Jump to content

All Activity

This stream auto-updates     

  1. Today
  2. Yesterday
  3. THE SQUAD GIRAFFE A very big place was reserved for giraffes in the zoo which was in Gülhane Park. There lived a mother and a father giraffe with their two children. They were walking with a swaying movement all day long and the visitors were watching them. The mother and the father giraffes had been living in that place for a very long time so that they got used to living there and they didn’t complain about it, but their children were bored and they always asked their father: ‘ How long are we going to live here? When are you going to take us to the places that you have told us in the fairy tales?’. One day one of his children asked him, ‘Daddy, how did we come here? Who took us here?’. Then the father giraffe decided to tell his children the story of their grandfather who lived very far away from there so that they could be able to understand how they ended up in that place. And he started: ‘All the giraffes are very tall and have long necks but your grandfather was very short when he was born. As the years passed away he become older but he could not get taller and as he got older the desire to be a star in a circus grew more and more in his heart. He did not want to live in that place, and being an ordinary giraffe was not proper for him. So he started to organize shows in the wood where he lived to achieve his goal. All the animals living in that wood were interested in his shows and watched his imitations of different animals happily. One day hunters came to that wood. They were there to catch some animals and take them to a zoo. While they were watching around with their binoculars on a hill, they saw the squad giraffe making his show. When they saw his admirable acting and excellent show they thought that he was a marvellous juggler so they decided to catch him. After the show they started to follow him secretly. The squad giraffe was not surprised because he knew that to be successful there were some difficulties that he had to struggle with. He thought in details about what he should do to dispose of those hunters in and made a very brilliant plan. He knew that if he did something without planning it he would have some difficulties and would be caught by the hunters easily. It was impossible to understand what the hunters’ intention was and how they were planning to catch him. The next day the hunters pinched him near a reed bed. While the hunters were moving ahead they were so happy because they were sure of catching him as there was nowhere for him to run away. When they found out that he disappeared, they could not believe their eyes. They realized that the footprints of the squad giraffe disappeared near the reed bed. In fact this was a part of the giraffe’s plan. He escaped from there by getting on a trunk of a tree which he had hidden there the day before. The following day he could hear the hunters saying that if he was caught, he was going to be taken to a zoo. After hearing this conversation he became so happy that he appeared jigging up and down on his four feet. Then he howled like a wolf and roared like a lion. The hunters were shocked when they saw him doing such things and behaving like a fool. After that the squad giraffe started doing all the tricks that he knew one after another and finished his show. The hunters liked his show very much so that they applauded him. When he was