Jump to content

All Activity

This stream auto-updates     

  1. Past hour
  2. Süslü cümleler kuruyorlar, kursalar nolur?Aksini yapıyorlar her zaman...Ama süslü cümle kurmak güzel şey öyle ya... Yakışıklıysan aşkın satılık olsun, zaten bu olmadan başlamıyor ilişkiler.Aşk sevgi dediğimiz şeylerin karşılığı yakışıklılık kadınların gözünde.
  3. Today
  4. Hangisi birbirine tezat? Güzellik yoksa para olacak işte. Yakışıklıysan aşkın satılık haliyle işin olmaz. Düzen dediğim bu. Bununla birlikte inanılmayan şeylerin edebiyatının yapılmasına ben de karşıyım ama dünyanın %77'si süslü cümleler kurarak buna muhalefet oluyor.
  5. İki paragraf yapmışsın, birbirine ters iki yargıda bulunmuşsun. Ya tipin veyahutta yakışıklılığın geçerli kural olduğunu belirt.Ya da tipin yeterli kriter olmadığını iddia et.Ama sen hem öyle, hem böyle tadında bir cevap vermişsin.İki başlı cevap olmaz.Tek doğru vardır... Ayrıca Amazon kadınları basit olmadıkları için erkekler konusunda seçici davranmışlar.Hitler gibi hayalindeki ırk için tercihler yapmış. Düzene karşı değilim, kadınların; sokakta iç güzellik edebiyatı yapıp öte yandan hayatlarına sokacakları erkekleri yakışıklı olanlardan seçmelerine kızıyorum.İnanmadığın şeyin edebiyatını yapma o zaman.Dürüst ol, tercihini açıkça söyle, süslü cümleler kurmanın ne manası var?
  6. Abi dünyada düzen böyle işliyor. Kimse doğacağı coğrafyayı, mali durumunu ve fiziksel özelliklerini seçemiyor. Bazen kimseye bir zararın dokunmaz ama hayat senin canına okur. Bu da yetmez açılan yaraların dağlanır. Kimi suçlayacaksın ki? Adalet denilen kavram bu dünyada yok. Öteki dünya diye bir yer zaten yok. Kimisi yaşamın insana verdiği olanaklardan sonuna kadar faydalanıp mutlu bir şekilde buradan göçüp giderken kimisi nefes alıp vermek dışında bir şey yapamadan kırgın ayrılır bu dünyadan. Daha iyisini haketmek ve hatta bunun için yıllarca gözyaşı dökmek bile sonucu değiştirmiyor ne yazık ki. Amazonlarla ilgili vurgulamak istediğim sadece dış güzellik durumu kurtarıyor mu? Herif yakışıklı ama aptalın önde gideni. O zaman ne olacak? Üstelik o dönemde birisinin ebeveyne çekeceği düşüncesi daha baskın. Güzelliğini babasından alıp zekâsını anasından alacağının garantisi de yok. Amazonların bu kadar basit düşüneceğine ihtimal vermedim. Yakışıklı ve zeki olması gibi daha mantıklı bir durum olabileceğini değerlendirdim.
  7. Yani paraya, kalbini ve aşkını satılığa çıkarabilirler. Yani ya paralı statü sahibi olacaksın, ya da yakışıklı olacaksın bir kadın tarafından sevilmek için? Ayrıca Amazonlarla ilgili bu söylenenler gerçek, Amazonlar birlikte olacakları erkekleri seçerken görüntüye dikkat ederek seçermiş.Buradaki amaç güçlü ve yakışıklı bir erkek ırkı elde etmek.Yüzeysel dediğin şey, tarihte böyle geçiyor. Yani ne anlatmak istediğini anlamadım?
  8. Subjektif bir değerlendirme yaparak, Amazonların dış güzellik edebiyatı yapan günümüzdeki kadınlarla kıyaslanmasını biraz yüzeysel bulduğumu söyleyebilirim. Amazonların dış güzelliğin yanında zihinsel duruma önem verip vermediği hiç araştırılmış mı meselâ? Yani sadece dış güzellik Amazonlar için tek ölçüt mü? Günümüzde altın oran kavramına tepki olarak doğmuş bir erkek, finansal gücüyle bu açığını kapatabiliyor meselâ. Yeterince paranız varsa Quasimodo da olsanız bu sizi karşı cinsin gözünde Chris Hemsworth'e dönüştürür.
