Evliliğin 10 Düşmanı

İnsanlar mutlu ve sağlıklı ilişkilerinin olduğu bir evlilik hayal ederek hayatlarını birleştirirler. Ama tabi her zaman, her evlilik yolunda gidecek diye bir kural yok. Evliliğin yönü hayal edilmeyen tarafa doğru gitmeye başlar. Hayal kırıklıkları yaşanır.

Her çift, evliliklerinde çeşitli sorunlar yaşayabilir. Bu sorunlarını aşabilenler, evliliklerini de ayakta tutmayı başarırlar. Ama sorunlar aşılmayacak boyuta gelmiş ise kurtarmak için yapabilecek pek fazla bir şey kalmaz. Çünkü, her sorun oluştuğunda bir şeyleri düzeltmeye çalışmak çiftleri yorar. Birbirlerine karşı daha anlayışsız davranmaya başlar.

Bir genelleme ile, her evliliği sınava tutan 10 düşman problem vardır. Bazı evliliklerde hepsi yaşanırken, bazı evliliklerde bir kısmı yaşanır. Ama ne olursa olsun, bir şekilde oluşabilecek olan bu 10 sorundan çiftlerin uzak durması gerekir.

İşte evliliklere zarar veren on problem…

1- Kaynana Sorunu; Çiftlerin evlilik hayatlarını zannettiklerinden de daha fazla etkileyen en önemli sorun gelin-kaynana sorunudur. Araştırmalara göre ülkemizde psikolojik destek amacıyla başvuran kadınların %70 gibi büyük bir oranı gelin-kaynana çatışması nedeniyle başvuruyor. Gelin-kaynana anlaşmazlığının temelinde tabi ki önyargı yatıyor. Sanki böyle bir kural varmış gibi, daha evlilik müessesesi oluşturulmadan, anlaşmazlığın inşasına başlanıyor. Kadınların yaptığı hataların başında, kaynanaları ile sözlü münakaşa yapmak, irtibatı azaltmak ya da kesmek, ona düşman olmak ve en kötüsü de eşe bu konuda baskı yapmak geliyor. Fakat bunların hiç biri çözüm olmuyor, aksine, kayınvalideyi tanıyıp doğru adımlar atmak, çiftin sağlığından olmaması, birbirlerinden nefret etmemesi ve evliliklerini bitme noktasına kadar getirmemesi için yapılması gereken en doğru davranış gibi görünüyor.

2- Heyecanın Bitmesine Seyirci Kalmak; Evliliğin üzerine yıllar eklendikçe çiftler arasında heyecan bitmeye başlar. Çiftlerin yapacakları en doğru davranış, aralarındaki heyecanın bitmemesi için ellerinden geleni yapmaları. Çok büyük aşk yaşanarak bile kurulsa, evlilikler bir süre sonra monotonlaşmaya başlar. Aşkın, cinselliğin yerini, cinsel isteksizlik ve durgunluk almaya başlar ve bu durum, evliliği sona erdiren sebepler arasında üst sıralarda yer alıyor. Çiftlerin yaptığı en büyük hata ise, bu durumu kabullenmeleri. Oysa evliliklerinin heyecanını tekrar geri getirmenin yollarını aramaları gerekir. Huzuru kaybetmemek için karşılıklı olarak çaba harcamaları, evliliği küçük sürprizlerle süslemeleri, birbirlerine daha çok zaman ayırmaları gerekir.  Ayrıca sevginin bir ateş olduğunu, ateşin sönmemesi için sürekli beslenmesi yani ilgilenilmesi gerektiğini, aksi takdirde ateşin külleneceğini ve küllenen ateşin alevlenmesinin çok zor olduğunu hiç unutmamak gerekiyor.

3- Boşanma ve Ayrılma Sözleri Ağıza Sakız yapılmamalıdır; Her sorunun, her tartışmanın içinde ”bitti ayrılıyoruz” ”senden boşanıyorum” gibi sözleri sarfetmek büyük hatadır ve evliliği bitiren sebeplerden bir tanesidir. Yani boşanma lafının ağıza sakız gibi dolanması, peşinden boşanmayı getirebilir. Boşanma kelimesinin sık kullanılması, bir gereklilik  halini alabilir. Çünkü sık tekrarlanan bir kelime bilinç altında yer edebilir. Bu nedenle çiftin enerjisini ilişkiyi bitirmek yerine sorunun üstesinden gelebilmek adına kullanmalarında fayda var.

4- Şiddete Terapi Şart; Şiddet göstermek bir insan hakkı ihlalidir ve sözün bittiği yerdir. Şiddet, kadının kendisine ve onuruna yapılmış bir saldırıdır ve mahkemelere en çok sunulan boşanma sebepleri arasındadır. Direk boşanma sebebi olan şiddeti önleyebilmek için çiftin bir evlilik terapistine giderek yardım alması tavsiye edilmektedir.