taken to the zoo, he started living here where we live now. But he continued making his shows in his new home. In the meantime my mother and he fell in love. After a time I was born. When I was a little giraffe I remember that a lot of people were coming here to see him and to watch his shows. He was making his shows all day long without getting tired. By the way an international circus used to come here on certain dates of each year. Once while the circus was being established here the owner of it started walking around the zoo. When he saw the crowd he what was happening there so he smuggled into the crowd. After watching the squad giraffe making his show he understood that he was very talented and could become a world-famous star so he gave him lots of money to transfer him to his circus. The squad giraffe put this opportunity into good use and after a few rehearsals he appeared on the stage. He was so successful that the number of people who came to the circus increased suddenly. The circus used to stay for ten days wherever it was established and there used to be only one show during the day. After the small giraffe started working there this changed and four or five shows a day were being made and that year the circus stayed in the zoo for a month. The next year when the circus came here my father visited us. He was here to see my mother and me and his friends. We were very happy. We were together for about two hours. He told us that he had been to a lot of countries making shows and attracted attention of everybody. He wanted to become a star in a circus and he did his best for this and finally he achieved his goal. He was so happy. Did you understand how we came here to this place?’ ‘Yes, daddy we did. We got it very well’, the children replied all together and they looked at each other smiling. There is an undeniable truth that there is nothing which can not be done if you want to do it so much. Nothing or nobody can stop you. You might have some dreams of your own or you would like to be as successful as somebody you admire there is nothing to stop you so you should go for it. The little giraffes followed their grandfather’s footsteps and became very successful circus stars. If you look at the sky very carefully at night you can see them blinking you. Written by: Serdar Yıldırım ------------------------------------------------------------------------------------------------------ BÜCÜR ZÜRAFA İstanbul Gülhane Parkı’ndaki hayvanat bahçesinde zürafalar için oldukça geniş bir yer ayrılmıştı. Burada anne ve baba zürafa ile iki yavru zürafa kalıyordu. Onlar gün boyu salına salına geziyorlar, ziyaretçiler de onları seyrediyordu. Anne ve baba zürafa yıllardır burada bulundukları için durumu kabullenmişler, bu hayata alışmışlardı. Fakat yavru zürafaların canı çok sıkılıyordu. Devamlı olarak babalarına “ Babacığım, bizler burada daha ne kadar zaman kalacağız? Bizleri masallarda anlattığın o güzel yerlere ne zaman götüreceksin? “ diye sitem ediyorlardı. Bir gün yavru zürafalardan biri baba zürafaya şöyle bir soru sordu: “ Babacığım, bizler buralara nasıl geldik, kimler getirdiler?