  9. İş yerinde bi adam vardı biri genç te vardı o da gayet yakışıklı ve efendi biriydi ve kız arkadaşı vardı bağlıydı yani , adam da etrafa söylenip duruyordu damadım olacak kişi yakışıklı olmalı diyordu biri de sordu niye illa yakışıklı istiyorsun felan adam da cevaben torunum da kendisine benzer yakışıklı olur çok severim diyordu aslında o gence duyuru yapıyordu al kızımı felan manasında oysa genelde kızlar halaya oğlanlar da dayıya benzerler çok olmasada..
  10. Amazonlar Kelt mitolojisinde Matriarkal olarak geçer. Homeros'un İlyada ve Odysseia eserinde yer almakta olup, Truva savaşında Aşil'e karşı savaştıkları geçmiştir. Ancak Amazonlar hakkında yazılanların çoğu Herodot'a dayanmaktadır. Akhilleus, düşmanını yendiği için rahat bir nefes almış ama yine de; içinde bu çok iyi dövüşen düşmana karşı bir saygı, bir hayranlık uyanmış. Toz toprak içinde yatan bedene doğru yaklaşmış ve kendisini bu kadar uğraştıran kişinin yüzünü görmek için, yaralının başını kucağına almış. Bu narin beden karşısında biraz şaşırmışsa da asıl şaşkınlığı başlığı çıkartınca yaşamış. Karşısında bir kadın varmış. Hem de çok güzel bir kadın. Kendi mızrağı ile yaraladığı bu güzel kadın, az önceki zorlu mücadelede kendisini zorlayan askermiş. İnanamamış gözlerine Akhilleus. Öyle ki; ölmek üzere olan kraliçenin güzelliği ve cesareti karşısında, çok etkilenmiş ve aşık oluvermiş bu güzel kadına. Ama olan olmuş ve kraliçe aldığı ölümcül yara nedeniyle son nefesini vermiş Akhilleusâ€â•un kollarında. Akhilleus ve Penthesileiaâ€â•nın bu mücadelesi zamanla o devrin sanatçıları ve ozanları arasında çok sevilmiş ve çeşitli sanat eserlerine konu edilmiş. Eski ve acıklı bir aşktan geri kalanlarla beraber... Ve Amazon kadınları ile ilgili en ilginç detay; erkeklerle hiç etkileşimleri oldu mu?Evet olmuş, fakat bunu anaerkil soylarının devamlılığı için yapmışlar.Bunu yaparken yılda bir kez düzenlenen panayır şenliklerinde, köylerin yakışıklı erkeklerinden seçtikleri erkeklerle kutlayıp soylarının devamlılığını sağlarmış.Hatta öyle ki; İskitler yağmaya maruz kalmamak için Amazon kadınlarının bulunduğu yerleşim yerine savaşçı yerine bir grup yakışıklı erkek göndermiş ve gözlem yapmalarını istemiştir. İşte hep diyorum ya, yüzyıllardır kadının beğeni algısı hiç değişmedi, bundan sonrada değişmeyecek.Birkaç sözüm ona "iç güzellik edebiyatı" yapan yalancı kadınlar iyi okusunlar bunları.Artık yalan söylemeyi bırakın, her birinizin hayatlarında yakışıklı bir erkek istediğini siz de biliyorsunuz ben de biliyorum...
  11. Aslında muhabbet duası işinde yükseltmek için değilde arandaki samimiyeti artıracaktır.İş yerinde yükselmek isityorsan Ya Azim ve Ya Rafi esmlarını günlük olarak zikretmelisin.Namaz kılıyorsan mutlaka 5 vakit namaz sonrası adetlerince.5 vakit kılamıyorsan sabah ve yatsı namazından sonra mutlaka.
  12. Yoruldum...Hemde o kadar çok yoruldumki herseyden...İş ev hayat hersey okadar yorucu ve bunaltıcı gelmeye basladiki...Bunlarada şükür ama artık dinlenmek isityorum...