5- İnatlaşmak Konusunda İnat Etmemek Gerekir; İnatlaşma, kişinin bu yöntemle karşısındaki üzerinde kendi hakimiyetini kurma çabasıdır. Sürekli karşılıklı olarak inatlaşılan bir evlilik, çiftlerin birbirlerinden soğumasına neden olur. Peşinden ilgisizlik gelir. Bu durum ise, çiftler arasında sık sık savaş yaşanmasına ve evliliğin boşanmaya doğru gitmesine neden olur. Oysaki evliliklerde zaman zaman kadının zaman zaman ise erkeğin sözü geçmelidir.

6- Dozunda Kıskançlık Evliliğe Mutluluk Getirir; Evliliklerde kıskanmak ve kıskanılmak güzel bir duygudur. Ama dozunda olursa…Dozunda kıskançlık evliliklere mutluluk katar. Ancak kıskançlığın boyutu, çiftlerin birbirlerini kısıtlamasına kadar uzanırsa sorun ve huzursuzluk getirir. Sürekli kuşkulanılan biri  olmayı kimse istemez ve sıkılır. Kıskançlığın patolojik boyutlara ulaşması evliliği bitirme noktasına getirir. Oysa kıskançlık bir baharat gibidir, nasıl ki baharatın azı yemeğe tat verir, fazlası yemeği yenemez hale getirirse, kıskançlıkta dozunda ilişkiyi sıcak tutar, dozu aşılınca soğutur.

7- Sorumluluktan Kaçmak Yerine Sorumluluk Almak Gerekir; Evlilik ilişkisinde sorumluluktan kaçmak yerine sorumluluk almak gerekiyor. Özellikle çalışan çiftlerin karşılaştıkları zorluklardan biri de evlilik yükünün tek tarafa yüklenmesidir. Ev işleri, çocuk bakımı, alışveriş ya da fatura ödemelerinin tek tarafa yüklenmesi kişiyi aşırı strese sokuyor ve öfkelendiriyor. Bu da evliliğe yansıyor ve evlilik bağının kopmasına neden olabiliyor. Burada yapılması gereken, kadın erkek ayrımı yapmaksızın yapılacak işleri ortaklaşa yapmak olmalıdır.

8- Yatağı Ayırmak hatadır; Haz ve mutluluk kaynağı olan seksin cezalandırmaya kurban edilmemesi gerekiyor. Duygusal, fiziksel ya da cinsel anlamda kırılan kadınların öçlerini almak için eşlerine uyguladıkları bir numaralı cezalardan biri olan yatakta soğuk davranma, evliliği bitiren nedenlerin arasında ikinci sırada yer alıyor. Birçok kadın bu kısıtlamayı yatağını ayırmadan yaparken birçoğu da dozajı artırarak ayrı odalarda yatma cezası verebiliyor.Kadın bu kısıtlamayı getirirken, kendini de cezalandırdığını unutuyor. Doğası gereği her insan kızgınlıktan kaynaklanan aksamalar yaşandığı zaman, partnerinin artık kendisini istemediğini düşünebilir.Bu da olası tartışmaların habercisidir. Çünkü cezalandırmak için bir kereye mahsus yapılan cinsel kısıtlama eylemi, zamanla alışkanlık haline gelebiliyor. Bu nedenle çiftin cinselkısıtlamanın evliliklerin kaçınılmaz sona gelmesi için ortam hazırladığını unutmaması gerekiyor. Ayrıca erkeklerin içlerindeki sevgiyle ve kadınsı yönle bağlantıya geçme ve bunu partnerlerine ifade etme yollarından biri sekstir. Kadınların bundan yakınmak yerine, bu farkı algılayıp erkeklerin kalplerinin kilidini seksle açmalarında fayda var. Çünkü ‘sevmek’ belki bir şeydir ama ‘sevildiğini bilmek ve hissetmek’ çok şeydir, büyük bir zenginliktir.

9- İletişim Zamanla Öğrenilir; İletişim bir sanattır ve bu sanat zamanla öğrenilebiliyor. Hemen hemen her çift konuşamamaktan yakınır ve evliliği bitiren sebeplerin başında iletişim sorunları gelir. Oysa iletişim hayatı devam ettirebilmek için su içme kadar gerekli olan bir eylemdir. Çünkü iletişim ilişkinin sağlam temellerini oluşturmaya yarayan en büyük etmendir. Evliliklerde yaşanan iletişim sorunları çiftin birbirini ve ilişkisini çevresindekilerle kıyaslaması, birbirinin sözünü kesmesi ya da yüksek sesle partnerini bastırmaya çalışması ve genelleme yapmasıdır. Son zamanların en çok kullanılan cümlelerinden biri olan ‘Konuşacak bir şey bulamıyorum!’ cümlesi bu açıdan çok manidardır. Çift aklına gelebilecek her şeyi birbiriyle paylaşmalıdır, böylece aralarındaki bağ güçlenecektir. Unutmayın ki, paylaşmak güzeldir!

10- Aldatma; Bir yol kazası olan aldatma evliliği bitiren sebeplerin başında geliyor. Aldatma meydana geldiğinde misilleme yapmak, duyguları bastırmak, yüze vurmak ve ayrıntılara dalmak yerine ‘Aldatılmak bana neyi öğretti?’ diye sorabilmek ve bir evlilik terapistinden yardım almak en bilgece yaklaşım olacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here