“ Bunun üzerine baba zürafa: “ Bundan yıllar önce, buralardan çok uzaklarda yaşamış dedeniz bücür zürafayı anlatacağım sizlere “ dedi. “ O zaman anlayacaksınız buralara nasıl geldiğimizi. Zürafalar hep uzun boylu, boyunlu olurlar, fakat dedeniz doğduğunda da küçükmüş. Yıllar geçmiş, yaşı büyümüş, boyu büyümemiş. Yaşının büyümesiyle birlikte onun kalbindeki özlem daha da büyümüş. Çünkü o, bir sirk yıldızı olmak istiyormuş. Yaşadığı çevrede tıkılıp kalmak, dar bir kısır döngü içinde ömür törpülemek ona göre değilmiş. Bücür zürafa bu büyük hedefine ulaşabilmek için yaşadığı ormanda gösteriler düzenlemeye başlamış. Orman hayvanları bücür zürafanın gösterilerini ilgiyle karşılamışlar, onun yaptığı hayvan taklitlerini zevkle seyretmişler. Günlerden bir gün ormana avcılar gelmiş. Bu avcılar yakaladıkları hayvanları hayvanat bahçesine götüreceklermiş. Bir tepenin üzerine çıkıp dürbünle çevreyi gözleyen avcılar karşıdaki düzlükte bücür zürafayı gösteri yaparken görmüşler. Bücür zürafanın hayranlık uyandıran hareketlerini, enfes dönüşlerini seyreden avcılar, onun tam bir hokkabaz olduğunda karar kılmışlar. Gösteri bittikten sonra bücür zürafayı yakalamak için iz sürmeye başlamışlar. Bücür zürafa hemen anlamış takip altında olduğunu. Bu durum onu hiç şaşırtmamış. Çünkü zirveye giden yolda önüne bir takım yol ayırımlarının çıkacağını biliyormuş. Olanı biteni en ince ayrıntılarına kadar düşünüp planını yapmış. Eğer plansız, programsız hareket ederse istenmeyen, üzücü olaylar ortaya çıkabilirmiş. Avcıların niyetini kesin olarak bilmek olanaksızmış. Sonunda avcılar bücür zürafayı bir bataklığın yakınlarında kıstırmışlar. Sazlıkta yarım daire şeklinde ilerleyen avcılar, bücür zürafayı yakalamayı umdukları yerde yeller estiğini görmüşler. Bücür zürafanın ayak izleri bataklığın kenarında yok oluyormuş. Aslında bu durum planın bir bölümünü oluşturuyormuş. Bücür zürafa avcıların takibinden kurtulmak için daha önceden oraya sakladığı bir ağaç kütüğüne binerek uzaklaşmış. Ertesi gün avcıların konuşmalarını saklandığı yerden dinleyen bücür zürafa yakalandığı takdirde hayvanat bahçesine götürüleceğini öğrenmiş. Dört ayağı üstünde hoplaya hoplaya ortaya çıkmış ve avcıların hayret dolu bakışları altında iki perende atmış, daha sonra kurt gibi uluyup aslan gibi kükremiş. Bildiği bütün numaraları birbiri peşi sıra sergilemiş ve alkışlar arasında gösterisini tamamlamış. Bücür zürafa hayvanat bahçesine getirilince bu bölüme konmuş. Fakat o burada da boş durmamış, gösterilerine devam etmiş. Bu arada annemle birbirlerine gönül vermişler. Aradan zaman geçmiş, ben doğmuşum. Küçüklüğümü hatırlıyorum da şu demir parmaklıkların arkası bücür zürafayı görmeye gelen insanlarla dolardı. O da gün boyu bıkmadan, usanmadan gösterilerini sürdürürdü. Yavrularım, bu hayvanat bahçesine yılın belli tarihlerinde uluslar arası bir sirk gelir. Sirk kurulurken sirkin sahibi parkta gezmeye çıkmış. Buradaki kalabalığı görünce ne olduğunu merak edip sokulmuş. Bir süre bücür zürafayı seyrettikten sonra onun dünya çapında bir yetenek olduğuna karar vermiş ve yüksek bir ücret karşılığında sirke transfer etmiş. O, ele geçirdiği bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmesini bildi. Bir iki provadan sonra sahneye çıktı. Görülmemiş bir başarı sapladı. Gittiği her yerde on gün kalan ve geceleri bir gösteri sunan sirk, bücür zürafayı kadrosuna almasıyla birlikte seyirci patlamasına uğradı ve günde dört-beş gösteri sunar hale geldi. Sirkin o yıl bir ay kaldığını unutmadan söyleyeyim. Ertesi yıl sirk geldiğinde babam bücür zürafa buraya uğradı. Beni, annemi ve arkadaşlarını görmeye gelmişti. Çok sevindik. Yanımızda iki saat kadar kaldı. Pek çok ülkede gösteriler sunduklarını, gittikleri her yerde yoğun bir ilgiyle karşılaştıklarını anlattı. Sirk yıldızı olmak istemiş, bunun