  13. Yesterday
  14. Marcel Mauss’un insan bilimlerine büyük katkı sağlayan klasik çalışması, ilk defa ve kapsamlı biçimde Türkçe’de. Mauss mitoloji, dilbilim, etnografya, psikoloji, din, hukuk ve ekonomi alanlarında olağanüstü bilgi birikimiyle yazısız toplumların dünyasında yolculuğa çıkıyor. Büyünün, dinin, bu ikisi arasındaki ilişkilerin ve bunun toplumların organizasyonunda oynadığı rolün analizine yer verilen kitapta, ilkel denilen toplumlar ile uygar toplumlar arasındaki derin tarihsel bağlantılar ortaya konulmaktadır. Özel anlamda bireylerin, genel anlamda toplulukların doğayla ve birbirleriyle olan ilişkileri, mücadeleleri, toplumsallaşma araç ve yöntemleri (örneğin potlaçlar, değiş-tokuş ve hediyeler) ve bunun nasıl bir uygarlık süreci hâline dönüştüğü anlatılmaktadır. İnsanın kendini, doğayı, ölümü, Tanrı’yı ve içinde yaşadığı topluluğu açıklama, yorumlama, anlamlandırma ve diğer taraftan hayatta kalma çabası olarak tanımlayabileceğimiz uygarlık süreci, bu kitapta, büyü, din, tabu, mana türünden olguların bir sentezi olarak karşımıza çıkmaktadır. Claude Lévi Strauss’un kapsamlı önsözüyle başlayan çalışma, antropoloji ve sosyoloji öğrenimi için olmazsa olmaz bir yere sahiptir ve bu konuda büyük bir boşluğu doldurmaktadır. Yazar: Marcel Mauss Çevirmen: Özcan Doğan Sayfa Sayısı: 663 Yayın Tarihi: 1 Mayıs 2011 Yayınevi: Doğu Batı Yayınları
  15. Eserleri çok satan yazar, araştırmacı gazeteci ve televizyon sunucusu Graham Hancock, oldukça tartışmalı bir tarih görüşüne sahip. Dünyanın bazı bölgelerindeki halklara bilgi getirmiş gizemli, kayıp bir medeniyet hakkındaki teorisi o kadar büyük bir kitlenin ilgisini çekti ki bu teori geleneksel tarih anlayışını değiştirebilir. BBC, Horizon, Aralık 2000 Buz devrine ait haritalar, tarihöncesi mitlerde kodlu olan bilimsel ve astronomik bulgular, Mısır Piramitlerinin ve Gize Platosu’ndaki tapınakların inşasındaki ustalık, Meksika’daki Güneş ve Ay Piramitleri, Virakoça efsanesi, Pîrî Reis Haritası’nın gizemi... Graham Hancock dünya çapında, milyonlarca insanın ilgisini çeken eseri Tanrıların Parmak İzleri’nde haritası olmayan bölgeleri keşfediyor, önyargıları sorguluyor, geçmişin karanlık ve gizemli dönemlerine ışık tutuyor. Tanrıların Parmak İzleri, kimi tarihçilerin acımasız saldırılarına ve eleştirilerine maruz kalıp şiddetli tartışmalara neden olurken kimi kalıplaşmış düşüncelerin ve tarihsel önyargıların sorgulanmasını sağlamış; araştırmacıların ve gezginlerin dünyanın en gizemli antik yerleşim yerlerine olan merakını uyandırmıştır. Yazar: Graham Hancock Çevirmen: Levent Kartal Sayfa Sayısı: 600 Yayın Tarihi: 3 Nisan 2019 Yayınevi: Omega Yayınları
  16. Tehlikeli bir biçimde kutuplaşmış dünyamızda dinin insan hayatındaki rolünün kapsamlı bir araştırması Karen Armstrong, Yontma Taş Devri’nden günümüze, Tanrı, Brahman, Nirvana, Allah veya Tao olarak adlandırılan, insanlığın kutsal bir gerçeklik deneyimi yaşamak için gösterdiği çabaları detaylarıyla anlatıyor. İslam, Hristiyanlık, Yahudilik, Budizm, Hinduizm ve Çin tinselliklerinden örnekler vererek çağımızda dine karşı azalan ilgiyi ve neden birçok insanın Tanrı’yı umursamadığını veya inancın faydasını sorguladığını araştırıyor. Neden insanlar Tanrı’ya inanmaz oldular? Neden ateistler ve teistler Tanrı’yı atalarımızdan çok daha farklı bir biçimde düşünüyor? Tüm bu soruları diğer tüm