Aşık Olunca Vücudumuzda Neler Değişir?

aşk-ve-birliktelik11Aşkın sadece bir duygudan ibaret olduğunu zannediyorsanız yanılıyorsunuz. ”Ya ne olacaktı? Seversin, karşılıklı aşık olursun, aklın başından gider o kadar” diyenlere bilim adamlarının uzunca bir cevabı var. Aşık bir insanla aşık olmayan bir insanın vücut değerleri ve kalpten beyne bir çok organdaki çalışma sistemleri farklılıklar gösteriyor. Aşık olunca insanın psikolojisi etkilenir, ayakları yerden kesilir, kalbi hızlı hızlı atar ve sürekli olarak heyecan yaşar. Bunları başından aşk geçmiş herkes bilir zaten. Ancak diğer organlarınızda ve vücudunuzdaki sistematik işleyişte meydana gelen değişiklikleri öğrendiğinizde çok şaşıracaksınız.

Bilim adamlarının yaptığı araştırmalara göre işte aşık insanda meydana gelen değişiklikler…

Her aşk ve aşık bu evreleri yaşar.

—Tutku pasif bir olgudur ve karşınızdaki tabiri caizse deli gibi arzulamaktır.

—Çekicilik ise bir tür gözleri kör eden etkidir. Birinin çekim alanına girdiğinizde ya da romantizm sizi esir aldığında genelde mantıklı düşünemezsiniz. “Aşkın gözü kördür “ deyiminin aslında ne kadar doğru olduğunun farkına varırsınız. Etkilendiğiniz kişinin bazı özelliklerine odaklanır ve onu istemekten kendinizi alamazsınız. Bu safha ise tamamen biyolojik yapımızla alakalıdır.

—Bağlılık ise aşkın bir sürece girmiş halidir. Aşkın büyüsünden yavaş yavaş gerçekliğine doğru adım attığınız evredir. Bu safhada problemler yaşanabilir ve ancak güçlü ilişkiler ayakta kalmayı başarır.

Aşkla ilgili ilginç bilgiler…

• MRI görüntüleme sistemiyle aşkın beynin “ödül merkezi” olarak bilinen bölgesinde hareketlere neden olduğu bulunmuştur. Aynı bölge uyuşturucu bağımlılığı söz konusu olduğunda da etkilenmektedir.

• Aşkın ilk evrelerinde beynin seks güdüsü ve bağlılık gibi bölgeleri aktif hale gelir.

• Aşık olduğunuzda kandaki serotonin seviyesi düşer. Aynı etki obsesif-kompulsif bozukluklarda da görülmüştür.

Yani aşık olduğumuzda beynimizde neler oluyor ?

Aşk, uyuşturucu bağımlılığı, obsesif-kompulsif bozukluklar ve diğer bilişsel sorunların meydana geldiği bölgelerdeki moleküllerin etkileşimi sonucunda meydana gelir.

“Aşk kimyasalı” olarak bilinen Dopamin beyinde mutluluk hissi yaratmaya başlıyor. Yüksek miktarlardaki dopamin aynı zamanda noradrenalin denilen ve dikkati, kısa süreli hafızayı, hiperaktiviteyi, uykusuzluğu ve hedef amaçlı davranışları tetikliyor. Yani aşk evresindeki çiftlerin gözü birbirlerinden başka hiçbir şey görmüyor.

Noradrenalin, adrenaline benzer bir kimyasal ve kalbin hızlı atışı ile heyecanı körüklüyor. İnsan vücudu sadece belli bir durum ortaya çıktığında bu kimyasalları salgılıyor ve erkeklerdeki miktar kadınlara göre çok daha fazla. Çünkü erkeklerin beyni daha çok görsel odaklı çalışıyor.

Aşırı dikkat ve idealleştirme sürecinin diğer bir açıklaması ise London College Üniversitesi tarafından yapıldı. Araştırmacılar aşık olan kişilerde serotonin miktarının azaldığını ve aynı zamanda diğerlerini değerlendirmemizi sağlayan sinirsel devrelerin de baskılandığını belirtti.

Balayı dönüşü…

Bazı bilim adamları 18 aydan 4 yıla kadar değişen bir sürecin ardından, insan vücudunun bu kimyasallara alıştığını savunuyor. Aşk kimyasallarına karşı bir bağışıklık kazanıldığında ise tutkulu romantizm yavaşça etkisini kaybediyor. İlişkinin bu aşamasında beyniniz endorfin üretiyor ve endorfin daha çok morfin gibi uyuşturucu bir etki yaratıyor. Salgılanan endorfin ya bağlılığı artırıyor ya da memnun olunmayan durumlar olduğu takdirde aşkın bitmesine zemin hazırlıyor. Bu dönem evliliklerin biteceği ya da devam edeceğini belirleyen bir evre. Bilim adamları bu nedenle boşanmaların evlendikten sonra 4. yılda daha fazla görüldüğünü savunuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here