için yıllarını vermiş, sonsuz gayret göstermiş ve sonunda başarmıştı. Mutluydu. Şimdi anladınız mı yavrularım, buralara nasıl geldiğimizi, kimlerin getirdiğini? “ Yavru zürafalar sanki ağız birliği etmişlerdi aynı sözü söylemek için: “ Evet anladık babacığım, hem de çok iyi anladık “ dediler ve birbirlerine bakarak kıkır kıkır güldüler. Ortada reddedilmez bir gerçek vardı. Azmin başaramayacağı hiçbir şey olamazdı. Yeter ki gerçekten istenmeliydi. Tutar koparırdın. İdeal kiminin düşüncesinde bir tutku olarak kendiliğinden ortaya çıkardı. Kimi de başarılı birini örnek alarak onun izinden giderdi. İşte yavru zürafalar bücür zürafanın açtığı yoldan yürüdüler, onun izinden gittiler. Akşamları gökyüzüne dikkatle bakarsanız yıllar sonra birer yıldız olacak iki yavru zürafanın göz kırptıklarını görürsünüz. SON Yazan: Serdar Yıldırım
  4. İtirazım var bu zalim kadere İtirazım var bu sonsuz kedere Feleğin cilvesine hayatın sillesine Dertlerin cümlesine itirazım var Hayatın en başında felek karşımızda mı kaldı Yaşamın kıyısından ömür zaten çok yol aldı Elimde bir kalem bir kağıt kimi zamansa hüznüm Dünyaysa çelme taktı düştük bazen hep penaltı Bir istediğim bir istemediğim günler Hayır beklediğim kendini iteklediğim Ve yere düşünce teklediğim Sırlarım gecemde gizlidir güneşten sakladım Bazen umutlar da söner ayışığından aldığım Yüreksiz olan zevksiz gelip geçer her mevsim Kabartma fazla nefsin yürekli olan sevsin Karanlık odam sessiz düşüncem pek bi keyifsiz Haksızlık damarlarımda gezenlerdir en renksiz Hançeri var hayatın hayata sırtımız dönük Bir mazeretim yok benim yolun sonu zaten ölüm İstediğin kadar bağır kimse duymaz son sözün Adaletiyse bu dünyanın itirazım var gülüm Yarım kalan sevgiye şu emanet gülmeye Yaşamadan ölmeye itirazım var Kapanmış yolların hanında bekleyen yolcuyuz Umutla yolun en sonunda duvar hariç komşuyuz Bir yalan bin yılandan beter binbir yalancı heryerlerde Peşinde milyon keder repler yetmez çare derde İsyanım hem sözlerim hem gözlerim hem özümde Özlediğim birçok şeyde var hiçbiri yok yerinde İstediklerinle yapamadıkların hep aynı mı Bilmem ben ama hep aynı yerde bekliyorum yarını Ben hep yenilmeye mahkum muyum Ben hep ezilmeye mecbur muyum İtirazım var bu yalan dolana benim şu dertlere ne borcum var ki Tuttu yakamı bırakmıyor benim mutlulukla ne zorum var ki Bana cehennemi aratmıyor bana cehennemi aratmıyor
  5. Donuk hayaller , Boş resim kağıtları , Yağar üstüne ; Güneşi örten perdeden . Renklerle doldurur, kalbin beyaz geceyi . Hiç bitmeyen bir sahne , Alırsın biletsiz seyircisinden . Şarkılar seni unutur . Şiirler seni yazmaz . Sen tuvaline rengi olmayan , Boyalar damlatırsın Soğuk son kez ısıtır seni Anne şefkatiyle .
  6. Last week
  7. Çok güzel elinize sağlık, ben tereyağı yerine sade yağ kullanıyorum...
  8. Yöresel ürünler tercih ediyorum. Katkı maddesi olmayan ürünler olacak. Genelde doğal bir şekilde üretilen. Örneğin biber salçası, güneş kurutması hiç bir katkı maddesi
  9. Bugün yine saçma sapan olaylar yaşadim ama komik. Markete gitmek icin evden ciktim çöpü de aldım atip gidicem. Ne unuttum birsey unuttum ama ne yolu yarıladım aaa maskem yok gerimi dönsem cantamda yok aa hayret işim rast gitti cebimde kullanilmis birtane var onun sevinciyle marketin kapisina geldim o da ne çöp elimde marketin onunde konteynır var onu attim alışverişi yaptim eve geldim herseyi yerlestirdim sabun almıştım yok ara ara onuda buzdolabına koymuşum bayağı soğumuş bozulmaz kolay kolay.
