu önderliğinde, İçinde; Allah, peygamber, hak, hakikat yazılı gazetelerin iade nüshalarını, 40 bin köye PTT. Yoluyla göndermeye çalıştık.
Kitapsız büyüyen benim gibi bir insan; Cağaloğlu’nda, kitaplar arasında mekik dokumaya başladı. Hekimoğlu ile kurduğumuz Türdav Basım Yayım şirketinde kitaplar bastırdık. Neşriyatla millete hizmet ettik. Ve 1986 yılında zaman, bir Zaman doğurdu. Silahlar, yerini kaleme bırakmıştı. Ekonomi ve kalem dünyaya şekil veren güç durumundaydı. O bakımdan zaman’a ihtiyacımız vardı.
Sessiz çoğunluğun sesi hapishanelere atılmıştı. İmansız bir nesil olarak yetişmiştik. İmanımızı anlatan, bize insanlığımızı kazandıracak her türlü kitap ve neşriyatın yasak edildiği bir zaman diliminde yaşamıştık. Boş durmadık. İman ve insani değerlerimizi tamamlayıcı kitaplar okuduk, neşriyatı takip ettik. Ev sohbetleriyle, eğitim ve öğrenimimizi tamamlamaya çalıştık. Zamanı değerlendirdik. Böylece, yüreklerimizde filizlenen bir Zaman ortaya çıktı. O, Zaman Türkiye topraklarına dikildi. Zaman’ın kıymetini bilenler, su taşıdı büyüttüler. Büyüyen Zaman Türkiye’yi aştı, dünyanın pek çok yerine ulaştı.
Şimdi zamanın gölgesinde serinleyen millet, istikbal parlaklığını düşünüyor. Zaman, milletin okulu oldu. Zaman, milletin eğitim alanı oldu. Zaman, milletin laboratuvarı oldu. Zaman’la millet ilerledi, yorgunluğunu giderdi. Zaman’la millet dünya arenasında söz sahibi oldu. Zaman’ın kahramanlarını alkışlıyorum. Zaman’ı kalemleriyle güçlendirenleri tebrik ediyorum. Zaman’ın kıymetini bilen ve değerlerinden istifade eden herkesi kutluyorum.
Zaman, milleti daha ileriye taşıyacak olgular üretecek, Türkiye’ye, hatta dünyaya ışık tutacaktır İnşallah! Herkesin zaman içinde, sağlıklı, mutlu ve başarılı kalması dileğiyle
27. 01. 2012
Durmuş Göktekin