kitaplarının alametifarikası olan derinlik ve engin içgörüsüyle yanıtlayan Armstrong, değişen dünyanın toplumsal ve bireysel düzeyde dinin önemini de değiştirdiğini açıklıyor. Ancak Armstrong, dinin hiçbir zaman insan mantığının çözmesi gereken sorulara yanıt vermekle mükellef olmadığına da dikkat çekiyor, bunun logos’un görevi olduğunu belirtiyor. Dinin görevinin “basit açıklamaları olmayan gerçeklerle birlikte yaratıcı, barışçıl ve hatta neşeli bir hayat yaşamamıza yardım etmek” olduğunu iddia ediyor. Dinin de kendiliğinden işe yaramayacağını vurguluyor. Dinin uygulamalı bir disiplin olduğunu, içgörülerinin soyut spekülasyonlardan değil “adanmış entelektüel girişimlerden” ve “bireyselliğin prizmasından kurtulmamızı sağlayacak merhamet ve şefkat dolu bir yaşam tarzından” elde edilebileceğini söylüyor. “Sıklıkla bilim ile din arasındaki çatışma olarak gösterilen ateizm tartışmasıyla ilgilenen herkes için zorlayıcı, akıllı ve aydınlatıcı bir kitap.” Elaine Pagels “Tanrı Savunusu gibi bir kitabın zamanı gelmişti. Dinî görüşlerin ilgi çekici bir anlatısı olmanın yanı sıra saldırgan ateizm anlayışına da haddini bildiriyor.” Ross Douthat, The New York Times Book Review “Tanrı Savunusu Armstrong’un en özlü ve pratik kitabı. Neye değil, nasıl inandığımızı inceliyor; dine karşı ilgimizi nerede ve nasıl kaybettiğimizi ve tekrar elde etmek için neler yapabileceğimizi araştırıyor.” Michael Brunton, Ode “Armstrong hırslı bir yazar. Tanrı Savunusu, üniversitenin koca bir sömestrinin bir kitaba sıkıştırılmış hali; kapsamlı ve baş döndürücü entelektüel bir tarih anlatısı… Tanrı Savunusu’nu okurken zekâmın geliştiğini hissettim… İnsanı heyecanlandıran ve umut veren bir eser. Kitabı bitirdiğimde canlandım, durdum ve tekrar yıldızlara baktım.” Susan Jane Gilman “Armstrong bütün kitaplarıyla insanların büyük bir talebine yanıt veriyor: inancın, insanlığın en derin açlıklarına verilen bir yanıt olarak ciddiye alınması gerektiğine.” The Economist “Tanrı Savunusu, Tanrı’nın varlığını ispatlamaya çalışan bir kitap değil ancak dinin modern algısına yeni bir pencereden bakıyor… Bu kitap, okuyucusuna birçok fikir ve perspektif kazandırıyor.” Winnipeg Free Press “Armstrong’un argümanları son derece öngörülü çünkü dinsel dünyada yaşanan değişimleri net bir şekilde yansıtıyor.” Lisa Miller, Newsweek Yazar: Karen Armstrong Çevirmen: Şahika Tokel Sayfa Sayısı: 520 Yayın Tarihi: 24 Nisan 2019 Yayınevi: Pegasus
  17. Okula mi işe mi gidiyoruz hergün egitiliyoruz, bugun yine bir sıkıcı egitim annem arıyor, anne onemli mi şimdi işim var dedim, cok önemli dedi, iyi söyle " evde patates yok canim patates salatasi istiyor" dedi. Hayat herkese zor bana duble zor.
  18. Ben çok severim bu duayı Sonrada Yasin suresini okurum.
  19. Selam  kardeşim bu siteyi çok seviyorum ama yenilenenden beri eski nikim vittorya ile giriş yapamıyorum  bende rebaka olarak değiştirdim eski nikimi girince parola yanlış yazıyor ama doğru giriyorum Siz yardımcı olabilirseniz olurmusunuz? 

  20. Ondan kolayı ne var kobra Murat ın evi gibi evimin anahtarını altın sarıya boyarım kolyeye geçirip takarım
  21. 10 yıl önceki altın anahtarlık kolyeyi 50-60 tlye şimdi bulursanız alırsınız...
  22. Selam.Kendim toplamayib.Annem benim icin alip niyyet edib bana taka bilirmi? Azeriyim ben.Tam nasil Yapiliyo bilemiyorum.
  1. Load more activity
×
×
  • Create New...