  10. Belirlenimci bir dünyada özgürlük ve özgür irade var olabilir mi? Ünlü felsefeci Daniel Dennett, bize özgür iradeyi ve ahlakı sağlayan evrimleşmiş zihnimiz ile hayvanlar arasında ne kadar yalnız olduğumuzu göstererek bu soruya güçlü bir evet yanıtı veriyor. Dennett evrimsel biyoloji, bilişsel sinirbilim, ekonomi ve felsefeden yararlanıyor ve zengin bir biçimde ayrıntılandırılmış hikâyeyi dokuyarak standart yeni-Darwinci akıl yürütmeyi kullanıyor. Ahlak, anlam ve özgürlük konuları üzerine en iyi ve en derin insani düşünceleri, en basit yaşam biçimlerinden hareket ederek inşa edebileceğimizi açıklıyor. Etikle ilgili geleneksel çalışmalara Darwinci bir katkı yaparak etiği, hak ettiği temeller üzerine kurmaya çalışıyor: doğadaki yerimize bütünlüklü bir bakış. "Bilimsel teori ile insan doğası hakkında düşünme biçimimizin etkileşimiyle ilgilenen herkes bu kitabı okumaktan daha iyi bir iş yapamaz.-Simon Blackburn, American Scientist "Entelektüel olarak özgürleştirici." -San Fransisco Chronicle "Dennett bir dizi parlak kitabında, gerçekten önemli konulara el atmış, bunları açıklığa kavuşturmuş, ciddiyetle ele almış ve üzerinde düşünecek ve (daha önemlisi) karşı çıkılacak pek çok şey sunmuştur." -The Washington Post Book World Yazar: Daniel C. Dennett Çevirmen: Çağatay Tarman Sayfa Sayısı: 385 Yayın Tarihi: 23 Aralık 2015 Yayınevi: Alfa Yayınları
  11. İnançlar nasıl doğar, şekillenir, pekiştirilir, ayakta kalır, değiştirilir ve yok edilir? Bu çalışma psikolog, bilim tarihçisi ve dünyanın en ünlü şüphecilerinden biri olan Michael Shermer'in otuz yıllık birikiminin ürünüdür. Shermer'a göre beyin bir inanç motorudur. Önce inançlar gelir, sonra açıklamalar. Duyu verilerinden gelen bilgiyi işleyen beyin doğal olarak önce bir kalıp arar, daha sonra bu kalıba göre anlam bulur. İşte beynimizin noktaları birleştirerek yarattığı bu kalıplar inançlardır, inançlar bir kere oluşunca, bunları sağlamlaştırmak için kanıt aramaya başlanır. Shermer bu sürecin nasıl işlediğini göstermek için siyasetten ekonomiye, dinlerden komplo teorilerine ve doğaüstü olaylara kadar gerçek yaşamdan sayısız örnekler veriyor. En sonunda da inançlarımızın gerçeklerle bağdaşıp bağdaşmadığına karar vermek için en iyi aracın bilim olduğunu gözler önüne seriyor. Yazar: Michael Shermer Çevirmen: Nurettin Elhüseyni Sayfa Sayısı: 436 Yayın Tarihi: 6 Temmuz 2017 Yayınevi: Alfa Yayınları
  12. Bilimin, ahlak konusunda söyleyecek hiçbir sözü olmadığı şeklindeki korkunç söylenceyi savunanlardan birisi de bendim. Şaşırtıcı olan, Ahlakın Coğrafyası: Bilim İnsani Değerleri Nasıl Belirler? düşüncemi tümüyle değiştirdi. —Richard Dawkins, Oxford Üniversitesi Bilim, ahlak ve hayatın amacı gibi insani değerleri belirler mi? Bu, kadim bir tartışmanın en temel sorusu olup, verilen cevap bağlamında örtük bir uzlaşının da bulunduğu bir sorudur. Ahlak ve hayatın amacı gibi insani değerlerin gerek bireysel düzeyde “öznelliği”, gerekse de toplumsal düzeyde “kültürel göreceliliği” anlayışı en radikal muhafazakârlarla en ilerici düşünceye sahip felsefecileri ve bilim insanlarını, “Bilimin, insani değerler hakkında söyleyeceği hiçbir şey yoktur.” önermesinde birleştirmektedir. Bu uzlaşı, en radikal söylemlerin toplumsal düzeyde hoşgörüyle karşılanmasına ve giderek eleştiriden muaf tutularak bir kutsallık zırhına bürünmesine yol açmaktadır. Sam Harris kitapta bu toplumsal uzlaşıya sert bir eleştiri getirerek ahlakın ve insani değerlerin bilimin çalışma konusu olacağını ve fizik biliminin yasalarına benzer evrensel ahlak yasalarının keşfedilmeyi beklediğini savunuyor. Bu savunusunu, ahlaki ilkeleri ve yasaları din ya da erdemler gibi maddi olmayan düşünsel dünyada arayanların aksine bilinçli varlıkların esenliği üzerinde temellendirir. Ahlak ve hayatın asıl amacı hakkındaki soruların, aslında bilinç sahibi varlıkların esenliği ile ilgili sorular olduğunu ileri süren Sam Harris’e göre bu değerler bilimsel olarak anlaşılabilecek gerçeklerdir. Ona göre bilinçli varlıkların esenliği, tümüyle dünyadaki olaylara ve insan beyninin durumuna bağlıdır. Yazar: Sam Harris Sayfa Sayısı: 360 Yayın Tarihi: 1 Ağustos 2016 Yayınevi: Akılçelen Kitaplar
  13. Birara normal günler geçiriyordum herkes gibi, bugünlerde yine bana birşeyler oldu isyerimde üst-üste saçma sapan olaylar yaşıyorum hic haketmedigim halde mobinge maaruz kaldim ve sürgün oldum.
  14. Diyor ki, hayallerinin peşinden git..
  15. Earlier
  16. Amarushaya için 11 ad okuyorum. Rabbim yar ve yardımcısı olsun
  17. Bugün hava bulutlu, karamsarlık dolu bir gün ama dengede ve huzurda  kalabilmek için bol dua fırsat bulursak meditasyon, gecede bir mum ışığında bir tütsü iyi gelecektir. 

  18. Etme, eyleme, gel beni dinle..
  19. "Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler arasında nice cennet bahçeleri var Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. İş, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilmektir.”
  20. Hatay müzesindeki bir lahitten alıntı; Duvarda yazan söz MS 65 yılında vefat eden "Seneca" isimli bir düşünüre ait. Para iIe satın aIınan sadakat, daha fazIa para iIe de satıIır. BaşIayan her şey biter. Büyük bir servet, büyük bir köIeIiktir. ÖIüm, bazen ceza, bazen bir armağan, çoğu zaman da bir Iütuftur. Yeryüzünde gün ışığına Iayık oImayan nice insanIar vardır ama, güneş her gün yeniden doğar. Hayatı komedi sananIar, son espriyi iyi düşünsünIer! Yaşıyorsak, haIa umut var demektir. Aza sahip oIan değiI, çok isteyen fakirdir. Hayatı kaybetmekten daha acı bir şey vardır, yaşamın anIamını kaybetmek. Unutmazsan senin, affetmezsen onun canı acıyacaktır. Unutma, affetmek ve unutmak sadece iyi insanIarın intikamıdır. Ey hayat, senin bu kadar önemIi tutuIman öIüm sayesindedir. Unutma ki, birIikte oIduğun insanın geçmişini kurcaIamak, onunIa kurmayı düşündüğün geIeceği yok etmekten başka bir şeye yaramaz. İnsanIarı tanımak için onIarı sınamaktan korkmayın; çünkü kaybediImesi gerekenIer, en önce kaybediImeIidirIer. GençIiğinde biIgi ağacını dikmeyen, yaşIıIığında rahatIayacağı bir göIge buIamaz. *Hafif acıIar konuşabiIir ama, derin acılar dilsizdir.* ÖLÜM HER ŞEYİ EŞİT KILAR
  21. Kendim için ilk olarak 30 adet ben alıyorum... Amarushaya için 30 adet okundu... Kalan 283...
  22. Eşşeği çamura düşenin sahibinden kuvvetlisi yoktur
  23. Kur'an sure veya ayet veyahut hadisatta geçen dualar meşru istek için okunur. Havas Rukye degildir.Tavana asılı kılıç buna carpilmamak için defaatle düşünüp o zaman harakete geçmek gerekir. Bu tip okumalarda azaptan bahseden ayetleri ve Tebbet fil süreleri gibi helaktan bahsi geçen süreler kullanılır.calisma yapılacak ayet eğer düşmanlık mevzuu ile ilgili ise.cok şiddetli zuhur eder.
  1. Load more activity
×
×
  • Create New...